Sayfa 1/2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Kapılar ve Köprüler...

  1. #1
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart Kapılar ve Köprüler...

    "Gül dili","Mizan Denge Üzerine Kuruludur" ve "Şiir" bölümlerini kapattım.

    İşin açığı temel sebep konuların çok uzaması ve şarkı-türkü ve siyasetten bıkmış olmamdı.

    Yeni bir başlık sözü vermiştim;buda o söz verdiğim başlık.

    "Kapı" ve "Köprü" diye başladım.

    Ne demek istedim anlatmaya çalışayım.

    Kapılar türlü türlüdür;

    Kimi nefse,şeytana karanlığa açılır,kimi ise aydınlığa,ferahlığa.

    Kapı vardır karanlığa köle eder insanı,kapı vardır göğsünü hakka şerh etmeye vesile olur.

    Rahmani kapıları zorlayacağız bu başlık altında.

    Nefsimizin,şeytanın zihnimizde-kalbimizde bıraktığı çürüğü-çarığı-manevi kirleri temizlemeye çalışacağız.

    Nuru Rahman'dan göğsümüze köprüler,Rahmeti Rahmanla dolu sinelerden kalbimize ışık saçan kapılar oluşturmaya çalışacağız.

    O(c.c)' nun nuruna kapı insanlardan,O(c.c)'nun Nuruna köprü sözler paylaşmaya çalışacağız.

    Rabbim Settar ismi şerifiyle hatalarımızı örtsün inşallah...
    Konu Denge tarafından (09-04-2022 Saat 06:09 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    MEVLANA VE AŞK

    Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana’nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. ‘Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.’ Kudsi hadisiyle; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir.

    Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle, binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı …

    Mana Padişahı Mevlana’ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail “Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım.” diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre’yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail’i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber’i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.

    Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :

    “Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur.

    Akıl, Cebrail gibi ; ‘ Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.

    Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.’ der.

    (Mesnevi,I/ 1112-14)

    Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk’a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah’a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)

    Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; “Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır.

    (Fihi Mafih, 325-326)

    Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:

    Birisi sordu : ‘Aşıklık nedir ?’ Dedim ki : ” Benim gibi olursan bilirsin !”

    (Mecalis-i Sab’a, 82)

    Yüce Sultanın “Ben ol da bil!” sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , “bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar.

    Yine Mesnevide :

    “Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır.

    Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner.

    Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder.

    Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme.” (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.

    Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

    Mevlana ;

    “Anam aşk, babam aşk,

    Peygamberim aşk, Allahım aşk,

    Ben bir aşk çocuğuyum,

    Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim.”
    sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.

    Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

    “Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır.”

    (Mesnevi,I/224)

    “Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

    Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

    Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

    Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

    “Bu aşka bende kabiliyet yok’ deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

    “Külle aşık olanlar , cüz’ e itibar etmez. Cüz’ e meyleden , küllün isteyicisi değildir” (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :

    “Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür.” (Mesnevi , I /2861)

    Mecnun, Leyla’nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla’nın aşkına ulaşmıştır.

    Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:

    “Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.

    Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan…

    Mademki kafatasında aşk şarabı yok,

    Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala…”

    (Rubailer,126)

    “Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir.” (Mesnevi,I/31)

    Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

    “Baht sana yar olur, yaver kesilirse;

    Aşk, seninle işe güce girişir.

    Aşksız ömrü hesaba sayma;

    O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü…”

    (Mecali-i Saba 43)

    https://semazen.net/hz-mevlana-dusun...azi-kavramlar/
    Konu Denge tarafından (06-04-2022 Saat 11:42 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    **“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.)


    **"İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.)

    ** “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.)

    **“Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.” (Buhârî, Edeb, 57, 58.)

    **“Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.” (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.)

    **“(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.” (Tirmizî, Birr, 58.)

    ** “(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.” (Tirmizî, Birr, 36.)

    **“Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.)

    **“Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.” (Tirmizî, Birr, 3.)

    **“Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.” (İbn Mâce, Dua, 11.)

    **“Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.” (Tirmizî, Birr, 33.)

    **“Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. (Tirmizî, Radâ’, 11; İbn Mâce, Nikâh, 50.)

    **“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.)

    **“Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. (Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.)

    **Peygamber Efendimiz “(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının.” buyurdu. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu: “Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak.” (Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.)

    **“Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.” (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.)

    **“Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” (Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.)

    **“Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.” (Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.)

    **“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.)

    **“Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.)

    **“Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164.)

    ** “Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.” (Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.)

    **“İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.” (İbn Mâce, Ruhûn, 4.)

    **“Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)

    **“İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.” (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.)

    ** “Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Tirmizî, Cum’a, 80)

    HADİS'İ ŞERIFLER...
    Konu Denge tarafından (09-04-2022 Saat 06:07 AM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    https://mehmedkirkinci.com/muvaffaki...atin-rolu.html

    Mehmet Kırkıncı Hocaefendi-Muvaffakiyette ve Terakkide Maneviyatın Rolü...
    Konu Denge tarafından (09-04-2022 Saat 07:10 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    Aradan uzun zaman geçti,çok değerli insanlar göçtü dünyadan,rahmetli Ömer Tuğrul hocamızın kafamıza vura vura öğrettiği gibi aslında onlar ölmedi,ahirete doğdular.

    Bir kere bir sohbeti vardı,orda muhabbetsiz evlilikler muhabbetsiz çocuklar doğuruyor demişti.

    Bu aslında sadece evlilikler için geçerli bir sorun değildir.

    Bu ülkenin tümü aslında muhabbetini kaybetmiştir.

    Muhabbet ki tüm duyguların anası ve çıkış noktasıdır.

    Öfke dahi yeri gelince güzeldir,ola ki muhabbetten doğmuş olsun.

    Ama ruhunu,muhabbetini,vicdanını,merhametini paraya,şehvete,hırsına satmış ülkem insanını,bu hayat süren leşleri kim diriltecek,kalblerine hayat vermeye kim vesile olmaya güç yetirebilecektir?

    Çözüm noktasında bir sürü birbine benzer,ilimden-irfandan-hayadan habersiz işkembe ve gırtlak ağaları otururken,güzelim yurdum insanının kalbi ve aklı hergün yeniden madde ile iğfal edilirken yeniden bir manevi dirilişten bahsetmek mümkün müdür?

    Hüzün muhabbettense bir şeye benzer,celal muhabbet kaynaklı ise bir değerinin olduğundan bahsedilebilir.

    Ama ihlassız muhabbetler,sözde -Show Business'le uğraşırken şık dursun diye kelimelere giydirilen- Allah aşkları,güya muhabbet alıp satan içi geçmiş din bezirganları milletin hangi manevi hastalığına,hangi illetine deva olacaktır?

    Bu yaraya biz devayız iddiasıyla yola çıkanların kendileri işin sonunda dünyevi hırslar peşinde kanayan birer yaraya dönüşmüşlerdir.

    Allah davası,hizmet davası,müteahhitlik davasına,cep şişirme davasına,lüks ve şatafat davasına dönüşmüştür.

    Ehveni şer diyerek bu düzene devam demek,dinin,ilmin irfanın adını daha fazla lekelemek nereye kadar mümkündür?

    Ülkeyi yönetirken gerek bürokraside,gerek adalette,gerek siyasette yaşadığımız keyfiliklerin,hukuksuzlukların,kul hakkına tecavüzlerin hesabını kim verecektir?

    Diğer seçeneklerde çok fark yaratacak,çokda matah seçenekler değildir,hepimiz bunun farkındayız,ama insanlar biraz nefes almak istiyor,keyfiliklerden,hukuksuzlardan,şımarıklıkla rdan bıktılar.

    Üç-beş iyi niyetli ihlas sahibinin nefesi bu yangını söndürmeye yetmez,bu kafayla gidersek yetmeyecektirde.

    Ben hem kendimden hem ülkem insanından ümidimi kestim ve çok oldu yeni ümit beslemeyeli ama tek kapıdan ümit kesilmez,oda rahmeti rahmanın kapısıdır.

    Allahu Alem...
    Konu Denge tarafından (20-03-2023 Saat 09:36 AM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318
    Konu Denge tarafından (09-03-2023 Saat 08:53 PM ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    BİR SAKİDEN İÇTİK ŞARAP

    Bir sakiden içtik şarap, arştan yüce meyhanesi,
    O sakinin mestleriyiz, canlar onun peymanesi.

    Bir meclistir meclisimiz, onda ciğer kebap olur,
    Bir şem yanar ki orada, güneş ve ay pervanesi.

    O şem'e karşı yananın külli vücudu nur olur,
    O od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi.

    O meclisin aşıkları, İbrahim Ethem'dir biri,
    Belh şehri gibi bin ola her köşede viranesi.

    Bizim meclis mestlerinin demleri Enel Hak olur,
    Hallacı Mansur gibidir en kemine divanesi .

    Aşk şarabın içenlere gel bir nazar eyleyi gör,
    Bunca yıldır nice döner o meclisin piyalesi.

    Ey sat hezaran Bayezıt, anda muganniler çalar,
    Ütrük nefsek teal olur, o çalgının teranesi.

    Yunus bu sözlerin senin mana olur bilenlere,
    Akil kamil olan kişi bu manaya inanası.

    Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil,
    Bilmez misin cahillerin nice geçer zamanesi.

    Yunus Emre

    ***

    https://youtu.be/4Wu1cCZr2sM

    Serdar Tuncer yorumuyla...

  8. #8
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    Yar yüreğim yar
    Gör ki neler var canım
    Gör ki neler var Allah.
    Bu halk içinde de canım
    Bize gülen var Allah

    Koy gülen gülsün
    Hak bizi bilsin canım
    Hak bizi bilsin Allah.
    Gafiller bilsin de bilsin
    Hakkı seven var
    Hakkı seven var Allah.

    Her kim merdane
    Gelsin meydane canım
    Gelsin meydane Allah.
    Kıyamaz cane de canım
    Kimde hüner var
    Kimde hüner var Allah.

    Yunus sen burda
    Meydan isteme canım
    Meydan isteme Allah
    Meydanlar içinde canım
    Merdaneler var
    Merdaneler var Allah.

    Bu yol uzundur
    Menzili çoktur canım
    Menzili çoktur Allah.
    Geçidi yoktur yoktur
    Derin sular var
    Derin sular var Allah.

    Yunus Emre (k.s)


    Çok bulanık aktık,haddimiz olmayarak siyasete bulaştık,saf-duru akan ırmaklar yerine gittik lağamlarla uğraştık.

    Sonunda ne oldu?

    Lağamın içinde bizde kaynadık gittik.

    Memleketi çok insan kurtarmak istedi ama hiçbirinin gücü yetmedi,kimbilir belkide ya niyetleri halis değildi ya da çukurun bu kadar büyük olduğunun farkında değillerdi.

    Her siyasetle uğraştığımda sonunda bi pişman olurum,döndüm dolaştım gene aynı yere geldim.

    Bunlarla uğraşacağıma bir köşeye çekilsem,ibadetime-tesbihime devam etsem,kalp aynamda birikmiş yılların kirini pasını arındırsaydım daha iyiydi ya demek ki bizde kolaya kaçıyoruz artık.

    Ömür sermayesi bitiyor,durmadan eskileri tüketiyoruz,öbür tarafa bir hazırlığımız yok,boş işlerle kendi kendimize tuzak kuruyoruz.

    Elim boş gelmeyeyim dedim genede,yamalı bohçamızdan Yunus çıktı,onu getirdik.

    Rabbim seçimdi meçimdi lafı ederken büyüttüğümüz ateşimizi teskin etsin.

    Girdiğimiz kul hakları,kırdığımız kalpler varsa onlardanda helallik isteriz.

    Rabbim göğsümüzü,aklımızı,kulağımızı,gözümüzü nârdan nûra çevirsin,bizi ve bizim gibileride ıslah eylesin inşaallah.

    Amin...

  9. #9
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    https://youtu.be/gFvxx1_UVlQ

    Hayalhanem'den güzel bir sohbet...


    ***

    Arif isen bir gül yeter kokmaya,

    Cahil isen gir bahçeye yıkmaya...

    LA EDRİ...
    Konu Denge tarafından (08-07-2023 Saat 05:52 AM ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Çıraklık Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    1.318

    Standart

    https://youtu.be/dyHv7r6o6LU?si=XO55_5wFXksRYWQC

    Bâde'i Lebinden Nûş Eden Âşık...


    Bade-i lebinden nuş eden aşık
    Ne gezer mescitte meyhaneler var
    Onun için kimseyle etmez ilişik
    Nasibini almış divaneler var

    Aşık olan aşk oduna alışır
    Sadık olan erenlere karışır
    Meyhaneden çıkar gelir ulaşır
    Hakka vasıl olan mestaneler var

    Hakkı gel sırrını eyleme zahir
    Öyle bir yol tut ki olasın mahir
    Harabat ehline hor bakma şakir
    Defineye malik viraneler var


    Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
    Konu Denge tarafından (27-12-2023 Saat 10:38 AM ) değiştirilmiştir.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. kapalı kapılar..
    By kasımpatı in forum Paylaşım Köşesi
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 09-09-2008, 01:48 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •