Sayfa 1/2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Etiketlerinizden ne kadar eminsiniz?

  1. #1
    Karar Dönemi
    Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar
    152

    Standart Etiketlerinizden ne kadar eminsiniz?

    Canları fazlasıyla sıkılmış sekiz kişi düşünelim. İsim ve meslekleri hariç hayatlarını olduğu gibi aktararak bir psikiyatri kliniğine giderek deli taklidi yapıyorlar. Yedi tanesine şizofreni bir tanesine ise psikoz teşhisi konuluyor. Tabiki bu sekiz kişi bunu can sıkıntısıdan yapmıyor. Pat deneyinden bahsediyorum. (Detaylı bilgi için Google amcaya bir uğrayın.) Hasta olmadıkları halde hastalık belirtilerini söyleyerek aldıkları teşhis... Günümüze baktığımızda bilgi elimizin altında desek yeridir. Mesela x kişisinin uyku problemi var. Uzun ve aksiyonlu uğraşlar sonucu sorunun uyku problemi değilde şizofreni olduğunu anlıyor x kişisi. Vah vah ne yazık. Ee bu kadar uğraştın be x bari bir uzmana gitte onaylattır hastalığını değil mi? Komik ama durum bu. Kendi kendinizin doktoru olmayı çok yanlış anlamışız anlaşılan. Konuyu fazla dağıtmadan asıl soruma geleyim. Ne kadar eminiz? Özellikle pat deneyi bu kadar düşündürürken... Ortada somut bir kanıt olmadan soyutluklarımıza takılan etiketler ne kadar doğru?
    Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya
    klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında
    koca koca delikler açmak istiyordum.
    Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum.

    Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum

  2. #2
    Cahillik Dönemi nickname - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    898

    Standart

    Çok güzel bir deneymiş, internetten araştırdım şimdi. Kendimi sorguladım ve hatalarımı gördüm bende. Örneğin bir doktora giderken internetten okuduğum hastalığın şekline girip gidiyorum sanki örneğin kendimi etiketleyip doktora gerçek şikayetlerim ile değil de kendimi etiketlediğim şikayetlerle gidiyorum. Yani teşhisi ben koymuşum gibi. Çok yanlış
    ''Genelde öyle olur dostum. Hayat, mutsuzluk fonunun üzerine mutluluk kırıntıları dökülmüş bir resim gibidir. Normal olan mutsuz olman zaten. Mutlu olman anormaldi.''
    dreamer8

  3. #3
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    Dec 2014
    Mesajlar
    2.805

    Standart

    Anlattaıklarında son derece haklısın. Bırak psikolojik tanı koymayı, kurmaca fiziksel bir hastalık ve ağrıdan dahi bahsedilse emin ol ona da teşhis koyar doktorlar. Yani olmayan bir hastalığı varmış gibi göstermek. Fakat bu konuda doktorlara da hak veriyorum. Bir doktorun hastayı incelemek ve dinlemek için yeterli vakti olmuyor. Klasik bir iki tetkik ve hastanın şikayetlerini dinleyerek sonuca ulaşmaya çalışılan bir sağlık sistemi mevcut. Bu hemen hemen dünyanın pek çok ülkesinde benzer şekildedir. Yani sağlam birini doktora götürüp hastalık tanısı aldırmak hiç de zor değil. Özellikle psikolojik muayenelerde hikaye ve gözlem üzerinden gidilir. Doktor hastayı dinler ve izler. Buradan belli bir hastalık sınıfına dahil eder hastayı. Malesef bu şekilde ilerliyor sistem.

  4. #4
    Cahillik Dönemi nickname - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    898

    Standart

    Alıntı dreamer8 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anlattaıklarında son derece haklısın. Bırak psikolojik tanı koymayı, kurmaca fiziksel bir hastalık ve ağrıdan dahi bahsedilse emin ol ona da teşhis koyar doktorlar. Yani olmayan bir hastalığı varmış gibi göstermek. Fakat bu konuda doktorlara da hak veriyorum. Bir doktorun hastayı incelemek ve dinlemek için yeterli vakti olmuyor. Klasik bir iki tetkik ve hastanın şikayetlerini dinleyerek sonuca ulaşmaya çalışılan bir sağlık sistemi mevcut. Bu hemen hemen dünyanın pek çok ülkesinde benzer şekildedir. Yani sağlam birini doktora götürüp hastalık tanısı aldırmak hiç de zor değil. Özellikle psikolojik muayenelerde hikaye ve gözlem üzerinden gidilir. Doktor hastayı dinler ve izler. Buradan belli bir hastalık sınıfına dahil eder hastayı. Malesef bu şekilde ilerliyor sistem.
    Dünyada iyi psikoterapistler işin ehli insanlar var, gerçekten hastanın konuşmasından,mimiklerinden,ses tonundan biçok şeyi anlıyolar. Türkiye'de de hatrı sayılır isimler var fakat ben özellikle psikoloji konusunda iyi bir yere gitme taraftarıyım. Devlette 5-10dk lık konuşmadan teşhis konulması saçmalık gibi geliyor ve işlerin daha kötüye gideceğini bile düşünebilirim. En azından psikoloji konusunda adam gibi bir yere gidilmeli.
    ''Genelde öyle olur dostum. Hayat, mutsuzluk fonunun üzerine mutluluk kırıntıları dökülmüş bir resim gibidir. Normal olan mutsuz olman zaten. Mutlu olman anormaldi.''
    dreamer8

  5. #5

    Standart

    Ana başlıklar halinde psikolojik muayene bunları içeriyormuş;

    Ruhsal durum muayenesi hasta ile konuşmaya ve gözlemeye dayanır.

    TANITMA
    KONUŞMA VE İLİŞKİ KURMA
    DUYGULANIM (AFFECT), DUYGUDURUM (MOOD)
    BİLİŞSEL (COGNITIVE) YETİLER
    DÜŞÜNME
    DIŞA VURAN DAVRANIŞ
    ÖZBENLİK KAVRAMI (SELF-CONCEPT)
    İLİŞKİLER
    AKTARIM (TRANSFERENCE) BELİRTİLERİ
    KLİNİK TANI
    "İnanırsan Hayaller Gerçek Olur" Aynur Meydan'ın şiirinden. Çok doğru bir söz ama hiç tavsiye etmem...

  6. #6

    Standart

    TANITMA

    Muayene durumu
    muayenenin
    yeri
    tarihi
    nedeni
    süresi
    kaç görüşmede tamamlanacak
    başka kişilerden alınan bilgiler , bu kişilerin güvenirlilikleri bakımından izleniminiz nedir
    başka ek muayeneler
    başka ek muayeneler (psikolojik testler, hemşire gözlemleri)
    Genel görünüm
    fiziki yapısı ( ince, uzun, kambur, sarışın vb.)
    giyim kuşam (giysi siyah beyaz, aşırı makyaj, gösterişli giysi vb.)
    muayene yerine geliş ve ilk davranışları hakkında genel gözlem (hasta canlı bakışlarla, hızlı adımlarla, neşeli bir yüzle geldi gibi)

    KONUŞMA VE İLİŞKİ KURMA

    Normal özellikler
    konuşmasının düzeni, açıklığı
    ses tonu
    şivesel özellikler
    sorulara verilen yanıtın uygunluğu
    ayrıntıcılık
    gevezelik
    konu dışı konuşmalar
    Anormal özellikler
    niceliksel bozukluk
    konuşmanın aşırı hızlanması veya yavaşlaması
    mutizm
    ses tonunun çok yüksek, bağırarak ya da fısıltı şeklinde olması
    niteliksel bozukluk
    konuşmada
    düzensizlik
    dağınıklık
    tikler, kekemelik, pelteklik
    çocuksuluk
    ilaç yan etkisine bağlı konuşma zorluğu
    nörolojik kaynaklı konuşma bozuklukları
    dizartri
    dizfazi
    Hastanın konuşarak ilişki kurma yetisi üzerinde gözlem ve izlemler

    DUYGULANIM (AFFECT), DUYGUDURUM (MOOD)

    "affect", "mood"a eşlik edebilir veya etmeyebilir.

    Duygulanım (affect) : Başka karmaşık tanımlamaları bir kenara bırakırsak klinik uygulamada duygulanım dıştan ve içten uyaranlara duygularla tepki verebilme yetisidir.
    sevinme, üzülme, bunaltı, öfkelenme, korkma, tiksinme, suçlanma gibi yalın ya da karmaşık duygular
    normal duygu durum (euthymia) ; belli sınırlar içinde kişinin bulunduğu duruma göre dalgalanmalar gösterir, örn; piknikte çoğu insanın neşeli, başsağlığı ortamında üzüntülü olması gibi.
    anormal özellikler
    niceliksel ;
    duygulanımda artma ; bir görüşme sırasında aşırı üzüntü, öfke, sevinç gibi normal duygular hasta tarafından anlatılabilir ya da böyle duygular içinde olduğu gözlenebilir. Bu duygular gerçek durumun gerektirdiğinden aşırı ve uzun süreli olduğunda, hastada duygu durum bozukluğu olup olmadığı araştırılır.
    duygulanımda azalma ; ağır duygu noksanlığı, ilişki kurulmasını güçleştiren soğukluk, apati, duygu küntlüğü gibi
    niteliksel ;
    duygulanımda uygunsuzluk ; üzüntülü durumlarda sevinme, sevinilecek durumlarda üzülme gibi
    ikili duygulanım (ambivalans) ; aynı anda hem sevgi hem de nefret gibi
    duyguları tanımlayamama (aleksitimi) ; duyguları anlatacak sözcük bulamazlar, alekstimi ; duygulara szöcük bulamamadır, derecesine göre normal ya da anormal boyutlarda olabilir

    Duygudurum (mizaç, mood) ; uzunca bir süre (saatler, günler, aylar) belli duyguların baskın olarak yaşanması durumudur, örn ;
    depressed ya da low mood ; çökkünlüklerdeki uzun süren üzüntü, sıkıntı, karamsarlık durumu
    high mood, elation ; manideki aşırı neşeli ya da öfkeli coşkularla dolu taşkın durum gibi



    BİLİŞSEL (COGNITIVE) YETİLER


    ÖRNEKLEMELER
    Bilinç açık, deliryum, stupor
    Algılama ve Dikkat

    normal özellikler

    ilgilendiği konulara karşı dikkatimiz yoğunken, ilgilenmediğimiz de az

    anormal özellikler



    niceliksel özellikler

    dikkat azalması :

    ruhsal çökkünlük
    şizofreni
    bunaltılı hastalık
    bunama

    dikkat artması :

    hipomani
    mani

    patolojik derecede dikkat artması :

    paranoida hatada kuşku

    dikkat ; OKB da saplantı ve zorlantılara, hipokondriasizde bedene, anoreksiya nervozada bedensel görünümüne, fobik hastada fobi nesnelerine yöneliktir.

    niteliksel özellikler



    algı sapmaları

    varsanılar (hallucination) ; bir uyaran olmadığı halde algılama olmasıdır

    işitme varsanısı (suçlayan sesler gibi)
    görme varsanısı (bulunmayan nesne ve kişileri görme gibi)
    en sık bu iki varsanı görülür, ayrıca dokunma, tat, koku (yanmış lastik, çürük yumurta koku algısı temporal lop bozukluğunda grl.) varsanıları da olabilir, işitme olanlar daha çok şizofrenide, dokunma varsanısı daha çok deliryumda görülür
    hipnagojik ; uykuya tam dalarken olan yarı uyku varsanıları disosiyatif bunaltı bozukluklarında grl.

    yanılsama (illusion) ; uyaranların yanlış algılanması ve yorumlanmasıdır,

    mezarlıktan geçerken bir gölgeyi hayvan veya insan gibi görmek normal yansımaya

    deliryumdaki bir hastanın duvardaki lekeleri korkunç böcekler gibi görmesi anormal yansımaya örnektir

    gerçekdışılaşma (derealizasyon) ; çevrenin değişik biçimde algılanmasıdır

    dejavu ; belirgin bellek bozukluğu olan veya olmayan bir kişi daha önce hiç görmediği bir yeri sanki görmüş gibi

    depersonalizasyon ; bedenini değişmiş gibi farklı algılamasıdır, bedenin tümü ya da bir kısmı büyüyor, küçülüyor, parçalanıyor gibi, aynaya bakınca kendisini tanımıyormuş gibi.

    zaman akışını algılama bozukluğu

    Yönelim (orientation)
    yerin, zamanın ve kişilerin tanınmasıdır, gerçek yönelim bozukluğu organik beyin bozukluklarında en çok deliryumda grl.
    Bellek (hafıza) bellek muayenesi

    anlık
    yakın
    uzak bellek
    "İnanırsan Hayaller Gerçek Olur" Aynur Meydan'ın şiirinden. Çok doğru bir söz ama hiç tavsiye etmem...

  7. #7

    Standart

    işlem belleği ; öğrenme, us yürütme, kavrama gibi karmaşık bilişsel işlemleri yürütebilmek için gerekli olan bilgiyi geçici bir süre tutma ve kullanabilme yetisi olarak tanımlananbilir, 20 - 30 saniyelik etkin bilişsel durumdur.

    sorduğumuz soruların yanıtlarını doğrulama olanağımız olmalıdır (dün ne yediğini bilmediğimiz hastaya ne yediğini sormamalıyız)
    Zeka düzeyi basitçe ;

    ağır
    orta
    normal
    üst düzey

    değerlendirme güçlüğünde özel ölçekler kullan
    Soyut düşünme yetisi organik beyin sendromunda ve şizofrenide soyutlama yetisi bozulur
    Gerçeği değerlendirme yetisi kişinin kafasında (düşünceleri, duyguları, düşleri) olup bitenlerle dıştaki olgular arasında ayırım yapabilmesidir
    Yargılama (muhakeme, judgement) olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurabilme (örn ; çok yaşlı bunaması olan bir kişi malını uygunsuz bağışlayabilir, satabilir

    DÜŞÜNME

    Bilişsel (cognitive) bir yetidir. Sözcüklerin

    Düşüncenin süreci (çağrışım)

    normal özellikler ; düzenli ve amaca uygun olması

    düşüncede azalma ; duraklama, yavaşlama, anlatım azlığı ve yoksulluğu

    düşüncede artma ; hızlanma, düşünce uçuşması (flights of ideas), ayrıntıcılık

    sapmalar ; düzensizlik, uygunsuzluk, yinelemeler, yeni sözcük uydurmalar (neolojizm), dağılma, sözcük salatası (word salad), kalıplaşmış yineleyici düşünceler (stereotipi), başkalarının sözcüklerini yankılama (ekolali), uyaklı konuşma (clang çağrışım).

    Düşüncenin içeriği

    normal özellikler ; bireyin düşüncesinde bulunan konular (işleri, dersleri, aile, ülke sorunları, arkadaşlarla ilgili konular vb)

    Aşırılık ve bozukluklar ; kuşkular, saplantılar (obsesyon), acayip düşünceler ve inançlar, mistik, metafizik, bedensel, dinsel ve başka konularda aşırı uğraşlar, sanrılar

    sanrı (hezeyan, delusion) ; belli bir çağda ve toplumda gerçeğe uymayan mantıklı düşünce ile değiştirilemeyen inanç demektir. Sanrılar konuların göre şu gruplara ayrılır ;

    büyüklük sanrıları ; peygamber, cumhurbaşkanı zannetmek

    kötülük görme (perseküsyon) sanrıları ; hakkımda kötü düşünüyorlar, beni izliyorlar, beni zehirleyecekler

    alınma (referans) sanrıları ; benim hakkımda konuşuyorlar, radyo televizyonda bana laf atıyorlar

    etkilenme sanrıları ; kafamın içine bir elektronik aygıt koydular bana istediklerini yaptırıyorlar, ışınlarla davranışlarıma yön veriyorlar

    etkileme sanrıları ; düşünce yolu ile gizli güçlerle başkalarının davranışlarını yönetiyorum

    düşünce sokulması ; kafama düşüncelerini sokuyorlar, davranışlarımı yönetiyorlar

    düşünce okunması ; düşüncelerimi olduğu gibi okuyorlar veya ben düşünceleri okuyorum

    düşünce yayınlanması ; düşüncelerin çevreye bütün dünyaya yayınlanması

    erotomanik sanrılar ; herkes bana aşık

    küçüklük sanrıları ; ben ben bir işe yaramam, değersizim

    nihilistik sanrılar ; ben yokum, ölmüşüm, kalbim, midem erimişim

    derpersonalizasyon ; bedenin ve çevrenin acayip biçimlerde değişmesine ilişkin sanrılardır, ellerim ayaklarım büyüyor, değişiyorum

    Derealizasyon sanrıları ; çevre başkalaşmış, burası benim kasabam değil, çevremdekiler değişmişler, onları tanıyamıyorum



    Bütün bu düşünceler bir sanrı niteliğinde ve gününde olabilir. Yani mantıksal bir tartışma ile sarsılmazlar,değişmezler. Bazen de gelip geçici düşünceler, kuşkular,sorular, yani sanrı taslakları olarak bilinir. Rahatsızlık ilerledikçe bunlar sanrı niteliği kazanabilirler.

    Varsanıların, Sanrıların Muayenesi: Varsanılar ve sanrılar çoğu zaman görüşmenin akışı içinde hastanın yakınmalarını dinlerken belli olur. Düşünce ve davranışlarında biraz gariplik, anlaşılmazlık, belirsizlik (müphemlik) ve gizleme çabası bulunan her hastada sanrılara, ilişkin sorular sorulmalıdır. Hastaya "sende peygamberlik düşünceleri var mı" diye bir soru doğrudan sorulmamalıdır. Önce belki kuşkuculuk, alınganlık olup olmadığı sorulabilir. Kuşkuculuğun nasıl, neye bağlı olduğu, izleme düşüncelerinin olup olmadığı sorulur. Hastaya "herhangi bir dönemde düşüncelerinin başkaları tarafından okunuyor, denetleniyor, yönlendiriliyor" gibi olup olmadığı sorularak alınan yanıta göre sorular sürdürülür. Ayrıca sorular hastada görülen klinik belirtilere göre ayarlanarak sanrılar ve varsanılar incelenebilir. Örneğin varsanıların, sanrıların en çok görüldüğü şizofreni hastalığı genellikle genç yaşlarda görüldüğünden bu yaşlarda bu ruhsal belirtilerle gelen gençlerin bu belirtiler doğrultusunda incelenmesi için özel çaba gösterilmesi gerekir.

    Varsanılar için "ortalıkta kimsecikler yok iken kulağına sesler gözünün önüne hayaller geldiği oluyor mu" türünden sorulara alınan yanıtlara göre duyuların içeriği hakkında bilgi elde edilmeye çalışılır.

    Her hastaya sanrıların olup olmadığı hakkında sorular sormak gerekmeyebilir. Düşüncesinde, gerçeği değerlendirmesinde bir bozukluğun olamayacağı izlenimi veren hastalar sık görülür. Kimi paranoid hastalar ise sanrılarını başarıyla gizleyebilirler. Bunların sanrıları hakkındaki bilgiler genellikle yakınlarından elde edilir.

    Hastalığı ve sağaltımı hakkındaki düşünceleri: Hastalığı kabul edip etmediği, nasıl bir hastalık olduğuna ilişkin görüşleri, sağaltımı konusunda düşünceleri, beklentileri hastalara sorulmalı ve düşünce içeriğinin bu yönlerini açıklamaları sağlanmalıdır.

    DIŞA VURAN DAVRANIŞ

    a)Normal özellikler: canlılık ve enerji düzeyi; görüşme sırasında anlatıma yönelik hareketleri. Genel uğraşları, eylemleri.

    b)Azalma: Tembellik, miskinlik, durgunluk, eylemsizlik, donakalım(katatoni), uyuklama, aşırı yatma isteği.

    c)Artma: Tedirginlik, yerinde duramama, taşkınlık, saldırganlık.

    d)Niteliksel bozukluklar: Zorlantılar(kompulsiyon), tikler, törenleşmiş ritüel devinimler, yüz devinimleri(manierizim), garip yineleyici devinimler, karşısındakinin yüz devinimlerini yineleme(ekomimi), karşısındakinin devinimlerini yineleme(ekopraksi), katalepsi(bedenin telkinle yada başka nedenlerle değişik duruşlar, biçimler alması, balmumu esnekliği, garip duruşlar), duruş bozuklukları, robot yürüyüşü, titreme, yerinde duramama(akatizi), diskinezi, kasılma vb.

    ÖZBENLİK KAVRAMI (SELF-CONCEPT)

    Hasta kendisini nasıl bir kişi olarak tanımlamakta, tanımlamaktadır. başkalarının kendisini nasıl değerlendirdikleri konusunda düşünceleri. "Ben" kompoziyonu yazdırınız. Bunu yapmakta güçlük çekerse, emelleri, ilgileri, uğraşları, insanlara karşı tutumu, insanların kendisine karşı tutumu, kendisini iyi, kötü, güzel, çirkin vb. gördüğünü örneklerle belirtmesi istenebilir.

    İLİŞKİLER

    Hastanın gözlem ve muayene döneminde kişilere eşyaya karşı tutumu; bunlarla ilişkilerinin önemli özellikleri tanımlanacak. Sağaltım birimlerindeki hekimler, hemşireler, yardımcılar, hastalar, ziyaretçilerle olan ilişkileri. Kendine ve çevreye ait eşyaya karşı tutumu gözlenmeye çalışılmalıdır. Hasta ayaktan geliyorsa hem kendisinden hem de yakınlarından evdekilerle komşularla arkadaşları, iş yerindekilerle ilişkileri araştırılmalıdır. Hastanın insanlarla ve eşyayla ilişkileri onun kişiliği, yaşam stili ve psikopatolojisi hakkında çok önemli bilgiler sağlar.

    AKTARIM (TRANSFERENCE) BELİRTİLERİ

    Hastanın çocukluğundaki önemli kişilerle yaşamış olduğu duygu ve davranışlarını hekimle olan ilişkisinde yeniden yaşama eğilimine ilişkin belirtiler.

    KLİNİK TANI

    Gözlemler, görüşme ve ruhsal duyum muayenesi ve fizik incelemeler tamamlandıktan sonra hastaya bir tanı koymak gerekir. Tanı çözümleyici(analitik) ve birleştirici(sentezleyen) bir yaklaşımla hastayı biyo-psikososyal bir bütün içinde değerlendirme olmalıdır. Tanı, hastanın sokulduğu bir kalıp, üzerine yapıştırılmış bir etiket olmamalıdır. Tanıda esneklik zorunludur, uzun süre izlemi ile gerekirse değiştirilmelidir.

    WHO nun geliştirdiği ICD 10 a uygun bir tanı sınıflandırması ve kodlaması önerilmektedir. DSM dizgesinin beş eksenli tanılarına dikkat edilmelidir.

    Kaynak ; Ruh Sağlığı ve Bozuklukları , Sayın Prof. Dr. Orhan Öztürk
    "İnanırsan Hayaller Gerçek Olur" Aynur Meydan'ın şiirinden. Çok doğru bir söz ama hiç tavsiye etmem...

  8. #8

    Standart

    Yanlış hatırlamıyorsam psikoloji ve psikiyatri ders notlarını ararken bunları bulmuştum. Araştırmakta aşırı gitmiştim. Klinik tanıya o kadar basit ulaşılmıyor ya da ulaşılmaması gerekiyor. Burda yazan ilginç;

    "KLİNİK TANI

    Gözlemler, görüşme ve ruhsal duyum muayenesi ve fizik incelemeler tamamlandıktan sonra hastaya bir tanı koymak gerekir. Tanı çözümleyici(analitik) ve birleştirici(sentezleyen) bir yaklaşımla hastayı biyo-psikososyal bir bütün içinde değerlendirme olmalıdır. Tanı, hastanın sokulduğu bir kalıp, üzerine yapıştırılmış bir etiket olmamalıdır. Tanıda esneklik zorunludur, uzun süre izlemi ile gerekirse değiştirilmelidir.

    WHO nun geliştirdiği ICD 10 a uygun bir tanı sınıflandırması ve kodlaması önerilmektedir. DSM dizgesinin beş eksenli tanılarına dikkat edilmelidir."
    Konu osmangazi tarafından (4 Hafta önce Saat 02:47 PM ) değiştirilmiştir.
    "İnanırsan Hayaller Gerçek Olur" Aynur Meydan'ın şiirinden. Çok doğru bir söz ama hiç tavsiye etmem...

  9. #9
    Karar Dönemi
    Üyelik tarihi
    Mar 2018
    Mesajlar
    29

    Standart

    yanlış tanıyla yıllarca tedavi gördüm.
    kimse kimsenin umrunda değil.
    doktorun mu umrunda olacak.

  10. #10
    Karar Dönemi
    Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar
    152

    Standart

    Alıntı eclips Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yanlış tanıyla yıllarca tedavi gördüm.
    kimse kimsenin umrunda değil.
    doktorun mu umrunda olacak.
    Yanlış tanı konusunu öğrenmek isterim özel değilse.
    Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya
    klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında
    koca koca delikler açmak istiyordum.
    Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum.

    Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum

Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...
    By cankız in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 24-01-2016, 06:06 PM
  2. bu kadar insan yalnızken bu kadar insan
    By bay baykuş in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 06-03-2014, 09:54 PM
  3. ne kadar güzel bir gün :D
    By melankolik_06 in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 17-08-2010, 11:44 AM
  4. Ne kadar özgürsün?
    By dipsizkuyu in forum Paylaşım Köşesi
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 19-01-2009, 02:30 AM
  5. bu kadar mı ......
    By xezala in forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 16-09-2008, 04:05 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •