Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon
50 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: ŞİİR..

  1. #11
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    ÇİLE

    Gaiblerden bir ses geldi:

    Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde!

    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;

    Gök devrildi, künde üstüne künde...

    Pencereye koştum: Kızıl kıyâmet!

    Dediklerin çıktı ihtiyar bacı!

    Sonsuzluk, elinde bir mâvi tülbent,

    Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

    Ateşten zehrini tattım bu okun,

    Bir anda kül etti can elmasımı.

    Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,

    Kustum öz ağzımdan kafatasımı.

    Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ;

    Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.

    Al sana hakikât, al sana rûyâ!

    İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

    Ensemin örsünde bir demir balyoz,

    Kapandım yatağa son çâre diye.

    Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,

    Yepyeni bir dünyâ etti hediye.

    Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor;

    Mekânı bir satıh, zamânı vehim.

    Bütün bir kâinat muşamba dekor,

    Bütün bir insanlık yalana teslim.

    Nesin sen, hakîkat olsan da çekil!

    Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!

    Otursun yerine bende her şekil;

    Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam! . . . .

    Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,

    Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.

    Deliler köyünden bir menzil aşkın,

    Her fikir içimde bir çift kelepçe.

    Niçin küçülüyor eşyâ uzakta?

    Gözsüz görüyorum rûyâda, nasıl?

    Zamânın raksı ne, bir yuvarlakta?

    Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

    Bir fikir ki, sıcak yarada kezzab,

    Bir fikir ki, beyin zarında sülük.

    Selâm, selâm sana haşmetli azâb;

    Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

    Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!

    Ey yedinci kat gök, esrârını aç!

    Annemin duâsı, düş de perde ol!

    Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

    Uyku kaatillerin bile çeşmesi;

    Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.

    Tesellî pınarı, sabır memesi;

    Size şerbet, bana kum dolu çanak.

    Bu mu, rûyâlarda içtiğim cinnet,

    Sırrını ararken patlayan gülle?

    Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;

    Karınca sarayı, kupkuru kelle...

    Akrep, nokta nokta rûhumu sokmuş,

    Mevsimden mevsime girdim böylece.

    Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,

    Fikir çilesinden büyük işkence. . . . .

    Evet, her şey bende bir gizli düğüm;

    Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!

    Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,

    Yetişir çektiğim mesâfelerden!

    Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;

    Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.

    Her gece rûyâmı yazan sihirbaz,

    Tutuyor önümde bir mavi ışık.

    Büyücü, büyücü, ne bana hıncın?

    Bu kükürtlü duman, nedir inimde?

    Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,

    Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

    Lûgat, bir isim ver bana halimden;

    Herkesin bildiği dilden bir isim!

    Eski esvablarım, tutun elimden;

    Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

    Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,

    Arzı boynuzunda taşıyan öküz?

    Belâ mîmârının seçtiği arsa;

    Hayattan muhâcir; eşyâdan öksüz?

    Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,

    Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,

    Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,

    Dev sancılarımın budur kaynağı!

    Ne yalanlarda var, ne hakîkatta,

    Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.

    Boşuna gezmişim, yok tabîatta,

    İçimdeki kadar iniş ve çıkış. . . . .

    Gece bir hendeğe düşercesine,

    Birden kucağına düştüm gerçeğin.

    Sanki erdim çetin bilmecesine,

    Hem geçmiş zamânın, hem geleceğin.

    Açıl susam, açıl! Açıldı kapı;

    Atlas sedirinde Mâverâ Dede.

    Yandı sırça saray, İlâhî Yapı,

    Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

    Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;

    Ve çevre çevre nûr, çevre çevre nûr.

    İçiçe mîmârî, içiçe benlik;

    Bildim seni ey Râb, bilinmez meşhûr!

    Nizâm köpürüyor, med vakti deniz;

    Nizâm köpürüyor, tâ çenemde su.

    Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;

    Suda ezel fikri, ebed duygusu.

    Kaçır beni âheng, al beni birlik!

    Artık barınamam gölge varlıkta.

    Ver cüceye, onun olsun şâirlik,

    Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta!

    Öteler, öteler, gayemin malı;

    Mesâfe ekinim, zaman mâdenim.

    Gökte saman-yolu benim olmalı!

    Dipsizlik gölünde, inciler benim.

    Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!

    Heybem hayat dolu, deste ve yumak.

    Sen, bütün dalların birleştiği kök;

    Biricik meselem, Sonsuz'a varmak...


    Necip Fazıl KISAKÜREK
    Konu Denge tarafından (24-10-2018 Saat 09:26 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #12
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    BUGÜN AHMET BENİM

    Bugün ahmet benim,
    ama dünkü Ahmet değil.
    Bugün anka benim,
    ama yemle beslenen kuşcağız değil.

    Enelhak kadehiyle
    bir yudum içen sızdı
    Tanrılık şarabından.
    Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
    ben, sultanların aradığı sultan.

    Ben hâcetler kıblesiyim.
    Gönlün kıblesiyim ben.
    Ben cuma mescidi değilim,
    insanlık mescidiyim ben.

    Ben saf aynayım,
    sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
    Ben kin dolu bir gönül değilim,
    Sinâ dağının gönlüyüm ben.

    Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
    benim sarhoşluğumun sonu yok.
    Tarhana çorbası içmem ben,
    can yemeği yerim,
    içerim can şerbeti.

    İşte sararttı seni
    bir gümüş bedenlinin özlemi.
    Altın haline geldin artık.
    Sen altına âşıksın,
    altın benim rengime âşık.

    Gönlü saf sûfiyim ben,
    benim tekkem âlem,
    medresem dünya benim.
    Değilim abalı sûfilerden.

    İster yakarış eri ol sen,
    meyhane eri istersen,
    bundan sanki ne çıkar?
    Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
    bence ne farkı var?

    Gerçeğin tadını alan er
    ne altına aldırış eder,
    ne kalendar tacına bakar.
    Ne tasası vardır, ne kini.

    Ey Tebriz'li hak Şems'i,
    yüzünü göstermediysen sen,
    yoksul çaresiz kalırdı kulun;
    ne gönlü olurdu, ne dini.

    Mevlana Celaleddin Rumi
    Konu Denge tarafından (15-11-2018 Saat 09:07 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #13
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    Olduğum Gibi Kim Görebilir Beni

    Olduğum gibi kim görebilir beni?

    Ne rengim var benim, ne nişanım.

    Benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama,

    Hem o sırlarım ben, hem de o sırları saklayanım.

    Bu gönül ne vakit durulacak bilmem.

    Ama şu anda hiç kımıldamadan duran da benim,

    Yürüyüp giden de ben.

    Ben bir denizim, kendi varlığı içinde taşan.

    Uçsuz bucaksız, alabildiğine geniş, kıyısız, hür bir deniz.

    İki dünya da yok oldu gitti bende.

    Artık ne bu dünyadan sorsunlar beni, ne o dünyadan.

    Sen bizim aynımızsın dedim ey can!

    Amma yaptın dedi, o da ne demek.

    Şu gördüklerin hep benim.

    Yoksa dedim sen O musun?

    “Hey, kendine gel! Sus!” dedi.

    “Benim ne olduğum dile gelmez…”

    Öyleyse dedim sana işte dilsiz, dudaksız konuşan biri.

    Yoklukta ayaksız yürümedeyim, gökteki ay gibi.

    İşte sana elsiz ayaksız durmadan koşan biri.

    “Böyle koşup durmak” dedi bir ses; “senin nene gerek?””

    Bak bana, apaçık ortadayım da gene gizliyim.

    Sen beni gör asıl beni!

    Eşi bulunmaz bir gizli maden olmuşum.

    Eşi bulunmaz bir deniz olmuşum ben.

    Tebrizli Şems’i gördüm göreli…


    Hz.Mevlana Celaleddin Rumi
    Konu Denge tarafından (13-12-2018 Saat 08:40 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #14
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    Yukarda yazılan üç şiir tasavvufçuların seyri sülük dedikleri olay sırasında ortaya çıkan bazı manevi halleri anlatır arkadaşlar.

    Tasavvufçuların sekr hali dedikleri sıradan mantıkla kolay anlaşılamayacak durumları-halleri ve o sırada söylenen sözleri de ihtiva eder.

    Sekr hali bir tür manevi sarhoşluk halidir.
    Konu Denge tarafından (24-10-2018 Saat 11:33 AM ) değiştirilmiştir.

  5. #15
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    Eskiden tekkeler varmış bu tür konuların tartışılıp yaşandığı.

    Dinin batın kısmı-içrek yollar bu sayede anlaşılır ve okutulurmuş.

    Zahir kısmı yani şeriatı-fıkhı vs ise medreselerde anlatılırmış.

    Bu iki kurum çoğu zaman birbiriyle anlaşamazmış.

    Çoğu sünni alim dinin batın kısmının zahirine uymasının şart olduğunu söyler.

  6. #16
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    Benim görüşümde bu sünni alimler tarafındadır onu söyleyeyim.

    Sadece kaba şeriat yorumlarına karşıyım.

  7. #17
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    Yüce Dağdan Esen Yeller

    Dosta doğru giden yollar

    Bülbülün konduğu dallar

    Sararıpta solmaz imiş


    Güvenirsen Hakka güven

    Murat almaz yüz çeviren

    Küçücükten bir yar seven

    Artar ömrü ölmez imiş


    Karacoğlan balasına

    Karşı durdum belasına

    Bir güzelin sevdasına

    Düşmeyenler bilmez imiş

  8. #18
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    https://youtu.be/5zid86DOvFQ

    Sevdiğim bir Sezen şarkısıdır

  9. #19
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    https://youtu.be/8SdnvUyjPgg

    Erisin dağların karı...

  10. #20
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    629

    Standart

    https://youtu.be/x8C4-J79tVI

    Taşa verdim yanımı..

Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon

Benzer Konular

  1. SANA ŞİİR YAZDIM CANIM ÖSS´ em.
    By 9 ŞUBAT in forum Eğitimle İlgili Problemler
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06-06-2009, 01:56 AM
  2. ŞİİR
    By akşamcı in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 13-09-2008, 12:11 AM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •