Sayfa 1/2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Düşünceler,fikirler ve arayiş..

  1. #1
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart Düşünceler,fikirler ve arayiş..

    Hayat bazen Arafta geçen bir arayış oluyor.

    Biçim,doğru formları biraraya getirerek oluşur.

    Doğru nedir?

    Tek bir gerçek var mıdır?

    Düşünce binası ve algı düzenekleri üzerine yazmayı düşünüyorum.

    Katılımınızı da beklerim.

    Açtığım diğer başlıkları daha fazla uzatmayı düşünmüyorum.

  2. #2
    Karar Dönemi
    Üyelik tarihi
    Jul 2015
    Mesajlar
    181

    Standart

    Bu konu ağır konu. Örneğin her toplumun kendi örf adetleri bireyler tarafından kolay kolay sorgulamaz doğru kabul edilir. Onu sorgulayabilecek kapasiteye sahip kişilere ihtiyaç vardır. Bir şeyi değiştireceksen yerine başka bir şey koyacaksın. Örneğin Ahlakı ele alalım. Ahlaklı olmaya gerek yok diyenler var. O zaman Ahlaksız toplum ortaya çıkar. Ahlaksız toplumda ilk önce en zayıflardan başlayarak hiyeraşik yapının en üstüne doğru herkes zarar görür canlar yeterince yanınca ya bu düzen yanlışmış diye inanır insan. Al işte bir doğru.
    Düşünen insan bunu önceden tahmin edebilirken düşünmeyenin otomatikman yaşaması gerekir.

    Bu noktada genel sorduğun konuyla alakalı Ekonomist fıkrasını anlatayım.
    Bilim adamları kaybolurlar, ellerinde bir harita vardır. Ekonomist ‘durun! Ben şimdi nerede olduğumuzu bulurum, merak etmeyin ’ der, biraz hesap yapar, inceler ve şöyle devam eder. ‘Tamam buldum. Şu karşıdaki tepeyi görüyormusunuz? İşte hesaplarıma göre şuan tam o tepenin üzerinde bulunuyoruz.’
    Şimdi düşünme zamanı.

  3. #3

    Standart

    Yine güzel konulara değinmişsin.. Düşünmeyi seviyorsun anlaşılan
    Doğru nedir?
    Bence kişinin yaşamı boyunca yaşadıklarını, örf ve adetlerini, örnek aldığı kişileri, ailesini, çevresini vs. tüm bunları bir bütün olarak; süzgeçten geçirip elde kalanları ortaya koyması ve bunun sonucunda mantığına yatan şeydir. Bazen de mantığına yatmayan fakat doğru kabul etmek zorunda olduğu şeydir. Bir nevi öğrenme yoluyla neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veriyoruz.. Alışmayla da alakalı olduğunu düşünüyorum.
    Tek bir gerçek var mıdır?
    Bu soruna da herkesin inanmış ve kabullenmiş oldugu, kendi gerçeği vardır diyorum.. Bu sebeple tek bir gerçek yoktur.

  4. #4
    Karar Dönemi
    Üyelik tarihi
    Jul 2015
    Mesajlar
    181

    Standart

    Aynı tepe üzerinde olanların gerçeği aynıdır. Aynı noktadan bakmak, aynı şartlar, aynı alt düşünceler.... aynılar arttıkça iki kişi ikiz gibi, ne kadar bir olursa herhangi bir konudaki gerçekleri o kadar birbirine yakınlaşır. Aynı kütüphaneyi (Zihni) kullanmak gibi. Bu arada yeni farkettim alışmayı iyi yakalamışsın. O noktada bir dış uyaran olmaz ise anormali normal kabul edebilirsin ve onu doğru olarak kabul edebilirsin. Bu bir tür ilizyondur.

    Zihinsel olarak çok yorgun olduğumuz, şıddetli baş ağrısı yaşadığımız dönemlerde de. Beyin algılama sorunları yaşar ve burada da anormal şeyler düşünme, yanılsama ile olmayan şeyler görme, rüya hayal alemlerine uyanıkken geçme yaşanır. Beynin kısa devre yapması gibi bir şey veya bilgisayarın çökmesi gibi. Sonuçta tuhaf doğrular ve inançlar gelişir.

    Ahlak dan konuya devam edelim dedik nereye gittik. Neyse Ahlaksız davranışlar kısa ve orta vadede kişiye fayda sağlayabilir ancak uzun vadede kişiye, özellikle topluma, büyük zararlar verir. Çoğu insan bunun farkında olmadığı için etrafına zarar veriyor.

  5. #5
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart

    Pek fırsat bulamıyorum.

    Çok teşekkür ederim katılımınız ve bakış açılarınızı bize yansıttığınız için.

    Böyle çok daha güzel oluyor.

    Şimdilik şu sözlerle bende başlayayım inşaallah;


    BİLGİ VE İNSANIN HAKİKATİ

    Toprağa mensup insan Hak’tan ilim öğrenmiş ve o bilgi ile yedinci kat göğe kadar bütün âlemi aydınlatmıştır.

    Bilgi, Süleyman mülkünün hâtemidir; bütün âlem cesettir, ilim candır.

    Soru da bilgiden doğar, cevap da; diken de toprakla sudan biter, gül de.

    Sapıklık da bilgiden olur, doğru yolu buluş da; acı da rutubetten hâsıl olur, tatlı da.

    (Sahibini) gönül ehli yapan ilim, insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insana mal olmayan ilim, yükten ibarettir.

    Hevâ ve heves uğrunda o bilgi yükünü taşıma ki, kendi içindeki ilim ambarını göresin.

    Bu doğru, şu yanlış; bunları biliyorsun da kendin eğri misin, doğru musun? (Ona) bir bak!

    Bütün bilimlerin özü şudur: “Mahşer günü ben kimim, ne hale geleceğim?” sorusunu bilebilmek.

    Din usûlünü öğrenmişsin, bilmişsin; ama bir de kendi mayana bak, onu tanı!

    Kitaptan maksat içindeki bilgilerdir; ama dilersen sen onu yastık yapıp başının altına da koyabilirsin.

    Bu, kılıcı çivi yerine kullanıp, zafer yerine mağlubiyeti kabul etmek, demektir.

    Bazı âlimler, bilgilerin yüz binlerce türünü bilir de kendisini bilmez.

    Nice âlimler vardır ki hakiki ilimden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bu tür âlim ilim hâfızıdır, ama ilim sevgilisi değil.

    Ey emin kişi, bilgide ne kadar ileri gidersen git onunla gaybı gören gözlerin açılmaz.

    Kendine, aşkı ve bakışı öğret! (İşte) bu bilgi, taşa kazılan nakış gibidir.

    Tutulmadan, kekelemeden yüzlerce kitap okusan, Allah takdir etmediyse aklında hiçbir şey kalmaz.

    Fakat Allah’a lâyıkıyla kulluk edersen bir kitap bile okumadan, yeninden-yakandan duyulmadık bilgiler bulursun.

    Bilgili adamın uykusu ibadetten üstündür. Hele insanı gafletten uyandıran bilgi olursa…

    Bilgi, uçsuz, bucaksız ve kıyısız bir denizdir. Onu dileyense, denizlerde dalgıçlık edene benzer.

    Bilgi isteyen kişinin ömrü, binlerce yıl olsa dahi yine araştırmaktan vazgeçmez; bir türlü doymaz.

    Bilgi, Mü’minin kayıp malıdır; bu sebeple Mü’min kendi yitiğini bilir, anlar.

    Topraktan biten güller yok olur gider; gönülde biten güller ise devamlıdır.(…)

    Bizim öğrendiğimiz bu tatlı bilgiler, bil ki o gül bahçesinden bir-iki, bilemedin üç demetten ibarettir.

    Gül bahçesinin kapısını kendimize kapatmışızdır da, onun için bu iki üç demete tutulup, kalmışız.

    Yazıklar olsun ki, böyle bir bahçenin anahtarları ekmek-boğaz yüzünden elimizden düşüp gidiyor.

    (I/1012, 1030, IV/3009, 3010, I/3447, 3451, III/2651, 2654, 2655, 2989, 2991, 2648, 3038, VI/261, 3194, 1931, 1932, 3878, 3881, 3882, 4507, 4650-4653)

    HZ.MEVLANA-MESNEVİ

    KAYNAK:SEMAZEN.NET

  6. #6
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart

    TEFEKKÜR

    Kardeş, sen ancak o düşünceden ibâretsin. Geri kalan varlığın ise kemik ve deriden başka bir şey değildir.

    Düşüncen mânevî, varlığın gülse, gül bahçesisin; dikense, külhana lâyıksın.

    Şu sayısız halka bak, hepsi de yeryüzünde bir düşüncenin (peşinde) sel gibi akmada.

    Halk, o düşünceyi küçük ve ehemmiyetsiz görür ama, sel gibi cihanı suya boğar, alıp götürür.

    Evlerin, köşklerin, şehirlerin, dağların, sahraların, nehirlerin hep ondan meydana geldiğini;

    Denizdeki balığın denizin vücûduyla yaşadığı gibi, karanın, denizin, güneşin, göğün fikirle diri bulunduğunu görüyorsun da,

    Neden körleşip ahmaklık ediyorsun? Neden sence, ten Süleyman gibi oluyor da fikir karınca gibi?

    Neden gözüne dağ büyük görünüyor da fikri fare gibi küçük, dağı kurt gibi büyük sanıyorsun.

    Fikir ona derler ki bir yol açsın; yol ona derler ki önüne bir padişah çıkagelsin.

    Kötü düşünceyi de zehirli tırnak bil. Bu tırnak, derinleştikçe can yüzünü tırmalar.

    Gönülden de fikirler biter, gönlün nebatatı da fikirlerdir. Bu fikirler de gönüldeki sırları gösterir.

    Zikir, fikri titretir, harekete getirir. Zikri bu donmuş fikre güneş yap!

    II/277, 278, 1032, 1033, 1035-1038, 3207, V/0558, IV/1318, VI/1476)

    * * *

    HAKK’I VE HAKİKATİ ARAMA

    Susuzlar âlemde su ararlar, fakat su da cihanda susuzları arar durur.

    Bu yolda uğraş, çabala; son nefese kadar bir an bile boş durma!

    Olabilir ki son nefeste bir dem inâyete erişirsin. O inâyet de seni sırdaş eder.

    Topal olsan, sakat olsan bile, uyuklar gibi, hattâ edepsizcesine de olsa ona doğru kımıldan, onu ara!

    Hor musun, zayıf mı? Buna bakma da ey kadri yüce kişi, himmetine, gayretine bak!

    Dudak kuruluğu, suyu haber verir. Bu eziyet, bu susuzluk, muhakkak suya ulaşacağına delâlet eder.

    İbret almayı, uyanmayı, Allah’tan dile; kitaptan, sözden, harften, dudaktan değil!

    Hac zamanı gelince Kâbe’yi ziyaret etmeye niyetlen. Oraya vardın mı Mekke’yi de görürsün.

    Miraç’tan maksat dostu görmekti. Bu arada Arş da görüldü, melekler de.

    Âşıklar muratsız kaldılar da Allah’tan haber aldılar.

    Bu aramak yok mu, kutlu bir iştir. Hak yolundaki bu istek, engelleri kaldırır.

    Bu istek, dileklerinin anahtarıdır. Bu istek, senin ordundur, bayraklarının yardımcısıdır.

    Oğul, kimi (Hakk’ı) arayıcı görürsen ona dost ol, önünde baş eğ!

    (I/1740, 1822, 1823, III/980, 1438, 1441, 3271, II/2225, 2226, III/4466, 1442, 1443, 1446)

    HZ.MEVLANA-MESNEVİ

    KAYNAK:SEMAZEN.NET

  7. #7
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    Dec 2014
    Mesajlar
    2.865

    Standart

    Paylaşımların ve içerikleri kesinlikle güzel fakat sunumda biraz sıkıntı var. İnteraksiyon yok, yorumlaşma, istişare yok. Sana ait bir not defteri gibi adeta tüm konuların. Ayrıca gördüğüm kadarıyla forumun 3 de 1 i ya da dörtte birinin dini inancı ve manevi bakış açısı yok denecek kadar az, ya da zamanla varolan inancı tamamen kaybolmaya başlamış. Dolayısıyla konu içeriklerin onlara da hitap etmeyecektir. Fakat bu konunda katılımınızı beklerim demen güzel olmuş.

  8. #8
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart

    Eskiden böyle forumlar interaksiyona daha açıktı dreamer.

    Şimdiki tarzı içinde kayboluyor insan.

    Bir cevap yazdığım zaman iki gün sonra düşüyor bazen.

    Eskisi kadar zamanda bulamıyorum.

    Belki eskidik,gönlümüzde yoruldu.

    Maddiyatın içinde sezgilerimizi,hislerimizi de kaybettik.

    Sözler kalpten gelmeyince etkisini de yitiriyor.

    İşin aslına bakarsan derin bir hüznün ve pes etmişliğin koynunda yaşıyorum.

    Ne his kaldı,ne heyecan sadece eskilerimi anlatıyorum.

    Hayata tutunmak için toplumun ortak paydasıyla bağın olmak zorunda.

    Bu bağ beni manen hasta vaziyete düşürüyor.

    Din konusunda haklısın.

    Herşeyin içine bulaştırınca hiçbirinin tadı kalmıyor.

    Yeni sözler lazım,yeni heyecanlar,körpe zihinler.

    Ben gereksiz zorluyorum.

    Biz aradan çekilelim bir süre.

    Kalbimde ve dilimde anlatacak yeni şeyler olur inşallah yine.

    O zaman görüşelim allahın izniyle.

  9. #9
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart

    Yara göğsün özündedir bazen.

    İman çiçeklerinin tomurcuklandığı yerde.

    Bir serabın peşinde kaybolan gönüller;

    Ne bilsin gül nedir ?

    Nerde açar ?

    Kokusu var mıdır ?

    Biz bedbaht sineleriz;

    Yaralı açmış,tekrar tekrar yaralanmış.

    Bir güneş doğarsa gönüllere ancak o zaman açarız.

    Işığa hep muhtaçtık,

    Yine her zaman muhtacız.

  10. #10
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    638

    Standart

    DESTAN

    Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
    Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
    Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
    Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,

    Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
    Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
    Durum diye bir laf var, buyrunuz size durum;
    Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

    Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
    Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
    Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
    Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

    Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
    Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
    Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
    Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

    Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
    Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
    Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
    Çatla Sodom - Gomore, patla Bizans ve Roma!

    Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
    Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
    Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
    Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

    Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
    Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
    Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
    Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

    Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
    Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
    Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
    Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

    Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
    Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
    Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
    Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

    Necip Fazıl

Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Dunyadaki herkesin aklina acaba sacma sapan fikirler gelirmi?
    By yabanci in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 19-08-2016, 08:15 PM
  2. zıt düşünceler
    By petik in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 02-07-2016, 04:58 AM
  3. düşünceler
    By lodos in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 22-01-2016, 06:38 PM
  4. Düşünceler ve renkler
    By deep_sky_blue in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-02-2015, 12:20 AM
  5. Aşırı Düşünceler
    By SF - ? in forum Üyeler Konuşuyor / Dertleşiyor / Soru Soruyor
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 01-01-2015, 02:28 AM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •