Sayfa 16/17 İlkİlk ... 6121314151617 SonSon
164 sonuçtan 151 ile 160 arası

Konu: Gül dili...

  1. #151
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    NİSA 137. kimseler ki önce inanıp güvendiler, sonra ayetleri görmezden gelip kafir oldular, sonra tekrar inandılar, sonra yine kafir oldular, sonra da kafirlikte ileri gittiler; Allah böylelerini ne bağışlayacak ne de yola getirecektir.

    NAHL 106. ayet:*Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkara sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- inkara göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazab vardır ve büyük azap onlarındır.

    MÜNAFİKUN 3. ayet:*Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

    *İmandan sonra inkar etmek üzerine...
    Konu Denge tarafından (4 Hafta önce Saat 01:31 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #152
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    18. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

    19. Kör ile gören bir olmaz.

    20. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.

    21. Gölge ile sıcaklık bir olmaz.

    22. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

    23. Sen, ancak bir uyarıcısın.

    24. Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

    25. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

    26. Sonra ben inkâr edenleri yakaladım. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!

    FATIR SÜRESİ

  3. #153
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    *Kör hevesler geçicidir,baki kalan gören bir gözle,anlayan-hisseden bir kalble,dikkatli bir şekilde hakikati ayırt edip dinleyen kulaklarla yürünen yollardır.

    *Rabbim tüm sevip sevilenlerin meşveretini artırsın.

    *Kör heveslere düşürmesin inşallah.



    NEFİS, HEVÂ VE HEVES

    Düşman (nefsin) her ne kadar dostça söylerse de, her ne kadar taneden, yemden bahsederse de sen onu tuzak say!

    Sana şeker verirse sen onu zehir bil; bir lütufta bulunursa onu kahır bil!

    Bu nefis cehennemdir; cehennem ise bir ejderhâdır ki harâreti denizlerle bile sönmez.

    Bütün bir âlemi, bir lokma edip yutar da yine midesi “Daha fazla yok mu?” diye bağırır.

    Bizim nefsimiz de cehennemin bir parçasıdır. Onun için cüzler, daima küllün tabiatındadır.

    Nefsi öldürecek ayak da ancak Hakk’ın ayağıdır. Zaten nefsin yayını Hak’tan başka kim çekebilir?

    Şunu bil ki; safları bozup dağıtan aslanla savaşmak kolaydır; asıl aslan ise, nefsini mağlûp edendir.

    Vücudunda nefsi ölen kişinin emrine güneş de tâbidir, bulut da.

    Âdem Peygamber, nefis zevkine bir adım attı da cennetin baş köşesinden ayrılma zinciri, boğazına geçti.

    Melek, Şeytandan kaçar gibi Adem’den kaçmaya başladı. Bir lokma ekmek için ne kadar gözyaşı döktü.

    Ercesine onu savaşa çek, yiğitçe onunla vuruş ki, Allah da sana vuslatıyla karşılık versin!

    Nefsin sağ elinde tespih ve Kur’ân vardır; ama yeninde de hançer ve kılıç gizlidir.

    Onun Mushafına, riyasına kanma; kendini onunla sırdaş, hâldeş yapma!

    Kendine gel de kargaya benzeyen nefsin ardından koşma. Çünkü o, seni mezarlığa götürür; bağa, bahçeye değil!

    Sen, onun elini bağlamazsan o, senin elini bağlar. Sen, onun ayağını kırmazsan o, senin ayağını kırar.

    Ey hevâ ve hevesini gizlice tazeleyen! (Sen) imanını tazele, fakat (sadece) dilinle değil!

    Hevâ ve heves taze oldukça iman taze olmaz; zira hevâ, o kapının kilidinden başka bir şey değildir.

    Gönlümüzdeki bütün bu gamlar, hevâ ve hevesimizin, varlığımızın tozundan, dumanından meydana gelir.

    Bu kökümüzü söken gamlar, ömrümüzün orağına benzer. ‘Bu böyle oldu, şu şöyle oldu’ demeler de kuruntularımızdır.

    Hevâ ve hevesle, nefsin isteğiyle az dost ol; zira seni Hakk’ın yolundan çıkaran, yolunu şaşırtan, odur.

    Hakk’a (karşı) mest olmuş (kişilerden) başka bütün halk, çocuktur. Hevâ ve hevesinden kurtulmuş kişiden başka bâliğ yoktur.

    Ey Allah’tan yalnızca “hu” ismiyle yetinen! İlâhi kadeh olmadıkça hevâ ve heveslerden nasıl geçeceksin?

    Şüphe yok ki hevâ ve hevesi terk etmek acıdır; ama Allah’tan uzak olma acılığından elbette daha iyidir.

    (I/1192, 1193, 1375, 1380, 1382, 1383, 1389, 3004, II/15, 16, III/1061, 2554, 2555, IV/1312, V/3491, I/1078, 1079, 2296, 2297, 2957, 3430, 3453, VI/1768)

    Hz.Mevlana

  4. #154
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    “Gazap ve hiddet, kulun kendi kuvvetine güvenmesinden ileri gelir.

    Ancak ne zaman ki kendi kuvvetine güvenmekten vazgeçer, nefsinde zayıflık yerleşir ve bu ondan rahmet ve lütfun ortaya çıkmasına sebep olur ki bu, Rabb’in ahlâkıyla ahlâklanmaktır.

    Yüce Allah Dâvûd’a (a.s) şöyle ilham etti: ‘Benim ahlâkımla ahlâklan, çünkü ben sabırlıyım.’ Kime güzel ahlâk verilmişse ona en yüksek makam verilmiştir, çünkü bütün diğer makamlar halka bağlıyken güzel ahlâk, ilâhî sıfatlara ve vasıflara bağlıdır.”

    (Sehl b. Abdullah Tusterî)

  5. #155
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    YOKSULLUK

    Mal, mülk sevgisini gönülden sürüp çıkardığındandır ki, Süleyman ancak yoksul adını takındı.

    Ağzı kapalı testi, içi hava ile dolu olduğunda derin, uçsuz, bucaksız su üstünde yüzüp gider.

    İşte yoksulluk havası oldukça insan, dünya denizine batmaz, o denizin üstünde durur.

    Yoksulluk senin anlayacağın şey değildir, yoksulluğa hor bakma!

    Çünkü yoksulların, mülkten, maldan öte ululuk sahibi Allah’tan pek büyük bir rızıkları vardır.

    Yüce Allah âdildir; âdil nasıl olur da çaresizlere zulmederler?

    Birisine nimet, mal, matah verip öbürünü yansın diye ateşe atarlar mı?

    Böyle bir iş, Allah’tan, iki cihanı yaratandan umulur mu?

    “Elfakru fahri” (fakirlik övüncümdür) hadisi, saçma ve asılsız bir söz mü; bu sözde binlerce yücelik, binlerce naz ve nimet gizli değil mi?

    Sen de bir iki günceğiz yoksulluğu sına da yoksulluktaki iki misli zenginliği gör!

    Yoksulluğa sabret, bu gamı, bu tasayı bırak. Çünkü ululuk sahibi Allah’ın yüceliği yoksulluktur.

    Şu halde yoksullar, Allah cömertliğinin aynalarıdır. Hak ile bir olan ve varlıktan tamamıyla geçen hakiki yoksullar ise mutlak nur olmuşlardır.

    ... Halk, yoksulluktan korkar; ama boğazlarına kadar acı suya batarlar.

    O yoksulluğu yaratandan korksalardı onlara yeryüzünde defineler aşikâr olurdu.

    Eli bir şeye erişmeyen, elinde avucunda bir şey olmayanlar Allah’tan korkar, çekinir ve kendisini ibadete verirler; yoksulluk, işte bu yüzden daima övünülecek bir şeydir!

    (I/986-988, 2352-2357, 2373, 2374, 2750, III/2205, 2206, 3281)

    Hz.Mevlana


    *****


    *Nahl / 71. Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

    *****

    *Hazreti Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:“Siz Allah’a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz, sizleri de, kuşları rızıklandırdığı gibi rızıklandırırdı: Sabahleyin aç çıkar, akşama tok dönerdiniz.”

    *****


    *Mü’min denge insanıdır. İnanan bir gönül, her mevzûda olduğu gibi bu mevzûda da ifrat ve tefrite düşmekten kendini korumasını bilmelidir. Dünyaya dünyada kalacağı müddet kadar, âhirete de yine orada kalacağı müddet kadar ehemmiyet verme dengeyi bulmanın nirengi noktasıdır.


    * Bazen dünya kapılarının açılması, bol bol nimetler verilmesi insanın aleyhine de olabilir. Kimi zaman bolluk ve refah küstahlaştırır insanı,geçim kolaylığı şımartır,lüks felç eder,şatafatlı ve süslü bir yaşam tarzı öldürür.

    *Oysa ki, Hakk’a hizmet yolunda canlı insana ihtiyaç vardır. Canlı insan, birkaç kuru ekmek parçasıyla doymasını, bir kayanın üzerine başını koyup yatmasını bilen ve “Çok şükür Allah’a doyduk, yatacak bir yer de bulduk.” diyen insandır.
    Konu Denge tarafından (3 Hafta önce Saat 10:26 AM ) değiştirilmiştir.

  6. #156

  7. #157
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    http://apelasyon.com/Yazi/940-zumrud...yeniden-dogus-

    Simurgla ilgili söylemek istediğim bunlardı aslında...

  8. #158
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    https://youtu.be/yiuWQ_WQoc4

    Namaz kılan depresyona girmez mı?

    Faydalı olacağını düşündüğüm için paylaşıyorum.

    Kimsenin reklamını yapıyor gibi görünmek istemem.

    Bu konuda hakkınızı helal ediniz.

  9. #159
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    https://youtu.be/QWUZe8bKMAA

    Öfkemi nasıl kontrol edebilirim...

    Çoğunuz böylesiniz artık biliyorum.

    Devlet Bahçeli'nin Ruh Sağlığı Yasası çıkaralım demesi boşuna değil.

    Bence çokda geç kalmış bir karar.

    Genede bu konuda sıkıntı olduğunu farketmiş.

    Kendi adıma teşekkür ederim.

  10. #160
    Cahillik Dönemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2016
    Mesajlar
    539

    Standart

    Hadis-i Şerif: Resulullah (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu:

    "Merhameti olanlar... Bunlara Rahmân olan Allah merhamet eyler. Yerde olanlara merhamet ediniz ki, göktekiler de size merhamet edeler."

    Manası ve tasavvufi yönden tefsiri:

    Ey cüz'î ruh, sır ve ruhanî kuvvetler... Keder şüphesinden yana temiz olan, Rahmanî damga taşıyan rahmet feyzini saçınız. Kime bilir misiniz? Kendinize... Beşeriyet vasfinızın arzına.

    Yani bu tabiî varlığınızın toprağına... Ve onları çağırınız, şer'î hükümlerin esasına uysunlar. Onlara muvafakat etsinler.

    Tabiî sıfat taşıyan resmiyetler de manen muhalif davranmaya...

    Bu işe böyle devam ediniz. Ta ki, feyyaz olan küllî ve ilahî ruhumuz, Sema mertebesinden yükseklik getire, rıfat vere. "Neyle bunları yapar?" derseniz, "Rabbanî varidat şimşeklerinin eseri ile, Rahmanî tecellilere ait nurların doğmaları ile..." deriz.

    Bunlar yaptıklarınıza birer mükâfattır. Yani amellerinize. Ama yararlı amellerinize.

    Nasıl ki Hak Teâlâ, Vehhab ismi hürmetine manalar feyzini ve rahmanî hikmetlerini önce ruha verdi, ruh da sırra, sır da kalbe, kalp de nefse, nefs de diğer duygulara ve onlar da cisme...

    Netice: Her kim, şefkat ve merhamet vasıflarına bürünürse, Yüce Rabb’ın rahmetini kazanmış sayılır. Yavaş yavaş ondan gelen rahmet esintisi önce ruhunu sarar; sonra derece derece bütün dış yapısını kaplar.

    Ama dış temiz olunca... Ama şer'î hükümler onda eksiksiz tatbik edilince. Aksi halde, gelmiş olsa dahi kaçar gider.

    KAYNAK:www.semazen.net

Sayfa 16/17 İlkİlk ... 6121314151617 SonSon

Benzer Konular

  1. bükçe (kadın dili)
    By malahit in forum Kişisel Gelişim & Kariyer Planlama
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17-08-2010, 02:24 AM
  2. Beden dili
    By Nefertiti in forum Kişisel Gelişim & Kariyer Planlama
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 13-04-2009, 03:12 PM
  3. Kadınların dili
    By Nefertiti in forum Gülmece / Eğlenmece Bölümü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-05-2008, 10:54 PM
  4. Kedi Dili.....
    By BeYaZ_KeLeBeK in forum Gülmece / Eğlenmece Bölümü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 04-05-2008, 03:26 PM
  5. Beden Dili
    By BeYaZ_KeLeBeK in forum Paylaşım Köşesi
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27-03-2008, 11:46 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •