Hayata bazen yeniden başlamak gerekir. Tabiki, en baş derken lafın gelişi bir en baştan bahsetmiyorum. O anne karnından çıktığımız ve gözlerimizi dünyaya açtığımız, hani o ilk an varya, işte o zamana gitmek diyorum. Kim hatırlarki o ilk anı. Heralde hiç kimse hatırlamaz...Hafızamızda izi bile yok o ilk bakışın. O yüzden sizi tekrar bu gökyüzüne ve bu yeryüzüne ve insanlara tekrar, ilk defa, tertemiz, önyargısız bir bebeğin bakışıyla bakmaya davet ediyorum. Evet bir zamanlar yoktuk, çok değil bir 30 sene önce yoktuk. Dünya olanca gücüyle dönüyor, insanlar yaşam mücadelesine var güçleriyle devam ediyorlardı. Ama biz yoktuk. Yokluğumuzu hissedebiliyor muyuz? Evet bir zamanlar yoktuk. Yoktuk ve şimdi burdayız... Sahi biz nerdeyiz? Nerden geldik? Niye geldik? Evet arkadaşlar kısa bir zaman önce adına dünya denilen bu mekana ayak bastık. Ve toplumsal ailesel tarihsel bilimsel çarkların, taşların arasında öğütüldük. Kaybolduk. Kendimizi bilmeden, tanıyamadan sistemlere adanan birer kurban olduk. Evet sizi bugün, evet sizi bugün yeniden doğmaya davet ediyorum. Bir bebeğin hayretiyle, belirsiz bir zaman sonra göçeceğimiz adına dünya denilen bu mekana bu eve bir zamanlar yok olduğunuzu derinden hissederek bakmanızı istiyorum. Evet bir zamanlar yoktuk. Sahi biz nerdeyiz? Burası da neresi? Ve ve ve biz kimiz biz kimiz? Biz dediğimiz o bilinç o hissediş tarih sahnesine çıktı ve sahnedeyiz.Evet bir zamanlar yoktuk. Evet yeni bir başlangıç diyorum. Bugün her şeyi silelim ve yeniden yeni bir sahneye çıkalım.