-
İMAN
İnanmış, adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına haset etsin, özensin.
İmana erişen aman bulur, imana gelmeyenlerin şüphesi ise iki kat olur.
Hevâ ve heves tazelenip durdukça iman taze değildir.
Çünkü hevâ, iman kapısının kilididir.
Ey gizlice hevâ ve hevesini tazeleyen kimse!
İmanını tazele, ama yalnız dille olmasın.
Kulluk ve iman, şimdi makbuldür.
Fakat ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak, bir işe yaramaz.
Peygamber “Allah (c.c.), gönlünde sabrı olmayana iman da vermemiştir” buyurdu.
Sabır, iman yüzünden baş tacı olur.
Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.
İmanını yoldaş edindin mi dirisin...
İmanla gittin mi ebedisin.(...)
İnananlar çoktur, ama iman birdir; cisimleri çoktur, ama canları tektir.
Ey imandan sadece bir lâfa kanan kişi!
Onunla kanaat eden kişiye zaten iman, yüce bir nimettir, büyük bir gıdadır.
Şu halde öyle hareket et ki o hareketin, dilsiz dudaksız tanıklığın, “şahadet ederim” demenin ta kendisi olsun.
Ne güzeldir güvenilir kardeşler!
İman sahibi, ibadet edip duran Müslümanlar!
(V/3355, 3398, I/1079, 1078, 3640, II/601, 600, III/3377,* IV/408, V/287, 2218, 349)
Hz.Mevlana (k.s)
Kaynak;www.semazen.net
-
VAHDET VE TEK RENKLİLİK
Zehirden ve şekerden vazgeçmedikçe nasıl vahdet ve birlikten koku alabilirsin?
Sen, sıkı sıkıya ben’e, biz’e yapışmışsın.
Bütün bu bozuk düzenler, bütün bu perişanlıklar, ikilikten meydana çıkıyor.
İki deme, iki bilme, iki çağırma.
Kulu, efendisinde yok olmuş bil!
Bâkî renk, ancak Allah’ın rengidir.
Ondan başka renkler, bil ki çan gibi iğreti ve takmadır.
Birlikteki bu tek renklilik, insana usanç ve sıkıntı veren tek renklilik değildir.
Belki o tek renk, deniz gibidir; ona dalanlar da balık gibi neşe içinde yaşamaktadırlar.
Karada gerçi binlerce renk bulunur ama, balıkların kurulukla savaşı vardır.
Misal olarak söylenen balık kimdir, deniz nedir ki yüce ve ulu padişah ona benzesin!
Varlık alemindeki yüz binlerce denizler ve balıklar, o ikram ve ihsan huzurunda secde ederler.
Zehirden de, şekerden de geçmedikçe vahdet bahçesinden nasıl kokular alabilirsin?
Hocam, şaşı göz, bil ki tek göremez.
Bu ikilik, şaşı gözün görüşüdür.
Yoksa evvel, âhirdir, âhir de evvel.
O duygularla birlik âlemini bil, eğer birlik âlemini diliyorsan o tarafa yürü!
(I/0498, 3012, VI/3215, 4711, I/502-505, 498, IV/2395, VI/819, I/3099)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı Cumalar...
-
DİNLEMEK VE KONUŞMAK
Dinle bu ney’i, nasıl anlatıyor.
Ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor:
Söz söylemek için önce dinlemek gerekir...
Bu söz, can memesindeki süttür.
Emen olmadıkça güzel akmaz.
Dinleyen susuz ve arayıcı olursa vaaz eden ölü bile olsa söyler.
Kulakta, gözde Hakk’ın mührü var, işitemiyor; yoksa örtülerin arkasında nice suretler, nice sesler var!
Kulak, gerçeği anlayabilirse, göz kesilir.
Yoksa söz kulakta kalır, gönle kadar inemez.
Şu baş kulağını alaya, yalana, dolana kapat da apaydın can şehrini bir gör!
Bir müddet dudaksız, kulaksız ol da sonra dudak gibi tatlı şeylere eş ol!
Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, haris olma!..
Basiretli kişinin önünde susmak, sana fayda verir “Kur’ân okunurken susun, dinleyin” emri, bu yüzden gelmiştir.
Söz söylemede yücelik aramayın!
Dinlemek, söylemekten yeğdir.
İnsan, kulağıyla gelişir; duya duya canlanır.
Hayvansa boğazıyla, yemekle-içmekle gelişir.
Kulağın varsa kendi kulağınla dinle, duy!
Niçin sersemlerin kulağına kapılıyorsun?
Ey dil, sen de hem bitmez tükenmez bir hazinesin; hem dermanı olmayan bir dertsin!
Bu dil çakmak taşıyla, çakmak demiri gibidir.
Dilden çıkansa ateşe benzer.
Bir söz bir âlemi yıkar, ölmüş tilkileri aslan eder.
Bil ki ağızdan bir kere çıkan söz, yaydan fırlayan ok gibidir.
Oğul, o ok, gittiği yerden dönmez; seli baştan bağlamak gerek.
Sûkut denizdir, söylemek ırmağa benzer.
Deniz seni aramakta iken, sen ırmağı arama!
Gönüldeki söz, gönlü özleştirir, geliştirir.
Susmakla can, yüzlerce gelişmeye nâil olur.
Söz dile geldi mi öz harcanır gider.
Az harca da güzelim öz, elde kalsın.
Az söyleyen adamda derin bir düşünce vardır.
Kabuğa benzeyen söz arttı mı, iç yok olur.
Güzelim, sonunda değil mi ki çenemiz bağlanacak, çenemi az oynatmamız daha doğru.
(I/1, 1627, 2378, 2379, II/679, 862, III/101, V/2148, I/1600, IV/2072, 3316, VI/291, 3343, I/1702, 1593, 1597, 1658, 1659, IV/2062, V/1175-1177, VI/0445)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı Cumalar
Ramazan'a kadar ara veriyorum arkadaşlar.
Ondan sonrası da Allah kerim...
Tekrar görüşüne kadar hoşçakalın...
-
TÖVBE VE İSTİĞFAR
Hakk’ın kapısı rahmet ve keremlerle dopdoludur.
Varlık da O’na âşıktır, yokluk da.
Tövbeye bir parlaklık gerekir; tövbeye de bir şimşek, bir bulut şart!
Gönül şimşeğiyle iki göz bulutu olmadıkça tehdit ve hışım ateşi nasıl yatışır?
Atandan öğrensen ya; Âdem, suç işleyince hemencecik eşiğe geldi;
O gizli sırları bilen Allah’ı hâzır nâzır ve gördü de, iki ayak üstüne durup suçunun affedilmesini dilemeye koyuldu.
(Ama) dikkat et de “Tövbe eder, Allah’a sığınırım” diye cürümde bulunma, günah işleme!
Tövbenin batı tarafında bir kapısı vardır, kıyamete kadar açıktır.
O kapı, güneş batıdan doğuncaya dek açık kalacaktır; o kapıdan yüz çevirme!
Cennetin Allah rahmetine binâen sekiz tane kapısı var ey oğul!
O sekiz kapıdan biri de tövbe kapısıdır.
Öbürlerinin hepsi de bazen açılır, bazen kapanır; fakat tövbe kapısı hep açıktır.
Tövbesiz ömür, baştanbaşa can çekişmedir.
Hazır olan, kaçınılmayan ölüm, Allah’tan gafil olmaktır.
Ömür geçtiyse kökü bu demdir, tez ömür ağacını tövbe suyuyla sula!
Tövbe atı acayip bir attır. Bir anda şu aşağılık âlemden ta göğün üstüne kadar sıçrayıp çıkar.
(I/2445, II/1653, 1655, IV/324, 325, II/1652, IV/2504-2507, V/770, 2222, VI/0464
*****
Hem hayvansın hem melek:
Tâ be-ten hayvan be-câni ez-melek
Tâ revî hem ber-zemin hem ber-felek 2/3814
Ey insan, ne tuhaf bir varlıksın sen.
Zıtlıklar sende birleşmiş.
Hayvan da melek de yerinde sabit ama sen bunları nefsinde cem etmiş, ten hayvanıyla can meleğini bir araya getirmişsin.
Bu yüzden hem göğe mensupsun hem yere.
Bu ikili yapını bil ve ona göre dikkatli davran.
Ta ki tenin canına diş geçirmesin, kötülük iyiliğine baş eğdirmesin.
Gökler dururken börtü böcek gibi toprağın altını vatan edinmeyesin.
*****
Eşek misin İsa mı:
İsîye bak rağbet-i har eyleme
Tab'ını akl üzre server eyleme 2/1871
Eşek de sensin, eşeğe binen de.
Eşek senin maddî varlığın, yontulmamış tabiatındır.
O eşeği sürüp götüren aklın ve ruhun ise Isa’ya benzer.
Sen Isa’ya değer ver, eşeğe değil.
Eşeğe benzeyen tabiatını akıl İsa’sının üzerine çıkarma.
Bırak bedenin ruhuna hizmet etsin, ulvî gayelerin peşinde yorulsun.
Yakışığı kölenin şaha hizmetidir, şahın köleye değil.
*****
4300. Vakit var, tertemiz ve gür su da akıp gidiyor.
Sudan ayrılırsın, ayrılık seni şahrem şahrem eder…bundan önce davran da,
Âbıhayat’la dolu olan ırmaktan su içmeye bak…iç de senden nebatlar bitsin!
Ey gafil susuz, biz velilerin sözlerinden Hızır’ın Âbıhayat’ını içmekteyiz, gel!
Bu gür suyu görmüyorsan bari körler gibi gel de testini suya daldır.
Bu ırmakta su var, bunu duydun ya… köre, taklitle iş yapmak gerek!
4305. Suyu sayıklayıp duran testini ırmağa daldır… daldırınca ağırlaştığını anlarsın…
Anlarsın da su olduğuna inanırsın, gönlün o zaman bu kuru taklitten kurtulur.
Kör, ırmak suyunu açıkça göremez ama testinin ağırlaştığını anlayınca su olduğunu bilir.
Çünkü testi önce hafifti ,ırmağa daldırılınca ağırlaştı, içi hayli suyla doldu.
Evvelce her yel beni kapıp beni götürürdü, fakat şimdi ağırlaştım” beni yel kapamaz artık.
*****
Susuzlar alemde su ararlar,
Fakat su da cihanda susuzları arar durur..
Bu yolda uğraş, çabala;
Son nefese kadar bir an bile boş durma!
Olabilir ki son nefeste bir dem inayete erişirsin..
O inayetde seni sırdaş eder..
Topal olsan, sakat olsan bile, uyuklar gibi,
Hatta edepsizcesine de olsa ona doğru kımıldan, onu ara!
Hor musun? Zayıf mı?
Buna bakma da ey kadri yüce kişi,
Himmetine, gayretine bak..
Dudak kuruluğu, suyu haber verir..
Bu eziyet, bu susuzluk,
Muhakkak suya ulaşacağına delalet eder.
Hz. Mevlana (k.s)
Kaynak;www.semazen.net
*****
Üç aylar başlıyor,bu vesileyle bir aranot bırakmak istedim.
Aslında her gün,her saat,her dakika arınmaya vesile.
İbadete başlayıp salih amellerimizi artırmak,maneviyat dünyamıza yeni kapılar aralamak içinse bu aylar,bu manevi iklim birer fırsat.
Rabbim gönül gözü kapalı olanların göğüslerini,kulaklarını ve gözlerini açsın,uykuda olanlarımızı da uyandırsın inşaallah.
Gelmişken birde kitap önerisi;
Hatice Nur Artıran-Nun Kapısı...
Eyvallah...
-
Foruma pek fazla yazan yok anlaşılan.
Hadi üç aylar vesilesiyle başladığımız noktaya bir kaç kelime ekleyerek bir ara not daha bırakalım ;
İnsan ruhunu,kalbini ve nefsini temizledikçe kalbinin vicdan toprağında bir gül bitermiş.
Önce tomurcuklanır,sonra nefes alır,en sonunda da açılırmış bayıltan rayihalarla dolu kokusu ve neşesi bol renkleriyle.
Eskiler gülden terazi tutar,gülü de GÜL'le tartarlarmış.
Hal diliyle halleşip,gül diliyle söyleşelim,ehli aşkın bülbüllerinden nağmeler dinleyelim üç aylar vesilesiyle.
Kimbilir belki bizim göğsümüzde de tomurcuklanır mütevazi bir gül,belki bizimde açılır görmeyen gözümüz,duymayan kulağımız.
Rabbim En-Nur ismi şerifiyle nüzul eylesin gönül kasrımıza,göğsümüzü de hakikate doğru şerh eylesin.
Manevi füyûzat hislerini ve nurdan şûalarını eksik etmesin kalbimizin üzerinden.
El Kuddüs ismi şerifi ile nefsimizi,kalbimizi ve ruhumuzu mânâ kirlerinden temizlesin.
Eş-Şafi ismi şerifi ile manevi hastalıklarımıza şifa versin.
El-Hayy ismi şerifi ile ruhumuza ve kalbimize can versin.
İnşaallah...
*****
Trt'de Hacı Bayram'ı Veli'nin hayatını anlatan bir dizi yayınlanmaya başladı.
Çok güzel bir dizi...
https://youtu.be/M1W89LrSfMA
https://youtu.be/CiNSWjseyPY
https://youtu.be/zNdx2WEohJw
https://youtu.be/xcokH3qah6I
https://youtu.be/UNzAkQSXLrc
https://youtu.be/AN-pVM3CkC4
https://youtu.be/m2Zl-e61sLE
https://youtu.be/rGw1RTWgR2k
https://youtu.be/aizmzlLY2aw
https://youtu.be/iAMDYDgpRVc
https://youtu.be/ujgs3hM3T80
https://youtu.be/aTWLIgTnrEQ
https://youtu.be/9rt0LeSNRyc
https://youtu.be/ZvW_fGWt_mI
https://youtu.be/sb65GqX0o78
https://youtu.be/2qQgl5LfOXw
https://youtu.be/okub4udwYoQ
Yukarda diziden onyedi güzel parça...
*****
Birkaç da kitap önerisi;
İman ve Küfür Muvazeneleri
Şualar
Asâ-yı Mûsa
Lem'alar
Sözler
Bediüzzaman Said'i Nursi
Nur'dan Kelimeler-1
Nur'dan Kelimeler-2
Prof.Dr.Alaattin Başar
*****
Sonsöz;
"Virdi olmayanın varidâtı olmaz"
-
Bazen düşünüyorum da başıma gelen belalar, kazalar, hastalıklar, kayıplar öbür dünya avantaj olabilir mi? Allah sevmediğine bela vermez derler, duasını hemen kabul eder diyorlar, tekrar tekrar o sevmediği kulu dua etmesin diye. İnşallah günahlarımızı kefarettir, bu zorluklar.
-
Güzel bir soru Osmangazi.
İstersen cevabı yine Hz.Mevlana'dan dinleyelim;
BELÂ VE HASTALIK
Dert ve sıkıntıya düşmek, Allah’ı gizlice çağırmana sebep olduğundan bütün dünya malından üstündür.
Dertsiz dua soğuktur; bir işe yaramaz. Dertli dua ve yalvarma, gönülden, aşktan gelir.
Ne güzel, ne mübarektir bu ağrı, sızı. Ne mutlu, ne kutludur bu hastalık, ateş, dert ve gece uykusuzluğu!
(Yüce Allah) sırt ağrısını ihsan etti de her gece yarısı beni uykudan uyandırdı.
Bütün gece manda gibi uyumayayım (da Allah’ı anayım, O’na dualarda bulunayım) diye Hak lütfetti, bana dertler, ağrılar bağışladı.
Kardeş! Karanlık yere, soğuğa, derde, kırıklığa ve hastalığa sabretmek,
Âb-ı hayat kaynağı ve sarhoşluk kadehidir. Çünkü yücelikler, hep aşağılıklarda gizlidir.
Gamdan neşelen, ondan başka bir şeyden neşelenme, sevinme. Dert ve gam bahardır, başka şeyler kış!
Kul, dertten, kederden Allah’a sızlanır, yalvarır; uğradığı zahmetlerden dolayı Allah’a yüzlerce şikayetlerde bulunur;
Allah da buyurur ki; “Gördün ya nihayet dert ve zahmet seni bana yalvarır bir hale getirdi, sana doğru yolu gösterdi.”
Hakikatte her düşman, senin ilâcındır, sana kimyadır; seni faydalandırır, gönlünü alır senin!
Mü’minin canı da zahmet ve meşakkatlerle gelişir, kuvvetleşir.
Peygamber “bil ki karanlıkta yıldızlar nasıl yol gösterirse, dostlara da elemler, sıkıntılar denizinde öyle yol gösterirler” buyurmuştur.
(III/203, 204, II/2256, 2258, 2259, 2262, 2263, III/0507, IV/91, 92, 94, 99, VI/1595)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
-
Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş
-
Çok güzel özetlemişsin meseleyi Osmangazi :o:o
-
BENLİKTEN GEÇMEK VE TESLİMİYET
(Allah’ın) varlığına karşı yok olmak gerektir; O’nun huzurunda varlık nedir?
Kör ve yaslı bir hiç.
Yok olmanın yolu bambaşkadır; zira kendinde olmak da başka bir günahtır.
Gündüz gibi şûlelenip parlamayı diliyorsan geceye benzeyen varlığını yak!
Varlık, yoklukta görülebilir.
Zenginler, yoksula cömertlik edebilir.
Noksanlar, kemal vasfının aynasıdır. O horluk, yücelik ve ululuğa aynadır.
Kötülerin kötülüklerine acıyın.
Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın.
Gözünde bir tek kıl olsa hayâlinde inci, yeşim taşı gibi görünür.
Hayâlinden tamamıyla geçersen o vakit yeşim taşını, inciden ayırt edebilirsin.
İnsan yokluk gülistanında kendinden geçer.
O âlemdeki sarhoşluk, Hakk’ın lütfunun büyük kadehindendir.
Allah’ın sanat yurdu da yokluktandır, hazinesi de.
Sen, varlığa aldanmış kalmışsın; yokluk nedir, ne bileceksin?
Nefsi aşağılama gölgesi, yatılacak güzel bir yerdir.
O, temizliğe ulaşmaya istidadı olana hoş bir uyku yeridir.
Bu gölgeyi bırakır da benlik tarafına gidersen, çabucak âsi olur azarsın, yolunu kaybedip gidersin.
Ben, varlığını o ihsan ve cömertlik sahibinden başkasına satmayana kul, köle olurum.
Bir adam, yokluğa erişir, kendisine yokluğu ziynet edinirse, o adamın, Muhammed (a.s.) gibi gölgesi olmaz.
Çünkü varlık, insanı adamakıllı sarhoş eder; aklını başından, utancını da gönlünden alır götürür.
Yok olmadıkça hiç kimsenin huzûra varmasına yol yoktur.
Yıldızlarımız gizlenmedikçe, bil ki can güneşi de gizlidir.
Topuzu kendine vur da benliğini darmadağın et!
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Beşeriyet vasıflarından ölürsen hakikat sırları denizi, seni başının üstünde taşır.
Kendini, kendi vasıflarından arıt ki, asıl kendi sâf, pâk zatını göresin.
Allah’ı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön!
Kendisini kâmil sanan kişi, ululuk sahibi Allah’ın yolunda uçamaz.
Kendinden geçmeye çalış da hemencecik kendini bul; doğrusunu Allah, daha iyi bilir.
Allah’tan başka her şey fânidir.
Mademki onun zatında fâni değilsin, varlık arama!
Âfetsiz, felâketsiz hiçbir köşe yoktur.
Allah’ın halvet yerinden başka hiçbir yerde dinlenmek, rahata kavuşmak mümkün değildir.
Oğul kılıcı bırak da can siperini ele al! Bu padişahtan, ancak başsız olan başını kurtarır.
Sen yerden-yurttan, alımdan-satımdan geri durdun mu O, mekân âleminde de seninle beraberdir, Lâmekân âleminde de.
Allah, mülk ve saltanat sahibidir.
Kendisine baş eğene, bu topraktan yaratılan dünya şöyle dursun, yüzlerce mülk, yüzlerce saltanat ihsan eder.
İki deme, iki bilme, iki çağırma.
Kulu, efendisinde yok olmuş bil!
(I/518, 2200, 3010, 3202, 3210, 3416, II/109, 110, III/2942, 4516, IV/3346, 3347, V/490, 672, 1920, VI/0232, 731, 732, I/1843, 3460, II/0688, I/3213, IV/3218, I/3052, II/0591, 3170, III/0346, VI/0664, 3215)
Hz.Mevlânâ(k s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı cumalar...