-
hayata dair...
Beraber yaşayan insanların birbirini iyice anlaması gerektiğini iddia etmek, yanlış bir anlayıştan doğar...
Anlaşılmak çok az insana nasip olan bir lükstür...
Hele en iyi ve en derin şeyler hayatta hep yanlış anlaşılır...
Biz bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik...
Anlaşılmamanın üzüntüsünü duyacağımız yerde, bütün ruhumuzla başkalarını anlamaya çalışsak, hayat daha güzelleşir...
Zaten çoğu zaman biz bile kendimizi anlayamazken, başkaları nasıl anlayabilirler?... (...F.W.Foerster)
-
hayata dair
İnsandan zaten ne beklenebilir ki?...
Yeryüzünün bütün nimetlerini başından aşağı dökün, onu gırtlağına kadar mutluluğa batırın; öyle batırın ki, mutluluğun yüzeyine kabarcıklar yükselsin...
Ona, yatıp uyumaktan, bütün gün kurabiye yemekten ve insan soyunun devamını getirmekten başka bir şey yapmasına gerek kalmayacak parasal gelir sağlayın...
İşte bu insan, sırf nankörlüğünden ve rezilliğe olan eğiliminden dolayı, size ayaküstü bir oyun oynayacaktır...
Bu olumlu ve akıllı davranışınızın içine, sırf kendi meş’um ve başına beladan başka bir şey getirmeyecek hayalperest yanını sokacaktır...
Kurabiyeleri kaybetmeyi göze alacak, oraya buraya koca burnunu sokacak, hatta belki de en olmayacak belanın, en berbat ekonomik durumun başına gelmesini isteyecektir... (...Dostoyevski)
-
-
hayata dair
Çocuklarla, iletişimin dört yolu var;
1-Gözle iletişim...
(...Sevgiyi gözlerle ifade)
2-Bedensel temas...
(...Saçını, yanağını okşama ya da yaşına göre uygun şekilde dokunma)
3- Odaklaştırılmış ilgi...
(...Yalnız çocukla geçirilen nitelikli zaman)
4-Sevgiyle disiplin...
(...Her çocuk disipline ihtiyaç duyar ama bunun dostça ve sevgiyle olması gerekir)
...Ross Champall)
-
hayata dair
Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır...
Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu...
Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız...
...
Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar...
Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir...
Aslında, bazen onlar en önemlileridir...
...
Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için...
Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için...
...
Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın...
Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır...
Buna değer miydi?...
(...Sharon Zeff)
-
hayata dair
İnsan bazen vermeli, almak için...
Bir yürek vermeli önce, bir gönül
O yüreğe sevgi vermeli, dostluk vermeli
Umut ekmeli o sevgi, dostluğu büyütmek için
Bir hayat olmalı; iki kişinin paylaşacağı bir ömür için
Zaman vermeli, anlayış vermeli
İsteklerine gem vermeli...
Bir ömrü paylaşmak için, iki kişilik sevgi vermeli
Dürüstlük vermeli saygılarını vermeli
Bazen taviz vermeli prensiplerinden...
Bazen sıkılmalı başkası için,
İstemediği şeyleri yapmalı paylaşmak adına hayatı
Biraz da cesur olmalı adım atmak için
Verdikten sonra beklemeli, almak için
Sabırla, umutları soldurmadan beklemeli
Bekleyişin hazzını tatmalı
Vuslatı arzulayarak, özlemlere umut ekmeli
İnsan vermeli önce kendisinden
Sonradan almak için...
...William Shakespeare
-
hayata dair...
Belki de bugünkü kadar hiç,
Hissetmedik avuçlarımızda;
Bize özgürlük getiren,
Kızarmış ellerin sıcaklığını...
...
Henüz yitmedi kulaklarımızda daha,
Yıpranmış silahlarının uğultusu;
Sokaktaki insanlarımızın kolları,
Gene açık eskisi gibi kucaklamaya...
...
Yüzünüzde bunca gerçek gözyaşları,
Kucak açtığında ölülerine toprağımız;
Hâlâ sıcak ve yakıcı gözyaşlarımız;
Evet, söylüyorum bunu bütün dünyaya...
...
Ve bütün yüreğimle haykırıyorum size:
Yaralamayın n’olur bu sevdayı...
Hayalleri paramparça olan ülkemizde;
Bir o kaldırabilir bunca acıyı...
(...J.Seifert)
-
hayata dair...
(...) Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama hayat kurmayı öğrenemedik.
Hayatımıza yıllar kattık, ama yıllara hayat katamadık...
Ay’a gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçemedik.
Dış uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik...
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama gitgide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır...
(...George Carlin)
-
hayata dair...
Sevmek için o kadar fırsatımız olmasına rağmen dünyada o kadar az sevgi var ki...
İnsanlar yalnız ağlamakta, yalnız ölmekteler...
Çocuklara kötü muamele edilmekte, yaşlılar son günlerini sevecenlik ve sevgiden uzak geçirmekteler...
Sevgi gösterisine bu kadar çok ihtiyaç olan bir dünyada, hayatımızdaki insanlara sadece sıcak bir kucaklama ya da uzatılan bir elden daha karmaşık olmayan bir hareketle yardım edecek büyük bir gücümüz olduğunu anlamak ne kadar önemli!...
Dünyayı daha iyi, daha sevgi dolu bir yer yapmak için neler yaptığımızı düşünmek için en uygun zaman günün sonudur...
Geceler boyunca aklımıza hiçbir şey gelmiyorsa, dünyayı daha iyiye doğru nasıl değiştirebileceğimizi düşünmek için de uygun bir zamandır bu...
Öyle çok büyük boyutlu şeyler yapmamıza da gerek yoktur; var olan basit şeyler üzerinde bir şeyler yapmak da yeterlidir...
Etmediğimiz bir telefon, yazmayı ertelediğimiz o not, takdir etmediğimiz o iyilik...
İş sevgiyi vermeye gelince fırsatlar sonsuzdur ve bunu hepimiz yapabiliriz...
(...Leo Buscaglia)
-
hayata dair...
Yıllarca önce araba kullanmasını öğrenirken, ustam sigara içirtirdi bana...
Ve yoğun trafiğe çıktığımda, ya da keskin dönemeçlere geldiğimde sönerse sigaram, direksiyonu alırdı elimden...
...
Ben araba kullanırken fıkralar da anlatırdı.
Ve eğer ben arabayı sürerken kendimi işime kaptırıp da fıkralarına gülmediysem direksiyonu alırdı elimden...
...
“Güvensiz hissederim kendimi” derdi...
Korkutur beni, şoförün kendini işine gereğinden fazla kaptırdığını görmek bir yolcu olarak...
...
İşte ben de o zamandan beri gereğinden fazla dalmamaya bakarım yaptığım işe...
Çevremde olup biten şeylerle de ilgilenirim...
Birileriyle konuşmak için işime ara veririm çoğu defa...
Bir sigara içemeyecek kadar hızlı araba sürmekten vazgeçtim...
Yolcuyu düşünüyorum artık...
(...Bertolt Brecht)