-
Tabiki bu dünyada birde yahudi sorunu vardır.
İflah olmaz bu insanların soyları boyunca sürdürdükleri kinler,yaşadıkları travmalar bugün böyle acımasız,dogmacı,sorgulanmayı ve eleştirilmeyi reddeden,menfaatperest bir toplum yaratmıştır.
İş o boyuttadır ki;kendi kinlerini,ihtiraslarını,travmalarını başka maskeler altında kutsal kitaplara işlemiş,kutsal kitabın saffetine ve namusuna dokunmuşlardır.
Asıl sıkıntı şudur ki;elleriyle kirlettiklerine kendileri de inanmaktadır ve dünya ekonomisini ellerinde tutmaktadırlar.
Şimdi ise sözde kendilerine vadedilmiş toprakları istiyorlar.
Milletimiz birgün eninde sonunda bu gerçekle yüzleşmek,İsraille kafa kafaya tokuşmak zorunda kalacaktır.
Evangelist-Siyonist ittifakın sözde iddiları Tanrı'nın bu toprakları onların hizmetine verdiği ve Evangelist görüşe göre Hz.İsa'nın ruhunun ancak o şekilde dünyaya dönebileceği şeklindedir.
Peki durum buyken bizim ne yapmamız gerekir?
Orduyu kuvvetlendirmek derseniz zaten yapıyoruz.
Propaganda derseniz en alâsı en kokmuşu var.
Hoş zaten propaganda yapmanın bir anlamı bile yoktur,Hitler hala bizim milletin ev sevdiği adamlardan biridir,kitapları yok satmıştır.
İmamlar-hocalar cuma vaazlarında İsrailin Sinagogların altında müslüman çocuklarını doğradıklarından tutun kadınların-kızların ırzına geçtiklerine varana kadar anlatırlar dururlar.
Hatta küçük bir eleştiri yapmak gerekirse cuma vaaz ve hutbelerinin Atv haber bültenlerinden bir farkı kalmamıştır.
Benim anlatmak istediğimse her zaman bahsettiğim konu;
Bir şey hep bilinçli ya da bilinçsiz unutuluyor;
Halkın tüm unsurlarıyla desteği ve birlik-beraberliğide elzem.
Böyle zamanlarda iç barış çok değerlidir.
Çünkü özellikle savaşta halkın desteğini almazsanız onlardan fedakarlık istemeniz abestir.
İnsanları ne kadar zorlasanızda inanmadıkları değerler için savaştıramazsınız.
Bir gemiyi kumanda eden kaptanın denizde fırtana çıkmışken içindeki tayfayı şu benden şu değil diye ayırıp hesabını ona göre yapması,geminin su aldığının alametidir.
Fırtınadan kurtulmak için tayfayı birarada tutup örgütlemek zorundasınız.
Allahu alem..
-
Ben Cumhurbaşkanımızın kötü bir insan olduğuna da inanmıyorum.
Hatta özünde iyi bir insan olduğuna hâlâ inancım var.
Yanlız yorgunluğu artık her halinden belli oluyor.
Bedeni ne durumda bilimiyorum ama ruhunun bu tempoyu artık kaldıramadığı,bilinçaltının isyan ettiği,bazen konuşmakta bile zorlandığı artık her halinden belli.
Üstelik çok ciddi öfke kontrol problemi var.
Devlet Bahçeli'de artık son demlerinde gibi.
İnanıyorumki özünde oda iyi bir insandır.
Fakat ülke artık daha sabırlı,tahammül edebilen,duygularına,davranışlarına ve sözlerine hakim olabilen,daha modern daha dengeli insanlara ihtiyaç duyuyor.
Hz.Süleyman gibi asanın üzerinde ölmenin bir anlamı yoktur.
Bu ülke daha taze,daha üretken,ruhen ve fikren daha dengeli insanlar yetiştiremiyorsa zaten bitmiştir.
Birgün zaten mecburen bu durumla yüzleşecektir.
Evde torunlarını sevip,huşuyla ibadetini yapmak yerine bu yaşta bu kadar ağır yükler omuzlamak hem kendine hem ülke insanına zulümdür.
Çok hatalı kararlar veriliyor,çok yanlış işler yapılıyor,kuralları-kanunları takan kalmadı,herkes bir yerinden delip geçiyor.
Bir değişim,bir taze kan gerekiyor.
Bazen en güzel şey daha fazla tadı kaçmadan,insanlar iyice isyan bayrağını çekmeden, şanla şerefle bayrağı başkasına devretmektir.
Abdülhamid olmaya çalışmak ülkeye kazandırdığı pek çok şeyi de geri götürür.
Türkiye siyasetinde pek çok şeyi değiştirdi sayın Erdoğan.
Siyasetten mezarda emeklilik zulmünü de kaldırır belki.
Allahu Alem..
-
Yıllar önce iktidarın belli bir takvimi gözeterek devletteki tüm muhalif unsurları temizlemeyi ve muhalif kanalları kapamayı düşündüğünü duymuştum.
O zaman çok mantıklı gelmemişti.
Ama şu ortama bakınca ve öğleyin Atv haberde CHP nin paralel devlet kurmak istediği yönündeki haberi izleyince aklıma geldi birden.
Yine birisi düğmeye mi bastı acaba?
-
Bir gün benim insanım da demokrasi ve cumhuriyetin ne işe yaradığını anlayacak.
Belki çocuğunun geleceği çalındığında,belki saçma sapan şeyler için polis kapısını çaldığında,belkide torpilli biri işini elinden aldığında.
Ama anlaşılıyor ki çok geç olacak.
Kurallar-kanunlar işlevsiz kaldığında,memleket ne idüğü belirsiz bir pazar yeri gibi olduğunda,rüşvetsiz-hilesiz hiçbir iş dönmez olduğunda,keyfi atamalar iyice koktuğunda,likayatsizler işleri çeviremez olduğunda;
Dirliğin-düzenin ne olduğunu anlayacak.
Uzun bir süre ara veriyorum.
Yazıp çizmeninde çok anlamı kalmadığını düşünüyorum.
Zaman kimin haklı olduğunu elbette daha iyi gösterecektir..
-
https://youtu.be/2R4D7bQUmws?si=e738w_x0P6XYGyf8
Bayram Bilge Tokel-Kırmızı Buğday Ayrılmıyor Cecinden..
https://youtu.be/fzD_27nlzec?si=pnPBgxqqk0aoA5SD
Bayram Bilge Tokel-Can Özümden Besmeleyi Çekende..
-
Milliyetçiliği daha çok insan zorda kalmışsa sıkışmışsa seçer.
Ezbere milliyetçilik kafatasçılıktır.
Zaten tercih değil zorunluluk olmalıdır.
Zorda kalınırsa,milletin yaşamsal bir tehlikesi varsa başvurulmalıdır.
Öteki türlüsü,gereksiz,aşırı, kafatasçı milliyetçilik aynı âşırıya kaçan din siyaseti,din milliyetçiliği gibi şeytan tuzağı yollardan biridir.
Aslolan ise vahdet nuru vahdet duygusudur.
Beni sen,seni ben bilmektir.
Ayrım gözetmemektir.
Sadece insanlar için değil tüm yaratılmış için.
Allahu Alem..
-
Çok fazla yazacağım bişey kalmadı.
Genel olarak anlatmak istediklerimi anlatmaya gayret ettim.
Artık yaşlanıyorum giderek.
Ama gündemdeki konular-olaylar hakkında imkan elverdiğince yazmaya çalışacağım genede.
Biz demokrasi ile cumhuriyetle büyüdük.
Bazı insanların sesi biraz üst perdeden çıkıyor diye korkup tırsacak değiliz.
Zaten ne oluyorsa hep bu ezikliğimizden,aşağılanmışlıklarımızdan oluyor.
Ciğeri peş para etmez insanlar bile gereksiz-aşırı bir özgüvenle mangalda kül bırakmıyor.
Biz niye susalım.
Aptal olmak,aptallık yapmak anlamında değil ama yeri gelince dik durmak,kritik noktalarda geri adım atmamak şart.
Yoksa üstünden geçen fillerin haddi hesabı olmaz.
-
İşitin ey yârenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer
Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
Nice yumuşak söylese sözü savaşa benzer
Ol sultan kapısında ol hazret tapusunda
Âşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer
Aynı hırs ol olmuştur nefsine ol kalmıştır
Kendine düşman olmuş yavuz yoldaşa benzer
Aşktır kudret körüğü kaynatır âşıkları
Nice kaptan geçirir andan gümüşe benzer
Âşık gönlü dölenmez mâşûkun bulmayınca
Karârı yok dünyâda pervâzı kuşa benzer
Münkir sözünü bilmez sözü ileri varmaz
Neye teşbîh edersin anlanmaz düşe benzer
Geç Yûnus endîşeden ne gerek bu pîşeden
Ere aşk gerek önden andan dervîşe benzer
YUNUS EMRE (K.S)
-
Yorulduğumu daha çok hissediyorum artık.
Dinle uğraşmayı da bıraktım,dini savunmayı da.
Belli bir kesim,belirli bir zümre,cemaatler vs. dini tekeline almış görünüyor.
Maneviyatın içinden tüm muhabbeti,vahdeti çıkarıp geriye adına şeriat dedikleri, herkesten uymasını bekledikleri bir kurallar manzumesi bırakıyorlar.
Sonra buna din diyorlar.
Kimseyi de dinlemiyorlar.
Ben kendi adıma öyle bir dine inanmıyorum.
Benim dine bakışım daha farklı.
Manevıyata evet fakat yobazlığa,şeriatı dikte etmeye hayır.
Moderniteye evet fakat hakka hukuka girmeye,insanları ezmeye hayır.
Benim yolum ne muhafazakar görüşe ne de sol görüşe uymuyor aslında.
Daha ismi konmamış,siyasallaşamamış bir yol.
Bir isim gerekirse vahdet ve muhabbet yolu..
Her kadar layık olmaktan çok uzak olsamda..
-
Uzun bir süre ara vereceğimi söylemiştim.
Kendi sözümü ihlal etttim.
Sanırım susmanın zamanıdır.
Yanlız son 1-2 şey ilave etmeden geçemeyeceğim;
Bu memleket kimsenin babasının tapulu arazisi değildir.
Küçük çocuklar gibi oyuncak kendi elindeyken keyifle,tadını çıkara çıkara oynayıp,sıra başkasına gelince ağlayıp zırlamanın bir alemi yoktur
Herşeyden öte ayıptır,insanlara saygısısızlıktır.
Ülkem insanı özgürlüğü için tarih boyunca çok ağır bedeller ödemiştir.
Er veya geç Allahın izniyle kendisine zorla takılmaya çalışılan bu deli tasmasını da söküp atacaktır.
Kendisinin diplomasını göklere çıkarıp ben ekonomistim diyen,oysa bi okulda okuduğunu dahi gören duyan olmayan,ekonomistliğinin kalitesini faiz sebep enflasyon sonuçtur teziyle kanıtlamaya çalışan, memleket ekonomisini batmanın eşiğine getirince faizleri yükseltip ekonominin başına mecburiyetten ehil birini getiren şahsın başkalarının diplomasının aslını ve kalitesini merak etmesi trajikomiktir.
Daha güzel sohbetlerde buluşabilmek dileğiyle;
Eyvallah gözüm..