-
İMAN
İnanmış, adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına haset etsin, özensin.
İmana erişen aman bulur, imana gelmeyenlerin şüphesi ise iki kat olur.
Hevâ ve heves tazelenip durdukça iman taze değildir.
Çünkü hevâ, iman kapısının kilididir.
Ey gizlice hevâ ve hevesini tazeleyen kimse!
İmanını tazele, ama yalnız dille olmasın.
Kulluk ve iman, şimdi makbuldür.
Fakat ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak, bir işe yaramaz.
Peygamber “Allah (c.c.), gönlünde sabrı olmayana iman da vermemiştir” buyurdu.
Sabır, iman yüzünden baş tacı olur.
Bundan dolayıdır ki sabrı olmayanın imanı da yoktur.
İmanını yoldaş edindin mi dirisin...
İmanla gittin mi ebedisin.(...)
İnananlar çoktur, ama iman birdir; cisimleri çoktur, ama canları tektir.
Ey imandan sadece bir lâfa kanan kişi!
Onunla kanaat eden kişiye zaten iman, yüce bir nimettir, büyük bir gıdadır.
Şu halde öyle hareket et ki o hareketin, dilsiz dudaksız tanıklığın, “şahadet ederim” demenin ta kendisi olsun.
Ne güzeldir güvenilir kardeşler!
İman sahibi, ibadet edip duran Müslümanlar!
(V/3355, 3398, I/1079, 1078, 3640, II/601, 600, III/3377,* IV/408, V/287, 2218, 349)
Hz.Mevlana (k.s)
Kaynak;www.semazen.net
-
VAHDET VE TEK RENKLİLİK
Zehirden ve şekerden vazgeçmedikçe nasıl vahdet ve birlikten koku alabilirsin?
Sen, sıkı sıkıya ben’e, biz’e yapışmışsın.
Bütün bu bozuk düzenler, bütün bu perişanlıklar, ikilikten meydana çıkıyor.
İki deme, iki bilme, iki çağırma.
Kulu, efendisinde yok olmuş bil!
Bâkî renk, ancak Allah’ın rengidir.
Ondan başka renkler, bil ki çan gibi iğreti ve takmadır.
Birlikteki bu tek renklilik, insana usanç ve sıkıntı veren tek renklilik değildir.
Belki o tek renk, deniz gibidir; ona dalanlar da balık gibi neşe içinde yaşamaktadırlar.
Karada gerçi binlerce renk bulunur ama, balıkların kurulukla savaşı vardır.
Misal olarak söylenen balık kimdir, deniz nedir ki yüce ve ulu padişah ona benzesin!
Varlık alemindeki yüz binlerce denizler ve balıklar, o ikram ve ihsan huzurunda secde ederler.
Zehirden de, şekerden de geçmedikçe vahdet bahçesinden nasıl kokular alabilirsin?
Hocam, şaşı göz, bil ki tek göremez.
Bu ikilik, şaşı gözün görüşüdür.
Yoksa evvel, âhirdir, âhir de evvel.
O duygularla birlik âlemini bil, eğer birlik âlemini diliyorsan o tarafa yürü!
(I/0498, 3012, VI/3215, 4711, I/502-505, 498, IV/2395, VI/819, I/3099)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı Cumalar...
-
DİNLEMEK VE KONUŞMAK
Dinle bu ney’i, nasıl anlatıyor.
Ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor:
Söz söylemek için önce dinlemek gerekir...
Bu söz, can memesindeki süttür.
Emen olmadıkça güzel akmaz.
Dinleyen susuz ve arayıcı olursa vaaz eden ölü bile olsa söyler.
Kulakta, gözde Hakk’ın mührü var, işitemiyor; yoksa örtülerin arkasında nice suretler, nice sesler var!
Kulak, gerçeği anlayabilirse, göz kesilir.
Yoksa söz kulakta kalır, gönle kadar inemez.
Şu baş kulağını alaya, yalana, dolana kapat da apaydın can şehrini bir gör!
Bir müddet dudaksız, kulaksız ol da sonra dudak gibi tatlı şeylere eş ol!
Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, haris olma!..
Basiretli kişinin önünde susmak, sana fayda verir “Kur’ân okunurken susun, dinleyin” emri, bu yüzden gelmiştir.
Söz söylemede yücelik aramayın!
Dinlemek, söylemekten yeğdir.
İnsan, kulağıyla gelişir; duya duya canlanır.
Hayvansa boğazıyla, yemekle-içmekle gelişir.
Kulağın varsa kendi kulağınla dinle, duy!
Niçin sersemlerin kulağına kapılıyorsun?
Ey dil, sen de hem bitmez tükenmez bir hazinesin; hem dermanı olmayan bir dertsin!
Bu dil çakmak taşıyla, çakmak demiri gibidir.
Dilden çıkansa ateşe benzer.
Bir söz bir âlemi yıkar, ölmüş tilkileri aslan eder.
Bil ki ağızdan bir kere çıkan söz, yaydan fırlayan ok gibidir.
Oğul, o ok, gittiği yerden dönmez; seli baştan bağlamak gerek.
Sûkut denizdir, söylemek ırmağa benzer.
Deniz seni aramakta iken, sen ırmağı arama!
Gönüldeki söz, gönlü özleştirir, geliştirir.
Susmakla can, yüzlerce gelişmeye nâil olur.
Söz dile geldi mi öz harcanır gider.
Az harca da güzelim öz, elde kalsın.
Az söyleyen adamda derin bir düşünce vardır.
Kabuğa benzeyen söz arttı mı, iç yok olur.
Güzelim, sonunda değil mi ki çenemiz bağlanacak, çenemi az oynatmamız daha doğru.
(I/1, 1627, 2378, 2379, II/679, 862, III/101, V/2148, I/1600, IV/2072, 3316, VI/291, 3343, I/1702, 1593, 1597, 1658, 1659, IV/2062, V/1175-1177, VI/0445)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı Cumalar
Ramazan'a kadar ara veriyorum arkadaşlar.
Ondan sonrası da Allah kerim...
Tekrar görüşüne kadar hoşçakalın...
-
TÖVBE VE İSTİĞFAR
Hakk’ın kapısı rahmet ve keremlerle dopdoludur.
Varlık da O’na âşıktır, yokluk da.
Tövbeye bir parlaklık gerekir; tövbeye de bir şimşek, bir bulut şart!
Gönül şimşeğiyle iki göz bulutu olmadıkça tehdit ve hışım ateşi nasıl yatışır?
Atandan öğrensen ya; Âdem, suç işleyince hemencecik eşiğe geldi;
O gizli sırları bilen Allah’ı hâzır nâzır ve gördü de, iki ayak üstüne durup suçunun affedilmesini dilemeye koyuldu.
(Ama) dikkat et de “Tövbe eder, Allah’a sığınırım” diye cürümde bulunma, günah işleme!
Tövbenin batı tarafında bir kapısı vardır, kıyamete kadar açıktır.
O kapı, güneş batıdan doğuncaya dek açık kalacaktır; o kapıdan yüz çevirme!
Cennetin Allah rahmetine binâen sekiz tane kapısı var ey oğul!
O sekiz kapıdan biri de tövbe kapısıdır.
Öbürlerinin hepsi de bazen açılır, bazen kapanır; fakat tövbe kapısı hep açıktır.
Tövbesiz ömür, baştanbaşa can çekişmedir.
Hazır olan, kaçınılmayan ölüm, Allah’tan gafil olmaktır.
Ömür geçtiyse kökü bu demdir, tez ömür ağacını tövbe suyuyla sula!
Tövbe atı acayip bir attır. Bir anda şu aşağılık âlemden ta göğün üstüne kadar sıçrayıp çıkar.
(I/2445, II/1653, 1655, IV/324, 325, II/1652, IV/2504-2507, V/770, 2222, VI/0464
*****
Hem hayvansın hem melek:
Tâ be-ten hayvan be-câni ez-melek
Tâ revî hem ber-zemin hem ber-felek 2/3814
Ey insan, ne tuhaf bir varlıksın sen.
Zıtlıklar sende birleşmiş.
Hayvan da melek de yerinde sabit ama sen bunları nefsinde cem etmiş, ten hayvanıyla can meleğini bir araya getirmişsin.
Bu yüzden hem göğe mensupsun hem yere.
Bu ikili yapını bil ve ona göre dikkatli davran.
Ta ki tenin canına diş geçirmesin, kötülük iyiliğine baş eğdirmesin.
Gökler dururken börtü böcek gibi toprağın altını vatan edinmeyesin.
*****
Eşek misin İsa mı:
İsîye bak rağbet-i har eyleme
Tab'ını akl üzre server eyleme 2/1871
Eşek de sensin, eşeğe binen de.
Eşek senin maddî varlığın, yontulmamış tabiatındır.
O eşeği sürüp götüren aklın ve ruhun ise Isa’ya benzer.
Sen Isa’ya değer ver, eşeğe değil.
Eşeğe benzeyen tabiatını akıl İsa’sının üzerine çıkarma.
Bırak bedenin ruhuna hizmet etsin, ulvî gayelerin peşinde yorulsun.
Yakışığı kölenin şaha hizmetidir, şahın köleye değil.
*****
4300. Vakit var, tertemiz ve gür su da akıp gidiyor.
Sudan ayrılırsın, ayrılık seni şahrem şahrem eder…bundan önce davran da,
Âbıhayat’la dolu olan ırmaktan su içmeye bak…iç de senden nebatlar bitsin!
Ey gafil susuz, biz velilerin sözlerinden Hızır’ın Âbıhayat’ını içmekteyiz, gel!
Bu gür suyu görmüyorsan bari körler gibi gel de testini suya daldır.
Bu ırmakta su var, bunu duydun ya… köre, taklitle iş yapmak gerek!
4305. Suyu sayıklayıp duran testini ırmağa daldır… daldırınca ağırlaştığını anlarsın…
Anlarsın da su olduğuna inanırsın, gönlün o zaman bu kuru taklitten kurtulur.
Kör, ırmak suyunu açıkça göremez ama testinin ağırlaştığını anlayınca su olduğunu bilir.
Çünkü testi önce hafifti ,ırmağa daldırılınca ağırlaştı, içi hayli suyla doldu.
Evvelce her yel beni kapıp beni götürürdü, fakat şimdi ağırlaştım” beni yel kapamaz artık.
*****
Susuzlar alemde su ararlar,
Fakat su da cihanda susuzları arar durur..
Bu yolda uğraş, çabala;
Son nefese kadar bir an bile boş durma!
Olabilir ki son nefeste bir dem inayete erişirsin..
O inayetde seni sırdaş eder..
Topal olsan, sakat olsan bile, uyuklar gibi,
Hatta edepsizcesine de olsa ona doğru kımıldan, onu ara!
Hor musun? Zayıf mı?
Buna bakma da ey kadri yüce kişi,
Himmetine, gayretine bak..
Dudak kuruluğu, suyu haber verir..
Bu eziyet, bu susuzluk,
Muhakkak suya ulaşacağına delalet eder.
Hz. Mevlana (k.s)
Kaynak;www.semazen.net
*****
Üç aylar başlıyor,bu vesileyle bir aranot bırakmak istedim.
Aslında her gün,her saat,her dakika arınmaya vesile.
İbadete başlayıp salih amellerimizi artırmak,maneviyat dünyamıza yeni kapılar aralamak içinse bu aylar,bu manevi iklim birer fırsat.
Rabbim gönül gözü kapalı olanların göğüslerini,kulaklarını ve gözlerini açsın,uykuda olanlarımızı da uyandırsın inşaallah.
Gelmişken birde kitap önerisi;
Hatice Nur Artıran-Nun Kapısı...
Eyvallah...
-
Foruma pek fazla yazan yok anlaşılan.
Hadi üç aylar vesilesiyle başladığımız noktaya bir kaç kelime ekleyerek bir ara not daha bırakalım ;
İnsan ruhunu,kalbini ve nefsini temizledikçe kalbinin vicdan toprağında bir gül bitermiş.
Önce tomurcuklanır,sonra nefes alır,en sonunda da açılırmış bayıltan rayihalarla dolu kokusu ve neşesi bol renkleriyle.
Eskiler gülden terazi tutar,gülü de GÜL'le tartarlarmış.
Hal diliyle halleşip,gül diliyle söyleşelim,ehli aşkın bülbüllerinden nağmeler dinleyelim üç aylar vesilesiyle.
Kimbilir belki bizim göğsümüzde de tomurcuklanır mütevazi bir gül,belki bizimde açılır görmeyen gözümüz,duymayan kulağımız.
Rabbim En-Nur ismi şerifiyle nüzul eylesin gönül kasrımıza,göğsümüzü de hakikate doğru şerh eylesin.
Manevi füyûzat hislerini ve nurdan şûalarını eksik etmesin kalbimizin üzerinden.
El Kuddüs ismi şerifi ile nefsimizi,kalbimizi ve ruhumuzu mânâ kirlerinden temizlesin.
Eş-Şafi ismi şerifi ile manevi hastalıklarımıza şifa versin.
El-Hayy ismi şerifi ile ruhumuza ve kalbimize can versin.
İnşaallah...
*****
Trt'de Hacı Bayram'ı Veli'nin hayatını anlatan bir dizi yayınlanmaya başladı.
Çok güzel bir dizi...
https://youtu.be/M1W89LrSfMA
https://youtu.be/CiNSWjseyPY
https://youtu.be/zNdx2WEohJw
https://youtu.be/xcokH3qah6I
https://youtu.be/UNzAkQSXLrc
https://youtu.be/AN-pVM3CkC4
https://youtu.be/m2Zl-e61sLE
https://youtu.be/rGw1RTWgR2k
https://youtu.be/aizmzlLY2aw
https://youtu.be/iAMDYDgpRVc
https://youtu.be/ujgs3hM3T80
https://youtu.be/aTWLIgTnrEQ
https://youtu.be/9rt0LeSNRyc
https://youtu.be/ZvW_fGWt_mI
https://youtu.be/sb65GqX0o78
https://youtu.be/2qQgl5LfOXw
https://youtu.be/okub4udwYoQ
Yukarda diziden onyedi güzel parça...
*****
Birkaç da kitap önerisi;
İman ve Küfür Muvazeneleri
Şualar
Asâ-yı Mûsa
Lem'alar
Sözler
Bediüzzaman Said'i Nursi
Nur'dan Kelimeler-1
Nur'dan Kelimeler-2
Prof.Dr.Alaattin Başar
*****
Sonsöz;
"Virdi olmayanın varidâtı olmaz"
-
Bazen düşünüyorum da başıma gelen belalar, kazalar, hastalıklar, kayıplar öbür dünya avantaj olabilir mi? Allah sevmediğine bela vermez derler, duasını hemen kabul eder diyorlar, tekrar tekrar o sevmediği kulu dua etmesin diye. İnşallah günahlarımızı kefarettir, bu zorluklar.
-
Güzel bir soru Osmangazi.
İstersen cevabı yine Hz.Mevlana'dan dinleyelim;
BELÂ VE HASTALIK
Dert ve sıkıntıya düşmek, Allah’ı gizlice çağırmana sebep olduğundan bütün dünya malından üstündür.
Dertsiz dua soğuktur; bir işe yaramaz. Dertli dua ve yalvarma, gönülden, aşktan gelir.
Ne güzel, ne mübarektir bu ağrı, sızı. Ne mutlu, ne kutludur bu hastalık, ateş, dert ve gece uykusuzluğu!
(Yüce Allah) sırt ağrısını ihsan etti de her gece yarısı beni uykudan uyandırdı.
Bütün gece manda gibi uyumayayım (da Allah’ı anayım, O’na dualarda bulunayım) diye Hak lütfetti, bana dertler, ağrılar bağışladı.
Kardeş! Karanlık yere, soğuğa, derde, kırıklığa ve hastalığa sabretmek,
Âb-ı hayat kaynağı ve sarhoşluk kadehidir. Çünkü yücelikler, hep aşağılıklarda gizlidir.
Gamdan neşelen, ondan başka bir şeyden neşelenme, sevinme. Dert ve gam bahardır, başka şeyler kış!
Kul, dertten, kederden Allah’a sızlanır, yalvarır; uğradığı zahmetlerden dolayı Allah’a yüzlerce şikayetlerde bulunur;
Allah da buyurur ki; “Gördün ya nihayet dert ve zahmet seni bana yalvarır bir hale getirdi, sana doğru yolu gösterdi.”
Hakikatte her düşman, senin ilâcındır, sana kimyadır; seni faydalandırır, gönlünü alır senin!
Mü’minin canı da zahmet ve meşakkatlerle gelişir, kuvvetleşir.
Peygamber “bil ki karanlıkta yıldızlar nasıl yol gösterirse, dostlara da elemler, sıkıntılar denizinde öyle yol gösterirler” buyurmuştur.
(III/203, 204, II/2256, 2258, 2259, 2262, 2263, III/0507, IV/91, 92, 94, 99, VI/1595)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
-
Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş
-
Çok güzel özetlemişsin meseleyi Osmangazi :o:o
-
BENLİKTEN GEÇMEK VE TESLİMİYET
(Allah’ın) varlığına karşı yok olmak gerektir; O’nun huzurunda varlık nedir?
Kör ve yaslı bir hiç.
Yok olmanın yolu bambaşkadır; zira kendinde olmak da başka bir günahtır.
Gündüz gibi şûlelenip parlamayı diliyorsan geceye benzeyen varlığını yak!
Varlık, yoklukta görülebilir.
Zenginler, yoksula cömertlik edebilir.
Noksanlar, kemal vasfının aynasıdır. O horluk, yücelik ve ululuğa aynadır.
Kötülerin kötülüklerine acıyın.
Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın.
Gözünde bir tek kıl olsa hayâlinde inci, yeşim taşı gibi görünür.
Hayâlinden tamamıyla geçersen o vakit yeşim taşını, inciden ayırt edebilirsin.
İnsan yokluk gülistanında kendinden geçer.
O âlemdeki sarhoşluk, Hakk’ın lütfunun büyük kadehindendir.
Allah’ın sanat yurdu da yokluktandır, hazinesi de.
Sen, varlığa aldanmış kalmışsın; yokluk nedir, ne bileceksin?
Nefsi aşağılama gölgesi, yatılacak güzel bir yerdir.
O, temizliğe ulaşmaya istidadı olana hoş bir uyku yeridir.
Bu gölgeyi bırakır da benlik tarafına gidersen, çabucak âsi olur azarsın, yolunu kaybedip gidersin.
Ben, varlığını o ihsan ve cömertlik sahibinden başkasına satmayana kul, köle olurum.
Bir adam, yokluğa erişir, kendisine yokluğu ziynet edinirse, o adamın, Muhammed (a.s.) gibi gölgesi olmaz.
Çünkü varlık, insanı adamakıllı sarhoş eder; aklını başından, utancını da gönlünden alır götürür.
Yok olmadıkça hiç kimsenin huzûra varmasına yol yoktur.
Yıldızlarımız gizlenmedikçe, bil ki can güneşi de gizlidir.
Topuzu kendine vur da benliğini darmadağın et!
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Beşeriyet vasıflarından ölürsen hakikat sırları denizi, seni başının üstünde taşır.
Kendini, kendi vasıflarından arıt ki, asıl kendi sâf, pâk zatını göresin.
Allah’ı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön!
Kendisini kâmil sanan kişi, ululuk sahibi Allah’ın yolunda uçamaz.
Kendinden geçmeye çalış da hemencecik kendini bul; doğrusunu Allah, daha iyi bilir.
Allah’tan başka her şey fânidir.
Mademki onun zatında fâni değilsin, varlık arama!
Âfetsiz, felâketsiz hiçbir köşe yoktur.
Allah’ın halvet yerinden başka hiçbir yerde dinlenmek, rahata kavuşmak mümkün değildir.
Oğul kılıcı bırak da can siperini ele al! Bu padişahtan, ancak başsız olan başını kurtarır.
Sen yerden-yurttan, alımdan-satımdan geri durdun mu O, mekân âleminde de seninle beraberdir, Lâmekân âleminde de.
Allah, mülk ve saltanat sahibidir.
Kendisine baş eğene, bu topraktan yaratılan dünya şöyle dursun, yüzlerce mülk, yüzlerce saltanat ihsan eder.
İki deme, iki bilme, iki çağırma.
Kulu, efendisinde yok olmuş bil!
(I/518, 2200, 3010, 3202, 3210, 3416, II/109, 110, III/2942, 4516, IV/3346, 3347, V/490, 672, 1920, VI/0232, 731, 732, I/1843, 3460, II/0688, I/3213, IV/3218, I/3052, II/0591, 3170, III/0346, VI/0664, 3215)
Hz.Mevlânâ(k s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı cumalar...
-
https://youtu.be/mZY6zjmsHDQ
Çok bilgilendirici ve güzel bir sohbet...
Mahmut Erol Kılıç...
-
Kendini bilmek ne demektir?
Kendini bilmek;nefsini bilmektir.
Nefsine dışarıdan bakan bir gözle bakabilmek,iyi ve kötü yanlarıyla,çeriyle çöpüyle nefsinin içeriğini farkedebilmektir.
Manevi kalbini keşfetmek,duygularının rahmani olan yanlarılarıyla şeytani ve nefsani taraflarını hissedebilmektir.
Aklının ve aklının hangi yönde işlediğine,düşüncelerinin içeriğine uyanmak,zihnindeki ışıkla çeri çöpü bibirinden seçebilmektir.
En önemlisi ise Allah(c.c) nün sana verdiği vicdani ve rahmani tarafı yani canı-ruhu sezebilmektir.
Kendini bilmek;rahmani cevherlerinin ve iç fakültelerinin ayırdına varabilmektir.
Kendini bilmek;nerden gelip nereye gittiğini anlayabilmektir.
Kendini bilmek; şeytanını,şeytanının nefsine,kalbine,aklına attığı vesveseleri farkedebilmektir.
Kendini bilmek;doğarken imtihan sırrı gereği unuttuğun şeyi,o kutsal bilgiyi,emaneti ölmeden hatırlayabilmektir.
Kendini bilmek Allah(c.c)'yü bilmede ilk adımdır.
Hadisi Şerifte dediği gibi;
"Nefsini bilen rabbini bilir."
https://youtu.be/xwlSeDVeyXU
Hayatı İnanç-Hep Arzularsın...
Hayırlı cumalar,hayırlı ramazanlar...
-
Yolun sonrasıda var elbette ama oralar benim haddim değil.
Yolun sonrası nefis terbiyesidir.
Bu yolları kâmil insanlardan dinlemek lazım.
Başka bir konu açmak istiyorum.
O yüzden bu başlığa da son verelim.
Bir hayrı olduysa da hayrı daha fazla uçmasın.
-
Son olarak meraklıları için nefis terbiyesi konusunda bir iz bırakarak bu konuyu sonlandırmak istedim,Hz.Mevlana(k.s)'nun sözleriyle;
"Ayak izi sahile kadardır,denize dalan kişinin ayak izi olmaz."
Hz.Mevlânâ(k.s)- Mesnevi-Cilt 5-Beyit 802
https://youtu.be/VTxyNX13EFI
https://youtu.be/Um82U8NpXCw
https://youtu.be/LeTRxlhiYrc
https://youtu.be/UVFGLhd7s4k
https://youtu.be/aDZo5IAUiTc
https://youtu.be/1n0mVm0Zt0Q
Hayırlı bayramlar,Allah(c.c) nice güzel bayramlara eriştirsin inşallah...
-
Ömer Tuğrul İnançer hocada bu dünyadan göçtü.
Söyleyebileceğim çok birşey yok,gölgesine sığınılacak ender çınarlardan,en çok beslendiğimiz kaynaklardan biriydi.
Zordur böyle insanların yerini doldurmak.
Rabbim öbür âlemde sohbetine tekrar kavuştursun.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Allahtan geldik ve yine ona döneceğiz.
Kendisininde hep söylediği gibi ölmek yoktur,göçmek vardır.
Sıratı müstakim üzere bir hayatı olduğuna biz takipçileri şahidiz.
Rabbim mekanını cennet eylesin.
Amin...
-
https://www.semazen.net/tasavvuf-ter...mleri-sozlugu/
Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü..
Kaynak;www.semazen.net
Başlığı kapatmıştım ama,arada sırada hâlâ değerlendirilebilecek şeyler çıkıyor.
Hakkınızı helal ediniz..
-
https://youtu.be/YpKjeBI4Pb8?si=AjM1Ks86TCDSJOcR
Ruhunun rengi ne?/Tasavvuf ve insan Psikolojisi...
-
https://youtube.com/shorts/N0v-jjbkQ...ngw3sjGmlvpcLR
"Hangi renk camdan bakarsan ışığı o renkte görürsün,camı kır ki nûr görünsün"
Hz.Mevlana(k.s)
*"Doğrusu biz, size dinin hükümlerini açıklayan âyetler, sizden önce gelip geçen toplumların hayatlarından ibretli örnekler ve kalpleri Allah saygısıyla dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanlar için öğütler indirdik"
*"Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandilliktir. Kandil bir cam içindedir, cam inciyi andıran bir yıldızdır; (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir."
*"(Bu kandil, bu nûr) birtakım evlerde (mescidlerde)dir ki Allah, onların(kıymetlerinin) yükseltilmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir; buralarda (bu evlerde) sabah akşam O'nu tesbîh eder(ler)."
NUR SÛRESİ/34-35-36. AYETLER...
-
Zamanında gene not bırakmıştım;
Prof.Dr.Mustafa Merter isimli bir psikiyatri uzmanı var.
Tasavvuf konusunda da epey ehil bir insan.
Vav Tv de ve pek çok sosyal medya kanalında sohbetleri var.
Tavsiye ederim.
Ayrıca Dokuz Yüz Katlı İnsan ve Nefs Psikolojisi isimli iki kitabını biliyorum.
Yıllar önce okumuştum.
Çok öğretici kitaplar.
Özellikle Nefs Psikolojisi ve Rüyaların dili kitabını tavsiye ederim.
Prof.Dr.Ömer Tuğrul İnançer(k.s) hocamızın vefatı sonrası ise Prof.Dr.Mahmut Erol Kılıç takip edilebilir zannımca.
Daha önce bir kitabını da okumuştum,sohbetleri derinlikli ve güzel.
Arı nasıl peteğine bal toplamak için çiçekten çiçeğe konarsa,kendi cevherinize,kendi esmanıza özgü balı yapmak,irfan peteklerinizi doldurmak,imanınızı tazelemek istiyorsanız,böyle insanlarla haşır-neşir olun derim.
Rabbim Şemsi Tebrizi(k s) hazretlerinin Hz.Mevlana(k.s)'ya verdiği o büyük sırdan, yani "Vahdet" sırrından,"Vahdet" bilincinden ve Núr Sûres 34-35-36. ayette geçen Hak Nurundan aklımızı,kalbimizi ve ruhumuzu ayırmasın.
Ruhumuza hayatiyet bahşedip,manevi kalbimize tekrar soluk aldırsın.
Nefsimizi terbiye edip aklımızı çer-çöpten arındırmamıza yardım eylesin.
Bizi de Salihler zümresine nail eylesin inşaallah.
Amin...
-
Daha fazla yazıpta manevi kirlerimle artık buraları da kirletmeyeyim.
Bilen,duyan,yaşayan insanlar farklıdır.
Meseleyi ehlinden öğrenmek gerekir.
Özellikle Mevlevilik üzerine çok attım-tuttum.
Allah affetsin.
Daha fazla tadı kaçıp kul hakkına girmeden,sabırları da zorlamadan ehil olanların sayfasını birkez daha koyup noktalayayım;
www.semazen.net
-
Hep son diyorum ama bu da nefsime olsun;
KIYASTA HATA
Arınmış kimselerin işini kendine kıyas etme; (nitekim) yazıda şîr (süt) ve şîr (arslan) aynı yazılırsa da (aynı şey değildir).
Bütün âlem bu sebepten yollarını kaybetmişlerdir; (nitekim) Allah dostlarından az kimsenin haberi vardır.
İki çeşit arı da aynı yerden yer; fakat birinden bal olur, ötekinden zehir.
İki çeşit geyik de (aynı) otu yer, suyu içer; ama birinden fışkı olur, diğerinden hâlis misk.
Her iki kamış da aynı sulaktan beslenir; (ancak) birinin (içi) boş olur, öbürününki şeker.
Böyle yüz binlerce (birbirine) benzeyen şeyler vardır ki (aralarındaki) yetmiş yıllık farkı sen gör!
Birisi yer, (ondan) bütünüyle hasislik ve haset çıkar; öbürü yer, tamamen bir olan Allah aşkı doğar.
Birisi temiz toprak (gibidir), diğeri çorak ve kötü toprak (gibi). Birisi temiz bir melek (gibidir), öteki Şeytan ve canavar (gibi).
Her iki şekil de birbirine benzeyebilir; (nitekim) acı su da berrak olur, tatlı su da...
Sahte altınla hâlis altının ayarını mihenk taşına vurmadan, tahminde bulunarak bilemezsin.
Allah kimin rûhuna mihenk taşı koyarsa, o kişi yakîni (kesin ve gerçek bilgiyi) şüpheden ayırt edebilir.
Bu kıyaslar, bu araştırmalar; bulutlu günde, yahut geceleyin kıbleyi bulmak içindir.
Fakat güneş doğmuş, Kâbe de karşıdayken bu kıyası, bu araştırmayı bırak, arama!
Bu birliği kıyas yoluyla bilemezsin. Kulluk et ey kendini bilmez, saçma sapan söylenme!
(I/263, 264, 268-271, 273-275, 299, 300, 3404, 3405, II/718)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak:www.semazen.net
****
Bu gidişle bu konu bitmeyecek :)
Rabbim affetsin...
-
7,8,9. Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Secde Sûresi
*
RUH VE BEDEN
Şu cismin içindeki mâneviyatsız can, şüphesiz, kın içindeki tahta kılıca benzer.
Gönül, seni gönül ehlinin semtine çeker; cisim ise su ve toprağa hapsetmek ister.
Şarap bizden sarhoş oldu, biz ondan değil! Beden bizden var oldu, biz ondan değil!
Dünya hissi bu cihanın, din hissi ise göklerin merdivenidir.
Bu hissin sıhhati, bedenin âfiyetindedir; o hissin sıhhati ise vücûdu harap etmededir.
Can yolu, cismi (önce) harap eder; sonra da o harâbeyi mâmur eder.
(Can yolu) bir bedenden başı kesti mi yerine derhal yüz binlerce baş izhar eder.
Aşağılık âlemde bulunan her şey yücelikten gelmiştir. Haydi, var gözünü yüceliklere dik!
Sen, ten itibariyle hayvansın, can bakımından melek. Bu suretle hem yerde yürürsün, hem gökte.
Can, hikmete, bilgilere; ten ise bağa, bahçeye, üzüme meyleder.
Can, yücelmeye, yükselmeye can atar; ten, kazanca, ota, yiyeceğe, içeceğe!
Cisme, o yücelikten bir nasib yoktur… Cisim, can denizinin karşısında bir damla gibidir.
Ruh, doğan kuşudur. Tabiatlarsa kuzgundur. Doğan kuşu, kuzgunlarla baykuşlardan yaralanır.
Can, yücelere kanatlar açmada; ten, tırnaklarıyla yere sarılmada!
Can, beden kavgasından kurtulursa, beden ayağı olmaksızın gönül kanadıyle uçmaya başlar.
Beden, insanı besleme hususunda anaya benzer ama, sana yüz düşmandan daha düşmandır.
Bedenin hasta oldu mu sana ilâç aratır; kuvvetlendi mi seni şeytanlaştırır, bir put haline sokar.
Şu sitemlerle dopdolu olan bedeni bir zırh bil; ne kışa yarar, ne yaza.
Köşk (beden) bir şey değildir. Onu yık; define, yıkık yerdedir a benim beyim!
“Evimi temizleyin” âyeti beden temizliğini bildirir. Bedenin tılsımı toprağa mensupsa da hakikatte nur definesidir.
İnsanın asıl gıdası Allah nurudur; ona hayvan gıdası lâyık değildir.
Fakat gönül hastalık yüzünden bu gıdaya düşmüştür; gece, gündüz bu suyu içmekte, bu toprağı yemektedir.
Keseyle, dağarcığın değeri içindeki altından dolayıdır. İçinde altın olmayan kesenin ne kıymeti var?
Nitekim tenin değeri de can iledir; fakat canın değeri de cananın (Allah’ın) nuruyladır.
Ten midesi, insanı samanlığa çeker; gönül midesi ise reyhanlığa.
Ot ve arpa yiyen kurban olur; Allah nuruyla gıdalanan ise Kur’ân.
Bir gönlün nuru olmadı mı o gönül, gönül değildir. Bir bedende ruh yoksa o beden, sadece topraktan ibarettir.
Derenin suyu varsa ona dere denir. Adam da eğer canı varsa adamdır.
(I/712, 725, 1812, 303, 305, 306, 3887, II/1974, 3776, III/4437, 4439, IV/1880, V/843, IV/1546, V/1721, VI/1404-1406, 3422, I/434, II/1083, 1084, III/2534, 2535, 2477, 2478, 2878, 2885)
Hz.Mevlana(k.s)
Kaynak;www.semazen.net
Hayırlı Cumalar ï¸ï¸ï¸..
-
Yunus Emre'nin bir dizesi var;
Şeriata tapanlar bahsedip dava kılar,
Hakikat erenleri davaya girnediler.
Düz bir şeriat adamı olmaktansa derinlikli bir hakikat ereni olmak evladır.
Gene Yunus'un dizesidir;
Hakikat bir deniz,şeriat onda gemi.
Çoklar gemiden çıkıp denize dalmadılar.
Çoklar gelmiş kapıya,şeriat tutmuş durur,
İçeriye giripte ne vardır bilmediler.
Rabbimin ilmi sırf şeriat,sünnetten ibaret değildir.
Matematiktir,Kimyadır,Fiziktir,Biyolojidir.
Bunlar da rabbin ayetleridir.
Bugün gavur dediğimiz insanlar bu ayetleri daha iyi okuduğu için bizi bu kadar kolay eziyor.
Dar bir alana,sadece şeriata ve sünnete hapsolmamak lazım.
Aynı zamanda hoşgörüyü,iyi niyeti,tüm insanlara karşı anlayışlı olmayı,merhameti,sabrı,alçakgönüllüğü,edebi öğrenmek lazım.
Kısacası sadece ilim değil irfan sahibi olmak ve bunu içselleştirebilmek,kalbe nakşetmek elzem.
Tek kanatlı kuş uçmaz.
-
selam DENGE. aklima dustu burasi bir girip bakayim dedim ve bikmadan usanmadan ara ara yazmana gercekten sevindim. umarim iyisindir.
-
Merhabalar Self Kontrol.
Çok teşekkür ederim,iyiyim.
İnşallah sende iyisindir.
Seviyorum buraya yazmayı.
Bırakamıyorum zaten :)
-
Zamanında Kur'an da geçen iki kelimeye takılmıştım;
"Akleden kalpler"
Bu pek günümüz rasyonel aklıyla anlaşılacak bişey değildi.
Sonra sonra yolda kendi çapımca yürümeye başlayınca bunun rastgele bir kelime olmadığını farkettim.
Rabbe kurbiyet kesbeden,yani hakla bağlantı kurup ona yakınlaşan insanların içindeki can-ruh hayatiyet kazanıyordu.
Bu sayede daha önce farketmediğiniz,göğsünüzün orta yerinde,sadece hissedebileceğiniz manevi kalbinizin nefes almaya başladığı bir vakte uyanıyordunuz.
Peki manevi kalp nasıl aklederdi ?
Bu cihaz bizim beynimiz ve rasyonel düşüncelerimiz gibi kör değildi.
Ruhundan üflenen rabden koparak ayrılmış manevi bedenin bir parçasıydı.
Bu yüzden manevi kalb nurdan bir vahdet ve tamamlanmışlık bilinci varmış gibi atıyor,nurani varlığının şualarını cismani kalbe yansıtıyordu.
Hz.Mevlana(k.s)'nin dediği gibi söz sadece üzüm bağının çitten duvarıdır.
Yolda girmekle,yola girmeden yol hakkında dedikodu yapmak aynı şey değildir.
Pratik akıl işin içine girmeden teorik akılla,rasyonel mantıkla yaklaşırsanız,deli saçması der çıkarsınız.
Piyasada da cemaatlerin gölgesine sığınmış çok üçkâğıtçı var,onlara da aldanmayın.
Gerçek Allah eri bu işleri menfaat karşılığı değil,Allah rızası için yapar.
Dış görünüşlerine,ibadetlerine de aldanmayın.
Çünkü aslolan ihlastır.
Surete değil,sirete bakmak lazımdır.
Allahu Alem...