Dissosiyatif Amnezi(bellek yitimi)
Yeni bilgileri öğrenme kapasitesi bozulmamış olmakla birlikte, genellikle stresli ve travmatik durumlarda görülen önemli bilgilerin ani kaybı söz konusudur. Bu unutma, olağan bir unutkanlıkla açıklanamaz. Hastalar, genellikle bellek kaybından haberdar ve bu konuda uyanıktırdır. En yaygın tipinde, lokal amnezi söz konusudur. Burada, kısa bir zaman dönemine ait olaylar unutulmaktadır. Hastalarda bu tür kısa süreli hafıza kaybına karşı belirli bir aldırmazlık söz konusu olabilir. Bilinçte hafif bir sislenme görülebilir.
Dissosiyatif bozukluların en yaygın olanıdır. Felaketlerin ardından veya savaş anlarında daha sık görülür. Kadınlarda daha fazladır. Ergenlikte, erken erişkinlikte ortaya çıkar. Emosyonel travmalar hastalığa katkıda bulunur.
Unutkanlık hali genellikle aşırı bir psikolojik yüklenme sonunda kendisini gösterir. Tecavüze maruz kalan bir genç kız, silah tehdidi ile kaçırılan bir çocuk, doğal afetlerde veya harpte pek çok ölü gören şahıs, eşi tarafından aniden terk edilen erkek veya kadın, kabullenemedikleri bu aşırı yüklenmeler sebebiyle birden bire hafıza kaybına uğrarlar. Unutkanlık, tıbbi bir müdahale gerektirmeden kendiliğinden birkaç gün sonra aniden iyileşir. Bir iz bırakmaz ve tekrarlamaz. Unutkanlık sırasında kişi şaşkın, maksatsız olarak gezinip durur. Kişi unutkanlığına karşı lakayt davranır.Bu hastalarda, bellek kaybı, elem verici psikolojik çatışmalara ikincildir. Hastalık aniden sonlanabilir; az sayıda tekrarlamalar olabilir.
devamı alttadır.
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu(çoğul kimlik)
Aynı kişide ayrı kişilik ve kimlikler yaşanır. Kişi o sırada, sanki diğer kişiliği yokmuş gibi, o anda yaşadığı kişilik, tutumlarına ve davranışlarına hakim olur. Hasta ikinci bir kimliğe geçtiğinde, orijinal kişilik genellikle hatırlanmaz; orijinal kişilik diğerinden haberdar değildir. Bir kişilikten diğerine geçiş genellikle anidir. Her kişiliğin ayrı karakteristikleri vardır. İki kişilik psikolojik teste tabi tutulduklarında tamamen ayrı sonuçlar verirler. İki kişilik, başka cinsiyetten, başka yaştan başka ırktan olabilir. Bu hastalık daha çok filmlere konu olmakla birlikte, eskiden sanıldığı kadar az görülmediği düşünülmektedir.
Ergenlik ve erken erişkinlikte görülür. Daha erken yaşlarda da başlayabilir. Kadınlarda daha fazla ortaya çıkar. Birinci derece akrabalarda daha çok görülür. Çocuklukta ruhsal ve fiziksel kötüye kullanım, hastalığın etiyolojisinde rol oynar. Bunların büyük çoğunluğu cinsel kötüye kullanımlardır. Bu cinsel kötüye kullanımların en yaygını ensest’tir (ebeveyn, kardeş, dayı, amca gibi kişilerle yaşanan cinsellik, eski Türkçe “fücur”). Çocuklukta yaşanan bu olaylar, dehşet ve acıdan kendini uzaklaştırma ihtiyacına yol açar. Bu uzaklaşma ihtiyacı, orijinal kişiliğin ayrı yönlerinin bilinçdışı bir bölünmesine yol açar. Her kişilik gerekli emosyon ve durumu ifade eder; öfke, cinsellik, yetenek gibi. Bunlar, orijinal kişiliğin ifade etmeye cesaret edemediği niteliklerdir. Kötüye kullanım sırasına çocuk, dehşet verici fiillerden, kişiliğin çözülmesiyle kendini kurtarmaya çalışır. Bunu yaparken, özde başka bir kişi olur ya da kötüye kullanımın olmadığı veya olamayacağı başka bir kişi olur. Çözülmüş kendi’ler, uzun süreli, farkedilmiş emosyonel tehditlerden kendini korumanın kökleşmiş yöntemi olur. Epilepsi (sara) ile birlikte görülebilir. Dissosiyatif bozuklukların en şiddetlisidir ve kroniktir. Tam düzelme olmaz.
devamı alttadır.
Depersonalizasyon Bozukluğu
Kişinin kendisi veya bedeninden sürekli ve yineleyici ayrılma hissini yaşamasıdır. Rüyada olma, kendini dışarıdan seyrediyormuş hissi gibi. Kişi, kendi ve bedeni hakkında gerçek dışılık duygusu içindedir. Bunun yanında gerçeği değerlendirme yetisi bozulmamıştır. Bu duygular benliğe yabancıdır. Zaman ve uzay algısında bozulmalar, kol ve bacakların olduğundan çok uzun ya da kısa görünmesi, derealizasyon (dış dünya hakkında tuhaflık hissi) yaygındır. Hastalar kendilerini robot gibi hissedebilirler. Başdönmesi, depresif belirtiler, obsesyon, anksiyete ve bedensel zihin uğraşları sık görülür. Hastalığın kendisi nadir olmakla birlikte aralıklarla gelen depersonalizasyon dönemleri sık görülür. 40 yaşın üzerinde başlaması nadirdir. Kadınlarda daha sık olabilir. Şiddetli stres, anksiyete, depresyon, rahatsızlığa yatkınlık sağlar. Genellikle ani ortaya çıkar; kronik olmaya eğilim gösterir.
devamı alttadır.
Tipik Dissosiyatif Bozukluk
Kişinin arzusu dışında ağır bir eğitime, yoğun telkine, beyin yıkamaya, tek kişilik hücreye kapatılmaya, işkence veya tehdidi ile konuşturulmaya zorlanması halinde ortaya çıkan düşünce reformlarına Atipik Dissosiyatif Bozukluk denir. Kişi kendisine zorla teklif edilen yeni kimliğe mecburen adapte olmaya çalışırken korkunç iç çatışmalarına maruz kalır. Eski kişiliğine, kültürüne, inançlarına ters düşen bu yeni ve yabancı ortam ruhsal dengesini altüst eder.
devamı alttadır.