Amneziye Kognitif Nöropsikolojik Yaklaşim
AMNEZİYE KOGNİTİF NÖROPSİKOLOJİK YAKLAŞIM
Medial temporal lob ve/veya diensefalon hasarı sonucu gelişen organik amnezili hastalarla yapılan çalışmalar, bu hastalarda çalışma belleği korunduğundan, bize çalışma belleğinin (kısa zamanlı belleğin) uzun zamanlı bellekten farklı nörokognitif süreçlerce desteklendiğini göstermektedir.
Kognitif psikolojide belleğin bilgi işleme evreleri üçe ayırılır: kodlama, depolama, geri çağırma. Amnestik hastalara ipuçları verildiğinde normal bellek düzeylerinin elde edilmesi, amnezinin geri çağırma bozukluğundan kaynaklandığını savunan hipotezi desteklemektedir. Ancak amnezik hastalarda amnezi başlamadan önceki bilgiler geri çağrılabilirken yeni bilgilerin geri çağrılmasında sorun olmakta yani retrograd amnezi olmadan anterograd amnezi gelişebilmektedir. Eğer amnezi genel bir geri çağırma bozukluğu olsaydı hem yeni, hem de eski bilgi eşit etkilenmeliydi. Anterograd ve retrograd amnezinin ayrılması öğrenme zamanıyla ilgili bir bozukluğa dikkati çekmekte bu da kodlama bozukluğu teorilerinin gelişmesine yol açmaktadır.
Semantik olduğunda bilgi daha net hatırlanmaktadır. Buradan yola çıkılarak geliştirilen kodlama teorilerine göre amnestik hastalarda bellek kaybı hatırlanacak bilgiyi semantik düzeyde kodlama kusuruna dayanmaktadır. Ancak kodlama işlemlerinde kusur sonucu bellek kaybının geliştiği teorisi ipuçlarıyla hatırlamayı ve anterograd amneziye nasıl olup da retrograd amnezinin eşlik edebildiğini açıklayamamaktadır.
Kodlama ve geri çağırma teorileri amnestik sendromu açıklamada başarılı olamamıştır. Depolama kusuru teorileri ise daha ziyade pekiştirme (yani bilginin kısa bellekten uzun belleğe aktarılma işlemi) üzerine odaklanmıştır. Pekiştirme teorilerine göre hatıralar başlangıçta temporal lob/diensefalon ile serebral korteks arası etkileşime dayanmaktadır. Zamanla öğrenilmiş tasarımlar serebral korteksteki diğer bilgilerle entegre olmakta ve artık medial temporal lob veya diensefalonla bağlantısı kalmamaktadır. Bu görüşü destekleyen kanıtlar (1) retrograd ve anterograd amnezinin tipik olarak birbiriyle ilişkili olması, (2) retrograd amnezinin zamanla bağlantılı olarak bir değişim izlemesidir. Yani retrograd amnezide olaydan hemen önceki bilgilerin kaybı daha ağır olurken, daha eski bilgiler progresif olarak daha az etkilenmektedir. Pekiştirme teorisine göre daha eski anılar serebral korteksteki bilgilerle iyice konsolide edilmiştir, öyle ki amneziden etkilenen beyin bölgeleriyle (örneğin medial temporal lob ve diensefalon) artık bağları yoktur. Oysa daha yeni bilgiler henüz pekiştirilmediğinden retrograd amnezide en ağır derecede etkilenirler.
Gene pekiştirmeyle ilişkili bir diğer medial lob işlevi farklı bellek simgelerini temsil edildikleri kortikal alanlara bağlamaktır: Örneğin görsel simgeler oksipitotemporal kortekse, uzaysal olanlar parietal kortekse, işitsel olanlar superior temporal kortekse bağlanır. Pekiştirme sonrası bu kortikal temsilciler birbirleriyle doğrudan ilişkili hale gelir ve medial temporal lobla bağlantılarından kurtulurlar.
Aslında yukarıda tartışılmakta olan ve amnestik durumları açıklamaya çalışan bu teorilere “süreç teorileri” denebilir çünkü sonuç olarak hepsi de (kodlama, bağlama, pekiştirme, geri çağırma) medial temporal lobun bellek süreciyle ilgili özel işlevlerini temsil etmektedirler. Bir diğer teori grubuna ise “içerik teorileri” denmektedir. İçerik teorileri bellek kusurlarının sadece belli bilgi tiplerini içerdiğini öne sürer. Örneğin amnestik hastaların bir kısmında kişisel nesnelere dair bellek korunurken çağrışımsal bellek bozulabilmektedir. Bu hipoteze göre çağrışımsal bilgiye (zaman ve yer gibi) dair bellek bozulmaktadır çünkü medial temporal lob hasarında kişisel uyarıya dair bellek etkilenmezken çok sayıda uyarıyı içeren karmaşık çağrışımsal bilgiyi hatırlama kapasitesi bozulmaktadır.
Nöropsikolojik ve nörogörüntüleme çalışmaları bize örtük bellekle ilgili de birçok görüş sunmaktadır. Bu çalışmalar örtük bellek görevlerini ikiye ayırmaktadır: (1) hedef nesneyle alakalı algılara dair ipuçları yardımıyla algısal görevler (örneğin kelimenin kökünün verilip tamamlanması testi, tru-) (2) hedef nesneye dair kavramsal ipuçları yardımıyla kavramsal görevler (örneğin nesnenin ait olduğu kategorinin verilmesi testi, vehicle-?). Kelime kökü tamamlama testinde kelime görsel şekilde sunulduğunda işitsel sunuma kıyasla daha iyi hatırlanmaktadır. Çalışmalar değişik türdeki uyaranların algılanmasından değişik kortikal alanların sorumlu olduğunu savunmaktadır, örneğin görsel kelimelerin algılanmasının oksipitotemporal korteksle ilgili mekanizmalara bağlı olduğu düşünülmektedir. PET incelemelerinde üzerinde önceden çalışılan kelimelerin çalışılmamış olanlara kıyasla daha güçlü oksipitotemporal alan aktivasyonuna yol açtığı gösterilmiştir ki bu da görsel kelime algılamanın önceki deneyimin etkisiyle daha kolay olduğunu düşündürmektedir. Yani örtük öğrenme ve bellek, beyin mekanizmalarını etkileyen deneyimlerin etkisini yansıtmaktadır. Her ne kadar bilinçli hatırlama medial lobun işlevi olsa da bağlanmamış kortikal anıların davranışa bilinçdışı etkisi olabilmektedir.
Nöropsikolojik çalışmalar frontal lob lezyonu olan hastalarda yeni öğrenilmiş bilginin hatırlanırken, bilginin nerede ve nasıl öğrenildiğinin hatırlanmadığını göstermektedir. Buna kaynak amnezisi de denmektedir. Açık bellekle ilgili PET çalışmalarında sağ prefrontal korteksin bilginin geri çağrılmasıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Shimamura ve arkadaşları frontal lob lezyonlu hastalarda gereksiz bilginin baskılanmasıyla ilgili güçlük olduğunu öne sürmüştür ve örneğin bu da verilen iki ayrı kelime listesinden doğru kelimenin hatırlanmasını bozmaktadır. Ek olarak klasik amnezik sendromdan farklı olarak frontal lob hasarında konfobulasyon da sıklıkla görülmektedir, konfobulasyon görülmese de bu hastalarda tanıma testlerinde yanlış hatırlama olmaktadır.
SONUÇ-ÖZET
Bellek üniter bir fenomen değildir, öyle ki kısa ve uzun süreli bellekler arası ayırım net bir şekilde gösterilmiştir. Limbik lezyonlarda kısa süreli belleğin korunup, uzun süreli belleğin bozulduğu karakteristik amnezi gelişmektedir. Kısa süreli bellek limbik sistemden bağımsız bir dikkat işlevidir.
Eski bilginin hatırlanmasındaki bozukluk retrograd amneziye, yeni bilginin edinilme kapasitesindeki bozukluk anterograd amneziye yol açmaktadır. Limbik lezyona bağlı retrograd amnezide pekiştirilmiş eski anılar (örneğin çocukluk anıları, kelimelerin anlamları) hemen her zaman korunur. Araba kullanma, ağrılı uyarandan sakınma ve toplumsal gerçeklere ait temel bilgiler de korunur.
Kişisel yaşantıların zamansal ve mekansal ayrıntıları (episodik bellek), dünya hakkındaki değişmez bilgiler (semantik bellek) ve motor-algısal yetenekler (prosedüral bellek, hazırlama) için farklı nörobiyolojik altyapılar tanımlanabilir. Bu işlemlerin bir kısmı açıkken (örneğin episodik bellek), bir kısmı örtüktür (örneğin hazırlama).
Birçok beyin bölgesinden oluşan şebeke, bilginin edinilmesi, çevrimiçi tutulması, uzun süreli belleğe aktarılması (kodlama, depolama, pekiştirme) ve geri çağırmayla ilgilidir. Bilgi ilk önce primer ve assosiasyon kortekslerinde kodlanır. Kısa süreli bellekte çevrimiçi tutulma parietal ve frontal korteksler tarafından düzenlenir. Uzun süreli kodlama ise limbik sistem tarafından koordine edilir. Prefrontotemporopolar bölgeler bilginin geri çağrılmasına katkıda bulunur. Prefrontal korteks episodik bellek için gereken bağlamsal bütünleştirmede de rol oynar.
Nörogörüntüleme ve nöropsikoloji çalışmaları beyin-davranış ilişkileri hakkında daha rafine tanımlamalara olanak sağlamakta ve bellek rehabilitasyonu stratejileri saptamada yol gösterici olmaktadır.
KAYNAKÇA
1. Davranışsal ve kognitif nörolojinin ilkeleri, M.Marsel Mesulam, 2000, Oxford Yayınları, sy 256-293
2. Klinik nöroloji, Prof.Dr. Nermin Mutluer, 1998, Antıp AŞ Yayınları, sy 23-32
3. Behavioral Neurology and Neuropsychology, T.E.Feinberg, M.J. Farah, 1997, pp 445-497
http://psikiyatri.org dan alıntı.