9 ŞUBAT
09-04-2009, 12:01 PM
Doğru nefes almak hayata pozitif bakmaya, zayıflamaya, kalp çarpıntısını engelemeye, sigarayı bırakmaya yarıyor. Nefes Terapisi Uzmanı Polat, doğru nefesin faydalarını anlattı.
Radyo 7 programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Nefes Terapisi Uzmanı Ülker Uzun Polat oldu.
Ülker Uzun Polat, doğru nefes almanın pozitif düşünceden, zayıflamaya, kalp çarpıntılarından, sigarayı bırakmaya, uyku probleminden, yaşanılan kötü olayları unutmaya kadar birçok konuda etkili olduğunu söyledi.
EDA: Doğru nefes almak için en iyi yol nedir?
ÜLKER UZUN POLAT: Aslında biz doğru nefes almayı bilerek dünyaya geliyoruz. Diyaframımızı kullanarak nefes alıyoruz. Ama belli bir zaman geçtikten sonra, belli olaylar karşısında çocukluktan itibaren nefesimizi tutmaya başlıyoruz. Ve bu alışkanlık giderek yerleşiyor. Heyecanlandığımızda, korktuğumuzda ya da belli bir beklenti içinde olduğumuzda, telaş anımızda biz nefesimizi tutmaya başlıyoruz. Bunu da farkında olmadan yapıyoruz. Dolayısıyla diyafram kası giderek atıl duruma düşüyor. Özellikle bayanlarda zaman içinde karın bölgesine hiç nefes gitmeyip tamamiyle göğüs hareketleriyle nefes alma şekline dönüşüyor. Genel olarak erkeklerde de göğüs tamamiyle kıpırdamaz olup sadece karnı şişirip indirerek nefes alma şekline dönüşüyor. Bunun da çok olumsuz etkileri var. Bu durumun hem fiziksel olarak bedenimize, hem zihinsel olarak düşüncelerimize hem de hayatımıza olumsuz etkileri oluyor.
EDA: Nefes terapisi nedir? Size gelirken hangi amaçlarla geliyorlar, siz neler yapıyorsunuz ve neler öneriyorsunuz?
ÜLKER UZUN POLAT: Öncelikle kendi kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor. Sabah kalktığınızda dinlenmiş, dinç, zinde mi kalkıyorsunuz yoksa hiç uyumamış hatta dayak yemiş gibi mi kalkıyorsunuz? Yorgun olanlarda oksijen vücuda yeterince gitmiyor. Muhtemelen uyku sırasındada bu nefes tutma alışkanlığı devam eder ve bunlar ciddi fiziksel rahatsızlıklara neden oluyor. ya da spor yaptığınızda kendinizi enerjik mi hissediyorsunuz yoksa mahvolmuş gibi mi hissediyorsunuz? Bu soruların cevapları vücudunuza oksijenin ne kadar girdiğiyle ilgili cevaplar verecek. Bu fizikse kısmı, birde bunun zihinsel kısmı var. Acaba bu hayatta istediğiniz şeyler oluyor mu? Nefesi açık bir insanın düşüncesinden geçen şeyler gerçekleşebiliyor. Çünkü nefesiniz ve siz hayatınıza şekil veriyorsunuz. O zaman nefesiniz açıksa kendinizle ilgili kısıtlayıcı bir düşünce alışkanlığınızda yok demektir.
EDA: O zaman şöyle söyleyebiliriz. Pozitif düşünce doğru nefesin beraberinde geliyor.
ÜLKER UZUN POLAT: Zaten güzel olan doğal olan da o. Doğduğumuzda yaptığımızda bu. Biz bunu uzun dönem içinde tersine döndürüyoruz bir de olumsuz şeyleri sanki normalmiş gibi algılamaya başlıyoruz. Sabah yataktan zinde kalkmamak gayet normal bir şeymiş gibi zannediyoruz. Şehirde yaşamamızın bir yan etkisi diye düşünüyoruz. Bunlar hiç normal değil. Zindelik, canlılık tamamiyle bizden kaynaklanarak dışa yansıyan şeyler. Biz tamamiyle tersini yapmaya alışmışız. Hâlbuki kendi nefesimizle bütün bunları dönüştürmemiz, bütün bunları olumluya çevirmemiz mümkün. Buda nefes terapileriyle oluyor.
EDA: Genelde merdivenlerden çıkarken de nefes nefese kalıyoruz. Bu doğru nefes alamamaktan da kaynaklanabiliyor mu?
ÜLKER UZUN POLAT: Yorgunluk ve canlılık vermeyecek her şey için bunu söylemem mümkündür. Bu tamamiyle vücudun yeterli oksijen alamamasından kaynaklanıyor.
EDA: Sanırım kilolu insanlarda bu durumla daha çok karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu durumda ki insanlara neler önerirsiniz?
ÜLKER UZUN POLAT: Aslında ilginç bir şekilde nefesiniz açıksa kilo probleminiz de olmuyor. Çünkü oksijen vücudun hem besini hem yakıtıdır. Beynimiz sadece oksijenle çalışır. Vücudumuzda enerjilerin, yağların yakılması hep oksijenle oluyor. Mesela hem spor yapıp hem az yiyorsunuz ama kilo veremiyorsunuz. Yoruluyorsunuz, kendinize eziyet ediyorsunuz. Etrafınıza bakıyorsunuz sizden daha fazla yemek yiyip daha sağlıklı, daha zayıf duran insanlar var.
EDA: Bunun yanında egzersiz yapanlarda var.
ÜLKER UZUN POLAT: Tabi ama vücut oksijeni almıyorsa eğer bu yaptıklarınızla kendinize sadece eziyet etmiş oluyorsunuz.
EDA: O zaman diyet yaparken diyetten kısmak yerine nefes alış verişlerimize de dikkat etmeliyiz değil mi?
ÜLKER UZUN POLAT: Her şeyden önce oksijen… Önce oksijen vücuda girmeli, bu alışkanlık normale dönüştürülmeli. Üç nefes seansına gelip uzun zamandır kilo veremeyen ama seanslardan sonra kilo veren insanlar var. Biz tabi onu detokslarla da birleştiriyoruz. Bilimsel anlamda detoks ve bağırsak temizliği de çok önemli. Sene de mutlaka bir kez yapılması gereken bir şey. Bu tür yan şeylerle besleyerek sadece nefes terapisiyle kilo vermek mümkün.
EDA: Bu anlamda diyetisyene gitmeden önce doğru nefes alıp vermek çok önemli.
ÜLKER UZUN POLAT: Hatta biz diyetisyenlerle de çalışıyoruz.
EDA: Kısıtlı nefes alışkanlığının hayatımıza olumsuz etkileri nelerdir?
ÜLKER UZUN POLAT: Eğer kısıtlı limitleyici nefes alışkanlığınız varsa muhtemelen buna ait düşünceleriniz de vardır. Bizim vücudumuzda akupunktur noktaları dediğimiz belirli noktalarımız var. Ve bütün yaşadıklarımız o noktalarda kayıtlı. Af dilememek, geçmişi bırakamamak, stres vb… Zihinsel kaynaklı bütün sağlık problemlerinin altında geçmişte yaşanan kötü bir olay karşısında nefesinizi tutmanız, bunu bir şekilde alışkanlığa dönüştürmeniz gibi nedenler yatıyor.
EDA: Yani nefes alamamak kalp çarpıntılarına kadar götürebiliyor.
ÜLKER UZUN POLAT: Zaten seanstan önceki sizle seanstan sonraki siz arasında nefes alıp vermede ciddi bir farklılık hissedebiliyorsunuz. Örneğin seanstan önce kalp bölgenizde bir tıkanıklık varsa seans sırasında bile nefesin kalp bölgenizden geçtiğini hissedebiliyorsunuz. Bu açılımı kendiniz yaşayabiliyorsunuz. Ve bu kalıcı bir değişim. Seans sırasında düzelip eve gidince eski haline dönmesi gibi bir şey değil. Bu 3–4 seans arka arkaya alındığı zaman 15–20 gün gibi kısa bir sürede bu değişim ve dönüşüm gerçekleşmiş oluyor ve tekrardan eski doğal nefes alışkanlığınıza dönüyorsunuz.
devamı alttadır .
Radyo 7 programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Nefes Terapisi Uzmanı Ülker Uzun Polat oldu.
Ülker Uzun Polat, doğru nefes almanın pozitif düşünceden, zayıflamaya, kalp çarpıntılarından, sigarayı bırakmaya, uyku probleminden, yaşanılan kötü olayları unutmaya kadar birçok konuda etkili olduğunu söyledi.
EDA: Doğru nefes almak için en iyi yol nedir?
ÜLKER UZUN POLAT: Aslında biz doğru nefes almayı bilerek dünyaya geliyoruz. Diyaframımızı kullanarak nefes alıyoruz. Ama belli bir zaman geçtikten sonra, belli olaylar karşısında çocukluktan itibaren nefesimizi tutmaya başlıyoruz. Ve bu alışkanlık giderek yerleşiyor. Heyecanlandığımızda, korktuğumuzda ya da belli bir beklenti içinde olduğumuzda, telaş anımızda biz nefesimizi tutmaya başlıyoruz. Bunu da farkında olmadan yapıyoruz. Dolayısıyla diyafram kası giderek atıl duruma düşüyor. Özellikle bayanlarda zaman içinde karın bölgesine hiç nefes gitmeyip tamamiyle göğüs hareketleriyle nefes alma şekline dönüşüyor. Genel olarak erkeklerde de göğüs tamamiyle kıpırdamaz olup sadece karnı şişirip indirerek nefes alma şekline dönüşüyor. Bunun da çok olumsuz etkileri var. Bu durumun hem fiziksel olarak bedenimize, hem zihinsel olarak düşüncelerimize hem de hayatımıza olumsuz etkileri oluyor.
EDA: Nefes terapisi nedir? Size gelirken hangi amaçlarla geliyorlar, siz neler yapıyorsunuz ve neler öneriyorsunuz?
ÜLKER UZUN POLAT: Öncelikle kendi kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor. Sabah kalktığınızda dinlenmiş, dinç, zinde mi kalkıyorsunuz yoksa hiç uyumamış hatta dayak yemiş gibi mi kalkıyorsunuz? Yorgun olanlarda oksijen vücuda yeterince gitmiyor. Muhtemelen uyku sırasındada bu nefes tutma alışkanlığı devam eder ve bunlar ciddi fiziksel rahatsızlıklara neden oluyor. ya da spor yaptığınızda kendinizi enerjik mi hissediyorsunuz yoksa mahvolmuş gibi mi hissediyorsunuz? Bu soruların cevapları vücudunuza oksijenin ne kadar girdiğiyle ilgili cevaplar verecek. Bu fizikse kısmı, birde bunun zihinsel kısmı var. Acaba bu hayatta istediğiniz şeyler oluyor mu? Nefesi açık bir insanın düşüncesinden geçen şeyler gerçekleşebiliyor. Çünkü nefesiniz ve siz hayatınıza şekil veriyorsunuz. O zaman nefesiniz açıksa kendinizle ilgili kısıtlayıcı bir düşünce alışkanlığınızda yok demektir.
EDA: O zaman şöyle söyleyebiliriz. Pozitif düşünce doğru nefesin beraberinde geliyor.
ÜLKER UZUN POLAT: Zaten güzel olan doğal olan da o. Doğduğumuzda yaptığımızda bu. Biz bunu uzun dönem içinde tersine döndürüyoruz bir de olumsuz şeyleri sanki normalmiş gibi algılamaya başlıyoruz. Sabah yataktan zinde kalkmamak gayet normal bir şeymiş gibi zannediyoruz. Şehirde yaşamamızın bir yan etkisi diye düşünüyoruz. Bunlar hiç normal değil. Zindelik, canlılık tamamiyle bizden kaynaklanarak dışa yansıyan şeyler. Biz tamamiyle tersini yapmaya alışmışız. Hâlbuki kendi nefesimizle bütün bunları dönüştürmemiz, bütün bunları olumluya çevirmemiz mümkün. Buda nefes terapileriyle oluyor.
EDA: Genelde merdivenlerden çıkarken de nefes nefese kalıyoruz. Bu doğru nefes alamamaktan da kaynaklanabiliyor mu?
ÜLKER UZUN POLAT: Yorgunluk ve canlılık vermeyecek her şey için bunu söylemem mümkündür. Bu tamamiyle vücudun yeterli oksijen alamamasından kaynaklanıyor.
EDA: Sanırım kilolu insanlarda bu durumla daha çok karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu durumda ki insanlara neler önerirsiniz?
ÜLKER UZUN POLAT: Aslında ilginç bir şekilde nefesiniz açıksa kilo probleminiz de olmuyor. Çünkü oksijen vücudun hem besini hem yakıtıdır. Beynimiz sadece oksijenle çalışır. Vücudumuzda enerjilerin, yağların yakılması hep oksijenle oluyor. Mesela hem spor yapıp hem az yiyorsunuz ama kilo veremiyorsunuz. Yoruluyorsunuz, kendinize eziyet ediyorsunuz. Etrafınıza bakıyorsunuz sizden daha fazla yemek yiyip daha sağlıklı, daha zayıf duran insanlar var.
EDA: Bunun yanında egzersiz yapanlarda var.
ÜLKER UZUN POLAT: Tabi ama vücut oksijeni almıyorsa eğer bu yaptıklarınızla kendinize sadece eziyet etmiş oluyorsunuz.
EDA: O zaman diyet yaparken diyetten kısmak yerine nefes alış verişlerimize de dikkat etmeliyiz değil mi?
ÜLKER UZUN POLAT: Her şeyden önce oksijen… Önce oksijen vücuda girmeli, bu alışkanlık normale dönüştürülmeli. Üç nefes seansına gelip uzun zamandır kilo veremeyen ama seanslardan sonra kilo veren insanlar var. Biz tabi onu detokslarla da birleştiriyoruz. Bilimsel anlamda detoks ve bağırsak temizliği de çok önemli. Sene de mutlaka bir kez yapılması gereken bir şey. Bu tür yan şeylerle besleyerek sadece nefes terapisiyle kilo vermek mümkün.
EDA: Bu anlamda diyetisyene gitmeden önce doğru nefes alıp vermek çok önemli.
ÜLKER UZUN POLAT: Hatta biz diyetisyenlerle de çalışıyoruz.
EDA: Kısıtlı nefes alışkanlığının hayatımıza olumsuz etkileri nelerdir?
ÜLKER UZUN POLAT: Eğer kısıtlı limitleyici nefes alışkanlığınız varsa muhtemelen buna ait düşünceleriniz de vardır. Bizim vücudumuzda akupunktur noktaları dediğimiz belirli noktalarımız var. Ve bütün yaşadıklarımız o noktalarda kayıtlı. Af dilememek, geçmişi bırakamamak, stres vb… Zihinsel kaynaklı bütün sağlık problemlerinin altında geçmişte yaşanan kötü bir olay karşısında nefesinizi tutmanız, bunu bir şekilde alışkanlığa dönüştürmeniz gibi nedenler yatıyor.
EDA: Yani nefes alamamak kalp çarpıntılarına kadar götürebiliyor.
ÜLKER UZUN POLAT: Zaten seanstan önceki sizle seanstan sonraki siz arasında nefes alıp vermede ciddi bir farklılık hissedebiliyorsunuz. Örneğin seanstan önce kalp bölgenizde bir tıkanıklık varsa seans sırasında bile nefesin kalp bölgenizden geçtiğini hissedebiliyorsunuz. Bu açılımı kendiniz yaşayabiliyorsunuz. Ve bu kalıcı bir değişim. Seans sırasında düzelip eve gidince eski haline dönmesi gibi bir şey değil. Bu 3–4 seans arka arkaya alındığı zaman 15–20 gün gibi kısa bir sürede bu değişim ve dönüşüm gerçekleşmiş oluyor ve tekrardan eski doğal nefes alışkanlığınıza dönüyorsunuz.
devamı alttadır .