Orijinalini görmek için tıklayınız : Tükenmişlik Sendromu: Siz de Tükendiniz mi?
9 ŞUBAT
03-06-2008, 06:15 PM
Tükenmişlik sendromu, stres altındaki kişinin yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma isteği ile karakterize durumunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kişisel kaynakların sona dayandığı, sürekli ümitsizlik ve negativizmin baskın olduğu enerjinin tükenişi durumunu ifade eder. Tükenmişlik hissi yaşamın değişik evrelerinde ortaya çıkabilir.
Fiziksel tükenmişlik belirtileri
Kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, baş ağrıları, bulantı, kramplar, bel ağrısı, uyku bozuklukları gibi değişik sorun ve yakınmaları içerir.
Duygusal tükenmişlik bulguları
Duygusal tükenme, çoğunlukla bireyde diğer insanlara yardım ederken, istenen psikolojik ve duygusal taleplerin aşırılığı yüzünden ortaya çıkan bitkinlik durumunu ifade eder. Depresif duygulanım, kendini desteksiz ve güvensiz hissetme, ümitsizlik, evde gerginliğin artışı, kızgınlık, huzursuzluk, mutsuzluk gibi negatif duygulanımlarda artış, nezaket, saygı ve dostluk gibi olumlu duygulanımlarda azalma içermektedir.
Zihinsel tükenmişlik bulguları
Doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı olumsuz tutumları kapsar. Tükenmişlik sendromu ilerledikçe işi önemsememe ve işi bırakma, gibi davranışlar görülür.
Duyarsızlaşma
Çalışanların hizmet verdikleri kişilere birer nesne gibi davranması, küçültücü sözler sarfetmesi, umursamaz, alaycı bir tutum sergilemeleridir. Aslında bu davranışların altında bir yabancılaşma duygusu ve savunma mekanizması yatmaktadır.
Kişisel Başarıda Düşme
Zamanla işle ilgili çeşitli olaylarda kendini yetersiz algılama ve işyerinde karşılaşılan kişilerle olan ilişkilerde de başarısızlık duygusu baş gösterir. Harcadığı çabanın boşa gitmesi ve suçluluk duygusu çalışanın iş motivasyonunu düşürerek başarı için gerekli davranışları gerçekleştirmesini engeller.
Tükenmişliğin Başlıca Nedenleri
Sosyal desteğin olmaması/yetersizliği, kişilere ulaşamayacağı hedefler konması, fazla iş yükü, çevresindeki kişilerin motivasyonlarının düşük olması, kişinin karakteriyle yaptığı işin uyuşmaması.
Genç, bekar, çocuksuz bireylerde, evli, yaşlı ve çocuklu bireylere göre; üniversite mezunlarında üniversite mezunu olmayanlara göre, iş deneyimi birkaç yıllık olanlarda bir yıldan az ve beş yıldan uzun süredir çalışanlara göre daha yüksek düzeyde tükenmişliğe rastlanmıştır.
Cinsiyet konusundaki çalışmalar anlamlı bir fark göstermezken, kişilik ve beklentilerle ilgili faktörlerin tükenmişlikle yakından ilgili olabileceği sonuçlarını vermiştir. Dıştan denetim odaklı kişilerde, çalıştıkları kurum, meslekleri ve kişisel yeterlilikleriyle ilgili karşılanması zor beklentilere sahip olan kişilerde daha fazla tükenmişlik olgusuna rastlanmaktadır.
Aile hayatında tükenmişlik
Her iki eşin de çalıştığı ailelerde aile bireyleri arasındaki ilişkinin niteliği ile tükenmişlik arasında korelasyon bulunmuştur. Meslekli rollerle aile rolleri arasında bocalayan ve her iki alan arasında doyurucu bir denge kuramayan kişilerde tükenmişliğe daha sık rastlanmaktadır. Diğer yandan, evlilik ve aile hayatından alınan doyumun yüksek olması ve aile yapısının olumlu olarak algılanması tükenmişlik düzeyini azaltmaktadır.
Sosyal destek
Tükenmişlikle sosyal destek arasındaki ilişki incelendiğinde, sosyal desteğin tükenmişliğe karşı bir tampon görevi gördüğüne işaret etmektedir. Sosyal destek kaynaklarından yararlanmak tükenmişliği azaltan, sosyal destek kaynaklarından yoksun olmak ise tükenmişliği arttıran bir faktör olarak bulunmuştur. Yakın, devamlı, ulaşılabilir bir aile ve dost çevresine sahip olmanın, bireye güven veren ve destekleyen nitelik taşıdığı için tükenmişlik riskini azalttığı görülmektedir.
Yöneticilere Düşen Görevler
* Zor işleri eşit olarak dağıtarak yükün aynı kişiler üzerinde birikmesini engellemek,
* Zor işlerin dönüşümlü olarak yapılmasını sağlamak,
* Gün içerisinde iş harici aktiviteler için zaman ayarlamak (örn.:okumak),
* Yarım gün çalışmayı desteklemek bu yöntemle insan kaynakları ve esneklik artar,
* Çalışanlara yeni programlar oluşturması için olanak tanımak.
http://www.uzunhayat.com
birmelek
03-06-2008, 06:27 PM
Evet evet..kendime son zamanlarda ne olduğunu bu yazıyı okuyunca buldum..tam amlamıyla bi tükenmişlik..fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak özellikle. Zaten içimde birşeylere karşı aşırı bi bıkkınlık hissediyordum..ellerine sağlık 9 şubat. Beni aydınlattın. :o
9 ŞUBAT
03-06-2008, 06:34 PM
Evet evet..kendime son zamanlarda ne olduğunu bu yazıyı okuyunca buldum..tam amlamıyla bi tükenmişlik..fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak özellikle. Zaten içimde birşeylere karşı aşırı bi bıkkınlık hissediyordum..ellerine sağlık 9 şubat. Beni aydınlattın. :o
inşallah en kısa zamanda bu duygudan sıyrılırsın.
sbicak
18-07-2008, 11:35 AM
bazen çok zorluyor bu duygu beni
9 ŞUBAT
18-07-2008, 02:04 PM
bazen çok zorluyor bu duygu beni
işte o duygu geldigi anda hayalllerinizi yapmak istediklerinizi duşunun insanın umudu var oldukça onu hiçbir şey alt edemez.
skassas
09-01-2009, 10:39 AM
Mrb;
Öncelikle yazıyı ekleyen arkadaşa teşekkürler. Yazıyı okurken kendimi görür gibi oldum. Tümüyle bütün belirtileri taşıyorum. Öyleki yaklaşık 4 yıldır bu duygularla yatıp kalkıyorum. Uzun bir süre ama bir türlü çözüm bulamadım. Yazıyı okuyunca biraz dertleşmek birazda çözüm aramak için yazmaya karar verdim.
10 yıl önce tanıştım şuanki işimle. Coşkuyla bağlıydım ilk başlarda. Kendi işimmiş gibi sarılır her görevin üstesinden başarıyla gelirdim. Haftasonu, extra mesai bana vız gelirdi. Pazartesi sendromu nedir bilmez yaşayanların yüzündeki bitkin bakışları anlamazdım. Bilirdim ki çalışmalarım birgün bana artı olarak geri dönecek. Müdürlerim bana gereken değeri vermesede kısa sürede patronumun gözüne girdim. Ödüllendirilmesem de diğerlerinden farklı olduğum belliydi. Çünkü patron müdürler harici pek kimseyle görüşmezdi. Ben hariç. Hatta bir keresinde "bana abi diyebilirsin, abin gibi görebilirsin. Eğitimin için gerekli herşeyi çekinmeden isteyebilirsin" demişti. 4-5 yıl bu coşkuyla elimdekinin en iyisini vermeye çalıştım. Herşey çok güzel derken kız arkadaşımla yaşadığım duygusal bir bunalım sonucu buralardan uzaklaşmak istedim. Zaten önümde bitmesi gereken bir askerlik vardı. Mazareti oldu izin istedim. Yerime birini almak istediler kimi alalım diye bana sordular. İki aday vardı en fazla bilgiye sahip olduğunu iddia edeni seçtim. Patronum geri dönecekmisin dedi "hele bir askerlik bitsin tekrar konuşuruz" dedim. Askerlik süresincede ne onlar benden kopabildi ne ben onlardan. Askerlik bittiğinde kafamda ve kalbimde sular durulmuştu. Patronumda "ne zaman istersen işe başla" deyince sanki askere gitmemiş gibi kendimi bıraktığım yerde buldum. Geçen zaman beni değiştirmesede burayı değiştirmişti ve işin götüsü ben farkında değildim. Adilliğinden ve yönetim anlayışından şüphe etmediğim patron adına işleri yürüten temsilci hastalanmış ve neredeyse kurumdan elini ayağını çekmişti. Çalışanlar bir birinin kuyusunu kazıp müdürüne, müdürlerde patrona şirin görünmeye çalışıyordu. Artık önemli olan kurum değil müdürlerin gücü nasıl elline geçirecekleriydi. Bense bu dövüş arenasının tam ortasında olanlardan habersiz işini dört dörtlük yapmaya çalışan, kurum çıkarının koltuklardan daha önemli olduğunu düşünen, yaptıklarıyla müdürlerine puan kazandıran ama kendine kazandıramayan, ters giden birşeyler olduğunda müdürlerimin suçu
üzerime atabilecekleri günah keçisiydim. Tabiri yerindeyse filler tepinir olan ezilen çimenlere olur. Uzun süre içinde olduğum durumu görmeyerek kim ne derse yapmaya gayret ettim ve mazeretsiz çalıştım. Ben çalıştıkça sorumluluklarım arttı. Sorumluluklarım arttıkça yoruldum. Yoruldukça hata yapmaya başladım ve sonunda kabak yine bana patladı. Üstelik birimde aynı işi yapan üç kişiydik ve ben bu kadar işi yetiştirebilmek için öğle aralarıda dahil mesai bitiminden sonra çalışırken diğerleri kendilerine verilen işler dışında hiçbirşeye karışmıyorlardı. Zaten belli başlı işler dışında kimsede onlara iş vermiyordu. Bir ara benim bölüm başkanı olduğum ve diğer ikisinden sorumlu olduğum fısıltılarla kulağıma gelsede da bu yetki resmen verilmediği için karışmadım. Çok geçmeden temsilcimiz hastalığa yenik düşerek bizleri terketti. Birileri için batan güneş birileri için doğan güneş oldu ve arenadaki müdürlerden biri temsilciliğe yükseldi. Bence değişen birşey yoktu işimi yapıyordum yapmaya devamda edecektim. Taki o kara salıya kadar. Çarşamba, perşembe resmi tatildi. Cuma da haftanın tek günü olduğu için kurum kararıyla müdürler hariç tüm çalışanlara tatildi. Hafta sonuda eklenince 5 günlük dinlenme fırsatıytı. Planlarımı çoktan yapmıştım. Salı mesai bitiminden hemen sonra şehir dışına çıkıp güzelce dinlenecektim. O gün bavulumu alıp işe geldim. Mesaimi
tamamladım ve müdürüme gidip beş gün boyunca şehir dışında olacağımı söyledim. Bana "bakalım izin vercekmiyiz" dedi. Herkesin izinli olduğunu söyledim. Sırıtarak bizler çalışıyoruz ya dedi. Bende "PEKİ o zaman" dedim ve çıktım. Çok sinirlenmiştim. Gidip istifamı verdim. Olay patrona intikal edince beni çağırdı. Durumu sordu. Olanları anlattım. Bana "hadi git tatilini planladığın gibi yap bundan sonrada kimseye karşılık vermeden bana gel" dedi. Başlamadan zehir olmuştu tatil. Beş gün boyunca yaşananları düşündüm.
Ben ellerinin altında mazeretsiz işleri yapan bir piyondum. Haklarımın olup olmaması onlar için önemli değildi. Onların tek istediği işin en iyi şekilde yapılmasıydı. Kimin ne şekilde ne şartlarda yaptığının pek anlamı yoktu. Üç kişiden en iyisi ben olduğum için hep benimle çalışmak istiyorlardı. Hakkım olan tatil günü bile çalışmaya mahkumdum. Peki karşılığınde ne vardı? Hiç birşey. Geri dönüşüm pek parlak olmadı. Kafamdakileri bir alt müdürle paylaştım ondan medet umdum. Bana hak versede ilerleyen günlerde gerek patrondan gerek temsilciden gerekse diğer müdürlerden baskı gelmeye başladı. Önce bağlı olduğum müdürlük değiştirildi. Böylece mesai saatlerim ve tatil günlerim
onların istediği gibi kısıtlandı. Durumu anlamıştım ve birşeyler yapmalıydım. Hemen kendime bir dükkan açtım. Başına da babamı koydum. Gündüz işte çalışıyordum akşamlarıda dükkanda. Baskı + yoğun iş temposu + dükkan ilk yıl çok zordu. Ama yılmadım ve dükkanımda belli bir standartı tutturmayı başardım. Artık ayaklarım daha güvenli basıyordu yere. Baskı geldikçe silkindim karşı koymaya başladım. İki kez daha istifa ettim ikisindede patron geri çevirdi. Bir keresinde "istifa edersin tabi artık dükkanın var" dedi. Bende "sayenizde" dedim."Temsilcinin yönetim anlayışından dolayı burada mutlu değilim" dedim. "Var mı başka çaremiz. Mecburuz ona" dedi. Patronda bunu derse
herşey bitmiştir dedim kendi kendime. Geçen üç yıl boyunca dükkandan daha çok kazanmaya başladım. Kazandıkça daha gür bağırdım. Bağırdıkça istediklerimi alır oldum. Daha az iş yaptım, istediğim işi yaptım, yapmadığım iş için bile övgü aldım. Umursamadan tatile çıktım. Bana ulaşmasınlar diye telefonumu kapattım. Ama bir türlü eskisi gibi mutlu olamadım. Şuan öyle karışığım ki anlatamam. On yıllık emeği bırakıp gitmek istemiyorum. Aldığım para yaptığım iş için çok fazla. Vicdanım rahat değil. Çalışanın değilde sesi gür çıkanın kazandığını bir ortamda eski şevkim olmadığı için çalışmakta istemiyorum. Diğer taraftan 4 yıldır dur duraksız iki işte çalışıyorum iyice yoruldum. Dükkanı kapatamıyorum buraya güvenmiyorum. Burayı terk edemiyorum dükkanda gelecek bulamıyorum :-((( Sonuç işimden MUTSUZUMMMMMMMMMMM ve TÜKENDİMMMMMMMM
plüton
09-01-2009, 12:49 PM
Niye şükretmiyorsun, 15 milyon işsiz insanın olduğu bir ülkede hem işin hemde iş yerin var.
skassas
09-01-2009, 02:32 PM
Niye şükretmiyorsun, 15 milyon işsiz insanın olduğu bir ülkede hem işin hemde iş yerin var.
Sonuna kadar katılıyorum. Yazmayı unuttuğum diğer tereddütümde bu zaten. Millet iş ararken ben elimdekini tersliyorum. Kendime bu konuda kızmıyor değilim. Ama içimde bir yerlerde şuanki işimle ilgili eski günlerimi de özlüyorum. Keşke sadece tek işte çalışsam ve herşey eskisi gibi olabilse diyorum.
İçimdeki hırsı sadece buraya harcasam diyorum. Çoğu zaman suçu kendimde arıyorum. Mutlu olmaya çalışıyorum ama olmuyor :-(((
Sonra düşünüyorum 4 yıldır nasıl deliler gibi çalıştığımı hayatımın en güzel günlerini sarfettiğimi sırf postu onlara kaptırmayayım diye. Şuan bu işimden farklı olarak bir dükkanım farklı bir alanda bir ortaklığım ve arada hobi olarak yapıpta para kazandığım üçüncü bir işim var. Eskiden mesai bitiminden sonra burası için çalışırken artık kendi işlerimi takip ediyorum. Kısacası eskiden burası için harcadığım extra enerjinin biraz fazlasıyla neler yapabildiğime bakınca zamanında bana verilmeyen değerin büyüklüğünü görüyorum. :-(((( Buda beni kendime karşı daha haklı kılıyor. Buraya duyduğum mutsuzluğum iyice artıyor. :-(((
plüton
09-01-2009, 04:18 PM
Sizin tek derdiniz yıllardır işiniz neden boş zamanlarınızı ailenizle geçirmek yerine şehir dışında geçiriyorsunuz. Size tavsiyem kendinize işinizden başka sorumluluklar edinin, evli değilseniz evlenin çoluk çocuğunuzun sıkıntılarıyla uğraşın, zaten evliyseniz ailenizi işinizden önce görün.
skassas
09-01-2009, 05:01 PM
:-)) şehir dışına ailemin yanına gittim zaten. İşim asla eşimden ve ailemden önemli olmadı olmayacakta. Olsaydı o gün kırılma noktasını geçemezdim. Ayrıca ne farkeder ki. Bende yanımda eleman çalıştırıyorum şuan. İzinliği olduğu günler izinlidirler. Çağırmak zorunda olduğumda kendilerinden rica ediyorum emir vermiyorum ve muhakkak telafisi oluyor. Ya ücret karşılığı yada başka birgün izinli olmak gibi. Gelmezlersede kızmıyorum. Zaten bu şekildeki olunca pekte hayır almıyorum. Bu bir saygı benim için. Doğru kişilerle çalıştığınız sürece karşılığını da alıyorsunuz zaten. Onlar nasıl benim verdiğim işe mutaçlarsa bende onların iş gücüne muhtacım.
İlginiz ve öneriniz için yinede teşekkürler. Her cümleniz altın değerinde benim için.
Sizin tek derdiniz yıllardır işiniz neden boş zamanlarınızı ailenizle geçirmek yerine şehir dışında geçiriyorsunuz. Size tavsiyem kendinize işinizden başka sorumluluklar edinin, evli değilseniz evlenin çoluk çocuğunuzun sıkıntılarıyla uğraşın, zaten evliyseniz ailenizi işinizden önce görün.
plüton
09-01-2009, 05:11 PM
Rica ederim!
İnsanlarada değer veriyorsunuz, eşiniz ve aileniz işinizden önce geliyor, Size birşey olmaz :) boşa sıkmayın kendinizi. :)
skassas
09-01-2009, 05:15 PM
Ne bileyim insan korkuyor işte hayat karanlıkta önünü görmeden yürümek gibi. Şuan iyisiniz ama yol ayrımına geldiğinizde ya önünüzdeki koca çukuru seçerseniz :-)))
Rica ederim!
İnsanlarada değer veriyorsunuz, eşiniz ve aileniz işinizden önce geliyor, Size birşey olmaz :) boşa sıkmayın kendinizi. :)
plüton
09-01-2009, 05:32 PM
Nekadar korkarsan kork kaderinde çukura düşmek varsa elinden birşey gelmez. Eniyisi çukara düşmadiğin günleri güzel geçir. Düşsende elbette kalkmanında bir yolunu bulursun.
boran
27-04-2009, 10:31 AM
Universite sinavina girdim cok yuksek yazdim kazanamadim bir daha girdim cok yuksek puan aliyordum yaptigim bir yanlistan dolayi sinavim iptal oldu bir daha girdim sistem degisti ve katsayi kurbani oldum bir daha girdim kazandim ama yanlis bolumu secmisim degistirdim lakin yine yanlis bolumu secmisim ve su an 29 yasindayim ve kendimi bitkin kirgin ve olu gibi hissediyorum. Ve ben Turkiye derecesi beklenen bir ogrenciydim ama su an istemedigim ve sevmedigim bir iste calisiyorum. ama hayata direnecek halim kalmadi. ne yapsam ne etsem olmuyor. kafam allak bullak.
Forumun baska bir yerinde cinsel olarak kendimi iyi hissetmiyorum yazmistim. ve suan anladim ki onunda sebebi bu heralde. Hayat bana kapkaranlik geliyor simdi. yani herseyden korkar oldum. kim ne derse uzuluyorum. Bana nasihat verenlerin hepsi hakli diyorum ve herkesten korkuyorum. kendime hic guvenim kalmamis. Sosyal olarak da normal bir yerdeyim. Yapabileceklerimin 10 da birini yapamadim. herzaman basima bir is geldi ve kotuye gitti. 30 yasima girecem insanlarin en mutlu olmalari gerekn heyecan dolu bir yasi ben olu gibi geciriyorum.
Simdi isyan edemem ama meslegimi degistirmek istiyorum. Bana cok agir geliyor bunu yapmak. Ne yapmaliyim yeniden universite sinavina mi girsem. bilmiyorum ama birisi bana akil versin.
Bu arada bekarim evlenmek beni nasil etkiler. Evlenmelimiyim. Hersey de basarisiz olacagimi hissediyorum ve zaten toplasan 70 senelik bir hayatin en guzel vakitlerini problemle geciriyorum. Bu konuda tavsiyelerinizi bekliyorum.
9 ŞUBAT
27-04-2009, 12:39 PM
öncelikle aramıza hoş geldin ,
insan bazen hayatta istemeden yanlışlar yapabiliyor ,ne yazıkki bunu engellemek mumkun olmayabiliyor .
insanın mutsuz oldugu bir işte çalışması oldukça yıpratıcı olur ,ancak ülkemizin şu anda içinde bulundugu kriz ortamında yeni iş olanaklarıda oldukça kısıtlı ,bir karar alırken bunuda goz ardı etmemek lazım ,
oncelikle elinizdeki mevcut işi kaybetmemeye bakın ,sonrada yukarıda yazan arkadaş gibi hangi işte çalışmak istiyorsanız onu yapabilmek için neler gerekiyor onu araştırın ,
birde şunu asla unutmayın ,istediginiz işi yapmak için zaman asla geç degildir ,uzun yıllar mutsuzluk içinde yaşayacagınıza kısa ama öz bir yaşam bence çok daha doyurucu olacaktır ,
portekiz
08-07-2012, 11:34 AM
boran ve skassas 2009 yıllarında yazmışlar yorumlarını aradan 3 yıl geçmiş şimdi nasıllar acabaaa..
Powered by vBulletin® Version 4.2.5 Copyright © 2026 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.