Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : üç Nasiihat



9 ŞUBAT
05-11-2007, 11:40 AM
Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş.
Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi "Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: ‘Nasıl olur, bir nasihat ‘ı bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim’
Bu işe pek aklı ermemiş ama merak işte. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihat ‘ı satın almış. Nasihat " KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR" ve yoluna devam etmiş…
İlerde yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş "bir nasihat bin akçe" diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihat ‘ı da satın almış. İkinci nasihat da: "GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR"
Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başın da bir adam bir nasihat ‘ı bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa , dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihat ‘ı satın almış. Son nasihatte:"HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ". Parasız yoluna devam etmiş.
Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış.Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki : Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var.
Canavar suyu tutmuş, göndermiyor.Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye" Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. "Kaderde ne var ise o çıkar" aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor. İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş.

Demiş ki:

"Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım.

" Bir dizine sarısın ve dünya güzeli bir kadın,diğer dizine de kurbağa koymuş ve" söyle bakalım hangisi güzel?" demiş.

Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve "gönül kimi severse güzel odur" demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış.

Almışlar adamı krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler.
Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış.Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş "Hiçbir iş aceleye gelmez". Kılıcını kınına koymuş ve
içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: "bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun" demiş.

.! KADERİNİZ ve YOLUNUZ AÇIK OLSUN, HAYAT ACELE ETMEYE GELMEZ !.

isimsiz
05-11-2007, 01:20 PM
Sevgili megan ben hala sizden yanıt bekliyorum mesaj gönderdim ama yanıt alamadım,eğer rahatsızlık verdiysem bekirtin lütfen.Saygılarımla

ates
05-11-2007, 06:11 PM
megan gerçekten çok hoş bir hikayeydi
evet hayat aceleye gelmez!

hayatı ne çok geriden takip edeceksin yada çok hızlı yaşayacaksın! :)

Nefertiti
05-11-2007, 08:29 PM
Sevgili Megan:Teşekkürler


Karşı tez gibi durabilir ama: bende okuduğum bir yazıyı dan paragraflar paylaşmak istiyorum.......



HERŞEYİN BİR BEDELİ VAR! :o

Hayata tevekkülle tutunmamız için aldığımız en temel öğretilenlerden biridir bu. Yaptığımız her şeyin bir sonucu olması ya da her seçimin aynı zamanda bir vazgeçiş olmasına paralel bir anlam taşıması gerekir aslında. Ama ben bu sözü ne zaman duysam " ödenecek borcun var; senin daha çok çekeceğin var ya da otur oturduğun yerde" gibi bir anlam çıkarıyorum istemeden. Bilmiyorum nedir bana batan, "bedel" kelimesi mi, yoksa içten içe bedel ödemek durumunda kalabilecek olmanın yarattığı stres mi, yoksa son zamanlarda herşeyin bedelinin açıktan açığa biçilmeye çalışılması mı.. Hani diyolar ya: Şöhretin bedeli, güzel olmanın bedeli, çok düşünmenin bedeli,fazla iyi olmanın bedeli.. Aldığımız kararların bir sonucu olması ya da yaptığımız seçimler sonucu seçmediğimizden vazgeçmemiz anlaşılır ve gayet adil. Ama herşeyin bir bedeli var diyince, insanın elinde olmadan içinde bulunduğu sistemin, ya da doğuştan gelen şeylerin ceremesini de çekmek zorundaymışs gibi hissediyorum.

Ama sormadan da edemiyorum. Yani niye bu kadar kolay ödüyoruz bu bedeli? Ödememek için yapılacak bişey yok mu? Yoksa gerçekten herşey için ödenmesi gereken bir bedel var mı? Aslında cevap da bence yine kendi içinde saklı. Hayatta en ufacık yaratık bile bir sisteme dahil edilmiş. Yani yapılan herşeyin bir etkisi var ve aldığınız birşeye karşılık başka birşey verirsiniz. Bu inkar edilemez. Doğuştan bize verilenlere gelince, sahip olduğumuz şeyler için de şükür diyip oturmak yetmiyo belliki.