PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Depresyon Nedir?



9 ŞUBAT
27-10-2007, 06:28 PM
Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.

Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir.


* Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).

* Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).

* Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

* Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.

* Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk

* Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

* Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

* Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.

* Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

depresyon . biz den alıntıdır .

Gümüş
28-10-2007, 10:09 AM
Depresyonda Kişinin ve Çevresindekilerin Yapabilecekleri

Depresyondayken Kendinize Nasıl Yardım Edebilirsiniz?



Depresif bozukluklar, kişinin kendisini bitkin, değersiz, yardıma muhtaç ve ümitsiz hissetmesine neden olur. Bu tip olumsuz düşünceler ve duygular bazı kişilerin kendilerini yaşamdan uzaklaşmış hissetmesine neden olabilir. Önemli olan nokta, bu negatif düşüncelerin, depresyonun bir parçası olduğunun ve içinde bulunan durumu yansıtmadığının fark edilmesidir. Tedavi etkisini göstermeye başladıkça negatif düşünceler ortadan kalkmaya başlar. Bu arada:



Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve makul seviyede üzerinize sorumluluk alın.
Büyük işleri, küçük parçalara ayırın ve bazı öncelikler belirleyin.
Diğer insanlarla birlikte olmaya ve birilerine güvenmeye çalışın. Bu, yalnız olmaktan ve sır saklayan biri olmaktan daha iyidir.
Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak aktivitelere katılın.
Hafif egzersiz yapmak, sinemaya gitmek, dini, sosyal veya diğer türde aktivitelere katılmak size yardımcı olabilir.
Ruh halinizin birden bire değil de, gitgide daha iyi olacağını düşünün. Kendinizi iyi hissetmeniz biraz zaman alabilir.
Depresyon hali geçinceye kadar, önemli kararlar alma işini erteleyin. Yaşamınızda önemli bir değişiklik yapmadan önce, örneğin iş değiştirmek, evlenmek veya boşanmak gibi, durumunuzla ilgili daha objektif görüşler elde etmek için, bu fikrinizi sizi iyi tanıyan diğer insanlarla paylaşın.
Şunu unutmayın ki, olumlu düşünceler, zamanla depresyonun bir parçası olan negatif düşüncelerin yerini alacaktır ve depresyon tedaviye cevap vermeye başladıkça bu düşünceler ortadan kalkacaktır.
Ailenizin ve arkadaşlarınızın size yardım etmesine izin verin.


Aile ve Arkadaşlar, Depresyonda Olan Kişiye Nasıl Yardımcı Olabilir?



Depresyonda olan birine yardım etmek istiyorsanız yapabileceğiniz en önemli şey, bu kişinin doğru teşhis ve tedavi edilmesini sağlamaktır. Semptomlar azalıncaya kadar (birkaç hafta) kişinin tedaviye devam etmesi konusunda ona destek olmak ve eğer tedavi işe yaramıyorsa değişik bir tedavi yolu aramak yapabileceğiniz şeyler arasındadır. Depresyonda olan kişi için doktordan randevu alabilir ve oraya kadar ona eşlik edebilirsiniz. Aynı zamanda kişinin ilaçlarını düzgün bir şekilde alıp almadığını da takip etmeniz gerekebilir. Depresyonda olan kişi, doktorun ilaç kullanımı sırasında alkol kullanımına ilişkin verdiği kurallara uyması gerektiği hakkında desteklenmelidir. İkinci en önemli konu da kişiye duygusal destek sağlamaktır. Onu anlamaya çalışmak, sabırlı olmak, ilgi göstermek, duygusal destek vermenin parçalarıdır. Depresyonda olan kişiyle diyalog kurmaya çalışın ve onu dikkatle dinleyin. Onun dışa vurduğu duyguları küçümsemeyin ama gerçekleri görmesi için de ona yardımcı olun ve ona umut verin. İntihara ilişkin işaretlere dikkat edin. Bu tip düşünceler olduğunu sezerseniz, bunu terapiste bildirin. Depresyonda olan kişinin, yürüyüş, sinema gibi aktivitelere katılmasını sağlayın. Eğer davetiniz reddedilirse aşırıya kaçmayacak şekilde ısrarcı olabilirsiniz. Hobiler, spor, dini veya kültürel aktiviteler gibi daha önceden kişinin zevk aldığı aktivelere katılması için ona cesaretlendirin ama kısa sürede çok şey yapmasını da beklemeyin. Depresyonda olan kişi, arkadaşlığa ve eğlenceye ihtiyaç duyar fakat kendisinden bu yönde çok fazla istekte bulunulması, başarısızlık duygularının artmasına neden olabilir.



Depresif olan kişiyi, hasta numarası yapıyor veya tembel diye suçlamayın. Ondan bir anda depresyondan kurtulmasını beklemeyin. Er geç çoğu kişi tedavi edildiği takdirde daha iyi hale gelmektedir. Bunu aklınızdan çıkarmayın ve ona sık sık zaman içersinde ve yardım aldığı takdirde kendisini daha iyi hissedeceğini hatırlatın.

9 ŞUBAT
11-03-2008, 02:50 PM
Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları ile ortaya çıkar.

Depresyon sözcüğünün Latince kökü ‘depressus’tur. Aşağı doğru bastırmak, çekmek, bitkin, gamlı, kederli anlamına gelir. Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları,düşünce ve hareketlerde yavaşlama, boşluk duyguları ve bazı durumlarda zihnin ölüm ve ihtihar düşünceleri ile çok sık meşguliyeti ile semtomatize olur.

Depresif bozukluk tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Bedeni, duygudurumu ve düşünceleri etkiler. Beslenme ve uyku düzenini, özalgılamayı ve düşünce işlevleri etkilenir.

Eğer bir kişide aşağıdaki belirtilerden dört ya da daha fazlası varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir uzmana başvurması gereklidir.

Genel olarak depresyondaki semptomları 4 alanda toplayabiliriz:
Duygudurum alanı: Çökkün, kederli, üzgün ve acı verici duygular baskındır. Bu duygular hastanın kendisi tarafından söze dökülebilir. Yüz görünümünden, ses tonundan ve davranışlarından anlaşılabilir ya da yakınları üzgün ve mutsuz olduğunu anlatır. İlgi ve istek azlığı, hoşlandığı etkinliklerden ve yaşamdan zevk alamama (anhedoni) belirgindir.

Psikomotor etkinlik: daha sıklıkla psikomotor yavaşlama belirgindir. Devinimlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, konuşmada yavaşlama, zamanın yavaş geçmesi görülür. Psikomotor ajitasyon da olabilir.

Bilişsel alan: Düşünce içeriğinde kayıp düşünceleri, umutsuzluk, karamsarlık, yetersizlik, değersizlik, suçluluk ve ölüm düşünceleri olur. Geçmiş hatalarla uğraşma, cezalandırılma düşünceleri ve depresif temalı sanrılar olabilir.

Vegetatif alan: Uyku ve iştah bozuklukları, menstürel düzensizlik, cinsel isteksizlik gözlenir.

Ayrıca depresyon belirtilerinin arka planda olduğu veya hiç görülmediği, kişiler arası ilişkilerde bozulmanın olmadığı bir depresyon çeşidi olan maskeli depresyonda hastalar sıklıkla psikolojik belirtileri ve yaşamsal sorunlarını inkar ederler ya da olduğundan daha az gösterirler. Bunlar yerine hekime; bedensel belirtiler (uyku bozuklukları -sıklıkla uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma, sabah erken uyanma -, iştah bozuklukları -sıklıkla iştahta azalma ve kilo kaybı), cinsel isteksizlik, menstürel düzensizlik, enerji kaybı ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvururlar. Ayrıca zun süreli ağrılar, kabızlık-ishal, bulantı kusma gibi bedensel belirtiler görülebilir, alkol-madde kullanımı oluşabilir.

Klinik depresyonu olan çoğu kişi kendini yalnız hisseder. Kendilerinin bu hastalıktan dolayı acı çeken tek kişi olduklarını sanırlar. Aslında klinik depresyon oldukça yaygın bir hastalıktır.

Klinik depresyon, duygularınızı, aile ve arkadaşlarınızla ilişkinizi, işinizi ve yaşama bakışınızı dramatik bir biçimde değiştirir. İhmal edilirse evliliği, arkadaşlıkları, mesleki kariyeri bozabilir. Tedavi edilmediği takdirde umutsuzluk ve hayatın yaşamaya değmediği duygusu uyandırabilir. Bazı hastalarda intihara dahi yol açabilir.

Yaşam boyu prevalansı genel olarak %15, kadınlar için %25 olan ciddi ve yaygın bir hastalıktır. Genel gözlem bu hastalığın ülke yada kültürel farklılıklardan bağımsız olarak kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görüldüğü şeklindedir. Bu durumun hormonal farklılıklara, doğum yapmaya, çeşitli psikososyal stresörlere maruz kalmaya bağlı olarak gelişebileceği düşünülmektedir. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesinde, hormonal faktörler örneğin menstrüel siklus değişiklikleri, hamilelik, düşük yapma, doğum sonrası dönem, menopoz öncesi ve menopoz rol oynayabilir. Pek çok kadın ayrıca hem evde hem de işteki sorumluluklar, tek ebeveyn olma, çocukların ve yaşlanan ebeveynlerinin bakımı gibi ek stres faktörleriyle karşı karşıyadır.

devamı alttadır .

9 ŞUBAT
11-03-2008, 02:50 PM
Başlangıç yaşı 20-50 arasında değişmekle birlikte ortalama başlangıç yaşı 40 tır. %50’si 40 yaşından önce, %10’u 60 yaşından sonra ortaya çıkar. Kadınlarda 35-45 yaşlar arasında, erkeklerde 55-70 yaşlar arasında pik yapar. Irksal farklılık yoktur. Sosyokültürel faktörler; ailede alkol öyküsü, depresyon ve 13 yaşından önce ebeveyn kaybı öyküsü olanlarda ve düşük sosyoekonomik düzeydeki kişilerde risk daha fazladır. Birinci derece akrabalarda risk yaklaşık %10-13tür. Tek yumurta ikizlerinde de risk artışı saptanmıştır.

Ülkemizde yapılan çalışmalara göre; depresyon 40 yaş üstünde daha yaygındır (40-50 yaş arası en sık). Somatizasyon (bedenselleştirme) yaygın olarak görülür (vakaların yaklaşık %20 sinde). Prevalans: %8-20 arasında değişmektedir. Endojen depresyonun reaktif depresyona göre daha sık tekrarladığı saptanmıştır. Sosyal destekleri iyi olan orta ve ileri yaş hastalarda prognoz daha iyidir. Fiziksel hastalığın eşlik ettiği depresyonda prognoz daha kötü bulunmuştur.

Depresyon genelde yaşanan travmatik bir olayın akabinde görülür. Travmatik olayları kısaca listelemek gerekirse:
Bir yakının kaybı

Evde yada işte ciddi problemler

Uzun süredir devam eden veya kronik hastalıklar

Trakilizan, antihipertansif, steroid (prednizone), codeine ve indomenthacin türü ilaçların kullanımı

Madde kullanımı

Madde kulllanımından arınma safhası

Depresyonun sebepler, biyolojik ve psikososyal olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilir. Nörokimyasal olarak, azalmış biyojenik amin (serotonin, norepinefrin, dopamin) etkinliği söz konusudur. Adrenerjik-kolinerjik sistemde kolinerjik baskınlık yönünde düzensizlikler görülür. Hipotalamo-hipofizer-adrenal eksen depresyonda hiperaktiftir ve kortizol hipersekresyonu görülür. Ayrıca depresyonda TSH yanıtı küntleşir, GH, FSH, LH ve testosteron seviyesi azalır. İmmün fonksiyonlar depresyonda azalır. Duygudurum bozukluğu olan hastaların %60-65’inde uyku anormaldir. Depresyonda REM yoğunluğu ve tüm REM süresi artar. Uykuya daldıktan sonra ilk REM döneminin başlamasına kadar geçen süre (REM latansı) ve evre 4 uykusu azalır. Genetik ilişki her zaman doğrulanmamakla birlikte ebeveynlerden birinde majör depresyon varsa çocukta risk %10-13’tür. Tek yumurta ikizlerinde bu risk %50 ,çift yumurta ikizlerinde %10-25’tir. Nöronal plastisite kavramı da depresyon etyolojisinde önemli bir kavramdır. Nöronal plastisite beynin bilgi edinmesinde ve bu bilgiyi ilişkili uyaranlara ve çevreye uygun adaptif yanıtlar vermesinde temel süreçtir. Stres durumunda özellikle hipokampusta piramidal nöronlarda atrofi gözlenir. Antidepresanlar ise hücre proliferasyonundaki azalmayı ve bu atrofiyi önler.

Psikososyal boyutuna bakıldığında; sevilen kişinin simgesel veya gerçek kaybı reddedilme olarak algılanır. Depresyon,kaybedilen objeye yönelik öfke ve saldırganlığın kendi benliğine dönmesi ile açıklamaktadır. Kaybedilen objeye karşı ambivalans önem taşır. Geri dönen öfke ,depresyonun dinamik açıklamasında en iyi bilinen formülasyondur. Bu formülasyon kendini suçlama, benlik saygısında azalma ve cezalandırma gereksinimini de açıklar.

Depresyon büyük oranda başarı ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Çeşitli ilaç tedavileri ve beraberinde uygulanan psikoterapi bir çok hastada iyi sonuçlar vermektedir. Bu iki yöntem birlikte uygulandıklarında eni iyi cevap alınır. Bütün hastalık belirtileri geçtikten sonra yapılması gereken şey en az 6 ay daha ilaç kullanımı ve belirli aralarla terapistinizle görüşmektir. Unutmayın bir kez depresyon geçirmek ikincisinin daha kolay gelmesine işarettir.

Dr.phil. R. Meltem Kavcar Sırmalı

hazal
16-03-2008, 11:54 PM
teşekkürler.şunu söleöek isterimki depresyon geçiriyorum ilaç kullnıyorum ama depresyondaki kişilerin bulunduğu ortam nekadar çekilmezse ne ilaç nede kişilerin kendi telkinleri fayda ediyor

9 ŞUBAT
30-04-2008, 06:09 PM
Kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Aşağıdaki dokuz durumdan en az beşinin, en az iki hafta süresince var olması durumuna “Major Depresyon” denir.

1. Hemen her gün ve gününü büyük bir kısmında gözlenen bitkin, bezgin hissetme hali.

2. Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma.

3. Diyet uygulanmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı, iştahta artma veya azalma olması.

4. Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku hali.

5. Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk.

6. Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadara enerjik hissetmeme.

7. Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkar hissetme hali.

8. Hemen her gün düşünme ve konsantrasyon yeteneğinde azalma olması.

9. Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerin varlığı.

Major depresyon ayrılmış ve boşanmış kişilerde en çok; bekar ya da evlilerde ise önceki gruba oranla daha az gözlenmiştir. Bekar kadınlarda evlilere göre daha az depresyona rastlanmış, erkeklerde ise evlilik, depresyon riskini bekarlığa göre azaltmıştır. Son beş yıl içinde en az altı ay süre ile işsiz kalan kişilerde 3 kat daha fazla major depresyona rastlanmıştır.

Depresyon belirtisi: kişi ağlamaklı, neşesiz, sanki dünyayı sırtında taşıyor gibi bitkin, omuzları çökmüş bir görünümdedir. Kişilerin güldüğü şeyler onda aynı etkiyi oluşturmayabilir. Bunların yanı sıra cinsel istekte azalma, kadınlarda adet dönemlerinde geçici kesilmeler, erkeklerde de sertleşme bozukluğu görülebilir.

İstek ve ilgilerde azalma ve kayıplar başlangıçta bir takım şeyleri mecburen ve daha uzun sürede oflayıp, puflayarak yapmaya başlar. Hoşlanılarak yapılan etkinliklerde de azalma ve artık hiçbir şeyden zevk almama, hayattan soğuma ile sürer. Kişiler çocukları ve eşlerine karşı hiçbir şey hissetmezler. İntiharı tek çıkar olarak görebilir. Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 7-14 ay sürmektedir. Tekrar etmeme halinin yaşam boyu şansı %25 ten azdır. Tedavi ile rahatsızlık 2-4 ay sürmektedir.

Depresyon neden önemlidir?

Major depresyon hastalarının %15’ i kadarı intihar ederek hayatlarına son vermektedirler. Hastanede yatan diabet, kanser, kalp hastalıkları, felç gibi rahatsızlıkları olan kişilerin %25’ inde major depresyon görülmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına; cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme görülebilmekte, ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk bir toplum olmamıza yol açmaktadır.

http://www.ayhanakcan.com