9 ŞUBAT
21-02-2008, 01:47 PM
Bazen kelimelerden çok şey bekler ,doğru ve gerçek olmalarını isteriz,oysa onlar herkes için farklı gerçekler ifade ederler. (Anonim)
Tepki vermeden, söz kesmeden ,yargılamadan dinlemeyi, kaçımız başarabiliyoruz?Kaşımızdakini gerçekten dinlemek , ona zaman ayırmayı,odaklanmayı gerektirir.İyi bir dinleyici söylediklerimizin içinden neyin önemli olduğunu anlayabilen kişidir.Dinlemek için önce susmak , tepki vermekten vaz geçmek gerekir ,karşımızdaki kişi bize ne kadar yakınsa vereceğimiz tepki o denli büyük olacaktır.
Sevdiğimiz kişilerle aramızdaki iletişimin bazen oldukça zor sağlanması bu sebeptendir,hele bu kişi benle olan ilişkisinden bahsediyorsa üzüntülerim,arzularım,yanlış anlaşılma ,reddedilme ve sevilmeme korkusu harekete geçebilir ve biz oldukça tepkisel davranabiliriz.
Dinleyenler genellikle kendi iç dünyaları ile öyle doludur ki ,biz bir şeyler anlatırken,bizim iç dünyamızı ,arzularımızı isteklerimizi ,üzüntülerimizin asıl nedenlerini anlayamaz.Dinliyor gibi görünür yada içlerinden bazılarını anlar diğerlerini eler,ama gerçekte söylediklerimizin hepsini dinlemez ve bizim iç dünyamızı değil kendi iç dünyalarını odak olarak alırlar
Çoğu diyalog dinleyici olmaktansa, konuşan olmak ve kendini dinleten taraf olabilmek için verilen bir savaşa döner.
Dinlemek bir dikkat meselesidir,karşımızdakini bekleyebilmek ve ilgi göstermektir.Herkesin gönlünde yargılanmadan ,sözü kesilmeden,yanlış anlaşılmadan kendini ifade edebilme isteği yatar .Bazen karşımızdakinin tahmin edebileceğini düşünüp,kendimizi doğrudan ifade edemeyiz yada etmeyiz bunu karşımızdakinin anlamasını bekleriz.Bence iletişimdeki en büyük problemlerden biridir bu ,ima etmek ve karşımızdakinin, kafamızın içini okumasını ve üstelik tüm ayrıntıları ile bizi doğru anlamasını beklemek .”Sana ne hissettiğimi söylemek istiyorum” çoğu zaman bu açık bir dille ifade edemememizden dolayı iletişim problemleri ortaya çıkar.
Eğer karşımızdakini gerçekten anlamak istiyorsak,söylediği kelimelerin ötesine giderek derin manalarını,aslında bize verdiği gizli mesajları anlamak gerekir ki, bu da çok iyi bir dinleyici olduktan sonra kazanılabilecek bir beceridir.
Karşımdaki mantıksal düzeyde konuşuyor,bana bir kavramı ,fikri anlatmaya çalışıyor ve bende onun söylediklerini duygusal yönünü duyuyorsam, karşımdakini gerçekte anlamıyorum demektir.Aynı şekilde hayal dünyasından,yada duygusal düzeyde konuşuyor ve ben onu mantıksal düzeyde dinliyorsam gene anlamıyorum demektir.karşımdaki kişinin demek istediği ile benim anladığımın aynı olup olmadığını denetlemeye geri –iletim adı verilir.Dinlemek insanı mutlaka anlamaya götürmüyor bu sebeple eğer iyi bir iletişim kurmak istiyorsak geri-iletimi aktif olarak kullanmalı ve karşımızdakini anlayıp anlamadığımızı bu şekilde ifade edebilmeliyiz.Bu sayede kelimelerin karşımızdaki kişide ki anlamı ile ,bizde aynı kelimenin yüklü olduğu anlamın aynı olup olmadığını ortaya çıkartabiliriz.Çok güçlü bir insan dediğimde,”gücün”bendeki anlamı manevi olarak dayanıklı,zorlukları yenebilen ken ,karşımdaki kişi bunu zengin yada kuvvetli olarak anlayabilir.Bunu açığa çıkartmak için” güç derken” sorusunu sorabiliriz böylece karşımızdaki gücün manasını açacak ve benim anladığım ile onun anladığı mana arasındaki fark ortaya çıkacak ve yanliş anlaşılmalar ortadan kalkacaktır.Çünkü insanlar sorunlarını genellikle üstü örtülü ,simgesel bir biçimde ortaya koyarlar,yani açıkça söylemezler.Geri –iletim alarak yanlış anlamayı ortadan kaldırıp karşımızdakinin gerçekte bize vermek istediği mesaja odaklanabiliriz.
Kişileri gerçekten anlamak amacı ile tüm dikkatimizle ,yargılamadan dinlemek ,ona büyük bir huzur ve güven sağlar .Bize güven duyduğu içinde iç dünyasını olduğu gibi açmaktan çekinmez.Böylece gerçekte kendinin bile tam manalandıramadığı beklide bilmediği problemleri görüp ,daha rahat değerlendirebilir.
Değer verdiğimiz,kendimize yakın bulduğumuz kişilerin problemlerini konuşurken,önemli olan, dile getirilen arzu yada ihtiyacı duyduğumda, kendimi buna cevap verme zorunluluğunda hissetmemem gerektiğini bilmem ,yapmam gerekense ,bir problemi çözüm bulmak zorunda olmadan duymam,anlamam ,dinlemem ve karşımdakini anladığımı belirtmemdir.
Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, birde güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. (Epiktetos)
Ayşe Esendal
Tepki vermeden, söz kesmeden ,yargılamadan dinlemeyi, kaçımız başarabiliyoruz?Kaşımızdakini gerçekten dinlemek , ona zaman ayırmayı,odaklanmayı gerektirir.İyi bir dinleyici söylediklerimizin içinden neyin önemli olduğunu anlayabilen kişidir.Dinlemek için önce susmak , tepki vermekten vaz geçmek gerekir ,karşımızdaki kişi bize ne kadar yakınsa vereceğimiz tepki o denli büyük olacaktır.
Sevdiğimiz kişilerle aramızdaki iletişimin bazen oldukça zor sağlanması bu sebeptendir,hele bu kişi benle olan ilişkisinden bahsediyorsa üzüntülerim,arzularım,yanlış anlaşılma ,reddedilme ve sevilmeme korkusu harekete geçebilir ve biz oldukça tepkisel davranabiliriz.
Dinleyenler genellikle kendi iç dünyaları ile öyle doludur ki ,biz bir şeyler anlatırken,bizim iç dünyamızı ,arzularımızı isteklerimizi ,üzüntülerimizin asıl nedenlerini anlayamaz.Dinliyor gibi görünür yada içlerinden bazılarını anlar diğerlerini eler,ama gerçekte söylediklerimizin hepsini dinlemez ve bizim iç dünyamızı değil kendi iç dünyalarını odak olarak alırlar
Çoğu diyalog dinleyici olmaktansa, konuşan olmak ve kendini dinleten taraf olabilmek için verilen bir savaşa döner.
Dinlemek bir dikkat meselesidir,karşımızdakini bekleyebilmek ve ilgi göstermektir.Herkesin gönlünde yargılanmadan ,sözü kesilmeden,yanlış anlaşılmadan kendini ifade edebilme isteği yatar .Bazen karşımızdakinin tahmin edebileceğini düşünüp,kendimizi doğrudan ifade edemeyiz yada etmeyiz bunu karşımızdakinin anlamasını bekleriz.Bence iletişimdeki en büyük problemlerden biridir bu ,ima etmek ve karşımızdakinin, kafamızın içini okumasını ve üstelik tüm ayrıntıları ile bizi doğru anlamasını beklemek .”Sana ne hissettiğimi söylemek istiyorum” çoğu zaman bu açık bir dille ifade edemememizden dolayı iletişim problemleri ortaya çıkar.
Eğer karşımızdakini gerçekten anlamak istiyorsak,söylediği kelimelerin ötesine giderek derin manalarını,aslında bize verdiği gizli mesajları anlamak gerekir ki, bu da çok iyi bir dinleyici olduktan sonra kazanılabilecek bir beceridir.
Karşımdaki mantıksal düzeyde konuşuyor,bana bir kavramı ,fikri anlatmaya çalışıyor ve bende onun söylediklerini duygusal yönünü duyuyorsam, karşımdakini gerçekte anlamıyorum demektir.Aynı şekilde hayal dünyasından,yada duygusal düzeyde konuşuyor ve ben onu mantıksal düzeyde dinliyorsam gene anlamıyorum demektir.karşımdaki kişinin demek istediği ile benim anladığımın aynı olup olmadığını denetlemeye geri –iletim adı verilir.Dinlemek insanı mutlaka anlamaya götürmüyor bu sebeple eğer iyi bir iletişim kurmak istiyorsak geri-iletimi aktif olarak kullanmalı ve karşımızdakini anlayıp anlamadığımızı bu şekilde ifade edebilmeliyiz.Bu sayede kelimelerin karşımızdaki kişide ki anlamı ile ,bizde aynı kelimenin yüklü olduğu anlamın aynı olup olmadığını ortaya çıkartabiliriz.Çok güçlü bir insan dediğimde,”gücün”bendeki anlamı manevi olarak dayanıklı,zorlukları yenebilen ken ,karşımdaki kişi bunu zengin yada kuvvetli olarak anlayabilir.Bunu açığa çıkartmak için” güç derken” sorusunu sorabiliriz böylece karşımızdaki gücün manasını açacak ve benim anladığım ile onun anladığı mana arasındaki fark ortaya çıkacak ve yanliş anlaşılmalar ortadan kalkacaktır.Çünkü insanlar sorunlarını genellikle üstü örtülü ,simgesel bir biçimde ortaya koyarlar,yani açıkça söylemezler.Geri –iletim alarak yanlış anlamayı ortadan kaldırıp karşımızdakinin gerçekte bize vermek istediği mesaja odaklanabiliriz.
Kişileri gerçekten anlamak amacı ile tüm dikkatimizle ,yargılamadan dinlemek ,ona büyük bir huzur ve güven sağlar .Bize güven duyduğu içinde iç dünyasını olduğu gibi açmaktan çekinmez.Böylece gerçekte kendinin bile tam manalandıramadığı beklide bilmediği problemleri görüp ,daha rahat değerlendirebilir.
Değer verdiğimiz,kendimize yakın bulduğumuz kişilerin problemlerini konuşurken,önemli olan, dile getirilen arzu yada ihtiyacı duyduğumda, kendimi buna cevap verme zorunluluğunda hissetmemem gerektiğini bilmem ,yapmam gerekense ,bir problemi çözüm bulmak zorunda olmadan duymam,anlamam ,dinlemem ve karşımdakini anladığımı belirtmemdir.
Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, birde güzel anlama ve dinleme sanatı vardır. (Epiktetos)
Ayşe Esendal