Orijinalini görmek için tıklayınız : şiir Koşesi
egeli
20-03-2008, 02:39 PM
Sana Bakmak
Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..
Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır..
gördüğün suretten utanmak..
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak
Allah’a inanmaktır.
Yılmaz Erdoğan
9 ŞUBAT
20-03-2008, 04:49 PM
Şiire sordum şiiri
Dedi; En hoş dildir şiir
Ağlıyorsa mahzun biri
Uzatılan eldir şiir
Yâren çayında dem olur
Karlı dağda çiğdem olur
Gâhi ılık meltem olur
Gâhi karayeldir şiir...
Düşer ise bir ehile
Hesabı sorar cahile
Süfyân`a, Ebu Cehil`e
Kapkara eceldir şiir...
Aşkı yazan yârsızlar var
Utanmazlar, arsızlar var
Duygu çalan hırsızlar var
Onlara yâdeldir şiir...
Her mısrası ayrı murat
Çağlar, coşar Dicle, Fırat
Köroğlu`n da Ayvaz, kır at
Mağrur Çamlıbel`dir şiir...
Eğri yoldan doğruya sap
` Böyle emreylemiş Çalap`
Yunus`umda dertli dolap
Mevlânâ`da `Gel` dir şiir..
Yürütür aşkın izinde
Yüzdürür dert denizinde
Gelinimin ak yüzünde
El değmemiş tüldür şiir..
Sürdürür uzak diyâra
Mansur`u çektirir dara
Ulaşılmaz yıldızlara
Sevdalı gönüldür şiir...
Kini törpüler bu eğe
Erişir kutlu ereğe
Bir yürekten bin yüreğe
Atılan bir güldür şiir...
İçilir sevda tasıyla
İnler mazlumun yasıyla
Resulûllah hırkasıyla
Şaire ödüldür şiir...
yitikyürek
Nefertiti
21-03-2008, 10:06 AM
Bir Gemi Kalkacak
Korunaksız bir limanda korunaksız bir kadın
Barınaksız bir aşkın deminde
Bulunaksız yerlere doğru yola çıkan bir gemi
Gemi yorgun
sevda yorgun
umut yorgun
Adam gemiden perişan
adam solgun
Kadının gözleri sağanak, kadının gözleri sabit
Sanırsın bu halatlar kadının gözleri olmasa
Boşalıp kurtulacak
Gemi suçlu, bilinmez limanların hasreti gibi
Birazdan düdüğünü acı acı çalacak
Gemi, ağladı ağlayacak
Bir gemi kalkacak
Deniz içine almak ister gemiyi
Gemi kadını almaz içine
Bir kadın kalacak
Kadın içine almak ister adamı
Adam tılsımını yitirmiş bir taş misali
Adam ağır, adam naçar
Denizin askerleri dalgalar, dalgalar gemiyi vuracak
Dalgalar kadının yüreğini örseleyecek
Halatlar direnecek,
Halatlar gergin, kadın gergin
Dalgalar kadının beynini zorlayacak
Halatlar ve damarlar
Neredeyse koptu kopacak
Bir gemi kalkacak
Kıyıda bir kadın kalacak
Adamın gözyaşları dalga olup gemiden süzülecek
Gemi dalgalarla ağlayacak
Kıyıda bir kadın kalacak
Kadının yüreğinde dalgalar, kadının yüreğinde kasırga
Yüreği bedenden, gemiyi limandan kopardı kopartacak
Kadının yüreği gemiyi kanatacak
Bir adam almak ister bir kadını
Kolları gemiden kısa
Kadın kırgın, kadın yorgun
Bir kadın yürümek ister gemiye
Adımları yok
Alıntı
biyolog
21-03-2008, 03:48 PM
BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
CAN YÜCEL
Nefertiti
22-03-2008, 11:52 AM
Hayat Bana Yalan Söyledi - Fatih Kısaparmak
İlk kez hesaplaşıyorum kendimle
Tuhaftır kalemi,kağıdı ve seni onca sevmeme rağmen
Sana ilk kez yazıyorum
Şimdi sen yoksun,seni düşünmek var
Çocukken de seni düşünürdüm her gece
Radyo dinler,şiir yazardım
Her Çarşamba pazara giderdik annemle
Babam maaş aldığında baklava yerdik
Dondurmayı da çok severdik
Ablam üç top yerdi,ben iki top
Yalnızca bu yüzden kavga ederdik
Oysa hayatımın vazgeçilmeziydi ablam
Onun da yüzü hiç gülmedi,hayırsızın birine kaçıp mahvetti
hayatını
Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar
Hüznümü büyüttüm o günden beri,kendimi değil
Gözlerimde hala bir çocuk ağlar
Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar bir tohumun özlemiydi çiçeğe
Ve hala kulaklarımda annemin sesi
Bitirsen şu okulu,bir işe girsen
Şiirle karın doymadığı doğruydu
Bak Cemil okudu mühendis oldu
En güzel kızıyla evlendi Üsküdar'ın
Evini de aldı arabasını da
Bense bağlama çalardım kendi halimce
Sesim güzelmiş öyle derlerdi
Nereden bilirdim hep hüzün türküleri söyleyeceğimi
Hayat bana yalan söyledi
Mektuplar yazardım Almanya'daki abime
Okulu bitireceğime söz verirdim
Masum düşlerimin o en sürgün adasında
Bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar
Ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi
Ayaklar altında nasıl ezilirse umut
Benim de güneşimi işte öyle çaldılar
Öyle tutsak aldılar sevinçlerimi
Sensiz geçen her günü hesabıma yazdılar
Şimdi öyle uzak ki çay içip,simit yediğimiz o günler
Kardeşine karne hediyesi uçurtma yaptığım günler öyle uzak
ki
Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin ekmek tanesine kanat
çırpması
Ve bir anne duası kadar içten sevmiştim seni
Fener stadında beşiktaş maçı ve parasızlığımız devam
ederken
Bütün mavilerimi sana vermiştim
Kaybetmek alnıma yazılmış sanki,olmadı bitanem
Hayat bana yalan söyledi
Babanın tayini çıkıp da gittiğiniz o kış
Yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza
Sana söyleyemedim ama işten ayrılmıştı babam
Kapanmıştı çalıştığı lokanta
Senet zamanları daha bir çökerdi omuzları
Ve akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla daha bir uzardı
raylar
Sitemlerim bile eğlenmişti hayata
Öfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı
Üstelik sen de yoktun artık
Oysa yalnızca sen öpmüştün gözlerimi
Bir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun
Aslında her insan biraz yenikti hayata ve biraz küskün
Son trende kaçınca son istasyondan öyle kalakalırdık
Yorgun ve üzgün
Kendime düşmanlığım bu yüzden
Hep kendime pişmanlığım
Şimdi her şeyim yarım
Fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum
Bir silahım olsaydı bir silahım
Yoksulluğu şakağından,kaybetmeyi kalbinden
Ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum
Düzmece duygular harcım değildi
Uzak denizlerin fırtınasıydım
Karlı dağların kekliği
Yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum
Şimdi ne sen varsın ne o eski sevdalar
Olsun üstüme devrilse de bu sağır karanlık
Akşam olur şairlere gün doğar
Bir kerecik söyle demiştin
Söyleyememiştim hani
İşte şimdi söylüyorum
Seni Seviyorum ..
9 ŞUBAT
23-03-2008, 05:06 PM
Yanılsama belki, belki ölümsüzlük suyu
Bir yan bakış bugüne, uzun geleceğe
Gönülden varoluşuma yan geçit
Girilmemiş, içeriği okunmamış site
Sanal bağlantı, meçhul aşka
Çift oluklu V kayışı, üç kasnaktan
Dabılyu.dabılyu.dabılyu…
Yan oda…
Yandığım yer
Sırılsıklamken şampanya köpüklerinde
Aramızdaki şampanya rengi güvenlik duvarı
Eski Berlin’ mi burası
Serbest dolaşımlı bir ülkenin sınırları mı?
Farklı sesler, aynı dilden gülüşmeler
Tecrit edilmiş son kapalı ülke gibi odam
Bir başına yaşayan ben
Ortalıktaki çaresiz, dilsiz soytarı…
Yan oda…
Yankısı, işitilen belirtisiz seslerin
Biraz uzun çocuk, kocaman genç kız
Ufuk kadar uzak kadınsılıktan
Yürüyüş kararı sert adımlar
Acemi asker bakışlar
Omuzumda göklerin tüm yıldızları
Sürgündeyim her gece
Yan oda habersiz
Her akşamki maksatlı ıslıktan…
Yan oda, sağ yamacım
Yanaşamadığım
Yanak kızarıklığım, her sabahki
Biraz utanç, biraz farkındalığından gerçeğin
Yan oda, sanal aşkım…
Mustafa Erçin.
9 ŞUBAT
23-03-2008, 05:10 PM
Bilemezsin neden düğümlenir
kelimeler boğazında
dilin niye tutulur..
anlayamazsın;
işittiğin sözleri neden.
Arkası gelmeyen hayallerin peşinden
koşmanın nedenini sorarsın gözlerine
cevap;
sadece, aynadaki resminde,
iki damla gözyaşı ıslanan yanağında
bilemezsin neden tuzlu gözyaşın
ve niye kapanmaz gözlerin geceye…
F.Topal
Nefertiti
24-03-2008, 05:40 PM
Haydi Durma
Sebeplerin kaldığında sebepsiz,
Yaşam yitirdiğinde anlamını,
Ve vazgeçmek ya da vazgeçmemek arasında kaldığında,
Haydi durma vazgeç, o zaten bir adım uzağında
Gözlerin aradığında ağlamayı,
İstediğinde çılgınca bağırmayı,
Ve ağlamak ya da ağlamamak arasında kaldığında,
Haydi durma ağla, o zaten gözünün ucunda
Saymadan attığında adımları,
Unuttuğunda mutluluğun tadını,
Ve düşünüp ya da düşünmemek arasında kaldığında,
Haydi durma düşün, o zaten aklında
Lanet ettiğinde sevgisizliğe,
Yabancı gelmeye başladığında yüzün,
Ve mutlu olup ya da olmamak arasında kaldığında,
Haydi mutlu ol, o zaten senin elinde...
Ali Rıza Üneş
9 ŞUBAT
26-03-2008, 05:20 PM
Sen gidince yerler, gökler yarıldı
Gönül yine kelamlara sarıldı
Sanki kalem mürekkebe darıldı
Kâğıda hâl soramadım dün gece…
Yüzülüyor hecelerin derisi
Küstü gelmez cümlelerin gerisi
Seninle mi gitti ilham perisi ?
Mısraları yoramadım dün gece…
Mehtapla koyu bir sohbete daldım
Hilâlin ucunda takılı kaldım
Yıldızlar üşümüş, koynuma aldım
İnce belden saramadım dün gece…
Uykular kabustu, düşler ağırdı
Çiğdem çok özledim diye bağırdı
Yasemin el etti, lale çağırdı
Gül ağladı, varamadım dün gece…
Özümde mutsuzdum, sözümle hürdüm
Gittin ya; Senin de defterin dürdüm
Mermiyi namlunun ucuna sürdüm
Ateş ettim vuramadım dün gece…
Gönüle damlamaz, göz dolmayınca
Bülbül figan etmez, gül solmayınca
Hislerim budandı sen olmayınca
Hiç bir işe yaramadım dün gece…
yitikyürek
Nefertiti
27-03-2008, 05:01 PM
CEVAPSIZ KALAN SUALLER
Yürü: duvar beton, otur yer beton
Tavana bakarsın " bakma der" beton
- Yağmur kokan toprakların nerede?
Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter
Yolların on adım ötede biter
- Serbest gezen ayakların nerede?
Her günü hasrettir haftanın ayın
Hani ya bayramın, düğünün, toyun?
- İlin, yurdun, konakların nerede?
Gönlün gamdan göçer, gama taşınır
Boş direkler boynu bükük düşünür
- Dalga dalga bayrakların nerede?
Deprem mi geçirdin, talan mı gördün?
Kanlı haydutlara haraç mı verdin?
- Obaların ocakların nerede?
İnancın cezalı, yüreğin tutsak
Konuşacak yerde çaresiz susmak
- Dudakların, dudakların nerede?
-------------
Söz : Abdurrahim karakoç
9 ŞUBAT
28-03-2008, 06:08 PM
Ah, nerede benim altindan avaze sesim!
Yankisi bir duvara gömülmüş testide kaldi
Avaze sesim!
Şimdi başkalarinin kalplerinde yankilanan
Bir zamanlar içinden geçtigim aşklardi
Feryattan kimseler ölmez, denirken
Duvarlardan geçtim
Artik kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
Şimdi kulagini dayadigin duvarda inleyen testi
Bir zamanlar feryatlarda unuttugum avaze sesim!
Alacanim
Mil yeşili gözlerin
Dindirdi gözlerimi
Kaç körü birden öldürdün bende
Mahsur kaldim, eksik oldum, kapina düştüm
Ben yandikça
Ezber ettin ayazin demirini
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Hangi duvarin halisinda
Gördün, bildin, vurdun beni
Kaç ormandan geçti
Içinde kayboldugumuz o büyük takip
Içimizde bunca gurbet dururken
Yol ettik uzaktaki silayi
Şimdi buradayiz
Kanlar içinde
Alacanim
Indi mi gögsüne heves?
Etimdeki eksik yangin, sindi yüregim
Seyreldi tenim sahtiyan tarih
Mahsur kaldim, meçhul oldum, şehit düştüm,
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Alacanim,
Rahat et, ben gölgene ilişeyim
Her belani ben göreyim
Yüregimi ihbar et,
Bana bir uçurum ver, gideyim
Alacanim
Indi mi gögsüne heves?
Biliyorsun adimin kiblesini
Bir meşhur hafizla, meşhur bir şehvet
Alacanim,
Şuramda sinsi bir sizi
Gel öldügümü farz et
Senden gelen her harabe
Canimdan uçurdugum şahin
Pençesinde kaldi bilegim, yazim, harflerim
Bir yanim onla uçtu, sende kaldi, ben bittim
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Alacanim,
Yakilmiş bir köyün adiydi adin
Görmedi kimse
Içinde bende yandim
O gün bugün kalbimin dogusunda tüten duman
Nerede olursan ol gögündeyim kanli tarih her zaman
Mardin’im, Midyat’ım
Ah benim altından avaze sesim
Kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
Aranızdaki duvarda
Gömülü kaldım
Etimden uçurduğum uçurum
Meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum
Bir hafızken eskiden
Mecnun kaldım şimdi
Aşktan, senden, kendimden
N’olur sevmeden öldürme beni
Alacanım,
Söyle, indi mi göğsüne heves?
Murathan Mungan |
egeli
04-04-2008, 03:05 PM
Aksın artık gözyaşlarım gözünden
Biraz da sen ağla benim yerime
Ecel gelip de alana kadar
Sen alma bari ruhumu bedenimden!...
hayatın işte neler görecez ..
9 ŞUBAT
05-04-2008, 09:57 AM
Laleli çimenler, Nergisli çöller,
Geceyi Mahmeri ,gülümser Güller,
Yeşilbaş ördekler, Sonali Göller,
Yarpizli,naneli Kaynar çeşmeler,
Tabiatin Dostuyam Ben.
O Bumbuz Bulaklar, Orman Meşeler,
çeyranli, çayirli Tala çilekler,
Kinali Keklikler, Hal Kelebekler,
Dereli Dehanli Kehrizli Kentler,
Tabiatin Dostuyam Ben.
O Kaymak çiçeği ,ağ Kuşeppeyi
O çoban Yastiği, Ayi Döşeği
Göğün Gök Kuşaği , çakan şimşeği
Akan çoban Yildizi,gülen Güneşi
Tabiatin Dostuyam Ben.
Mağara Zağalar, Mamur Kayalar
şiş Uclu Zirveler, Yemyeşil Yallar,
Gururlu Kirimli, Mağrur Kartallar,
O Telli Turnalar, Dilli Turnalar,
Yamaca Bağliyam ,yola Bağliyam,
Dereye Tepeye, Yola Bağliyam,
Bostana Bağliyam, Bağa Bağliyam,
Vurgun Sayak,vurulmuşam,hüsnüne,
Tabiatin Vurgunuyam.dostuyam.
Ali Karagöz
9 ŞUBAT
08-04-2008, 06:09 PM
Ana duygularla kabarmış toprak;
Yaprak yaprak var olmanın sevinci.
Badem çiçeklerinin kokusunda
Uyanıyor kuşlar tomurcuklarla.
Yaşamak özlemi havada gülen
Yaprak yaprak var olmanın sevinci;
Özsuyu görüyorum dallarda.
Doğa mest olmuş hazdan.
Ürpermeler, titremeler renklerde parıldayan
Seven bir ana gökyüzü.
Var olmanın sevinci yaprak yaprak
Erimek bu renk denizinde.
Her şey kendini yaratmada,
Umut yeşil yeşil gülüyor tende.
Bütün düşüncelerim tatlı
Kucaklayabilmek bütün insanları.
Oğuz Tansel
YAĞMURR
11-04-2008, 10:53 AM
Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin,ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün,ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin,dans edin,eğlenin birlikte,ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı,ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun,ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez ....
Halil CİBRAN
9 ŞUBAT
30-04-2008, 05:52 PM
çerağân sarayı'ndan büyükdere'ye
üşümek sonbaharında eski çınarların
uzadığı yerde gizlice akşamların
başlayıp adetâ kendini dinlemeye
kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın
ansızın giydirilmiş ipek ferâceye
bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye
değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye
tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın
kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların
yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye
soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda
rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu
istinye'de gemilerin karanlık uykusu
kırık direkleriyle dalgın ve hasta
birden içimi kaplayan ölüm korkusu
selâm verilince meçhul bir namazda
gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da
kubbenin altındaki divan uğultusu
'şeref' vapurundan en kirli beyazda
yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu
havada bir asılmış adam kokusu
istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta
yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten
motorların taşıyıp o kadar bitiremediği
en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki
çok daha dumanlı mütâreke günlerinden
alaturka saat kaçta ikinci tömbeki
miralay sadık bey'in nargilesinden
dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren
osmanlı sehpâların gölgesindeki
emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden
çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski
bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki
çoktan unutulmuş kilitli defterlerden
ATTİLA İLHAN
YAĞMURR
01-05-2008, 10:25 PM
Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın
Her şeye yeniden başlayacağım.
İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne,
İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil,
Yarın.
Yarın başlangıcı olacak hayatımın,
Gözlerimi açıp,´´Merhaba´´ diyeceğim hayata.
Ben de varım artık
Ölümüne sevgi yarışına.
İlk kez göreceğim annemi yarın.
Sarılacağım ona,sevgimi haykıracağım.
Ama şimdi değil,yarın.
Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarla,terminallerle
Birer birer yolculuğa çıkacaklar.
Bavulları mı?
Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın.
Unutmuş olacağım seni yarın.
Seninle kurduğum bütün hayaller
Silinmiş olacak zihnimden
Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın.
Yok olacak uyandığımda mazi.
Eflatunlar saracak etrafımı,
Pembe düşler misafir gelecek bana,
El sallayacağız beraber karanlığa.
Her gün bunlarla avutuyorum kendimi.
Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara.
Ama olmuyor.
Silinmiyor kalpteki yara.
Bağlanmışken yürek geçmişe,
Umut besleyemiyor gözler geleceğe.
İyi geceler hayat!
Bugün de seni yaşayamadım affet,
Ama belki yarın,
Yarın...
(ALINTI)..
sarılale
02-05-2008, 10:17 AM
Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…
Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…
Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
Un ufak ediyorum…
Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…
Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
Görmeyen gözlerime...
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma
Kırgınım…
Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
Benliğime…
Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgililerime…
Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım…
Beklide bir hayalden ibaret oluşuma
sarılale
02-05-2008, 10:21 AM
Herkese kızgınım anne... Sana... Bana... Dünyaya... Şansıma...
Biliyorum sen benim için en iyisini istersin ve biliyorum ne pahasına olursa olsun benim mutlu olmam için her şeyini verirsin. Ama anne benim için en iyi olan ne gerçekten? Ben bilmiyorum sen nerden biliyorsun? En iyi eş kimdir anne? Ya en iyi iş? En iyi hayat?
Belki büyük şehirlerin birinde, büyük bir ofiste, büyük işler başarmak istiyorum anne... Belki de büyük buluşlar peşinde koşmak... Belki de büyük fırtınaların fotoğrafını çekmek... Belki de sakin suların içinde küçük bir balık aramak... Belki de uçmak istiyorum anne, dağlara tırmanmak, vahşi hayvanların peşinde koşmak... Belki de hayat kurtarmak istiyorum anne... Hastanede, mahkemede, karakolda, savaşta... Belki de kitap yazmak istiyorum anne, senin benim komşunun hikâyesini dökmek bembeyaz kâğıtlar üzerine...
Bilmiyorum anne... Sen nerden biliyorsun?
Ama bırakamıyorum seni anne... Terkediyormuşum gibi geliyor... Suçlu hissediyorum...
Kanatlarımı indirdim, her gün bir tüy yoluyorum anne... Gidemeyim, gitmek istemeyim diye... Korkuyorum anne, gidersem beni affetmezsin diye... Beni artık sevmezsin diye...
Ama şimdi kızgınım anne... Gittikçe sana öfkeleniyorum... Beni gerçekten sevseydi bırakırdı diyorum... Anlamıyorsun anne, senin uğruna ne büyük bir fedakârlık yaptığımı... Görmüyorsun...
Ben özgürlüğümü verdim sana anne...
Ah niye kapıyı çarptığımı sorma, tavırlarımla uğraşma, saçıma başıma bakma, yemek yemiyorsam sebebi var anne, derslerimden zayıf almışım büyük iş... Hapisteyim yetmez mi? Senin için kendimden vazgeçtim anne...
Senden nefret etmek istemiyorum... Ama kopamıyorum, tek başıma kalmak istemiyorum... Korkuyorum anne... İçimden haykırmak geliyor... Özgür kalmak istiyorum... Ama gidemiyorum... Kendimden nefret ediyorum...
Herkese kızgınım anne... Sana... Bana... Dünyaya... Şansıma...
Keşke bu kadar sevmesen beni... Ama korkuyorum ya bu kadar sevmezsen beni... Gitmek mi zor kalmak mı zor bilmiyorum anne... Bir alacakaranlık kuşağında kayboldum kim olduğumu bilmiyorum...
Korkuyorum anne...
9 ŞUBAT
02-05-2008, 02:40 PM
''SEVMEK'' dedim..
"Yoluna ölmek" dedi.
"Yol" dedim.
"Alıp başını gitmek" dedi.
"Gitmek" dedim.
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.
"Dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"Yürek" dedim.
"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"Dünya" dedim.
"Hayatın bir yüzü" dedi.
"Yüz" dedim.
"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"Giz" dedim.
"Hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"Çalışmak" dedim.
"Bitmeyecek öykü" dedi.
"Öykü" dedim.
"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"Gizlemek" dedim.
"İşte, her şeyin bitimi" dedi.
"Şey" dedim.
"Sevda" dedi.
"Sevda" dedim.
"Peşinden koştuğum" dedi.
"Koşmak" dedim.
"Hayat, bir maraton" dedi.
"Hayat" dedim.
"Öyle kısa ki!" dedi.
"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Aşk" dedi.
"Kaç kere?" diye sordum.
"Bin kere" dedi, "Milyon kere"
"Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"
"Acı çekmek mi?" diye sordum.
"Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"Yok olunca!" dedim.
"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"Gerçek aşk!" dedim.
"Büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"Neden sustun?" diye sordu.
"Yüreğim titredi sanki" dedim.
"Neden?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"
"Evet" dedi, "Büyük O!"
"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğini aç" dedi.
"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"Tebessüm" dedim.
"Her kapının anahtarı" dedi.
"Kapı" dedim.
"Girmeden bilemezsin" dedi.
"Ya korku!" dedim.
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"Ben bilmiyorum" dedim.
"Neyi?" diye sordu.
"Ben'i" dedim.
"Sen kimsin?" diye sordu.
"Ben kimim?" diye sordum.
"Sevgiyle beslenensin" dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi...!!!
alıntıdır.
egeli
02-05-2008, 02:47 PM
çok güzel şiirleriniz
elerinize saglık..
s.demir
02-05-2008, 08:15 PM
ÖNCELEYİN
Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne koydum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce
Cemal SÜREYYA
s.demir
02-05-2008, 08:17 PM
Usanmadan Seveceğiz Birbirimizi
Hayır! Bu sana son şiirim olmayacak
Ne de son şarkım... Asla!
Yazacağım hergün yeniden
Hergün bir öncekinden fazla...
Bir gün seni anlatacağım
Bir gün aşkını...
Belki sonuncu şiirimde bulacağım
En sıcak bakışını!..
Sonra kendimden bahsedeceğim
Mısralarda titreyeceğim ılık ılık.
''Bu şarkı var ya!'' diyeceğim
Anlayacaksın ve güleceksin ışık ışık...
Z'ye gelmeyeceğim hiç
Hep A'larda demirleyeceğim
Sen özlemler açacaksın sabırsızlığında
Bense fırtınalarda serinleyeceğim!..
Ve böyle sürüp gidecek aşkımız usanmadan
Usanmadan seveceğiz birbirimizi
Sen bana, ben sana doymadan
Ancak ölüm yenebilecek ikimizi...
Ahmet Selçuk İlkan
s.demir
02-05-2008, 08:19 PM
Aşktı O
Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi
Aşktı o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidişime dur diyen
Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim
Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su
Böyle ak pak olacağımı bilir miydim?
İçimde açmasaydı o sevmek duygusu
Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü
Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın
Görsün prangalarım o doğacak günü
Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın
Seninle her yerde güzel, her zaman yeni
İstemem,sensiz hatırlamasınlar beni
Ümit Yaşar Oğuzcan
Nefertiti
05-05-2008, 09:43 AM
Bekleyişimin Öyküsü...
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi,
her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış
her kaldırım taşında senin adını aradım.
Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken
beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
Sen yoktun...
Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra,
kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi.
Sesimi duyacaksın diye bekledim.
Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi,geçmedi.
Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.Senden başka duyduğum her seste hep aynı
hayâl kırıklığını yaşadım.Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.
Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına
uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
beni çekip almasını istedim. Olmadı.
Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece
merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar
yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı.
Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra
gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun...
Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara
vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış
kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.
Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim
bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
Sen yoktun...
Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana
kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin
öyküsünü kimselere anlatamadım.
Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi.
Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
İçimi dökecek bir insan aradım.
Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer
birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup
aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama.
Sen yoktun...
ALINTI
turkuaz
10-05-2008, 06:37 PM
SENİN OLMADIĞIN YERDE
Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkâr ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
CEZMİ ERSÖZ
turkuaz
10-05-2008, 06:38 PM
SENİ DÜŞÜNMEK
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
NAZIM HİKMET RAN
turkuaz
10-05-2008, 06:39 PM
BİR YERDE ÖLÜM GÜZEL OLUYOR
İnsan bir kere ölüyor ne fena
Bu düzeni değiştirmeli
Bir kere yaşamalı
Çok çok ölmeli
En büyük kederler bizim için
Bizim için karşılıksız sevgiler
Kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için
Dünyaya nasıl gelmişiz sormayın
Saygı değer annelerimiz incinmesin
Her yerim ayrı ayrı ölmeli
Yoksa ölüm yok bana bu dünyada
Bir kurşun beynime girsin
Bir bıçak kalbime saplansın
Kızgın bir demir dağlasın gözlerimi
Sonra gelsin bir manga asker
Sert bir komut
Bir yaylım ateş
Bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi.
Çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi
Rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi
Ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne
Ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi
Yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim
O aşağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni
Belki de sen bırakmadın, bilmiyorum
Bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın
Halbuki şimdi benden kaçman da zor
Anlıyorum beni sevmen de zor
Dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel
Ama bir yerde ölüm güzel oluyor.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
turkuaz
10-05-2008, 06:43 PM
Sevmek..
çok güzel 9 şubat emeğine sağlık:)
egeli
11-05-2008, 08:04 PM
çok güzel
egeli
11-05-2008, 08:06 PM
SENİN OLMADIĞIN YERDE
Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkâr ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
CEZMİ ERSÖZ
çok güzel..
intihar
13-05-2008, 01:03 AM
kendimi attım hemen içeri oturdum bir köşeye
işte yine başlıyoruz
ağlıyorum, kulaklarımda o şarkı yine, çalıyor mu bilmiyorum ama duyuyorum
kimse yok, önemsiz bir paçavra gibi atılmış hissediyorum kendimi
evet önemsiz...
birsürü insanın geçtiği merdivenin başındayım
hiçbirşey düşünmeden oturuyorum
hızla yerimden kalkarak gecenin karanlığında sahile koşuyorum
denize karşı boş gözlerle bakıyorum, sadece ben ve yağmur damlalarıyla
...
Nefertiti
14-05-2008, 11:41 PM
Seni Seviyorum
SENİ SEVİYORUM !
Kim oldugun degil, sen oldugun icin ve seninle
beraberken kim oldugumu, benligimi anladigim icin.
SENİ SEVİYORUM !
Sadece kendine yaptiklarin icin degil,
bana kattigin güzellikler icin.
SENİ SEVİYORUM !
İcimdeki cocugu, sakli kalmis ben'i yeryüzüne
cikardigin ve sana ihtiyacim oldugu her an tüm
duyarliliginla yani basimda oldugun icin.
SENİ SEVİYORUM !
Elini kalbimin üzerinde hissettigim zaman,
üzüntülerimi alip, onlarin yerine simdiye kadar
hic kimsenin basaramadigi o sicakligi, o ictenlik
isigini bana duyurmayi basardigin icin.
SENİ SEVİYORUM !
Hayatimi kutsal bir sevgi tapinagina cevirdigin
ve her günümü yasam senligine, unutulmayan
siirlere dönüstürdügün icin.
SENİ SEVİYORUM !
cünkü, sen, simdiye kadar hic basaramadigim seyleri,
hiç bir zaman tadamadigim kadar mutlu olmami sagliyorsun.
ve bütün bunlari yalnizca sözlerinle, dokunusunla
yada isaretle degil, kendin olmakla yapiyorsun
Alıntı
sarılale
15-05-2008, 02:01 PM
Ağladığımı kimseye söyleme anne..
Onlar beni güçlü biliyor
Onlar beni en zor günümde bile ayakta biliyor
Ben aslında gülerek geçirdiğim her günün akşamı evde ağlarken,
Onlar benim içimin sızladığını,yüreğimin yandığını bilmiyor Anne..
Ağladığımı kimseye söyleme anne
Onlar beni kral belliyor
Onlar beni kızdımmı dünyayı yakacak insan biliyor..
Ben aslında onun gözlerine bile bakmaya kıyamazken,
Onlar benim bir kadın uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyor...
Ağladığımı kimseye söyleme anne..
Onlar beni ağlamaz biliyor..
Onlar beni..üzüldüm mü bulunduğum şehri bulutlar kaplar biliyor....
Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken,
Onlar beni hiç bir şeyin sarsacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyor...
Ağladığımı kimseye söyleme anne..
Onlar bunu hiç bilmiyor...
Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıyımdır hayata...
Ben aslında ölümle yaşam arasındaki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken,
Onlar hala benim için hayatın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu bilmiyor anne...
Ağladığımı kimselere sakın söyleme annem,
Sakın söyleme annem......
Baki AYHAN
9 ŞUBAT
15-05-2008, 02:03 PM
ellerinize saglık çok guzel hepside.
aşıkk
15-05-2008, 02:04 PM
paylaşımın için teşekkürler....sevgilerimle...
mavigece
18-05-2008, 12:48 AM
Sevgiyi nefrete dönüştürmek o kadar kolay ki
Birini sevmek mi zor nefret etmek mi
Sevgi sevmek neden karşılık yoktur severken
Ama kırılırsın önemsenmezsen
Kırıklık o kadar büyür ki zamanla
Farkında olmadan patlama noktasına gelmiştir
Öfkeyle artık nefret dolu bakarsın
Sevgin küçüldükçe nefretin büyür
Her kırgınlıkta biraz daha biraz daha
Nereye kadar
Son sevgi kırıntılarında bittiğinde
Sadece nefret mi olacak yüreğinde
İstemezsin kalbin nefrete yenilsin
Uğraşırsın çırpınırsın sevginle bocalarsın
Sorgulama noktasındasın artık
Bu sevgi mi……….?
alıntı
intihar
18-05-2008, 04:00 AM
neden insanlara karışırsınız
o sevmediğiniz olay sizde varmı, yoksa düşündünüz mü neden acaba
evet insanlar kendilerine bakmazlar bu konuda başkalarını yargılarlar
o sıcak günde bütün insanlarla beraber düşünmek aklına getirecek
benim yanlışım yok mu? evet var
ama insanlara zarar yok, kendime zararım var...
evet sonuç ne? sen kendinden sorumlusun...
9 ŞUBAT
18-05-2008, 06:58 PM
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.
Can YÜCEL
egeli
19-05-2008, 09:46 AM
çok guzel hepside
paylaşımın için teşekkürler..
YAĞMURR
20-05-2008, 01:31 PM
Bazen
Bazen bitiverir hiç başlamamışcasına
Bazen tükenir gider tüm sevgiler
Bazen gözyaşların gülücüklerinden daha fazladır
Yüreğin acır
Çok canın yanar…!
Bazen güler geçersin tüm bunlara
Sonra …
Tükenir tüm cümleler, tüm kelimeler…
Halbuki sabırsızca beklerler,
Yüreğinden bir an önce çıkıp
Dilinde canlanmak için…
Ama yok, ama nafile…
Öyle garip bişeyki
Tıkanıp kalırsın tek kelimeyle
İşte o an öylece durakalmıştır vakit
Ne ileri… ne de geri…
Gitmez hiçbir yere!
Tıpkı …
Yüreğindekiler gibi!
Çekip gitmek istersin başka diyarlara…
Evet itiraf ediyorum bu bi kaçış!
Bunun adı KORKAKLIK!!
Bunu söyleyebilirim hiç KORKMADAN!!
Ama …
Korkar oldum yaşananlardan
Korkar oldum gözyaşlarımdan
Günden gide eriyor yüreğim
Çok canım yanıyor
Acı çekiyorum…
Ama bi o kadarda umutluyum
Bakma yüreğim nazlanıyor işte
Yoksa o da bilir;
Acıların onun en iyi arkadaşı olduğunu
Ben onu çok seviyorum
O da….
ACILARIMI…!
(alıntı)
Nefertiti
22-05-2008, 10:50 PM
Çatı Katı...
Öyle bir başıma göründüğüme bakma.
Karanlıklarımın ardında neler var neler...
Eskimiş yarım sevdalar, miladı dolan kullanılmış hayatlar
ve hepsinin bir yerimde kalan acıtan anıları...
Bir çatı katından bakar gibiyim yaşadıklarıma;
öyle uzaktan, öyle kayıtsız, ben aşağı inene kadar değişiveriyor her şey.
Hiçbir zaman yetişemiyorum.
Ne zaman son basamağa gelsem gitmiş oluyor gecelerce beklediklerim
Bazı hataların bedeli ne büyük oluyormuş meğer
Öde öde bitmiyor, bitmeyecek.
Her yeni adımda, her yeni solukta nefesini ensemde hissediyorum
sen de yoruldun biliyorum.
Dışardan baktığında nasıl da sıcak, nasıl da huzur dolu
Ya içersi; olabildiğine boş ve soğuk.
Günlerdir duruyor verdiğim ilan, kimse arayıp sormadı
Sahibinden satılık kelepir çatı katı...
intihar
22-05-2008, 11:38 PM
günah ve iyilikle karışmış bu bünye ne kadar doğru bir yapı
neyin doğru yada yanlış olduğu ne kadar gerçek
gerçekler ne kadar biliniyor
bilmek nedir bu ne kadar kesin
kesin karar ne kadar açık
son nedir
son varsa sonsuzluk nedir
sonsuzluk varsa zaman nedir
... yine o geldi, yine başladık...
Nefertiti
22-05-2008, 11:42 PM
Sanıyorum şiirler sana ait intihar;)
Yüreğine sağlık,teşekkür ederiz bizimle paylaştığın için....
intihar
22-05-2008, 11:47 PM
teşekkürler, bana ait evet :) umarım beğenmişsinizdir..
aşıkk
22-05-2008, 11:51 PM
teşekkürler, bana ait evet :) umarım beğenmişsinizdir..
kalemin sağlam birde moralimiziyükseltecek bi şiir lütfen...sevgilerimle..:):)
intihar
24-05-2008, 03:11 AM
bana eski zamanları ve şimdiki durumumu hatırlatan yere oturdum
o anda keskin bir bunalım duygusu sardı vücudumu
şimdi ne yapmalıyım...
gerçekten ne yapmalıyım?
yapılan herşey ne için yapılır; kazanç?
eğer kazançsa neyi kazanmak için?
başımı kollarımın arasına gömdüm, hiçbirşey düşünmemeye çalıştım...
o insaların yürüdüğü caddede amaçsızca yürüyordum...
duygularıma hakim olamıyordum
ağlamaklı, sıkıntılı... patlamaya hazır bir bomba...
amaç...
mavigece
24-05-2008, 03:39 AM
bana eski zamanları ve şimdiki durumumu hatırlatan yere oturdum
o anda keskin bir bunalım duygusu sardı vücudumu
şimdi ne yapmalıyım...
gerçekten ne yapmalıyım?
yapılan herşey ne için yapılır; kazanç?
eğer kazançsa neyi kazanmak için?
başımı kollarımın arasına gömdüm, hiçbirşey düşünmemeye çalıştım...
o insaların yürüdüğü caddede amaçsızca yürüyordum...
duygularıma hakim olamıyordum
ağlamaklı, sıkıntılı... patlamaya hazır bir bomba...
amaç...
eline yüreğine sağlık...
site hakkındaki düşüncelerin için de bir şiir yazarmısın...:)
9 ŞUBAT
24-05-2008, 09:32 AM
Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır
Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır
İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır
Cahil okur amma alim olamaz
Kamillik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır
AŞIK VEYSEL
intihar
25-05-2008, 03:11 AM
eline yüreğine sağlık...
site hakkındaki düşüncelerin için de bir şiir yazarmısın...:)
evet o büyük olay
bitmedi öyle değil mi
sadece bitmiş gibi görünüyor
ve bitmiş kötü bir olayın arkasından gelen ışıklı son
evet onu görüyorum
ansızın çıktı, rastlantı...
sıradan gibiydi, ama şimdi...
evet seyrekte olsa doğrulara rastladın...
mavigece
25-05-2008, 03:30 AM
evet o büyük olay
bitmedi öyle değil mi
sadece bitmiş gibi görünüyor
ve bitmiş kötü bir olayın arkasından gelen ışıklı son
evet onu görüyorum
ansızın çıktı, rastlantı...
sıradan gibiydi, ama şimdi...
evet seyrekte olsa doğrulara rastladın...
eline sağlık...teşekkürler...:):)
intihar
25-05-2008, 07:36 PM
hani vardır ya bazen penceren dışarı bakarsın
ne düşündüğünü bilmezsin
sadece durumunu sessizce kabullenirsin
herşey yabancılaşır
kendine soru sorabilecek durumda bile değilsindir
anlama yetisi yok olur
aslında bu, hayattaki en ciddi anlardandır...
melodilerin birbirleriyle dansı...
bende onların içindeyim
sonunda yine aynı soru bunları neden yaşamak zorundayım?
Nefertiti
28-05-2008, 11:21 PM
Senden uzakta olmayı hiç istemedim
Gülümsemeni görmek isterdim
Bana "seni seviyorum" demeni ......
Ben de seni.......bende seniiii......demeyi
Gündüz, yeni açmış bir Gül'e
Geceleri ise;
Etrafına ışık saçan bir yıldıza benzetirdim
Ne yazık ki,
Bana sayısız yıllar kadar uzaksın
Senden uzakta olmayı hiç istemedim...
Seninle el ele yürümeyi isterdim
Herhangi bir yol sessizliğinde
Ya da en güzel yağmurlar altında
Ve soğuktan üşüdüğünde
Sana sarılıp bedenini ısıtmak isterdim
Gözlerinden sevgiyle girmek,
Kalbinin en sıcak yerinde kalmak isterdim
Bilmeni isterim ki;
Senden uzakta olmayı hiç istemedim...
Seninle beraber gülüp,
Beraber ağlamak isterdim
Gözlerinden dökülen her damla gözyaşını öperdim
Dalgalı saçlarını,
Parmaklarımın arasında hissetmek isterdim
Teninin kokusunu,
Bir nefeste içime çekerdim
Yanağına bir buse kondurup,
Tatlı tatlı gülümserdim
İşte ben seni bu kadar çok sevdim
Ve senden uzakta olmayı hiç istemedim...
Seninle sadece gözlerimle konuşmak isterdim
Yani aşkın başladığı yerde
Sadece ay ışığının olduğu karanlık bir gecede
Seninle kıyı boyunca yürümek,
Denizin aydınlık yüzünü seyretmek isterdim
Kim bilir;
Belki de dayanamayıp seni öperdim
İşte ben seni bu kadar çok sevdim
Senden uzakta olmayı asla istemedim...
Ben sana;
Aradığın mutluluğu vermek isterdim
Hissedip te bana söyleyemediğin bir çok şeyi
Seninle paylaşabilmek isterdim
Sana aşkı anlatabilmek isterdim
"Seviyorum" demeyi öğretirdim
Senden uzakta olmayı hiç istemedim...
Seni ne çok sevdiğimi bilmeni isterdim
Ve işte ben seni bu kadar çok sevdim
Bilmeni isterim ki;
Senden uzakta olmayı asla istemedim.
7hill
02-06-2008, 06:45 PM
.
yaş 35
Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.
CAHİT SITKI TARANCI
.
7hill
02-06-2008, 06:59 PM
.
DAYAN KALBİM
Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.
Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık
.
NFK
9 ŞUBAT
04-06-2008, 07:38 PM
çerağân sarayı'ndan büyükdere'ye
üşümek sonbaharında eski çınarların
uzadığı yerde gizlice akşamların
başlayıp adetâ kendini dinlemeye
kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın
ansızın giydirilmiş ipek ferâceye
bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye
değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye
tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın
kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların
yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye
soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda
rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu
istinye'de gemilerin karanlık uykusu
kırık direkleriyle dalgın ve hasta
birden içimi kaplayan ölüm korkusu
selâm verilince meçhul bir namazda
gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da
kubbenin altındaki divan uğultusu
'şeref' vapurundan en kirli beyazda
yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu
havada bir asılmış adam kokusu
istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta
yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten
motorların taşıyıp o kadar bitiremediği
en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki
çok daha dumanlı mütâreke günlerinden
alaturka saat kaçta ikinci tömbeki
miralay sadık bey'in nargilesinden
dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren
osmanlı sehpâların gölgesindeki
emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden
çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski
bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki
çoktan unutulmuş kilitli defterlerden
ATTİLA İLHAN
sarılale
04-06-2008, 09:49 PM
BABA
Sığmazsın bilirim bir kaç mısraya,
Anlatmak isterim seni dünyaya,
Acelen neydiki uçtun semaya,
Mezar'ının başında ağlarım baba,
Gururu sevgiyi senden öğrendim,
Mis gibi kokunu özledim baba,
Bu kadar genç yaşda ölmemeliydin,
Hasretin ciğerimi deliyor baba,
Bu kadar acıya nasıl dayandın,
Sabırlı olmayı öğrettin baba,
Bu koca dünyaya neden sığmadın,
Geride bıraktın bizleri baba,
Hastane yolları kaderin oldu,
Yanında biz varız üzülme baba,
O kanser illeti ecelin oldu,
Mevladan ümitler kesilmez baba,
Sen gittin kimsemiz kalmadı şimdi,
Bizi terketmeye hakkın yok baba,
Dostum dediklerin düşmandır şimdi,
İyiki namerdi görmedin baba,
Ağlarım gizlice sensiz günlerde,
Faydasız bilirim ağlamak baba,
Yaşamak isterdin sende bizlerle,
Sensizken mutsuzuz inanki baba,
Alıntı
Babama bizden uzaklarda ama bizimle olan babama
mithat
04-06-2008, 10:17 PM
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel |
9 ŞUBAT
05-06-2008, 07:24 PM
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler
NAZIM HİKMET
intihar
05-06-2008, 10:54 PM
bugün tek zevk yağmur yağarken ağaçların arasında yürümekti...
yükler ağırlaşıyor
ağlarken gülüyorum
çocuk gibi eğlenceli olmaya çalışıyorum
yine de damlalarla başbaşa kalıyorum
onları dinliyorum, acaba ne söylemeye çalışıyorlar...
koşmak istiyorum, sonsuza kaçmak
o şarkılar yine kulağımda
tek dostlarım...
onlar hep yanımdalar, hiç ayrılmadılar
bana çok şey verdiler
onlarla çok şey paylaştım
beni çok iyi anladılar...
boşver herşeyi dedim kendi kendime
şimdi ne yapacaksın
bilmiyorum...
hıçkırıklarla ağlıyorum, hiçbirşey bilmiyorum... hiçbir...
Nefertiti
06-06-2008, 10:43 AM
Bahara Çalıyor Mevsim
bahara çalıyor mevsim
ve lodosla savruluyor gül yaprakları.
kirpiklerimiz ıslak
ve kışın yorgunu tenimiz.
bahara çalıyor mevsim
yeşile döndü doğa yeniden
yağmurlarla arındı o puslu,
eski halinden.
canlandı
bir biz kaldık böyle
bir biz.
metre küplerce yağmur yedik
dolu yedik,
kar yedik zamanında.
en sert rüzgarlarla geldik bahara.
ama yumuşayamadık.
doğa gibi uyanamadık.
kaldık başbaşa.
bir umutlar,
bir de hayal kırıklıkları.
bir biz uyanamadık,
bir biz.....
Derya Cengiz
Nefertiti
10-06-2008, 02:05 PM
Yakası açık gecenin
Damarına uzandığımda
Dudaklarıma dokunan
Nefesin haykırır uzaklara...
Kanar ruhum
Kaybedişlerle örselenmiş
Sensizlikten muzdarip
Düşkuyularında arayıp
Cömertçe kendimi
Sunmayı beklediğim
Hayat aldatır
Gecede devriye gezen
Sevinç gemilerimi
Ellerimi bırak
Ellerim yüzümü saklar
Yüzüm karakışlarda...
Genişler dünya
Gittikçe sen gözlerimden
Gittikçe sen
Ölüm geç kalan mutluluk olur
Anlama sevgimi
Anladıkça anlamsızlaşırsın..
Ve korkarım
Parmaklarımın arasında seyrettiğim
Tek hecenin kaybolmasından
Bileti hüzne kesilmiş
Kusursuz bir aşk bu
Ama sen
Bilme sevdiğimi
Bildikçe tüketirsin
Kırık dökük
Gecenin uçurumunda
Sevişmeyi hayal eden yıldızla
İpek geceliğini giyinmiş bir rüya masalıydı
Ay’ın yabancılaşan bakışlarında son bulan..
NISAN SERAP MURATOGLU
sanssızım
10-06-2008, 02:19 PM
gecıyor zaman Bugunmudur?bellı degıl yasanan ufuklarda aranangozler nemlı kederlı ozlenen nedır? bellı degıl
ve gecıslerını beklemek gun batımıyla bu sokaktan en guzelıdır bu sevdada yasanan gece olur gunduz ve gunler ve aylar ve yıllar yalnız omurdur yaslanan
gonul sevda yokusunu tırmanır
hulyalarımda ela gozlerın
sıcrayarak uyandıgımda her gece
uykularımdan
gonul daha da yaslanır
gecerek bırbırını kovalarcasına yıllar
bı care ayrılmıstır yollar
gonul sevdasını ela gozlerını unutmamıs
meyhanelerde kendını oyalar
9 ŞUBAT
11-06-2008, 02:56 PM
Gurbet nedir bilirmisin ,
Hiç tatmayan bilemez o acıyı ,
Yüregini kor gibi yakan bir acı ,
Adım ALMANCI ,
Avrupalının gözünde yabancı ,
Memleketimde ALMANCI ,
Ama en acısı nedir bilirmisin,
Gurbetmiş vatanmış hepsini geç ,
En acısı adın Avrupadada yabancı ,
Vatanındada adın yabancı ,
Adım olmuş ALMANCI .
Nefertiti
12-06-2008, 02:11 PM
Gece leylek ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam haziranda ölmek zor
Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Yorulmuşum acıkmışım uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
Çıkışım bir dalgada
Vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla
Dağlarda insan iskeletleri
Gece leylek ve tomurcuk kokuyor
Uyarına gelirse tepemde bir de çınar demişti
Yıllar önce
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki manda günü
Demek ki şile bezi
Bir de memedin yüzü
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
Üç haziran altmış üçü
Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne
Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Okşar yanan alnını Nazım ustanın
Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne
Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Yatıyor oralarda bir eski gömütlükte
Yatıyor usta
Gece leylek ve tomurcuk kokuyor
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir kuş ötüyor
NAZIM HİKMET
tırtılımben
12-06-2008, 05:10 PM
Yollarimiz burada ayriliyor
Artik birbirimize iki yabanciyiz
Ne kadar aci olsa, ne kadar guc olsa
Her seyi evet her seyi unutmaliyiz
Her kaderin tesellisi bulunur, uzulme
Insan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir gecer, yillar gecer
Sen de unutursun bir gun gelir
Hic yasamamiscasina, hic sevmemiscesine
Unutursun o gunlerimizi, gecelerimizi
O gunlerce gecelerce sevismelerimizi
Her seyi evet her seyi unutabilirsin
Hatta butun yazdiklarimi satir satir
Kalirsa, icinde bir derin sizi kalir
UMIT YASAR
tırtılımben
12-06-2008, 05:13 PM
Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman
Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey kendiliğinden
Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden
Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten
Murathan Mungan
drsnylmaz
13-06-2008, 09:02 AM
Annesi gül koklasa,ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk...
Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;
Karıncaya göz atsa 'niçin,nasıl?' ve hayret...
Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;
Biz akıl tutsağıyız,çocuktur ki asıl hür.
Allah diyor ki:'Geçti gazabımı rahmetim!'
Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim...
Bugün ağla çocuğum,yarın ağlayamazsın!
Şimdi anladığını,sonra anlayamazsın!
İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;
Çocukların kalbinde işler zaman rakkası...
NECİP FAZIL KISAKÜREK
drsnylmaz
19-06-2008, 09:09 AM
KANIT
yalnız çığlığım var elimde yokoluşu kanıtlamak için
dengede tutmak için aşkın ve kurtuluşun cesaretini
unutulmaz ki senin şakaların terazisinde
hep acının kefesinde dara olduğun
aşkı tadışın rakıyı yudumlayışın
susmayı küsüşün sesi ünleyişin
anımsanır her eflatun düşüne
yalancı ama yeni bir aşkı yakıştırdığın
behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta uçmaklığa kavuşur
söyledikçe sır tutmaz aynalar
ele veriyor kimliğini
koşuyor kış tozuyor bahar
bitiyor güz kavuruyor yaz yakıyor
kırılıyor boynu kuğuların pervanelerin
hasretlerin metinlerin asafların
gösterdikçe gizi yitiyor görüntülerde
kirletilen insanlığın
behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta uçmaklığa
biliyorum gülüşün deprem
biliyorum haykırışın boran
susturur. ama ya acıyı
biliyorum soluğu cana can verir, olsun!dur
nasıl da yakışıklıdır gözleri: giritli, göçmen
dudakları çarpışırken dilinin erdemine
dişleri şahmeran kalesinin temel taşları
düşleri, ne de olsa askeri bir tıbbiyeli, eyy!
behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta
sen ki görkemli voltanı atarken
tutulur kapıları insanlığın ve umarsızlığın
belki bir unutkanlıktır kalır: kardeşlik
pasaportunun ritsos'la paylaşılması
biliyorsun yaşam yaşatmaktır
kanın dolaştığı her yerde ve insanlığı
kimin gücü yeter 'yangında ilk kurtarılacaktır' demeye
behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
(çıkarınız yüreğinizi
bu ülkenin sahibi kim: bilmiyorum
ben acılarelininkini: biliyorum)
behçetim
ağabeyim
kendi çığlığımdır ancak ses veren çığlığıma
Tuğrul Asi BALKAR
Nefertiti
22-06-2008, 11:18 AM
Ah benim şair telaşım...
Ah benim çılgın yüreğim...
Sus artık uslandır beni..
"Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim dünya telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni
Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm
Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım
Ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni
Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni"
Zülfülivaneli/Sevdalı başım...
9 ŞUBAT
22-06-2008, 12:36 PM
arkadaşlar hepinizin eline saglık uzun zamandır bu köşe unutulmuştu.
Nefertiti
22-06-2008, 06:50 PM
Gidiyorum.....................
Herkesin birbirine binlerce kez dilediği,
Işığında gülüp,gölgesinde sevdalandığı,
Günün aydınlığını göremeden!
Günaydın canım …!
Gidiyorum işte................
Asık suratlı bir yaşamın,
Yorgun bedenime yüklediği,
Çelik sertliğinde iyiliği hissetmeden!
İyi günler tatlım …
Gidiyorum işte sonunda................
Bir avuç bile bulmadığım,
Ve bulanların,
Koca bir yaşama hoyratça serptiği,
Mutluluğu tadamadan!
Mutluluklar dilerim arkadaşım.
Gidiyorum.......................
Gidiyorum işte!
İçtenliğini tüm varlığımla hissedeceğim
Bir sevgi sözü duyamadan.
Seni seviyorum bitanem.
Gidiyorum...............
Her şeyimi paylaşıp,
Korkularımı sakladığım,
Gözyaşlarımla sularken düşlerimi,
Rüyalarına aldandığım beni kusan gecelerin,
Kör karanlığını bile yaşamadan..
İyi geceler aşkım.
Sonunda gidiyorum!................
İyi bakılacak bir kendimin,
Kimi sevindireceğini ya da,
Üzeceğini bilemeden.
Kendine iyi bak gözüm…
Gidiyorum işte sonunda .........
Sorma nereye diye!
Kendini bilmez bir yaşamın
Hiç bilinmeyenli ve
Çok dereceli denkleminin cevabını bilemeden,
Ve dünyanın baş döndüren boşluğunda
Bir an olsun hoş kalamadan.
Hoşçakal dostum…
....
YAĞMURR
22-06-2008, 07:20 PM
tşkler çok güzeldi nefertiti paylaşım için tşkler...
YAĞMURR
22-06-2008, 07:21 PM
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde
"Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya, canım ellerini tutmak isterse...
Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Can Yücel.
drsnylmaz
23-06-2008, 10:24 AM
KIZIL SAÇLISINA
Pembe yanaklı al dudaklı bir karım olursa eğer..
Olursa 24 ayar ahlaklı..
Anama bakar gibi bakar..
İlaha tapar gibi taparım..!
Ama...!
Kalleş çıkarsa karım..
Anam avradım olsun bir teneke benzin döker yakarım...!
Kimine göre kadın..!
Soğuk kış gecelerinde sarılıp yatmak içindir..
Kimine göre kadın..!
Sıcak harman gecelerinde zil takıp oynatmak içindir..
Kimine göre kadın..!
Ömür boyunca omuzumuzda taşıdığımız..
En büyük sevabımız ve en büyük vebalimizdir..
Ama sen KADINIM..!
Benim için sen..
Ne o..
Ne bu..
Şusun sen..!
Benim can yoldaşım kavga arkadaşımsın...
NAZIM HİKMET
9 ŞUBAT
28-06-2008, 12:53 PM
Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
Yaklaştıkça büyüyen
Ayrıntıları setleri bahçeleri
Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbul’da parça parça
Çeşmelerinde ayı yaşadım
Servilerinde ayla birlik bölündüm
Ayla birlik yaralandım
İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
Soludum bölük bölük ahiretin
Keskin çizgili özgürlüğünü
Kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi
İçtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri
Kutsallığın ballı biberli çilekli çile kevserini
İstanbul’dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım
Taşlarına adeta resmim işledi
Ben İstanbul’da dağıldım zerre zerre
İstanbul damla damla içimde birikti
Mermer tozu gelip gelip içimde oluştu bir şehir
Bu yeryüzünden ve gökyüzünden ötedeki şehirdir
O bir kılıçtır Doğudan Batıya uzanıp
Çin ipeğinden örülmüş şeytan kozasını bölen
Darbeleriyle Batı çeliğini lime lime eden
O Tanrı’nın kılıç halindeki hilali
İslam ruhunun kristalleşmiş heykeli
İçimin sesi rüyamın öfkesi merhametimin şehri
İstanbul’a gel oruç günleri gez gör ve dinle derinden
Taştaki oymalarını incele bir er gözüyle
Semerkant’tan kalkıp gelmiş erlerin gözüyle gör her yeri
Camileri mezarlıkları çeşmeleri ve sebilleri
Git Sümbülefendi’ye servilerden sor olan biteni
Merkezefendi’de tüket maddeyi yırt maddeciliğin kefenini
Bağdat’ta ebedi bağı ruhun ve ilahi hikmetlerin
Şam’da son sınırı manevi medeniyetlerin
Kozmik bakış metafizik sezgi
Bağdat’tan dal, Şam’dan yaprak Diyarbekir’den çizgi
Hep İstanbul’da kırık dökük
Parçalanmış silinmiş sönmüş
Hayaletler gibi kaçmış gizliliklere
Loş boşluklara sığınmış kan rengi bir huzur arzusu
Sabah Karacaahmet’te öten şafak kırmızısında savaş borusu
Sökün eder her sabah ufkun bir ucundan yeniçeriler
Su şırıltısından gök gürültüsüne değin
Bütün seslere düzen vermiş ebedi mehter
Yok olduysa bu şehir ruhu ruhuma sindi
Ben yaşadıkça o yaşayacak bende
Kimbilir belki o da dirilecek benimle
İslam Milletinin dirilişinde
O yeniden güneşin güneş ayın ay ve dünyanın dünya
İnsanın insan olduğu o günde
Ölümün biliyorum ey İstanbul diriliş içindir
Öyleyse indir ruhunun teslim bayraklarını indir göm toprağa
Doğrul ve kalk ayağa
Kemiklerinle etin arasında
Sonsuz güç topla korku ve muştuyla
Mucize muştusuyla
Yüreğim yırtılıyor çınlıyor ağlıyor yüreğim
Fırtına yaprak yaprak dökülüyor
Gecenin tüyleri savruluyor havaya
Ölümümü kutlayan Arz oğullarıyla
Mübarek toprağın anlamından bile yoksun
Taşın demirin mermerin ve tozun metafizik kadrine bile düşman
Kabus ruhumu çalmak isteyen hırsız
Madde dönüşür binbir şeye ama ruh kaybolmaz
Altın madeni gibi pırıl pırıl kalır ve solmaz
Ve ben kardan geldim ama denizi üstlendim
Denizi yüklendim adeta denizle evlendim
Denizle yaşadım denizle öldüm
Öldükten sonra denizin gözlerini gördüm
Denizden denize yükseldim
Birliğin şarkısını işittim dinledim derinliklerinde
Sedeflerinden yapılmış İstanbul camilerinin taşları
Beyaz güvercin kanadı köpüklerinde kubbelerini gördüm camilerin
-Ama gizleyerek saklayarak itiraf etmeyerek-
Bursa’dan gelen yeşil bu denizi boyadı gökten sonra
Ve trenler şifreli düdükleriyle trajedileri perdelerken
Dönüp bir köşeden ötede kaybolurken
Ben kayalarını denizin ahenkleştirdiği kıyılarda
Gerçeği koğaladım hayal meyal görünen kelimeler arkasında
Ve derken birden karaya sıçradım Ayasofya
Padişah türbeleriyle örtülmüş maskelenmiş şehzade mezarlarıyla
Kayboldu o deniz o kentle birlikte Rabbim bildir bana
olup biteni
O yeşil ötesi ışığı o güneşi tahlil eden su çizgisini
Ve sen ey Avrupa yerin dibine batacaksın bitmez tükenmez suçlarına karşılık
Ve derken Ayasofya yüzüme çarpan karanlık
Serin ve kilim nakışlı kızıl gözlü dev bir cam gibi
Ve kılıcımın ucunda Ayasofya küçük bir bilya gibi
Uçuyorum göklerin kubbesine bir ikram gibi
Gök sofrasında bir çeşni bir garnitür gibi
Kalk ve kavra ruhum bir kadavra gibi solan bu göksel yapıyı
Bir kartal taşırken yere düşmüş
Ve kalakalmış kaldığı yerde
Sonra karanlıklardan çıkan kartallar tünemiş üstüne
Yemişler ötesini berisini
Ey kozmiğin kemirdiği bir kent gibi yükselen yapı
Ey Allah’a açılan ve kapanan ulu kapı
Bir at gibi soluyorsun kulelerinle
Deniz öfkenin köpükleriyle benekli
Gel barışın köpr
Yeniden sularından içelim kana kana
Savaşabilirim bugün bütün dünyayla
Gerekirse
Ruhumuzun susadığı hakikat olan
Evrensel İslam Barışının zaferi için
Aşk için Tanrı hakikati aşkı için
Göğe çıkan İsa yere insin diye
-Fazla çıkardılar göğe-
Gel ey Muhammed ve İsa hakikati
Burada sizi bekleyen bütün bir insanlık var
Bulutlar yaralı insanlar zehir saçan fırtınalar
Kara-düşünce fırtınalarıyla yüklü kurşun levha havaları
Savaşırım doğudan daha doğu
Doğrudan daha doğru olanı bulmak için
Zulme karşı savaşabilirim
İnsan başı yalnız Tanrı önünde eğilecektir
Ebedi hakikat budur
Bunun için savaşırım ben
Bunun için kanım helal olsun
Şehrimin altına özgür Tanrı aşkını yazmak
İstanbul’u yeniden Tanrı şehri yapmak
Bunun için savaşırım ben
Servi için savaşırım çınar için savaşırım
Tozlanmamış gün doğuşu için
Yıldızlar geceleri yeniden görünsün diye
Tuz deniz damlasında gülsün
Çam denizle gülüşsün
Su tenimizle barışsın
Ruhumuzla ışısın diye
Savaşçıyım ben atalarım gibi
İstanbul için savaşırım
Bağdat’ın dervişlik ortağı
Şam’ın kılıç kardeşi
Olan İstanbul için
Benim güneşimden öteye kimse gidemez
Benim güneşimin üstüne doğmadığı hayat hayat değil
“Benim duvarımdan yüksek duvar haraptır”
Gerçek özgürlüktür kölelik değil Tanrı’ya kulluk
İstanbul olacak yine gerçek özgürlüğün türküsü
Kıyamete kadar söylenecek türkü
sezai karakoç
eliftetik
28-06-2008, 03:33 PM
OLMUYOR
yalnızlık bu akşam yine peşimde
içimi kemiren yine bir çift göz
bir işık hayalin sanki düşümde
kafamda yankıyan yine bir çift söz
ölümden güç oldu yine unutmak
yaşamak anlamsız nefes almak zor
sen olmuşken şimdi herşey içimde
unutmak seni unutmak olmuyor
gazanfer sanlıtop istanbul 11aralık 1963
eliftetik
28-06-2008, 04:14 PM
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA Dan
bir çocuk gibi masum olur
başını göğe kaldıran
gönlüm uzaklaşıyor rüyalarca göklerden
açılıyor içimde içim kadar bir lale
şükretti serçeler allah a
sularla doldu tahta oluk
yok şimdi vaktin sonsuzluğu
lambalarla hülyayı kaçırdık
bir aynadan geçmiş sanki
rüya gibi esen rüzgar
sen ey hep aynı yüzle gülen sema
nereye götürüyorsun altın çocukları
eliftetik
28-06-2008, 04:39 PM
ALLAH yar olduktan sonra
kılıcın ağaç olsa yine keser
çiftçiye yağmur yolcuya kurak
cümlenin muradını veren
ALINTI
drsnylmaz
30-06-2008, 10:25 AM
ÇOCUKÇADA BEN DE VARIM
Ben böyle yazdım sanma
Ben böyle düşündüm
Başından beri
Sözcükler koşuyordu
Düşünmelerimin ardından
Çocuklar, çocuklar gibi
Bayram yerlerinde
Çocuklar oynuyordu
Düşlerimin içindeki
Bayram yerlerinde
Ben onlara
Hiçbir zaman
Kapalı perdeleri göstermedim
Kapalı kapıları göstermedim
Hiçbirini salıncağa bindirmedim
Sallamadım
Atlı karıncalarda döndürmedim
Onlar gelişi gidiş sandırırlar
Vuruşan otoları seviyorlardı onlar
Çünkü hem gidiyorlardı
Gidiyorken güldürüyorlardı
Kafa kafaya vurduruyorlardı
Gülüyorlardı
Bizi kandırdıkları gibi kandırırlar
Onlar
Yarın oynayacakları oyunu
Oyunun başını sonunu
Bizlerden iyi biliyorlardı
ÖZDEMİR ASAF
kadersiz54
30-06-2008, 11:12 AM
Bende Yazsammi Ki Siirlerimi :D HoSunuza GiDeRMi AcEPPP?? Ben sizin gibi iyi Türkce yazamiyorm neyse bi denede benden olsun...
kadersiz54
30-06-2008, 11:16 AM
Baktigimda gecmisime umudum kalmamisti gelecegimden,
Gördügümde sevenleri hasret cekmisdim aska derinden.
Tam umudum bitmisken ciktin karsima tam vaz gecerken herseyenden,
simdi Sevdigimsin belki ilk degil ama inan bana son olan sensin,
Simdi Senin neyin varsa Sevdigim birak hepsi benimde olsun!
Olurda bir Gün yanlzlik hissi sararsa bedenini birak ellerm ellerine dokunsun!!
Made by Kadersiz54
Nefertiti
08-07-2008, 03:32 PM
Aç ellerini Yâr...
Durup dinlediğim sessizliğindi önce...
İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.
İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerinin başının arasına aldığında
Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...
Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...
Korkular sobeledi ömrümü çıkmazlarda...
Akordu bozuldu ömrümün...
Sustu(n).... zayii oldum...
Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma...
Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...
Yüreğim(n)e takıldı ayaklarım.
Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...
Cân’ımı yaktı masallar...
İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...
Bir yaş düştü iç’ime...
Ardından bir kelam dilime....
La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...
Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...
Haydarpaşa bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe...
Mavinin yankısı vardı yüreğimde...
Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime...
Âşkı sobeliyorum iç’imde...
Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın...
"Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..."
Titredi küçük kuş...
Çırpındı ... uçtu...
Hicreti ellerine...
Aç pencereni... Sokaklar ayaz...
Güneş ısıtmaz avuçların kadar...
Mülteciyim...
Aç ellerini Yâr...
Aç ellerini...
Alıntıdır..........
eliftetik
11-07-2008, 04:42 PM
BU ŞİİR DEĞİL
bakıyorum gözlerin
hep sabit bir noktada
alnında çizgilerin
pek ciddi bir arada
gülmek bilmezmisin sen
neşeli olmaz mısın
şöyle etrafına
hiç neşe saçmazmısın
benden nasihat sana
somurtma hiç
sevip sevilmen için
gülmek gerekir sana
sözlerime inanıp
denersen bir kez
anlarsın o an
sevmek ne demek
somurtmak istiyorsan
elinde elbet
fakat gülmek
daima çevrene sevdirecek
saygıda kazandırıp
belkide şans verecek.
s.demir
11-07-2008, 09:46 PM
Beni Unutamazsın
Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın
Denizin durgunluğu, gözlerimi
Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır
Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin
Beni unutamazsın bilirim.
Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın
Mutsuz gökyüzünde bir-iki yıldız, ışık tutacak karanlığına
Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın
Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin
Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını
Dudaklarının pembeliği solacak
Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin
Kahrolacaksın!
Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın.
Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak
Ama sen yine de sözlerime aldırma.
Gözlerin zamansız ıslanmasın.
Çünkü, artık çocuk değilsin
Güneşin nereden doğduğunu bilirsin
Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin
Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin
Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin...
Ahmet Selçuk İlkan
s.demir
11-07-2008, 09:47 PM
Ben Dostlarımı Ne Kalbimle, Ne De Aklımla Severim.
Olur ya; Kalp Durur, Akıl Unutur.
Ben Dostlarımı Ruhumla Severim.
O Ne Durur, Ne De Unutur.
"MEVLANA"
s.demir
11-07-2008, 09:48 PM
ÖNCELEYİN
Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne koydum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce
Cemal SÜREYYA
eliftetik
11-07-2008, 10:04 PM
Ben Dostlarımı Ne Kalbimle, Ne De Aklımla Severim.
Olur ya; Kalp Durur, Akıl Unutur.
Ben Dostlarımı Ruhumla Severim.
O Ne Durur, Ne De Unutur.
"MEVLANA"
teşekkürler bu dizeler için
KARINCA
14-07-2008, 04:47 PM
Yalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelen'in gölgesine siner
Karanfıl Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.
Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.
A. Kadir Bilgin
Nefertiti
15-07-2008, 01:19 PM
Sürüp giden
Gül de çevirdi yaprağını
Arkası boş
Yazık geç kaldım
II
Ah! Benim kırılgan korkularım
O denli hiçbir şeyle doluyum ki
Savaş yetimi çocuklar gibi
Savrulup gideceğim birazdan
III
Seni böyle arkanı dönüp gittiğinde seviyorum
Suların ayak izlerine basarak
dönsen, yürünecek ne çok yolun var
Dönsem
Her şey altüst olacak
IV
Gözlerin bir şeyler anımsatıyor bana
Şüphem yok! Gece bastırdı
F tipi bir hücrede yüreğim
Asi iklimlere başladı başlayacak
Yasak koyma güneşime
V
Sahi ben neye geç kaldım
Herkes bir şeylerden dönerken
.............................
VII
Hangi bakışınızdı sokağımızdan geçen
Gecenin ipinde asi kelebek
Çözer, bağlar saçlarımı
Işıklar büyür
Üşenmem bütün iklimleri denemekten
Giden bir tren için bu şiir yeter
Bütün virajlarını dolandım ayrılığın
Tünellerinden geçtim, ıslandım
Ne çok beklemişim gidişini yeniden
-Siliyorum parmaklarımdan uzun merhabaları-
Kendime izin verdim günlerden Salı
Çocuklar büyüttüm
Kuşlar sağalttım tüneklerde
Yine de tedirginim bir şeyleri incitmekten
.................................
VIII
Yağmur başladı yeniden
Denemediğim bir saçak altı olmalı
IX
Seni yitirdiğim kentte buldum
Oradaydın
Yanıtsız sorular susuyordun
Konuşsam her şey altüst olacak
..........................
XI
Hep aynı gölgeye sığınıyorum
Büyümüyorum iyi ki
Hiç şansım kalmayacak
XII
Ara sıra denemekten ne çıkar
Kırın tüm aynaları
Yüreğinizde ağlayan çocuklar sussun
Size çirkinlik yakışıyor
........................
XIV
Ah! Benim kırılgan umutlarım
O denli hiçbir şey istiyorsun ki
Yakışmıyor gittikçe büyüyen yaşıma
kalbim payına ne çok susmak düşüyor
XV
Ne zamana dek sürer sanıyorsun
Nefesi tükenir acıların da
Ara sıra söylenen kent şiirleri gibi
Başıbozuk sokaklarda
Tükense de gençliğin
XVI
Ah! Benim kırılgan sevdalarım
ben buyum, uzağa gidemem ki...
XVII
Bir otobüs nerede durur, bilmiyorum
sana ve iklimlere dönerken
Beklesen duraklarda
Her şey altüst olacak
XVIII
Kalbim, payına ne çok sevda düşüyor
............................
XXII
Geldim ve
Sana dair ne varsa bıraktım
Gece vakti kapına,
Bir tren gibi taşıdım yokluğunu
Gitmeliyim
Bütün sitemlerim avuçlarımda
Nasılsa yine bir kuş beslerim
.............................
alinti
KARINCA
02-08-2008, 11:51 AM
Beni rüzgara verme
Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme
Yumruklama parçalama
Ne yapsam kırılmaz diye
İtme koca dağlardan
Gidip gelip ağlatma
Bu bensiz yapamaz de
İçinin derinlerine sakla
Gösterme kimseye beni
Gönlünde tut bırakma
Kuşlara parçalatma
Çöllere koyup dönme
Gözden çıkarma beni
Tam her şeyimi aydınlatırken
Yeter bu kadar deyip sönme
Bir gidip bir gelip
Çocuk gibi oyalama
Korkutma yıldırma beni
Beni sakın bırakma
Alınıtıdır .
eliftetik
27-08-2008, 05:48 PM
OLMUYOR
yalnızlık bu akşam yine peşimde
içimi kemiren yine bir çift göz
bir işık hayalin sanki düşümde
kafamda yankıyan yine bir çift söz
ölümden güç oldu yine unutmak
yaşamak anlamsız nefes almak zor
sen olmuşken şimdi herşey içimde
unutmak seni unutmak olmuyor
gazanfer sanlıtop istanbul 11aralık 1963
buyuruun arşiv den şimdi çıktı sıcak sıcak
g1z4y
27-08-2008, 06:07 PM
buyuruun arşiv den şimdi çıktı sıcak sıcak
teşekkür ederiz ablacım güzel şiir...:)
eliftetik
27-08-2008, 06:26 PM
Ben Dostlarımı Ne Kalbimle, Ne De Aklımla Severim.
Olur ya; Kalp Durur, Akıl Unutur.
Ben Dostlarımı Ruhumla Severim.
O Ne Durur, Ne De Unutur.
"MEVLANA"
bu sözüde çook anlamlı bulurum yazana bir kez daha teşekkür
eliftetik
27-08-2008, 06:31 PM
Yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
Yaklaştıkça büyüyen
Ayrıntıları setleri bahçeleri
Yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
İşte ben o şehri yaşadım yıllarca
İstanbul’da parça parça
Çeşmelerinde ayı yaşadım
Servilerinde ayla birlik bölündüm
Ayla birlik yaralandım
İstanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
Soludum bölük bölük ahiretin
Keskin çizgili özgürlüğünü
Kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi
İçtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri
Kutsallığın ballı biberli çilekli çile kevserini
İstanbul’dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım
Taşlarına adeta resmim işledi
Ben İstanbul’da dağıldım zerre zerre
İstanbul damla damla içimde birikti
Mermer tozu gelip gelip içimde oluştu bir şehir
Bu yeryüzünden ve gökyüzünden ötedeki şehirdir
O bir kılıçtır Doğudan Batıya uzanıp
Çin ipeğinden örülmüş şeytan kozasını bölen
Darbeleriyle Batı çeliğini lime lime eden
O Tanrı’nın kılıç halindeki hilali
İslam ruhunun kristalleşmiş heykeli
İçimin sesi rüyamın öfkesi merhametimin şehri
İstanbul’a gel oruç günleri gez gör ve dinle derinden
Taştaki oymalarını incele bir er gözüyle
Semerkant’tan kalkıp gelmiş erlerin gözüyle gör her yeri
Camileri mezarlıkları çeşmeleri ve sebilleri
Git Sümbülefendi’ye servilerden sor olan biteni
Merkezefendi’de tüket maddeyi yırt maddeciliğin kefenini
Bağdat’ta ebedi bağı ruhun ve ilahi hikmetlerin
Şam’da son sınırı manevi medeniyetlerin
Kozmik bakış metafizik sezgi
Bağdat’tan dal, Şam’dan yaprak Diyarbekir’den çizgi
Hep İstanbul’da kırık dökük
Parçalanmış silinmiş sönmüş
Hayaletler gibi kaçmış gizliliklere
Loş boşluklara sığınmış kan rengi bir huzur arzusu
Sabah Karacaahmet’te öten şafak kırmızısında savaş borusu
Sökün eder her sabah ufkun bir ucundan yeniçeriler
Su şırıltısından gök gürültüsüne değin
Bütün seslere düzen vermiş ebedi mehter
Yok olduysa bu şehir ruhu ruhuma sindi
Ben yaşadıkça o yaşayacak bende
Kimbilir belki o da dirilecek benimle
İslam Milletinin dirilişinde
O yeniden güneşin güneş ayın ay ve dünyanın dünya
İnsanın insan olduğu o günde
Ölümün biliyorum ey İstanbul diriliş içindir
Öyleyse indir ruhunun teslim bayraklarını indir göm toprağa
Doğrul ve kalk ayağa
Kemiklerinle etin arasında
Sonsuz güç topla korku ve muştuyla
Mucize muştusuyla
Yüreğim yırtılıyor çınlıyor ağlıyor yüreğim
Fırtına yaprak yaprak dökülüyor
Gecenin tüyleri savruluyor havaya
Ölümümü kutlayan Arz oğullarıyla
Mübarek toprağın anlamından bile yoksun
Taşın demirin mermerin ve tozun metafizik kadrine bile düşman
Kabus ruhumu çalmak isteyen hırsız
Madde dönüşür binbir şeye ama ruh kaybolmaz
Altın madeni gibi pırıl pırıl kalır ve solmaz
Ve ben kardan geldim ama denizi üstlendim
Denizi yüklendim adeta denizle evlendim
Denizle yaşadım denizle öldüm
Öldükten sonra denizin gözlerini gördüm
Denizden denize yükseldim
Birliğin şarkısını işittim dinledim derinliklerinde
Sedeflerinden yapılmış İstanbul camilerinin taşları
Beyaz güvercin kanadı köpüklerinde kubbelerini gördüm camilerin
-Ama gizleyerek saklayarak itiraf etmeyerek-
Bursa’dan gelen yeşil bu denizi boyadı gökten sonra
Ve trenler şifreli düdükleriyle trajedileri perdelerken
Dönüp bir köşeden ötede kaybolurken
Ben kayalarını denizin ahenkleştirdiği kıyılarda
Gerçeği koğaladım hayal meyal görünen kelimeler arkasında
Ve derken birden karaya sıçradım Ayasofya
Padişah türbeleriyle örtülmüş maskelenmiş şehzade mezarlarıyla
Kayboldu o deniz o kentle birlikte Rabbim bildir bana
olup biteni
O yeşil ötesi ışığı o güneşi tahlil eden su çizgisini
Ve sen ey Avrupa yerin dibine batacaksın bitmez tükenmez suçlarına karşılık
Ve derken Ayasofya yüzüme çarpan karanlık
Serin ve kilim nakışlı kızıl gözlü dev bir cam gibi
Ve kılıcımın ucunda Ayasofya küçük bir bilya gibi
Uçuyorum göklerin kubbesine bir ikram gibi
Gök sofrasında bir çeşni bir garnitür gibi
Kalk ve kavra ruhum bir kadavra gibi solan bu göksel yapıyı
Bir kartal taşırken yere düşmüş
Ve kalakalmış kaldığı yerde
Sonra karanlıklardan çıkan kartallar tünemiş üstüne
Yemişler ötesini berisini
Ey kozmiğin kemirdiği bir kent gibi yükselen yapı
Ey Allah’a açılan ve kapanan ulu kapı
Bir at gibi soluyorsun kulelerinle
Deniz öfkenin köpükleriyle benekli
Gel barışın köpr
Yeniden sularından içelim kana kana
Savaşabilirim bugün bütün dünyayla
Gerekirse
Ruhumuzun susadığı hakikat olan
Evrensel İslam Barışının zaferi için
Aşk için Tanrı hakikati aşkı için
Göğe çıkan İsa yere insin diye
-Fazla çıkardılar göğe-
Gel ey Muhammed ve İsa hakikati
Burada sizi bekleyen bütün bir insanlık var
Bulutlar yaralı insanlar zehir saçan fırtınalar
Kara-düşünce fırtınalarıyla yüklü kurşun levha havaları
Savaşırım doğudan daha doğu
Doğrudan daha doğru olanı bulmak için
Zulme karşı savaşabilirim
İnsan başı yalnız Tanrı önünde eğilecektir
Ebedi hakikat budur
Bunun için savaşırım ben
Bunun için kanım helal olsun
Şehrimin altına özgür Tanrı aşkını yazmak
İstanbul’u yeniden Tanrı şehri yapmak
Bunun için savaşırım ben
Servi için savaşırım çınar için savaşırım
Tozlanmamış gün doğuşu için
Yıldızlar geceleri yeniden görünsün diye
Tuz deniz damlasında gülsün
Çam denizle gülüşsün
Su tenimizle barışsın
Ruhumuzla ışısın diye
Savaşçıyım ben atalarım gibi
İstanbul için savaşırım
Bağdat’ın dervişlik ortağı
Şam’ın kılıç kardeşi
Olan İstanbul için
Benim güneşimden öteye kimse gidemez
Benim güneşimin üstüne doğmadığı hayat hayat değil
“Benim duvarımdan yüksek duvar haraptır”
Gerçek özgürlüktür kölelik değil Tanrı’ya kulluk
İstanbul olacak yine gerçek özgürlüğün türküsü
Kıyamete kadar söylenecek türkü
sezai karakoç
bir istanbullu olarak bir kez daha teşekkürler
9 şubat
eliftetik
28-08-2008, 12:57 AM
bir istanbullu olarak bir kez daha teşekkürler
9 şubat
bir kere daha çıkardım arşivden belki okuyan çıkar
Gustav
28-08-2008, 02:12 PM
Yalnız ve kör gözlerim
her gece
Yeri kayıp yıldızların
bir hece
Fısıldıyor yerini
gökyüzünün
Meşalesini taşıyan
Prometheus kılıklı
Ateşini sevdaya yakan
Aşık romantik ve bezgin
Kimi zaman platonik ve gezgin
Kayıp takımyıldızının
Varisiyim ben....
Kuzeyden esen rüzgarlar
Önüme çekiyor bulutları
Kapatıyor kavgayı isyanı
Sevdayı anlatan
Güneş yokken gökyüzünü parlatan
Çekingen küçük bir çocuğun
Kursağında kalan hikayemi.
Kayıp takımyıldızının varisiyim ben
Bulunmamam için lanetliyorlar geceyi
Ve hapisler kuruyorlar gökyüzüne
Susturuyor savaş uçakları her heceyi...
Benden...
eliftetik
03-09-2008, 05:28 PM
BU ŞİİR DEĞİL
bakıyorum gözlerin
hep sabit bir noktada
alnında çizgilerin
pek ciddi bir arada
gülmek bilmezmisin sen
neşeli olmaz mısın
şöyle etrafına
hiç neşe saçmazmısın
benden nasihat sana
somurtma hiç
sevip sevilmen için
gülmek gerekir sana
sözlerime inanıp
denersen bir kez
anlarsın o an
sevmek ne demek
somurtmak istiyorsan
elinde elbet
fakat gülmek
daima çevrene sevdirecek
saygıda kazandırıp
belkide şans verecek.
hayata somurtanlar için yazılmış güzel bir dizeler tavan arasından çıkardım
eliftetik
03-09-2008, 05:30 PM
BU ŞİİR DEĞİL
bakıyorum gözlerin
hep sabit bir noktada
alnında çizgilerin
pek ciddi bir arada
gülmek bilmezmisin sen
neşeli olmaz mısın
şöyle etrafına
hiç neşe saçmazmısın
benden nasihat sana
somurtma hiç
sevip sevilmen için
gülmek gerekir sana
sözlerime inanıp
denersen bir kez
anlarsın o an
sevmek ne demek
somurtmak istiyorsan
elinde elbet
fakat gülmek
daima çevrene sevdirecek
saygıda kazandırıp
belkide şans verecek.
hayata somurtanlar için yazılmış güzel dizeler tavan arasından çıkardım
eliftetik
03-09-2008, 05:36 PM
Ben Dostlarımı Ne Kalbimle, Ne De Aklımla Severim.
Olur ya; Kalp Durur, Akıl Unutur.
Ben Dostlarımı Ruhumla Severim.
O Ne Durur, Ne De Unutur.
"MEVLANA"
bu nasıl bir sözdür ki tüğlerimi diken diken eder.
buraya taşıyan kardeşimizede teşekkürler bir kez daha vallahi ben bir şeyi beğendimmi ısıtır ısıtır getiririm sofraya
9 ŞUBAT
11-09-2008, 12:11 PM
Yalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelen'in gölgesine siner
Karanfıl Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.
Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.
A. Kadir Bilgin
Nefertiti
05-10-2008, 03:34 PM
Birdenbire
Her sey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün isigi yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her sey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu
tomurcuk birdenbire.
Yemis birdenbire oldu.
Birdenbire
Birdenbire;
Her sey birdenbire oldu.
Kiz birdenbire
oglan birdenbire;
Yollar kirlar
kediler...insanlar...
Ask birdenbire oldu
Sevinç birdenbire.
Orhan Veli Kanık
Nefertiti
05-10-2008, 04:40 PM
Meğer seher yelleri de kırarmış başakları
Umutlarda hep hanımeli açmazmış.
Düşünceler
sarıp sarmalarmış solmuş baharları..
Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler
Ve geceler
hep yıldızları gizlemezmiş koynunda
Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın
kolları..
MELTEM değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer
İsmi martı değilmiş
Beyaz olan tüm kuşların..
Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman
Kolay değilmiş her bilmece
İri sorular varmış yüreklere saplanan..
Nankör diye haykırırmış
Saatler her geçen an'a
Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..
Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda
Yalnızlıkmış kökleri
Ayrılıkmış derinlere uzanan..
Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar
Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında....................
Nefertiti
05-10-2008, 04:42 PM
Şimdi Sen Gidiyorsun
İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.
Kaybetmek zormuş.
Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak.
Aslında yoktun ya başta.
Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor.
Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler.
Hayat dedim de
üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey.
Hayat sana yakın
benden uzak şimdilerde.
Nefes almak güç müydü eskiden.
Yokluk
sensizlikle eş anlamlı değildi.
Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu.
Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık.
Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini.
Baktığım yerler boşluk.
İçimden ağlamak gelmiyor.
Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım.
Sevdaya yakındı adın önceleri.
Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor.
Her şey koca bir yokluk.
Peki var olan ne?
Nedir şimdi yaşamak dediğin.
Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı.
Düşlemeye bile korkuyorum seni.
Şimdi sen gidiyorsun.
Git.
Kal diyemem.
Tükettiklerim acıya yakın.
Özlemlerim maskeli.
Gözlerimde sisli bir şehir.
İçimde yıkılıyor mabetler.
Yüreğim enkaz.
Şimdi sen gidiyorsun ya
Boşlukta dağılıyorum ben.
NAR_K
16-10-2008, 05:13 AM
"Şimdi sen gidiyorsun ya
Boşlukta dağılıyorum ben....."
9 ŞUBAT
16-10-2008, 05:44 PM
Geri verin
Dalgaların kıyılara çarparak
Herhangi bir makamda
Bir şarkı söylediği
Akasya kokulu sabahlarımı
Geri verin
Arnavut kaldırımı yollarda
Bir kızın saçlarında
Gönlümün vals yaptığı
Akasya kokulu sabahlarımı
Geri verin
Zamanın geçmek bilmediği
Gençliğimin sırtıma
Bir yük gibi bindiği
Akasya kokulu sabahlarımdan
Hiç olmazsa birini
YENİ TÜRKÜ
NAR_K
19-10-2008, 04:57 AM
İçi boş bir şişenin,denizde yüzmesi kadar,
Anlamsız...
Bir karıncanın dev fillerle savaşması kadar,
Saçma...
Yerdeki sarmaşığın,gökteki yıldızlara erişme isteğince,
Ümitsiz...
Koca bir yalanmış meğer; adına aşk dedikleri kelime!
Bir delinin güneşle tokalaşması kadar!
Ateşli...
Gece uykularını bölüp,dondurma yemek kadar,
Soğuk...
Güvenilen dağların fare doğurması kadar,
Acizlik...
Koca bir yalanmış meğer;adına aşk dedikleri kelime.
Uçsuz bucaksız okyanuslarda iğne arayıp bulmak gibi,
İmkansız...
Bir çift kahpe bakışın ardından,kendinden vazgeçecek kadar,
Aptalca...
Doğru olmadığını bile bile,yaldızlı sözlere inanancak kadar,
Zavallılık...
Koca bir yalanmış meğer; adına aşk dedikleri kelime.
BİLAL COŞKUN
NAR_K
19-10-2008, 05:17 AM
Arsız Dilenci…
Yalnızlığımın karanlığı
Hayalimde
Derin hülyalara dalmış
Uyukluyor
Senle başlayan
Senle devam eden
Ve senle
Bir türlü vuslata eremeyen
Satırlarım
Yazıyorum…yazıyorum
Öyle bir şevk geliyor içime
Alıyorum fırçamı elime
Muhabbetinle
Kapıda sen
Pencerede sen
Aldığım nefeste
İçtiğim demli çayda
Senle içleniyorum
Senle ağlıyorum
Gülüşün geliyor aklıma
Demet demet
Gülleri deriyorum
Gül bahçesi yamacım
Mislerle örülü etrafım
Sen nadide bir çiçek
Bu gönül sevdanı dileyen
Arsız dilenci…
odenizci
24-10-2008, 03:35 AM
Bu Son Ayrılık
Dünyadır bu, çilesi, hilesi hiç bitmez.
Mülk kazanır, Karun sanır kendini bilmez.
Acınacak haline, gözünden yaş gelmez.
Konuşan diller, artık orada söylemez.
Ayrılık, hüzün, sevmediğim kelimeler.
Hep ağlarlar, geride kalan sevgililer.
Eller, gönüller umutla, vuslatı bekler.
Gidenler de artık, geri dönmeyecekler.
Ne gelir elden, bir gün gidersin aniden.
Salan verilir, senin gittiğin camiden.
Kimi duyar, kimi duymaz, elbet yatarsın.
Hiçbir yere gidemezsin, daracık yerden.
Osman Karahasanoğlu
odenizci
24-10-2008, 03:37 AM
http://www.antoloji.com/siir/media/11/www_antoloji_com_676911_241.JPG
odenizci
24-10-2008, 03:40 AM
http://www.antoloji.com/siir/media/78/www_antoloji_com_822278_381.JPG
odenizci
24-10-2008, 03:42 AM
http://www.antoloji.com/siir/media/09/www_antoloji_com_938909_663.JPG
odenizci
24-10-2008, 03:45 AM
http://www.antoloji.com/siir/media/74/www_antoloji_com_889374_664.JPG
cansu.
24-10-2008, 02:00 PM
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
CAN YUCEL
Nefertiti
22-11-2008, 11:35 PM
Benim ;
sevmeye engel tel örgülerle kuşatılmış,
Kanayan yaralarım var acıtan….
Umuda yürüdüğüm yolların,kaygan buzulunda,
adımlarımı tökezleten,tehlikeli şiirler var,direnişime
barikatlar kuran…
Benim;
cehennem ateşlerine odun biriktiren,
günaha bulanmış
Kapkara gecelerim var,sol omzuma kazınmış…
Kimse bilmez;
Nedamet yağmurlarında,hep başım eğik yürüdüm sırılsıklam kaldırımlarda…
Sonra ;
Onursuz işkencelerde bağlandı gözlerim..
Çapraz sorguların ortasında;
Filistin askısı,kızılcık şerbeti,
Ve soysuz küfürlerdi tenimde kalan,
Tutanaksız,gayrı-resmi gizli acılarım…
Yay gibi gerilip kaskatı kesildiğim (b)askı odalarında
Savurdum suçlarımı yerden yere…
Yaz(g)ımda hep hazin hikayeler saklı…
Hep düştüm sevinçlerimden…
Aşk’a her ayaklanışımda bulduğum cesur şiirleri
Pusu kurup yaraladılar,üst üste nokta atışlarıyla…
Parantez içlerine sıkıştırdığım şizoid cümleleri,
anlam kargaşasında boğdular ,
alt noktası yüreğim olan soru işaretleriyle...
ve ne yazsam;
kendimi anlatamamış bir BEN kaldım,
satır aralarında...
Hasan KARADENİZ…
mutsuz palyaco
22-11-2008, 11:40 PM
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi
Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün
Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin
Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan
Bir eski büyük şairmiş gibi
Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de
Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından.
Hiçbir yerde yok asaletin ibresi
Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen bir doğru
sözünde belki.....
Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının
Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında
Ve kokusunda çiçeklerinin Kanireşin
Elbet şiir olacak şairin tesellisi
Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların
Yazana değilse bile okuyana faydalı
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen
O da üzülmüş aynı benim gibi ....
benimki daha acıklı değil
onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden
Sade güzel olan kelimeler..
sade kelimeler...
kelimeler....
Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya
Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık
Bîr elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde
Bırak yoluma gideyim bildiğimce
Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar
Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler....
Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan
İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git
Lazımsa eğer...
işte orada duruyor...
ağzımın bir yerinde...
Almak ister misin dilini sokup aklıma
Sana ait olan herşeyi bir nefeste
Bir göz yumma anında
Bîr soğuk telefon konuşmasında
Geri alabilir misin ?
Seni benden geri alabilir misin?
Kovabilir misin beni senden?
Sevgilim
Yoksa sen
Sevgilim olmayabilir misin?
Yılmaz Erdoğan.. (:
Nefertiti
25-11-2008, 01:05 PM
Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar
Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları
Ayrılık güzeldir...
En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin
Binlerce kahkahaya karışıyorsa gözyaşların
Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler
Yalnızlık güzeldir...
Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa
Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar
Sen yangınlar içinde üşüyorsan
Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek
Böyle bir dünyaya tükürmek
Ve ölmek güzeldir...
AHMET SELÇUK İLKAN
Nefertiti
25-11-2008, 01:06 PM
Uğuldayan ve hep uğuldayan
Bir orman kadar üşüyorum şimdi....
Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda
Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık!!..
Su ve ses kadar beklediğim
Ne kaldı geride,bilmiyorum,
Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
Yine sarılmak o kocaman gozlerin
Uğuldayan rüzgarlarına.....
hyrnisa_
28-11-2008, 11:43 PM
Her kahve aynı tadı taşımaz
nerede içiyorsan,kiminle içiyorsan ona göre değişir...
Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü,
en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin
tadı kederlidir...
kahve telvesine yüreğinin acısı karışır...
Bir pazar öğle sonrası annenin
'hadi bir kahve yap da içelim'
dediği kahve; huzurludur...
köpükler annenin gözbebeklerine yansır...
dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...
Dostlarla içilen kahve; neşelidir...
kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer.
Tek başına balkonda içtiğin kahve; yalnızlıktır...
Acıdır tadı...
Ama garip de bir keyfi,lezzeti vardır...
Baban için yaptığın kahve ; sevgi doludur...
eski fincanda,az şekerli...
kahve gibi görünmez sana...
ama sıcaktır,dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...
Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır...
Isıtır insanın içini...
Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni...
kendine getirir,unutturur günün ağırlığını...
Kahve aynı kahvedir belki...
köpüğüyle,rengiyle,dumanıyla aynı kahvedir.
ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer
ve tadları değişir...
Her kahve aynı değildir bu yüzden...
Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve
içmeye davet ediyorum...
akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi
ne zaman isterseniz...
Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye
ne dersiniz???
KAHVENİZ NASIL OLSUN?
NAR_K
19-12-2008, 07:38 AM
YASAMAYA DAIR
(1)
YASAMAK SAKAYA GELMEZ,
BUYUK BIR CIDDIYETLE YASAYACAKSIN
BIR SINCAP GIBI MESELA,
YANI, YASAMIN DISINDA VE OTESINDE HICBIR SEY BEKLEMEDEN
YANI, BUTUN ISIN GUCUN YASAMAK OLACAK.
YASAMAYI CIDDIYE ALACAKSIN,
YANI, O DERECEDE, OYLESINE KI,
MESELA, KOLLARIN BAGLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA,
YAHUT, KOCAMAN GOZLUKLERIN,
BEYAZ GOMLEGINLE BIR LABORATUVARDA
INSANLAR ICIN OLEBILECEKSIN,
HEM DE YUZUNU BILE GORMEDIGIN INSANLAR ICIN,
HEM DE HIC KIMSE SENI BUNA ZORLAMAMISKEN,
HEM DE EN GUZEL,
EN GERCEK SEYIN YASAMAK OLDUGUNU BILDIGIN HALDE.
YANI, OYLESINE CIDDIYE ALACAKSIN KI YASAMAYI,
YETMISINDE BILE, MESELA, ZEYTIN DIKECEKSIN,
HEM DE OYLE COCUKLARA FALAN KALIR DIYE DEGIL,
OLMEKTEN KORKTUGUN HALDE OLUME INANMADIGIN ICIN,
YASAMAK, YANI AGIR BASTIGINDAN.
1947
(2)
DIYELIM KI, AGIR AMELIYATLIK HASTAYIZ,
YANI, BEYAZ MASADAN
BIR DAHA KALKMAMAK IHTIMALI DE VAR
DUYMAMAK MUMKUN DEGILSE DE BIRAZ ERKEN GITMENIN KEDERINI
BIZ YINE DE GULECEGIZ ANLATLAN BEKTASI FIKRASINA,
HAVA YAGMURLU MU, DIYE BAKACAGIZ PENCEREDEN,
YAHUT DA YINE SABIRSIZLIKLA BEKLEYECEGIZ
EN SON AJANS HABERLERINI.
DIYELIM KI, DOVUSULMEYE DEGER BIR SEYLER ICIN,
DIYELIM KI, CEPHEDEYIZ.
DAHA ORDA ILK HUCUMDA, DAHA O GUN
YUZUKOTUN KAPAKLANIP OLMEK DE MUMKUN.
TUHAF BIR HINCLA BILECEGIZ BUNU,
FAKAT YINE DE CILDIRASIYA MERAK EDECEGIZ
BELKI YILLARCA SURECEK OLANSAVASIN SONUNU
DIYELIM KI, HAPISTEYIZ,
YASIMIZ DA ELLIYE YAKIN,
DAHA DA ON SEKIZ SENE OLSUN ACILMASINA DEMIR KAPININ.
YINE DEDISARIYLA BERABER YASAYACAGIZ,
INSANLARI, HAYVANLARI, KAVGASI VE RUZGARIYLA
YANI, DUVARIN ARKASINDAKI DISARIYLA.
YANI, NASIL VE NERDE OLURSAK OLALIM
HIC OLUNMEYECEKMIS GIBI YASANACAK...
1948
(3)
BU DUNYA SOGUYACAK,
YILDIZLARIN ARASINDA BIR YILDIZ,
HEM DE EN UFACIKLARINDAN,
MAVI KADIFEDE BIR YILDIZ ZERRESI YANI,
YANI, BU KOSKOCAMAN DUNYAMIZ.
BU DUNYA SOGUYACAK GUNUN BIRINDE,
HATTA BIR BUZ YIGINI
YAHUT OLU BIR BULUT GIBI DE DEGIL,
BOS BIR CEVIZ GIBI YUVARLANACAK
ZIFIRI KARANLIKTA UCSUZ BUCAKSIZ.
SIMDIDEN CEKILECEK ACISI BUNUN,
DUYULACAK MAHZUNLUGU SIMDIDEN.
BOYLESINE SEVILECEK BU DUNYA
"YASADIM" DIYEBILMEN ICIN...
SUBAT 1948
Nazim Hikmet
NAR_K
19-12-2008, 07:43 AM
Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar
Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları
Ayrılık güzeldir...
En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin
Binlerce kahkahaya karışıyorsa gözyaşların
Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler
Yalnızlık güzeldir...
Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa
Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar
Sen yangınlar içinde üşüyorsan
Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek
Böyle bir dünyaya tükürmek
Ve ölmek güzeldir...
AHMET SELÇUK İLKAN
cok gusel bir $iir ..
9 ŞUBAT
19-12-2008, 03:10 PM
Gecenin kördüğümü,
bir isyan ki; öfkesinde fırtına
teller çakmak çakar alev ucunda
Flütçüler çatılarda nefes nefese
Nefes almaz ağaçlar dallar çaresiz
Her yer karanlık geç zaman
Gecenin kördüğümü
öfkesinde isyanım
kalem hasret dolu
nefes almaz kağıtlar sayfa çaresiz
baktığım kuyruklu yıldız mı
ben miyim evrenin demiryolu
her yer karanlık kim haklı
Bir soru ki aşka dair
kördüğüm niçin sır
ruhumda neden saklı
İhsan Sönmez
Nefertiti
21-12-2008, 05:41 PM
BU NE BİÇİM HAYAT..
Bu ne biçim Postacı
Üç defa çalıyor kapıyı
Bu ne biçim kel
Hem merhemi var
Hem sürmüyor başına
Bu ne biçim biçimler
İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
Memleket çok müsait buna
Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
Bir baktım Fahriye Abla!
Kırk yıllık bir rötar yapmış
Erzincan Treni
Ben gelmişim şu yaşıma
O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
Benimki ne biçim hayat
Uymuyor ne gördüklerime
ne duyduklarıma
ne okuduklarıma
Ben ne biçim benim
Ne kendime benziyorum
Ne başkalarına
MURATHAN MUNGAN
mmontessori
22-12-2008, 10:01 AM
tek bir kare fotoğraf ve..
zaman diliminden düşen bir tek an
zihninde şekil vermen gereken tek bir hayat
yüzde doksan dokuz hata
yüzde bir ihtimal...
Nefertiti
24-12-2008, 11:44 PM
fevyi-i agapi mu ( "yar gidiyor" )
yâr gidiyor
antik bir aşkın katıntıları kalıyor sular altında
"yasu!" diye bağırıyor bir balıkçı
eyvallah çekiyor yan masadakiler
bir kadın derinden "samyotisa’yı" söylüyor,
"sagapo me agapi" diyor
bütün meyhane başını önüne eğiyor
kadın şarkı söylüyor
kadın ağlıyor
yâr gidiyor
ertelenmiş
ve söylenebilecek bütün sözler adına,
derin bir sessizlik birikiyor yüzlerde
şehvetli melodilerin titreyişi bedenlere dokunuyor
sevişmek nasıl da özlem yüklü
sevişmek nasıl da zor özlerken
celladını bekleyen
ama korkularına rağmen tahtını bırakamayan bir kral gibi,
tedirgin bütün duygular
kadın biliyor
herkes susuyor
yâr gidiyor
Nikolas’ın sesi yıkıyor ortalığı,
hala bırakamadığı rum şivesiyle
"canlanin bre yavrularim../ sevdadir bu../..yine gelir.."
kadın ve Niko göz göze geliyor
Niko anlıyor
kadın konuşamıyor
yâr gidiyor
masada kalan bir kaç meze
ve yarım bardak tutarında nefes alan,
bir kadeh rakı geceye kalkıyor
dalgalar yüreklere vuruyor,
yürekler ıslanıyor
balıkçı ağlarına takılıyor bütün hüzünler
"denizden babam çıksa yerim" diyen Manos
ah! Manos
Manos bile konuşamıyor
kadın kadehini dolduruyor
sigarası intihar ediyor
yâr gidiyor
giderek derinleşen bakışlar,
Madam Sophia’nın sesine takılıyor
"hadi ama../..çalsin sazlar../..geldik biz ağlamaya..?"
dilsiz Maryo lyra’sını çalmaya başlıyor
vurulan kadehlerin yankısı duvarlardan dönüyor
herkes müziğe eşlik ediyor
kadının yüreği yanıyor
kadının yüreği kanıyor
yâr gidiyor..
Alıntı
9 ŞUBAT
05-01-2009, 04:08 PM
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan yoldan,
Rüzgâr gibi ta eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın
Ahmet Muhip DIRANAS
dipsizkuyu
08-01-2009, 12:56 AM
Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
ama atıldı yine de yeni serüvenlere
Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya
durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı
Yangınlarla geçti ömrü ve hep yanlızdı
istesede kalamazdı vakti gelince
geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
yürek burkulması ve hüzün ve keder
aralıksız doldururdu acıların bohçasını
Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
içinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
ay bile soğuktur o zaman
bir buz parçasıdır
çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler
Biraz da serüvendir yaşamak
belki yatkındı büyük yolculuklara
ki serüvenler daima büyük aşklar
ve büyük yolculuklarla başlar
AHMET TELLİ
derhal yolculuğa çıkılmalı..:rolleyes:
dipsizkuyu
09-01-2009, 12:44 AM
Benim dogdugum köylerde
Ceviz agaçları yoktu..
Ben bu yüzden serinlige hasretim
Okşa biraz…’
Benim dogdugum köylerde
Bugday tarlaları yoktu..,
Dagıt saçlarını bebek,
Savur biraz..
Benim dogdugum köylerde
Akşamları eşkiyalar basardı.,
Ben biraz yalnızlıgı severim.,
Konuş biraz..
Benim dogdugum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi.,
Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır..
Öp biraz…..!
Cahit külebi
çatlamaya da başladı. hani yalan olmasın.derhal krem almalıyım.sahi havalarda dışarıda soğukmu,üşüyorsan kapa gözlerini:rolleyes:
Nefertiti
14-02-2009, 01:57 PM
Ayrılık Havası / Abdurrahim Karakoç
Ben nefret eyledim sizin gerçekten
Yalanı severim, yalanı gayri!..
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten,
Yılanı severim, yılanı gayri!...
Yıllarca boş yere canımı sıktım,
Nihayet yol buldum çığırdan çıktım,
Beyden efendiden sayından bıktım,
Ulanı severim ulanı gayri!...
Sapıtmış bu diye beni yeriniz,
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz,
Omuzumda yüktür dirileriniz,
Öleni severim öleni gayrı!....
dipsizkuyu
18-02-2009, 11:52 PM
Çalınmamış kapıları biz çaldık korkusuzca
Hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
Ama hiç kokmadık kötülüklerden ne var ki
Nasılsa yaşamıyorduk açlığa inat
Korkmakta neydi kötü bakışlardan
Onlarda olmayan bir şey vardı tek kozumuz..
Küme küme mutsuzluğumuz vardı onları korkutacak
Sonra bir kırıntı umudumuz vardı az da olsa
Tanrı avlusunda güvercinlerden çaldığımız
Hiç olmadı güvercinleyin olabilirdik sanıyorduk.
Çalınmış umudumuza güveniyorduk mutsuzluğumuza..
Yüreklice çaldık ilk kapıyı korkmuyorduk..
Kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan.
Önce ekmek istedik ellerinden yaşam istedik utanmadan..
Kör oldu gözleri güneşsiz kaldılar.
Acıdık mum ışığı tuttuk gözlerine..
Bana mısın demediler, ama biliyor musunuz.
Teşekkür bile etmediler üstelik.
Yine bizi kovdular yaşam eşiklerinden..
Sanki bir onlar vardı evrende yalnızca..
Sanki bir onlardı güzel yaşamlı mutlu..
Ya biz neyiz. Biz biz neyiz ya.
Biz hep bir dilenci hep aç hep yoksul..
Hep çalınmamış kapıları çalmak zorunluluğunda.
Birinci sonrası hep birinciye benziyordu
Hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
Ne ekmek ne mut ne yaşam
Bir bıkkınlık bir bıkkınlık çöktü gözlerimize
Kapayıp tanrıyı arayalım dedik yardım eder
Hani bikırıntı umudumuz vardı ya güvercinlerden çaldığımız
Tüm güvenimiz oydu işte. Yardım eder
Birinci sonrası kapılar hep birinciye benziyordu
Son çaldığımız kapıda kimseler yoktu
Kapının ardında bir boşluk bir boşluk ki sormayın
Ne ekmek ne mut ne yaşam
Hepsinin en güzeli
Tanrıyı gördük –inanmayın- tanrıyı gördük
Dayanamadık
ÖLDÜK
1969, ARKADAŞ Z. ÖZGER
dipsizkuyu
20-02-2009, 12:46 AM
TEZGAHINDA ACININ
Bir gün öleceğim; kaçınılmaz bu.
Şaşılacak bir şey yok.
Ama tersine yaşıyorum ben, sizlere göre
İşte bunun için, çözük saçlı ikindisinde yorgun bir günün, gölgeleri uzarken
ölüvereceğim eskiden.
Benim gibi, çanı dilsiz, havı dökükler;
Yani siz giderken hüzünle dönenler,
Çatlak yüzleriyle, göçmüş aşkları, ayrılıkları simgelerler.
Çift yönlü bir zaman sürecinde, onlar eskiden ölürler.
Eskiden nasıl ölünür?
Bunu bilmiyorum henüz.
Ama, eskiden ölen biri sanırım, bir mezat gramafonun borusuna sessizce gömülür.
Ve o gramafon borusu, ne gariptir gece sefaları gibi, akşam açıp sabah örtülür.
Esvap dolabında geceleyin karanlıkta, bir böcek çıtırtısı; neleri çağrıştırır
uykusu kaçana?
Sessizliğin üstünde bir küçük nokta dönüşür imgelere,
bir tohum gibi çatlayarak kulakta.
Geceleyin bir böcek çıtırtısında....
Meşin çaresizliği kınına keskin hançerin,
Ezilmiş bir izmarit, ayakkabı ökçesiyle,
Kopuk bir tespihin dağılmış taneleri,
Ve sırrı dökük bir ayna, yokmudur birazda.
Hiç bir şey yalınkat değildir dünyada
Yazısı akmış, ıslak, pörsümüş sayfa,
Sonbahar göğünde, katar katar turnalara bakan adamın gırtlağındaki tıpa.
Kumaşa uyumsuz yama,
O böcek çıtırtısında....
Uğursuz sayılır bazı şeyler, bazıları uğursuz,
Tümüyle boş değildir bu inançlar.
Kimi zaman doğru, yanlış çıkmıştır kimi zaman.
Mutsuzluk ve mut.
Ölüm ve yaşam şansa bırakılmıştır.
Bir kaçıştır bu;
Çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan.
Karıştırır puslu düşü, katı gerçeğe
Düşü biraz gerçek, gerçeğide biraz düş yapar..
İnanır bilinmeyene bilinen kadar.
Peki ya tesbih böceği, sürüngen yılan, korkunç yanlızlığı ağında örümceğin,
uzun dehlizi kör köstebeğin.
Onlar tam ortasında kaçınılmaz gerçeğin
Bense çekiyorum çilesini iğneye geçmiş ipliğin.
Sütün içine birkaç tane çörekotu atarlar, nazar değmesin diye.
Lekeler aklığını siyah tanelerle.
Eski minyatür ustaları bozmak için kusursuzluğu,
Resimden bir suretin taşırırlardı boyasını isteyerek, sınırlarıdan.
Kusurlu dünyamızda, yer yoktur kusursuzluğa.
Demir pas tutar, gümüş karartır, kurtlanır kar bile, alev is yapar
ve insan içinde bir kafesle yaşar,
İnilti gibi, kimi zaman bir garip ses duyar.
Bunun için intihar parçasıdır hayatın.
Unutmayı deneyin, gizleyin istediğiniz kadar,
Bir çekmecede kilitli pırıl pırıl bir anahtar, gününü bekler sabırla,
bilincinizi kurcalar.
Nasıl olsa elinizde bir başka anahtar var.
Tırnakları kirli, kabuk bağlamış elleri,
bir çocuğun makadam gözlerinde bakışı tökezliyor.
Muska yüzlü kadınlar, kimseye sezdirmeden bir acıyı gizlice emziriyor.
Odama sığınıyorum, dışarıda kar yağıyor.
Boğazımda ardarda sözcük düğümleri,
Bakıyorum, gölgem kırılmış ortasında, duvarla döşemenin arasında.
Ben şimdi çıkıyorum, belki geç gelirim.
Kızıl bir gülün hüneri kanayan yüreğimden, hüküm giydim sevgiyi.
Köstekli şiiri ikide bir cebinden çıkarıp bakan şair, ne oldu sana?
Kaç dikiş atıldı bileğindeki çentiklere?
Örselenmiş aşklarınla şimdi neredesin?
Çektiğin bunca acı, kefareti değil unutma yaşadığın çaresizliğin.
Acıdır, şişelerin dibi, bir koşunun umulmadık bitişi,
Bakır çalığı zahirli acı gündemdedir.
Acıdır borsa haberleri, türk parasının değeri, düşüp yükselen altın.
Acıdır gelinlik bir kızın sandık lekeli çeyizi.
Uyumsuz bir sıfat; birinci tekil şahıs; ben, çok acıdır.
Biz zaten acıyız, biz dediğim üç-beş kişi.
Aksayan bacağı tahta iskemlenin, kırık saplı bıçak,
oynak perçinleriyle çatlak bir fayans acıdır.
Yüzde işareti şaşkın bakışlarıyla, onca harf arasında dilsiz ve çok acıdır.
Bir donanma fişeğidir açılan gökyüzünde, acı bütün renkleriyle.
Ben törpülüyorum bir aşkı sıkıştırıp mengeneye,
SEVMEK ÇOK ACIDIR.
METİN ALTIOK
dipsizkuyu
25-02-2009, 05:02 PM
Basit yaşayacaksın, basit.
Mesela susayınca su içecek kadar basit…
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi…
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin “Seni Seviyorum” gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana…
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin, hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek, sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış, eğri büğrü bir mektup olacak,
En değerli kağıdın, hep yanında taşığığın, atmaya kıyamadığın.
İki hareketle giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını; bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak, Kaf Dağının önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
Yada bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırkan gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın,
Nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
Parmakların en kıymetli çatalın,
Yine aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskenderin kılıcı duracak, avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kotraplak bir gitarda
Doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu,
Makyajı, ilk “a”sına kadar bilmen yetecek, temizlik kokacak en pahalı parfümün.
“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak “bilemeyişin”
Tek dereden su getirmen yetecek, bir “istemiyorum” diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek atanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak, “bilgini” en hızlı “sayan”.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit…
Çay, simit ve peynirle…
Nazım Hikmet
çok seviyorum bu şiiri ..okuyun sizde seveceksiniz..
YADELLER
27-02-2009, 01:29 AM
Hangi zorluğu
yenmemiş insanoğlu,
hele taşıyorsa içinde
bu insanca sevgiyi..
Güzel günler
zorlu duraklardan geçer
sevdiğim........
Damla damla birikiyor insan
damla damla sevgili,
bir gün akıp gideceğiz hayata
duvarlar yıklılacak
açılacak bütün kapılar
bilesin......
Benim yüreğim sensin şimdi
seni;
vurur vurur .......
Ve yine damla damla
çoğalıyorsun içimde.
YILMAZ GÜNEY............
dipsizkuyu
23-03-2009, 11:37 PM
ACILI GECENİN BİTİMİNDE
Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı duymak istiyorum
Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
Tenine ilk dokunduğum zamanki
Elini ilk tuttuğum
Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
Kanı geçiyor kanıma sandığım
Öyle bir değdin ki varla yok arası
Ve yanarken ateşten ellerim
Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
O ılıklığa değinmek yerine
Uzak düşlerde olsa da yeter
İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir değini
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı koklamak istiyorum
Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
Kulak memelerinde şebboy
Saçlarında o koku
Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
Her yel estikçe getirir düşlerime
Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
Bir yel esmiş mi esmemiş mi
Bir kıpı dal oynasa
Bir yaprak kıpırdasa
Duyulur duyulmaz olsa da
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir koku
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı tatmak istiyorum
Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
Ağzımda dilimde damağımda
Bir buruksu mutluluk sandığım
Salt benim diye aldandığım
Kendi yalanlarıma kandığım
Arttı yaşadıkça duyduğum acı
Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir tat
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
aziz nesin
barafranga
24-03-2009, 07:29 AM
şiir!!!
insanın kendine en büyük kötülüğü!!!mutlu şair gördünüzmü hep acı hep serzeniş!kimse mutluluğu dile getirmiyor sonra neden böyle tanrım haykırışları duyuluyor!bide mutluyken dile gelse şu şiirler!insanoğlu cidden mutsuz olmayı hak ediyor bazen!
aven222
24-03-2009, 05:05 PM
BU YAZDIĞIM ŞİİR DEĞİL BENİM YAZDIĞIM BİR ŞARKI SÖZÜ
BİR ZAMANLAR SEVİPTE AYRILDIĞIM KIZI AYLAR SONRA GÖRÜNCE İÇİMDEN DÖKÜLDÜ
BU SÖZLER AKLIMDA MÜZİĞİDE VAR AMA ŞİMDİLİK SÖZLERİNİ VEREBİLİRİM.
ATEŞDEN GÜLÜM
Bıraksaydında solsaydı içimdeki ikimizin gülü,
O gül sendin,sen aşktın,gittin gülümüde aldın,
Bu gönül iki sözle seni unuturmu sandın,
Yüreğin yetermi bu aşk'ı bitirmeye.
************************************************** ****
Ben sen değilim ki vereyim aşkımı ellere,
Git yüzüme bakmadan,hiç bir şeyde söyleme,
Ateşdendi gülüm içimde yandı alev alev,
Bende yandım,hiç bitmeyecek aşkımsın sandım.
************************************************** *****
Şimdi git geriyede dönme,unut herşeyi,
Yaşanan herşey yalan de seni sevmiyorum de,
Ama bunları yüzüme söyleme,
Beni bir kez öldürdün,defalarca öldürme.
Nefertiti
28-03-2009, 12:21 AM
Ölümün tadını çıkart
Hayatın her anı bir hesaplaşma,
Öyle değil mi dostum...
Bazen bir ayrılık arifesinde sevdiğinle,
Ayrılık ertesi kendinle ve yalnız kaldığın saatlerle
Yardım elleri geldiğinde ,
Fotoğraftaki düşmüş halinle...
Hepsi bir hesaplaşma nefes almaların
Anlatılanların hepsi birer soru aslında
Suçlayıcı sualler aslında benim diye başlayan hikâyeler
Kimse hesabı ödeme yanlısı değil
Ve kimse itiraz etmiyor kesilmiş adisyonlara
Hemen ayrı faturalar çıkarılıyor eski defterlerden
Amaç, ne alacak cıksın... ne verecek
Hemen kalkıp terk etmek .
Bütün yaşananların artıklarını bırakıp pis bir tabağın kenarında
Cesaret eden yok yarım kalmış aşklarını
Paketletip götürmeye ..
Ya millet ne der sonra diye bir beyin kurdu alınır çıkışta
Ya da ben asla yapmam, bana ne denilen bir okla
Ruh bedenden fırlatılır duvardaki dart tahtasına
Her atış ve her kurt ikramdır yemekten sonra
İşte şimdi dur deme zamanı
Geri dönüp toplama zamanı aşktan kalan kirli parçalarla
Tabakta ne kaldıysa
Hatta bir peçeteyle cebine masadaki kırıntıları dökme zamanı
Tutma zamanı seni üzen ve haksız olan sevgilinin ellerini
Kendine çekip sıkıca sarılma zamanı bırakmamacasına
Sonra hiçbir şey yokmuş gibi onu karşılama zamanı
Anlatırsa susarak
Ağlarsa silerek gözyaşlarını
Düşerse aynı noktaya kendini de bırakıp
Sonra kaldırıp birbirinize destek olarak
Bekleme zamanı
Hakkınız olan sevdayı
Başka kollara itmeden
Ve infaz edip yargılamadan
Aşkın bütün zaferlerinde yenilgilerini gülerek karşılama zamanı
Hangi gün çabalarının boşa gittiğini görür ve kahrolursan
Geri çekilmek yerine adım at emek katmadan ileriye doğru
Bozulduğunun farkına varmazsa tahterevallideki dengenin
İşte o zaman gizli gözyaşlarını serbest bırak, özgür kalsınlar
Yavaş, yavaş tınısı kulaklarında vururken yanaklarına
Sus ve dinle
Aşkın bittiği zaman şimdi
Ölümün tadını çıkart.....
ALINTI
9 ŞUBAT
02-04-2009, 10:55 AM
Sevgilim.. Sevdiğim ve Ömrümce seveceğim..
Zor değil .........
Pişmansan,üzülüyorsan
Bir çiçeğe bakar
Alda gel..
Bir gülüşün tebessümün varya
O duruşunla koşta gel
Hayallarin umutların varsa
Hepsini alda gel..
Gözlerinde yaş kalbinde sızı
Ve beni biraz özlediysen
Kollarını açta gel...
Yollar uzak gelemem diyorsan
Uçta gel....
Seni orda bağlayan şeyler varsa
Bağlarını koparda gel ...
Beni sadece kalbin istiyorsa
Başka birşey istemem
Sadece kalbini alda gel...
Bir kalbim var
Buda bize yeter diyorsan
HAYDİ DURMA KOŞTA GEL
Zor olan iki kelimeyse
İster söyle ister söyleme
Ama zor değil hiç zor değil
SADECE KALBİNE SORDA GEL
ALINTI ....
bloody tears
02-04-2009, 11:23 AM
Kim ısıtır, kim sever beni daha ?
Sıcak eller uzatın bana !
Yürek mangalları uzatın bana !
Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına,
can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan,
sarsılmışım, ah ! Bilinmeyen ateşlerle yana yana,
sen peşimdesin, ey Düşünce !
Adlandırılamaz ! Açıklanamaz ! İğrenç !
Sen, ey bulutların ardındaki avcı !
Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle,
sen alaycı göz, dikmişin gözünü bana karanlıklardan !
Yatıyorum öyle,
kıvrılarak, çırpınarak, işkencesiyle
bütün sonsuz ezaların,
vurdun beni
sen ey zalim avcı,
sen ey tanınmaz - T a n r ı ...
Vur, daha derine vur !
Bir kez daha, haydi vur !
Kopar, parçala bu yüreği !
Niye bu işkence
körelmiş oklarla ?
Neye göz koydun böyle,
usanmadın mı bu insan işkencesinden,
acı vermekten haz duyan Tanrı şimşeği gözlerle ?
Öldürmek değil istediğin,
yalnızca eziyet, eziyet etmek mi ?
Bana - niye eziyet ediyorsun,
sen, ey acı vermekten haz duyan tanınmaz Tanrı ?
Ha ha !
Usul usul sokuluyorsun
böylesi gece yarısında ?...
Ne istiyorsun ?
Konuş !
Üstüme geliyorsun, sıkıştırıyorsun beni,
Ha ! Çok yaklaştın yanıma !
Soluğumu duyuyorsun,
yüreğimi dinliyorsun,
kıskanç seni !
- neden kıskanıyorsun beni ?
Git ! Defol !
O merdiven de niye ?
İçeri mi girmek istiyorsun,
yüreğime tırmanmak,
en mahrem
düşüncelerime tırmanmak ?
Utanmaz ! Tanınmaz ! Hırsız !
Ne çalmak istiyorsun ?
Ne gözetlemek istiyorsun ?
Ne işkencesi etmek istiyorsun ?
Sen ey işkenceci !
sen - Cellat - Tanrı !
Yoksa köpek gibi,
taklalar mı ataydım karşında ?
teslim mi olaydım, kendimden geçerek
sevginle - sırnaşarak ?
Boşuna !
Sürdür batırmanı !
Zalim diken !
köpek değilim - avınım yalnızca senin,
zalim avcı !
en gururlu esirinim,
en ey bulutların ardındaki haydut...
Konuş artık !
Ey şimşeklerin ardına gizlenen ! Tanınmaz ! konuş !
Ne istiyorsun, ey Eşkiya ... b e n d e n ?
Nasıl ?
Fidye mi ?
Ne istiyorsun fidye diye ?
Çok iste - böylesi yaraşır gururuma !
ve az konuş - böylesi yaraşır öteki gururuma !
Ha ha !
Beni - istiyorsun ha ? beni ?
herşeyimle beni ? ...
Ha ha !
Ve işkence ediyorsun bana, delisin ya işte,
gururumu kırıyorsun işkencenle ?
S e v g i ver bana - kim ısıtır ki beni daha ?
kim sever ki beni daha ?
sıcak eller uzat bana,
yürek mangalları uzat bana,
bana, yalnızların en yalnızına,
buzunu ver ah ! yedi kat donmuş buz,
düşmanları bile
düşmanları özlemeyi öğreten,
ver, evet, teslim et,
ey zalim düşman
bana - k e n d i n i !
Kaçıyor !
Bu kez o kaçıyor,
tek yoldaşım,
en büyük düşmanım, tanınmazım benim,
Cellat-Tanrım benim !... Hayır !
gel geri !
bütün işkencelerinle birlikte geri gel !
Bütün gözyaşlarım
sana akıyor,
yüreğimin son alevi
seni aydınlatıyor.
Gel, geri gel,
tanınmaz Tanrım ! A c ı m benim !
bloody tears
04-04-2009, 02:07 PM
Öyle bir hayat yaşıyorumki
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazılar seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedimki 'söz ver kendine'
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymişki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım...
Nietzsche
ville
08-04-2009, 06:19 PM
nefes alamadığın için
ağladığın oldu mu hiç
ellerin soğuktan çatladığı için
kendin değil de
ellerin için üzüldüğün hani..
öylesine biri öylesine bi anda yazdı..
ekolıstnghn
08-04-2009, 06:31 PM
DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
CAHİT SITKI TARANCI
KOPUYORUM BU ŞİİRDE ÇOK ANLAM YÜKLÜ YA..
amelia
12-04-2009, 09:14 AM
Biri geldi, hoca senai öldü dedi.
Yabana atılır bir er değildi ki, omuz silkelim.
Saman çöpü değildi ki uçtu diyelim.
Su değildi ki, soğuktan dondu diyelim.
Tarak değildi ki, bir saç teli kırdı onu diyelim.
Buğday tanesi değildi ki, toprakla kayboldu diyelim.
O şu toprak yurtta bir altın gömüsüydü.
Bir arpaya sayardı iki cihanı.
Aldı topraktan yaratılan bedeni bir gün,
fırlattı toprağa attı.
Aldı götürdü akıl dene şeyi.
Yanlış laf mı ediyoruz ne?
Kimsenin bilmediği bir can daha vardı,
bağışladı gitti o canı sevgiliye.
Saf şarap tortu koyvermişti.
Safı tortunun üstüne çıkmıştı,
arınmıştı tortudan.
Günlerden bir gün, azizim,
yolda birbirlerine rastlamışlar,
birlikte yolculuk etmişlerdi,
bir kürt, bir maraga'lı, bir rey'li,
bir de rum ülkesinden biri.
Biri olur muydu atlas kumaşla kara çul?
Elbet yollar ayrıldı bir gün.
her biri kendi yurduna gitti.
Mevlana Celaleddin Rumi
Nefertiti
20-04-2009, 03:15 PM
YALANCI BAHAR
Yalancı bahar Kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize... Kaçına'Nihayet'
hasretle kucak açtık ve kaçında yanıldık...
Kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz söndü. Yine de uslanmadık.
Yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara...
Yine yanıldık.
Peşinden bastıran tipiyle ayıldık.
Ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir tomurcuk gibi susamıştık ilkyaza...
Kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp,
ormanda yayılan kekik kokularıyla sarhoş olmayalı...
Tahmin ediyorduk, üzerimize katran rengi bir
kafes gibi çöken bulutların ardında güneşin gülümsediğini...
Daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumuzun
pencerelerini...
Bahar öyle kolay gelmezdi aslında; biliyorduk; yanlış
baharlarda az mı ayaz yemiştik.
Kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden...
Bahar, ilan ı aşk mevsimiydi, astık aşklarımızı ilan
panolarına, sevdalar yasakken daha...
Bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konuşurken hâlâ...
Söyledik, ancak yazın söylenecekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken...
cemreler düşmemişken ilkyazın koynuna...
Yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da...
Güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların...
İyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk 'İşte bahar' derken, ardından gelecek ayazı...
Yalan bu çıkma demişti temkinliler, tedbirliler, 'çıkarken üstüne kalın bir şey al'anlar,
'başına bir iş gelmesin'den ürkenler...
Ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu.
Aşk, ilan panosuna asılmayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi...
'Erken mi geç mi' hesabına gelmezdi ikisi de... Peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli,
müjdelenmeliydiler.
Güneşi görür görmez seranada ve barış türkülerine başladık. Vakti gelmeden açıldık,
geç kalmadan davranma telaşında...
Erkenmiş.
Kursağımızda kaldı bahar sevinçleri...
Erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük.
Yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza...
Ama itirafçı olsak da pişman olmadık.
Az da olsa ısındık hiç olmazsa... Vakitsiz de olsa söyledik, söylenmesi gerekeni...
Bahar yalan mıymış gerçek mi dinlemedik. Güneşin ilk dokunuşuyla haber verelim dedik,
ardından gelecek müjdeyi...
Aşk için erkendi belki, barış henüz uzak...
ama ikisi de gelecekti nasılsa sonunda...
Hep bildik ki, habercisidir yalancı bahar, sahicisinin...
Bazen vaat, hediyeden de kıymetlidir.
Kesilmeyi göze alıp erken ötmek yeğdir çoğu zaman, susup doğru zamanı kollamaktan...
Sonunda olan yalana kananlara olur, onlar müjdeledikleri şeyi göremeden giderler.
Lakin çoğu buna gönüllüdür.
Güneşe en erken onlar dokunmuşlardır, elbet en erken yanan onlar olacaktır.
Belki 'İkinci Bahar'ı yaşayanlar bilir kıymetlerini...
Can Dündar
Nefertiti
26-05-2009, 11:42 PM
NE YEMİNLER BOZDUM..
İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ve çoğu zaman
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda
Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...
Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...
Ne yeminler bozdum,
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum,
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum,
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül.........
Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...
Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...
ALINTI
Nefertiti
03-06-2009, 12:43 AM
Ayrılık Hediyesi
Şimdi saat sensizliğin ertesi..
Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın.
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu...
Bir ben kaldım tenhasında gecenin,
Avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar,
Utangaç boynunun kolyesi olsun...
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni,
Ekmek çalmadan doyurabilmek,
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum...
Bu son olsun be... bu son olsun!
Buda benim sana
Ayrılırken mazeretim olsun!
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp,
Dudaklarıma kanamayı öğrettim..
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun..
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..
Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni!
Beyninin içindekileri anlayabilmek!
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi...
Lanet olsun!...
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!..
Bu da benim sana
Ayrılırken şikayetim olsun!...
Yusuf Hayaloğlu
dipsizkuyu
08-06-2009, 01:06 AM
yabancının tenhalığı
hep çağırıyorsunuz
baksana bir
gelsen ya
gitmedin mi
gül hele
üzülmedin mi
sevmedin mi
konuş biraz
sus biraz
hep istiyorsunuz
bakıyorum
gülüyorum hepinize
emir telakki etmiş gibi
yapıyorum her şeyinizi
gülüyor muyum
öyle sanın
kanıyorum kanıyorum
siz oynayın oyununuzu
dünyam tam içimde
sokmadım hiç birinizi
bilmezsiniz ki
bilseniz de anlamazsınız ki
yabancıyım size
yabancısınız içime
dünyam var tam içimde
oynayın siz halay gibi
bazen
üç ileri, bir geri
bazen
yaslanın, çömelin, kalkın
oynayın siz oyunununuzu
dünyam
benim olan
size yabancı dünyam
tam içimde
tenhalığımda
tenhalığım
hiç tanımadı sizleri
yalancı sizleri
oyuncu sizleri
hiç tanımadı
aradı aradı
tenhalığını
tenhalıklardaki tenhaları
tenhalığım
bak ne güzel buraları
kimler var
sadece tenhadakiler
yaşam daralttıkça
alanımızı
kaçalım tenhalara
oyunculara inat
saralım tenhaları
dipsizkuyu...
sevgiduvarı
22-06-2009, 11:46 PM
Sevgi Duvarı
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa..
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi... CAN YÜCEL
goodnews
02-07-2009, 02:13 AM
DÜŞÜNGÜ
Hepsinin gelmesini bekleme;
Bir kişi gelmeyecek.
Sen alışmayasın diye,
Korkmayasın diye,
Düşünesin diye...
Kendine yetmen için..
Herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
Sen kaçmayasın diye.
Gelenler gitmeyecekmiş gibi..
Doğumlarda ölümlerde
Duyasın diye.
Bildiğini bildirmek için
Bilmeme'yi öğrenmelisin.
Tam kalasın diye.
Hepsinin gelmesini bekleme,
Sen var olasın diye.
Bir kişi gelmeyecek,
Sen, bir olasın diye.
Özdemir Asaf
NAR_K
29-10-2009, 05:58 AM
Cevapsız Sorular
Birden ay ışığını kesti
Bir de sen çok değiştin
Yaşananlar hiç yaşanmamış gibi
Söylenenler hiç söylenmemiş gibi
Bir gece karşıma geçtin
Başka biri var, biri var dedin
İnanamadım bittiğine
İnanamadım gittiğine
Ne sen baktın ardına ne ben,
Hep ayrı yollarda yürüdük
Sustu bu gece karardı yine ay
Kaldı geriye cevapsız sorular
"Uyandığında onu ilk kim görecek?"
"Bıraktığım düşü kim büyütecek?"
Her sabah kaybolup giden bir rüya gibi oldun artık
Geceleri beni bekleyen gündüzlerimi zehir eden
Ne sen baktın ardına ne ben,
Hep ayrı yollarda yürüdük
Sustu bu gece karardı yine ay
Kaldı geriye cevapsız sorular
"Uyandığında onu ilk kim görecek?"
"Bıraktığım düşü kim büyütecek?"
-Bir Manga parcasi..
Söz: Ferman Akgül Haluk Kurosman
Müzik: Ferman Akgül Yagmur Sarıgül
NAR_K
29-10-2009, 06:28 AM
Hayat Bu İşte
Bazen "ben de terk edip gidebilsem keşke" diyorum
İçimde bir İstanbul var ondan vazgeçemiyorum.
Belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
Yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum içimden
Hayat bu işte;
Kanatlanıp gitmek dururken
Dört duvar içinde haps olursun
Yaşamak için bir neden ararken
Ölmek için bulursun
Söyle; taşı toprağı altın olmuş kaç yazar
Delik testi umutlarım, akar altından azar azar.
Söyle, neye yarar yaşamak altın bir kafeste
Bir yanım seni beklerken, diğeri bekler ölümü ağır ağır
Hayat bu işte;
Kanatlanıp gitmek dururken
Dört duvar içinde haps olursun
Yaşamak için bir neden ararken
Ölmek için bulursun
-MANGA
NAR_K
29-10-2009, 06:29 AM
Alışırım Gözlerimi Kapamaya
Tertemizdi sanki dünya
Gözlerimi açtığım anda
Hiç düşünmeden inandım
Masal tadında yarınlara
Yalanlar ortasında kaldı tüm çocukluk anılarım
Çizgi romanların dışında bir kahraman bulamadım
Toz pembe olmasaydı keşke tüm rüyalarım
Hep sorular sordum ama cevaplarını alamadım
Hep yalan söylenmiş hep yalan
Kavuşamadı hiç ayrılanlar
Masallar gerçek olmadı
Aşık oldum sokaklarda kimseler konuşmadı
Ama şehir hiç susmadı
Hep ağladı hep ağladı
Son bir umut verse biri
Ve güzel olacak bi gün herşey dese
Ben inanırım belki de bu yalana
Ben de alışırım gözlerimi kapamaya
Yol görünse uzaklarda
Işıklar altında son bulan
Melekler alsa beni götürse
Karanlığa teslim olmadan
İşkence gördü asfatlar
Çatlaklarına kan doldu
Yıkıntılar arasında kaç çocuğun
Hayalleri kayboldu
İnsan neden kendini unuttu
Kendinden oldu
Hangi yolda kaç kişi
Bir hiç uğruna canından oldu
Hep yalan söylenmiş hep yalan
Ayrılanlar hiç kavuşmadı
Dinlediğim masallar gerçek olmadı
Kimse sandığım kadar masum kalmadı
Savaş durmadı ölüm azalmadı
Son bir umut verse biri
Ve güzel olacak bi gün herşey dese
Ben inanırım belki de bu yalana
Ben de alışırım gözlerimi kapamaya
-MANGA
melian
29-10-2009, 10:04 PM
ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN
1
Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.
2
Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!
3
Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!
4
Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.
5
Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.
Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su.
6
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.
7
Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
8
Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.
9
Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.
10
Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.
Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!
OKTAY RIFAT HOROZCU
dipsizkuyu
02-11-2010, 12:36 AM
Gece küllenmeye başlamıştı,
Pusluydu fakat derin değil.
Gökyüzü kızıla dönmemişti,
Bir kıvılcım la yürek ateşinin.
Ağaç gövdesinin bir koza yaprağı iken,
Damarlarında döllenmeye başlamıştı;
Küçük bir kurtçuğun.
Çağırdı bir rüzgâr ıslıklayarak
Şehvetin doruklarında,
Bir çığlıkla
Ve ihanetin kollarına teslim ettim bedenimi
dipsizkuyu
dipsizkuyu
04-11-2010, 10:13 PM
YALNIZ'IN DURUMLARI
Sen her şeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.
Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.
Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.
Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.
Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.
Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar...
Biri bulsa diye.
Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.
Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.
Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır
Gözlerinden.
Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.
Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.
Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.
Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde
Okuduğundan bakmaz kendi gözlerine bile.
Her susadığında o, kendi çölündedir.
Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.
Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.
Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının..
Her duruşması ertelenir kavgasının.
Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden,
ne de ilkin.
Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
Kimse, (burada) diyemez.. Ama yok da..
Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.
Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.
Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
O, kendi kendisinin sanığıdır.
Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları,
olmayacakları.
Her leke kendisiyle çıkar.
YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.
Özdemir Asaf
dipsizkuyu
21-12-2010, 01:38 AM
Yalnızlık ‘’ağır’’ bir yüktür…
Soğuktur…
Suratsızdır…
Kendine aşıktır…
Bencildir…
Sen o’na sarılırsın,
‘’O’’ seni küçümser…
Haksız da değildir esasında…
Bilir ki, çaresizsindir…
Yorgunsundur…
Ve o’na muhtaçsındır…
-Ama…
-Şşşş susssssssss!
-Konuşmanın ne yeri ne de zamanı kalbim… Sadece dinle… Dinle ki, anla… Anla ki, ağlama!
Koşulsuzdur ‘’yalnızlık’’…
Sen istesen de istemesen de ‘’o’’ hep vardır,
Ve gitmeyen/yitmeyen tek duygudur…
Lakin, bu oyunda ne sen ne de o suçlu makamındadır…
Madem suskun ruhundan arta kalan kırık dökük sesler yalnızlığa düşmüştür,
Alıp götürdüklerini ‘’hiç’’ saymak, yapabileceğin en onurlu davranıştır…
-Al senin olsun varlığım…
-İncitme, kırma…
-Ve hep yanımda kal… Sende gitme… Ne olur…
Zafer ‘’her zaman’’ o’nundur…
Dedim ya;
‘’Sen istesen de, istemesen de…’’
Yalnızlığın kalıcı tek yanındır…
- Saat gece yarısını çoktan geçti… Sessizlik çöktü içime ansızın…
- Güldüm… Düşündüm…
- İyi ki ‘’o’’ var…
Sessiz…
Yorgun…
Uzun bir gecenin çığlığına ‘’merhaba’’…
‘’Hoşça kal’’ demek için öyle sus-pus ki gece,
L a l k e s i l d i m !
Powered by vBulletin® Version 4.2.5 Copyright © 2026 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.