masiyas
31-05-2011, 12:57 PM
Gençlik Psikolojisi Ve Gençler
“Gençlik, insanın başına hayatta bir kere gelir”. ( Longfellow )
Çocukluk dönemini erişkinlikten ayıran gençlik çağı, yaşanan yoğun ve karmaşık duygularla bir çok şeyin yeniden gözden geçirildiği bir dönemdir. Cinsel olgunlaşma ile fizyolojik ve bedendeki biçimsel değişimle de bağlantılı olarak duyguların,düşüncelerin ve davranışların da değişmeye başladığı bir dönemdir.
Gençlik çağı,birkaç alt döneme ayrılabilmektedir. Hızlı büyüme ile birlikte bedensel, cinsel, duygusal ve sosyal yaşamda gözlenen gelişme, farklılaşma ve değişimle bağlantılı olarak olumsuz davranış ve tepkilerin yoğun gözlendiği 12-15/16 yaş arası “ilk ergenlik ve ön ergenlik” dönemi olarak ifade edilebilir. Çekingenliğin, kendine güvensizliğin, yalnızlığı tercih etmenin iç içe sıklıkla yaşandığı 15-17/18 yaş arası “orta ergenlik” dönemidir. Kendine güvenin,bağımsız olma çabasının, gösterişin ağır bastığı ve değer çatışmalarının, kimlik arayışına yönelik tutarsızlıkların, duygusal iniş-çıkışların, ani duygu değişmelerinin ağır bastığı 17-21 yaşları arası “son ergenlik”, yani “delikanlılık” dönemidir.Hayat felsefesinin şekillendiği, meslek ve iş seçiminin netleştiği, evlilik ve gelecekteki yetişkinlik yaşamı için hayat planlarının yapıldığı; sosyal statü ve kariyer elde etmenin ön planda olduğu 21- 25 yaşları arası ise “uzamış gençlik dönemi” olarak ifade edilebilmektedir.
Genel olarak “gençlik dönemi” geniş bir yaşam dönemini kapsamaktadır. Ancak, günümüzde farklı nedenlerle ergenliğe giriş yaşı bazı kızlarda 9 yaşına, bazı erkeklerde ise 10 yaşına kadar düşmüş durumdadır. Bu durum, üzerinde bilimsel ve ahlaki açıdan ciddi bir şekilde araştırılıp, tartışılması gereken önemli bir insanlık sorunudur. Bu gerçeğe rağmen ergenlik yaşının başlangıç ve sonu her kız ve her erkek çocuğuna göre değişebilmektedir. Ancak, kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl önce girmektedirler.
Duygusal olarak bağlanmanın, özdeşleşmenin ön planda olduğu; tutarsızlıkların ya da acı çekme, neşe, öfke, kaçış, saldırganlık gibi duyguların yoğun biçimde yaşandığı zor bir dönem olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde kız ve erkeklerde boy uzaması görülen en temel değişimlerden biridir. Kızların kilo aldıklarından sıklıkla yakındıkları görülmektedir. Kendilerindeki değişimlerin farkında olan ergenler, bu değişimi daha iyi anlayabilmek için, bir çok konuda daha fazla şey bilmeye ihtiyaç duymaktadırlar.Uzmanlar kilo ve sivilce sorunundan şikayet eden gençlere öncelikle spor yapmalarını önermektedirler. Dengeli ve sağlıklı beslenme ile spor, kilo ve ergenlik sivilceleri konusunda sorun yaşayan gencin gelişimini oldukça olumlu yönde etkilemektedir.Bu amaçla gençlerin doğru bir şekilde bilgilendirilmeleri ve yönlendirilmesi gerekmektedir. Ancak, gençlere verilen veya çevreden öğrendikleri bilgilerin eksik ve yanlış bilgiler olmamasına dikkat etmek gerekir. Gençler kendi aralarında kulaktan dolma yanlış bilgileri tartışarak birbirlerini de yanlış bilgilendirebilmektedirler.
Öncelikle gençlere ihtiyaçları olan bilgiler aile içinde verilmeli, bunun gerçekleşebilmesi için de, anne-babaların gençlik dönemi hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olmaları gerektirmektedir. Zaten genç kız ya da oğlunu doğru şekilde ve geniş bir anlayış içinde bilgilendirebilen bir ebeveyn, gencin gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.
Kendini bir sosyal gruba dahil etme isteğinin, “herkesten farklı olmak isteği” ile çakışması, ergenlik çağındaki gençleri tereddüde itmekte ve ilişkilerinde değişken bir yapıya sokabilmektedir. Günümüzde tüm uzmanlar, gençlik döneminde değişim içindeki gençlere, karşılaştıkları güçlükleri, kendilerine ve çevrelerine zarar vermeden aşabilmeleri için “anlayış” ve “geniş bir hoşgörü” içinde yaklaşmanın en doğru yöntem olduğu konusunda fikir birliği içindedirler.
Geçmişte ve günümüzde bazı toplumlar kız ve erkeklerin ergenliğe girişlerini özel törenlerle kutlamışlar ve de kutlamaktadırlar. Bu geçiş törenleri ile amaç, bedensel değişiklikleri veya cinsel olgunluğa girişi kutsamaktan öte; gerçekleşen bedensel, duygusal,sosyal ve cinsel değişikliklerin aile ve toplum tarafından bilindiğini, önemsendiğini ve kabul gördüğünü ifade etmek; ahlaki yükümlülükleri ve sosyal sorumluluklarının başladığını da hatırlatmaktadır.
Gençlik döneminde “duygular yoğundur” ve sürekli dalgalanma gösterir, yani iniş-çıkışlıdır. Biraz önce ağlamakta olan bir genç, hemen akabinde kahkahalara boğulabilir. Genç sevinç ile üzüntü, sevgi ile nefret arasında gidip gelir. Ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişki bu döneme özgü olan bir bocalamanın ve tereddüdün belirtisidir. Genç bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çabalarken, öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilmektedir. İç dünyası ile dış dünya arasında dengeler kurmaya çalışır. Genç kendine özgü ve kendine göre yaşamak istemekte, bağımsızlığını kazanmaya ve birilerine bağımlı olmadan yaşamaya çabalamaktadır. Ancak, gerçekte halen birilerine muhtaç ve bağımlıdır. Okul harçlığını babası vermekte, ihtiyaçlarını ailesi karşılamakta, katılmayı düşündüğü bir aktivite için ebeveynlerinin onayına ihtiyaç duymaktadır..
Aslında onun, yani gencin aradığı yeni bir “kimlik”tir. Bir taraftan artık büyüdüğünü düşünmekte ve öyle yaşamak istemekte; öte yandan ise bir çok konuda halen büyüklerinin yardım ve desteğine ihtiyaç duymaktadır. Ben kimim ? , neyim ?, nasıl bir insan olmalıyım ?, ne şekilde yaşamalıyım? , kim, benim için ne ifade etmektedir ? gibi sorularına cevaplar aramaktadır. Anne-babası ve diğer büyüklerinden değişik ve farklı, yani “özgün bir insan”, olduğunun da bilincine varmaya başlamıştır. Önce kendisine, sonra çevresine eleştirici ve yargılayıcı bir şekilde bakmaktadır.Yıllarca bilge gördüğü, en güçlü bulduğu, yanılmaz ve kusursuz tanıdığı ana -babasını yeni bir değerlendirmeden geçirir ve sorgular. Onlarda o güne dek hiç görmediği yetersizlikler gözlemler, eksikler, beğenmediği yanlar bulur. Nasihatleri, öğütleri saçma,;koydukları kuralları katı ve acımasız bulabilir.
Genel olarak yetişkinlerin koydukları yasaklar ve sınırlar saçma ve anlamsızdır. Ne yaşamasını, ne yiyip-içmesini, ne giyinmesini, ,ne de eğlenmesini bilirler. Onlar aslında yaşamdan ve yaşamaktan ne anlarlar ki?..Bir taraftan kafasında bunlar yer ederken, diğer taraftan kendisi için yapılanlara ve ailesinin yaptıklarına takılarak “derin bir suçluluk” ve “pişmanlık” yaşamaktadır. Aslında, tek kelimeyle genç, kendisini ispatlama, “kendisi olma” gayreti ve çabası içindedir. Çelişkilerden kurtulup, bağımsız olduğunda kendi kimliğini bulacaktır. Gerçekte ise ne yeterli hayat deneyimi vardır, ne de yeterli bilgi ve diğer güç kaynaklarına sahiptir.Buna rağmen denemekten kaçınmaz ve adeta yaşayarak deneyimsiz olduğunu yaşar.Böylesine karmaşık bir süreç içinde hayal kırıklıkları, kırgınlıklar, incinmeler, incitmeler, hatta bazen travma etkisi oluşturacak kadar olumsuzluklar yaşayabilir. Bütün bunları yaşarken ve bazı olumsuzlukları ailesine ve çevresine de yaşatırken; “kendi yürümek istediği yolun ve yaşamak istediği hayatın arayışı içindedir”. Uyarılara, hele hele verilen farklı kaynaklı öğütlere genellikle kulaklarını tıkamıştır.Adeta, “siz ne derseniz deyin, ben bildiğimi yaparım” anlayışı içindedir. Ancak, bütün bunlar en uç noktada yaşanması muhtemel durumlardır.
Gerçekte önünde doğru modellerim olduğu, eleştirilmeden ve yargılanmadan, olduğu haliyle kabul gören ve benimsenen; duygu ve düşünceleri anlaşılarak yetişmiş olan; tepkileri, çelişkileri, tereddütleri, çabaları, bedensel, cinsel ve duygusal değişimi ve gelişimi geniş bir hoşgörü ve anlayışla değerlendirilen; toplumsal ve ahlaki değerlerin “yaşam içinde ve yaşanarak yerleştirildiği”, aile ve çevre ortamlarında olumlu ve sağlıklı iletişim çerçevesinde deneyim kazanmış olan genç için bir geçiş dönemi olan gençlik çağı; uyum, başarı ve mutlulukla sonuçlanacaktır. Böyle sonuçlansa da, “gençlik zor bir dönem, genç olmak ise zor bir iş”tir.
Zor olan ve her yetişkinin de bir zamanlar yaşamış oldukları gençlik dönemi ve gençliğe ilişkin olarak, ayrıca şunları ifade etmekte yarar vardır: Bir defa gençlik, o güne kadar insanın biriktirdiği ne varsa hepsini ortaya koyup düşünme ve onlara bir biçim verme zamanıdır. Genç artık her şeyi kendi penceresinden sorgular ve yargılar. Sahip olduğu gücü fark etmesi, “hayır” diyebilmesi, yetişkinleri şaşırtmakta ve çatışmaya neden olabilmektedir. Sabırla, sevgi, ilgi ve anlayışı devam ettirmek ve hem anne-babanın hem de gencin yeni baştan birbirlerini tanıma çabası içinde olmaları, gerekliliğin ötesinde gerçek bir erdemliliktir. Zorluğuna rağmen gençlik dönemi, birçok hoş olanı da içinde barındırmaktadır. Duygular en yoğun şekilde bu dönemde yaşanır. En yakın ve kalıcı arkadaşlıklar bu dönemde kurulur. Değişime, dürüstlüğe, doğruya, doğrunun yanında olmak gerektiğine, iyiye, güzele, geleceğe daha çok inanılır. Gencin içi umut doludur. Genç sevgisinde de, öfkesin de coşkulu ve tam bir delikanlıdır. Derin hayalleri vardır, birçok defa hayal kırıklıkları yaşasa da.Çok büyük beklentileri vardır, birçoğu gerçekleşmese de. Bunlardan dolayı hayata küsebilir, içine kapanabilir, yalnızlığı tercih edebilir. Ancak, bütün bunlar ani bir şekilde bir anda yaşama coşkusuna, hayata bağlılığa dönüşüverir. Aile ve çevresinin beklentilerinden bunaldığı olur, beklentileri karşılayamamanın ezikliğini hisseder; kendisini değersiz, işe yaramaz, beş para etmez birisi olarak değerlendirebilir.Daha çok kendisini eleştirir, başarılarını unutur,hata yapmanın insana özgü bir gerçeklik olduğunu düşünemez.Sonuçlarını büyüklerinin kabullenemeyecekleri, bazı yanlış kararları da verebilir ancak, kendisi için asıl zor olan, yaptığının hatalı ve yanlış olduğunu kabullenememesidir..
Uzm. Psk/Dan. Hüseyin ŞAHİN
>>>devamı var.
“Gençlik, insanın başına hayatta bir kere gelir”. ( Longfellow )
Çocukluk dönemini erişkinlikten ayıran gençlik çağı, yaşanan yoğun ve karmaşık duygularla bir çok şeyin yeniden gözden geçirildiği bir dönemdir. Cinsel olgunlaşma ile fizyolojik ve bedendeki biçimsel değişimle de bağlantılı olarak duyguların,düşüncelerin ve davranışların da değişmeye başladığı bir dönemdir.
Gençlik çağı,birkaç alt döneme ayrılabilmektedir. Hızlı büyüme ile birlikte bedensel, cinsel, duygusal ve sosyal yaşamda gözlenen gelişme, farklılaşma ve değişimle bağlantılı olarak olumsuz davranış ve tepkilerin yoğun gözlendiği 12-15/16 yaş arası “ilk ergenlik ve ön ergenlik” dönemi olarak ifade edilebilir. Çekingenliğin, kendine güvensizliğin, yalnızlığı tercih etmenin iç içe sıklıkla yaşandığı 15-17/18 yaş arası “orta ergenlik” dönemidir. Kendine güvenin,bağımsız olma çabasının, gösterişin ağır bastığı ve değer çatışmalarının, kimlik arayışına yönelik tutarsızlıkların, duygusal iniş-çıkışların, ani duygu değişmelerinin ağır bastığı 17-21 yaşları arası “son ergenlik”, yani “delikanlılık” dönemidir.Hayat felsefesinin şekillendiği, meslek ve iş seçiminin netleştiği, evlilik ve gelecekteki yetişkinlik yaşamı için hayat planlarının yapıldığı; sosyal statü ve kariyer elde etmenin ön planda olduğu 21- 25 yaşları arası ise “uzamış gençlik dönemi” olarak ifade edilebilmektedir.
Genel olarak “gençlik dönemi” geniş bir yaşam dönemini kapsamaktadır. Ancak, günümüzde farklı nedenlerle ergenliğe giriş yaşı bazı kızlarda 9 yaşına, bazı erkeklerde ise 10 yaşına kadar düşmüş durumdadır. Bu durum, üzerinde bilimsel ve ahlaki açıdan ciddi bir şekilde araştırılıp, tartışılması gereken önemli bir insanlık sorunudur. Bu gerçeğe rağmen ergenlik yaşının başlangıç ve sonu her kız ve her erkek çocuğuna göre değişebilmektedir. Ancak, kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl önce girmektedirler.
Duygusal olarak bağlanmanın, özdeşleşmenin ön planda olduğu; tutarsızlıkların ya da acı çekme, neşe, öfke, kaçış, saldırganlık gibi duyguların yoğun biçimde yaşandığı zor bir dönem olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde kız ve erkeklerde boy uzaması görülen en temel değişimlerden biridir. Kızların kilo aldıklarından sıklıkla yakındıkları görülmektedir. Kendilerindeki değişimlerin farkında olan ergenler, bu değişimi daha iyi anlayabilmek için, bir çok konuda daha fazla şey bilmeye ihtiyaç duymaktadırlar.Uzmanlar kilo ve sivilce sorunundan şikayet eden gençlere öncelikle spor yapmalarını önermektedirler. Dengeli ve sağlıklı beslenme ile spor, kilo ve ergenlik sivilceleri konusunda sorun yaşayan gencin gelişimini oldukça olumlu yönde etkilemektedir.Bu amaçla gençlerin doğru bir şekilde bilgilendirilmeleri ve yönlendirilmesi gerekmektedir. Ancak, gençlere verilen veya çevreden öğrendikleri bilgilerin eksik ve yanlış bilgiler olmamasına dikkat etmek gerekir. Gençler kendi aralarında kulaktan dolma yanlış bilgileri tartışarak birbirlerini de yanlış bilgilendirebilmektedirler.
Öncelikle gençlere ihtiyaçları olan bilgiler aile içinde verilmeli, bunun gerçekleşebilmesi için de, anne-babaların gençlik dönemi hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olmaları gerektirmektedir. Zaten genç kız ya da oğlunu doğru şekilde ve geniş bir anlayış içinde bilgilendirebilen bir ebeveyn, gencin gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.
Kendini bir sosyal gruba dahil etme isteğinin, “herkesten farklı olmak isteği” ile çakışması, ergenlik çağındaki gençleri tereddüde itmekte ve ilişkilerinde değişken bir yapıya sokabilmektedir. Günümüzde tüm uzmanlar, gençlik döneminde değişim içindeki gençlere, karşılaştıkları güçlükleri, kendilerine ve çevrelerine zarar vermeden aşabilmeleri için “anlayış” ve “geniş bir hoşgörü” içinde yaklaşmanın en doğru yöntem olduğu konusunda fikir birliği içindedirler.
Geçmişte ve günümüzde bazı toplumlar kız ve erkeklerin ergenliğe girişlerini özel törenlerle kutlamışlar ve de kutlamaktadırlar. Bu geçiş törenleri ile amaç, bedensel değişiklikleri veya cinsel olgunluğa girişi kutsamaktan öte; gerçekleşen bedensel, duygusal,sosyal ve cinsel değişikliklerin aile ve toplum tarafından bilindiğini, önemsendiğini ve kabul gördüğünü ifade etmek; ahlaki yükümlülükleri ve sosyal sorumluluklarının başladığını da hatırlatmaktadır.
Gençlik döneminde “duygular yoğundur” ve sürekli dalgalanma gösterir, yani iniş-çıkışlıdır. Biraz önce ağlamakta olan bir genç, hemen akabinde kahkahalara boğulabilir. Genç sevinç ile üzüntü, sevgi ile nefret arasında gidip gelir. Ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişki bu döneme özgü olan bir bocalamanın ve tereddüdün belirtisidir. Genç bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çabalarken, öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilmektedir. İç dünyası ile dış dünya arasında dengeler kurmaya çalışır. Genç kendine özgü ve kendine göre yaşamak istemekte, bağımsızlığını kazanmaya ve birilerine bağımlı olmadan yaşamaya çabalamaktadır. Ancak, gerçekte halen birilerine muhtaç ve bağımlıdır. Okul harçlığını babası vermekte, ihtiyaçlarını ailesi karşılamakta, katılmayı düşündüğü bir aktivite için ebeveynlerinin onayına ihtiyaç duymaktadır..
Aslında onun, yani gencin aradığı yeni bir “kimlik”tir. Bir taraftan artık büyüdüğünü düşünmekte ve öyle yaşamak istemekte; öte yandan ise bir çok konuda halen büyüklerinin yardım ve desteğine ihtiyaç duymaktadır. Ben kimim ? , neyim ?, nasıl bir insan olmalıyım ?, ne şekilde yaşamalıyım? , kim, benim için ne ifade etmektedir ? gibi sorularına cevaplar aramaktadır. Anne-babası ve diğer büyüklerinden değişik ve farklı, yani “özgün bir insan”, olduğunun da bilincine varmaya başlamıştır. Önce kendisine, sonra çevresine eleştirici ve yargılayıcı bir şekilde bakmaktadır.Yıllarca bilge gördüğü, en güçlü bulduğu, yanılmaz ve kusursuz tanıdığı ana -babasını yeni bir değerlendirmeden geçirir ve sorgular. Onlarda o güne dek hiç görmediği yetersizlikler gözlemler, eksikler, beğenmediği yanlar bulur. Nasihatleri, öğütleri saçma,;koydukları kuralları katı ve acımasız bulabilir.
Genel olarak yetişkinlerin koydukları yasaklar ve sınırlar saçma ve anlamsızdır. Ne yaşamasını, ne yiyip-içmesini, ne giyinmesini, ,ne de eğlenmesini bilirler. Onlar aslında yaşamdan ve yaşamaktan ne anlarlar ki?..Bir taraftan kafasında bunlar yer ederken, diğer taraftan kendisi için yapılanlara ve ailesinin yaptıklarına takılarak “derin bir suçluluk” ve “pişmanlık” yaşamaktadır. Aslında, tek kelimeyle genç, kendisini ispatlama, “kendisi olma” gayreti ve çabası içindedir. Çelişkilerden kurtulup, bağımsız olduğunda kendi kimliğini bulacaktır. Gerçekte ise ne yeterli hayat deneyimi vardır, ne de yeterli bilgi ve diğer güç kaynaklarına sahiptir.Buna rağmen denemekten kaçınmaz ve adeta yaşayarak deneyimsiz olduğunu yaşar.Böylesine karmaşık bir süreç içinde hayal kırıklıkları, kırgınlıklar, incinmeler, incitmeler, hatta bazen travma etkisi oluşturacak kadar olumsuzluklar yaşayabilir. Bütün bunları yaşarken ve bazı olumsuzlukları ailesine ve çevresine de yaşatırken; “kendi yürümek istediği yolun ve yaşamak istediği hayatın arayışı içindedir”. Uyarılara, hele hele verilen farklı kaynaklı öğütlere genellikle kulaklarını tıkamıştır.Adeta, “siz ne derseniz deyin, ben bildiğimi yaparım” anlayışı içindedir. Ancak, bütün bunlar en uç noktada yaşanması muhtemel durumlardır.
Gerçekte önünde doğru modellerim olduğu, eleştirilmeden ve yargılanmadan, olduğu haliyle kabul gören ve benimsenen; duygu ve düşünceleri anlaşılarak yetişmiş olan; tepkileri, çelişkileri, tereddütleri, çabaları, bedensel, cinsel ve duygusal değişimi ve gelişimi geniş bir hoşgörü ve anlayışla değerlendirilen; toplumsal ve ahlaki değerlerin “yaşam içinde ve yaşanarak yerleştirildiği”, aile ve çevre ortamlarında olumlu ve sağlıklı iletişim çerçevesinde deneyim kazanmış olan genç için bir geçiş dönemi olan gençlik çağı; uyum, başarı ve mutlulukla sonuçlanacaktır. Böyle sonuçlansa da, “gençlik zor bir dönem, genç olmak ise zor bir iş”tir.
Zor olan ve her yetişkinin de bir zamanlar yaşamış oldukları gençlik dönemi ve gençliğe ilişkin olarak, ayrıca şunları ifade etmekte yarar vardır: Bir defa gençlik, o güne kadar insanın biriktirdiği ne varsa hepsini ortaya koyup düşünme ve onlara bir biçim verme zamanıdır. Genç artık her şeyi kendi penceresinden sorgular ve yargılar. Sahip olduğu gücü fark etmesi, “hayır” diyebilmesi, yetişkinleri şaşırtmakta ve çatışmaya neden olabilmektedir. Sabırla, sevgi, ilgi ve anlayışı devam ettirmek ve hem anne-babanın hem de gencin yeni baştan birbirlerini tanıma çabası içinde olmaları, gerekliliğin ötesinde gerçek bir erdemliliktir. Zorluğuna rağmen gençlik dönemi, birçok hoş olanı da içinde barındırmaktadır. Duygular en yoğun şekilde bu dönemde yaşanır. En yakın ve kalıcı arkadaşlıklar bu dönemde kurulur. Değişime, dürüstlüğe, doğruya, doğrunun yanında olmak gerektiğine, iyiye, güzele, geleceğe daha çok inanılır. Gencin içi umut doludur. Genç sevgisinde de, öfkesin de coşkulu ve tam bir delikanlıdır. Derin hayalleri vardır, birçok defa hayal kırıklıkları yaşasa da.Çok büyük beklentileri vardır, birçoğu gerçekleşmese de. Bunlardan dolayı hayata küsebilir, içine kapanabilir, yalnızlığı tercih edebilir. Ancak, bütün bunlar ani bir şekilde bir anda yaşama coşkusuna, hayata bağlılığa dönüşüverir. Aile ve çevresinin beklentilerinden bunaldığı olur, beklentileri karşılayamamanın ezikliğini hisseder; kendisini değersiz, işe yaramaz, beş para etmez birisi olarak değerlendirebilir.Daha çok kendisini eleştirir, başarılarını unutur,hata yapmanın insana özgü bir gerçeklik olduğunu düşünemez.Sonuçlarını büyüklerinin kabullenemeyecekleri, bazı yanlış kararları da verebilir ancak, kendisi için asıl zor olan, yaptığının hatalı ve yanlış olduğunu kabullenememesidir..
Uzm. Psk/Dan. Hüseyin ŞAHİN
>>>devamı var.