PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : yüz felci/Fasiyal palsi



yaraligonul
15-12-2007, 04:20 PM
Fasiyal palsi olarak adlandırılan yüz felci, yüz kaslarını etkileyen ve ani gelişen bir yüz zaafıdır. Beyinden gelen yüz hareketleri yapma emrinin 7. sinir (yüz siniri) tarafından kaslara iletilmesinde oluşan engellemeler bu hareketlerin yapılamamasına neden olur. Bu engeller çeşitli nedenlerle olabilir. Bunlar arasında Bell's palsi, Ramsay-Hunt sendromu, orta kulak iltihapları, sistemik hastalıklar, tümörel hastalıklar, travmalar ve ameliyatlar bulunmaktadır. Fasial sinirin paralizilerinin (felç) en sık rastlanan nedeni Bell's palsidir ve her yaşta görülebilmektedir. Kadın ve erkekleri eşit derecede etkiler ve yılın her zamanı görülebilir.


A) Bell's Palsinin Özellikleri: Yüz felci ilerleyici bir hastalıktır ve maksimum şiddetine birkaç saat ya da günde gelir. Sıklıkla soğuk ve rüzgar sonrasında gelişen bir hastalıktır. Bir iki gün öncesinde kulak arkasında ağrı oluşur. Patofizyolojisinde fasiyal sinirin ödemi yatar ve sinir şişmiştir. Yüzün bir tarafında yüz ifadesinin tüm kasları güçsüzleşir ya da tamamen etkisiz olur. Mimik hareketleri istendiği gibi yapılamaz. Göz kapakları kapanamaz, dudak kenarı düşer ve alın da kırıştırılamaz. Hastada herhangi bir duyusal kayıp olmamasına rağmen hissizlik belirtilebilir. Bazı hallerde (korda timpani tutulumu) tat alma kaybı; stapedius kası tutulumuna bağlı olarak hiperakuzi (sese hassasiyet) oluşabilir. İstemsiz gözyaşı (timsah gözyaşları), Bell fenomeni (göz kapatmaya çalışırken göz küresinin yukarı kayması), göz kapatamamaya bağlı korneada tahriş görülür. Felçli tarafta yiyecek ve içeceklerin dışarı düşmesi de görülmektedir.


B) Tedavi: Hastaların %80 gibi bir oranı 2-3 haftada iyileşir. Bunlar haricinde %10'luk kısmın iyileşmesi bir yıla kadar sürebilirken %10'luk kısım ise iyileşemez ve yüzde sinkinezi gelişir. Tedaviye hastalık başlangıcından sonra en kısa sürede başlanması iyileşmeyi hızlandırmaktadır. Bell's palside ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Hastanın mevcut başka hastalıkları da varsa bunlar da gözönüne alınmalıdır. Göz kapakları kapanacak şekilde göz ve göz damarlarının korunması gereklidir. Bunlara ek olarak yüz kasları üzerine masaj yapılması, sıcak uygulamaları, yüz kaslarını hareket ettirmek için sakız çiğnenmesi de yararlı olabilmektedir. Ne zaman yapılacağı kesin olmamakla birlikte ameliyat da bazen yapılabilmektedir ancak buna durumun iyice değerlendirilmesinden sonra karar verilmelidir. Göz kapatabilme ve tat alma duyusunun geri gelmeye başlaması hastalığın seyrine dair iyi birer işarettir
http://www.safiyebilgin.com/yuz_felci.htm

yaraligonul
15-12-2007, 04:23 PM
Serebrovasküler hastalık (halk arasında bilinen ismiyle inme/felç), kalp hastalığı ve kanserden sonra en sık görülen ölüm sebebidir. Bu hastalık, kan damarlarının patolojik süreci sonucu oluşan her türlü anormalliği belirtmektedir. Beyin damarlarında oluşan tıkanıklık ve kanama sonucu meydana gelen hasarlar sonucu değişik şikayetler ortaya çıkabilir. Yaşayan hastaların ağır sekelli olarak (yatalak ve bakıma muhtaç halde) olmalarına neden olur. Hasta sahipleri ve hasta bakıcıların özen göstermesi ve bu gurup hastalık hakkında bilgilendirilmeleri gerekir.

A) Akut İnme Sendromu: Beyin damarlarının ani olarak tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıkan ve vücudun bir yarısında felç gelişmesine neden olan klinik bir tablodur. Akut inme, en sık olarak, beyin damarlarının, beyin dışı kaynaklardan (kalp ve buradan çıkan damarlardan) pıhtı atması veya küçük damar tıkanıklıkları sonucu oluşur.



1) İskemik İnme: Beyin damarlarının bazı nedenlerle tıkanması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur.



a) Geçici İskemik Atak: Beyin kan akımının çoğu kez birkaç dakika (bazı durumlarda 24 saate kadar süren) süreyle azalması sonucu oluşan nörolojik bozukluktur. Geçici iskemik atak ile inmenin farkını çözümlemek hekime bağlı bir durumdur. Bu ataklar, ileride gelişecek inmeler için uyarılar verir.



b) Embolik İnme: İnmelerin 1/4 gibi bir oranı, beyin dışı büyük damarlardan ve kalpten gelen pıhtının beyin damarlarını tıkaması sonucu oluşur. Böylece akut inme ortaya çıkar.



c) Lakuner İnme: Küçük damarların sulama alanındaki küçük infarktlardır. Genellikle yüksek tansiyon gibi damar sertliği yapan küçük damar hastalıklarında görülür.



d) Geniş Arter Hastalığı:

-Aortik ark ateromları veya trombüslerinin beyin damar dolaşımını tıkaması sonucu gelişen inmedir.

-Asemptomatik servikal üfürüm ve karotis stenozu olan hastalarda infarkt riski yüksektir. Bu hastaların %2'si her yıl bir inme geçirecektir.




2) Hemorajik Bozukluklar: Beyin dokusu içine kanamadır. En sık olarak yüksek tansiyon ile ilişkilidir.



a) Subaraknoid Kanama: En çok travma veya yırtılmış kiraz benzeri anevrizma kanaması sonucu oluşan beyin zarları arasına kanamadır. Diğer nedenleri arasında koagülopatiler, mikotik anevrizmalar, arteriovenöz malformasyon, vaskülit ve sempatomimetik ilaçlar bulunmaktadır. En önemli bulgusu, ilk anda çok şiddetli baş ağrısıdır ve bu ağrı diğer baş ağrılarına benzemez. Böyle bir ağrı hisseden kişiler vakit geçirmeden hastaneye başvurmalı ve bu kişilere bilgisayarlı tomografi (BT) çekilmelidir. Bu tip bir kanama tespit edildiğinde kanayan damar acilen tespit edilmeli ve hasta opere edilmelidir.



b) Beyin Kanaması: Genellikle tansiyon yüksekliği sonucu ortaya çıkan kanamalardır ve beynin ortasında derinliklerde gelişir. Bazen de arteriovenöz malformasyon dediğimiz damar yumakçıklarının kanaması ile de beynin diğer bölgelerinde gelişebilir. Bu hastaların da teşhisinde ilk adımda bilgisayarlı tomografi (BT) yapılması gerekir. Hastalığın seyri diğer inmelerdeki gibidir. Kanamanın büyüklüğüne göre boşaltılması gerekebilir.
www.safiyebilgin.com

yaraligonul
15-12-2007, 04:25 PM
B) İnme Hastasına Yaklaşım: Her inme problemi ayrı bir yaklaşım gerektirir. Bir inme hastasında ortaya çıkan problemlerin herbirisiyle ayrı ayrı ilgilenmek ve buna göre tedavi yapmak gerekir.

Komadaki bir hastada, aşırı tansiyon yükselmesi veya subaraknoid kanama ya da beyin veya beyin sapı infarktı komaya neden olmuş olabilir. Bu durumda tanıya göre yol izlemek gerekir. Beyin sapında baziler arterinde tıkanma yapan pıhtının eritilmesi (trombolizis) veya beyin yarıkürelerindeki kanamanın boşaltılması bazı hastalarda hayat kurtarıcı olur ve derin komanın gelişmesini önler. Subaraknoid kanama veya beyincikteki inme sonrası gelişen hidrosefalinin drenajı iyi sonuçlar verir.

Koma gelişmeden de sıklıkla inme görülür ve buna göre inmenin tipi tetkiklerle belirlenmeli ve tedavi edilmelidir. Bu tür hastalar, yaşadığı için, uzun dönemde planlar, rehabilitasyon ve gelişebilecek başka bir inmenin önlenmesi üzerine yapılmalıdır. Burada tromboz ile embolinin ayırt edilmesi önemli ve gereklidir.

İnme bazen başka bir hastalık olarak maskelenebilir ve yanlış tanı konabilir. Sonuç olarak inme öyküsüyle gelen bir hastada tamamen düzelme varsa inmenin tipini doğru belirlemek birinci adımdır. Gerekli tetkikleri yaparak tekrarını önlemek için önlemler alınmalıdır.


www.safiyebilgin.com