PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : (okb ) bu hastalık yenilebilir.



isa84
19-12-2009, 10:28 AM
Öncelikle merhaba arkadaşlar.
Bu kardeşimin nicki,onun tavsiyesi üzerine yazma gereği duydum.
Biz 2 kardeşiz ve OKB illeti ile çok uzun süre mücadele ettik,sanırım genetik yatkınlıktan ikimizde beraber belirmişti.
Şu anda ikimizde birçok mutlu insandan daha mutluyuz.Bunu bir kerede,herşeyiyle size anlatmak istiyorum.

Öncelikle ben Resul Derman. Eczacıyım.
Hastalık hepinizde olduğu gibi bendede ansızın ortaya çıktı ve bu benim üniversite hayatımın 2. sınıfa tekavül etti.Hastalık sırasında yaşadıklarımı anlatarak ne vakit çalmak nede yer kaplamak istiyorum.
Dikkat çekmek istediğim,EVET BU HASTALIK YENİLEBİLİR.

Ne kadar çok acı verdiğini,hayatı ne kadar boş bir hale getirdiğini veya okudugum üzere maviyeşil arkadaşımızın belirttigi gibi 40-50-60 depresyon ölçeklerinde ne kadar gezindirdiğinden birebir yasadıgımız için haberdarız.

Şimdi başlıyoruz. Birebir kendi uyguladığım yöntemi anlatacağım.

***-Hastalığımızı %100 olarak ele alıyoruz ve çeşitli bileşenlere ayırıyoruz.
1) %50 biyolojik sorunlar
2) %40 psikoterapik sorunlar
3) %10çevresel kosullar

Bunlara ''aman ya yine aynı şeylerden bahsediyor'' diye önyargıyla yaklaşmayın.Bunu uygulayıp basardıgınızda aslında ne kadar basit olduğunu göreceksiniz.

Başlıyoruz...

1) hastalığın neredeyse yarısını kaplayan biyolojik sorunlar:

Hepimizin bildiği gibi ''serotonin '' adı verilen nörotransmitter maddenin işlevsizliği/yetersizliği vb nedenlerle açığa çıkan durum.
İlk olarak kabul ediyoruz,biyolojik olarak bi eksikliğimiz var.
Bu noktada ''en önemli şart olan İLAÇ KULLANIMI'' konusu ön plana çıkıyor.
Kendi eğitimimim boyunca ve takip eden zamanlarda incelediğim kadarıyla bu hastalık ilaçsız çok zor yenilir.
Kesinlikle psikiyatrın önerdiği ilacımızı düzenli ve belirtilen ivmelerle artacak şekilde kullanıyoruz.
Belirli bir süre sonra etkisini göstermeye başlayacak.
Ama tabiki yeterli değil.
İlaç kullanımı tek basına yeterli mi?
Çok nadirde olsa yeterli olabiliyor ama %95 lere varan oranda ilaç kullanımı tek basına yeterli değil.
Bu kısımz üzerinde çok durmayacağım,zaten herşey apacık bu konuda ve bir psikiyatr edasıyla yaklaşmam en azından bu konuda çok yanlış olur.

2)Psikoterapik sorunlar.

İşte arkadaşlar dananın kuyruğunun koptuğu yer budur.
2 senedir not aldığım ve hayatınızı nasıl değiştirdigini bizzat göreceğiniz önemli bilgileri paylaşacağım.
Lütfen önemseyin.

-ÖNYARGILARI YIKIN : Ben hastayım,iyeleşemeyeceğim, bende biyolojik dengesizlik var,ne yapsamda hep karşıma cıkacak.>>bu fikirleri barındıran arkadaşlar bu sayfayı kapatsın hiç okumasın,bir diğer kısıma geçecekse bu fikirleri kafasından attıgından emin olsun.

-YIKILAN ÖNYARGILARDAN SONRA : psikiyatrımın aklımda kalan tek sözü:
''OKB NİN EN ÖNEMLİ NEDENİ KORKUDUR''

Kısaca korku,şüphe,sayma vb . obsesif davranışlarımızın temelinde ''KORKU '' var.

>kirlendiğinden şüphelenen insanın korkusu(korkuyu yenmek için yıkanması ''komplse düşünce'') , zarar vermekten korkan insnanın korkusu ,metafizik takıntıları olan insanın metafizik korkuları vb.

Bu düşünceler herkezin aklına geliyor arkadaşlar.Yani sandığımız gibi sadece biz düşünmüyoruz bunları.Tek fark ise bu düşünceler bizde korku unsurunu daha fazla tetiklediği için hali hazırda dengesiz olan serotonin miktarı iyice dengesizleşiyor ve depresif durumlara yolculuk baslıyor.
İşte beyin yapısı burada devreye giriyor. Beynimiz ortalama bir düşünceyi 21 günde tam anlamıyla alışkanlık haline dönüştürüyor. Sağlıklı olarak nitelendirdiğimiz biyolojik olarak herhangi bir eksiklik hissetmeyen insan,çok fazla değişmeyen serotonini sayesinde ufak korkularla ''olağan'' bir olay gibi görüp bunu atlatabilirken,biz biyolojik olarak hasarlı insanlarda bunun korkuya dönüşümü daha hızlı ve daha büyük boyularda gerçekleşiyor.
Devir daim şeklinde o korkumuzu yenene kadar beynimizde döndürüyoruz,çünkü serotonin dengesizliği korkumuz nedeni ile iyice dengesizleşyor.Bunun yenmemiz lazım,yoksa mutlu olamayız.Beyin bunu şartlıyor. İşte ardı arkası gelen günlerde bu düşünceyle yatıp kalkıyoruz ve dediğim gibi ortalama 21 günde artık olağan bir korku halini alıyor.
Aslında eğer dananın kuyruğu kaldıysa kalan kısmıda burada kopuyor.
''Tüm psikiyatrik kitapları bir lego olarak düşünün ve bu lego sonucunda olusturacagınız devasa sistem ''KORKUNUN YENİLMESİ GEREKTİĞİ'' gerçekliğidir.
Bu cümleye dikkat arkadaşlar,benim dönüm noktam burada gerçekleşti.

Kanser olabilirim,ölebilirim >korku , şurdan burdan kan sperm bulaşabilir> korku, şurası tam temiz olmadı >korku , Allah�a küfrederim> korku vb . yüzlerce çeşidi.

*Korkuyu bireysel ele almayın,kavramsal olarak ele alın
Yani: Sahip olduğunuz obsesyonun korkusu bir hiç,bir aldatmaca. Bireysel obsesyon korkularının hepsi aldatmaca,tek gerçeklik var korkmamak gerçeğini irdelemek.

Burda kuantum düşünce tekniğine giriyorum(birçok psikiyatr bunu önerir)

*kuantum düşünce tekniğine göre düşünceler kontrol edilebilir.
İnsan olması gerektigine inandığı kişi olabilir,bunuda bilimse olarak şu şekilde anlatır:

İnsan doğduğunda sadece ��öz�� adı verilen katmandan ibarettir. Her tanıdığı,gördüğü,yetiştigi çevreye baglı olarak ��öz�� üzerine bir ��ego �� katmanı inşa eder.

Ailesinde sürekli şiddet unsurları dönüyordur, şiddetten korkar bir hale gelir.
Ailesinden birçok kişide kanser vakalrı görüşmüştür, kanserden korkar hale gelir.
Sürekli aldatan bir babaya sahiptir,insanların hepsinin aldatacagına innaır.

Doğuşta bu fikirler yoktur(öz hali)
Bu yüzden öz doğruyu,gerçeği,mükemmelli,mutluluğu simgeler.
Ego ise,korkuyu,güvensizliği,mutsuzluğu yani negatif tüm düşünceleri simgeler.


Ve bu öz-ego ilişkisi bilişsel psikoterapinin temelini oluşturur. Öz-güveni simgelerken, ego-korkuyu simgeler.

Mükemmelliyetçi insanlarda ego maximum boyutlardadır,yani korku. İşte bu yüzden obsesif kompulsif kişilik oluşur.
Birde biyolojik etkiler söz konusu ise; obsesif kompulsif bozukluk oluşur.

*Öz-ego ilişkisinin yaşam süresinde yaşananlara bağlı olarak değişimi,tersinir bir durumdur.
Burada can alıcı nokta,genel alışkanlığın 21 günde oluştuğu gerçekliğidir.
Bir köpeğe 21 gün boyunca zil çalıp yemek verirseniz, izleyen günlerde her zil çaldıgında yemek geleceğini düşünecek ve agzından salyalar akacaktır.
Yemek vermeyi kesince devam eden 21 gün boyunca salyalar azalan şekilde devam edecek 21 gün sonunda sıfırlanacaktır.

Yani> Alışkanlık oluşumu ve yok olması

Oluşturduğumuz egoda belirli sürede oluştuğuna göre belirli sürede yok olacaktır,yani alışkanlık olarak nitelendirdiğimiz ego.

Hastalığa giden yoldaki en önemli dostumuzun ��KORKUMUZUN BEYİN TARAFINDAN ALISKANLIK HALE GELMESİNE ENGEL OLMAK �� düşüncesi olduğunu kabul ederek yola devam ediyoruz.

*****Korkuyu alışkanlık haline getirmeyi engelleyen mucize sözler:

Evet bu hastalığın yenilmesinde bu sözler hayati derecede önemli.

İşte bu sözler: Birçok psikiyatrın ortak gözleminde baglı olarak olusturulan ve bende mükemmel şekilde işe yarayan : ��BIRAK GELSİN ��

BIRAK GELSİN ; inanabiliyormusunuz bu cümlenin etkisine.

Hangi düşünce olursa olsun bırakın gelsin, önemserseniz derine inerseniz egonuza yüklenirsiniz,beyin korku unsuru olarak algılar.

Şu şu olacak neticesinde öleceğim: bırak gelsin. Alt tarafı ölürsün. Acı içinde yaşayacagına bi kere bunu yasarsın.

Şu şu olacak şu bana bulaşacak: bırak bu düşüncede gelsin.alt tarafı düşüncedir.

Gece kalkıp annemi öldürürsem : bırak gelsin.egonu besleme. Özünde yok böyle bişey

İşte bir devir döngü unsuru: Bu cümlenin işe yaramayacagından korkmanız bile bir obsesyon kaynagıdır.

HİÇBİRŞEYDEN KORKMAYIN.

Bırak gelsinde bir gerçeklik olduğu için uzun süre tekrarlamada beyin tarafından kabul görüyor. Ve korku unsurunun yerini onun rahatlığı alıyor ve korkularınız zamanla azalıyor. Deneyin yanılmayacağınıza garanti veriyorum.

2 TEMEL SÖZ : HİÇBİRŞEYDEN KORKMUYORUM,BIRAK GELSİN.


3)ÇEVRESEL KOŞULLAR:

İlaç ve psikoterapi ile %100 e yakın iyileşme saglanabilir arkadaşlar. Sağlıklı bir birey gibi yaşanabilir.
Ve çevresel etkilerle normal insandan daha mutlu daha heyecanlı yaşamak mümkün.
Burdada okb de başrol oyuncusu olan serotonon miktarını etkileyen bazı dış etmenlere değinelim:

1) Muz : Arkadaşlar olabildiğince çok muz yiyin. Serotonin deposu.
2) Bitter çikolata: Özellikle bitter olanı yüksek serotonin içeriğine sahip.
3) Rahat uyku için ballı süt için.
4) Nefes egzersizi ve bunu takiben HER SABAH MUTLAKA SPOR YAPIN. Yapılan hareketler serotonin salgısını artırıyor.
5) Protein,b12,b6 vitaminleri zengin besinleri tercih edin.(serotonin sentezi için triptrofan gereklidir,bu işlem b6 vb vitaminler eşliginde bir aminoasit olan triptofandan sağlanır)
Bunları bi deneyin arkadaşlar,eksik kalan yerleri tamamlayacagım ve sorularınız bildigim ölçüde yanıtlayacagım.

Allah şifalar versin.

okb_magduru
19-12-2009, 10:52 AM
Pekii sen şimdi böle diyorsun ama
Bize kapı eşiğinde yatma çarpılırsın hadi bunu ben sallıyorum ama
küçüklükte bize

TUVALETTE EKMEK YEME ÇARPILIRSIN denirdi

peki bu gerçekmidir?

ama şöle düşünüyorum ekmeğin üzerine basma günahtır falan filan böle şeyler vardır ekmeğe küfretme gibisinden gerçi o cümle aklıma gelmedi ama siz çıkarın artık ben bişiler uydurucam neyse peki ekmekle ilgili olan her şey günahta neden tarlada ekmeğin ham maddesi ağıklanırken o buğdayların üzerine basıyoruz onlar günah olmuyo yada ne bileyim un oluyo unun üzerine basıolar fırıncılar imalathanede yerler un içinde onlar günah olmuyoda ekmeğe dönüşünce mi günah oluyo

badee
19-12-2009, 11:36 AM
Pekii sen şimdi böle diyorsun ama
Bize kapı eşiğinde yatma çarpılırsın hadi bunu ben sallıyorum ama
küçüklükte bize

TUVALETTE EKMEK YEME ÇARPILIRSIN denirdi

peki bu gerçekmidir?

ama şöle düşünüyorum ekmeğin üzerine basma günahtır falan filan böle şeyler vardır ekmeğe küfretme gibisinden gerçi o cümle aklıma gelmedi ama siz çıkarın artık ben bişiler uydurucam neyse peki ekmekle ilgili olan her şey günahta neden tarlada ekmeğin ham maddesi ağıklanırken o buğdayların üzerine basıyoruz onlar günah olmuyo yada ne bileyim un oluyo unun üzerine basıolar fırıncılar imalathanede yerler un içinde onlar günah olmuyoda ekmeğe dönüşünce mi günah oluyo

Bu söylentiler çok eskidir,eskiden beri olan laflar.Ekmek bizim ana besin kaynağımzdır.Önceden çok yokluk olurmuştu,o zaman en kıymetli besin kaynağı ekmek mişti.Ekmeğe verilen önem,kıymet çok fazla olduğundan ile onunla wc ye gidilmez,çarpılırsın gibi deyimler çıkarmıştır ortaya.Normalde hiç bir besin ile öle wc girilmesi hoş değildir.Benim fikrim böyle..

9 ŞUBAT
19-12-2009, 11:53 AM
paylaşım için teşekkurler , bir çok arkadaşımızın işine yarıyacaktır .ç

arkadaşlar yazının bir noktasına takılıp kalmanızı arzu etmem ,malesef din konusunda oldukça fazla yanlışlar var ve insanların iyi niyetleri bu yolla rencide ediliyor sık sık ,o yuzden bunları fazla kafaya takmayın derim .

okb_magduru
19-12-2009, 12:41 PM
ya siz benim şu çelişkide kaldığımı söleyin gerçekten ekmekle tuvalette durmak çarpılmaya neden olurmu çünkü ben bi çocuk biliyorum çocuk bipolar doymak bilmiyo tuvalette ağzı tıkabasa ekmek dolu çiğneyemeyecek derecede bir yandanda işiyodu olsa ona olurdu heralde ama şöle bi düşüncede aklımda tanrı onun o halini bildiği için mi çarpmadı ama şuda var çocuk sadece bipolar doymak bilmio sorunu o ya kafam böle karma karışık sırf bu din yüzünden ben bu hale geldim zaten bana söleyin ekmekle tuvalete girmewk çarpılmaya sebeb olurmu ama zaten ...................................diğeri,ndede ................zaten olsa onlara olur ama şuda aklıma geliyo onlar dinsiz oldukları için mi tanrı onlarla uğraşmayı kesti yoksa dinine inandığı halde öle yapıp çarpılmıyolaR MI?

Ve şuan bunları yazarken suratıma garip hisler geliyo böle elmacıkk emiklerim acıyo acaba bendemi çarpıldım aynaya baktım suratım şekli değişmiş sanki

isa84
19-12-2009, 03:27 PM
okb mağduru amacın ne?

isa84
19-12-2009, 03:29 PM
arkadaşım amacın ne ?

okb_magduru
19-12-2009, 05:44 PM
nasıl yani bi amacım yok dikkatli okursan yazındaki metafizksel korku anlamındaki bölümle ilgili korkularımı yoketmeye çalışıyorum ve soruyorum

hergele79
19-12-2009, 06:05 PM
yazı için teşekkürler çok faydalı bir yazı. :)

okb_magduru
19-12-2009, 06:31 PM
ya niye millet benim soruma cevap vermiyo :(

goffee
19-12-2009, 11:26 PM
dikkatim cabuk dagılıyor zor okudum ancak güzel bir yazıydı.

bu arada ben bu dini konularla ilgili kafaları karısanlara birşeyler söyleyecegim.
lütfen sözüme deger verin ve dinleyin.
malesef eskiden insanlar yanlış bilgilere sahiplermiş.
ve bu bilgilerini biri gelip yalanlayana kadar bu bilgilere güvenmek zorunda kalmışlar.
eskiden dini bilgiler kulaktan dolmaymış.
şimdiki gibi Kuranı kendi dilimizde okuyabilmek ve sen yalnış bilgi veriyorsun diyebilme şansımız varmıymış?
elbette onlarada kızamıyoruz çünkü bizin gibi canı istediğinde bir Kuran edinip anlayarak okuyabilme imkanları yokmuş.
ve bazılarıda yaptıramadıklarını yaptırmak için diğer insanları korkutmak yoluna gitmişler.
ve korkutulan insanlarda bu bilgileri ayırd edemediği için cocuklarına ögretenlerde olmus.
sizi şaşırtabilirim bu hayataları ben bile yaptım.

yani en basitinden gelelim yok cin çarpar yok bilmemne.
ya girin Kuran okuyun cinlerin neyden yaratıldıgını neleri yapabilcekleri neleri yapamayacakları Kuranda anlatılıyor.
cinlerin isteselerde çarpıp çırpabilme imkanları yoktur.

okb_magduru
19-12-2009, 11:34 PM
dikkatim cabuk dagılıyor zor okudum ancak güzel bir yazıydı.

bu arada ben bu dini konularla ilgili kafaları karısanlara birşeyler söyleyecegim.
lütfen sözüme deger verin ve dinleyin.
malesef eskiden insanlar yanlış bilgilere sahiplermiş.
ve bu bilgilerini biri gelip yalanlayana kadar bu bilgilere güvenmek zorunda kalmışlar.
eskiden dini bilgiler kulaktan dolmaymış.
şimdiki gibi Kuranı kendi dilimizde okuyabilmek ve sen yalnış bilgi veriyorsun diyebilme şansımız varmıymış?
elbette onlarada kızamıyoruz çünkü bizin gibi canı istediğinde bir Kuran edinip anlayarak okuyabilme imkanları yokmuş.
ve bazılarıda yaptıramadıklarını yaptırmak için diğer insanları korkutmak yoluna gitmişler.
ve korkutulan insanlarda bu bilgileri ayırd edemediği için cocuklarına ögretenlerde olmus.
sizi şaşırtabilirim bu hayataları ben bile yaptım.

yani en basitinden gelelim yok cin çarpar yok bilmemne.
ya girin Kuran okuyun cinlerin neyden yaratıldıgını neleri yapabilcekleri neleri yapamayacakları Kuranda anlatılıyor.
cinlerin isteselerde çarpıp çırpabilme imkanları yoktur.

ya ama benim soruma niye cevap vermiyorsunuz eğer sorumun cevabı bu anlatılanların içindeyse ozaman cinlerin öle bişeyi yok demişsiniz peki ozaman allah çarparsa?

goffee
20-12-2009, 01:00 AM
ya ama benim soruma niye cevap vermiyorsunuz eğer sorumun cevabı bu anlatılanların içindeyse ozaman cinlerin öle bişeyi yok demişsiniz peki ozaman allah çarparsa?



yenice okuyabildim okudugumu anlamayınca diğerlerini okumadan es geçmiştim.
ya olayı şöyle bir incele.
bir kez akıl var mantık var Allah sırf agzında ekmek var diye birine çarparmı ya.
bu kadar gaddarmı Allah?
bu kadara gaddarsa bizim bu dinin gereği inançları yerine getrmemiz bu gaddarlıgı onaylamamız dogrumu?
yada bu kadar önemli bir kuralsa neden Kuranda buna ve benzeri bilgilere hiç değinilmemiş?
adam öldürmek yasaklanmış. iftira atmak yasaklanmış. gıybet yasaklanmış bunların kötü oldukları vurgulanmış ve yapmayınız denmiş.
ya elbetteki tuvalete girip birşeyleri yemeyi tavsiye etmiyorum Allahta razı gelmez. eh sonucta pis kokuyor.
ancak bu senin kendine ait bir karardır.
hem zaten normal olan biri neden gidip tuvalette birşeyler yesinki?
bilmiyorken düşünemeyip yapmış olabilrsin tabiki.
ancak bu kadar önemli bir kanun ve kural olsaydı Kuranda bu durum geçerdi.
yukarda söylediğim gibi.
olayın aslı Allah bizi bu gibi konularımıza karışmıyor bile kendi tercihlerimize bırakmış.
ama anlaşılan annelerimizin anneleri bundan hoşlanmamışlar :)
eh eskiden tuvaletler şimdiki gibi değildi tabi deterjan mı vardı?
tahta yada taşlardan tuvaletlermiş. hala köyümüzde var leş gibi burnumu tıkayıpta giriyorum.
ailelerimiz bizi korkutma yöntemine basvuran insanların elinde bu bilgilerle büyümüşler.
ve sagdan soldan edindikleri bu bilgilerle bizi büyütmüşler.
onları suçlayamayız onlarında suçları yok.
soracagın varsa bildigim kadar cevap veririm bilemezsem sende benm gibi yap mantık dışı bişi duydugunda Kurandan aç ve incele.
incelediğin halde yine anlamazsan sor.
ancak yinede Kuranın başka bir köşesinde benm verecegimden daha iyi bir cevabı mutlaka vardır.

rsn111
20-12-2009, 02:39 AM
bu bu hastalıgım magduruyum ...yıllardır takıntılarım mevcuttu lamba kapatma boy abdestını tekrar tekrar alma bı yere menı degmıs mı degmemıs mı gıbı bunlar 5 yıldan berı bende artarak devam ettı ama ufak boyutlarda gecen yıl hemen hemen bu zamanlar panık bozukluk hastalıgına yakalandım ve takıntılarım artıs gosterse ve su an en buyuk ve tek derdım olan METAFIZIK TAKINTILAR basladı evren nedır ınsan nedır ruh nedır bız nıye yazsıyosruz gıbısınden dusunmeye calıssan bı dert dusunmeye calıssan bı dert tedavı gordum ılac tedavısı yaklasık 6 ay ay ama sonuc malesef negatıf ..
ılac aldıkca beynım uyusuyo ve daha da kotu oluyorum...kendım bas edecem dedım ve ılaclatımı bıraktım yaklsasık 6 ay gectı cok acı ceksemde eskısınde gore yarı yarıya ııyım dıyebılırım....bu metafızık takıntılar ıcın ne yapabılırım sımdı ustune gıtsen nasıl gıdeceksın sonu yok....dusunmeye calsıtıkcada daha cok dusunesın gelsıyor..bana yardımcı olurtsanız sevınırım...

goffee
20-12-2009, 03:03 AM
yanlış bilgileri tamamen kafandan at.
tamamen..
o zaman herşey düzelecek.

rsn111
20-12-2009, 03:09 AM
yanlış bilgileri tamamen kafandan at.
tamamen..
o zaman herşey düzelecek.

dostum guzel soyluyosun da sorun nerde ahhh bı bulabılsem

okb_magduru
20-12-2009, 06:28 AM
Bana bi abi demişti en ataistinede gitsen allahın yokluğunu ispatlayamaz en dincisinede gitsen allahın varlığını ispatlayamaz ve bana demişti şarkı dinliyon mu evet ne dinliyon rock hehhhhh tamammmm böle rock dinle uyuşturucunu iç seksini yap rockçular bunu yapar dedi uyuşturucudan kastımda bira dedi

heh tabi dorumu birası?
tabiii zararlı alkol sonuçta çünkü çok küçük olduğu için hücrelerden direkt geçiyor ve hücreyi tahrip ederek çıkıyor

goffee
20-12-2009, 09:56 AM
arkadaşlar öyleyanlış bilgilere sahibizki.
boy aptest takıntısı bendede vardı.
daha sonra ögrendim cok yanlış bilgilere sahibiz.
banyoda sadece birkez gusül aptest almak yeterli.
anneme şuan üyesi oldugu tarikat 3-5 çeşit aptestten söz etmiş.
ya aptestin böyle abartmayın.
gözünü sevdiğimin ne oluyoruz biz ne yıkıyoruz?
yani nedir bu cıkmayan pislik?
banyoya girmeden önce aptest alıyor.
yıkandıktan sonra bir normal aptest alıyor
daha sonra cünüp aptesti alıyor.
daha sonra gusül aptesti alıyor.
banyodan cıkıyor bir aptest daha alıyor.
öyle yapılması gerekiyormuş tarikat öyle söylemiş.
üyesi oldugu tarikatın başındaki bayanı Hz. Muhammedle eş deger tutuluyor ve diğer peygamberlerden üstün deniliyor.
ben bu yüzden tarikatı bıraktım.
Kuranı kerimde tarikatları onaylamadıgını Allah apacık bildirmiş.
cehaletin oldugu bir yerde tarikatlar devreye geciyor.
tabi bu yalan yanlış bilgiler üreyip gidiyor.

şimdi gelelim meni değimiş mi değmemişmi?
ya görmeden degmiş olabilir elbet farkedemezsin ki.
ya Kurandan haberi olmayan insanda az bucuk bunu bulaştırmamak için dikkat eder zaten.
ama abartıp bunu hastalık haline getrmeyin.
incelemedin diye Allah seni cehenneme atacak değilki?
biz bu kadar ince şeylerle ugrasırken asıl görevimiz olan saglıgımızı korumayı katlediyoruz.
bakın ne hallere gelmişiz dahası varmı?


okb magduru al sana bir bilgi daha.
yogun oksijen de insanı sarhoş yapar.
ancak bunun derecesini Allah belirlemiş.
oksijeni değil alkolü yasaklamış.
neden?
çünkü sarhoş olmamızı istememiş.
çünkü oksijenle alkol arasındaki farkı biliyor.
birinden az bir miktar dahi almamız bizi sarhoş etmeye yetiyor.
bu yüzden bizi uyarma ihtiyacına girmiş.
alkolü içmemizi yasaklamış.
öyle yanlış bilgiler varki alkol yasak diye kolonyagı kullanmak istemeyen insanlar var. mesela annem.
ya kolonyagının insanı sarhoş etmesi mümkünmü?
önemli olandan sarhoş olup olmamamız değilmi?
düşünce halini korumak istemiş Allah.
kendimizi kaybetmemizi ve anlamsız şeyler yapmamızı istememiş olay bundan ibaret.
yoksa kolonyagı sürsen ne olur sürmesen ne olur?
biranın içindede alkol var. Allahta Kuranda alkolü yasaklamış.
bir bira içip sarhoş olan insan tanıyorum.
çok yakın bir akrabamız bırakana kadar neler cekti.
ama bak müzik dinle. ona birşey demem.
onunda günah oldugunu söyleyen insanlar var.
bu kadar önemli görseydi Allah Kuranda buna değinirdi.
bize ayetlerle değil hadislerle çalgıyı vs. yi günah gösterdiler yıllar boyu.
hadisler dogru şekilde bize ulaşabilelcek olsaydı Allah Hz. Muhammede Kuranı ezberletirmiydi? Allah Kuranı insanlıga yollarmıydı?
Hz. Muhammedden onu ezberlemesini ve ezberletmesini istermiydi?
hadislerin bize dogru şekilde bize ulaşmayacagını ve zamanla bozulacagını biliyordu.

isa84
20-12-2009, 10:08 AM
arkadaşlar konu baya sapmış attığımız başlığa göre . bakın dinle alakalı ne kadar sorununuz varsa sakın üşenmeyin alın kutsal kitabımızı okuyun , ondan sonra hz peygamberin hadislerini okuyun ,ondan sonra din alimlerinin yazdıklarını okuyun ondan sonrada gidin 2 cilt olan islam ilmihali var sadece 2 ciltte aklınıza gelecek her türlü sorunun cevabını net bir şekilde alırsınız bakın o zamn bana teşekkür edersiniz . bu arada ALLAH ın varlığına en büyük kanıtta dünyamızdır . zaten dediklerimi yaparsanız aklınızda hiç bir sorun kalmaz merak etmeyin .

okb_magduru
20-12-2009, 07:53 PM
arkadaşlar ben böle düşünüyorum metafizksel takıntıları olanlar onlara karşı gelsin mesela allaha küfredip çarpılmaktan korkan küfretsin böle yensin ama madem bunuda yapamıyosan toptan kurtul inanma din allah diye bişey yok diye düzel düzeldikten sonra dön dinede allahada

okbli
22-12-2009, 05:48 PM
isa84 paylaşımınız için çok teşekkür ederim.bende ilaçsız mücadeleden çok yorulduğum için tedaviye başladım yine,daha 1 ay olmadı,sanırım biraz daha beklemem gerekecek,burada bahsettiklerinizi biraz daha kendimi toparladıktan sonra yapacağım,çünkü şu anda ilaçların etkisiyle şiddetli bir uyku hali,dikkat toplayamama,düşünememe gibi durumum var,baş ağrısı ve sersemlikte tabii ki...ama mutlaka bizimde ilaca destek olarak bişeyler yapmamız gerektiğini düşünüyorum.tekrar teşekkürler emeğiniz için...

isa84
22-12-2009, 07:28 PM
arkadaşım açıkcası ben ilaçsız yenen 3-4 kişi gördüm samimiyetle sölüyorum . ama önemli olan şu eğer inanan bir insansan dinimizinde sölediği gibi önce önlemini al sonra ALLAH a dua et . birde buda çok önemli kafaya takma ....

okbli
30-12-2009, 05:16 PM
arkadaşım açıkcası ben ilaçsız yenen 3-4 kişi gördüm samimiyetle sölüyorum . ama önemli olan şu eğer inanan bir insansan dinimizinde sölediği gibi önce önlemini al sonra ALLAH a dua et . birde buda çok önemli kafaya takma ....

isa84 ,benim yakın çevremde bu durumda olan biri yok,ama ben kendimden biliyorum,iyiyim diye ilacı kendi kafama göre bırakmıştım,meğer tam tedavim bitmemiş.baktım ki giderek zorlanıyorum tekrar doktora gittim ve şu anda ilaç tedavisine devam ediyoruz.çok ilginç bir durumu paylaşmak istiyorum,sizin ilk yazınızı okuduğum zamanki halimle,şimdiki halim arasında fark var!az önce tekrar okudum ilk mesajınızı ve şimdi bununla ilgili düşüncelerim daha olumlu.ama 1 ay önce bu yazılanlar bana çok uzak ve zor görünüyordu.mesela açlıktan kıvranan bir insana,tok olduğunu kabul ettirmek gibi veya tekerlekli sandalyede oturan ayağa kalkamayan birine,'koşabilirsin' demek gibi...yavaş yavaş beynime işlemeye çalışıyorum,en kötü ne olabilir ki diyorum,eline bişey mi bulaştı,yıkarsın gider ama ölmezsin,üstün kirlenirse yıkarsın gider,hani oldu ya en kötüsü oldu gitmedi diyelim,atarsın biter ama ölmezsin,en önemlisi bu!!!herşeyin bir çözümünün var olduğunu kabul etmek korkuları azaltıyor ama ben dediğim gibi bunu ara sıra yapabiliyorum ama biliyorum ki bu saçmalıklar bir süre sonra bitecek,çünkü aptalca...inanç konusuna gelince,sürekli 'benim derdimden büyük rabbim var' diyorum içimden,bunu söylerken önemsemiyorum çünkü hastalığımı.ibadet ederken kendimi çok rahat ve mutlu hissediyorum,güç kazanıyorum.ibadet ederken bile aklıma geliyor ama duama devam ediyorum ve o düşüncede geçip gidiyor...inşallah bizlerde sizin gibi şifa buluruz,iyileşiriz ve sizinle burada paylaşırız.bu arada Sağlık,Huzur,Mutluluk dolu bir yıl diliyorum sizlere...

isa84
31-12-2009, 10:16 AM
inşallah hepsi geçicek bu hastalığın çünkü tedavisi var , yok deil seninde benimde sölediğimiz gibi önce imkansızlık duygusunu yenmemiz lazım ve akışına bırakmak lazım , biz üzerimize düşeni yapıp tedavimizi olalım , gerisini ALLAH a bırakalım :)

erich
04-01-2010, 02:06 AM
Pekii sen şimdi böle diyorsun ama
Bize kapı eşiğinde yatma çarpılırsın hadi bunu ben sallıyorum ama
küçüklükte bize

TUVALETTE EKMEK YEME ÇARPILIRSIN denirdi

peki bu gerçekmidir?

ama şöle düşünüyorum ekmeğin üzerine basma günahtır falan filan böle şeyler vardır ekmeğe küfretme gibisinden gerçi o cümle aklıma gelmedi ama siz çıkarın artık ben bişiler uydurucam neyse peki ekmekle ilgili olan her şey günahta neden tarlada ekmeğin ham maddesi ağıklanırken o buğdayların üzerine basıyoruz onlar günah olmuyo yada ne bileyim un oluyo unun üzerine basıolar fırıncılar imalathanede yerler un içinde onlar günah olmuyoda ekmeğe dönüşünce mi günah oluyo

Eger bu paylasımın(yersiz bir paylasım) ciddiyse ekmege basmak gunahmı değilmi sorusunun cevabını burda bulma ihtimalin sıfıra yakın.
Git cami imamına sor.eğer başına kotu birşey gelir derse zaten yapmazssın.Gelmez derse ,ekmeğe basarsın oyleki pestilini cıkararırcasına:)

psikoloji1234
28-02-2010, 05:58 PM
--------------------------------------------

rosaa
01-03-2010, 10:46 AM
Evet kesinlikle yenilebilir..Ben de buna inanmak istiyorum zaten..

HarryHaller
01-03-2010, 03:50 PM
arkadaşlar benim takıntım temizlikle ilgili.. henüz yenebilmiş değilim..dokunmaktan çekindiğim ya da dokunduğum zaman şiddetli el yıkama isteği duyduğum şeylerin temiz olduğu yönünde kendime yaptığım hiç bir telkin malesef başarılı olamadı..yani örneğin umumi bir tuvaletin kapı kolunu ya da musluğunu asla temiz diye düşünemiyorum..bu noktada benim bulabildiğim en iyi çözüm; herşeyin kirli olduğu ve bu kirin üzerime bulaşmasından asla kurtulamayacağım, dolayısıyla bunla mücadele etmemin anlamsız olduğu düşüncesi.nasıl olsa kirden kurtulamayacağım, neden mücadele edip duruyorum ki? robinhood gibi yeldeğirmenleriyle dövüşmenin ne anlamı var? bu şekilde düşünerek biraz aşama kaydettim..
bir de ilaç konusunda bazı düşüncelerim var..ben ilaç kullanıyorum..kimseyi ilaç kullanmamaya sevketmek istemem , ama ilaçlar malesef yaşamımızı çaktırmadan mahvediyor..sahte bir mutluluk pompalıyor ama gerçek mutluluğu ıskalıyoruz..ben bu ilaçları kullanmaya başladıktan beri hastalıkla mücadele gücümün arttığını söyleyebilirim..ama argo bir ifadeyle malak gibi yapıyo insanı..yaşam kalitesini arttıran, yaşama sevinci veren libidoyu zaten olabildiğine azaltıyor..bunu en basitinden şöyle anlayabilirsiniz..erkek hastalar için söylüyorum, bayanları bilemiyorum..ben bu ilaçları kullandığımdan beri aşk diye bir şeyin olmadığını düşünmeye başladım..bunda son yılların getirdiği inanılmaz yozlaşma da etkin olmakla beraber dışarda gördüğüm , ya da bulunduğum ortamları birlikte paylaştığım bayanlar bana birer et parçası gibi geliyor..sadece içgüdülerime hitap eden aptal yaratıklar olduklarını düşünüyorum..yani sanırım ilaçlar hislerimi aldı..

aysenur7919
20-05-2011, 01:18 AM
Öncelikle merhaba arkadaşlar.
Bu kardeşimin nicki,onun tavsiyesi üzerine yazma gereği duydum.
Biz 2 kardeşiz ve OKB illeti ile çok uzun süre mücadele ettik,sanırım genetik yatkınlıktan ikimizde beraber belirmişti.
Şu anda ikimizde birçok mutlu insandan daha mutluyuz.Bunu bir kerede,herşeyiyle size anlatmak istiyorum.

Öncelikle ben Resul Derman. Eczacıyım.
Hastalık hepinizde olduğu gibi bendede ansızın ortaya çıktı ve bu benim üniversite hayatımın 2. sınıfa tekavül etti.Hastalık sırasında yaşadıklarımı anlatarak ne vakit çalmak nede yer kaplamak istiyorum.
Dikkat çekmek istediğim,EVET BU HASTALIK YENİLEBİLİR.

Ne kadar çok acı verdiğini,hayatı ne kadar boş bir hale getirdiğini veya okudugum üzere maviyeşil arkadaşımızın belirttigi gibi 40-50-60 depresyon ölçeklerinde ne kadar gezindirdiğinden birebir yasadıgımız için haberdarız.

Şimdi başlıyoruz. Birebir kendi uyguladığım yöntemi anlatacağım.

***-Hastalığımızı %100 olarak ele alıyoruz ve çeşitli bileşenlere ayırıyoruz.
1) %50 biyolojik sorunlar
2) %40 psikoterapik sorunlar
3) %10çevresel kosullar

Bunlara ''aman ya yine aynı şeylerden bahsediyor'' diye önyargıyla yaklaşmayın.Bunu uygulayıp basardıgınızda aslında ne kadar basit olduğunu göreceksiniz.

Başlıyoruz...

1) hastalığın neredeyse yarısını kaplayan biyolojik sorunlar:

Hepimizin bildiği gibi ''serotonin '' adı verilen nörotransmitter maddenin işlevsizliği/yetersizliği vb nedenlerle açığa çıkan durum.
İlk olarak kabul ediyoruz,biyolojik olarak bi eksikliğimiz var.
Bu noktada ''en önemli şart olan İLAÇ KULLANIMI'' konusu ön plana çıkıyor.
Kendi eğitimimim boyunca ve takip eden zamanlarda incelediğim kadarıyla bu hastalık ilaçsız çok zor yenilir.
Kesinlikle psikiyatrın önerdiği ilacımızı düzenli ve belirtilen ivmelerle artacak şekilde kullanıyoruz.
Belirli bir süre sonra etkisini göstermeye başlayacak.
Ama tabiki yeterli değil.
İlaç kullanımı tek basına yeterli mi?
Çok nadirde olsa yeterli olabiliyor ama %95 lere varan oranda ilaç kullanımı tek basına yeterli değil.
Bu kısımz üzerinde çok durmayacağım,zaten herşey apacık bu konuda ve bir psikiyatr edasıyla yaklaşmam en azından bu konuda çok yanlış olur.

2)Psikoterapik sorunlar.

İşte arkadaşlar dananın kuyruğunun koptuğu yer budur.
2 senedir not aldığım ve hayatınızı nasıl değiştirdigini bizzat göreceğiniz önemli bilgileri paylaşacağım.
Lütfen önemseyin.

-ÖNYARGILARI YIKIN : Ben hastayım,iyeleşemeyeceğim, bende biyolojik dengesizlik var,ne yapsamda hep karşıma cıkacak.>>bu fikirleri barındıran arkadaşlar bu sayfayı kapatsın hiç okumasın,bir diğer kısıma geçecekse bu fikirleri kafasından attıgından emin olsun.

-YIKILAN ÖNYARGILARDAN SONRA : psikiyatrımın aklımda kalan tek sözü:
''OKB NİN EN ÖNEMLİ NEDENİ KORKUDUR''

Kısaca korku,şüphe,sayma vb . obsesif davranışlarımızın temelinde ''KORKU '' var.

>kirlendiğinden şüphelenen insanın korkusu(korkuyu yenmek için yıkanması ''komplse düşünce'') , zarar vermekten korkan insnanın korkusu ,metafizik takıntıları olan insanın metafizik korkuları vb.

Bu düşünceler herkezin aklına geliyor arkadaşlar.Yani sandığımız gibi sadece biz düşünmüyoruz bunları.Tek fark ise bu düşünceler bizde korku unsurunu daha fazla tetiklediği için hali hazırda dengesiz olan serotonin miktarı iyice dengesizleşiyor ve depresif durumlara yolculuk baslıyor.
İşte beyin yapısı burada devreye giriyor. Beynimiz ortalama bir düşünceyi 21 günde tam anlamıyla alışkanlık haline dönüştürüyor. Sağlıklı olarak nitelendirdiğimiz biyolojik olarak herhangi bir eksiklik hissetmeyen insan,çok fazla değişmeyen serotonini sayesinde ufak korkularla ''olağan'' bir olay gibi görüp bunu atlatabilirken,biz biyolojik olarak hasarlı insanlarda bunun korkuya dönüşümü daha hızlı ve daha büyük boyularda gerçekleşiyor.
Devir daim şeklinde o korkumuzu yenene kadar beynimizde döndürüyoruz,çünkü serotonin dengesizliği korkumuz nedeni ile iyice dengesizleşyor.Bunun yenmemiz lazım,yoksa mutlu olamayız.Beyin bunu şartlıyor. İşte ardı arkası gelen günlerde bu düşünceyle yatıp kalkıyoruz ve dediğim gibi ortalama 21 günde artık olağan bir korku halini alıyor.
Aslında eğer dananın kuyruğu kaldıysa kalan kısmıda burada kopuyor.
''Tüm psikiyatrik kitapları bir lego olarak düşünün ve bu lego sonucunda olusturacagınız devasa sistem ''KORKUNUN YENİLMESİ GEREKTİĞİ'' gerçekliğidir.
Bu cümleye dikkat arkadaşlar,benim dönüm noktam burada gerçekleşti.

Kanser olabilirim,ölebilirim >korku , şurdan burdan kan sperm bulaşabilir> korku, şurası tam temiz olmadı >korku , Allah�a küfrederim> korku vb . yüzlerce çeşidi.

*Korkuyu bireysel ele almayın,kavramsal olarak ele alın
Yani: Sahip olduğunuz obsesyonun korkusu bir hiç,bir aldatmaca. Bireysel obsesyon korkularının hepsi aldatmaca,tek gerçeklik var korkmamak gerçeğini irdelemek.

Burda kuantum düşünce tekniğine giriyorum(birçok psikiyatr bunu önerir)

*kuantum düşünce tekniğine göre düşünceler kontrol edilebilir.
İnsan olması gerektigine inandığı kişi olabilir,bunuda bilimse olarak şu şekilde anlatır:

İnsan doğduğunda sadece ��öz�� adı verilen katmandan ibarettir. Her tanıdığı,gördüğü,yetiştigi çevreye baglı olarak ��öz�� üzerine bir ��ego �� katmanı inşa eder.

Ailesinde sürekli şiddet unsurları dönüyordur, şiddetten korkar bir hale gelir.
Ailesinden birçok kişide kanser vakalrı görüşmüştür, kanserden korkar hale gelir.
Sürekli aldatan bir babaya sahiptir,insanların hepsinin aldatacagına innaır.

Doğuşta bu fikirler yoktur(öz hali)
Bu yüzden öz doğruyu,gerçeği,mükemmelli,mutluluğu simgeler.
Ego ise,korkuyu,güvensizliği,mutsuzluğu yani negatif tüm düşünceleri simgeler.


Ve bu öz-ego ilişkisi bilişsel psikoterapinin temelini oluşturur. Öz-güveni simgelerken, ego-korkuyu simgeler.

Mükemmelliyetçi insanlarda ego maximum boyutlardadır,yani korku. İşte bu yüzden obsesif kompulsif kişilik oluşur.
Birde biyolojik etkiler söz konusu ise; obsesif kompulsif bozukluk oluşur.

*Öz-ego ilişkisinin yaşam süresinde yaşananlara bağlı olarak değişimi,tersinir bir durumdur.
Burada can alıcı nokta,genel alışkanlığın 21 günde oluştuğu gerçekliğidir.
Bir köpeğe 21 gün boyunca zil çalıp yemek verirseniz, izleyen günlerde her zil çaldıgında yemek geleceğini düşünecek ve agzından salyalar akacaktır.
Yemek vermeyi kesince devam eden 21 gün boyunca salyalar azalan şekilde devam edecek 21 gün sonunda sıfırlanacaktır.

Yani> Alışkanlık oluşumu ve yok olması

Oluşturduğumuz egoda belirli sürede oluştuğuna göre belirli sürede yok olacaktır,yani alışkanlık olarak nitelendirdiğimiz ego.

Hastalığa giden yoldaki en önemli dostumuzun ��KORKUMUZUN BEYİN TARAFINDAN ALISKANLIK HALE GELMESİNE ENGEL OLMAK �� düşüncesi olduğunu kabul ederek yola devam ediyoruz.

*****Korkuyu alışkanlık haline getirmeyi engelleyen mucize sözler:

Evet bu hastalığın yenilmesinde bu sözler hayati derecede önemli.

İşte bu sözler: Birçok psikiyatrın ortak gözleminde baglı olarak olusturulan ve bende mükemmel şekilde işe yarayan : ��BIRAK GELSİN ��

BIRAK GELSİN ; inanabiliyormusunuz bu cümlenin etkisine.

Hangi düşünce olursa olsun bırakın gelsin, önemserseniz derine inerseniz egonuza yüklenirsiniz,beyin korku unsuru olarak algılar.

Şu şu olacak neticesinde öleceğim: bırak gelsin. Alt tarafı ölürsün. Acı içinde yaşayacagına bi kere bunu yasarsın.

Şu şu olacak şu bana bulaşacak: bırak bu düşüncede gelsin.alt tarafı düşüncedir.

Gece kalkıp annemi öldürürsem : bırak gelsin.egonu besleme. Özünde yok böyle bişey

İşte bir devir döngü unsuru: Bu cümlenin işe yaramayacagından korkmanız bile bir obsesyon kaynagıdır.

HİÇBİRŞEYDEN KORKMAYIN.

Bırak gelsinde bir gerçeklik olduğu için uzun süre tekrarlamada beyin tarafından kabul görüyor. Ve korku unsurunun yerini onun rahatlığı alıyor ve korkularınız zamanla azalıyor. Deneyin yanılmayacağınıza garanti veriyorum.

2 TEMEL SÖZ : HİÇBİRŞEYDEN KORKMUYORUM,BIRAK GELSİN.


3)ÇEVRESEL KOŞULLAR:

İlaç ve psikoterapi ile %100 e yakın iyileşme saglanabilir arkadaşlar. Sağlıklı bir birey gibi yaşanabilir.
Ve çevresel etkilerle normal insandan daha mutlu daha heyecanlı yaşamak mümkün.
Burdada okb de başrol oyuncusu olan serotonon miktarını etkileyen bazı dış etmenlere değinelim:

1) Muz : Arkadaşlar olabildiğince çok muz yiyin. Serotonin deposu.
2) Bitter çikolata: Özellikle bitter olanı yüksek serotonin içeriğine sahip.
3) Rahat uyku için ballı süt için.
4) Nefes egzersizi ve bunu takiben HER SABAH MUTLAKA SPOR YAPIN. Yapılan hareketler serotonin salgısını artırıyor.
5) Protein,b12,b6 vitaminleri zengin besinleri tercih edin.(serotonin sentezi için triptrofan gereklidir,bu işlem b6 vb vitaminler eşliginde bir aminoasit olan triptofandan sağlanır)
Bunları bi deneyin arkadaşlar,eksik kalan yerleri tamamlayacagım ve sorularınız bildigim ölçüde yanıtlayacagım.

Allah şifalar versin.

hala bu sitedeysen bana yardım edermisin? Okb var zarar verme korkusu. Umarım cevaplarsın. İyi geceler.

plüton
20-05-2011, 03:26 AM
Kesinlikle yenilebilir. Tadı da çok güzeldir. (dalga geçmiyorum) :)
Okb nin arttık sizi rahatsız edemediğini görmenin hazzı çok farklı bir duygudur. İnanılmaz bir öz güven patlamasıdır.