9 ŞUBAT
19-08-2009, 05:34 PM
Hastalık hastaları o kadar kaygılıdır ki en ufak bir baş dönmesini kalp hastalığı olarak algılar sürekli elleri nabızlarında ve tahlillerle hastane hastane dolaşırlar.
Hastalık hastalığı yaşayanlar hem kendileri çok yıpranır çile çekerler hem de yakınlarını çok bıktırırlar. Sürekli hastalık konularında konuşan, bu konuda yazılan her haberi okuyup keserek saklayan bu kişiler her toplulukta bu konuyu açarlar. Çok hastane ve hekim dolaşan bu kişiler hekimlerle de geçinemezler çoğunlukla. Beni anlamıyor kimse şeklinde düşünen bu kişiler bir türlü rahatlayamazlar. Uğur İlyas Canpolat; Beden dismorfik bozukluk, psikotik bozukluklar, depresyon ve anksiyete gibi hastalıkların eşlik edebildiği hastalık hastalığı konusunu ve bu hastaların neler hissedip yaşadıklarını Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver ile konuştu.
-Hastalık hastalığı nedir? Bize bunu tarif eder misiniz?
Halk arasında evhamlı olarak bilinen kişilerin çoğunda sorduğunuz bu hastalık hastalığı vardır. Kişi, ağır ve ciddi, bir ya da birden fazla hastalığa yakalanmış olduğu korku ve düşüncesindedir.
-Bu kişilerin temel davranışları nelerdir?
Bu kişiler tüm dikkatini bedenine yöneltirler. Sürekli olarak bedeniyle uğraşır hale gelirler. Yoğun bir ölüm korkusu vardır.
-Aslında çoğu hastalık hastası olmayan kişilerde kendi bedenini dinler ona göre sağlık tedbirleri almazlar mı? Bu illa da bir hastalık işareti mi sayılmalıdır?
Çok önemli bir soru bu. Normalde sağlıklı kabul edilen herkeste olabilecek bedenin işlevleriyle ilgili duyumları bu kişiler hastalık lehine ve rahatsız edici olarak yanlış yorumlarlar.
-Örnekleyebilir misiniz?
Tabii. Mesela, ayağa kalktığı sırada yaşanacak hafif bir başdönmesi hissi kişinin kalp hastası olduğunu düşünmesine neden olur. Elleri sürekli nabızlarında ya da kalp üzerinde olabilir. Bazı kimseler yanlarında tansiyon ve şeker ölçüm cihazlarıyla dolaşıp sürekli kendi kendilerine ölçüm yapabilirler. İdrar ya da dışkılarını kontrol edip, rengine kokusuna bir anlam yüklemeye çalışabilirler. Hasta oldukları yönündeki inançları çok güçlü olduğundan sık sık hekimlere başvurarak muayene ve tetkik yaptırmak isterler.
-Hekimle güven ilişkisi yaşayabilirler mi? Yani hekime inanırlar mı?
Yapılan tetkiklerde hekim bir hastalık söz konusu olmadığını söylediğinde, rahatlamadıkları gibi hekimin altta yatan hastalığı anlayamadığı düşüncesiyle sık sık hekim değiştirirler. Bu hasta hekim ilişkisinde gerilime yol açabilir. O doktordan bu doktora koşturup hastalıklarına çare bulunması için uğraşırlar. Hayatı tehdit edici nitelikte ciddi bir hastalığın varlığı ve bunun bir türlü tanınıp tedavi edilmiyor olduğu düşüncesi hastalarda gerginliğe neden olur.
-Hekimin tanısına karşı direnme ve güvensizlik onlar için yıpratıcı olsa gerek.
Pek tabii. Sadece kendileri de değildir bu süreçte yıpranan. Hiçbir hastalıklarının olmadığı tekrar tekrar söylenir ama bu sözler etkisiz kalınca aile ve yakınlarda da bıkkınlık oluşur. Bu da sorunun artması ve sürmesinde etkili olabilir.
-Bu kişiler sanırım sağlık konularına herkesten daha çok meraklıdırlar. Hastalıklar konusunda az sayılmayacak bilgilere de sahiptirler değil mi?
Evet öyle. Hasta oldukları korkusunun verdiği endişeyi rahatlatabilmek için sık sık hastalık belirtilerinden konuşabilirler. İnternette ya da kitaplarda gazetelerde korkulan hastalıklarla ilgili yazıları okurlar. Okuduklarında kendilerinden bir şeyler bulurlar. Bu kişiler kendi bedenlerine o kadar fazla odaklanırlar ki, kendi bedenleri dışındaki meseleler ya da diğer insanlara olan ilgileri azalır.
-Herkesten daha fazla bir ilgi beklentisine girerler mi? Hastalık anlatma isteğinde bu tür bir amaç var mıdır?
Bu kişiler düşündükleri hastalık nedeniyle özel bir muamele, özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Bu doğru. Devamlı olarak sevk alarak, hastanede yatış, check-up, tomografi, MR incelemeleri talep ederler. Hatta bu nedenle yurt dışındaki tip merkezlerine ya da tıp dışı bir takım kişilere para akıtabilirler.
-Peki bu kişiler bir evhamın peşine takılıp sürüklenen kişiler midir yoksa gerçekten hastalıkları varsa ciddiye alıp gereğini yapan kişiler midir?
Maalesef tablo bu şekildedir. Bu kişilerin zihni hasta olduklarıyla bu kadar meşgul olmasına karşın, gerçek sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenmemeleri şaşırtıcıdır. Kalp hastalığı olduğuna inanan ancak sağlıklı olduğu söylenen bir hastaya kalp sağlığını koruması için egzersiz yapması, az yağlı beslenmesi önerildiğinde bu önerileri dikkate almaz. Yani tedavinin değil açıklamaların peşindedirler.
-Hastalık hastalığı kimlerde görülür? Cinsiyet durumu ile yaş faktörü nedir?
20-30 yaşlar arasında başlar. Erkekler ve kadınlarda hemen hemen aynı oranda görülür. Sosyoekonomik düzeyi düşük kişilerde daha sık görülür. Nörotik, takıntılı, narsistik kişilik özellikleri sergileyen kişilerde görülür.
-Toplumda görülme sıklığı konusunda elimizdeki veriler nedir?
Toplumun yüzde 1-4.5’u psikiyatrik hastalık tanısı alırken, yüzde onunda hipokondriyak uğraşlar ve inançlar vardır.
-Yıpratıcı ve bıktırıcı olan bu hastalık nasıl bir seyir izler? Alevlenme dönemleri görülür mü?
Hastalık süreklidir, ancak dalgalı bir biçimde zaman zaman alevlenir. Bu kişilerin hayatındaki sıkıntı veren durumlar, olumlu ya da olumsuz değişiklikler dengeyi bozarak atakları tetikler. Ağır iş koşulları, ekonomik güçlükler, aile içi sıkıntılar bedenle meşguliyeti tetikler. Yeni öğrenilen bir hastalık ya da yeni farkedilen bedensel bir değişiklik hastalıkla meşguliyeti tetikleyebilir.
-Hastalık hastalığının neden ortaya çıktığına ilişkin tıp neler söylüyor? Bu konudaki bilgiler nelerdir?
devamı alttadır .
Hastalık hastalığı yaşayanlar hem kendileri çok yıpranır çile çekerler hem de yakınlarını çok bıktırırlar. Sürekli hastalık konularında konuşan, bu konuda yazılan her haberi okuyup keserek saklayan bu kişiler her toplulukta bu konuyu açarlar. Çok hastane ve hekim dolaşan bu kişiler hekimlerle de geçinemezler çoğunlukla. Beni anlamıyor kimse şeklinde düşünen bu kişiler bir türlü rahatlayamazlar. Uğur İlyas Canpolat; Beden dismorfik bozukluk, psikotik bozukluklar, depresyon ve anksiyete gibi hastalıkların eşlik edebildiği hastalık hastalığı konusunu ve bu hastaların neler hissedip yaşadıklarını Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver ile konuştu.
-Hastalık hastalığı nedir? Bize bunu tarif eder misiniz?
Halk arasında evhamlı olarak bilinen kişilerin çoğunda sorduğunuz bu hastalık hastalığı vardır. Kişi, ağır ve ciddi, bir ya da birden fazla hastalığa yakalanmış olduğu korku ve düşüncesindedir.
-Bu kişilerin temel davranışları nelerdir?
Bu kişiler tüm dikkatini bedenine yöneltirler. Sürekli olarak bedeniyle uğraşır hale gelirler. Yoğun bir ölüm korkusu vardır.
-Aslında çoğu hastalık hastası olmayan kişilerde kendi bedenini dinler ona göre sağlık tedbirleri almazlar mı? Bu illa da bir hastalık işareti mi sayılmalıdır?
Çok önemli bir soru bu. Normalde sağlıklı kabul edilen herkeste olabilecek bedenin işlevleriyle ilgili duyumları bu kişiler hastalık lehine ve rahatsız edici olarak yanlış yorumlarlar.
-Örnekleyebilir misiniz?
Tabii. Mesela, ayağa kalktığı sırada yaşanacak hafif bir başdönmesi hissi kişinin kalp hastası olduğunu düşünmesine neden olur. Elleri sürekli nabızlarında ya da kalp üzerinde olabilir. Bazı kimseler yanlarında tansiyon ve şeker ölçüm cihazlarıyla dolaşıp sürekli kendi kendilerine ölçüm yapabilirler. İdrar ya da dışkılarını kontrol edip, rengine kokusuna bir anlam yüklemeye çalışabilirler. Hasta oldukları yönündeki inançları çok güçlü olduğundan sık sık hekimlere başvurarak muayene ve tetkik yaptırmak isterler.
-Hekimle güven ilişkisi yaşayabilirler mi? Yani hekime inanırlar mı?
Yapılan tetkiklerde hekim bir hastalık söz konusu olmadığını söylediğinde, rahatlamadıkları gibi hekimin altta yatan hastalığı anlayamadığı düşüncesiyle sık sık hekim değiştirirler. Bu hasta hekim ilişkisinde gerilime yol açabilir. O doktordan bu doktora koşturup hastalıklarına çare bulunması için uğraşırlar. Hayatı tehdit edici nitelikte ciddi bir hastalığın varlığı ve bunun bir türlü tanınıp tedavi edilmiyor olduğu düşüncesi hastalarda gerginliğe neden olur.
-Hekimin tanısına karşı direnme ve güvensizlik onlar için yıpratıcı olsa gerek.
Pek tabii. Sadece kendileri de değildir bu süreçte yıpranan. Hiçbir hastalıklarının olmadığı tekrar tekrar söylenir ama bu sözler etkisiz kalınca aile ve yakınlarda da bıkkınlık oluşur. Bu da sorunun artması ve sürmesinde etkili olabilir.
-Bu kişiler sanırım sağlık konularına herkesten daha çok meraklıdırlar. Hastalıklar konusunda az sayılmayacak bilgilere de sahiptirler değil mi?
Evet öyle. Hasta oldukları korkusunun verdiği endişeyi rahatlatabilmek için sık sık hastalık belirtilerinden konuşabilirler. İnternette ya da kitaplarda gazetelerde korkulan hastalıklarla ilgili yazıları okurlar. Okuduklarında kendilerinden bir şeyler bulurlar. Bu kişiler kendi bedenlerine o kadar fazla odaklanırlar ki, kendi bedenleri dışındaki meseleler ya da diğer insanlara olan ilgileri azalır.
-Herkesten daha fazla bir ilgi beklentisine girerler mi? Hastalık anlatma isteğinde bu tür bir amaç var mıdır?
Bu kişiler düşündükleri hastalık nedeniyle özel bir muamele, özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Bu doğru. Devamlı olarak sevk alarak, hastanede yatış, check-up, tomografi, MR incelemeleri talep ederler. Hatta bu nedenle yurt dışındaki tip merkezlerine ya da tıp dışı bir takım kişilere para akıtabilirler.
-Peki bu kişiler bir evhamın peşine takılıp sürüklenen kişiler midir yoksa gerçekten hastalıkları varsa ciddiye alıp gereğini yapan kişiler midir?
Maalesef tablo bu şekildedir. Bu kişilerin zihni hasta olduklarıyla bu kadar meşgul olmasına karşın, gerçek sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenmemeleri şaşırtıcıdır. Kalp hastalığı olduğuna inanan ancak sağlıklı olduğu söylenen bir hastaya kalp sağlığını koruması için egzersiz yapması, az yağlı beslenmesi önerildiğinde bu önerileri dikkate almaz. Yani tedavinin değil açıklamaların peşindedirler.
-Hastalık hastalığı kimlerde görülür? Cinsiyet durumu ile yaş faktörü nedir?
20-30 yaşlar arasında başlar. Erkekler ve kadınlarda hemen hemen aynı oranda görülür. Sosyoekonomik düzeyi düşük kişilerde daha sık görülür. Nörotik, takıntılı, narsistik kişilik özellikleri sergileyen kişilerde görülür.
-Toplumda görülme sıklığı konusunda elimizdeki veriler nedir?
Toplumun yüzde 1-4.5’u psikiyatrik hastalık tanısı alırken, yüzde onunda hipokondriyak uğraşlar ve inançlar vardır.
-Yıpratıcı ve bıktırıcı olan bu hastalık nasıl bir seyir izler? Alevlenme dönemleri görülür mü?
Hastalık süreklidir, ancak dalgalı bir biçimde zaman zaman alevlenir. Bu kişilerin hayatındaki sıkıntı veren durumlar, olumlu ya da olumsuz değişiklikler dengeyi bozarak atakları tetikler. Ağır iş koşulları, ekonomik güçlükler, aile içi sıkıntılar bedenle meşguliyeti tetikler. Yeni öğrenilen bir hastalık ya da yeni farkedilen bedensel bir değişiklik hastalıkla meşguliyeti tetikleyebilir.
-Hastalık hastalığının neden ortaya çıktığına ilişkin tıp neler söylüyor? Bu konudaki bilgiler nelerdir?
devamı alttadır .