PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kanserin düşmanı ısırgan otu



Nefertiti
06-12-2007, 12:15 PM
Kanserin düşmanı ısırgan otu

Vücutta hücre yenilenmesini sağlayan ısırgan otu; alyuvar yapımını artırıyor. Yaprak ve sürgünleri salata şeklinde veya pişirilerek yenildiğinde, kansere karşı etkili oluyor.

Isırgan otu, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Isırgan otunun genellikle yaygın olan 2 türü, tedavi amaçlı kullanılıyor. Büyük ısırgan otu ve küçük ısırgan otu. Yaprak, tohum ve kökün içerdiği etkin maddeler arasında farklılıklar bulunuyor. Yaprak çayının başlıca özellikleri olarak, idrar artırıcı, ödem çözücü, kan temizleyici, kan yaptırıcı, iltihap giderici, demir eksikliğini giderici ve organizmayı uyarıcı nitelikleri sıralanabilir.

Temel niteliklerden dolayı romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, böbrek ve idrar yolları iltihabı, teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, prostat büyümesi, mide ve bağırsak ülseri, böbrek ve safrakesesi taşı, güçsüzlük ve bitkinlik halleri, kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, demir eksikliği, tüm alerjik rahatsızlıklar (bahar nezlesi dahil), egzama, ergenlik sivilceleri ve fistüllere karışı etkili oluyor. Bu hastalıklara karşı uygulanacak yaprak çayı tedavisi, 2-4 hafta süreli kürler halinde uygulanabilir.

Bu süre içinde, günde 2-4 bardak bitki çayı, tatlandırılmadan, öğün aralarında, sıcakken içilebilir. Ağır kalp ve böbrek hastalığından kaynaklanan ödemlere karşı kullanılmadan önce doktora danışılmalıdır. Kökler, eğer istenirse her zaman yaprakla karıştırılarak kullanılabilir. Ama öncelikle, prostat büyümesine karşı, uygulanan tıbbi tedaviyi destekleyici olarak çok etkili olur. Ayrıca, yalnız veya yaprakla birlikte hazırlanan kaynama suyuyla baş yıkandığında, saç dökülmesi durur, saçlar parlaklık kazanır, kepeklenme sona erer.

UYARICI VE GÜÇLENDİRİCİ
Tohumlar, öncelikle organizmayı uyarıcı, güçlendirici ve savunma gücünü artırıcı özelliklere sahip olduğu için, yaşlılarda güçlendirici amaçlı olarak kullanılabilir. Yeşil ısırgan otu, sapın dibinden kesilerek, romatizma, gut, eklem deformasyonu, siyatik ve lumbagoya karşı, doğrudan hasta bölgeye sürülerek de kullanılabilir. Bitkinin yakıcı tüylerinin deriyi tahriş etmesiyle, uzun süreli, rahatlatıcı bir sıcaklık oluşur ve ağrı diner

Nefertiti
28-05-2008, 10:46 PM
Bir keresinde, radyoda konuşma yapan bir doktor tarafından (Türkiye’ de değil), sahip olduğumuz şifalı bitkilerin en etkililerinden birinin Isırgan Otu (Urtica diocia / urens) olduğu belirtilmişti (Referans1: M.Treben).
Eğer ne kadar şifalı olduğunu bilmiş olsaydı, insanlık alemi ısırganotundan başka hiç bir sey yetiştirmezdi. Ama ne yazık ki, bu gerçek pek az kişi tarafından biliniyor.
Isırganotu, kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer (1471 - 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçusunu canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti.
Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. Ülkemizde (Türkiye) her iki tür de yetişir.

Yedinci çocuğunu doğurduktan sonra sürekli olarak egzema ile uğraşmak zorunda kalmış olan bir kadına, ısırgan otu çayı içmesini önermiştim (Referans1: M.Treben). Çok kısa sürede egzemalar iyileşti ve aynı zamanda çekmekte olduğu baş ağrıları da bir daha geri dönmemek üzere yok oldu. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle tedavi etmek gerekir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile tedavi edilebilir. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir.

Bitkinin nasıl bir iyileştirici güce sahip olduğunu öğrendiğimden beri, ilkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmayı alışkanlık haline getirdim (Referans:: M.Treben). Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlayarak içiyorum.

Bu tür çay kürlerinden sonra kendimi anlatılamayacak kadar iyi hissediyorum ve her seferinde, alışılmışın üç katı daha fazla çalışabileceğimi sanıyorum.

Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.

Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz).

Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Günün birinde, genç bir kadın safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık nedeniyle bana (Referans1: M.Treben) geldi. Sürekli olarak da başi ağriyordu. Ona ısırganotu çayı içmesini önerdim. Bir süre sonra karşılaştığımızda, bitki çayının kendisine ne kadar çabuk yardım ettiğini büyük bir mutlulukla anlattı. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi ve daha baska ağır kan hastalıklarında yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içmelidirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur. Tanıdığım bir hanım, ağrılı bir siyatik nedeniyle üç yıldır doktor tedavisindeydi. Altı ay içinde, 200 ‘er gramlık 6 tam ısırganotu banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından kurtuldu.

Bir zamanlar, saçlarının seyrekliği yüzünden peruk kullanan 50 yaslarında bir kadın tanımıştım (Referans1: M.Treben). Geriye kalan saçlarının kökleri de bu yüzden ölmek üzereydi. Ona, taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama suyuyla başını yıkamasını önerdim. Bu öneriyi uyguladı ve saçlarının canlanarak, sık bir biçimde büyümeye başladığını haftadan haftaya izleyebildim. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes kullanabilir. Yolculuklarımda bile, kafamın derisine bu tentürle her gün masaj yaparım (M.Treben). Elde edilen başarının gözden kaçması olanaksızdır. kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak!

Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, ağer zaman geçirmeden, ısırganotu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisidir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyula masaj veya banyo yapmak gereklidir. Bu durum, koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. 51 yaşındaki Bayern’li bir kadın, bir fistül yüzünden, 21 yıl boyunca anlatılamayacak sıkıntılar çekmişti (Referans1: M.Treben). Fistül kadının elmacık kemiğinin üstünde olduğu için, bir ameliyatın tehlikeli olabileceği saptanmıştı. 1978’de bu zavallı kadın, kendisine çok anlayış gösteren bir pratik hekimin tedavisine girmiş. Bu hekim ona, çiğ yiyecekler ve tedavi edici solunum egzersizleri önermiş. Hastalık, sonunda dayanılır bir hal almış, ama yine de tam bir iyileşme olmamış. 1979 Martında hasta, ilk taze ısırganları toplamaya ve her gün içine yarım tatlı kaşığı isveç iksiri eklediği 3 bardak bitki çayını içmeye başlamış. Şöyle diyor kadın: “Tam 14 gün sonra yanağımdaki fistül yok oldu ve hiçbir ağrım kalmadı. Bugüne kadar da hiçbir olumsuz değişiklik olmadı.”

Isırganotunun iyileştirici gücünü bedenlerinde yaşamış kişilerin ne denli çok Isirganotuolduklarını her zaman büyük bir sevinçle işitiyoruz. Bu konu ile ilgili olarak, kısa bir süre önce, her gün ısırganotu çayı içen bir hanımın mektubu geçti elime (Referans1: M.Treben). Yazdığına göre, yalnızca ağır gündelik işlerin yorgunluğunu üstünden atmakla kalmayıp, işlerinin çokluğu yüzünden bir türlü ilgilenemediği, ağrısı kalçasına kadar vuran bir nasır da bu tedavi sonunda yok olmuş. Aynı biçimde, ameliyat ettirmeye bir türlü karar veremediği bir tırnak mantarı da yok olmuş. Evet, hiçbir zaman yeterince tanıtılamayan, kan temizleyici ve kan yaptırıcı ısırganımız bize böyle yardım ediyor. Başka bir kişi de bana (M.Treben), yıllar yılı acı çekmesine neden olan egzema hastalığından ısırganotu sayesinde kurtulduğunu yazmıştı. Bir keresinde, yaşlı bir adam ağlayarak bana (M.Treben) geldi. Üç yıl kadar önce grip hastalığına yakalanmış ve o zamandan beri idrarı koyu kahverengi imiş ve dayanılmaz baş ağrıları çekiyormuş. Ne tabletler, ne de iğneler hiçbir düzelme sağlayamamış. Aksine, baş ağrıları gitgide artmış ve artık intiharı bie düşünmeye başlamış. Onu yüreklendirerek, taze ısırganotunu salık verdim (M.Treben). İki buçuk litre çayı gün boyuna yayarak içmesi gerekiyordu. Dört gün sonra bana telefonla, baş ağrılarının tümüyle yok olduğunu bildirdi. Bir süre sonra da bir tanıdıktan, artık, gribe yakalanmadan önceki halinden de daha sağlıklık olduğu haberini aldım. Siz de, özellikle ilkbaharda, bitkinin taze filizlerini kullanarak, bir doku yaşlanmasını yavaşlatma kürü yapınız. Onun ferahlatıcı etkisiyle şaşıracaksınız.

Önemli bir açıklama daha: Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür.

Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.

Devamı aşağıda

Nefertiti
28-05-2008, 10:48 PM
Böylesi mucizeler yaratan bir şifalı bitkiye sahip olduğumuz için, bu armağanından ötürü Yüce Tanrı’ya şükran duymamız gerekmez mi? Hızlı yaşanılan günümüzde, insanlar hiç fark etmeden onun yanından geçip gidiyorlar ve çok fazla kullanılan ağrı kesici tabletleri yeğliyorlar.

Son olarak, beni (M.Treben) çok etkilemiş olan bir olayı da eklemek istiyorum. Küçük kentimizde tanımış olduğum yaşlı bir bayan, bana bir gün, midesinde kanser tümörü olduğunu söyledi. İlerlemiş yaşı nedeniyle, ameliyat olmaya bir türlü karar veremiyordu. İşte o sırada birisi ona ısırganotu çayı içmesini tavsiye etmiş. Hasta bayan, her gün bahçeye çıkarak, çit boyunca yeşermiş olan bitkiden bir avuç toplamış. Bir süre sonra doktora gittiğinde, adam ona büyük bir şaşkınlıkla sormuş: “ Yoksa ameliyat mı oldunuz? Ama hiçbir yara izi görülmüyor!” Tümör tümüyle yok olmuştu ve bu yaşlı bayan, kendisine kalan son yılların tadını sağlıklı olarak çıkarabilme olanağına kavuşmuştu. Ama hastalığın bu kadar ilerlemesini beklemeye hiç gerek yok. Eğer ısırganımızı yalnızca övmekle kalmayıp, onun mucizeler yaratan gücünü çay halinde içecek olursak, bedenimizde hiçbir kötü hastalık oluşamaz. Ayrıca, bir de değerli öğüt: Hemen bugün bir ısırganotu kürüne başlayınız. Kurutulmuş bitkileri güvenilir bir bitki satıcısından temin edebilirsiniz.

Kapılarımızı şifalı bitkilerimize yeniden açalım! İlkbaharda, makas ve eldivenle, Tanrı’nın özgür doğasına koşun. Bitkileri açık havada kendi elinizle toplamanın sizi nasıl sevindireceğini göreceksiniz. Kazanılmış olan deneyimlere göre, kullanılan bitki ne kadar taze olursa, tedavi edici gücü de o kadar fazladır. Kış için bir miktar stok yapmayı da unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin. Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin! Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki toplayın. Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız varsa kesinlikle bitkiyi köküyle beraber sökmeyin. Bir bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin!

Eğer ısırganotunun daha başkaca başarılı kullanım biçimleri hakkında bilgi almak istiyorsanız, “Maria Treben’in Tedavi Başarıları” adlı kitabını okuyabilirsiniz.



Kullanım Biçimleri :

Çay Hazırlamak :
Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.

Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

Isırganotu Tentürü : Ilkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldigince ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli siselerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.

El ve Ayak Banyoları : Iki avuç dolusu yıkanmıs kök, sap ve yaprak, 5 litre soguk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak : 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak, 5 litre suya koyulur, agır ateste kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldıgında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök, 10-12 saat soguk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Nefertiti
28-05-2008, 10:51 PM
İçerdiği klorofil, vitaminler ve demir nedeniyle, yiyecek veya içecek olarak kansızlığa karşı kullanılan ısırgan otunun, aşırı üşütmelerde solunum yollarını açtığı bildirildi.

Uzmanlar, aynı zamanda kan şekerini de düşüren bitkinin, taze yapraklarının 14 gün süreyle yenilmesi durumunda zayıflamaya yardımcı olduğunu bildirdi. Cilt bakımı ve deri temizliğinde de kullanılan ısırgan otunun köklerinin kaynatılarak içilmesinin, saç dökülmesini, saçın kepeklenmesini ve yağlanmasını önlediği ifade edildi.

Bir çay kaşığı kurutulmuş ısırgan yaprağının üzerine bir su bardağı kaynar su konulduktan sonra karıştırılarak çay olarak içilebileceğini belirten uzmanlar, yorgunluğu gidereceğini kaydetti. Uzmanlar, ısırgan otunun yarı yarıya ıspanakla karıştırılarak pişirilmesi halinde de çocuklarda mide-bağırsak gazları nedeniyle oluşan ağrıların dindireceğini vurguladı.

Saçlara olan faydasını da anlatan uzmanlar, 4-5 avuç dolusu taze veya kurumuş ısırgan otunun, 5 litre soğuk suya konulması, yavaş ateşte kaynama noktasına kadar ısıtılıp 5 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra, suyla saçların yıkanmasını öneriyor. Ya da bir avuç dolusu ısırgan kökü, akşamdan soğuk suya bırakılır. Sabahleyin kaynayıncaya kadar ısıtılır. 10 dakika demlenmeye bırakılır, daha sonra süzülerek saç yıkanabilir.

Nefertiti
02-06-2008, 11:49 PM
ISIRGAN TOHUMU YAĞININ SIRRI

Genç kalmak isteyenlerin şifa listesinde bulunması gereken bir bitki ısırgan. Tohumundan elde edilen yağın da, gençlik için üretilmiş ürünlerin içeriğinde yer alması dikkat çekiyor. Vikingler de dahi kullanılmış olan ısırgan tohumu yağı, "gençleştiren ürünler" listelerinde bulunuyor. AHA maddesini içerdiği için, cilde çok yararlı olarak adından söz ettiriyor. Aynı zamanda "Gençlik yağı" olarak da adlandırılıyor. Avrupa'da şifalı bitki dükkanlarında bu isimle satılıyor.

Isırganın mucizevi gücünden, bazı ünlüler de yararlanıyor.

Örneğin, gençlik sırlarını açıklamaktan çekinmeyen sanatçı Nükhet Duru'nun mutfağından hiç eksik etmediği bitkiler arasında yer alıyor. Genç ve güzel bir cilt için, içinde ısırgan tohumu yağı bulunan kremleri ya da ürünleri kullanmanız da çok daha faydalı. Öte yandan sağlıklı yaşam için, bir tatlı kaşığı ısırgan tohumunu balla karıştırıp her gün yiyebilirsiniz. Ancak günlük alınacak ısırgan tohumu 8-10 gramı geçmemeli.

atomcekirdegi
03-06-2008, 02:10 AM
Ben onun yapraklarını kaynatıp içmeyi denedim ama kokusuna dayanamadım..ama bazı yörelerde kavurup falan yiyorlar..Ya da yemeğe tohumundan atıyorlar..O da çok faydalıymış...

9 ŞUBAT
03-06-2008, 08:54 AM
paylaşım için çok teşekkurler,
evet gerek yapraklarından kaynatılıp içilerek,gerekse kavrularak veya çorba yapılarak faydalanabiliyoruz,ayrıca tohumlarınıda yemek mümkün .
Derdi yaratan ALLAH dermanıda veriyor,yeterki biz kullar arayıp bulmasını ve yaratana şükretmesini bilelim.