9 ŞUBAT
01-02-2009, 09:34 AM
‘ Neden diş hekimi korkusu yaşanıyor? Hangi etkenler bu korkuyu tetikliyor? Çocuklarda ve yetişkinlerdeki diş hekimi korkusu nasıl aşılır?’
UĞUR İLYAS CANBOLAT
Diş ve ağız bakımının önemi giderek önem kazanıyor. Güzel gülüşlere sahip olmak isteyen, ağız sağlığının önemini fark edenler bilinçaltlarında yer alan diş hekimi fobisini kırmak için mücadele etmeyi seçmeliler. Teknolojik imkanların gelişmesi, fiziki mekanların daha iyi ve insanı rahatlatan unsurların yer alması ile diş hekimleri artık daha sevimli olmaktadırlar. Korkuların nedenleri ve giderilmesi konusunda hem hastaların hem de hekimlerin neler yapması gerektiği konusunu diş hekimi Ayşın Kızılkaya ile konuştuk.
-Türkiye’de çocukların % 80-90’nı diş hekiminden korkuyormuş. Size göre bunun sebepleri nelerdir?
Anne babalardan duyulan yanlış bilgilenimler, doktor ve iğne olma fobisi, bilgisizlik, diş hekimi muayenehanesinde karşılaşılan sesli ve çocuğun daha önceden görmediği ve kendine zarar verebileceğini düşündüğü bir takım cihazlar, güvensizlik, sayabileceğimiz çocukların diş hekimi korku nedenlerinden birkaçıdır.
- Bu oran dünya üzerindeki yetişkinlerde % 10 seviyelerinde. Demek ki sadece çocuklarla ilgili değil mi?
Erişkinin daha önceki yıllarda yaşadığı kötü deneyimler, kulaktan dolma yanlış bilgiler, söylentiler, 2000’li yıllarda diş hekimi muayenehanelerinin 1950’li yıllara benzememesi, teknik donanım ve çalışma yöntemlerinin bilinmemesi ve yıllık ağız kontrollerinin yapılmaması nedeniyle takip edilememesi yetişkinlerin de korkularını yenemediklerini göstermektedir.
- Yaşanan bu korkuların altında eskiden zor imkanlarla yapılıyor olmasını rolü var mı?
Var tabii. Diş muayenehane donanımları, hastada sağlanan tam bir uyuşma, hastanın tedavisinde teknik donanım örneğin çok daha hızlı devir sayısı ile çalışan gelişmiş cihazlar, röntgen tetkikleri, ağız içi kameralar eskiden var olmayan teknik donanımlardı. Zorluklar ve imkansızlıklar içinde yapılan hizmetler korku sebebi olmuş olabilir.
- Diş hekimi korkusu yaşayan bazı kimselerde kalp çarpıntısı ve mide bulantısı gibi fiziksel etkiler görülüyor. Bunu fark edebiliyor musunuz?
Hekim ve ekibi, hastası fazlaca korkuyorsa onu rahatlatmak ve desteklemek için zaman ayırmak zorundadır. Hastanın yüz ifadesinden, kurduğu iletişim eksikliğinden, ondaki fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar kolayca gözlenir. Bizler bunu kolaylıkla fark ederiz ve gerekeni yaparız.
- Kişide çarpıntı veya tansiyon yükselmesi fark ettiğinizde neler yapıyorsunuz?
Hastanın alınan anemnezinde daha önceden kronik bir tansiyon hastası olup olmadığı sorgulanır. Gerekli görülürse doktoru ile kontak kurulur. Sürekli aldığı bir tansiyon ilacı varsa o gün alıp almadığı sorgulanıp, sadece o anda korkuya bağlı bir tansiyon artışı ise hastayı konuşarak ikna ve rahatlama sonrası tedaviye başlarız. Eğer hala yüksek tansiyon tespit edilirse bu bir tanışma seansı olarak kabul edilir ve tedavi bir sonraki seansa ertelenebilir.
- Gelen kişilere yaşadıkları korkunun aslında gereksiz bir korku olduğunu anlamalarını sağlamanız ne kadar zamanda mümkün olmaktadır?
Hasta tedavisine başlamada siz ona gererken güveni verebilmişseniz hastaya yaptığınız ilk müdahale sonunda; bu bir çocukta olabilir, hasta artık diş tedavisinin hiçte korkulacak bir olay olmadığını, iyi bir uyuşma sonrasında ağrı, acı duymadığını anladığında artık size tam olarak teslim olur ve koltuğunuza bir sonraki seans artık daha rahat oturur. Ayrıca şunu da belirtmek isterim. Ben bir diş hekimi olarak, hastalarımla güvene dayalı bir ilişki geliştirmek için mizah duygusunun önemli olduğunu daha ilk günlerimde anladım. Hastaya bilgilendirici olduğu kadar, eğlenceli kılmaya çalışmak hastayı bu ilk seansta bile kazanmanıza neden olacaktır.
- Her ne sebeple olsun ihtiyaç olduğu halde kaçışlar aslında durumu zorlaştırmıyor mu?
Kaçış olayın tek seansta halledilebilecek basit bir dolgu iken daha çok gel gitli maddi olarak da daha külfetli bir hale sokar ki; bazen tedavide gecikme yandaki dişlere de sorunun yansıması nedeniyle hastayı daha çok üzecektir.
- Bu kaçışlarda yanlış duyumların, abartılı anlatımların etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Dostlarından ya da iş arkadaşlarından duyulan diş hekimiyle ilgili (dehşet) öyküleri, söylentiler diş hekimine gitme konusunda korku ve endişeleri arttırır. Hele bir de (tam uyuşmamıştım) şeklinde kötü bir deneyim yaşamışlarsa güvenlerini tamamen yitirirler.
- Peki yanlış deneyimlerin, yanlış tecrübelerin de rolü var mıdır?
Tam uyuşmama, hatalı restorasyonlar, kanal tedavisiyle ilgili yanlış bilgilenimler ya da hatalı bir kanal tedavisinin seanslar boyu sürmesi, zor çıkarılan eski kronlar hastanın hafızasından pekte kolay silinemez.
- Yanlış ve acı bir deneyim yaşan kişi bu durumun üstesinden ne kadar zamanda gelebiliyor?
Bu tamamen karşılaşacağı güven duyabileceği, onu rahatlatabilecek destekleyecek, zaman ayırmaya uygun yeni bir hekimle tanışana kadar sürebilir. Hastanın bana özenli davranın sesine kulak verilerek sorun çözülebilir.
devamı alttadır.
UĞUR İLYAS CANBOLAT
Diş ve ağız bakımının önemi giderek önem kazanıyor. Güzel gülüşlere sahip olmak isteyen, ağız sağlığının önemini fark edenler bilinçaltlarında yer alan diş hekimi fobisini kırmak için mücadele etmeyi seçmeliler. Teknolojik imkanların gelişmesi, fiziki mekanların daha iyi ve insanı rahatlatan unsurların yer alması ile diş hekimleri artık daha sevimli olmaktadırlar. Korkuların nedenleri ve giderilmesi konusunda hem hastaların hem de hekimlerin neler yapması gerektiği konusunu diş hekimi Ayşın Kızılkaya ile konuştuk.
-Türkiye’de çocukların % 80-90’nı diş hekiminden korkuyormuş. Size göre bunun sebepleri nelerdir?
Anne babalardan duyulan yanlış bilgilenimler, doktor ve iğne olma fobisi, bilgisizlik, diş hekimi muayenehanesinde karşılaşılan sesli ve çocuğun daha önceden görmediği ve kendine zarar verebileceğini düşündüğü bir takım cihazlar, güvensizlik, sayabileceğimiz çocukların diş hekimi korku nedenlerinden birkaçıdır.
- Bu oran dünya üzerindeki yetişkinlerde % 10 seviyelerinde. Demek ki sadece çocuklarla ilgili değil mi?
Erişkinin daha önceki yıllarda yaşadığı kötü deneyimler, kulaktan dolma yanlış bilgiler, söylentiler, 2000’li yıllarda diş hekimi muayenehanelerinin 1950’li yıllara benzememesi, teknik donanım ve çalışma yöntemlerinin bilinmemesi ve yıllık ağız kontrollerinin yapılmaması nedeniyle takip edilememesi yetişkinlerin de korkularını yenemediklerini göstermektedir.
- Yaşanan bu korkuların altında eskiden zor imkanlarla yapılıyor olmasını rolü var mı?
Var tabii. Diş muayenehane donanımları, hastada sağlanan tam bir uyuşma, hastanın tedavisinde teknik donanım örneğin çok daha hızlı devir sayısı ile çalışan gelişmiş cihazlar, röntgen tetkikleri, ağız içi kameralar eskiden var olmayan teknik donanımlardı. Zorluklar ve imkansızlıklar içinde yapılan hizmetler korku sebebi olmuş olabilir.
- Diş hekimi korkusu yaşayan bazı kimselerde kalp çarpıntısı ve mide bulantısı gibi fiziksel etkiler görülüyor. Bunu fark edebiliyor musunuz?
Hekim ve ekibi, hastası fazlaca korkuyorsa onu rahatlatmak ve desteklemek için zaman ayırmak zorundadır. Hastanın yüz ifadesinden, kurduğu iletişim eksikliğinden, ondaki fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar kolayca gözlenir. Bizler bunu kolaylıkla fark ederiz ve gerekeni yaparız.
- Kişide çarpıntı veya tansiyon yükselmesi fark ettiğinizde neler yapıyorsunuz?
Hastanın alınan anemnezinde daha önceden kronik bir tansiyon hastası olup olmadığı sorgulanır. Gerekli görülürse doktoru ile kontak kurulur. Sürekli aldığı bir tansiyon ilacı varsa o gün alıp almadığı sorgulanıp, sadece o anda korkuya bağlı bir tansiyon artışı ise hastayı konuşarak ikna ve rahatlama sonrası tedaviye başlarız. Eğer hala yüksek tansiyon tespit edilirse bu bir tanışma seansı olarak kabul edilir ve tedavi bir sonraki seansa ertelenebilir.
- Gelen kişilere yaşadıkları korkunun aslında gereksiz bir korku olduğunu anlamalarını sağlamanız ne kadar zamanda mümkün olmaktadır?
Hasta tedavisine başlamada siz ona gererken güveni verebilmişseniz hastaya yaptığınız ilk müdahale sonunda; bu bir çocukta olabilir, hasta artık diş tedavisinin hiçte korkulacak bir olay olmadığını, iyi bir uyuşma sonrasında ağrı, acı duymadığını anladığında artık size tam olarak teslim olur ve koltuğunuza bir sonraki seans artık daha rahat oturur. Ayrıca şunu da belirtmek isterim. Ben bir diş hekimi olarak, hastalarımla güvene dayalı bir ilişki geliştirmek için mizah duygusunun önemli olduğunu daha ilk günlerimde anladım. Hastaya bilgilendirici olduğu kadar, eğlenceli kılmaya çalışmak hastayı bu ilk seansta bile kazanmanıza neden olacaktır.
- Her ne sebeple olsun ihtiyaç olduğu halde kaçışlar aslında durumu zorlaştırmıyor mu?
Kaçış olayın tek seansta halledilebilecek basit bir dolgu iken daha çok gel gitli maddi olarak da daha külfetli bir hale sokar ki; bazen tedavide gecikme yandaki dişlere de sorunun yansıması nedeniyle hastayı daha çok üzecektir.
- Bu kaçışlarda yanlış duyumların, abartılı anlatımların etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Dostlarından ya da iş arkadaşlarından duyulan diş hekimiyle ilgili (dehşet) öyküleri, söylentiler diş hekimine gitme konusunda korku ve endişeleri arttırır. Hele bir de (tam uyuşmamıştım) şeklinde kötü bir deneyim yaşamışlarsa güvenlerini tamamen yitirirler.
- Peki yanlış deneyimlerin, yanlış tecrübelerin de rolü var mıdır?
Tam uyuşmama, hatalı restorasyonlar, kanal tedavisiyle ilgili yanlış bilgilenimler ya da hatalı bir kanal tedavisinin seanslar boyu sürmesi, zor çıkarılan eski kronlar hastanın hafızasından pekte kolay silinemez.
- Yanlış ve acı bir deneyim yaşan kişi bu durumun üstesinden ne kadar zamanda gelebiliyor?
Bu tamamen karşılaşacağı güven duyabileceği, onu rahatlatabilecek destekleyecek, zaman ayırmaya uygun yeni bir hekimle tanışana kadar sürebilir. Hastanın bana özenli davranın sesine kulak verilerek sorun çözülebilir.
devamı alttadır.