PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Acilara Ben Kefilim..!!



esin_29
23-11-2007, 07:24 PM
Gözlerinin hasretinde yüregim bosluklarda sesini arıyor...Yankılansa sesin odama ve gözlerin geceme yıldız misali düşse yeter bana..Baska bir sey istemiyorum....Bir tek gülüsün tüm acılarıma iyi gelecek kadar güzel..Ve seninle yasayacagımız güzel günler tüm hayatıma bedel..Bos duvarlara ismini söylüyorum ve seni yıldızlara soruyorum acaba neler yaptı diye...Vurulmusum sana ,gözlerine yanıyorum bir alev topu giibi..Hasretin sanki volkan gibi kösebaslarinda patlıyor..Sensiz düsüncelere dalsam her fikrim kör kursunlara ispat ediyor...Gözlerinden mahrum gecelerim katrana boyanıyor ...Ucurtmalarimi senden haber alır mi diye omuzlarımdan kaldırdım..Yüregimi göcmen kuslarla sana yolladim..Bos gelmeyeceklerdi biliyorum...Yüregini ve gözlerini bırakacaklardı avuclarıma...
Acıların yarınlarda müjde kokan ciceklerdi..Düsünsene karların altındaki citlenbikleri...Aylarca toprakla kar arasında kalırlar..Ama içlerinde hicbir zaman umutsuzluguna yenilmezler.Yaprakları hazani andırsa da icindeki umutlarını sererler dudaklarına..Bahar oldu mu nazlı bir gelin gibi günesin koynuna girerler.. Tüm umutlarını günesle sevda kokan yüreklere sererler...Aynı o misal sende hicbirseye yenilmeyeceksin..Yarınlarını bahar addedip icindeki sevgi yapraklarını yüregime sunacaksin..Her yapragıda ölümüne sevdanin naif durusunu, yalnızlıga karsi dik baslılıgını ve acılara karsı metanetini görecegim..Gördükce sımsıkı saracagım seni..Bırakmayacagim seni acıların kollarına ...Bu kadar kolay pes etmeyecektik fani yaralarımıza...İyilesmesi yılları sürecek acılarına ben her gün nefesimle merhem olacagim..Yavas yavas iyileseceksin...her güneste sana umutları bırakacagim ve gözlerin dünden daha iyi parlıyorsa o zaman daha cok saracagim iyilesmen icin...Tüm acılarina ben kefilim..Yeter ki sen mutluluklara gülümse..

YAĞMURR
23-11-2007, 07:37 PM
eline yüreğine sağlık çok güzel tşkler paylaşım için...

pcshik
23-11-2007, 07:42 PM
gerçekten paylaşmaya değer bir yazı teşekkürler... :)

pcshik
23-11-2007, 07:46 PM
Yapabilir misin benim için??

sevemiyorum kimseyi. Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?Giderek yaklaşıyor ve çoğalıyor sorular. Bir cümlenin içinde virgül olmayı beklerken, nedendir bu noktaların kelimelerime yaptığı tecavüz? Beni bu saldırılara karşı koruyabilir misin? Korktuğumun farkındayım, bu yüzden konuşmuyorum. Küçük bir çocuğun, hiç bilmediği bir şehirde kayboluşunu ve bir köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki. Tek farkımız, ben bildiğim bir şehirde kayboldum ve gözyaşlarının asil olduğunu bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum. Bu çabam da sonuçsuz kalacak, biliyorum. Beni benim yerime bağışlar mısın?Oysa, garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim. Sevecekseniz yıpratmadan, acıtmadan ve okşayarak sevin dedim. Ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma, saçlarımın dağınıklığı rüzgârdan, beni rüküş oyunlarınızın içine almayın, oynayamam dedim. Çok sonraları farkettim kendi kendime konuştuğumu. Beni deli sanacaklar. Ya da sanmayacaklar, delilik bu...! Benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı özenle? Çığlığımı tutar mısın düşmesin yere? Bir gün, işime yarayabilirler.Yağmur yağıyor. Biraz sonra bütün çıplaklığımı giyinip, çocukluğumla ona gideceğiz. Belki ıslandığımda kaybolacak bu buruk gülümsemeler. Belki unutacağım incindiğimi. Yüreğimin ağrıyan yanlarını belki söküp atacağım, açlıktan ağzı kokan sokak köpeklerine. Kollarımı gökyüzüne kaldırıp, şarkılar söyleyeceğim belki, şarkılarım yağmura .. Olur da bana bir şey olursa, şarkılarımı sahiplenir misin?Kırgınım, çok yorgunum. Yanıyor bir yerlerde, derinlerde gönlüm..Geçtiğim yollarda bıraktım sözlerimi ya da bırakmak zorunda kaldım, emin olamıyorum. Gidenlerin geride bıraktıkları gözü yaşlı ayak izlerini sayarken üzerime giydirilmiş olabilir suskunluklar..Yoksa ben de bilirdim, güneşin izniyle aldığım gülüşleri her daim dudaklara yapıştırmayı. Yaşım kadar geçtim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan...ve artık ben de korkuyorum herkes gibi, senin gibi sevmekten. Canımı acıtmadan üzerimden alabilir misin bu korkuları..? Kırgınlıklarımı kazıyarak beni aşkla barıştırabilir misin yeniden..? Neden sessizce gittiğini, konuşmaya gerek kalmadan gözlerinle anlatabilir misin..?Bütün bunları yapabilecek kadar yürekli misin bilmiyorum. Cesaret sadece güç gösterisi değildir çünkü. Şimdi, şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma.Ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben. Ya da sisli bir havada görmeden yanlışlıkla çarptığın biri hiç değil..Bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlayabilir misin..?Tedavülden kalkıyor zamanla bütün sorular ve kaybolup gidiyor uzayın derin boşluğunda, kimse üzerine alınmadan.Suskunluğunu ve cevap veremeyişlerini, çocuk ruhunun bastırılmış serseriliğine veriyorum. Daha zamanın var, elbet bir gün sende öğreneceksin konuşmayı. Beden unutsa bile yürek unutmaz yaşadıklarını..Bunu o garip gönlüne öğretebilir misin...?Ama biliyorum..Benim yerime yapamayacağın şeylerde var. Benim için sevemezsin şiiri, müziği, aşkı ve beni...Yüreğimin çıldırtan iyimserliği neleri yapabileceğini merak etse de, kırgınlıklarım beynimi uyuşturup gururumun yüzeyde olması için direniyor.direniyorda işte öyle!!!hehh nerde kalmıştım bunları yapabilirmisin benim için???



(buda benim sevdiğim bir yazıdır, kaynağını bilmiyorum ...)

esin_29
23-11-2007, 09:38 PM
Teşekür ederim sizlere...Burdaki amacımız dönem dönem sıkıntılarımızı dönem dönem duygularımızı,mutluluklarımızı paylaşmaktır.Arkadaşım senin yazdığında çok güzel olmuş..Görüşmek üzere..

pcshik
23-11-2007, 10:30 PM
ilgilenirseniz.... sevdiğim yazılardan biri daha....


Belki de en büyük savaşları kendi içimizde yaşıyoruz. Arzularımız korkularımızla çarpışıyor. Özlemlerimiz kuşkularımızla vuruşuyor. Hayallerimiz acı tecrübelerimizin bize kurduğu pusulara düşüyor. Mutluluğa doğru coşkulu bir koşu tutturma isteği en olmadık anda kaçıp gidecek huzurun ihanetinden endişeleniyor.
Özgürlüğe kendimizi bir boşluğa bırakır gibi bırakma dürtüsü, bizim özgürlüğümüzün bir başkasının esaretine yol açacağı tedirginliğiyle bıçaklanıyor. Başkasının esaretiyle kuşatılmışken biz özgür olabilir miyiz sorusu büyüyor içimizde.
Geçmişe olan borcumuz, geleceği yaratma gücümüzü zayıflatıyor.
Alışkanlıklarımız heyecanlarımızla boğuşuyor.
Kendi kendimizle savaşıp cevaplarını bilmediğimiz sorularla allak bullak oluyoruz.
Bizim isteklerimiz başkalarına acı verecekse, isteklerimizden vaz mı geçmeliyiz. Vazgeçmenin bize çektireceği acı sevdiğimiz birinin çekeceği acıdan daha mı az yaralar bizi?
Sevdiklerimize olan borcumuz ne? Peki kendimize olan borcumuz?
Bu hayatı nasıl yaşamalıyız?
Huzuru mu aramalıyız, heyecanı mı?
Yaptıklarımızdan mı pişman oluruz, yoksa yapmadıklarımızdan mı? Gelecekte hangisi kalır aklımıza?
Bizim mutluluğumuzun yolu bir başkasının mutsuzluğundan geçiyorsa, değiştirmeli miyiz yolumuzu?
İnsan en büyük savaşı belki de içinde veriyor. Birbiriyle çelişen duygularımızla hırpalanıyoruz, kimsenin görmediği bir savaş alanı gibi içimiz, kendi ölülerimizle doluyor. Duygularımızdan hangisi galip gelirse gelsin, patlayan duygularımızla birilerinin vurulacağını biliyoruz artık. İsteklerimizi, coşkularımızı, özlemlerimizi evcilleştirmeli miyiz, kendi kendimizin avcısı olup kafeslere mi kapatmalıyız ruhumuzu?
Bilinmeyenin bizde yarattığı o çıldırtıcı merakın peşinden mi koşmalıyız, yoksa bilinmeyende saklı olana duyduğumuz korkuyla geri mi durmalıyız?
Ne yapmalıyız? Bu hayatı nasıl yaşamalıyız?
Kendimizden başka bir dostumuzun, kendimizden başka bir ordumuzun, kendimizden başka bir düşmanımızın olmadığı bir savaşta, bölünen ruhumuzun hangi tarafının zaferi için uğraşmalıyız?
Hangi tarafı tutarsak tutalım neticede gene de bir tarafımıza ihanet etmiş olmayacak mıyız? İhanetsiz yaratılamayacak bir geleceğin yükünü taşıyabilecek kadar güçlü müyüz?
Kaçsak, gidecek yerimiz yok. Kendi kendimize tutsağız. Savaşsak vuracağımız, başkalarıyla birlikte gene kendimiz olacağız. Ayaklanmış duygularımızın birbiriyle vuruştuğu bir savaş yaşıyoruz.
Geçmişten geleceğe ancak savaşla geçebiliyor ruhumuz. Geçmiş olanın geleceği savaşsız yaratılmıyor. Hem mutlu, hem huzurlu, hem coşkulu, hem korkusuz, hem arzulu, hem kuşkusuz olamaz mıyız? Geleceği başkalarının hayatlarına dokunmadan, onlarda açılacak yaralarla yaralanmadan yaratamaz mıyız?
Nedir bu savaşın ardındaki sır, hangi büyü bizi bizimle vuruşturuyor? Hangi korkunç kader geçmişimizi geleceğimizle çarpıştırıyor?
Huzur, bütün duygularımızı barış içinde tutmaksa eğer, hiç mi huzurlu olamayacağız? Biz huzursuzluğa mı mahkumuz?
En korkunç savaşı kendimiz içinde yaşarken ne yapmalıyız? Kim akıl verebilir bize? Kim bize yol gösterebilir?
Savaşa savaşa, her savaşta bir parçamızı öldürerek mi yürüyeceğiz hayatın içinde?
Her mutluluk bir acıdan mı süzülecek?
Pusularla, ihanetlerle, saldırılarla, geri çekilmelerle, mütarekelerle, kaçışlarla, esaretlerle dolu bir savaşı yalnız başımıza yaşıyoruz. Kim galip gelirse gelsin bir tarafımız hep yeniliyor.
Yenilmeden galip gelemiyoruz.
Her zafer bir yenilginin izini bırakıyor derinimizde.
Zaferlerimiz kadar da yenilgilerimiz oluyor. Kendi kendimizle savaşarak yürüyoruz.
Ve savaş biz bittiğimizde bitiyor ancak.


KENDİ KENDİMİZE SORULAR


Ahmet Altan -> Karanlıkta Sabah Kuşları