PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Erkekler ve Depresyon



9 ŞUBAT
12-06-2008, 02:11 PM
Neredeyse on yıldır, seçilmiş bir memur ve bir avukat olarak çalışmakta olan Massachusetts eyaleti senatörü Bob Antonioni?nin bilmese de, depresyonla başı beladaydı. Günlerinin çoğunu, senato toplantılarına katılarak ve müvekkillerini mahkemede savunarak geçirirdi. Ama özelinde, çok huzursuz ve kolay sinirlenebilen biri olan Antonioni, karşılaştığı olayları çok fazla irdelemektedir ve kız arkadaşıyla hangi programı seyredeceklerine karar vermek gibi basit mevzularla karşılaşınca bile sinirleri bozulmaktadır. Senatoda geçen bir sabahın ardından, Antonioni kendisini öylesine tükenmiş hissetmişti ki, öğlene doğru eve gidip kanepeye uzandı ve günün geri kalanı boyuca hareket bile edemedi.

Karanlıkla Yüzleşmek

Neredeyse on yıldır, seçilmiş bir memur ve bir avukat olarak çalışmakta olan Massachusetts eyaleti senatörü Bob Antonioni'nin bilmese de, depresyonla başı beladaydı. Günlerinin çoğunu, senato toplantılarına katılarak ve müvekkillerini mahkemede savunarak geçirirdi. Ama özelinde, çok huzursuz ve kolay sinirlenebilen biri olan Antonioni, karşılaştığı olayları çok fazla irdelemektedir ve kız arkadaşıyla hangi programı seyredeceklerine karar vermek gibi basit mevzularla karşılaşınca bile sinirleri bozulmaktadır. Senatoda geçen bir sabahın ardından, Antonioni kendisini öylesine tükenmiş hissetmişti ki, öğlene doğru eve gidip kanepeye uzandı ve günün geri kalanı boyuca hareket bile edemedi.

1999 yılında, küçük erkek kardeşi kendisini öldürdüğünde, Antonioni 40 yaşındaydı ve yardım almaya karar vermişti. Üç yıl boyunca, gizli gizli bir terapistle görüşmüş, nakit ödemiş ve kredi kartı faturalarında da bir kayda rastlanmasını önlemişti. Antidepresan kullanmış; ama ilaçlarını 20 mil ötedeki bir eczaneden temin etmişti. Depresyonu onun taşıması gereken yükü ve aynı zamanda sırrıydı. Çevresine yansıttığı imajının, zerre kadar zarar görmesini istemiyordu ve şöyle söylüyordu: "Kimsenin kendi kendime bakamadığımı zannetmesini istemiyordum. Adam değilmişim gibi düşünmelerini istemiyordum".

2002 yılında, altında çalışan kadronun başındaki görevli Antonioni'yi, eyalet binasındaki ofisinde yerde yatmış ağlarken bulmuştu. 48 yaşındaki Antonioni, bu kez ailesine ve arkadaşlarına açılmaya karar verdi. Birkaç ay sonra bir ruh sağlığı merkezinde, problemi hakkında konuşma yapma cesareti bulmuştu. Bundan kısa bir süre sonra, yerel bir muhabir, Antonioni'nin rahatsızlığı ile mücadelesini kaleme almıştı. Durumu alayla karşılanmak yerine, Antonioni, meslektaşlarından gelen destekleyici kart ve mektuplar içine gömülmüştü. Antonioni, inanılmayacak kadar olumlu ve şaşırtıcı olduğunu belirtmişti.

Altı milyon Amerikalının bu yıl depresyon teşhisi alması beklenmektedir. Ancak bir bu kadar insan da, sessizce acı çekmekte, problemlerinin bir adı bile olduğunu bilmemekte ve tedavi olma fikrini akıllarına bile getirememektedir. Amerikalıların her gün daha fazla sağlık saplantısı gösterdikelri, itirafçı bir toplum içinde, erkekler marstan- kadınlar venüsten fikri artık klişeleşmiştir. Bu fikre göre ise, erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Ancak gerçek şudur ki; … Şey… Erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Depresyon duygusal anlamda büyük hasarlar veren ve tıbbi anlamda da bir çok probleme yol açan bir rahatsızlık olmasına rağmen, bir çok erkek kendilerinde bulunan belirtileri fark edememektedir. Hissettikleri hakkında konuşmak yerine, erkekler bunları, alkol, madde, kumar, öfke ve işkoliklikle maskelemektedirler. Hatta bir sorunları olduğunu fark ettiklerinde bile, yardım almayı bir zayıflık ve erkek kimliklerine ihanet olarak görme eğilimindedirler.

Sonuç ise, yıkılmış evlilikler, gerilemiş kariyerler, dolan ceza evi koğuşları ve acil servislerdeki yoğunluk olarak özetlenebilir. Bu durum da topluma, işgücü kaybı ve tıbbi harcama şeklindeki milyarlarca dolarlık kayıp olarak yansımaktadır. Ayrıca, babalarının çektiği sıkıntının yükünü ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacak olan çocukların sayısındaki artış da bu sonuçlar arasındadır. Tony Soprano'nun "güçlü ve sessiz" tip olarak adlandırdığı Gary Cooper tarzı, erkeklerin sosyal ruhsal aygıtının öylesine derinine işlemiştir ki; çoğu erkek, umutsuz, yetersiz ve çaresiz hissettikleri gerçeğiyle yüzleşmek yerine kendilerini öldürmeyi tercih edeceklerdir. Massachusetts'teki Clark Üniversitesinde psikoloji bölüm başkanı olan Michael Addis, " Bu kültür içindeki başarılı erkek tanımımız, depresif ya da üzgün olmayı kabul etmez. Hatta bir çok yönden bunun ta zıttıdır. Başarılı bir erkek her zaman dinç, olumlu, duygularını kontrol edebilen birisidir" demektedir.

Probleme karşı farkındalık halk ve sağlık alanında çalışan profesyoneller arasında arttıkça, erkek depresyonunu çevreleyen stigma da azalmaktadır. Kronik yetersizlikten iyi hissetmeye; majör depresyondan bipolar bozukluğa kadar bir çok rahatsızlığa tanı koymak için geliştirilen materyaller ve bu rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yeni yaklaşımlar milyonlara umut sağlamaktadır. Bilim adamları depresyonun beyinde nasıl meydana geldiğine dair bilgi sahibi oldukça, elde ettikleri bulgular, daha hızlı ve daha etkili ilaçları da kapsayan yeni tedaviler bulunmasını teşvik etmektedir.

Yıllar boyu psikologlar, erkeklerin depresyonu, ancak kadınların depresyon oranının küçük bir parçası kadar sıklıkla yaşadıklarını düşünmüşlerdir. Fakat doktorlar şimdi fark etmektedirler ki; bu aşırı umut verici bakış açısı sadece, erkeklerin hislerini saklamada kadınlara göre daha başarılı olmaları gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Depresyondaki kadınlar genellikle acı çekerler ve ne kadar kötü hissettikleri hakkında yakınırlar; ancak erkekler, bunu genellikle bar kavgalarına karışarak, eşlerine bağırarak, evlilik dışı ilişkiler kurarak ve restorandaki kötü servis gibi ufak tefek aksaklıklar nedeniyle öfke patlamaları yaşayarak göstermektedirler. Harvard Tıp Fakültesinden William Pollack, bu durumu şu şekilde değerlendirmektedir: "Erkeklerin huzursuzluğu kendini genellikle depresyon olarak değil; bir karakter uçuşması olarak gösterir". Ancak bir çok vakada durum açıktır: depresyon.

Eğer modern psikologlar, erkeklerin duygulanımlarının hareketlerini nasıl etkilediğini anlamakta biraz yavaş kalıyorlarsa, bunun sebebi, kendilerinden önceki meslektaşlarının, bir ruhsal bozukluğa sahip olma riskinin, bir uterusa sahip olmak olduğunu kabul etmiş olmalarıdır. Son iki yüz yıldır, depresyon, çoğunlukla bir kadın problemi olarak görülmüştü: Kökleri püberteye, doğum yapmaya veya menopoza dayanan bir hormonal dengesizlik. En yetenekli psikolog ve psikiyatrlar bile, erkek danışanlarının duygu durum bozukluklarını gözden kaçırabilmişlerdir. Çünkü erkeklerin de tıpkı kadınlar gibi, hisleri hakkında açıklıkla konuşabileceklerine inanmışlardır. "Erkek Depresyonunun Üzerindeki Perdeyi Açmak" adlı kitabın yazarı psikolog Archibald Hart, "Yıllar boyu erkek depresyonunu yanlış anlayıp farklı tanılar koydum" demektedir.

Depresyonun bazı belirtileri çok ağırdır. Kumar oynamak, alkolizm ya da bağımlılık gibi sıralanabilen bu belirtiler genellikle problemin yanlış anlaşılmasına sebep olmaktadırlar. Eski profesyonel golfçü ve günümüzün cana yakın golf yorumcusu olan David Feherty, çok genç yaşta içmeye başlamıştı ve alkol artık onun kişiliğinin bir parçası haline gelmişti. "İçmeye hazır olmak için önce bir şişe viski içerdim" diye kendi kendisiyle dalga geçen Feherty, 40'lı yaşlarına geldiğinde, rutin olarak, günde iki şişe viski tüketir haldeydi. Ciddi fiziksel sıkıntılar yaşıyordu ve bir tür kas hastalığına sahip olduğunu düşünüyordu. O dönemde, sevecen görünümünü korumuş ve golf turnuvalarının canlı yayınlarında hazırcevap şakalar yapmayı ihmal etmemişti. Feherty, "Bu kendi kendisini yiyerek gün geçtikçe büyüyen bir problemdi, ve bir gün beni yoketti" diyerek bu zamanları açıklıyordu. Sonunda, 2005 yılında aslında depresyonda olduğunu öğrendiğinde hem rahatlamış hem de çok şaşırmıştı. Şu an 48 yaşında olan Feherty, "Yaşadığım en tuhaf durumdu. Kötü bir koca, zavallı bir serseri ve bir ayyaş olduğumu düşünürken… Ruhsal bir rahatsızlık? Bende? Asla tahmin edemezdim!" demektedir.

Erkeklerin yaşadığı depresyonun geniş bir yayılım içinde teşhis edilmesindeki başarısızlık, inanılmaz büyüklükte ekonomik ve tıbbi sonuçlara yol açmıştır. Erkekleri kadınlardan daha erken yaşta ve daha yaygın olarak etkileyen kalp hastalıkları, kalp krizleri ve felçlerin depresyonla bağlantılı olduğu ortaya konmuştur. Hem depresyonu ve hem de kalp hastalığı bulunan erkeklerin ölüm oranlarının, sadece kalp hastalığı olanlara nispeten iki ya da üç kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Yetişkin depresyonu nedeniyle meydana gelen üretim kaybı yılda yaklaşık 83 milyar dolardır. Geçen 50 yıl içinde, belirli bir yaş grubu dahilinde, intihar eden Amerikalı erkeklerin oranı kadınlarınkinden en az dört kat daha fazladır.

devamı alttadır.

9 ŞUBAT
12-06-2008, 02:12 PM
Depresif bir erkeğin genellikle ilk – ve tek- başvurduğu yardım kaynağı bir genel hekim olacaktır. 1990 yılında, Mark Totten sürekli uyumaya, yemek yemeyi reddetmeye ve melankolik davranmaya başladığında, kız kardeşi Julie, ona bir doktora görünmesini önermişti; ancak durumun hayati tehlike taşıdığı aklının ucundan bile geçmemişti. Julie o ana dek depresyonla ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Aynı yılın kasım ayında, 24 yaşındaki Mark, Iowa'daki tren yoluna yatıp yaşamına son verdi. Julie, bundan sonra öğrenmişti ki, erkek kardeşi, sadece aile hekimleriyle görüşmüştü. Şikayetlerini ise sadece, karın ağrısı, baş ağrısı ve genel bir iyi hissetmeme hali olarak anlatmıştı. Doktor da, Mark'ın bu anlattıklarıyla depresyon arasında bir bağlantı kuramamıştı.

Bir genel hekim, üstü kapalı, belirsiz şikayetler bildiren ve hisleri hakkında konuşmayı reddeden ya da konuşamayan bir hastayla karşı karşıya kaldığında, imkansız değilse bile, hastanın duygu durumunu belirlemeyi, çok zor bulacaktır. Bu engeli aşmayı kolaylaştırmak için araştırmacılar, doktorların kullanması için basit bir inceleme materyali oluşturmuşlardır: Son iki hafta içinde, aşağıda sayılanlar hakkında şikayetiniz oldu mu? a) Bazı şeyleri yaparken duyulan ilginin ya da zevkin azalması b) Düşük, depresif ya da umutsuz hissetme. Eğer kişi bu soruya "evet" cevabını verirse, 0 ile 27 puan arasında değerlendirilen yedi soru daha uygulanmaktadır. Elde edilen skor sayesinde, hekimler depresyon konusunda daha rahat davranabildikleri gibi, hastalar da durumları hakkında konuşmakta daha istekli olmaktadırlar. Bu soru varakasının oluşumunda bulunan Indiana Üniversitesinden Dr. Kurt Kroenke, "Durumu somutlaştırmanın bir yolu da budur. Kişi, tıpkı kanındaki kolesterol ya da şeker seviyesini test sonuçlarından görebildiği gibi, bu ölçekte de kendi skorunun ağırlık derecesini kendisi görür" demektedir.

Depresyon tanı testleri erken teşhis ve ileride karşılaşılabilecek problemlere müdahale edilmesi anlamında çok faydalı olmaktadır. Öyle ki, Birleşik Devletler Ordusu, testin daha geliştirilmiş halini, Irak'tan dönen askerler için hazırlamaktadır. Üniversitelerin sağlık servisleri de internet üzerinden bu servisi sağlamakta, hatta San Fransisco Giants organizasyonu da bu testi çalışanlarına uygulamaktadır.

Sigmund Freud'un teorilerini Amerika'ya tanıttığı yer olan Massachusetts'teki Clark Üniversitesinde, araştırmacılar erkekleri yardım almaya teşvik etmek için yeni klinik stratejiler üzerinde çalışmaktadırlar. Michael Addis tarafından yönetilen "Erkekler- Destek Projesi", depresyon üzerine değil de; yaşamanın verdiği stres üzerine odaklı, görüşme ve tartışma gruplarıyla, erkekleri desteklemektedir. Son yapılan toplantılardan birinde, grup, kendisini stresli, öfkeli ve izole edilmiş olarak tarifleyen; ama depresif olduğunu şiddetle reddeden, orta yaşlı bir adamın dosyasını ele almıştı. Bir soru varakasında, bu adam, problemlerinin üzerine gitmektense onları içinde tutmayı yeğlediğini, erkek olmanın anlamının da bir bakıma kontrol sahibi olmak olduğunu ifade etmişti. Bunun üzerine araştırmacılar, adama, "bir probleminiz var" ya da "yardım almanız gerekiyor" demek yerine; bu adamın kendine güvenini ve duygusal disiplinini arttırmak için, "durumu kontrol altına alabilmek adına" bir danışmana başvurmanın çok etkili bir yol olacağını söylemeye karar verdiler. Bu güne kadar Addis ve çalışma arkadaşları 50 erkekle görüşmüştür ev bunların bazısı yardım almak istediklerini ifade etmişlerdir. Gelecek yıl, program sonlanmadan önce, 50 erkekle daha görüşmeyi planlamaktadırlar.

devamı alttadır.

9 ŞUBAT
12-06-2008, 02:12 PM
Yıllar boyunca, bilim adamları, depresyonun, serotonin ve norepinefrin adlı nörotransmitter seviyelerindeki düşüklükle alakalı olduğuna inanmışlardır. Ancak son yapılan araştırmalar sinir hücrelerinin kendisine ve hiperaktif stres tepkileri nedeniyle beyin devrelerinin nasıl kalıcı zararlar aldığına odaklanmaktadır. Bu stres tepkileri ise, genetik yatkınlık, uzun süreli strese maruz kalma ya da travmatik bir olay yaşanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Harvard Ruh Sağlığı Dergisinin editörü olan Dr. Michael C. Miller, "Eğer stres tepkileri yaşanan durumlarda takılı kalmışsa, bunun duygu durum döngülerinde olumsuz bir etkisi olacaktır" demektedir. Dr. Thomas Insel'e göre, depresyondaki bir beynin üretimi azalmamıştır; daha bile fazla çalışmaktadır.

Tüm bu bulgular, yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için geniş imkanlar sağlamaktadır. Nörotransmitterleri desteklemek yerine, bilim adamları, sağlıklı nöronların da etkilenmesini engelleyecek, fazla stres kimyasallarını bloklayan ilaçlar üzerinde çalışmaktadırlar. Ayrıca hormonları da incelemektedirler. Son yapılan çalışmalardan birinde, yeni tamamlanmış bir hormon terapisi olan DHEA'nın, depresyonun bazı türlerini, başlamışken ya da henüz ilk dönemlerindeyken tedavi etmede etkili olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, Kanadalı bilim adamları da, derin beyin uyarımı adını verdikleri, beyne iki ince elektrotun yerleştirilip duyguların kontrolünde rol oynayan 25. alana elektrik akımı verilmesini içeren bir teknik geliştirmişler ve başarılı olmuşlardır. Diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen kişileri içeren, bu yöntemin son denemelerinde, bu kişilerin tümü altı ay içinde duygu durumlarında bir gelişme olduğunu; büyük bir yüzdesi de depresyonlarının tamamen iyileştiğini belirtmiştir.

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsündeki araştırmacılar, diğer antidepresanlar gibi altı hafta ya da daha uzun bir zaman yerine, birkaç saat içinde etki gösteren yeni tip antidepresanlar üretme fikri üzerine deneylemeler yapmaktadırlar. Klinik denemelerden birinde, hayvanları sakinleştirmede kullanılan bir madde olan ketaminin belli bir dozunun, iki ya da üç saat içinde depresyon belirtilerini ortadan kaldırdığını ve uzun süreli bir etkiye sahip olduğunu görmüşlerdir. Ancak halüsinojenik yan etkileri bulunduğu için, ketaminin kontrollü ortamlar dışında kullanılması mümkün değildir. Ancak bu deneyin başarısı, bilim adamlarına, yeni ilaç tedaviler bulma yolunda parlak fikirler sunmuştur.

En etkili çare, ilaç tedavisi ve terapinin bir kombinasyonu olarak görülse de, doğru ilacı ve doğru ilaç dozunu bulabilmek, bilimden ziyade bir sanattır. Amerikan toplumunda yapılmış en geniş depresyon tedavisi çalışması, STAR*D, Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsünün desteklediği üç yıllık bir projeydi. Bu çalışmanın bulguları, bir ile dört basamak ( farklı ilaçlar denemek ya da danışmanlık hizmeti almak gibi) arasındaki tedavileri tamamlamış kişilerin %67'sinin iyileşme gösterdikleri yönündeydi. Süreç çok zahmetli ve tüketici olabilmekteydi. Ayrıca libido düşüklüğü gibi olası yan etkiler, özellikle erkekler için kabul edilmesi zor şeylerdi. 35 yaşındaki işsiz bir telefon operatörü olan Georgia'lı Stephen Akinduro'nun annesi intihar etmişti ve Akinduro üç yıl içinde iki farklı ilaç kullanmıştı. İki ilaç da, kilo vermesine, tükenmişlik hissi yaşamasına ve cinsel performansında zayıflamaya sebep olmuştu. Akinduro, "Tüm bunlar olurken, 'Neler oluyor burada?' diye düşünüyordum" demektedir. Sonra antidepresanlarını bırakıp, kilisenin ve yerel bir sosyal grubun destekleri sayesinde ücretsiz terapi almaya başlayan Akinduro, kendisine depresyon tanısı konmasının üzerinden on iki yıl geçse de hala bu sıkıntıyla mücadele etmektedir.

Genellikle tedavi arayışı içinde olan erkek, tedavi arayışı içinde olmamaktadır. Bunu yapan, yaşananlardan bıkmış eştir. "Bunun Hakkında Konuşmak İstemiyorum: Erkek Depresyonunun Gizli Mirasını Yenmek" adlı kitabın yazarı, Terrence Real, danışmanlık hizmeti alan bir çok erkeği, "kadın mandasındaki denekler" olarak adlandırmaktadır. Phil Aronson, yaşadığı depresyon yüzünden yataktan kalkamaz, yemek yiyemez, telefona bile bakamaz hale geldiğinde, tanınmış bir model olan eşi Emme, ona fiziksel olarak yardım ederek günlük ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamanın yanı sıra, Phil için doktorlar ve terapistler bulup, onu randevulara da kendisi götürmüştü. Phil, intihar eğilimli bir hale geldiği sırada, doktorları Emme'ye, Phil'in ilaçlarını doğru kullanması ve kendine zarar vermemesi için gözlenmesi görevinin kendisinin olduğunu söylemişlerdi. Emme, "Beni kuşatan tüm bu sorumluluklar, inanılmaz derecede kötüydü" demekteydi. Phil'in depresyonu hafiflemeye başlasa da, aksiliğinin sürmesi nedeniyle hem ikisinin evliliği hem de Emme'nin iş hayatı oldukça zedelenmekteydi. Emme, "Bir hastabakıcı olmalıydım, ilgili bir eş olmalıydım, işimi bırakmalıydım. O sırada yeni bir televizyon programı hazırlamam gerekiyordu ama bundan bile vazgeçmiştim" diyordu. Bugün Phil tamamen iyileşmiştir ve Emme, yeniden, kendisini güldüren, ilişki içinde sorumluluk alan ve beş yaşındaki kızları Toby'i yetiştirmesine yardım eden bir eşe sahip olduğu için çok mutludur.

Başarı ve zenginlik, kimseyi depresyonun yıkıcılığından koruyamamaktadır. 46 yaşındaki Philip Burguières, bir Fortune 500 şirketi yöneticisiydi ve sürekli seyahat edip, hissedarlarla toplantı yapmaktaydı. Bir toplantı sırasında, bir Salı öğleden sonrasında, birden bire yere yıkılıvermişti. Doktorlar ona depresyon tanısı koymuş, çok stresli olan işinden de uzaklaşmasını tavsiye etmişlerdi. Ama çok kısa bir tedavi süresi sonunda, Burguières yine işinin başına geçmiş ve bir yıl sonra da enerji sektöründen, yıllık üç milyar dolarlık geliri olan Weatherfold International adlı şirketin başına geçmişti. Baskı tahammül edilmez olduğunda 1996 yılında, tekrar bir tedavi arası vermişti. Burguières, ikinci depresyonunun "A sınıfı, on numara, atom bombası gibi" olduğunu söylemektedir. En karanlık anlarında bile, önce dünyanın onsuz daha güzel bir yer olacağını düşünür; ancak daha sonra başarılı olmak için çok büyük bir baskı hissederdi. Hastanede tuttuğu günlüklerden birine, "Bu durumdan çıkmak istiyorum ama sıkışıp kaldım. Çünkü hayatımdaki hiç bir şeyden vazgeçemiyorum" diye yazmıştı. Aldığı profesyonel yardım ve aynı sıkıntıyı yaşayan bir CEO arkadaşının desteği ile Burguières, kendi deyimiyle "tamamen iyileşmiş" ve CEO'luk görevini de bırakmıştı. Bugün, diğer insanlara yardım etmenin iyi hissetmek için en iyi ilaç olduğunu fark edip, 1998 yılından beri, depresyondaki CEO'lara danışmanlık yapmaya çalışmaktadır. Burguières, "Kendinizin dışına çıkın ve sadece kendi meselelerinizi takıntı haline getirmeyin" demektedir.

Sosyal stigmaların azalması, genç erkeklerin yol almasını daha da kolaylaştırmaktadır. Örneğin, yakın zamanda, "Scrubs" adlı televizyon dizisinin yıldızı ve genç bir yapımcı olan Zach Braff, kendisinde orta dereceli depresyon olduğunu düşündüğünü söylemiştir. Üniversite ve liselerde, sağlık merkezleri, ruh sağlığını ön plana ve tam merkeze yerleştirmektedir. Örneğin UCLA Üniversitesindeki Öğrenci Psikoloji Servisi, bir binanın bodrum katından, kampüsün ortasındaki yepyeni bir binaya taşınmıştır.

Depresyona karşı sosyal tutumlar da değişmekte, hem de bir bakıma erkekler sayesinde. John Aberle, Hava Kuvvetleri güvenlik uzmanlığından emekli olmuş bir satış- pazarlama danışmanı, yarı zamanlı radyo programcısı, kusursuz bir eş ve ilgili bir babadır. Aberle, iki kez o kadar ağır depresyonlar geçirmiştir ki; dizlerinin üzerine çöküp ağlamıştır. Şu an tüm erkeklere, iyileşmenin onlar için bir görev, bir zorunluluk olduğunu söylemektedir. Aberle, "Hastalanmak suç değildir. Suç olan bununla başa çıkmamaktır. Oyununuzun lideri olmak sizin sorumluluğunuzdur" demektedir. Kendinize fiziksel, duygusal ve ruhsal olarak çok iyi bakmak- belki de gerçek bir erkek olmanın tek tarifi budur.

Çeviri Kaynağı: Newsweek

http://www.veritaspsikiyatri.net