9 ŞUBAT
12-06-2008, 02:11 PM
Neredeyse on yıldır, seçilmiş bir memur ve bir avukat olarak çalışmakta olan Massachusetts eyaleti senatörü Bob Antonioni?nin bilmese de, depresyonla başı beladaydı. Günlerinin çoğunu, senato toplantılarına katılarak ve müvekkillerini mahkemede savunarak geçirirdi. Ama özelinde, çok huzursuz ve kolay sinirlenebilen biri olan Antonioni, karşılaştığı olayları çok fazla irdelemektedir ve kız arkadaşıyla hangi programı seyredeceklerine karar vermek gibi basit mevzularla karşılaşınca bile sinirleri bozulmaktadır. Senatoda geçen bir sabahın ardından, Antonioni kendisini öylesine tükenmiş hissetmişti ki, öğlene doğru eve gidip kanepeye uzandı ve günün geri kalanı boyuca hareket bile edemedi.
Karanlıkla Yüzleşmek
Neredeyse on yıldır, seçilmiş bir memur ve bir avukat olarak çalışmakta olan Massachusetts eyaleti senatörü Bob Antonioni'nin bilmese de, depresyonla başı beladaydı. Günlerinin çoğunu, senato toplantılarına katılarak ve müvekkillerini mahkemede savunarak geçirirdi. Ama özelinde, çok huzursuz ve kolay sinirlenebilen biri olan Antonioni, karşılaştığı olayları çok fazla irdelemektedir ve kız arkadaşıyla hangi programı seyredeceklerine karar vermek gibi basit mevzularla karşılaşınca bile sinirleri bozulmaktadır. Senatoda geçen bir sabahın ardından, Antonioni kendisini öylesine tükenmiş hissetmişti ki, öğlene doğru eve gidip kanepeye uzandı ve günün geri kalanı boyuca hareket bile edemedi.
1999 yılında, küçük erkek kardeşi kendisini öldürdüğünde, Antonioni 40 yaşındaydı ve yardım almaya karar vermişti. Üç yıl boyunca, gizli gizli bir terapistle görüşmüş, nakit ödemiş ve kredi kartı faturalarında da bir kayda rastlanmasını önlemişti. Antidepresan kullanmış; ama ilaçlarını 20 mil ötedeki bir eczaneden temin etmişti. Depresyonu onun taşıması gereken yükü ve aynı zamanda sırrıydı. Çevresine yansıttığı imajının, zerre kadar zarar görmesini istemiyordu ve şöyle söylüyordu: "Kimsenin kendi kendime bakamadığımı zannetmesini istemiyordum. Adam değilmişim gibi düşünmelerini istemiyordum".
2002 yılında, altında çalışan kadronun başındaki görevli Antonioni'yi, eyalet binasındaki ofisinde yerde yatmış ağlarken bulmuştu. 48 yaşındaki Antonioni, bu kez ailesine ve arkadaşlarına açılmaya karar verdi. Birkaç ay sonra bir ruh sağlığı merkezinde, problemi hakkında konuşma yapma cesareti bulmuştu. Bundan kısa bir süre sonra, yerel bir muhabir, Antonioni'nin rahatsızlığı ile mücadelesini kaleme almıştı. Durumu alayla karşılanmak yerine, Antonioni, meslektaşlarından gelen destekleyici kart ve mektuplar içine gömülmüştü. Antonioni, inanılmayacak kadar olumlu ve şaşırtıcı olduğunu belirtmişti.
Altı milyon Amerikalının bu yıl depresyon teşhisi alması beklenmektedir. Ancak bir bu kadar insan da, sessizce acı çekmekte, problemlerinin bir adı bile olduğunu bilmemekte ve tedavi olma fikrini akıllarına bile getirememektedir. Amerikalıların her gün daha fazla sağlık saplantısı gösterdikelri, itirafçı bir toplum içinde, erkekler marstan- kadınlar venüsten fikri artık klişeleşmiştir. Bu fikre göre ise, erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Ancak gerçek şudur ki; … Şey… Erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Depresyon duygusal anlamda büyük hasarlar veren ve tıbbi anlamda da bir çok probleme yol açan bir rahatsızlık olmasına rağmen, bir çok erkek kendilerinde bulunan belirtileri fark edememektedir. Hissettikleri hakkında konuşmak yerine, erkekler bunları, alkol, madde, kumar, öfke ve işkoliklikle maskelemektedirler. Hatta bir sorunları olduğunu fark ettiklerinde bile, yardım almayı bir zayıflık ve erkek kimliklerine ihanet olarak görme eğilimindedirler.
Sonuç ise, yıkılmış evlilikler, gerilemiş kariyerler, dolan ceza evi koğuşları ve acil servislerdeki yoğunluk olarak özetlenebilir. Bu durum da topluma, işgücü kaybı ve tıbbi harcama şeklindeki milyarlarca dolarlık kayıp olarak yansımaktadır. Ayrıca, babalarının çektiği sıkıntının yükünü ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacak olan çocukların sayısındaki artış da bu sonuçlar arasındadır. Tony Soprano'nun "güçlü ve sessiz" tip olarak adlandırdığı Gary Cooper tarzı, erkeklerin sosyal ruhsal aygıtının öylesine derinine işlemiştir ki; çoğu erkek, umutsuz, yetersiz ve çaresiz hissettikleri gerçeğiyle yüzleşmek yerine kendilerini öldürmeyi tercih edeceklerdir. Massachusetts'teki Clark Üniversitesinde psikoloji bölüm başkanı olan Michael Addis, " Bu kültür içindeki başarılı erkek tanımımız, depresif ya da üzgün olmayı kabul etmez. Hatta bir çok yönden bunun ta zıttıdır. Başarılı bir erkek her zaman dinç, olumlu, duygularını kontrol edebilen birisidir" demektedir.
Probleme karşı farkındalık halk ve sağlık alanında çalışan profesyoneller arasında arttıkça, erkek depresyonunu çevreleyen stigma da azalmaktadır. Kronik yetersizlikten iyi hissetmeye; majör depresyondan bipolar bozukluğa kadar bir çok rahatsızlığa tanı koymak için geliştirilen materyaller ve bu rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yeni yaklaşımlar milyonlara umut sağlamaktadır. Bilim adamları depresyonun beyinde nasıl meydana geldiğine dair bilgi sahibi oldukça, elde ettikleri bulgular, daha hızlı ve daha etkili ilaçları da kapsayan yeni tedaviler bulunmasını teşvik etmektedir.
Yıllar boyu psikologlar, erkeklerin depresyonu, ancak kadınların depresyon oranının küçük bir parçası kadar sıklıkla yaşadıklarını düşünmüşlerdir. Fakat doktorlar şimdi fark etmektedirler ki; bu aşırı umut verici bakış açısı sadece, erkeklerin hislerini saklamada kadınlara göre daha başarılı olmaları gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Depresyondaki kadınlar genellikle acı çekerler ve ne kadar kötü hissettikleri hakkında yakınırlar; ancak erkekler, bunu genellikle bar kavgalarına karışarak, eşlerine bağırarak, evlilik dışı ilişkiler kurarak ve restorandaki kötü servis gibi ufak tefek aksaklıklar nedeniyle öfke patlamaları yaşayarak göstermektedirler. Harvard Tıp Fakültesinden William Pollack, bu durumu şu şekilde değerlendirmektedir: "Erkeklerin huzursuzluğu kendini genellikle depresyon olarak değil; bir karakter uçuşması olarak gösterir". Ancak bir çok vakada durum açıktır: depresyon.
Eğer modern psikologlar, erkeklerin duygulanımlarının hareketlerini nasıl etkilediğini anlamakta biraz yavaş kalıyorlarsa, bunun sebebi, kendilerinden önceki meslektaşlarının, bir ruhsal bozukluğa sahip olma riskinin, bir uterusa sahip olmak olduğunu kabul etmiş olmalarıdır. Son iki yüz yıldır, depresyon, çoğunlukla bir kadın problemi olarak görülmüştü: Kökleri püberteye, doğum yapmaya veya menopoza dayanan bir hormonal dengesizlik. En yetenekli psikolog ve psikiyatrlar bile, erkek danışanlarının duygu durum bozukluklarını gözden kaçırabilmişlerdir. Çünkü erkeklerin de tıpkı kadınlar gibi, hisleri hakkında açıklıkla konuşabileceklerine inanmışlardır. "Erkek Depresyonunun Üzerindeki Perdeyi Açmak" adlı kitabın yazarı psikolog Archibald Hart, "Yıllar boyu erkek depresyonunu yanlış anlayıp farklı tanılar koydum" demektedir.
Depresyonun bazı belirtileri çok ağırdır. Kumar oynamak, alkolizm ya da bağımlılık gibi sıralanabilen bu belirtiler genellikle problemin yanlış anlaşılmasına sebep olmaktadırlar. Eski profesyonel golfçü ve günümüzün cana yakın golf yorumcusu olan David Feherty, çok genç yaşta içmeye başlamıştı ve alkol artık onun kişiliğinin bir parçası haline gelmişti. "İçmeye hazır olmak için önce bir şişe viski içerdim" diye kendi kendisiyle dalga geçen Feherty, 40'lı yaşlarına geldiğinde, rutin olarak, günde iki şişe viski tüketir haldeydi. Ciddi fiziksel sıkıntılar yaşıyordu ve bir tür kas hastalığına sahip olduğunu düşünüyordu. O dönemde, sevecen görünümünü korumuş ve golf turnuvalarının canlı yayınlarında hazırcevap şakalar yapmayı ihmal etmemişti. Feherty, "Bu kendi kendisini yiyerek gün geçtikçe büyüyen bir problemdi, ve bir gün beni yoketti" diyerek bu zamanları açıklıyordu. Sonunda, 2005 yılında aslında depresyonda olduğunu öğrendiğinde hem rahatlamış hem de çok şaşırmıştı. Şu an 48 yaşında olan Feherty, "Yaşadığım en tuhaf durumdu. Kötü bir koca, zavallı bir serseri ve bir ayyaş olduğumu düşünürken… Ruhsal bir rahatsızlık? Bende? Asla tahmin edemezdim!" demektedir.
Erkeklerin yaşadığı depresyonun geniş bir yayılım içinde teşhis edilmesindeki başarısızlık, inanılmaz büyüklükte ekonomik ve tıbbi sonuçlara yol açmıştır. Erkekleri kadınlardan daha erken yaşta ve daha yaygın olarak etkileyen kalp hastalıkları, kalp krizleri ve felçlerin depresyonla bağlantılı olduğu ortaya konmuştur. Hem depresyonu ve hem de kalp hastalığı bulunan erkeklerin ölüm oranlarının, sadece kalp hastalığı olanlara nispeten iki ya da üç kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Yetişkin depresyonu nedeniyle meydana gelen üretim kaybı yılda yaklaşık 83 milyar dolardır. Geçen 50 yıl içinde, belirli bir yaş grubu dahilinde, intihar eden Amerikalı erkeklerin oranı kadınlarınkinden en az dört kat daha fazladır.
devamı alttadır.
Karanlıkla Yüzleşmek
Neredeyse on yıldır, seçilmiş bir memur ve bir avukat olarak çalışmakta olan Massachusetts eyaleti senatörü Bob Antonioni'nin bilmese de, depresyonla başı beladaydı. Günlerinin çoğunu, senato toplantılarına katılarak ve müvekkillerini mahkemede savunarak geçirirdi. Ama özelinde, çok huzursuz ve kolay sinirlenebilen biri olan Antonioni, karşılaştığı olayları çok fazla irdelemektedir ve kız arkadaşıyla hangi programı seyredeceklerine karar vermek gibi basit mevzularla karşılaşınca bile sinirleri bozulmaktadır. Senatoda geçen bir sabahın ardından, Antonioni kendisini öylesine tükenmiş hissetmişti ki, öğlene doğru eve gidip kanepeye uzandı ve günün geri kalanı boyuca hareket bile edemedi.
1999 yılında, küçük erkek kardeşi kendisini öldürdüğünde, Antonioni 40 yaşındaydı ve yardım almaya karar vermişti. Üç yıl boyunca, gizli gizli bir terapistle görüşmüş, nakit ödemiş ve kredi kartı faturalarında da bir kayda rastlanmasını önlemişti. Antidepresan kullanmış; ama ilaçlarını 20 mil ötedeki bir eczaneden temin etmişti. Depresyonu onun taşıması gereken yükü ve aynı zamanda sırrıydı. Çevresine yansıttığı imajının, zerre kadar zarar görmesini istemiyordu ve şöyle söylüyordu: "Kimsenin kendi kendime bakamadığımı zannetmesini istemiyordum. Adam değilmişim gibi düşünmelerini istemiyordum".
2002 yılında, altında çalışan kadronun başındaki görevli Antonioni'yi, eyalet binasındaki ofisinde yerde yatmış ağlarken bulmuştu. 48 yaşındaki Antonioni, bu kez ailesine ve arkadaşlarına açılmaya karar verdi. Birkaç ay sonra bir ruh sağlığı merkezinde, problemi hakkında konuşma yapma cesareti bulmuştu. Bundan kısa bir süre sonra, yerel bir muhabir, Antonioni'nin rahatsızlığı ile mücadelesini kaleme almıştı. Durumu alayla karşılanmak yerine, Antonioni, meslektaşlarından gelen destekleyici kart ve mektuplar içine gömülmüştü. Antonioni, inanılmayacak kadar olumlu ve şaşırtıcı olduğunu belirtmişti.
Altı milyon Amerikalının bu yıl depresyon teşhisi alması beklenmektedir. Ancak bir bu kadar insan da, sessizce acı çekmekte, problemlerinin bir adı bile olduğunu bilmemekte ve tedavi olma fikrini akıllarına bile getirememektedir. Amerikalıların her gün daha fazla sağlık saplantısı gösterdikelri, itirafçı bir toplum içinde, erkekler marstan- kadınlar venüsten fikri artık klişeleşmiştir. Bu fikre göre ise, erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Ancak gerçek şudur ki; … Şey… Erkekler kendilerine bakmazlar ve herhangi bir ruhsal bozukluğa sahip olduklarını kabul edemezler. Depresyon duygusal anlamda büyük hasarlar veren ve tıbbi anlamda da bir çok probleme yol açan bir rahatsızlık olmasına rağmen, bir çok erkek kendilerinde bulunan belirtileri fark edememektedir. Hissettikleri hakkında konuşmak yerine, erkekler bunları, alkol, madde, kumar, öfke ve işkoliklikle maskelemektedirler. Hatta bir sorunları olduğunu fark ettiklerinde bile, yardım almayı bir zayıflık ve erkek kimliklerine ihanet olarak görme eğilimindedirler.
Sonuç ise, yıkılmış evlilikler, gerilemiş kariyerler, dolan ceza evi koğuşları ve acil servislerdeki yoğunluk olarak özetlenebilir. Bu durum da topluma, işgücü kaybı ve tıbbi harcama şeklindeki milyarlarca dolarlık kayıp olarak yansımaktadır. Ayrıca, babalarının çektiği sıkıntının yükünü ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacak olan çocukların sayısındaki artış da bu sonuçlar arasındadır. Tony Soprano'nun "güçlü ve sessiz" tip olarak adlandırdığı Gary Cooper tarzı, erkeklerin sosyal ruhsal aygıtının öylesine derinine işlemiştir ki; çoğu erkek, umutsuz, yetersiz ve çaresiz hissettikleri gerçeğiyle yüzleşmek yerine kendilerini öldürmeyi tercih edeceklerdir. Massachusetts'teki Clark Üniversitesinde psikoloji bölüm başkanı olan Michael Addis, " Bu kültür içindeki başarılı erkek tanımımız, depresif ya da üzgün olmayı kabul etmez. Hatta bir çok yönden bunun ta zıttıdır. Başarılı bir erkek her zaman dinç, olumlu, duygularını kontrol edebilen birisidir" demektedir.
Probleme karşı farkındalık halk ve sağlık alanında çalışan profesyoneller arasında arttıkça, erkek depresyonunu çevreleyen stigma da azalmaktadır. Kronik yetersizlikten iyi hissetmeye; majör depresyondan bipolar bozukluğa kadar bir çok rahatsızlığa tanı koymak için geliştirilen materyaller ve bu rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yeni yaklaşımlar milyonlara umut sağlamaktadır. Bilim adamları depresyonun beyinde nasıl meydana geldiğine dair bilgi sahibi oldukça, elde ettikleri bulgular, daha hızlı ve daha etkili ilaçları da kapsayan yeni tedaviler bulunmasını teşvik etmektedir.
Yıllar boyu psikologlar, erkeklerin depresyonu, ancak kadınların depresyon oranının küçük bir parçası kadar sıklıkla yaşadıklarını düşünmüşlerdir. Fakat doktorlar şimdi fark etmektedirler ki; bu aşırı umut verici bakış açısı sadece, erkeklerin hislerini saklamada kadınlara göre daha başarılı olmaları gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Depresyondaki kadınlar genellikle acı çekerler ve ne kadar kötü hissettikleri hakkında yakınırlar; ancak erkekler, bunu genellikle bar kavgalarına karışarak, eşlerine bağırarak, evlilik dışı ilişkiler kurarak ve restorandaki kötü servis gibi ufak tefek aksaklıklar nedeniyle öfke patlamaları yaşayarak göstermektedirler. Harvard Tıp Fakültesinden William Pollack, bu durumu şu şekilde değerlendirmektedir: "Erkeklerin huzursuzluğu kendini genellikle depresyon olarak değil; bir karakter uçuşması olarak gösterir". Ancak bir çok vakada durum açıktır: depresyon.
Eğer modern psikologlar, erkeklerin duygulanımlarının hareketlerini nasıl etkilediğini anlamakta biraz yavaş kalıyorlarsa, bunun sebebi, kendilerinden önceki meslektaşlarının, bir ruhsal bozukluğa sahip olma riskinin, bir uterusa sahip olmak olduğunu kabul etmiş olmalarıdır. Son iki yüz yıldır, depresyon, çoğunlukla bir kadın problemi olarak görülmüştü: Kökleri püberteye, doğum yapmaya veya menopoza dayanan bir hormonal dengesizlik. En yetenekli psikolog ve psikiyatrlar bile, erkek danışanlarının duygu durum bozukluklarını gözden kaçırabilmişlerdir. Çünkü erkeklerin de tıpkı kadınlar gibi, hisleri hakkında açıklıkla konuşabileceklerine inanmışlardır. "Erkek Depresyonunun Üzerindeki Perdeyi Açmak" adlı kitabın yazarı psikolog Archibald Hart, "Yıllar boyu erkek depresyonunu yanlış anlayıp farklı tanılar koydum" demektedir.
Depresyonun bazı belirtileri çok ağırdır. Kumar oynamak, alkolizm ya da bağımlılık gibi sıralanabilen bu belirtiler genellikle problemin yanlış anlaşılmasına sebep olmaktadırlar. Eski profesyonel golfçü ve günümüzün cana yakın golf yorumcusu olan David Feherty, çok genç yaşta içmeye başlamıştı ve alkol artık onun kişiliğinin bir parçası haline gelmişti. "İçmeye hazır olmak için önce bir şişe viski içerdim" diye kendi kendisiyle dalga geçen Feherty, 40'lı yaşlarına geldiğinde, rutin olarak, günde iki şişe viski tüketir haldeydi. Ciddi fiziksel sıkıntılar yaşıyordu ve bir tür kas hastalığına sahip olduğunu düşünüyordu. O dönemde, sevecen görünümünü korumuş ve golf turnuvalarının canlı yayınlarında hazırcevap şakalar yapmayı ihmal etmemişti. Feherty, "Bu kendi kendisini yiyerek gün geçtikçe büyüyen bir problemdi, ve bir gün beni yoketti" diyerek bu zamanları açıklıyordu. Sonunda, 2005 yılında aslında depresyonda olduğunu öğrendiğinde hem rahatlamış hem de çok şaşırmıştı. Şu an 48 yaşında olan Feherty, "Yaşadığım en tuhaf durumdu. Kötü bir koca, zavallı bir serseri ve bir ayyaş olduğumu düşünürken… Ruhsal bir rahatsızlık? Bende? Asla tahmin edemezdim!" demektedir.
Erkeklerin yaşadığı depresyonun geniş bir yayılım içinde teşhis edilmesindeki başarısızlık, inanılmaz büyüklükte ekonomik ve tıbbi sonuçlara yol açmıştır. Erkekleri kadınlardan daha erken yaşta ve daha yaygın olarak etkileyen kalp hastalıkları, kalp krizleri ve felçlerin depresyonla bağlantılı olduğu ortaya konmuştur. Hem depresyonu ve hem de kalp hastalığı bulunan erkeklerin ölüm oranlarının, sadece kalp hastalığı olanlara nispeten iki ya da üç kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Yetişkin depresyonu nedeniyle meydana gelen üretim kaybı yılda yaklaşık 83 milyar dolardır. Geçen 50 yıl içinde, belirli bir yaş grubu dahilinde, intihar eden Amerikalı erkeklerin oranı kadınlarınkinden en az dört kat daha fazladır.
devamı alttadır.