Orijinalini görmek için tıklayınız : Kognitif (Bilişsel) Psikoterapi (KPT)
9 ŞUBAT
24-05-2008, 09:57 AM
Dinamik psikoterapiden ayrı bir kuramsal yaklaşımdan ortaya çıkmış olsa da hem kuramsal, hem de teknik açısından pek çok alanda onunla örtüşen kognitif psikoterapi de depresyon tedavisinde etkili bulunmuştur (Blatt ve Maroudas, 1992).
Halihazırda depresyon için kullanılan kognitif model Beck ve arkadaşlarının çalışmalarını temel almaktadır (Beck, 1979). Kognitif yaklaşıma göre benlik saygısı ve beklentilerle ilgili olarak oluşmuş şemalar kişinin kendisi, dünya ve gelecek hakkında olumsuz duygular geliştirmesine neden olur. Kişi geçmişine bağlı olarak oluşturduğu akıl dışı şemalarla yaşantılarını toparlar, formüle eder ve çözümler. Ayrıca kendisini ve olayları değerlendirirken bazı mantık hataları yapar. Böylece kendilik algısındaki çarpıtmalardan (hak etmiyorum, yetersizim, hatalıyım), çevrenin çarpık algılanmasından (beni reddediyorlar, çok şey istiyorlar, mahrum bırakıyorlar) ve geleceğe yönelik karamsar bir bakış açısından oluşan (herşey boş, anlamsız, umut yok) oluşan kognitif triad oluşur. Bu temel triada mantık hataları ve sessiz önermeler (X beni sevmezse ben değersizim; ben varken X’in yanında olumsuz bir şey olursa benim kabahatim; bir kez olmadı, hiç olmayacak) eklenir (Kovacs, 1978). Kısacası disfori duygudurum değil bir mizaç bozukluğudur. Kişinin bu yüksek beklentileri ve buna eşlik eden başarısızlık duyguları, depresyonun ideal kendilik algısı ile kişinin gerçek kendiliği arasındaki uyumsuzluktan ortaya çıktığını varsayan dinamik bakış açısına benzer.
Kognitif psikoterapi standart ve kısa bir psikoterapötik yaklaşımdır. Oldukça spesifik olarak düzenlenmiş ve öğrenmenin temel amaç olarak belirlendiği seanslardan oluşur. Her seansta bir önceki görüşmenin etkileri, sonuçları gözden geçirilir, belli hedefler planlanır ve ev ödevleri verilir. Temel yaklaşım mantık kurallarının ve deneysel yaklaşımın (veri toplama) sorgulama, hipotez oluşturma, alternatif açıklamalar oluşturma ve sınama) hastanın otomatik çıkarımlarına uygulanmasıdır. Depresif afekte eşlik eden her olumsuz şema tanımlanır, sıklığı ve hangi koşullar altında oluştuğu belirlenir. Bu önerme test edilebilir bir hipotez olarak ele alınır ve günlük olaylardan bu hipotezi sınamak için veriler toplanır (Beck, 1979).
Kognitif psikoterapide terapist oldukça aktiftir ve hasta ile sürekli bir ilişki içerisindedir. Terapist ve hastadan oluşan araştırıcı ekip, her depresif düşünceyi iki bilim adamı gibi verileri toplayarak sınarlar (Rush, 1982). Terapist eğitimci rolündedir. Hastaya olumsuz düşüncelerini izlemeyi, kognisyon, afekt ve davranış arasındaki ilişkiyi tanımayı, çarpıtılmış otomatik düşüncelerine yönelik olumlu-olumsuz kanıtları gözden geçirmeyi, bunların yerine gerçeğe daha yakın yorumlar koyabilmeyi, yaşantılarını çarpıtmasına neden olan çarpıtılmış inançlarını tanıyıp değiştirmeyi öğretmeyi amaçlar
devamı alltadır.
9 ŞUBAT
24-05-2008, 10:01 AM
Zihnimde yalnızca sınırlı, mahdut miktarda bir alan var. Bununla ne yapacağımı seçebilirim. Her nasılsa güzel anıların yok olduğu ve yalnızca acı dolu anıların kaldığı görülür
Kurban olmak ya da seçim yapmak
Zihnimde yalnızca sınırlı, mahdut miktarda bir alan var. Bununla ne yapacağımı seçebilirim. Her nasılsa güzel anıların yok olduğu ve yalnızca acı dolu anıların kaldığı görülür. Bu gariptir, çünkü acı deneyimlemek istemem, ama gene de acı dolu anılara bağlı kalırım. Bu anılar hakkında tekrar tekrar düşünerek tekrarlanan bir acı yaratır ve kendime eziyet ederim. Zulmeden başka bir kimse değildir. Kendime zulmederek ve bu belirli durumun gitmesine izin vermeyerek kendimin kurbanı haline gelirim.
Kendime soruyorum, ihtiyacım olan şey gerçekte nedir diye. İçsel gereksinimlerimi yerine getirmeye başladığımda, aslında onu elimde tutmam gerekmediğini de idrak edeceğim. Elimi açacağım ve gitmesine izin vereceğim. Böylece bir insana ya da nesneye bağımlı olmaktan kendimi özgür kılmış olacağım.
Ruhun içinde pek çok boş alan vardır. Bu boş alanların başkaları, iş, mevki, mülkiyet ve ortaklar tarafından doldurulacağını düşünürüz. Bununla birlikte, kendimizi ne kadar fazla dışsal şeylerle doldurmaya çalışırsak çalışalım, hala içsel boşluk duygusu vardır. Boş alanları doldurmanın yolu, ilişkilerin kumunu, ya da iş mevkisinin değişken koşullarını, veya işin bana getirdiği mülkiyetleri değiştirmek değildir, ama kendi içsel kaynaklarımı akıtmak ve ilahi olanla bağlantı kurmaktır. Bu hudutsuz kaynak, beni asla hayal kırıklığına uğratmaz, veya hiçbir zaman tükenmez. Bu, hepimiz için her an mevcut olan bir olanaktır.
Kendimi doldurdukça, kendi içsel varlığıma geri gelen sevginin, huzurun, neşenin ve gücün kuvvetini hissedebilirim. Kendine dayanan ve kendine yeten olabileceğimi bilmekte emniyet vardır. Artık insanlara ve nesnelere bağlanmaya ihtiyacım yoktur. Başkalarıyla olduğum zaman,sevgi ve mutluluk değiş tokuşu olur, ama gene de başkalarına bağımlı olmam. Eğer civarımda olmazlarsa, onları özlemem.
SEÇİM YAPMAK BİR İÇ MESELEDİR
Özgür olmam gereken düzey içseldir. Çoğu kişi meseleleri dışsal olarak ayarladıklarında her şeyin daha iyi olacağını düşünürler.Meseleleri dışsal olarak sınıflandırmak, sanki onların üzerine yapışkan bant koymak gibidir, bu bir süre için bazı şeyleri bir arada tutar ve sonra bir başka bant parçası gerekir, ve sonra bir başkası, ve sonra bir başkası. Hızlı bir ayar yeterli değildir. Meselelerin zihinde başladığını ve sonra dışa doğru hareket ettiğini anladığımız zaman, meseleleri seçip ayırmak için, cevapları içimizde aramaya başlayabiliriz. Böylece daimi çözümlerle karsılaşırım.
Gitmesine izin vermek, kesip atmak anlamına gelmez. Eğer bir şeyi keskin bir bıçakla kesmeye çalışırsanız, o zaman muhtemelen çok miktarda kan akacaktır ve mutlu bir deneyim olmayacak, çok acı verecektir. Meseleleri kesmek iyi değildir. Ilımlı bir şekilde geri çekilin, çözün ve meseleler değişime hazır olduğu zaman, doğru anda gitmesine izin verebileceğinizi fark edin. Bu çok daha yumuşak ve daha az acı veren bir süreçtir. Arzularımın gitmesine izin vermem gerekir. Bir arzu doğduğu zaman, bunu yerine getirmeyi başarıncaya kadar dönüp duracak ve zihninize geri gelmeye devam edecektir. Arzu bir kez yerine getirildiği zaman, daha fazla arzular olacaktır, ve daha fazla, ve daha fazla. Bu hiçbir zaman huzurlu bir hale ve doyuma ulaşamayacağım, bitmeyen bir durumdur. Arzularımın gitmesine izin verdiğim zaman, içimde huzura sahip olabilirim. Gitmesine izin vermek, bütün ihtiyaçlarımın içimde olduğunu bilmektir.
Bir zamanlar Mahatma Gandhi'nin dediği gibi "Herkesin ihtiyacına yetecek şey var, ama bir kişinin bile ihtirasına yetecek kadar yok.”
Geriye çekilebilir ve meseleleri bir mesafeden görebilirim. Meseleleri çok yakından gördüğünüz zaman, çok net bir resim elde edemezsiniz. Bir ağaç gördüğünüz zaman, bunun bütün bir ormanın bir parçası olduğunu idrak edemezsiniz. Biraz geriye çekilin, meseleleri daha geniş bir açıdan göreceksiniz. Meselelere farklı bir şekilde bakmak içsel bilgelik yöntemidir.
Meselelere pek çok farklı açıdan bakmak için kendini eğitmek ruhsal bilincin yoludur.
AFFETMEK
Diğer kişi sizi affetmeye hazır olmadığı zaman, o andaki tek seçenek gitmesine izin vermek ve geriye çekilmektir. Onların yönünden bir reddetme vardır, çünkü zihinleri ve yürekleri henüz açık değildir. Yüreğinizde huzur ve zihninizde olumluluk olsun, ve belki de zamanla yürekler iyileşecek ve zihinler açılacaktır.
Başkalarını affetmeye gelince - affetmeye hakkim ve yetkim var midir? Dünya aslında yasalara dayanır. Her şey kesinlikle doğru olan bir modele göre hareket eder. Uyumsuzluk ve düzensizlik görebiliriz, bununla birlikte, bu tüm sahnenin bir parçası değildir. Meseleler düzelir ve çözülür, ve adalet, uyum ve düzen durumuna geri döner. Dolayısıyla benim sizi affetmem, gerçekte benim kendimi ve ilişkiyi iyileştirmemdir, fakat aslında sizi affetmeye yetkim ya da gücüm yoktur. Karma yasası mutlaktır, bu nedenle birisi affetse de affetmese de sonuç adil bir şekilde tasnif olacaktır.
Unutmak, geçmişi şimdiki zamana geri taşımak yerine, onun geçmişe ait olmasına izin vermektir. Kendi zihnimde geçmişe bir nokta koymayı öğrenerek, daha iyi bir gelecek yaratmak olasılığı sağlanır. Gitmesine izin vermek, affetmek ve unutmak için güce ihtiyacım vardır. Bu kuvvete odaklanarak ve üzerime çekerek, zihnimi doğru yöne yönlendirebilir ve içimde huzurlu bir durum yaratabilirim.
Mine Kavalalı
9 ŞUBAT
24-05-2008, 10:06 AM
Psikiyatride tedaviler sadece hastalığa göre değil hastanın özellikleri de dikkate alınarak düzenlenir. Aynı hastalığı bulunan tüm hastalar için aynı tedavi yöntemleri uygulanmaz. Tedaviler, ilaçlar ve terapi yöntemleri olarak kısaca ikiye ayrılabilir. Hastanın durumuna göre,
1- Sadece ilaç tedavisi,
2- İlaç tedavisine ilave terapi yöntemleri,
3- Ya da sadece terapi yöntemleri gerekli olabilir.
İLAÇ TEDAVİLERİ
Psikiyatride kullanılan ilaçlar kabaca, depresyon ve panik bozukluğu gibi hastalıklarda kullanılan antidepresanlar, akıl hastalıklarında kullanılan antipsikotikler, duygu-durum düzenleyicileri, bunaltı, sıkıntı gideren anksiyolitikler ve uyku sağlayan ilaçlar olarak gruplanabilir. Hekim hastasının gereksinimine göre uygun ilaçları ve kullanma süresini belirler. Psikiyatride kullanılan tüm ilaçların ya da çoğunun bağımlılık yapan ilaçlar olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu tür ilaçlar yeşil reçete ile alınabilir. Hasta hekimin doz ve süre konusundaki önerilerine uyduğu takdirde bağımlılık söz konusu değildir. Hastanın, hastalık belirtilerinin yatışmasına güvenip, ilaçlarını hekimin önerdiği süreden önce kesmesi hastalıkların tekrarlamasına neden olmaktadır.
TERAPİLER
BİREYSEL TERAPİLER
Psikanaliz ve Psikanalitik Psikoterapiler
Hastalık belirtilerini düzeltmekten çok, kişilikte köklü değişimler oluşturmayı amaçlayan terapi türleridir. Terapistin özel eğitim almasını ve kendisinin de analizden geçmesini gerektirirler. Klasik psikanaliz 3–6 yıl gibi uzun bir süre haftada en az 4 görüşmeyi gerektirir. Kısa süreli psikanalitik yönelimli psikoterapiler de geliştirilmiştir ve yaygın olarak uygulanmaktadır. Fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk, bazı hafif depresif bozukluklar, bazı kişilik ve dürtü kontrol bozuklukları ile Cinsel Sorunların tedavisinde kullanılmaktadır.
Davranış Terapisi
Hastalık belirtilerini gidermeye odaklanarak davranışları değiştirmeyi amaçlar. Uyumsuz alışkanlık ya da davranışlar söndürülüp yerine uygun ve sıkıntı doğurmayan davranışların konulması esasına dayanır. Sistematik duyarsızlaştırma, olumlu pekiştirme ve söndürme, itici koşullama, alıştırma, girişkenlik eğitimi ve sosyal beceri geliştirme gibi yöntemler kullanılır. Fobiler, panik bozukluğu ve agorafobi, obsesif-kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, psikosomatik hastalıklar ve cinsel işlev bozuklukları en çok kullanıldığı alanlardır.
Bilişsel (Kognitif) Terapi
Bu terapi yöntemini oluşturan görüşler açısından, insanın duygusal tepkileri karşılaştığı olayları algılama, tanıma ve yorumlama biçimine bağlıdır. Hastalıklar da çocukluk çağında edinilen yanlış algılama, değerlendirme ve düşünmeye dayanır. Amaç, hastanın olumsuz algılama ve değerlendirmelerinin farkına varmasını, bu kalıpların değiştirilmesini sağlamaktır. Böylece, hastaya yeni seçenekler ile dünyaya ve geleceğe daha esnek bir bakış açısı kazandırılmaya çalışılır. Depresyon, anksiyete bozuklukları ve cinsel işlev bozukluklarında kullanılır.
Destekleyici Psikoterapi
Psikiyatrik sorunların tümünde kullanılabilen yararlı bir yöntemdir. Hastanın güçlüklerle mücadele yöntemlerinden olumlu olanların pekiştirilmesi ve geliştirilmesi hedeflenir. Uyumlu ve olumlu yönleri desteklenir.
GRUP TERAPİLERİ
Genellikle 8-10, bazen de daha az sayıda hastanın katıldığı gruplarla tedavi sürdürülür. Amaç,hastaların birbirlerini ve kendilerini anlayıp, sorunlu davranışlarının farkına varmalarıdır. Bu sırada hasta sorunlu davranışlarını değiştirme yollarını da görür. Genellikle haftada bir toplanılır ve 1–2 saat kadar sürer. Grup terapileri bireysel terapilerle birlikte de uygulanabilir. Tedavi deneyimli bir terapistin önderliğinde ilerler. Psikodrama da bir çeşit grup terapisidir. Grup üyeleri yaşanan olayları oynayarak canlandırır, sonra değişik biçimlerde yeniden oynayarak yeni seçenekleri ve çözüm yollarını görürler. Grup terapileri, fobiler, anksiyete bozuklukları, Cinsel Sorunlar, kişilik bozuklukları ve bazı akıl hastalıklarında başarıyla uygulanabilir.
AİLE TERAPİLERİ
Burada amaç, aile üyelerinin çatışma ve sıkıntılarını azaltmak, birbirlerine olan gereksinimin farkına varmalarını sağlamak, aile üyelerinin bireysel olarak ve topluca dış sorun ve yıkıcı güçlerle baş etme yeteneklerini güçlendirmektir. Genellikle haftada bir tüm aile fertlerinin katılımıyla yapılır.
EVLİLİK TERAPİSİ
Sosyal, duygusal, cinsel yada ekonomik çatışmaları olan çiftlerin, etkileşim ve davranışlarını değiştirmeyi, kişilik gelişimi ve olgunlaşmayı özendirmeyi amaçlayan bir terapi türüdür.Bireysel, har iki eşin de katıldığı birleşik yada grup terapisi şeklinde yürütülebilir.Bireysel terapiler sorunları çözmekte yetersiz kaldığında, eşler istediğinde ve sorunun başlamasına evlilik olayları neden olduğunda tercih edilir.
http://www.donusumkonagi.net
vBulletin v4.1.10, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.