Orijinalini görmek için tıklayınız : Sosyal Fobi
9 ŞUBAT
27-10-2007, 06:36 PM
Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar:
• Topluluk önünde konuşmak.
• Bir işle uğraşırken seyredilmek.
• Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
• Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
• Misafir kabul etmek.
• Başkaları ile tartışmak.
• Toplulukta telefonla konuşmak.
• Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak.
• Ilgi odağı olmak.
• Başkalarının önünde yazı yazmak.
Bu durumlardan birine maruz kalan Sosyal Fobisi olanlar şu belirtileri göstermektedir:
Çarpıntı
Titreme
Terleme
Kaslarda gerginlik
Midede rahatsızlık hissi
Göğüste sıkıntı hissi
Sıcak yada soğuk basması
Başta ağırlık hissi-baş ağrısı
sosyal fobi .com dan alıntıdır .
Gümüş
28-10-2007, 10:21 AM
Özgüven Eksikliği ve Çözüm Yolları
Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak.
Özgüven Nedir?
Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir.
Özgüven Eksikliği Nasıl Gelişir?
Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız.
Aileden birini veya yakın bir arkadaşı kaybetmek. Örneğin: anne-babanızın boşanması, evinizden ilk kez ayrılıyor olmak (ailenizden ve arkadaşlarınızdan ayrı olmak), erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak.
Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak.
Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek.
Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek.
Ailenizin ve arkadaşlarınızın, sizinle ilgili istek ve beklentilerini karşılayabilmek için çok fazla baskı hissetme ve bu durumun sizin kendi kimliğinizi geliştirmenize ve kendinize ait kararlar almanıza mani olması.
Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.
Başarısızlık korkusu. Örneğin; bir dersinizden kaldığınızda, kendinizi bir dersten kalmış, iyi bir insan olarak düşünmektense, işe yaramaz ve başarısız biri olarak düşünmek.
Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?
Kendiniz hakkında olumlu düşünün.
Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun. Bu durum, özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: “ Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey ”
Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin.
Kötü veya üzücü bir şey olduğunda, olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. Tamamen duygularınızla hareket etmek yerine, içinde bulunduğunuz durum hakkında mantıklı olarak düşünün.
Zayıf taraflarınız yerine, güçlü taraflarınıza ağırlık verin. Belirli konularda, diğerlerine göre daha becerikli ve iddialı olduğunuzun ve hayatınızın her alanında mükemmel olmanın imkansız bir şey olduğunun farkına varın.
Yaptığınız ve başardığınız şeyleri sadece şansa bağlamayın. Bunun yerine, kişisel başarılarınız için kendinizle de gurur duyun.
Fikirlerinizi savunun. Diğer bir ifadeyle, başkalarının haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.
Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere “hayır” deyin. Fikirlerinizi açık ifade edebilme konusunda alacağınız bir eğitim, özgüveninizin gelişmesinde size çok yardımcı olabilir.
Yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız sorunların bir listesini çıkartın. Daha sonra bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Bütün sorunlarınız tabii ki kolay ve hızlı bir şekilde çözülemez ama hemen harekete geçebileceğiniz bazı alanlar da olacaktır.
Özgüveni İyileştirmek için Hatırlanması Gerekenler
· Kötü şeyler yerine iyi şeylere ağırlık verin.
· Kendiniz hakkında olumlu düşünün.
· Deneyimlerinizden ders çıkartın.
· Gerçekçi hedefler belirleyin.
· Cesaretli olun.
· Öğrenmeye devam edin.
· İşe yarar şeyler yapın.
· Basitliğe önem verin.
· Değişimi hoş karşılayın.
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:25 PM
Sosyal Fobiklerin özellikleri şöyle sıralandırılabilir:
Yanlız yaşama oranları yüksektir.
Eğitim seviyeleri düşüktür. Özellikle çok erken başlangıçlılarda okul fobisi gibi olur ve başarı düşük olduğu için eğitimlerini sürdüremezler.
Genlellikle ekonomik açıdan bağımlıdırlar yada fobileri dolayısıyla gerçek performanslarını gösteremedikleri için hakettikleri başarıyı gösteremez ve ekonomik anlamda olmaları gereken yerin çok altında yer alırlar.
Başka psikiyatrik problemleri vardır.
Sosyal açıdan toplumdan yalıtılmış bir durumdadırlar.
Zaman zaman yaşadıkları sıkıntılar intiharı düşündürebilir
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:26 PM
Sosyal Fobi Başlama Yaşı
Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması ciddi sorunlar doğurur. Okul başarısı etkilenir. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması yine bir çok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır.
Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün superegoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla 9 kat fazla olduğu tespit edilmiştir.
İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir. Sosyal fobisi olanlar genel nüfusa oranla şu farkları gösterirler.
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:27 PM
Sosyal Fobi ve Kaygı Oluşturan Durumlar
Sosyal Fobi ve Kaygı Oluşturan Durumlar
Sosyal fobide kaygı,öncelikli olarak görülen durumlardan biridir. Sosyal fobide kaygı oluşturan durumlar iki ana gruba ayrılabilir. Bunlardan ilki sosyal etkileşim gerektiren durumlar, ikincisi ise sosyal performans gerektiren durumlardır.
Sosyal etkileşim gerektiren durumları Sohbete katılma (özellikle de karşı cinsle )otorite olan kişilerle ilişkiler, parti ve eğlence gibi sosyal faaliyetlere katılım,başkalarının önünde yeme ,içme ,yazma,yardım isteme, yer veya adres sorma, yeni birileri ile tanışma, göz kontağı gerektiren durumlar, hakkını savunmayı gerektiren durumlar olarak sıralayabiliriz.
Sosyal performans gerektiren durumlara bir topluluk önünde konuşma, konferans verme, sorulara cevap verme,bir enstrüman çalma spor yapma, genel tuvaletlerde başkalarının olduğu bir anda ihtiyacını giderme örnek olarak verilebilir.
Sosyal Fobiyle Sosyal Heyecan Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ülkemizde sosyal fobi olmasa da topluluğa girme, toplulukta konuşma, özgürce davranabilme konularında çekingenlik oldukça sık görülen bir durumdur. Bunların büyük bir kısmı klinik düzeyde bir rahatsızlık olarak ele alınmayabilir. İnsanların bir iş yaparken, herhangi bir davranışta bulunurken, özelliklede birilerinin önünde kendilerini ortaya koymaya çalışırken belli bir heyecan duymaları olağan bir durumdur. Hatta böylesi bir heyecanın ilişkileri motive edici hazırlayıcı etkisi olduğundan, insanın daha iyiyi yapabilme isteğini arttırdığından söz edilebilir.
Bir dereceye kadar sosyal ortamlardan çekinme doğal kabul edilmelidir. Çekingenlik ya da utangaçlık da kişiye ciddi bir yük korku getirmiyorsa problem olarak yer almaz.Temelinde başkaları tarafından gülünç bulunma, aşağılanma korkusu ile beslenen ve sonrasında izolasyona kadar götürebilecek olan sosyal fobiyi normal ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz sosyal heyecan ile karıştırmamak gerekir.
Sosyal heyecanı sosyal fobiden ayıran en önemli özellik, bireyin topluluk önünde bir şeyler yapmaya devam ettikçe bu konuda deneyim kazandıkça sosyal heyecan azalırken, fobik durumlarda deneyim kazanmanın heyecan üzerinde etkili olmaması aksine kişilerin bu durumdan şiddetle kaçmaya çalışmalarıdır. Bu kaçınmanın da kişinin olağan günlük işlerini,mesleki ya da eğitimle ilgili işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozmalıdır ya da kişi fobisi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı duymalıdır.
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:29 PM
Sosyal Fobi Tedavisi
Sosyal fobi iyi tanımlanmış bir durumdur ve tedaviye iyi yanıt verir. Sosyal fobi fobik kaçınma sosyal ortamlarda duyulan anksiyeteden (sıkıntı) kaynaklanır.
İlaçla kişinin sosyal ortamlardan duyduğu sıkıntı azalır. Genel sosyal fobide ilaç uygulamaları ile başkaları tarafından reddedilme yada eleştiriye
maruz bırakılmaya duyulan aşırı hassasiyet azalır.İlaç tedavisi bağımlılığa yol açmaz. (Doktor kontrolünde olduğu müddetçe.)
İlaç tedavisinde genellikle depresyonda da kullanılan antidepressanlar kullanılır. En az 6 aylık tedavi önerilir. Ancak bu devrede ilaç kesildiğinde kendiliğinden nüksler görülebilir.Daha uzun süreli kullanım önerilir.
Hastaların en sık yaptığı yanlış:
Sıkıntılar hafiflediğinde ilaç kullanımını aksatmalarıdır. Bu yüzden hastalık belirtileri tekrar ortaya çıktığı için hastalık müzmin (kornik) bir hal almaktadır ve kişinin tedavi olamayacağı gibi yanlış bir kanıya saplamasına neden olmaktadır.
Sosyal fobide psikoterapi uygulamanın gerekçesi hastaların negatif yoldaki inançları ile (sosyal ortamlarda başarısızlığın kaçınılmaz olduğu gibi ) yüzleşmelerini sağlamaktır.
Sosyal fobinin temelinde bu tür inanların yer aldığı düşünülmektedir.
Hipnozda sosyal fobide psikoterapiye yardımcı bir araç olarak kullanılmaktadrı. Hastanın sosyal ortamlara uyumu için ve sıkıntı duygusunu yenmesi için oldukça yararlı bir yöntemdir.
Soyal fobi erken başlangıçlı kronik gizli bir hastalıktır.
Tedaviye iyi yanıt verir. İyi tedavi hastanın durumuyla başetmek için zararlı stratejiler geliştirmesini ve depresyon ve alkolizm gibi ek rahartsızlıkların ortaya çıkmasını engeller.
İlaç tedavisi belli bir süre devam etmesi gerekir. İlk ay belirgin bir yanıtın alınamayabilecei hatırdan çıkarılmamalıdır.Tek başına yada iilaçla birlikte yapılan psikoterapi sosyal fobide oldukça faydalı neticeler verir.
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:29 PM
Sosyal Fobi ve İlaç Kullanımı
. Fobiler en yaygın psikiyatrik hastalık grubudur. Hayat boyu fobi yaygınlığı % 33.4 olarak bulunmuştur. Bu oran sosyal fobi için % 111.5 dir. Özellikle sosyal fobinin te*davisi son yıllarda tartışılan önemli bir konu haline gelmiştir ve bunun sonucu olarak farmakoterapötik dikkat bu hastalık üzerinde yoğunlaşmıştır
Sosyal fobinin tedavisinde kullanılan ilaçlar şunlardır:
-Benzodiazepinler
-Antidepresanlar
-Buspiron
-Beta Blokerler
Benzodiazepinler: Özellikle yüksek potensli benzodiazepinler, örneğin klonaze-pam, alprazolam gibi, yüksek dozda ve uzun süreli kullanımda etkin bulunmuştur. Ancak bu ilaçların bağımlılık yapıcı etkisi ve sosyal fobide alkol ve madde kötü*ye kullanımının yüksek oranlarda olduğu unutulmamalıdır.
Antidepresanlar: Sosyal fobi tedavisinde trisiklik, SSRI ve RIMA türü antidepresan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların hepsinde plaseboya üstünlük gösteril*miştir. Ancak yüksek doz kullanımın da etkisiyle ve trisikliklerin rahatsız edici yan et*kilerinin fazla olması nedeniyle ilaç bırakmanın fazla olduğu gözlenmektedir. Bir MA-Ol olan fenelzin ile RIMA olan moklobemid karşılaştırıldığında eşit düzeyde etkin bu*lunmuştur. Moklobemidin düşük yan etkileri ve kullanım kolaylığı dolayısıyla bu hastalıkta başarılı bir şekilde kullanılabileceği gösterilmiştir. Aynı şekilde SSRI la-rm yüksek doz ve uzun süreli kullanımının da sosyal fobi tedavisinde etkinliği göste*rilmiştir.
Buspiron: Anksiyolitik bir ilaç olan buspironun antifobik etkisi olmadığını öne sü*ren araştırmacılar olduğu gibi, yüksek dozlarda kullanımının sosyal fobide etkin ola*cağını belirtenler de vardır.
Beta Blokerler: Sosyal fobide kullanımlarının özellikle performans anksiyetesin-de etkili olabileceği bildirilmiştir. Bazı hallerde anksiyetenin fizyolojik be*lirtilerinin giderilmesinin sosyal fobi tedavisinde dolaylı katkı sağlayacağı düşünüle*rek kullanılabilir.
Ancak bütün Beta Blokerlerin aynı etkileri göstermeyebileceği unutulmamalıdır. Örneğin Atenolol ün plasebo ile karşılaştırıldığı bir çalışmada plaseboya üstünlüğü gösterilememiştir.
Özgül fobilerin tedavisinde benzer ilaçlar kullanılmakla beraber tedavi ağırlığı başta davranış tedavileri olmak üzere ilaç dışı tedavilerdir. Aynı şekilde sosyal fobi te*davisinde de ilaca ilaveten davranışçı ve diğer tedaviler kullanılabileceği gibi , sadece dinamik tedavileri kullanan veya sadece kognitif davranışçı tedavilerle ba*şarılı sonuçlara varanlar da vardır.
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
28-10-2007, 02:31 PM
İlaç ve psikoterapi tedavisi
Sosyal fobi tedaviye oldukça iyi cevap veren ve ayrıntılı tanımlanmış bir rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde ilaç ve psikososyal tedavi yaklaşımları tek tek veya birlikte kullanılabilir.
İlaç tedavisinde en çok SSRI grubu antidepresan ilaçlar tercih edilmekte olup, yan etkilerinin azlığı ve uzun süreli kullanımlara müsait olmaları nedeniyle avantajlıdırlar. Doktor kontrolünde kullanıldığında bağımlılık yapmayan bu ilaçlar, en az 6 ay kullanılmalı ve tedaviye alınan cevaba göre kullanım süresi tedaviyi yürüten uzman doktor tarafından belirlenmelidir.
Psikolojik tedavi yaklaşımında; ağırlıklı olarak bilişsel – davranışsal psikoterapiler, sosyal beceri eğitimleri, gevşeme egzersizleri, bireysel ve sosyal etkinlik tedavileri ile grup terapileri uygulanabilmektedir. Psikolojik tedavilerle bireyler, yanlış düşünce ve davranış kalıplarını tanıyabilmekte, önyargıları ile kendilerine yönelik olumsuz tutumlarını değiştirerek, daha gerçekçi beklenti ve davranış kalıpları oluşturabilmekte, başa çıkma stratejileri geliştirebilmekte, eksik olan sosyal becerileri kazanmakta ve iletişim güçlerini arttırmaktadır.
Kaynak :sosyal fobi .com
9 ŞUBAT
11-03-2008, 02:53 PM
Sosyal Fobi bir anksiyete bozukluğudur, Sosyal Anksiyete Bozukluğu diye de adlandırılır.
Sosyal fobi, kişinin başkalarının yanında küçük düşeceği, sıkıntı yada utanç duyacağı bir davranışta bulunacağı korkusudur. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur, bu da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir Panik Atağı biçimi alabilir. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir, ancak kontrol edemez. . Kişi bu korkuyu yaşamamak için bu tür sosyal ortamlarda girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal, mesleki ve/veya aile yaşamı olumsuz etkilenir.
Tedavi edilmedikçe tekrar eden kaçınma davranışlarının neticesinde sosyal fobiğin hayatı bir ıstıraba döner. Öğrenci ise okulda öğretmen kendisine soru sorduğunda kalkıp cevap vermek, öğretmen ise ders anlatmak sosyal fobik için büyük bir işkencedir. Pek çok sosyal fobik devlet dairesine, bankaya gidip işini yaptıramaz. Bazıları telefonla bile konuşamaz. Ağır vakaların sokağa çıkmaya, bakkala gitmeye, biletçiden otobüs bileti almaya bile tahammülü yoktur. Sosyal fobikler sonunda kendilerini eve hapsederler, okulda başarısız olurlar, çalışma hayatları sona erer.
Her on kişiden birinde yaşamının her hangi bir döneminde sosyal fobi görülebilmektedir.
Genelde ilk olarak erken yaşlarda, eğitim çağındaki çocuklar ve gençlerde ortaya çıkar. Sosyal fobi genellikle ergenlik yıllarında başlayan ve tedavi edilmezse müzmin seyreden bir bozukluktur. 25 yaşından sonra başlayan sosyal fobi vakası nadirdir. Ancak sosyal fobikler genellikle rahatsızlık başladıktan çok yıl sonra doktora giderler. Çünkü sosyal fobinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmezler ve bozukluğu kişiliklerinin bir parçası olarak görürler. Kadınlarda da erkeklerde de görülebilir. Kadınlarda 1 ½ -2 kat daha sık görülür.
Sosyal fobisi olanlarda evli olmama oranı, genel topluma göre yüksektir.
Sosyal fobiklerde korktukları durumlarla karşılaşınca sıklıkla; çarpıntı, titreme, terleme, kaslarında gerginlik, midelerinde burulma hissi, ağızda kuruma, ateş basması yada üşüme hissi, kafada basınç duygusu yada baş ağrısı gibi belirtiler gelişebilir. Sosyal fobikler genelde utangaç ve içe dönüktürler, sosyal değildirler, göz temasından kaçınırlar, az konuşurlar.
Sosyal fobi, genetik geçişin orta derecede katkıda bulunduğu bir hastalıktır. Akrabaları arasında sosyal fobik olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski bir miktar daha yüksektir.
Sosyal fobinin genellikle utangaç, çekingen, kendine güveni düşük, reddedilmeye duyarlı, ama başkaları üzerinde olumlu intiba bırakma arzusu duyan kişilerde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu kişiler başkaları tarafından beğenilmediklerinde bunun değer ve sosyal mevki kaybına yol açacağına inanırlar.
Sosyal fobi tanısı konulabilmesi için; korku yada kaçınma davranışının kişinin olağan günlük işlerini, iş yada okul yaşamını, toplumsal etkinliklerini bozacak düzeyde olması yada kişinin fobisi olacağına ilişkin belirgin sıkıntı duyması gereklidir. Bu durumda olan kişilere bilişsel ve davranışçı terapi, sosyal beceri eğitimi, gevşeme egzersizleri ve sistematik duyarsızlaştırma teknikleri, bireysel ve/veya grup terapisi ve ilaç tedavisi uygulanır.
Dr.phil. R. Meltem Kavcar Sırmalı
9 ŞUBAT
30-04-2008, 06:10 PM
Çoğumuz çeşitli şeylerden korkarız. Çocukluk döneminde özellikle anne- baba ya da diğer bakım veren kişiler yanımızda olmadığında, onları göremediğimizde onların bizi terk ettiğini düşünüp korku duyarız. İlerleyen günlerde ailemizle yaşantılarımızdan kazandığımız, onlarla olan ilişkimizin bize kazandırdığı güven hissi ile artık kendi kendimize karar veririz. Ancak ailede eğer anne baba geçimsizliği, şiddet ortamı, çocuklara erekli sevgi ve ilginin gösterilememesi, onlara taşıyabilecekleri yeterli sorumluluklar verilmez, arkadaş ilişkileri için gereken oyun ve yaşıt desteği sağlanamaz, iyi örnek olunamazsa o durumda özgüven eksikliği ve korkuların oluşumuna yol açılabilir. Korkuların daha ileri şekli ise fobilerdir. Fobileri alelade korkulardan ayıran özellikler, korkuyla oluşan sıkıntı ve gerilimin belli bir nesne yada duruma bağlı olması; kişinin kendi verdiği tepkisinin anlamsız ve aşırı olduğunun tümüyle farkında olması; o korku nesnesi ya da durum ile karşılaşmaktan ısrarla kaçınması ve eğer karşılaşırsa aşırı düzeyde çarpıntı, nefes alamama, terleme, sıcak basması, mide bulantısı hatta bayılma gibi durumlara yol açarak, kişinin hayatını kısıtlamasına sebep olmasıdır.
En sık görülen fobiler arasında hayvan fobileri (kedi, köpek, fare, kuş gibi) yükseklik, şimşek, gök gürültüsü, karanlık ve kapalı alan, uçak, kan-enjeksiyon, dişçi korkuları gelebilmektedir. Klastrofobi dediğimiz kapalı yer korkusu özellikle kendini asansör, yollardaki tüneller, sıkışan trafikte arabada kalmak, banyo ve duş kabinleri havasız basık odalar ve MR görüntüleme cihazlarında kendini hissettirmektedir. Agorafobi (açık alan korkusu) toplu bulunulan yerlerden korkma olup, pazarlar, alışveriş merkezleri, kalabalık caddelerde, sinema ve tiyatrolarda, yabancı mekanlarda kendini gösterebilmektedir.
Korkuların üstüne gidilmesi gerekir. Bu tıpkı karanlıkta bir kedinin gölgesini, aslan olarak büyük bir şekilde görmek şeklindedir. Korkuların belli bir düzen içinde üzerine gidilmeli, korkulan nesne ya da durumdan kaçınılmalıdır.
Sosyal Fobi: Bu kişiler çevrelerindeki kişilerin kendileri hakkında gergin, beceriksiz, aptal, yetersiz şeklinde düşünceler içine gireceklerinden endişe ederler. Çevresindekilerin kendi ellerinin titrediğini, yüzlerinin kızardığını, seslerinin titrediğini, bozuk bir üslup ile şaşırarak konuşup rezil olacakları ve gerilimlerinin anlaşılacağı düşünceleri ile topluluk önünde konuşamaz, başkaları yanında yemek yiyemez, orta yerde yazı yazamaz hale gelirler.
Bu durumdaki kişilerde başkalarınca eleştirilme, olumsuz bir bakış açısı ile değerlendirilme ya da çevrelerince reddedilmeye karşı aşırı bir hassasiyet vardır. Kendi haklarını savunmada çok yetersizdirler ve bunu başkalarının kendi adlarına yapmalarını beklerler. Kendilerini hafife alır, yeterince önemsemezler, kendilik saygıları düşük olup, bu durum halk arasında “aşağılık duygusu” olarak bilinmektedir.
Karşısındakiler ile göz göze gelmemeye, ön sırada bulunmamaya çalışırlar. Öğrenciler bildikleri halde parmak kaldırmaz, sözlülerde başarısız olur, etkinliklere katılmaktan kaçınırlar. İş sahipleri gerekli atılımları yapamaz, çalışanlar kendilerini ortaya koyamaz ve fikirler ileri süremez, ilerleyemezler.
İş kayıpları artar, okul başarıları azalır ve akademik gelişmeleri kısıtlı kalır. Bazıları karşı cins ile ilişkilerinde benzer durumlar yaşadıklarından kendi başlarına arkadaş sahibi olamaz, bekar kalabilir. Bunun önüne geçmek için başkalarının önayak olmasını bekler ve görücü usulü ile evlenme yoluna gidebilir. Bulundukları ve yetiştikleri ortamı değiştirmek istemez, yakın aile dışındaki kişiler haricindekiler ile iletişimlerini sınırlarlar.
Sosyal Fobinin Çocuklarda Görünümü: Çocuklar tanıdık olmadıkları ortamlarda aşırı ürkek, sessiz, hareketsiz, utangaç bir tavır sergileyebilirler. Bazen de böyle bir durumda ağlama, anne- babaya yapışırcasına sarılma, onlara dokunma, yanlarından ayrılamama, huysuzca davranışlar içine girebilirler. Oynanan oyunlarda geri planda kalırlar. Okula gitmek istemeyip, türlü yakınmalarla evde kalmak isterler.
Toplumda %2-3 oranında görülmektedir. 20 yaş öncesi başlamakta olup, daha çok 11-15 yaş arasında ilk belirtilerini göstermektedir. Kadınlarda daha çok görünmekte, ancak erkekler daha çok meslek sahibi olduklarından daha çok belirti göstermekte ve daha fazla tedaviye başvurmaktadır.
Çocukluk öykülerinde utangaçlık olan, sosyal açıdan baskılanmış yaşantıları olanlarda görüldüğü gözlenmiştir. Arkadaşları ya da büyüklerince küçük düşürülme ya da çok üzücü, gerilimli bir olayı izleyerek de gelişebildiği saptanmıştır. Kişi bu tür üzücü deneyimlerle karşılaştıkça sosyal fobiyi geliştirebilir. Kişinin yetiştiği çevreden aldığı eğitim ve göreneklerle, hissettiği gerilimi katalize ediş şekli önemlidir. Bazı kişilerde az miktardaki gerilim kişiyi daha çok aktiviteye yöneltip, kamçılarken, yeterli güven ilişkisinin kurulmadığı, düşünce ve hareket serbestisinin verilmediği ailelerde bu durum geri çekilmeye ve aktivitelerde bozulmaya yol açar.
İlaç tedavisi yanında bilimsel- davranışçı tedavi uygulanır. Psikoterapide daha aktif bahsetme mekanizmalarının kazandırılması ve kişinin kendine bakışındaki olumsuz düşünce yapılarının düzeltilmesi üzerine çalışılır.
http://www.ayhanakcan.com
mehmet26
04-01-2011, 01:03 PM
değerli moderatör bilgilendirmeniz için cok cok tşkler belirtmiş olduğunuz Çarpıntı
Titreme
Terleme
Kaslarda gerginlik
Göğüste sıkıntı hissi• Topluluk önünde konuşmak.
• Bir işle uğraşırken seyredilmek.• Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
• Otorite konumundaki kişilerle temas etmek. özelikle sıcak basması bu cok kötü oluyor yazılarınız okumak beni biraz rahatlattı
Ronluvin
12-04-2011, 10:28 PM
sosyal fobide varmış bende,rahatsızlık katsayısı yükseliyor bu gidişle literatür deki bütün hastalıkları bir arada toplayacağım galiba haydi hayırlısı...
vBulletin v4.1.10, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.