PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : evlilikte kıskançlık...



YAĞMURR
15-03-2008, 11:35 AM
Bolu İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Psikiyatristi Dr. Haluk Gülmez, ihanete uğrama, aldatılma korkusuyla yaşayan kıskanç eşlerin, mutsuz bir hayat yaşadıkları gibi, birlikte yaşadıkları kişilere de dünyayı zehir ettiklerini, bu kişilerin cinayete ve intihara yatkın olduklarını söyledi. İnsanda bir miktar kıskançlık olmasının son derece doğal olduğunu belirten Dr. Gülmez, ''Aşırı olmayan kıskançlıklar gayet doğaldır.'' diye belirtiyor.

Ancak tamamen mantık dışı aşırı kıskanmalar da, insanlar da paranoyik bozukluk oluşumuna yol açıyor.

Tedavisi zor Hastalık boyutuna gelmiş kıskançlık hastalığının tedavisinin son derece zor olduğunun söyleyen Dr. Gülmez, "Sürekli olarak ihanete uğrama, aldatılma korkusuyla yaşayan kıskanç eşler, mutsuz bir hayat yaşadıkları gibi, birlikte yaşadıkları kişilere de dünyayı zehir ederler. Kendine göre kanıtlar bulan, sürekli olarak kendi kendine sorular sorup eşini takip altına alan kıskanç kişiler, intihara ya da cinayete bile teşebbüs edebilirler" diye konuştu.

Hekime karşı bile kuşkulu Hastalık durumuna gelmiş kıskançlık durumlarının kişilik ve paranoyak bozukluklara yol açtığını açıklayan Dr. Gülmez, aşırı kıskançlık hastalığının uzun süre psikiyatrik tedavi gerektiren zor bir hastalık olduğunu söyledi.

Dr. Gülmez, "Hekime karşı bile kuşkucu davranış sergileyen bu kişiler, kıskandıkları kişi veya kişilere karşı kırıcı, yıkıcı ve saldırgan olurlar. Eşleri ve çocuklarıyla olan iletişimleri kopan, işinde de üretken olmayan bu kişiler psikiyatrik destek almadıkları sürece son derece mutsuz ve huzursuz bir yaşam sürdürürler." diye belirtti.

Medical Park Fatih Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sinem Demir ise; kıskançlığın baş edilmesi en zor duygulardan biri olduğunu söyledi. Kıskançlığın; imrenme ve gıpta etmeyle başlayıp, haset duymaya kadar gidebildiğine dikkat çeken Demir, ‘kıskançlığın esiri’ olmamanız için şu önerilerde bulundu:

* İmrenmek, kendini bir diğeriyle kıyaslamak ve onun yerinde olmak istemektir. Birinin mutluluğuna imreniyorsanız, ‘keşke ben de öyle mutlu olsam’ dersiniz, ama o kişi için kötü hisler beslemezsiniz.
* Kıskançlıkta ise ‘ah keşke’ demenin bir adım ötesine geçer, o kişiyle gerçekten bir sorununuz olmasa bile, varmış gibi davranırsınız. İyi ihtimalle onu görmezden gelirsiniz, kötü ihtimalle o kişiyle ufak tefek hayali sorunlar çıkarırsınız.

HASET YUVA BİLE YIKAR!..

* Haset ise bu duyguların en ağırıdır! Yerinde olmak isteğiniz kişinin sahip olduklarını kaybetmesini ister ve bunun için harekete geçersiniz. Kıskançlıktaki ufak tefek sorun çıkarmaların düzeyi artar. Hedef, o kişinin mutluluğunu yıkmaktır. Mutluluk sebebi evlilik ise eşiyle ilişkisini, sosyal hayat ise arkadaşları ile ilişkisini bozmaya çabalar. Bozma araçları; dedikodu, iftira-yalan olabilir. En uç nokta ise fiziksel zarar vermektir.

Herkes imrenebilir, pek çok insan kıskanır, daha az insan haset duyar! İmrenmek olağan bir duygudur ve birçok insan tarafından hissedilebilir. Ancak bir ‘izleyici’ konumunda, sürekli diğerlerinin mutluluklarını gözlemek, bir yaşam tarzı haline gelebilir. Özellikle duygusal yoksunluklar yaşadığına ve diğerleri kadar ‘şanslı’ olmadığına inanan biri bunu yapabilir.
EVLİLER TERAPİSTE

Duygusal yoksunluklar da herkesin hayatında zaman zaman gözlenir. Bir yoksunluğun (kayıp, ayrılık gibi...) yasını tutmak ya da üzülmek için kendimize bir süre izin vermek sağlıklı olabilir. Ama uzun sürmüş ise bu yoksunluğu ‘yeni var’lara dönüştürmek için harekete geçmekte fayda var!
İşte bu noktada izlediğimiz filmler ve diziler de bir bakıma ‘diğerinin mutluluğuna, fiziksel/maddi gücüne imrenme’ hissimizi telafi eder. Bir yere kadar bu sağlıklıdır, telafi etmek iyi gelir. Ama tabii ki aşırıya kaçmayarak ve kendinizi ‘yaşamayan’ sadece ‘izleyen’ biri konumuna sokmamalısınız. En sağlıklısı ise hobiler edinmek, dans edip, resim yapmak gibi sosyal aktivitelerle sizi esir alan kıskançlığı dizginlemek.

Hasetin hedefi olduysanız ve bu yaşamınızı doğrudan etkileyen bir duruma geldiyse, eğer evliliğinizi etkileyen bir durum varsa evlilik terapisi önerilebilir. Eğer yaşanılan bölgede psikolog veya psikiyatr yoksa, o bölgede hatırı sayılır kişilerden (doktor, öğretmen, hemşire) destek ve önerilerde bulunması istenebilir.

biyolog
15-03-2008, 11:57 AM
Her Insanda Birazda Olsa Var Olan Bir Duygudur. Iyi Yanlari Ve Kötü Yanlarida Vardir. Kimi Az Kimi çok Kiskaçtir.
Ihanete Gelince Bu Kabul Edilelemez Bir Davraniştir. Her Iki Taraf Için. Zaten Evlilik çok önemli Bir Kurum. çok Zor Bir Olay Evenilmek Için Evlenenlerinde Halini Malesef Görüyoruz. Toplumumuzda Evlenenlerin 1/ 3 ü Boşaniyor. Ve Bu Boşanmalarda Kadin Malesef Daha çok Daha Büyük Zarar Görüyor. Duygusal Olarak Daha çok Yipraniyor.
Aldatmalarda Kesinlikle Insani Hiç Bir Yönü Olmayan Bir Davraniş. Aldatmanin Kadini Olmaz Arkadaşlar. Aldatan Malesef Aldanir. Sen Birini Aldatirsan Malesef Bir Gün Senide Aldatirlar. O Yüzden Aldatan Aldanir. Kadin Aldatirsa Malesef öle Oluyorda özürdilerim. Erkek Aldatinca çapkin Delikanlimi Oluyor Hayir. Bence Oda öle Oluyor Namus Kavramida Hem Erkek Hem Kadin Için Bence Ayni Hiç Bir Fark Yok. Ama ülkemizde Malesef Böle Değil. Bu Düşüncede Malesef Kadinlarinda Rolü Ve Suçu Var. Kadinda Bir Erkekte Bir Sonuçta Namus Hepimiz Namusu.
Bir Erkek Bir Kizla çikar Kizi Sever Kiz Onun Namusudur. Onu Korur Sayar. Ilişki Yaşar.
Ama Ayni Erkek Toplumumuzda Kiz Kardeşi Biriyle çikinca Buna Karşi çikar Peki Iki Kizin Arasindaki Fark Ne Onun Için Aldatmalarda Ihanetlerde Sevgide Kadin Ve Erkek Farki Yoktur. Hepmiz Biriz Bir Bireyiz Insaniz Ayni şartlarda Ve Ayni Kulvardayiz. Ayni Haklara Ayni özgürlüklere Ayni Beyne Sahibiz.

YAĞMURR
15-03-2008, 12:05 PM
kesinlikle doğru altatmanın hiç bir mantıklı açıklaması olamaz altadan saten kendizini altdatmış ve kaybeden o olmuştur her zaman için...kıskançlıkta evet sevdiğinin belirtisidir ama aşırısıda bence karşısındakine güven duymamasından kaynaklanıyordur.. her şey aşırısı zarar getirdiği gibi kıskançlıkta öyledir...

egeli
23-05-2008, 02:53 PM
kesinlikle doğru altatmanın hiç bir mantıklı açıklaması olamaz altadan saten kendizini altdatmış ve kaybeden o olmuştur her zaman için...kıskançlıkta evet sevdiğinin belirtisidir ama aşırısıda bence karşısındakine güven duymamasından kaynaklanıyordur.. her şey aşırısı zarar getirdiği gibi kıskançlıkta öyledir...




arkadaşım sana katılıyom her sözünde
ve her satırında dogru elerine sağlık

her şey gönlünce olsun kendine iii bak.

atomcekirdegi
23-05-2008, 08:35 PM
Ben uzun zaman boyunca hiç kıskanç olmadığım ve asla kıskanç olamayacağımı söyler,övünür dururdum bu halimle..Ama kazın ayağının öle olmadığı fena biçimde anladım.Ciddi bir ilişkim oldu(ki bu lafları sölerken daha önce ilşki yaşamamış biri olarak konuşuyordum)ve ben kıskanç olabildiğimi gördüm.Gerçekten anladım ki sevgiyle beraber yaşanan bi duygu bu.yalnız söylenen gibi sevginin büyüklüğüyle doğru orantılı bi durum değil.Evet seversin ve kaybetmekten korkarsın ama bunu kıskanmak da dozunda olduğunda anlamlı olur.Her işine sürekli olarak karışan biri kendine ve etrafındakilere sadece güvensizlik yayar..Söylenilenin aksine kıskançlık tam olarak ilgiyi ifade etmiyor bence...

9 ŞUBAT
23-05-2008, 08:38 PM
bir ilişkide ister evlilik ister arkadaşlık olsun kıskanmak çok dogaldır ve bu karşınızdakini sahiplenmenizin ve ona ait oldugunuzun bir belirtisidir,
ancak eger bu aşırıya giderse işte o zaman o ilişkinin temelleri sarsılır ve dogal olarak sonu husrandır.

YAĞMURR
23-05-2008, 10:28 PM
benim demek istediğim bu dozunda evet ama aşırı hatta bunu bir takıntı haline getirince ve bunu kabul etmemek sanırım en kötüsü..ilişkileri bir okadar kadar zedeliyor ve çıkmaza giriyor..

psk_kagan
26-05-2008, 10:33 AM
Evlİlİkte KiskanÇlik İyİdİr Ama Bu KiskanÇlik EŞlerİ Ve İlİŞkİyİ Yipratacak Derecede Fazla Olmamasi Şartiyla...