Orijinalini görmek için tıklayınız : Yaygin Anksiyete
Nefertiti
30-10-2007, 10:15 PM
Yaygın Anksiyete Bozukluğu:
Başlıca özelliği en az 6 ay sureyle hemen her gün ortaya çıkan, bir çok olay ya da etkinlik hakkında aşırı kaygı, endişe, evham ya da huzursuzca bir beklenti içinde olmaktır. Kişi gerilimini ve kaygısını kontrol etmekte zorlanır. Bu kaygı durumuna huzursuzluk, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekme,kaslarda gerginlik hissi ve uyku bozukluğu belirtilerinden en az 3 u de eslik etmektedir
Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar nasıl kişilerdir
Kişi halk arasında evhamlı olarak tarif edilen bir yapıya sahiptir. Huzursuz, genellikle sabırsız,çabuk heyecanlanan ve ürkek kişilerdir. Yüzünün ve vücudunun görünümü gergindir. Ciltleri soluk olup, el, ayak ve koltuk altları gibi ter bezlerinin olduğu bölgeler terlidir. Bas ağrıları olup,alin ve ense bölgelerinde ağrı bulunmaktadır. Bunlara boyun ve sırt ağrıları eslik etmektedir. Pek çok kişiye önemli gelmeyen konularda bile endişelendikleri ya da bu konuların olumsuz olabilecek sonuçları hakkında düşünmeden edemedikleri görülür. Korku duyulan olayın gerçek olabilme olasılığına ya da ortaya çıkabilecek etkilerine nazaran, kişinin bunlar olmadan hissetimi endişe ve üzüntüsünün yoğunluğu, suresi ve miktarı çok daha fazladır. Herhangi bir olayda, olası en kotu olayın basına gelebileceğini düşünüp, kendilerini devamlı olarak diken üzerinde ve ağlamaya hazır hissederler. Kabus benzeri korkulu rüyalar görülebilmektedir.
Bu kişilerde rastlanabilecek baslıca endişeler
Bu kişiler islerinde yeni ortaya çıkabilecek sorumluluklar, parasal sorunlar, aile bireylerinin sağlıkları, çocuklarının basına gelebilecek kazalar ya da diğer küçük konular (günlük ev isleri, arabanın onarımı ya da randevularına geç kalma gibi ) günlük, sıradan yasam olayları hakkında çoğu zaman üzüntü duyar ve endişelenirler. Endişelerinin konuları zaman içinde değişebilmekte, biri bitip,oburu başlayabilmektedir.
Endişeyle birlikte yaşanabilen diğer belirtiler
Kas gerginliğine bağlı olarak titreme, seğirme kendini sarsak hissetme, kaslarda ağrı olabilir. Çoğu kişinin çeşitli vücutsal şikayetleri vardır.
Bunlar arasında soğuk, nemli eller, terleme, mide-bağırsak yakınmaları (ağız kuruluğu, aşırı geğirme hissi, bulantı ya da ishal, ,yutma güçlüğü,),solunuma ait yakınmalar (nefes alma güçlüğü, hızlı nefes alma, boğazda bir yumru hissi ,nefesin yetmediği hissi gibi), idrar yolları ve cinsel sistem ile ilgili (idrara gitmede artış, kadınlarda adet bozuklukları ve cinsel isteksizlik, erkeklerde sertleşme ve boşalma sorunları gibi cinsel işlev bozuklukları), kalp-damar sistemine ait (göğüs üzerinde ağrı,kalp atışlarının hızlanması gibi) ve fazla bir şekilde, sese karsı irkilmeleri ,bulanık görme, el ve ayakta uyuşma ,kulak çınlamaları görülebilmektedir.
Hastalıkta saptanmış olan bulgular
Endişe ve gerilim eğer hafif düzeyde ise beyne giden kan miktarında artış olmakta, ancak gerilim arttıkça ,şiddetli kaygı anında beyne ulasan kan miktarında azalma olduğu gözlenmiştir. Yaygın anksiyete bozukluğunda beynin bazı bölgelerinde (oksipital, temporal ve frontal loblar) metabolizma dediğimiz oksijen ve kan ile gelen diğer besleyici maddelerin kullanımının arttığı, o bölgelerdeki çalışmanın arttığı gözlenmiştir. Beyinde noradrenerjik sinir hücreleri sisteminin aşırı çalıştığı , GABA sisteminde işlev azlığı, serotonin sisteminde ise reseptör düzeyinde değişmeler saptanmıştır.
Nefertiti
31-10-2007, 03:01 PM
Evet Arkadaşlar.
Epeydir yaygın anksisete yaşıyorum.Aynı dertten muzdarip arkadaşlarla
paylaşımda bulunmak istiyorum.
Herkese sevgi ve selamlar...
birmelek
31-10-2007, 06:57 PM
Aslında tam olarak aynı şeyler değil ama okuyunca oldukça benzer şeyler olduğunu fark ettim. Ben de bi panik atak hastayım. Şuan tedavi görüyorum ama tedaviyle geçip gitmiyor malesef. Birazda kişinin kendi elinde. Burda panik atak olan arkadaşlarım vardı benim, onlar sayesinde epey bişeyler öğrenmiştim ama şu sıralar girmiyorlar siteye. Ve benim ataklarım ara ara yokluyorlar beni. Atak şeklinde gelmese bile psikolojik bunalım şeklinde kendini hissettiriyor, kalbimi bir el sıkıyor, her an kötü birşey olacakmış gibi. Geceleri uykuya dalmakta zorlanıyorum,öleceğimi hissediyorum,özellikle gece oluyor bu durum, o yüzden uykularımı daha çok gündüze yayıyorum. Böyle şeyler işte...anlatmakla bitmez. daha paylaşımlarımız olacaktır.
Nefertiti
31-10-2007, 08:05 PM
Alıntı:
sabaha karşı sessiz sedasız çalışırken, ısı degişimiyle çat çut ses çıkaran mobilyalardan işkillenmek, işkil durumunun artması, birbirini tetikleyen düşünceler, 'şimdi bir yaratık çıkıcak, bişey olucak' korkusuyla panikleyip, balkona çıkma, ve hava aydınlanana kadar orda kalma gibi nöbetleride vardır. *
nefes almak güçleşir alınan nefesler yetmez sanki,ya anneme bişey olursa,ya sevdiceğime bişey olursa derken bakarsınız bi çarpıntı küt küt küt küt Allah ım başıma bunlarda mı gelecekti derken ağlar vaziyettesiniz....
Nefertiti
31-10-2007, 11:07 PM
Aslında tam olarak aynı şeyler değil ama okuyunca oldukça benzer şeyler olduğunu fark ettim. Ben de bi panik atak hastayım. Şuan tedavi görüyorum ama tedaviyle geçip gitmiyor malesef. Birazda kişinin kendi elinde. Burda panik atak olan arkadaşlarım vardı benim, onlar sayesinde epey bişeyler öğrenmiştim ama şu sıralar girmiyorlar siteye. Ve benim ataklarım ara ara yokluyorlar beni. Atak şeklinde gelmese bile psikolojik bunalım şeklinde kendini hissettiriyor, kalbimi bir el sıkıyor, her an kötü birşey olacakmış gibi. Geceleri uykuya dalmakta zorlanıyorum,öleceğimi hissediyorum,özellikle gece oluyor bu durum, o yüzden uykularımı daha çok gündüze yayıyorum. Böyle şeyler işte...anlatmakla bitmez. daha paylaşımlarımız olacaktır.
Panik atakla çok benzer yönlerimiz var.Umarım en kısa zamanda eski arakadaşlarınızda siteye dönerler.İnsanın kendini anlayan inşanlarla paylaşımı
hakikaten çok rahatlatıyor.Panik atakta ölüm korkusu biraz daha yoğun yaşanıyor.
Aramızda pek bir fark yok:)
Ancak bizi bizim gibi olanlar anlıyor..
Alıntı:
en sinir yanı da diğer insanlara bunu anlatamamandır. insanlar sana şımarıklık yapıyo gözüyle bakmaya başlar. "neymiş heycanlanıyormuş korkuyormuş. biz de korkuyoruz bazen ama bunu büyütmüyoruz." anlatamazsın istersin ki bi 15 dakika yaşasınlar.:mad:
Nefertiti
01-11-2007, 02:33 PM
Anksiyete Bozuklukları:Panik Ataklar
İnsanların yaşamlarını devam ettirmeleri, tehlikeli durumlardan korunmaları açısından anksiyete ve stres oldukça önemlidir. Anksiyete kısaca kaygı veya bunaltı olarak tarif edilebilir. Anksiyeteli kişi sıkıntılı ve heyecanlıdır, aniden kötü bir haber alacak veya kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir. Bu ruhsal belirtilere çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme gibi bedensel belirtiler de eşlik edebilir.
Anksiyete normalde tehlikeli durumlarda kişinin kendisini korumasına yardımcıdır ve belirli hedeflere ulaşmak için zorlayıcı olmaktadır. Tehlikenin algılanması ile döğüş ya da kaç ilkesi uygulanır. Örneğin ısırmak amacıyla üzerine koşarak gelen bir köpeği gören kişide ilk tepki köpekten kaçmaktır. Köpeğin saldırısı tehlikelidir, bu saldırıya duyarsız kalmak kişinin yaralanmasına sebep olur. Bu tehlikeyi sezerek korkmak kişinin kendisini koruma mekanizmalarını harekete geçirmek açısından önemlidir. Benzer şekilde sınava girme kaygısı sayesinde sınavlara daha iyi hazırlanılır. İşinde başarısız olma kaygısı olan kişiler işini daha dikkatli yaparlar.
Sağlıklı kişilerde korku ve kaygının nedeni bellidir. Hastalık durumunda ise nedensiz korku ve kaygı duyulur. Hastalık düzeyinde kaygı tek başına olabilir ve bu anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır veya depresyon, alkol-madde bağımlılığı, tiroid bezi hastalıkları gibi çeşitli bedensel ve ruhsal hastalıklara eşlik edebilir.
Kişinin yaşamı boyunca anksiyete bozukluğu geçirme oranı % 25 dolayındadır. Çoğu kişi bu hastalığı doktora başvurmadan kendi başına atlatmaya çalıştığı için psikiyatriye başvuranların sayısı oldukça düşüktür.
Ansiyete bozuklukları çeşitlidir:
Panik bozukluğu
Yaygın anksiyete bozukluğu
Sosyal fobi ve diğer fobiler
Obsesif kompulsif bozukluk
Travma sonrası stres bozukluğu
1.PANİK BOZUKLUĞU (PANİK ATAK)
Anksiyete belirtileri ataklar halinde gelir. Ataklar genelde 15-30 dakika kadar sürer. Atakların sıklığı ve şiddeti tanı açısından önemlidir. Panik atağın ne zaman geleceği bilinmez ve bu da kişilerin kaygısını artıran sosyal uyumunu bozan en önemli etmenlerden biridir.
Genelde gençlik döneminde ortaya çıkar. Gerçek nedeni bilinememektedir, ancak sıklıkla stres yaratan önemli yaşam olayları ile ilişkisi vardır (okulu bitirmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yeni bir işe başlamak, yakınını kaybetmek, ağır hastalık geçirmek gibi).
Panik atağı sırasında aşağıdaki belirtilerden en az dördü bir arada bulunmalıdır:
Çarpıntı
Terleme
Nefes darlığı, boğuluyormuş gibi hissetme
Titreme
Baş dönmesi
Bulantı
Yaşadıklarının gerçek olmadığı hissi
Ateş basması veya üşüme hissi
Bedeni uyuşuyormuş gibi hissetme
Göğüs ağrısı
Ölüm korkusu
Aklını yitirme veya çıldırma korkusu
Panik ataklarda yukarıdaki belirtiler yanında aşağıdaki özellikler de önemlidir: Ataklar genelde aniden ortaya çıkar, atak ortaya çıktığında bunu durduracak bir yol yoktur.
Kaygının şiddeti ile yaşanılan durum arasında genelde bağlantı yoktur.
Atak genelde birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun süre devam eden ataklar olabilir.
Atakların sıklığı kişiye göre değişir, ayda bir iki tane olabileceği gibi bazılarında hemen her gün görülebilir veya sık tekrarlayan ataklardan sonra uzun bir süre atak görülmeyebilir. Panik ataklarının ortaya çıkışı belli bir nedene bağlı olabilir veya nedensiz olarak kendiliğinden ortaya çıkabilir. Sadece baş dönmesi ve çarpıntı belirtileri ortaya çıkıyorsa sınırlı belirtileri olan ataktan bahsedilir. Sınırlı belirtileri olan ataklar iyileşme sürecinde olabileceği gibi ağır atakların öncü belirtileri de olabilir. Panik ataklar panik bozukluğunda görülmesinin yanında fobiler ve travma sonrası stres bozukluğunda olduğu gibi diğer anksiyete bozukluklarında da görülebilir.
Ruhsal belirtilere bedensel belirtilerde eşlik ettiği için hastalar genelde bedensel sorun olduğunu düşünür ve öncelikle başka branştan hekimlere başvururlar. Yaşadıklarının ruhsal bir sorun olabileceğini akıllarına getirmezler veya kabul etmek istemezler.
Panik atakları genelde tehlikeli değildir, ancak kişi kontrolünü yitirdiği duygusuna kapıldığı için tedirgindir. Tedavi edilmediği taktirde ciddi sonuçlar doğurabilir. Panik atağı geçirmiş kişilerin en büyük korkusu aynı şeyi tekrar yaşamaktır. Bu nedenle panik yaratan durumdan uzak durmaya çalışırlar sonuçta fobiler ortaya çıkabilir. Bunların içinde en önemlisi agorafobidir (açık alan korkusu). Kişiler dışarıya çıktığında panik yaşayacağı korkusu ile evde kalmayı tercih eder ve bir süre sonra hiç sokağa çıkamaz olabilir. Bu durumda yaşam kalitesi düşer, sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zaman azalır, kişi kendisini hasta ve diğer kişilere bağımlı hissetmeye başlar, yalnız başına evde duramaz veya sokağa çıkamaz, çalışamaz veya işine gidemez duruma gelebilir. Hastalar panik ataklar sırasında sıklıkla acil servislere başvururlar. Zamanla depresyon, alkol-madde bağımlılığı ve intihar görülebilir.
Aslında bütün bunların olmaması için bir an önce doktora başvurmak önemlidir. Sonuçta panik bozukluğu uygun ilaç tedavisi ile kolayca tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.
PANİK ATAKLARI NEDEN OLUR?Gerçek neden bilinememektedir. Neden olan faktörler kısaca biyopsikososyal olarak ifade edilebilir. Bu konuda çeşitli teoriler vardır. Bazı araştırmacılar beynin temporal lobunun işlev bozukluğu veya hastalığın öğrenme yolu ile geliştirilmiş olduğunu ileri sürmektedir. Bazı araştırmalarda ise beyinde nörotransmitter (haberci) dediğimiz maddelerin düzenlenmesi ve işlevlerinde bozukluk olduğu öne sürülmektedir.
Stresli yaşam olayları panik atakların ortaya çıkışını tetiklemektedir. Yakın dönemde kayıp yaşamış veya yakınlarından, işinden veya bulunduğu çevreden ayrılmış kişilerde yaşamlarındaki bu değişikliklerle panik ataklarının başlangıcı arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Araştırmacılara göre stresli yaşam olayı kişinin direncini düşürmekte ve bu dönem hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır.
Ailesel yatkınlık vardır. Panik hastalarının yakınlarında panik ataklar ve depresyon gibi başka ruhsal bozukluklar sıktır. Hastalık genelde 25 yaşından önce başlar. Kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazladır. Çocuklarda da görülebilmektedir.
Kafeinli gıdalar ve kokain gibi uyarıcılar atağı ortaya çıkarmaktadır.
Panik ataklar panik bozukluğunda olduğu gibi tek başına ortaya çıkabildiği gibi kalp hastalıkları, solunum yolu ve endokrin hastalıklar gibi çeşitli bedensel hastalıklara da eşlik edebilir veya alkol madde bağımlılığı ile birlikte görülebilir.
PANİK BOZUKLUĞU VE PANİK ATAKLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?Yapılan araştırmalar panik atak geçiren kişilerin psikiyatriye başvurmadan önce ortalama 10 ayrı doktora başvurduğunu göstermiştir. Bu hastaların panik atağı geçirdiği genelde anlaşılamamakta ve bu nedenle yanlış tanı ve tedavi sık olmaktadır. Panik ataklar sıklıkla kalp krizi ile karıştırılmaktadır. Bu hastalar atak sırasında sıklıkla “kalp krizi geçiriyorum” kaygısı ile acil servise başvururlar. Aynı şekilde ataklar kalp hastalığı ile karıştırılıp buna yönelik tedavi başlanabilmektedir.
Bu nedenle doğru tanı konması önemlidir. Doğru tanı koyabilmek için ayrıntılı fizik muayene, ruhsal muayene yapılmalı, nörolojik, endokrin, kalp ve solunum sistemi hastalıkları araştırılmalıdır. Bedensel bir hastalığın ortaya çıkması panik atak olmadığını göstermez. Bazı bedensel hastalıklara panik ataklar da eşlik ediyor olabilir. Bu durumda yine panik atakları önlemeye yönelik tedavi başlanmalıdır.
Panik bozukluğunun en uygun tedavisi ilaç kullanımının yanında bilişsel ve davranışçı terapi tekniklerinin kullanılmasıdır. Gevşeme egzersizlerinin de hastaya öğretilmesi faydalı olabilir. Panik atakları sırasında ilaç kullanımının pek faydası olmaz. Uygun doz ve uygun süre ilaç kullanımı ile atakların tekrarlaması önlenir. Yine diğer terapi yöntemlerinde amaç atakların tekrarını önlemektir.
Panik atağını uyaran gıdalardan uzak durulması, uyku ve yeme alışkanlıklarının düzenlenmesi atakları önlemeye yardımcıdır.
Uzm.Dr.Sibel Mercan tarafından hazırlanmıştır.
Kaynak : Http://www.populermedikal...
Nefertiti
07-11-2007, 07:27 PM
Arkadaşlar...
Yaygın anksiyete sorunu yaşayan arkadaşlarla paylaşımda bulunmak istiyorum... Neler yaşadınız/yaşıyorsunuz...İlaç kullanıyormusunuz.Kullandıktan önce ve sonraki ruh haliniz.v.s.v.s:confused::confused:
Yokmuuuuuuuu.:o
Herkes iyimi.....
İnşallah Yoktur....
birmelek
07-11-2007, 10:36 PM
Arkadaşlar...
Yaygın anksiyete sorunu yaşayan arkadaşlarla paylaşımda bulunmak istiyorum... Neler yaşadınız/yaşıyorsunuz...İlaç kullanıyormusunuz.Kullandıktan önce ve sonraki ruh haliniz.v.s.v.s:confused::confused:
Yokmuuuuuuuu.:o
Herkes iyimi.....
İnşallah Yoktur....
E ben yazayım bari yine..mesala bi paylaşımda bulunayım; dün dışarı çıktım çarşıya,alışverişe. Ben normalde dışarı pek fazla çıkmayan çıksam da yalnız çıkmamayı tercih eden birisiyim. Özellikle biara ya dışarda ve yalnızken bana bişey olursa, atak gelirse yine diye korkularım vardı. Ama dün çıktım işte yalnız. Caddelerde yürüyorum ama kalbime bişey oldu. Bi sıkışma ve göğüs bölgemde bi soğukluk..korktum. Yürüyecek dermanım kalmadı, etrafıma bakınıyor ve oturucak bir yer arıyordum, sonra bi kuyumcuya girdim ve orda oturup, kendime gelmeye çalıştım. Resmen fiziksel bir acı duyuyordum kalbimde ama kendimi bunun psikolojik olduğuna birazdan geçiceğine inandırmaya çalıştım. Sonra alışveriş yapmaya çalıştım ama o kadar kararsızdım ki..hiç birşeye karar veremiyordum. Sanki beğenme, kendi kendime bişeyler yapma yetimi kaybetmiştim ve sonuç olarak bir saat içerisinde telaşla geri evime döndüm. İlaca başlayalı 3 ay oldu ama ilaç etkisini sadece ilk iki ay gösterdi. Son bir aydır bişeyler geri sarıyor. Yolunda gitmeyen şeyler var. Ama tedaviye devam tabi..Buarada yiyecekler de gerçekten epey etki yapıyor hastalığım üzerinde. Bazı şeyleri yiyip içtiğim zaman sonrasında psikolojik olarak çöktüğümü, üzerime bi karamsarlık çöktüğünü hissediyorum. Aslında anlatacak çok şey var ama hepsini sığdırıp bi sıraya koyamıyorum işte. Tek bişey söyleyebilirim; o da, bunları yaşamayan bilemez, anlayamaz. :confused:
Nefertiti
07-11-2007, 11:08 PM
Sağol Melek ciğim.Sende olmasan:confused:
Seni çok iyi anlıyorum.bende yaklaşık 20 gündür ilaç kullanıyorum,daha öncede yazmıştım hatırlarsan.İlk 2 hafta süperdi herşey.Ama bir kaç gündür
bir değişim yaşıyorum.Sanki ben değilim.Ben biryerde oturup seyrederken benim yaptığım olağan günlük işlerimi bir başkası yapıyor gibi dışarıdan seyrediyorum sanki.Sonra birden silkelenip kendime döndüğümde :eek:önce acaba hayattamıyım,yaşıyormuyum gibi birtakım düşünceler içerisinde tekrar
ben-bana dönüyorum.Bu daha önce hissetmediğim bir duygu.Beni korkutuyor.
nazmiye
08-11-2008, 06:07 PM
merhaba bana da yaygın anksiyete bozukluğu teşhisi kondu.6 ay ilaç kullandım tekrar nüksetti 6 ay daha kullandım buraktım ve 1 yıl sonra yine nüksetti şimdi yine ilaç kullanıyom antidepresan.ilacı bırakınca nüksediyor.şöyleki 4 gün boyunca gece gündüz 1 sn bile uyuyamadım ve artık beynim felaket oldu çalışmaz oldu sanki yerimde duramaz oldum ağzım kuruyor su içme isteği sık sık tuvalete gitme . ve doktora gittim tekrar ilaca başlattı.hayatım boyunca böyle mi devam edecek en ufak bişey de tekrarlıyor .hayatımı mahvediyor.tam evlenmeye karar veriyorum endişeden hastalanınca vazgeçiyorum
negatif
08-11-2008, 11:36 PM
Bir dakika ya nasıl yani bana benzeyen birini buldum sanırım..şu evlilikten vazgeçmeyi açar mısın biraz..ben 2 kere nişanlandım nikah yaklaştıkça adamları ben hastayım diye bırakıverdim..böyle bişi mi yaşadığın?bana okb yab majör deprsyn teşhisi koydular...çok zor günlerdi ama şimdi gülüyorum..ben evlenmek istemiyorum deyip bastım gittim resmen ya..ne saymışlardır bana var ya..napiim ben deliyim
mmontessori
16-12-2008, 04:51 PM
anksiyete lilere seleamlar allahım küçükken psikolojik tedavi gören kişiler gözümde bir an cüzzamlı gibi canlanırdı şimdi çok ciddi rahatsızlıklar yaşıyorum bende bi anksiyete hastayım bende asosyallik yok ama bi misafir galdiğinde zorunlu olusuyosunya yanlarında oturmak için işte ozaman felaket kendi istediğim ortamlarda gayet rahatım aslında freudun dediği çocukluktan kaaynaklanan problemlerin acısını hala çekiyoruz ben şunu merak ediyorum ailesi yada çevresi her neyse her bakımdan iyi olupta anksiyete yaşayan arkadaşlar var mı aranızda cvp samimi bekliyorum:rolleyes:
corbysis
18-01-2009, 03:23 PM
ben de yapmak zorunda oldugum birseyi hissettigim anda baslayan bir problem var. bunun adi nedir bilmiyorum daha doktora gitmedim bu platformda basima gelenleri sikintisi olanlarla paylasacagim.
plüton
18-01-2009, 03:45 PM
İşkence gibi bir çocukluk gecirdim, çocukken ailemin, öğretmenlerimin, arkadaşlarımın baskısı sonucu çöktüm içime kapandım, ve kafayı yedim, yeni yeni açılmaya başladım. Baskı altında büyüdüğüm için evhamlı bir insanım, her şeyden endişelenirim, endişelenmek için bir sebep olmasına gerek yok. Çevremden evhamlı damgası yememek için çabalayıp duruyorum, kendimi kontrol etmeyi azar azar öğreniyorum, bakalım zaman ne gösterecek.
plüton
18-01-2009, 03:46 PM
Bir dakika ya nasıl yani bana benzeyen birini buldum sanırım..şu evlilikten vazgeçmeyi açar mısın biraz..ben 2 kere nişanlandım nikah yaklaştıkça adamları ben hastayım diye bırakıverdim..böyle bişi mi yaşadığın?bana okb yab majör deprsyn teşhisi koydular...çok zor günlerdi ama şimdi gülüyorum..ben evlenmek istemiyorum deyip bastım gittim resmen ya..ne saymışlardır bana var ya..napiim ben deliyim
Ne yaptın, ne yaptın :D
mmontessori
11-02-2009, 01:56 PM
Anksiyete kuramının gelişimi…
Freud 1895 de yayımladığı anksiyete bozuklukları ile ilgili makalesinde savunduğu anksiyete oluşumu ile ilgili teorik görüşünden otuz yıl boyunca ayrılmamıştır.Bu erken dönemde yazdığı makalede ortaya konan ve geçen süre içerisinde pek bir değişiklik geçirmeyen bu görüş; tam olarak boşalımına imkan verilmeyen libidonun anksiyeteye doğrudan dönüşeceği şeklindeki bir düşünceyi yansıtır. “Ketvurmalar,belirtiler ve anksiyete” kitabı” isimli 1926 da yayınladığı kitabında anksiyete kuramında önemli bir değişiklik görülür.Bu kitapta ilk kez “sinyal anksiyetesi” kavramı ortaya konmuştur.Ayrıca bir işlevin kesintiye uğramasına dair “ketvurmalar” incelenir.Belirti oluşumu ile ketvurmalar arasındaki ilişkiler araştırılır. Anksiyetenin kaynağı “ego” yani “benlik” tir.Ego dış dünya ve süperego’nun kınamasıyla karşılanan içgüdüsel itkiye yaptığı enerji yatırımını çeker ve bu enerjiyi anksiyete duygusuna dönüştürür.Anksiyetenin önemli bir işlevi vardır.Dış dünyada ortaya çıkan tehlikeler karşısında ,nasıl ego tehlike algısından uzaklaşmaya çalışır ise iç dünyada ortaya çıkan tehlikeden de uzaklaşmak ister. Tehlike dıştan gelirken ortaya çıkan duygu korkudur.Korku duygusu organizmayı alarma geçirir ve tehlikeden uzaklaşmak üzere savunma kalkanlarını kullanmaya yönlendirir.İç tehlike karşısında da korkuya benzeyen bir endişe duygusu oluşur.Ancak bir fark vardır.Bu fark korkunun nesnesi bilinçli algı alanına girmişken, anksiyetede id’den kaynaklanan itki bilinçöncesi alana kadar gelmiş ancak bilinç alanına henüz kabul edilmemiştir.Ego’nun bilinç öncesindeki işleyen bölümü, itkinin dış dünya ve süperego tarafından kabul edilmeyeceğini algıladığında yatırımını bu itkiden çeker.Artık bu yatırım anksiyete duygusu üretiminde kullanılacaktır.İtkinin kalktığı nokta doyuma ulaşmak yani haz duygusu elde etmek üzereydi.Halbuki ortaya çıkan duygu , ego’nun araya girmesiyle “hoşnutsuzluk” duygusuna dönüştü. Anksiyete adı verilen bu hoşnutsuzluk duygusu ,egonun elinde bulunan olanakları seferber ederek, itkinin kendini gerçekleştirmek üzere hareket edebileceği menzilden uzaklaştırılması için bir uyarı görevi görür.Böylece “sinyal anksiyetesi” kavramına ulaşmış oluyoruz.
Psikoterapinin çağdaş manada kurucusu Sigmund Freud’dur.Onun yöntemi psikanaliz adıyla bilinir.Freud, kendi icadı olan psikanaliz yöntemini;çağında ruhsal sıkıntıları giderme yöntemi olarak kullanılan günah çıkartma, geleneksel tavsiye ve hipnotik telkinden farklı olarak bilimsel bir temele oturtmaya çalışmıştır.
Psikanaliz üç temel psikolojik önermeye dayanır.Bu önermeler; insan psikolojisinin “yapı,gelişim ve güdülenmesi” ile ilgilidir.
Yapısal kuram,ruhsal yapının “id,ego ve süperego” terimleriyle bilinen bileşenlerini ve bu bileşenlerin birbirleriyle ilişkilerini işlevsel biçimde ele alır.
Gelişimsel kuram,bireyin psikolojik gelişim sürecine odaklanır ve bu süreç esnasında geçtiği ve takılı kaldığı evreleri inceler.Freud,psikoseksüel gelişim süreci adı verdiği süreçte bebeğin cinsel dürtülerin kuvvetli bir biçimde kendini gösterdiği ve buna karşılık dış dünyanın “kültürel,dinsel ve ahlaki engelleri” ile engellenerek çatışma yaşadığı bir takım dönemlerden sırasıyla geçtiğini söyler.Oral,anal ve odipal(fallik) dönemler olarak belirtilen “çocukluk cinselliğinin yoğun olarak yaşandığı” bu dönemlerden sonra ilkokul çocuğunun “gizil/latent” denilen dürtüsel açıdan sakin ,sessiz bir döneme girdiği belirtilir. Ergenliğin başlamasıyla birlikte psikoseksüel gelişim süreci son bir döneme doğru evrilir..Adolesan dönem denilen bu dönemde ruhsal yaşam “çocukluk dönemindeki” dürtüsel canlılığı kazanır. Erişkin cinselliğinin nispeten stabil “genital dönemi” Psikoseksüel süreçlerin sonuncusudur.
Güdülenim kuramı,ruhsal işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli görülen enerjinin kaynağını , dolaşımını ve dönüşümünü inceler.Libido adı verilen bu enerji temelde “cinsel bir enerjidir”. “Haz ilkesi” temelinde cinsel dürtüler doyuma ulaşmaya çalışır.Ancak büyüme ve uygarlaşma süreci esnasında karşılaşılan engeller ,çocuğa bazı kereler (kendi çıkarları gereği) “haz ilkesi” nin çabuk doyuma ulaşma arzusuna tümüyle veya kısmen karşı çıkması gerektiğini öğretir.Yapısal kuramda ortaya konulan “ego” isimli işlevsel kompartımanın şekillenmeye başladığı yer de tam burasıdır işte.Ego, doyumun gerçekleşmesi halinde uğranılacak zararı gözeterek arzuyu bekletebilir.Giderek, tehlike karşısında “sinyal anksiyetesi” denilen haberci mekanizmayı harekete geçirerek,potansiyel tehlikeye dikkat çekmeyi başarır.Bu mekanizma tehlikeyi bertaraf etmek üzere ego’nun önderliğinde organizmayı faaliyete davet eder..Üst ben yani ahlaki ben ile arzular arasında uzlaşma noktaları oluşturabilmek adına “savunma mekanizmaları” denilen bazı tekniklere başvurmayı öğrenir.
meltem_81
11-02-2009, 05:53 PM
yaklaşık 2 yıl önce bende aynı sorunu yaşadım... uyuyamıyordum uyuduğumdada kabus görüyordum, çalan telefon sesi bile beni korkutuyordu her an kötü bir haber gelecekmiş gibi tedirgindim hep...banyoda fazla kalamıyordum, gittiğim ortamlarda huzursuz olup hemen eve dönmek istiyordum sanki ben yokken sevdiklerime bişey olacakmış gibi.. yani yetişememekten korkuyordum.sevdiğim insanları küçük bahanelerle arayıp, iyi olup olmadıklarını kontrol ediyordum birde sık sık telefonum çalıyor sanıp çantamı açıyordum bakıyorum çalmıyor bana öyle geliyormuş...
bu duruma yaşadığım zorlu bir dönem sebep oldu... ağır manik epizot yaşayan arkadaşımla ben ilgilendim... ağır bi sinir krizi yaşadı 14. kattan düşebirdik engel olmasam.. ve daha birsürü kötü olay.. bunlarla büyük bir soğuk kanlılıkla başa çıktım ve bir süre sonra herşey yoluna girdi o iyileşti ve ben böyle oldum. sanırım kendimi bırakmak için onun iyileşmesini beklemişim.
bu yaşadıklarımı atlatmak için verilen ilaçları kullanmadım açıkçası... kendi çabalarımla üstesinden gelmeye çalıştım ve başardım sanırım.( sadece kısa bir dönem atarax kullandım bitkiselmiş:p)benim ilaç almamak için bahanem vardı aman siz ilaçlarınızı aksatmayın herkese büyük geçmiş olsun.
g1z4y
11-02-2009, 07:49 PM
evet bunlar bende de var ve söylendi anksiyete bozukluğu olduğu,kötü bir şey ne denir :(
teşekkürler paylaşımlar için...
ismi lazım değil
28-02-2009, 02:26 PM
ben de sözlü sınavlar öncesi benzer durumlar oluyor, son iki gün uyuyamıyorum. yemek yemiyorum. sınav akşamı sanki boğazımı sıkıyolar. iki sınavı bütünlemeye bıraktım. 3.de ilaç aldım.anksiyolitik. bana ne oluyor yahu???
mmontessori
28-02-2009, 03:45 PM
doktorun söylediğine göre ben de de anksiyete vardı tedavim bitmişdeğil ama artık doktora gitmemeye karar verdim.ilaçlar bende intihar düşünce ve davranışlarını tetikliyor bunu farkettim.uyuşuyorum.en çok ta bu canımı yakıyo kendimi bu halde görmek istemiyorum.
irademin işe yaramadığını düşünmeye başladığım için doktora gitmiştim şimdi irademi sonuna kadar kullanmak istiyorum.:eek:
Nefertiti
20-03-2009, 12:45 PM
Kaygılardan doğan tuzaklar...
İnsanlar kaygıyı sevmez. Güvende olmayı isterler. İlişkilerinde kaygı taşıyan bir insan, buna karşı çeşitli baş etme mekanizmaları geliştirmiştir. İlişkilerinde kaygıdan kurtulmak isteyenlerin izledikleri yolları dört ana grupta toplayabilirim...
İçgüdüsel dürtülerle, toplumsal yaşamın kuralları ve yasakları çatıştığı zaman, insanlar kaygı yaşamaya başlar. İnsanlar kaygıyı sevmez. Güvende olmayı isterler. Kaygıdan kurtulmak isterler...
İnsanların doğasından gelen temel içgüdüsel dürtüleri vardır. Bu dürtüleri hayata geçirdiğimizde haz aldığımızı görürüz.
Haz duyduğumuz şeyleri tekrar yaşama eğilimimiz vardır. Böylece temel dürtülerimizi yaşamak ister ve yaşadıkça da aldığımız hazdan dolayı bunları tekrarlama eğilimini sürdürürüz.
İnsanlar toplumlar içinde yaşar. Toplumsal yaşam, kendi kuralları ve bireylerinden beklentilerini de beraberinde getirir. Gelenek ve görenekler, dini inançlar, kültürümüzün getirdiği kurallar, bireyin isteklerini sınırlar ve neleri yapmaması gerektiğini söyler.
Birinci grup, eğer sevilirse kaygılarından kurtulacağını düşünür. Onun için, incitilmemesinin yolu kendini sevdirebilmektir. Eğer sevilirse yaralanmayacağını düşünür.
İkinci grup, kaygıları kendinden uzakta tutmanın yolunu boyun eğmekte bulmuştur. Boyun eğdiği bazen bir inanç veya bir grup, bazen ise bir insandır. Eğer teslim olursa yaralanmayacağını düşünür.
Üçüncü grup, kaygılarından korunma yolunu, güç elde etmekte görür. Güç elde etmek demek, onun için başarıya, maddi zenginliğe, şöhret ve beğeniye ulaşmak demektir. Üstünlük kazandıkça güvende olduğunu düşünmeye başlar. Eğer güçlü olursa yaralanmayacağını düşünür.
Dördüncü grup, kaygılardan kaçmanın yolunu insanlardan ve ilişkilerden kaçmakta bulmuştur. Bağımsızlığının peşinde olduğunu söyler. Hayal kırıklığı yaşamaktan çok korkar. Hayal kırıklığı yaşamamak adına, duygusal yatırımlardan uzak durmaya, kendini sınırlandırmaya başlamıştır. Eğer uzak durursa yaralanmayacağını düşünür.
ÇÖZÜMÜ İÇİNİZDE ARAYIN
Yukarıda grupladığım yolların herhangi birisine giren ve o yolda ilerleyerek kendini kaygılarından koruyacağını düşünen insanın, bir noktaya kadar bunda başarılı olabileceğini kabul ediyorum. Buradaki başarıdan kastım, yaralanmamayı becermektir.
Kaygılarınıza karşı oluşturduğunuz bu savunmalar bir tek noktada çöker ve sizin kaygılarınızın daha da büyümesine sebep olur. O nokta, bu dört yoldan birkaçını hatta bazen tümünü aynı anda uygulamaya koymaktır. Doğası gereği birbirine ters olan bu savunma sistemleri kendi aralarında çelişirler ve bizi anlayamadığımız çözümsüzlüklere bırakırlar.
Kaygılarınızdan kurtulmak adına, içinizde çarpışan bu dört temel dinamiğin arasında kaybolmamalısınız.
Benim için sağlıklı insan, karşılaştığı kaygı durumları karşısında kendisini çaresiz görmeyen, kaygısının çözümünü başka insanlarda veya inanışlarda değil, kendi içinde arayan kişidir.
Benim için kaygılı insan, yaşamı boyunca güven sağlamaya çalışan ve yaşam enerjisinin büyük bölümünü farkına varmadan bu alanda harcayan kişidir.
Alıntı
yanke
14-04-2009, 01:55 PM
Arkadaşlar kaygı bozukluğu için tavsiye edebileceğiniz doktorlar varmı, nişan dönemimdeyim kaygı bozukluğu başladı ve nerdeyse nişanı bozacaktımki farkına vardım kaygı bozukluğumun, yardımcı olursanız çok sevinirim, ben istanbuldayım bu arada
GÜLDENİZ
28-04-2009, 02:50 AM
arkadaşlar kaygı bozukluğu için tavsiye edebileceğiniz doktorlar varmı, nişan dönemimdeyim kaygı bozukluğu başladı ve nerdeyse nişanı bozacaktımki farkına vardım kaygı bozukluğumun, yardımcı olursanız çok sevinirim, ben istanbuldayım bu arada
ne yaptınız ben çok merak ettim o evlilik oldu mu?nasıl sonuçlandı herşey acaba?
...gelincik...
01-05-2009, 11:54 AM
merhaba
benim sevgilim anksiyete ve panikatak..
benim ilk kez karşılaştığım bir durum ve ona nasıl davranacağımı bilmiyorum.
ayrıca ona psikoz tanısı da koyulmuş.
araştırıyorum nette ama hep aynı şeyler yazıyor.
yaşayanloardan birşey öğrenmem gerekiyor çünkü tanı koyulmuş zaten..
ama benim onu anlamam gerekiyor
konuşmasında düzensizlikler var,
bazen sebepsiz güloüyor,
çok dışarı çıkmıyor, insanlarla tanışmak istemiyor,
bazen dalıyor ama hatırlamıyor,
bu davranışları görüyorum
1 aydır sevgiliyiz ve onu tam tanımış değilim
ben yürümeyi çok seviyorum ve yürüyorduk başta bol bol
sonra birgün yoruluyorum dedi, artık yürümüyoruz
onunla vakity geçirmek istiyorum.
sinemaya gitmediğini biliyorum.
sizce ne tarz şeyleri sever, ne yapabiliriz onunla..
çıkmazdayım
nasıl davranacağım, onu nereye davet edeceğim bilmiyorum.
ben çok hassas ve kırılganım
sevdiğini belli etmiyor.sevmiyormuş gibi geliyor.
ilgi istiyorum ondan ama sanırım bu yanlış..
lütfen bu konuda yardım edin bana.
öncelikle nasıl davranmalıyım ona?
geçmiş olsun :)
fabers
20-09-2009, 11:06 AM
Selamlar bendede malesef yaygın anksiyete bozukluğu mevcut ): malesef diyorum çünkü bu durumda olmaktan nefret ediyorum. biliyorum kişinin kendi elinde ama işte bir kere yerleştimi bu hastalık peşini bırakmıyor insanın kolay kolay hep içinizde bir yerde bir virüs gibi..ilaç kullanmayı düşünüyorum ama ilaç kullandıktan sonrada aynı olmaktan korkuyorum.
pozitif düşünmeye çalışıyorum ama en küçük bir aksilik herşeyi yerle bir ediyor tekrar baştan başlıyorum..çok ümitsizim bazı zamanlar ):
paradox
20-09-2009, 09:11 PM
Gecmis olsun..Size bu teshisi bir uzmanmi koydu, sizmi boyle bir rahatsizliginiz oldugunu dusunuyorsunuz?
power
23-09-2009, 03:56 PM
dikkat ettim nevrozlar iç içe bir durum oluşturuyor bazen. kompleks ve kombine durumlar.
okb nin yanında depresyon anksiyete fobi
panik yanında depresyon anksiyete fobi
depresyon yanında panik okb fobi
fobi yanında anksiyete depresyon panik vb bir takım kombinasyonlar oluyşuyor.
ben temelde okb li olmama rağmen anksiyete yaşadığım zamanlarda oluyor.
şükür tedavileri kompleks olmasına rağmen aynı hatta veya paralel oluyor.
paradox
24-09-2009, 02:36 PM
dikkat ettim nevrozlar iç içe bir durum oluşturuyor bazen. kompleks ve kombine durumlar.
okb nin yanında depresyon anksiyete fobi
panik yanında depresyon anksiyete fobi
depresyon yanında panik okb fobi
fobi yanında anksiyete depresyon panik vb bir takım kombinasyonlar oluyşuyor.
ben temelde okb li olmama rağmen anksiyete yaşadığım zamanlarda oluyor.
şükür tedavileri kompleks olmasına rağmen aynı hatta veya paralel oluyor.
Aslinda bu oldukca tartismaya acik bir durum bence.Psikiyatrlar bunlarin farkli rahatsizliklar oldugunu soyluyor, farkli tedavi yontemleri izlenmesi gerektigini idda ediyorlar.Fakat medikal tedaviye gecildiginde neredeyse bire bir ayni ilaclarla tedavi yontemi seciliyor.O takdirde neden hastalara farkli teshisler konuluyor v.s..Herkese yukleyin antidepresanlari bitsin bu kavram kargasasi demekten alamiyorum bu durumda kendimi...
victorius
15-10-2009, 03:48 AM
bende yaklasık 2 ay once yab tanısı konulanlardanım.cok zor bır durum gercekten sadece yasayan anlo 2 aydır ılac kullanıyorum ama tam da bır etkısını gormus degılım benım ıstegm bu hastalıgı olanlar ılac dısında ınsanın kendı kendıne yapabılecek neyı var bunu ogrenmek herkese ıyı gunler...
Ottoman
15-10-2009, 04:13 AM
bende yaklasık 2 ay once yab tanısı konulanlardanım.cok zor bır durum gercekten sadece yasayan anlo 2 aydır ılac kullanıyorum ama tam da bır etkısını gormus degılım benım ıstegm bu hastalıgı olanlar ılac dısında ınsanın kendı kendıne yapabılecek neyı var bunu ogrenmek herkese ıyı gunler...
Victorious,o ilaçlar zaten ağrı kesiciler gibi hastalığı tedavi etmeye değil,acısını azaltmaya yarıyor.Asıl yapmanız gereken de kendi kendinize yapmanız gerekenler.Kendinizi iyi dinleyip iyi anlayıp iyi düşünerek çözümü siz bulmalısınız.Bunun dışında spor yapmak,yürüyüş yapmak,bol su içmek ve çok çeşitli sebze meyve yemek.
'Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' demiş bir büyük adam.
yusufyuzlu17
24-12-2009, 11:51 PM
Ben de aynı sıkıntılardan muzdarıp ım hep bir sıkıntı sankı her an bir kötü haber gelecek mış gıbı tetıkdeyım olayları gözüm de çok buyutuyorum hep sıkıntı stres doktor a gıttım bir takım testden gectım ılaç kullandım ama devamını getrmedım öyle kal dı artık evham yapmak hiç bir şeyı kafaya takmamak ıstıyorum ...
hoyrat
21-08-2010, 01:46 AM
ben de bişeyler sormak istiyorum yorumlarınızı merak ediyorum
ben de bazen bunun gibi şeyler yaşıyorum ama belli bi olay kaynaklı, ama çok yğun oluor özellikle geceleri, korkuyorum ağlıyorum ağlıyorum. sonra sabah sanki geceki insan ben değilmişim gibi. iki farklı insan varmış gibi aynı konu aklıma bile gelse sanki tepki vermiyorum. özellikle gece yine başlıo. bazen sabahları da kaygı yaşıyorum mide bulantısı oluo, yemek yiyemiorm insanlar çevremde olmasın rahat ağlayabiliyim istiorm. o dönemler çok ağır gelio diorum bi doktor olsa da konuşsam. ama o zaman geçince sanki bişey yok.
bazen de kendimi garip hissediyorum, nabzımı kendim ölçüyorum 100-110 arası. fiziksel bi yorulma yokken fazla atıyor. bazen nabzımın kaç olduğuna bakmasamda çok atıyormuş gibi geliyor. ama bunlar öyle her gün olan değil zaman zaman olaylar neticesinde oluor.
bir de sevdiklerime bişey olacak korkusu var, ya da basit bişey de olsa aklıma onun kötüsü gelio. mesela masaya bıçak mı götürüyorsun, bunun birine batabileceği yaralayabileceği gelio gözümün önüne.
konusu burası değil ama okb ile ilgili bişey de sölemek istiorm. önceleri bi karar verecekken bişeyleri sayıp oradan karar vermeye çalışırdım işte tek gelirse yaparım çift gelirse yapmam gibi. bazen tekrar tekrar sayardım, sonra öğrendmki bu hastalık yapmadm uzun bi süre. ama geçenlerde yine başladım gereksiz bile olsa sayıyorum fayanstaki çizgileri fln. öyle hayatı etkileyecek boyutta değil ama ara sıra oluyor. geçen gün de fark ettimki çıktığım merdivenn basamaklarını sayıyordum.
ara sıra sesler beni ürkütüyor, biri bi şey dese ürküyorum.
psikiyatri ile konuşmayı düşünüorm ama sizce kafama fazla mı takıyorum acaba, benim kuruntum mu bunlar?
Hydra
21-08-2010, 02:52 AM
Anlattığınız durumlara bakılırsa benim dikkatimi çeken nabız konusunda yazdıklarınız.
Sinir sitres olduğumuz zaman en yakın rahatsızlığı midemiz verir.Ekşime başlar.Bu bilgiyi kullanırsak şunu diyebiliriz.Ruh sağlığımız organlarımızı yakından etkiler.Örnekten de anlayacağımız üzere duyu organlarımızın etkilendiği bütün durumlarda sindirim sistemimiz etkilenir.Bu anlamda anlattıklarınızı ele alırsak bahsettiğiniz durumlar kuruntudan daha fazlası.Bu anlamda takdirinize kalmış ama önce psikiyatriye gitmeniz daha doğru olacaktır.Çünkü alttan yatması muhtemel olan organik nedenleri çözmek gerekebilir.
Ayrıntılı bilgi almak isterseniz.Paylaşabilirsiniz.
Saygılar
yagmurr
21-08-2010, 11:43 AM
anksiyete lilere seleamlar allahım küçükken psikolojik tedavi gören kişiler gözümde bir an cüzzamlı gibi canlanırdı şimdi çok ciddi rahatsızlıklar yaşıyorum bende bi anksiyete hastayım bende asosyallik yok ama bi misafir galdiğinde zorunlu olusuyosunya yanlarında oturmak için işte ozaman felaket kendi istediğim ortamlarda gayet rahatım aslında freudun dediği çocukluktan kaaynaklanan problemlerin acısını hala çekiyoruz ben şunu merak ediyorum ailesi yada çevresi her neyse her bakımdan iyi olupta anksiyete yaşayan arkadaşlar var mı aranızda cvp samimi bekliyorum:rolleyes:
Evet,ben her bakımdan iyiyim,sosyalim,dışarıda evde rahat bir insanım genel olarak mutluyum.
yeni şeylere başlangıç konuusnda,özel ilişkiler konuusnda anksiyete yaşıyorum. Anksiyete bozukluğu teşhiis konuldu.
Olayları gözümde çok büyütme huyum var.Kendimi akışa bırakamıyorum.Kafamda resmen seneryo yazıyorum.
örn/ ya işi anlamazsan,ortama alışamazsım,performansım beğenilmezse... Belki bu tür kaygılar belli bir düzeyde normaldir ama ben de aşırı dozda malesef... böyle olunca da stres,panik,iştahsızlık,uykusuzlık,midebulantısı.. .vs....yaşıyorum..........
simge_fb
25-09-2010, 01:49 PM
Herkese merhaba.
Yaşadığım bir şeyi sormak istiyorum.
Ayaklarımın altından başlayan bir enerji, bir sıcaklık dalgası yukarılara doğru çıkmaya başlıyor ve ben kontrolsüz bir şekilde hareket etmeye başlıyorum. Aldığım nefes yetmemeye başlıyor. Sonra mideme doğru çıktıkça karın ağrısı ve tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorum. Nefes almak gittikçe zorlaşıyor. bu his gittikçe yukarı doğru çıkıyor, ateş basıyor. Terli,yorum. Çoğunlukla tuvalete gitmemle sonuçlanıyor. Hep ishalim. Daha ufak ataklarda tuvalet ihtiyacımı bastırabiliyorum, bir şeye odaklanarak kendimi nefes aldığıma ikna etmeye çalışıyorum. 3 - 5 dakika arası sürüyor.
Eğer gün içinde kaygı duyulacak bir şey yoksa 3 kez falan oluyor. Yok bir sınavım ya da beklediğim önemli bir şey warsa bu sayı epey çıkıyor.
Ortaokuldan beri çekiyorum, şimdi üniversiteyi bitirmek üzereyim. Ama bir kaç senedir daha ciddi. Orta okulda bu kadar sık ve rahatsız edici değildi.
Bu ne olabilir. Anksiyete mi? Ya da başka bir şey mi acaba.
balık
25-09-2010, 03:01 PM
Herkese merhaba.
Yaşadığım bir şeyi sormak istiyorum.
Ayaklarımın altından başlayan bir enerji, bir sıcaklık dalgası yukarılara doğru çıkmaya başlıyor ve ben kontrolsüz bir şekilde hareket etmeye başlıyorum. Aldığım nefes yetmemeye başlıyor. Sonra mideme doğru çıktıkça karın ağrısı ve tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorum. Nefes almak gittikçe zorlaşıyor. bu his gittikçe yukarı doğru çıkıyor, ateş basıyor. Terli,yorum. Çoğunlukla tuvalete gitmemle sonuçlanıyor. Hep ishalim. Daha ufak ataklarda tuvalet ihtiyacımı bastırabiliyorum, bir şeye odaklanarak kendimi nefes aldığıma ikna etmeye çalışıyorum. 3 - 5 dakika arası sürüyor.
Eğer gün içinde kaygı duyulacak bir şey yoksa 3 kez falan oluyor. Yok bir sınavım ya da beklediğim önemli bir şey warsa bu sayı epey çıkıyor.
Ortaokuldan beri çekiyorum, şimdi üniversiteyi bitirmek üzereyim. Ama bir kaç senedir daha ciddi. Orta okulda bu kadar sık ve rahatsız edici değildi.
Bu ne olabilir. Anksiyete mi? Ya da başka bir şey mi acaba.
Selam Simge, ayağımın altından başlayan bir enerji derken uyuşmayı mı kastediyorsun? Ellerinde ve ayaklarında uyuşma mı oluyor?
O anda korku panik vb şeyler yaşıyor musun..Aslında anlattıklarını panik atak'a benzettim. Nefes alamama, terleme, uyuşma, sıcak basması, midede rahatsızlık..Anksiyete nöbeti de olabilir..Yani uzmana danışmak gerek..Bu konuda yardım alıyor musun, faydasını görebildin mi?
simge_fb
25-09-2010, 03:11 PM
Selam Simge, ayağımın altından başlayan bir enerji derken uyuşmayı mı kastediyorsun? Ellerinde ve ayaklarında uyuşma mı oluyor?
O anda korku panik vb şeyler yaşıyor musun..Aslında anlattıklarını panik atak'a benzettim. Nefes alamama, terleme, uyuşma, sıcak basması, midede rahatsızlık..Anksiyete nöbeti de olabilir..Yani uzmana danışmak gerek..Bu konuda yardım alıyor musun, faydasını görebildin mi?
Uyuşmadan çok bir ateş geziyormuş gibi geliyor. Korku ve panik olmuyor. Hayır yardım almıyorum. Daha önce Depresyon için gittiğimde pek yardım alamadığım için bunun içinde hiç yardım almayı düşünmedim. Yardım almaya başladığımda daha kötü olmuştu, gitmeye korkuyorum.
balık
25-09-2010, 03:17 PM
Uyuşmadan çok bir ateş geziyormuş gibi geliyor. Korku ve panik olmuyor. Hayır yardım almıyorum. Daha önce Depresyon için gittiğimde pek yardım alamadığım için bunun içinde hiç yardım almayı düşünmedim. Yardım almaya başladığımda daha kötü olmuştu, gitmeye korkuyorum.
Seni anlıyorum, bir de yardım alıp faydasını göremeyince insan bir kez daha hayal kırıklığına uğruyor, bunu yaşamak istemiyor bir daha. Ama seni çok zorlayan bir durumsa gene bir cesaret gidebilirsin. Hani depresyonda çok sonuç alamadın ama (zaten dirençli depresyon genelde ya zor sonuç verir ya da vermez) bunda belki bir fayda görürsün. Ki sık da olan bir şeymiş sanırım bu, günde 3-4 kez oluyorsa.
Barsaklardaki sendromlar genelde stres kaygı durumuyla ilgili oluyor. Bir ara annem de tıpkı senin durumundaydı ve 1 yıl içinde hiç diyet yapmaksızın 10 kilo vermişti. Bu da barsakların çalışma sisteminin stresten olumsuz etkilenmesi yüzünden oluyor. Yani ortada kaygı stres anksiyete ya da her neyse, onla ilgili bir problem olduğu açık. Bence yardım almalısın canım..Tabi ne kadar zor olduğunu biliyorum o ayrı..Acil şifalar...
simge_fb
25-09-2010, 03:58 PM
Seni anlıyorum, bir de yardım alıp faydasını göremeyince insan bir kez daha hayal kırıklığına uğruyor, bunu yaşamak istemiyor bir daha. Ama seni çok zorlayan bir durumsa gene bir cesaret gidebilirsin. Hani depresyonda çok sonuç alamadın ama (zaten dirençli depresyon genelde ya zor sonuç verir ya da vermez) bunda belki bir fayda görürsün. Ki sık da olan bir şeymiş sanırım bu, günde 3-4 kez oluyorsa.
Barsaklardaki sendromlar genelde stres kaygı durumuyla ilgili oluyor. Bir ara annem de tıpkı senin durumundaydı ve 1 yıl içinde hiç diyet yapmaksızın 10 kilo vermişti. Bu da barsakların çalışma sisteminin stresten olumsuz etkilenmesi yüzünden oluyor. Yani ortada kaygı stres anksiyete ya da her neyse, onla ilgili bir problem olduğu açık. Bence yardım almalısın canım..Tabi ne kadar zor olduğunu biliyorum o ayrı..Acil şifalar...
Teşekkür ederim. Giderek daha rahatsız edici oluyor. Artık cesaretimi toplamalıyım...
servetus
25-10-2010, 02:59 AM
Arkadaşlar merhaba ben de bu forumda kendim için cevaplar araken sizin şikayetlerinizi gördüm ve aranıza katıldım. Bu forumu kuranlardan Allah bin kere razı olsun çünkü sosyal anksiyete bozukluğu olan insanların dertleşebileceği tek yer burası, zaten etrafımıza hiçbirşey belli etmemeye çalışıyoruz ama ne yazık ki bir çare bulamadan içtiğimiz ilaçların kısır döngüsüyle hep ilaçların yan tesirleri yüzünden belli bir süre ara verip tekrar en başa dönünce yeniden kullanmaya başlıyoruz. Bu çok sıkıcı yaa... bence bizim için en önemli ilerleme yolu bizim yaşadıklarımızı anlayabilen yani aynı sorundan muzdarip diğer arkadaşlarla karşılıklı konuşmak ama bu arada birbirimize dertlerimizi anlatmak değil dertlerimize çözüm yolu aramaktan geçiyor. Belki kendi kendimizi eleştirip bu şikayetleri tekrar tekrar yaşayacağımıza buradaki başka bir arkadaşımız bizi dinleyip bildiği bazı çözüm yollarını bizimle paylaşabilir. Ben yaklaşık 10 senedir sosyal anksiyete bozukluğu tedavisi görüyorum. Açıkçası kullandığım ilaçlar günü birlik kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor ertesi gün veya daha ilerisi için hiç bir çözüme kavuşturmuyor, yani yetersiz kalıyor ve ben tedaviye başladığımdan beri 5-6 defa doktor değiştirdim ama maalesef kendi çabalarımla bazı sorunlarımı kendim çözdüm. ama hala tam olarak iyileşmedim. En önemli problemimde aşırı derecede unutkanlık bu da bende "yaw ben zeka özürlümüyüm, benim hafızamda hiçbirşey kalmıyormu gibi düşüncelere beni sevk ediyor." arkadaşlar sizin söyleyebileceğiniz başka şeyler varsa ben artık her gün bu sayfadayım. Tabi iş saatlerim dışında inşallah cümbür cemmat bu illet şeyden kurtuluruz görüşmek üzere...
freezone
05-01-2011, 10:17 PM
Arkadaşlar merhaba ben de bu forumda kendim için cevaplar araken sizin şikayetlerinizi gördüm ve aranıza katıldım. Bu forumu kuranlardan Allah bin kere razı olsun çünkü sosyal anksiyete bozukluğu olan insanların dertleşebileceği tek yer burası, zaten etrafımıza hiçbirşey belli etmemeye çalışıyoruz ama ne yazık ki bir çare bulamadan içtiğimiz ilaçların kısır döngüsüyle hep ilaçların yan tesirleri yüzünden belli bir süre ara verip tekrar en başa dönünce yeniden kullanmaya başlıyoruz. Bu çok sıkıcı yaa... bence bizim için en önemli ilerleme yolu bizim yaşadıklarımızı anlayabilen yani aynı sorundan muzdarip diğer arkadaşlarla karşılıklı konuşmak ama bu arada birbirimize dertlerimizi anlatmak değil dertlerimize çözüm yolu aramaktan geçiyor. Belki kendi kendimizi eleştirip bu şikayetleri tekrar tekrar yaşayacağımıza buradaki başka bir arkadaşımız bizi dinleyip bildiği bazı çözüm yollarını bizimle paylaşabilir. Ben yaklaşık 10 senedir sosyal anksiyete bozukluğu tedavisi görüyorum. Açıkçası kullandığım ilaçlar günü birlik kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor ertesi gün veya daha ilerisi için hiç bir çözüme kavuşturmuyor, yani yetersiz kalıyor ve ben tedaviye başladığımdan beri 5-6 defa doktor değiştirdim ama maalesef kendi çabalarımla bazı sorunlarımı kendim çözdüm. ama hala tam olarak iyileşmedim. En önemli problemimde aşırı derecede unutkanlık bu da bende "yaw ben zeka özürlümüyüm, benim hafızamda hiçbirşey kalmıyormu gibi düşüncelere beni sevk ediyor." arkadaşlar sizin söyleyebileceğiniz başka şeyler varsa ben artık her gün bu sayfadayım. Tabi iş saatlerim dışında inşallah cümbür cemmat bu illet şeyden kurtuluruz görüşmek üzere...
merhaba, ben uzun zamandır bu sıkıntıları çekiyorum. öyleki yanlış arkadaş seçimleri beni çok zora sürükledi, şantajlar tehditler özel hayata taciz... binimum... tüm bunlardan sonra ben kendimi kaybettim. paranoyalar hat safaya geldi sonra doktora gittim bipolarım ve bu endişelerimin kaynağının bu hastalık olduğunu söyledi doktor. bence de mantıklı gibi...
diyebilirim ki. hala birileri birşeyler yapacak mış gibi geliyor. eskiden çok fenaydım, telefonlar dinleniyor biri takip ediyor bilgisayarıma giriyorlar vs. gerçi şuan bile rahatsız oluyorum hatta aklıma muayet olmakta zorlanıyorum...
vBulletin v4.1.10, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.