Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evlilere Ve Yeni Evleneceklere...



mavigece
30-10-2007, 03:16 AM
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan
Geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan...
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin
lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına "hot"
dediğinde oturmalı kadın...
Yada yumuşatıyorlar; efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum
felan) küçük olmalıymış yaşı...
Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış
layıkı....
EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldı 17 senede, ne de
Benden önce çöktü...
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti, "oo Can bey kapmışınız çıtırı"
Esprilerine muhatap dahi oldum.
ESİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bir taneyi 9 senede bitirdim.
Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım...
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil
Cibran...
Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi, Ben dinlerken o konuştu 17
Sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin bitanem..." dedik, öfke bitip
Fırtına durulduğunda "ama bi de böyle düşün" de dedik fikrimizi
Savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan
Neferlerdik bu hayatta...
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği
Kadar aldık.
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan
Karşı cins diye sorgulamadık da ama...
Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... Ve güvenin ardına
Saklanmış bir "saygı" vardı daima...
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...
EEG ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktık...
Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece,
Misafir odasında...
Gece yarısı kapı açıldı, esim "ne yapıyorsun burda?" diye sordu kapının
Eşiğinden,"uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... "kay yana" dedi
Daracık yatakta."ne yapıyorsun?" dediğimde "benim yerim senin yanın,
Sen gelmezsen ben gelirim" dedi...
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...
Ve bence doğrusu da bu...
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız
Hariç.
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o
Listede...
Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu,
Oynanan...
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim
Sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtiğince...
Dediği gibi Ataol Behramoglu´ nun;
"... Yasadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük
Yaşayacaksın,
Irmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey,
Hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..."

kisiselbasari.com
Yazar: Ömerlütfi Küçükosman

Gümüş
01-11-2007, 11:02 PM
1)AİLE KAVRAMI VE TOPLUMDAKİ YERİ

Aile sosyal bir kurum, duygusal ihtiyaçların karşılandığı bir birliktir.Ailesiz bir toplum düşünülemez.Aile yapısı;toplumun değer yargıları,gelenekleri,örf ve adetleri ve kanunlarına göre değişiklikler gösterir.Ayrıca toplumun gelişimine paralel olarak aile yapısı da değişir.Gelişmiş ülkelerde çekirdek aile tipine sık rastlanırken,geri kalmış ülkelerde geniş aile tipleri görülür.

Ailenin toplumda pek çok görevi vardır. Neslin devamını sağlayarak biyolojik görevini sürdürür. Aile bireylerinin mutluluğunu ve sağlığını koruyarak psikolojik ve sosyal görevini yapar. Ekonomik görev ise aile bireylerinin çalışarak kendilerine ve topluma katkıda bulunmasıdır. Aile bireylerinin birinin başına gelen hastalık, ölüm gibi olgular, bütün aileyi olumsuz yönde etkiler.Ailenin problemleri sonuçta bütün topluma yansır.Sağlıksız ailelerden oluşan bir toplun sağlıklı olması düşünülemez.Yani toplu ve aile karşılıklı etkileşim içindedir.

2)AİLE HAYATINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

a) Evliliğe kara vermede etkisi olan faktörler

Evlilik iki kişinin ortak bir yaşamı paylaşmasıdır. Birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri, destek olmaları,uyumlu olmaları gerekir. Bunların sağlanabilmesi için öncelikle kişilerin uygun yaşta bulunmaları gerekir.Türk Medeni Kanunu’na göre 18 yaş,kişinin reşit sayıldığı yaştır.Kişi kendi başına evlenme hakkını bu yaşta kazanır.Çocuk denecek yaşta insanları evlendirmek son derece sakıncalıdır.İnsanlar,yaşla birlikte fiziksel ve duygusal olgunluğa erişmektedir.Gerekli fiziksel ve duygusal olgunluğa erişmemiş kişilerin evliliğin sorumluluğunu yüklenmesi ve yerine getirmesi mümkün olamaz.

Evlilik kararı vermede, önemli bir noktada kişilerin aileyi geçindirecek ekonomik olgunluğa ulaşmasıdır.

Evlenecek kişinin toplumum sosyal kurallarına uyum sağlamış, dengeli ve sağlıklı ruh yapısında bulunması gerekir.

Gençlerin, evlenmeye karar vermeden önce öğrenimlerini tamamlamaları ve erkeklerin askerliklerini yapmış olmaları uygun olur. Çünkü askerlik gibi evden uzak süreli uzak kalmayı gerektiren bir görev evlilikte pek çok problem yaşanmasına neden olabilir.

Evliliğe karar verecek olan aile evlenecek bireylerdir. Aile baskısıyla yapılan evlilikler mutsuz sonlanabilir. İki kişi birbirini değerlendirmeli ve evlenmeye kendi isteğiyle karar vermelidir.Sosyal,ekonomik,eğitim durum, kültürel yapı ve kişilik özellikleri bakımından benzer özelliklere sahip olması gerekir. Eşler arasında anlayış ve paylaşma olabilmesi için bu konuda birbiriyle uyumlu olmalıdır.

Toplumumuzun en önemli sebeplerinden biri de akraba evlilikleridir.Yabancıya kız vermeyelim, mal bölünmesi gibi nedenlerle yapılan aile içi evlilikler bazı genetik hastalıkların çocuklarda görülmesine yol açmaktadır.Zeka gerilikleri ,enzim eksikleri, kan hastalıkları (hemofili gibi), yarık dudak, vücut anormallikleri gibi,anneden babadan çocuklara genlerle geçen hastalıkları bu duruma örnek olarak verebiliriz.

Aynı genetik özelliklere sahip oldukları için aile içi evlenmelerde, hastalıklı çocuk olasılığı çok yükselmektedir.Halbuki kan bağı olmayan aileler arasında evlilik yapılırsa, bu genlerin bir araya gelme olasılığı çok zayıftır.

b) Aile hayatına etki eden faktörler

İki farklı insanın evlenmesiyle meydana gelen aile, doğan çocukların ruh ve beden sağlığı açısından çok önemlidir. Sevgi ve hoşgörü dolu, huzurlu, sıcak ve karşılıklı saygının bulunduğu bir ortamı,çocukların ruh sağlığının olumlu yönde gelişmesini sağlar.Pek çok ruhsal hastalıkta temele inildiği zaman uyumsuz bir aile ortamı görülmektedir.Huzursuz, uyumsuz aile ortamı çocuğun ruhsal yapısında düzeltilmesi çok zor hasarlara yol açmaktadır.Halbuki çocuğun ilgiye ,şefkate ihtiyacı vardır. Bu yüzden anne ve baba arasındaki aşırı geçimsizlik, sık kavgalar, huzursuzluklar öncelikle çocukları etkilemektedir.

Ailede bütünlüğün korunması için, bireylerin görev ve sorumluluklarını karşılıklı olarak yerine getirmesi gerekir.Anne ve babanın tamamen aynı kişilikte, aynı düşüncede, aynı zevklere sahip olması beklenemez.Önemli olan birbirlerinin düşüncelerine saygı göstermeleri, makul tartışma sınırları içinde ortak karara varmaları ve uyum içinde hareket etmeleridir.Tartışma, kavga etmek için değil, problemlere çözüm bulmak için yapılmalıdır.Problemleri görmezlikten gelip tartışmaktan kaçmakta yanlıştır.Uygun bir ortamda problemler ortaya konulmalı, karşılıklı hoşgörü içinde, kendini karşısındakinin yerine koyarak ortak çözüm aranmalıdır.

Toplumumuzda ailenin geçimini sağlamak için kadın ve erkek birlikte çalışmalıdır.Evdeki işlerde de birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.Herkes kendi sorumluluğunun ve görevinin bilincinde olmalıdır.Böylece aile, toplumun sosyal kurumlarıyla ilişkisini sağlıklı olarak sürdürebilir.Diğer ailelerle ilişki kurar, bayram, düğün, yıl dönümü gibi özel günlerde onlarla sevinç ve neşelerini paylaşır.

Unutulmamalıdır ki sağlıklı ailelerden oluşan toplumlar da sağlıklı olur.

AİLE PLANLAMASI

a) Aile planlamasının tanımı

Aile planlaması;çocuk yapma yeteneği ve özgürlüğünün, ailenin sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu bozmayacak şekilde kullanılmasıdır.Yani kişiler bakabilecekleri kadar çocuk yapma hakkına sahiptirler. Bu temel insanlık hakkı olarak değerlendirebilir. Özellikle kaynakları kıt, nüfus artış problemi olan, anne ve çocuk sağlığı arzu edilen düzeye getirilmeyen toplumlarda aile planlamasının çok büyük önemi vardır. Toplumun hayat standardını yükseltmek, daha sağlıklı hale getirmek için sarfedilmesi gereken gayretlerin önemli bölümünü aile planlaması oluşturur.


ABD
İngiltere
Japonya
Türkiye

Kaba Doğum
Hızı (binde)


13.3


12.2


7


21.1

Kaba
Ölüm
Hızı(binde)


8.3


10.5


7.3


6.7

Nüfus
Artış
Oranı
(binde)


7.7


1.8


0.3


17.3



Ortalama
Ömür
(yıl)


74


75


78


65

b) Aile planlamasının ana-çocuk sağlığına etkisi



Sık ve çok doğum yapmak hem anne hem de çocuk sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.Bu olumsuz etkiler şöyle açıklanabilir.

Sık ve çok doğum, ana ölüm hızını yükseltir. Sık doğum yapan kadınlarda kansızlık ve beslenme bozukluğu görülür. Vücudun mineral ve vitamin depoları boşalır, kemik erimeleri meydana gelir. Sık doğumlara bağlı rahim yırtıkları, aşırı kanamalar, adet düzensizlikleri oluşabilir.Rahim ve idrar yolları iltihapları ve yüksek tansiyon görülebilir.Sık doğum yapan kadınlarda düşük yapma olasılığı fazladır.

Sık ve çok doğumlarda çocuk ölüm hızı yüksektir.Bebek anne karnında yeterli beslenmemekte ve gelişimi istenilen düzeyde olmamaktadır. Buna bağlı olarak düşük doğum ağırlığı, zeka geriliği, vücut anormallikleri görülebilir. Çocuk beslenme yetersizliği ve vücut direncinin düşüklüğüne bağlı olarak hastalıklara kolay yakalanır. Ailenin çok sayıda çocuğu olduğu için anneden yeterli ilgiyi göremez. Psikolojik problemler meydana gelir.

Aile planlamasıyla yüksek riskli gebelikler azalarak hem anne hem de bebek ölüm hızları düşmektedir. Araştırmalar en yüksek anne ve bebek ölüm hızının aşağıdaki gebeliklerde olduğunu göstermektedir:

· 17 yaşından önceki gebelikler

· 35 yaşından sonraki gebelikler

· İki yıldan az aralıklı gebelikler

· Dört çocuktan sonraki gebelikler

Aile planlamasıyla istenmeyen gebelikler engellenerek anne sağlığı korunmaktadır. Böylece doğacak bebeklerin daha sağlıklı olması, daha mutlu bir aile ortamında yaşaması sağlanmaktadır

c) Toplu sağlığı açısından aile planlaması

Nüfusumuzun % 60 gibi büyük bir kısmını kadın ve çocuklar oluşturmaktadır. Anne ve çocukların sağlığını korumak için aile planlamasına önem verilmelidir. Böylece toplum nüfusunun kontrolü sağlanarak beslenme, eğitim, sağlık, konut gibi problemler daha kolay çözümlenebilir. Ekonomik kalkınmamız hızlandırılabilir.

www.okulweb.meb.gov.tr

Nefertiti
01-11-2007, 11:26 PM
[QUOTE=mavigece;744]

Yazıya bayıldım!!!!
İmrenmemek imkansız......
Varmıdır acep böyle süren evlilikler....:confused::confused:

mavigece
02-11-2007, 02:12 AM
vardır tabii bronz;) vardır...