PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : şiir Koşesi



Sayfa : [1] 2

9 ŞUBAT
26-10-2007, 06:10 PM
Adı Yok Bu Şiirin

Adı konulamaz bu şiirin.
Vücudum yokluğunu hazmetmekle meşgul.
Yaşadığımı anlamama yardım edenim yok.
Koymaya çalışsam da olmuyor, yapamıyorum.

Değeri olmayan boş işler yapıyorum,
Adını koymaya çalışıyorum isimsiz şiirlerimin.
Sürekli onu düşünüp dalıyorum, boş hayallere.
Kalem alıyorum elime her defasında...

Deniyorum ama olmuyor.
Olmuyor yaşadığımın farkına varmadan.
Olmuyor gülücükleriyle beni ısıtmadan.
Adını koyamıyorum.

Sevmek çoğu zaman yetersiz kalıyor.
Karamsarlık geçiyor önüne her şeyin.
Düşünemez hale geliyor beynim.
Çakmak çakmak oluyor gözlerim.

Bekliyorum, bıçak açmıyor ağzımı.
Yüzüm bin parçanın da ötesinde.
O gözlerdeki mercan maviliği istiyorum.
Hani nerede?

Beynim viraneye döndü, faydası yok.
Düşünmekten tarumar oldu viran şehirler misali..
Uğraşsam da, olmuyor.
Adı konulamıyor bu şiirin.


Yunus Ak

ates
26-10-2007, 06:12 PM
allah'ım işte benim köşem ama şimdi çıkmam lazım ne yazık ki
sonra donatırım!

9 ŞUBAT
26-10-2007, 06:19 PM
Bu Son Ayrılık

Dünyadır bu, çilesi, hilesi hiç bitmez.
Mülk kazanır, Karun sanır kendini bilmez.
Acınacak haline, gözünden yaş gelmez.
Konuşan diller, artık orada söylemez.
Ayrılık, hüzün, sevmediğim kelimeler.
Hep ağlarlar, geride kalan sevgililer.
Eller, gönüller umutla, vuslatı bekler.
Gidenler de artık, geri dönmeyecekler.
Ne gelir elden, bir gün gidersin aniden.
Salan verilir, senin gittiğin camiden.
Kimi duyar, kimi duymaz, elbet yatarsın.
Hiçbir yere gidemezsin, daracık yerden.



Osman Karahasanoğlu

mavigece
27-10-2007, 12:39 AM
ACININ RENGİ

..ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoşgeldin
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi
Artık ister dolu yağsın ömrümüze
İsterse kar
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renginde olsa ne çıkar.

Adnan yücel

ates
27-10-2007, 12:30 PM
Bak yine yağmur yağıyor sevdiğim,
hani yanında olmadığım zaman hiç yağmasını istemezdin ya,
Yine yanında değilim işte,
Çaresizlik içinde kıvranıyorum!

Sevgim beni bulutlara yükseltiyor,
Her buluta seni ne kadar çok sevdiğimi söylüyorum,
Sonra damlalar halinde toprağına yolluyorum,
Seni ne kadar çok sevdiğimi söylesinler diye!!

Bu yağmur öyle kolay kolay dinmez,
Yüreğimdekiler bir sel olur akar gökyüzünden!
Aktıkça belki sana ulaşır sesim,
Belki anlarsın seni ne çok sevdiğimi!!

Sonra güneş doğar,
Yeni bir güne kavuşur dünya,
Ama ben yine geceyi yaşarım,
Çünkü sensizim!!

Sensizliğin karanlığında kaybolmuşum artık,
Baktığım her yer alabildiğine karanlık,
Senden geriye kalan tek şey anılar,
Ama onu da elimden almak istiyorlar sevdiğim!!

Beni hayatta tutan tek şey ellerimden gidecek,
Biliyorum!!
Bu hayatta son saniyelerimi yaşıyorum,
Bekle beni AŞKIM sana geliyorum!!!!!

Ateş...!!!

9 ŞUBAT
01-11-2007, 04:50 PM
BELKİ......................

Gün gelip kavuşmak sevdiğine,
…belki

Mehtaba birlikte bakmak,
Ellerimizde çocuklarımızın elleri,
Yürümek, neşeli şarkılar dilimizde
…belki

Anlamak insanları,
…anlaşılmak
Sevmek insanları,
…sevilmek
Irklardan üstün bir sevgiyle
Seviyorum Türkü, Kürdü
Yaradandan ötürü

Belki… belki… herşey belki…
Akan kanım durulursa belki…
Kapanırsa yaralarım belki…
Ay ışığında kaçan katiller
Döner de geri
Sararsa yaralarımı
…belki

Biri geçer az sonra, duyar iniltimi
…belki

Belki son kurşundur bu insana,
Belki ben son maktul,
Belki sevmek suç değildir artık insanları
Seviyorum,Boşnak,Sırp, Azeri, Ermeni
Ellerinde kan olmasın yeter ki

Şafak söküyor, ne gelen var, ne dönen geri
Ellerim sogudu, kanım bitti
Oysa yeni gün, yeni şeyler getirecekti
Ben Türküm, Sunni
Yaşasaydım belki çok ırakta şiilerde sevecekti beni
…belki
Belki bir Kürt ağlayacaktı bir dizeme
Belki bir şiirimi besteleyecekti Ermeni
…belki

Bitecek bu hayat denen talaş da
Az sonra öleceğim,
Kapanacak gözlerim yavaşça
Kim bıçakladıysa beni,
Kim kurşun sıktıysa karanlıkta
Yarın gazeteden okuyacak,
…üzülmüş gibi yapacak belki
Belki kan isteyenlere
bahane olacak kanım,
Oysa ben barış için yaşamıştım,
Ölümüm de barış için olmalıydı.

Dursun bu kan, son olsun benim ki nolur
Dolaşsın barış şiirleri toprağımı karış karış
Söyleyin, ben göremesem de
Barış gelir mi ülkeme, barış?
…belki

Ahmet Ünal ÇAM

9 ŞUBAT
13-11-2007, 03:35 PM
Dost

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.


Cahit Külebi

Nefertiti
13-11-2007, 10:33 PM
BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde

ORHAN VELİ KANIK

9 ŞUBAT
14-11-2007, 12:39 PM
BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.


ATİLLA İLHAN

Nefertiti
14-11-2007, 02:54 PM
Yasami Ertelemek

beni her ölüm etkiler
tanimasam bile üzülürüm
yitirilmis ümitlere...
hiç gerçeklesemeyecek ideallere...

yasanmamis sevgilere üzülürüm
bu yüzden korkarim yasami ertelemekten
ne yapilmasi, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapilmali

seviyorsaniz, sevdiginizi bugün söyleyin
sevdanizi bugün yasayin
isinizde yapilacak ne varsa bir an önce yapin
yarin çok geç olabilir
bir anda bitebilir hersey
yasamak için acele edin bence
kisa yasamisliklar, yasamamisliklardan daha iyidir
geriye dönüp baktiginizda ?keske?ler çogunlukta
olmasin
uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete
geçmeli
yarinlar çok uzakta olabilir

daha okulda baslamiyor muyuz ertelemeye yasami
ilk hedef kolej, sonra üniversite
hep yarina yatirim bugünü sonra
yasamamacasina
ise gireyim sonra...
evleneyim sonra...
çocuklar büyüsün sonra...
emekli olayim sonra....
sonra...
sonra...
sonra...

bir sürecin basinda, ortasinda yasam her an sona
erebilir
sonrasi olmayabilir
fedakarliklar güzel ama
unutmayalim (herkes kendi hayatini yasar)

Insanlar yasadikça yaslandigini düsünür,
aslinda insanlar yasamadikça yaslanir...?
sevgileri yarinlara biraktiniz
çekingen, tutuk, saygili.
bütün yakinlariniz
sizi yanlis tanidi.

bitmeyen isler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakis bile yeterken anlatmaya herseyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldi

siz genis zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yillarin telaslarda bu kadar çabuk
geçecegi akliniza gelmezdi.

gizli bahçenizde
açan çiçekler vardi,
gecelerde ve yalniz.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadi

Behçet Necatigil

Nefertiti
14-11-2007, 04:42 PM
EĞER .........

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL

Nefertiti
14-11-2007, 10:42 PM
ŞEREFİNE İSTANBUL

Şerefine İstanbul...
Şerefine yalnızlık...
Ve şerefine hiçbir işe yaramayışım...

Bir öpücük gönderiyorum Kızkulesine
En iyi arkadaşım için...

Şerefine boğazdaki yalnız gemi
Sönük ışığınla kalabalıklar ortasında aynı benim gibisin..

Kadehimdeki altı dolarlık yakut
Bu ihtişama yakışamayışımı seninle kutluyorum bu gece...
Aynı damarlarımdaki kırmızısını hakedememiş bozuk kan gibisin..

Nefertiti
15-11-2007, 11:13 AM
SANA BÜYÜK ŞEHİRLERDEN BAHSEDECEĞİM

sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
en büyük camiler orada kurulur,
en küçük mezarlar orada kazılır
en kara yazılar orda dizilir.

yüksek minarelerde sela verilir,
civar hanelerde zina edilir.
büyük şehirlerde yalan söylenir,
halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur.

büyük şehirlere bağlanma mehmedim.
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın.

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

9 ŞUBAT
15-11-2007, 01:09 PM
kadın dedi ki:

en çok ellerini istiyorum yanımda
özlemli, sarhoş gece uyanışlarında
o yüzden önce ellerini gönder bana
bir tanesi de olur
ki uyurken yastığımın üzerine koyabileyim
saçlarımı okşayarak uyandırmışsın zannedeyim diye

adam dedi ki:

bir rüya borçlu ellerim
sana… gece uyanışlarının
ardından unutulan
bir rüya ki
saçlarının kokusunu
taşısın ellerime
kapayınca gözlerini

Nefertiti
15-11-2007, 11:18 PM
Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Birben kaldım tenhasında...
Gecenin avutulmamıs ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç boynunun
kolyesi olsun
Buda benim sana
ayrılırken hediyem olsun.

Soytarılık etmeden
güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden
doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine
sezebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asiyorum
Bu son olsun, son olsun.

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hic uyumamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç
boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.

Kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık
tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete
çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun,
ne olacaksa olsun...

Yusuf Hayaloğlu

Nefertiti
16-11-2007, 08:28 PM
*******************

Gökyüzü yıldızlarını,

Deniz mavi rengini,

Gül goncasını,

Ateş ısısını kaybetti.............

Ana oğlunu,

Deli aklını,

Kız sevgilisini kaybetti..................

*************************

9 ŞUBAT
18-11-2007, 01:23 PM
İki Kalp

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


Cemal Süreya

mavigece
19-11-2007, 10:41 AM
http://img240.imageshack.us/img240/2794/normalhasretindenprangaxg0.jpg

9 ŞUBAT
19-11-2007, 10:44 AM
Hüzün Adres Değiştirir Zamanla

Yakışmıyor cepheyi terk edişin
Mert dayanır namert kaçar sevdiğim
Fazla sürmez hatanı fark edişin
Hasret eken hüsran biçer sevdiğim

Adet ettin aşk dersini asmayı
Hüner sandın sırra kadem basmayı
Yetti artık çok denedim susmayı
İsyan eden bayrak açar sevdiğim

Nice avcı bende silah sınadı
Geri tepti sineleri kanadı
Kırılsa da yüreğimin kanadı
Yine açar yine uçar sevdiğim

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa
Reva mıdır ben yanayım sen yaşa
Aşk sunacak saki mi yok sarhoşa
Yine bulur yine içer sevdiğim

Aynaların farkı kalmaz düşmanla
Tanışırsın doğduğuna pişmanla
Hüzün adres değiştirir zamanla
Benden geçer sana göçer sevdiğim

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.


Cemal Safi

isimsiz
19-11-2007, 12:54 PM
Merhaba,paylaştığınız şiirler o kadar hoş ko kadar anlamlı ki hepinize ayrı ayrı tşk ediyorum,elinize yüreğinize sağlık.

hüzün
19-11-2007, 03:51 PM
Ben böyle estirik değildim
eksik gecelerde
esir de değildim zamanın bileklerinde
sokaklardan sızan kederde
rüzgarsız kalmazdım sera çiceği gibi
kırmazdım gözlüklerimi
kızmazdım imlasız sözlere bile
sen beni savurdun çaresizliğe

ben böyle kapalı değildim
insan seslerine
bir çicek açsa kaktüs dikeninde
aniden yakalasa saçlarımı gün batımı
sevince sarılırdı çocuk gözlerim
ben böyle mat değildim böyle çorak
sen beni yolladın sevgisizliğe

Nefertiti
19-11-2007, 11:19 PM
Birbiri ardına geliyorsa mutsuzluklar
Keskin bir bıçak gibi saplanıyorsa acılar
Köşebaşlarını tutmuşsa umutsuzluklar
Ve uçurumlarda yankılanıyorsa aşkın son çığlıkları
Ayrılık güzeldir...

En kalabalık yerlerde büyüyorsa kimsesizliğin
Binlerce kahkahaya karışıyorsa gözyaşların
Son çiviyi çakıyorsan yorgun sabrına
Daha kirpiklerinde can veriyorsa hayallerin
Ve dilinin ucundaysa en çılgın küfürler
Yalnızlık güzeldir...

Güvendiğin yüreklere karlar yağmışsa
Buz tutmuşsa o sımsıcak bakışlar
Sen yangınlar içinde üşüyorsan
Ve bir zavallılıksa artık o çok sevmek
Böyle bir dünyaya tükürmek
Ve ölmek güzeldir...
AHMET SELÇUK İLKAN

9 ŞUBAT
20-11-2007, 10:09 AM
ÇOK UZUN BİR GÜNDÜ AŞKA DÖNÜYORDUM

Çok uzun bir gündü aşka dönüyordum
Çok uzun, yavrum, çok uzun seni sevmekten
İşte diyordum ilk öpüş işte masmavi yarığın
İşte yedisi sabahın ve ıslak ağzının
İşte eski bir otu kasıklarının ve karnının
İşte dilinin getirdikleri işte ormanlarım
İşte döşekte çırılçıplak upuzun uyanışın
İşte kayaya vuran eski gölgen eski sesin
İşte o ağzındaki esmer kuş o yaban ırmak
Kal öyle diyordum böyle anadan doğma iç içe
Kal öyle ilkin orandan öpeceğim diyordum
Aşk ki karadır tek heceli bir sözcüktür
İşte tam böyle, sevdalım, tam böyle diyordum

İlhan Berk

mavigece
21-11-2007, 02:21 AM
SENİ DÜŞÜNÜYORUM


Seni düşünüyorum yine
Yine vakit gece yarısı
Ellerinin sıcaklığını hissetmek istiyorum ellerinde

Anlamlı bir bakışın huzurunu duymak yüreğimde
Bir iki sözünün rahatlatıcı etkisiyle
Yanında olmak istiyorum

Şimdi daha çok anlıyorum çok özlediğimi
Öyle böyle değil
Deliler gibi, çılgınlar gibi
Yeniden doğmanın heyecanıyla

Kaybetmek korkusuyla
Evet daha iyi anlıyorum
Ölümün soğuk nefesi gibi
Ölümle yaşam arasındaki o çizgi gibi

Daha çok özlüyorum artık seni
Her an kopup gidecekmişsin gibi
Uzaklara çok uzaklara


alıntı

mavigece
21-11-2007, 02:28 AM
BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken ayni seslerinin tonu

Bebekler, çiceği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parcası kimi
Kimi kapkara bir üzüm tanesi

Babalar, çıkarmayın onları akıldan
Analar, koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan, yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler bir fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok,
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu.

ataol behramoğlu

9 ŞUBAT
21-11-2007, 02:13 PM
AKIL

Derin uçurumlara düşüyor aklım
Tırmandıkça yenilenen düşüşlerle
Yorgun ayaklı akıl, inatçı akıl
Vazgeçmiyor boğuşmaktan düşlerimle.

Deli gömleğini ona giydirin
Suçum, günahım yok ki benim
Akıldır iniş, çıkış,düşüş sebebim
Fırsat vermez duygularımı alıp gideyim

Esel Arslan

9 ŞUBAT
21-11-2007, 02:15 PM
bak yine uyuyup beni bana terk ettin,

bilmezmisin ben

bir başına kalmaktan usandım..

bir dost bulamadım bunca yıl.

eş, dost, yaren, seven, sırdaş,

arkadaş aramaktan usandım..

9 ŞUBAT
22-11-2007, 02:32 PM
Bir Aşık Olayım Da Gör!..

Sana Bir Aşık Olayım Da Gör!..
Bir Gönül Düşüneyim
Renkten Renge Gireyim
Köprüleri Ateşe Vereyim
Sana Bir Aşık Olayım Da Gör!..

Ben Aşık Olunca Fena Olurum
Bir Acayip Hal Alırım
Deli Divane Olurum
Kimse Tutamaz Beni
Sevdiğim Unutamaz Beni...
Seversem Fena Severim
Sana Bir Aşık Olayım Da Gör!..

Ben Aşık Olunca Böyle Olurum İşte
Dalgın, Düşünceli, Hüzünlü
Telefon Direkleri Yıkılır Uğultumdan
Ve Sonra Neşe Kaynağı

Çekintisiz Silerim Yılları
Gepegenç Olurum
İcabında Yeniden Felç Olurum
Sana Bir Aşık Olayım Da Gör!...

Tahir Kutsi Makal

YAĞMURR
22-11-2007, 06:32 PM
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrilik


resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI

YAĞMURR
22-11-2007, 06:34 PM
Korkularimdaki Ben

Tutamiyorum yillari avuçlarimda,
Giden her yil, bir iz birakiyor saçlarimda.

Üzüntülerim, belki sadece gözyaşlarimda,
Sevinçlerim kahkahalarimda.

Takvim yapraklari bile kalmiyor duvarda
Biten her günün sonunda,
Yirtip attigimiz takvim yapraklarina yansiyor yaşamdaki kavga.

Önce, soluyor pembemsi olanlar,
Sariya çaliyor renkleri.
Işildayan gözler
Birakiyor çerçevelere kendini.
Sevgiyle, aşkla, dolu olan kalplere
Yasaklaniyor heyacanlarin en güzeli.
Önce, heyecandan yerinde duramayan ayaklar,
Kendini her daim soguktan ve sicaktan saklar.
Cabasidir, titreyen eller ve parmaklar.

Canin bogazdan gelmedigini anlarsin yaş ilerledikçe.
Bir gün bindiginde bir otobüse,
Onbeşinden bir delikanli sana yer verince;
Anlarsin saçlarindaki beyazin yerini,
Titreyen ellerini,
Tilsimini kaybeden gözlerini,
Ve artik yorulan bedenini,
Bir de anilarindaki seni...

YAĞMURR
22-11-2007, 06:37 PM
SEÇİM SENİN

Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.

Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.

Yeni bir hayat için gereken,yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.

Rüzgarı suçlamayı bırak,yelkenleri kullanmayı öğren.

Seyirci koltuğundan sıkıldıysan,sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.

Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse,sen de yaparsın.

Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin!

Nefertiti
22-11-2007, 11:53 PM
MANGAL ATEŞİNDE HAZAN
Denizin mavisine çakılmış gözlerin
bırakma,al,dercesine yalvaran gözlerin
söyleyemiyorsun işte
Söyleyemiyorsun
onurun,gururun engelliyor
gözlerini kaçırıyorsun benden
denizin mavisine çakılmış
bilmem neden

neler kopmuyor ki içimden
son turist gemisi giderken
belki de en çok yanan sensin
biliyorum,daha gitmeden özlersin

bundan sonra buluşmamız
zaman ister ömür ister
kavuşmamız sürer...
sürer kaç mevsim

yolun düşerde gelirsen
belki de beni göremezsin
iki kürek,bir sandal
hangi denizdeyim bilemezsin

ne külübem,ne adresim
hiçbir şey öğrenemezsin
yakar,yıkarım ne varsa

bir sen olacaksın
bir sen arkamdan ağlayan
çok geç olacak.................zaman
sonunda ben ve yalnızlığım

köşesine çekildiğim sahil.... ve
balıkçı külübesi
ıslak bedenimde rüzgarın esintisi

mangal ateşinde hazan
mangal ateşinde lüfer
birde çinekopun ta ...kendisi
sofrada zengin mezesi
yanında fukara içkisi

başım hoş,beklerim dönmeni
beklerim bu sana balıkçının yemini
bunca gelenlerden hiç biri
yooo..... dolduramaz yerini

beklerim... yapacak pek birşeyde yok
imkansız bir daha aşık olmak
sığınırım hep bu mekana
aşktan,sevmekten kaçtığım zaman

seni düşünüp hayal kurduğum
kendimi,gözlerinin esiri bulduğum zaman
sığınırım hep bu mekana

sen hiç acı çekmedinmi
nasıl bir hayalin peşinde
koşturdun beni
öyle ya..... her limanda
bir sevgili değiştirdiğini
düşünmek bile istemiyorum

sen,alışıksın galiba
ne olduysa hep bana
iyi bir ders verdin,şu garibana
sevmek mi bir daha

haddimi aşmak mı
balıkçı reis,e yakışırmı
hadimi aştımsa affola

hey......... balıkçılar verin bir mola
çökü ver şu yer sofrasına
iri hasan,kel idris,yangın ali
hey..... dostlarım mangal başına

varsın her gelen gitsin
biz hancı,onlar yolcu olsa ne çıkar
benim sizin gibi can dostlarım var
bu da geçer
mangal ateşinde gemiler
mangal ateşinde sarı saçların
mangal ateşinde son satırlarım....

9 ŞUBAT
23-11-2007, 12:52 PM
Seni yağmurdan sonra seveceğim…

Kimse bilmeyecek herkesten gizleyeceğim…

Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada…

Seninle gökkuşağının altından geçeceğim…

Seni yağmurdan sonra seveceğim…

Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim…

Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..

Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim…

Ben seni yağmurdan sonra seveceğim…

Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde ÖLECEĞİM:::

Uğur ARSLAN…

9 ŞUBAT
23-11-2007, 01:04 PM
Sen benimisin sanmıştım

bir rüyaydı gördüğüm
sen benimsin sanmıştım
yine yaptın bu oyunu
önceden de yapmıştın

yanımdayken herşey güzel
çocuk kadar masumsun
gidince uzaklara
eller kadar uzaksın
gidince uzaklara
bir el kadar uzaksın

görmemeye yemin ettim
sevmemeye karar verdim
bir ismin var gönlümde canım
onu inan silemedim
bir resmin var gönlümde
onu inan silemedim

bu aşk değil kördüğüm
gerçekleri sakladın
hani benle mutluydun
gösterişmiş yaptığın

yanımdayken herşey güzel
çocuk kadar masumsun
gidince uzaklara
eller kadar uzaksın
gidince uzaklara
bir el kadar uzaksın…

mavigece
24-11-2007, 02:48 AM
Köz

Sen bakmasını bildikçe görünür yanmışlığım,
Tartmasını bilirsen, tartılır inanmışlığım.
Sen bilmezsen, bilmedikçe, sen bilmeyeceksen,
Uyandırır uyumuşluğunu uyanmışlığım...


Özdemir Asaf

mavigece
24-11-2007, 02:57 AM
Aşk

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.


Özdemir Asaf

Nefertiti
25-11-2007, 12:43 AM
****************
Kalp içinde huzur,
İnsanlar içinde dostluk,
Kötülüklere iyilik aradığım......

Bulut içinde yıldız,
Suda balık,
Rüzgarda nefes,
Gönüle kafes,aradığım.....

******************

Nefertiti
25-11-2007, 12:56 AM
SEV BENİ!.....

Gözün gibi… Özün gibi .....
Mavi değil, yeşil değil ,
En sevdiğin elâ gibi sev!.....
Bahar değil yaz değil ,
Dört mevsimden öte ,
Başında tatlı bir belâ gibi sev!.....

Vur alnımın çatından döner isem sözümden,
Bu sevda tende değil tâ içimden özümden,
Bakışlarını bile esirgeyip gözümden,
Mümkünse dokunmadan uzaklardan sev beni….........

Nefertiti
25-11-2007, 05:08 PM
YALNIZLIĞA ALIŞMALI

Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...

* * *

Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma...
günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet*lerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil;
zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.

* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* *

Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...

Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
CAN DÜNDAR

Nefertiti
25-11-2007, 05:16 PM
Sen bugün yine yoksun
Görmezden gelir beni dünya
Bilen yok beni; sanki
Ben hiç olmamışçasına Sen bugün yine yoksun....
İnsanlar susmuş artık
Duvarlara kalmış konuşmak
Sessizce çığlıklar atmak

Sen bugün yine yoksun
Dağlar bükmüş boynunu
Denizler coşmuyor artık
Gök yine ağlamaklı....

Sen bugün yine yoksun
Düşünüyorumda bazen
Aslında boşuna bu dert
Ne zaman oldun ki zaten..

Sen bugün yine yoksun
Bir şeyler eksik gibi
Sen bugün yine yoksun
Ben senden yine yoksun.....

Nefertiti
26-11-2007, 11:38 AM
GÜLLERİN AĞLADIĞI SAAT
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani,
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin,
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin,
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini,
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani.
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk,
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin,
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin,
Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk,
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk.
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa,
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir,
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir,
Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa,
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa.
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan,
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar,
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar,
Özlemler ateş şimdi, anılar duman duman,
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan.
Ak köpükler kararır, deniz görünmez olur,
Çağırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar,
Böylece üstümüze çöker de karanlıklar,
Camlar bir bir kapanır, odalar, evler uyur,
Ak köpükler kararır, deniz görünmez olur.
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani,
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir,
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir,
Her akşam uzaklara alır götürür seni,
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani...
Ümit Yaşar Oğuzcan

Nefertiti
26-11-2007, 11:46 PM
*****************

yâr gidiyor
antik bir aşkın katıntıları kalıyor sular altında
“yasu!” diye bağırıyor bir balıkçı
eyvallah çekiyor yan masadakiler
bir kadın derinden “samyotisa’yı” söylüyor,
“sagapo me agapi” diyor
bütün meyhane başını önüne eğiyor
kadın şarkı söylüyor
kadın ağlıyor
yâr gidiyor

ertelenmiş
ve söylenebilecek bütün sözler adına,
derin bir sessizlik birikiyor yüzlerde
şehvetli melodilerin titreyişi bedenlere dokunuyor
sevişmek nasıl da özlem yüklü
sevişmek nasıl da zor özlerken
celladını bekleyen
ama korkularına rağmen tahtını bırakamayan bir kral gibi,
tedirgin bütün duygular
kadın biliyor
herkes susuyor
yâr gidiyor

Nikolas’ın sesi yıkıyor ortalığı,
hala bırakamadığı rum şivesiyle
“canlanin bre yavrularim../ sevdadir bu../..yine gelir..”
kadın ve Niko göz göze geliyor
Niko anlıyor
kadın konuşamıyor
yâr gidiyor

masada kalan bir kaç meze
ve yarım bardak tutarında nefes alan,
bir kadeh rakı geceye kalkıyor
dalgalar yüreklere vuruyor,
yürekler ıslanıyor
balıkçı ağlarına takılıyor bütün hüzünler
“denizden babam çıksa yerim” diyen Manos
ah! Manos
Manos bile konuşamıyor
kadın kadehini dolduruyor
sigarası intihar ediyor
yâr gidiyor

giderek derinleşen bakışlar,
Madam Sophia’nın sesine takılıyor
“hadi ama../..çalsin sazlar../..geldik biz ağlamaya..?”
kör Maryo lyra’sını çalmaya başlıyor
vurulan kadehlerin yankısı duvarlardan dönüyor
herkes müziğe eşlik ediyor
kadının yüreği yanıyor
kadının yüreği kanıyor
yâr gidiyor..

9 ŞUBAT
27-11-2007, 03:33 PM
Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Al damar, mor damar, şah damar sustu
Bahçeler put kesildi birer birer
Meyveler salkım saçak taş.
Bir bulut uçardı
Başı boş bedava
Yandı kül oldu.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.
Ağaç büyür arkasında koşamam
Kervan yürür peşi sıra düşemem
Yıldız akar uçsam da yetişemem.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.

Bedri Rahmi Eyuboğlu

Nefertiti
27-11-2007, 10:54 PM
SİTEM...
Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var
Bedri Rahmi Eyüboğlu

Nefertiti
27-11-2007, 11:04 PM
Ben bu şiiri gözlerim kapalı okuyorum hep:

Bu şiiri gözlerim kapalı okurken birde benden dinlesen,
hiç bir şey tutamaz seni... Hiiiç bir şey. Ben biliyorum..... '
Asla dayanamazsın biliyorum
Ben bu şiiri gözlerim kapalı dudağımdan kulağına okudukça
Seni ateş basar hissediyorum
Ben bu şiiri gözlerim kapalı sana okudukça
Aşk pınarlarının billur suları dökülür başından aşağı görüyorum

Hiç bir şeye ama
Hiç bir yere sığmıyoruumm...
Hiiiç bir şeye

Kimse bilmez bizi,
Kimse bilmez,
Kimse...

Sen beni bilirsin işte
Sen beni bilirsin
Ateşimin hangi okyanusların sularını ısıttığını
Bir tek sen bilirsin üstünde gezinen ateş damlalarının benden nasıl çıktığını
Sen beni bilirsin işte
Sen beni bilirsin
Sana nasıl sana aktığımı

Özelim.....
ateşli öpücüklerim sana saklı
Sana odaklı
Sana dokunaklı..

Ben bu şiiri gözlerim kapalı sana okuyorum
Ben bu şiiri gözlerim kapalı bir tek sana okuyorum
Ve çıldırıyor her yerim uyuyamam ki sabahlara kadar yıldızları teker teker geziyorum

Ben bu şiiri gözlerim heep kapalı okuyorum

Kibar Tavasav

Nefertiti
27-11-2007, 11:13 PM
********************
Dün gece seni gördüm düşümde,
Saçlarına yıldız bulaşmış,
Gözlerin şehir ışıkları gibiydi,
Gökyüzüne benziyordu yüzün,
Dudakların kıvrım kıvrım hüzünlü,
Biraz sonra ağlayacak gibi…

Dün gece seni gördüm düşümde,
Aklımın bir parçası sendeydi,
Ellerinde izi vardı ellerimin,
Konuşmadan anlaşıyorduk senle,
Yüzünde bir aydınlık,
Yüzünde huzura davet,
Gülüşlerinde aşka geliyordu bu yürek…

Dün gece seni gördüm düşümde,
Tektin,felakettin,
Suskun ve yenilmiş,
Bir yanmış ev yıkıntısı,
Bir terk edilmiş köy ıssızlığındaydın.
Bu sefer dudaklarında aşk acısı,
Gözlerinde yağmur damlaları,
Bu sefer kırmızıya hasret,
Mavi içinde hüzünlü…


Dün gece seni gördüm düşümde,
Bir düşün bitiminde yıkılmış,
Veda ediyordu gözlerin,
Dudakların kilitli,
Yanakların sarkık,
Ağlamaya hazırdı gözlerin…


Son defa;
Dün gece gördüm düşümde,
Gözlerin intihar maviydi,
Dudağında bir ant,
Gözlerinde inadına akmayan,
Birikmiş göz yaşları.
Bakışlarında iç delici bir elveda,
Bir matem havası…
Usulca uzanıyordu elin elime,
Bir ses duyuyordum ansızın,
Dudakların ayrık,
Yanık bir ses;”gitme “diyordu,
Gitme…
İçimde sonsuz çaresizlik,
Tanrı olmadığıma utanıyordum,
Sonra…
Ses yok oluyordu,
Önce ben yok oluyordum,
Sonra sen kalıyordun,
Ardımda yetim bir sevgi,
Bütün sevgililere armağan bir şiir,

Ve kitaplarım kalıyordu kimsesiz..

*******************************

BeYaZ_KeLeBeK
28-11-2007, 12:00 AM
çok güzel şiirler gerçekten...ne güzel bir paylaşım

mavigece
28-11-2007, 03:14 AM
Susarak

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş...
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi...
Ne gece, ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz...
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde...
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde...
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...


Aziz Nesin

Nefertiti
28-11-2007, 10:35 PM
*************************
Şimdi nerdesin?
Öyle ince bir korkum var ki,
Öyle yalnız ve uzağım kendime.
Sen nesin ben için diye düşünüyorum
Kimsin bu kadar uzağı içime dokunan?

Çocuğum olabilirmisin?
Ya bebeğim?
Biliyorum sevgilimsin.

Peki her sevgili ayrı olunca
Görmeyince göz
Ve zihin bilmeyince adresini;
Yürek bu kadar korkaklaşır mı?

Adımların korkuma dokunuyor
Yürüme desem yollarda?

Yanında olmazsam!
Olurda bensizken
Olmam gerekirken
Ve sen çok isterken;
Ben gelemezsem?

Her yol tuzak sanki sana
Endişeler birbiri ile yarışıyor
Yüreğimde bir yarık,
İrin gibi akıyor korkularım…

Ah sevgilim!
Neden ellerin yok
Neden dokunamıyorum sana
Neden sarılıp
Çekemiyorum kokunu içime?

Kokunu satsalar bana
Deseler” ver ne varsa!”
İlk sözüm;
Yüreğimi verin bana,
Geriye kalan sizindir!


Sonsuz nefeslik bir yaşamdansa
Kokuna adanmış tek nefeslik yaşam isterim,
Uzağında bir tanrı olmaktansa
Yanında Atlas olurum;sırtımda dünya!
Çünkü dünya bile ağır değil
Senin özlemin kadar sırtımda!

Ama sen…
Ama sen uzak durma,
Olma özlenen
Ve ellerini çekme elimden…

Kahrolası bir çağındayım aşkımın.
Ne çok küfür birikintisi var yüreğimde
Ne çok isyan yağmuru yağar sımsıcak
Ve ne çok arzulu bir yakarış içimde…

Ne olursun delalım!
Ne olursun geceleri çok görme
Çok görme seni bulduğum geceleri bana…
Aydınlıklara yemin ederim ki!
Sen varsın,
Lanet olsun olmadığın,sensiz yaşama!


Şimdi yüreğimin yeni bir keşfindeyim,
Çok sevdiğin müzik eşlik ediyor
Onunla aldatıyorum uzaklığını.
Bir notada çalıyor;
Ama bütün melodiler gizli içinde!

Bir aşk geriliminin piyanodaki iz düşümü
Vuruyor yalnızlığıma,
Umudum odur ki yıkılacak!
Bir dalganın dalgalanışındaki sabırda
Vuruyoruz hasretliğin sesine,
Umudum odur ki dinecek!

Bitecek değil mi bu şiir?
Bitecek tıpkı mesafesel acılarım gibi!
Bitecek senin şuan yürüdüğün yol
Bana geleceğin zaman gibi;
Bitecek elbet…

Bir sana olan sevgim bitmeyecek
Birde sana olan özlemim!
Çünkü biliyorum;
Yanımda da olsan özlerim ben seni
Tıpkı bebeğini severken
Doyamayan bir anne gibi
Doyamayacağım sana,
Doyamayacağım gözlerindeki aydınlığa…

************************

Nefertiti
28-11-2007, 10:43 PM
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

Nazım hikmet

Nefertiti
29-11-2007, 11:47 PM
Gülüşlerindeki çocuk yüze dokunabilsem,
Yakalayabilsem umudu o masumiyette,
Sonra varsın başıma yıkılsın dünya…

Saçlarındaki rüzgara yetişse ellerim,
Ben tarasam,elime değse kokun,
Varsın bu olsun sonum…

Her adımın kalbimin atışına denk gelse,
Hayatımın tek yolculuğu olsa yürüyüşün,
Yol olsam,yürüsen hiç durmaksızın…

Ah sevgilim,ah bir gülüşünde yaşam dolduğum,
Birde bu hasretlik,
Bu ayrılık olmasa!

Dokunmasa mutluluğun ahengine,
Kara sürmese gökkuşağı rengine,
Uçurum çığlıkları düşmese sesine, …

Ah benim enkaz yüreğimin kardeleni,
Aşk kokan nefesimden gelen ses!
Ah benim Ay ışığı bakışlım,

Yüreği ile ısındığım!

Her şey vuslatına düğümlenmiş bir yumak,
Tüm güzellikler ayrılığımızın molasında,
Dinleniyor bizsiz anlamını kaybeden sevinçler,
Yıkılıyor bir bir sevgi duvarları ile örülmüş yürekler…

*****************

Nefertiti
01-12-2007, 10:47 AM
*********************
Bilirsin ; ben ki kabilesiz bir savaşçı..
Senden aldıgım bütün anlamları sana geri verdim...
Bir 'içim ' kaldı bende..
Birde aklımın aldanmışlıgı...
Haklısın sende; bensiz sularında denizi aşmış okyanus telaşı yaşanacaktın ..
Bagışla sözlerimi ...Bagışla gözlerimi...
Dahası yok ......fazlası az...
Bazen terk edip gidebilmeli bu şehri kendi çaresizliginde ..
Bazen inceldigi yerden kopmalı hayat.!!!
Neyse !!! sen benden ötede ben senden uzakta..
.....içim şimdi boşboş....
sen en çok bana sustun ;ben en çok sana konuştum...
bana bir kere susma hakkı verseydin ..sana neler söylemeyecektim oysa...
....bundan sonra bende sana içimi susarak döküyorum.....!!

********************

Nefertiti
01-12-2007, 10:52 AM
Uğuldayan ve hep uğuldayan
Bir orman kadar üşüyorum şimdi....
Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda
Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık!!..

Su ve ses kadar beklediğim
Ne kaldı geride,bilmiyorum,
Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
Yine sarılmak o kocaman gozlerin
Uğuldayan rüzgarlarına.....

Nefertiti
01-12-2007, 11:39 PM
************
Acılara gülümseyen anılarım,
Arsız duygularım var.
Evet! Hayat hep son sözü söyler ama,
Benimde cümlelerim var!......

*************

9 ŞUBAT
02-12-2007, 05:25 PM
HATRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!

NECİP FAZIL KISAKÜREK]

_tubi_
02-12-2007, 06:33 PM
kırkıncı oda



Ne kadarınız gerçek sizin,
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
kilitler altında sakladığınız gerçek
duygularınızla,
gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
hayatınıza,
söylenmeyen neler var kuytularda,
hani kendinizden bile sakladığınız,
bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
içinizde...? ? ?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
Sevip de söyleyemediğiniz,
özleyip de açıklayamadığınız
ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
gömdüğünüz oluyor mu,
korkaklıklar var mı,
kalleşlikler var mı,
yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
bekliyor...? ? ?

Göründüğünüz insan mısınız siz,
yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
içinizde
ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
taşıyorsunuz?
Derununuzda neler saklıyorsunuz?
Ne kadarınız gerçek sizin?

Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz,
yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız,
gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı
saklıyorsunuz,
açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz
yoksa...? ? ?

Uzun bir yolculuğa çıkar gibi
duygularınızla düşüncelerinizi denklere
sarıp da içlerinizde bir yerlere mi
yerleştirdiniz,
bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz
aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve
denklerinizi
hiç açmayacağınızı bilerek...
Bir gün çıldırsanız da
bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça
söyleseniz,
neler duyacağız sizlerden,
gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,
yoksa korkaklığın altında,
bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi
büyümüş yiğitlikler mi?

Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
öfkeleriniz, isyanlarınız?
Aşklarınız yok mu?
Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?
Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
kendinize şaşar mısınız,
hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler
var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer,
dile getirilmeyen özlemler,
söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler,
hangi boşvermişlikler,
hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?

Ne kadarınız gerçek sizin?

Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
kendinizden?
Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı
turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,
şimşeklerle boşanan yağmur başladığında
şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz,
ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz
kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,
bu kadar gerçeği o odada saklayıp,
hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir
sarsıntı yaratıyor?
yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de
ıssız gece,
sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,
korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
kırkıncı odanız size de mi kapalı,
kendi kendinize bile mahrem misiniz?

Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?
Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek
istemiyor musunuz,
bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?

Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
kendinizi bile yanınıza almadan.

Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız
kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,
yüksek sesle eleştirip de
içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,
kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi
korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde
gizliyorsunuz?

Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?

Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
Neler var kırkıncı odada?
Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı,
kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı
yaşıyorsunuz?
Niye yapıyorsunuz bunu?
Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede
belki...
Belki de hiç açmazsınız,
kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,
kendinizden sıkılarak..

Ahmet Altan

_tubi_
02-12-2007, 06:51 PM
bir adın kalmalı

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç...
A. Hamdi Tanpınar

_tubi_
02-12-2007, 06:53 PM
her şey sende gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel

_tubi_
02-12-2007, 06:56 PM
milyon kere ayten

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum
Oh ne iyi
Ayten'li içkiler içip
Sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun
Ü. Yaşar Oğuzcan

YAĞMURR
02-12-2007, 08:23 PM
Ve en çok seni özledim ben çocukluğum...

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim…
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı… ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden…arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !

YAĞMURR
02-12-2007, 08:29 PM
Nasılsın?

İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
Resmimi baş köşeye asarlar...
Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
Ne arayan beni, ne soran...

Eeeehhhh, daha iyi be bunun böyle olduğu...
Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
Söyle şimdi NASILSIN ?

9 ŞUBAT
03-12-2007, 11:36 AM
BİR GEMİCİ TÜRKÜSÜ

Rüzgâr,
yıldızlar
ve su.
Bir Afrika rüyasının uykusu
düşmüş dalgalara.
Işıltılı, kara
bir yelken gibi ince
direğinde geminin.
Geçmekteyiz içinden
bir sayısız
bir uçsuz bucaksız yıldızlar âleminin.

Yıldızlar
rüzgâr
ve su.
Başüstünde bir gemici korosu
su gibi, rüzgâr gibi, yıldızlar gibi bir türkü söylüyor,
yıldızlar gibi
rüzgâr gibi
su gibi bir türkü.
Bu türkü diyor ki, «Korkumuz yok!
İnmedi bir gün bile gözlerimize
bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.»
Bu türkü
diyor ki,
«Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz
ölümün önünde sigaramızı.»
Bu türkü
diyor ki,
«Çizmişiz rotamızı
dostların alkışlarıyla değil
gıcırtısıyla düşmanın
dişlerinin.»
Bu türkü diyor ki, «Dövüşmek..»
Bu türkü diyor ki, «Işıklı büyük
ışıklı geniş ve sınırsız bir limana
dümen suyumuzda sürüklemek denizi..»
Bu türkü diyor ki, «Yıldızlar
rüzgâr
ve su...»

Başüstünde bir gemici korosu
bir türkü söylüyor;
yıldızlar gibi
rüzgâr gibi,
su gibi bir türkü..

NAZIM HİKMET

mavigece
03-12-2007, 11:40 AM
Susarak

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş...
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi...
Ne gece, ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz...
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde...
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde...
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde...


Aziz Nesin

mavigece
03-12-2007, 11:41 AM
Bekle dedi gitti
Ben beklemedim, o da gelmedi...
Ölüm gibi bir şey oldu
Ama kimse ölmedi...
Özdemir Asaf

Nefertiti
03-12-2007, 11:22 PM
Dağı Özleyen Adamın Şiiri

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ
sakın sorma bana neden sevdiğimi
gökte oynaşan yıldızları ve her biçimini ayın
pelit ağacını yağmuru karı
gök gürültüsünü ve kuzu melemelerini
ve fırtınayı bile
yalnızlığı ve korkuyu bile
neden sevdiğimi sorma anla
açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

annem dağ gibi bir köylü kadını
sessiz mahzun ama başı dik kararlı
yüreğinde kırların bütün çiçekleri
ve bütün kuşları gökyüzünün
bir yanı çalı çırpı bir yanı süt bakracı
başında ak tülbendi ve dağların dumanı
ardında bir ben bir kardeşim kuzu
ve çocuk kalbimde
yüzünden derlediğim deste deste gülüş
annem dağ gibi bir köylü kadını

babam geride kalmış çok az güllerden
fakir ve o kadar âşık
fakir ve o kadar mağrur ve o kadar mümin
babam da bir dağ / başı yüksek
başı karlı dumanlı tipili boranlı
sallar geçirmiş deli sulardan
büyük yangınlar söndürmüş
eşkıya atlatmış
hayatın deli akışında yaralar almış
umur görmüş ağlamış bozgun görmüş ağlamış
ALLAH demiş ağlamış
MUHAMMED(s.a.v) demiş ağlamış
babam geride kalmış çok az güllerden

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ
keklik ötüşlerinde ve kekik kokularında
yuğmuşum kalbimi aklımı
sahici ceylanlar dahi okşamışım bakışlarımla
onlara eş kızların uykularına mihman olmuşum
sakın sorma bana neden sevdiğimi
kaya diplerindeki yaşlı badem ağaçlarını
ince uzun yoksul keçi yollarını
karanlığı
geceyi çarşaf gibi sallayan kurt ulumalarını
ve dikenleri bile çıyan ve akrepleri bile
korkuyu ve yalnızlığı bile
neden sevdiğimi sorma anla
açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

Vahap Akbaş

Nefertiti
03-12-2007, 11:42 PM
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum,
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal !..

gidiyorum..
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum...

gidiyorum..
başımda gam gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgelerimi
bütün hatıraları bırakıp geride
ardımdan çekip kapıyı usulca
başımı alıp gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.

hoşça kal suyundan çimdiğim dere,
kana kana içtiğim pınar,
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan...

_tubi_
04-12-2007, 05:09 PM
dün sabaha karşı kendimle konuştum.
ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
yokuşun başında bir düşman vardı.
onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.
Özdemir Asaf

_tubi_
04-12-2007, 05:17 PM
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
Ataol Behramoğlu

_tubi_
04-12-2007, 05:22 PM
bitti o sevda..

Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz birşey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
Kaybetti kumarda gözlerim
Kaybetti kumarda gözleri.

Bir kuru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiki gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.

Ne kaldı
Farkinda mısın bilmem
Gündüzler..
Gündüzler biraz azaldı.

Edip Cansever

_tubi_
04-12-2007, 05:23 PM
sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı
Behcet Necatigil

9 ŞUBAT
04-12-2007, 05:26 PM
Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için.
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak.
Hayır değil, değil sıcak
Dudaklarının hatırası
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı.
Gözlerine bakmalıyım
Sesini işitmeliyim
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem
Bana su, bana ekmek, bana zehir
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım
Sensiz edemem.

Sait Faik Abasıyanık

mavigece
05-12-2007, 01:08 AM
nasıl bir sevdaysa


Ay çok mu gecikti neredeyse çıkar

sen yalnızlığıma varır varmaz

az sonra yağmuru durduracaklar

rüzgârı değiştirdim

ustura ağzı poyraz.



Yok canım yıldızları unutmadık

mutlaka yerlerinde bulunacaklar

kenarı yaldızlı mavi bir karanlık

sütlü çıplaklığını örtecek kadar.



Senin için olduğu asla bilinmeyecek

yapraklarını birden dökecek dutlar

şafak sökerken sekiz on kadar şimşek

balkonda işlemeli müstesna bulutlar.



Ayak bastığın an şehir de değişebilir

yoksa Moskova mı

belki Berlin belki Dakar

belki 30'lardan mehtap yorgunu İzmir

körfez'de şerefine donatılmış vapurlar.



Nerede ne zaman kaç kere yaşadık

nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar

bitirdiğimiz her şeye yeniden başladık

dudaklarımızda birbirimizden mısralar.
atilla ilhan

mavigece
05-12-2007, 01:36 AM
http://img396.imageshack.us/img396/3415/sevgiask40mx8.jpg

Nefertiti
05-12-2007, 09:52 AM
Oradasın, biliyorum!
Görünmüyorsun ama oradasın;
Nefesini duyuyorum.
Ha şimdi tutacağım sıcak ellerini;
Uzanıyorum.
Karanlığın soğuğu batıyor parmak uçlarıma.
İnadına karanlığı yokluyorum.
Bulamıyorum.
Ama oradasın, biliyorum!

Sensin, biliyorum!
Sıcaklığın usulca yanaşıyor hoyrat avuçlarıma.
Bir adım ötemde olmadığına inanamıyorum.
Bir mum yakıyorum.
Üfleyerek söndürüyor biri.
Bildiğim tüm küfürleri sıralıyorum.
Kim yapar bu kalleşliği?
Gözlerimle arıyorum.
Göremiyorum.
Ama sensin biliyorum!

Çocuklar gibi korkuyorum!
Kızılca kıyamet kopuyor içimde.
Seni unutuyorum,
annemi arıyorum.
Siyah hepten sarmalıyor her yeri;
Çaresizlik denizinin renginde kayboluyorum.
Kim olsa razıyım yalnızlığımı paylaşacak;
Bir seni arıyorum,
bir annemi arıyorum...
Cayır cayır yanıyor avuçlarım!
Kendimi boşluğa bırakıyorum.
En son seni hissediyorum yanımda.
Umutlanır gibi oluyorum
Ama çocuklar gibi korkuyorum....

Nefertiti
05-12-2007, 09:55 AM
Deli gönül hani yiğittin merttin
Varıp sevdiğine kul olmadın mı
Güya geçilmezdin kayaydın serttin
Yar geçsin diyerek yol olmadın mı
.................................................. ...............Şemsettin DERVİŞOĞLU (Ayak)
Kapılıp güzelde çifte benlere
Ahu zar eylersin kara günlere
Bulunmaz sündüsken narin tenlere
Yârin dergâhına çul olmadın mı
.................................................. ...............Şemsettin DERVİŞOĞLU
Aşkın tarlasında gül dermek için
Kahve gözlerine kalp sermek için
Yem yeşil doğasına su vermek için
Yârin koyağına göl olmadın mı
.................................................. ...............Kazim UZUN
Aşkımızın tadı bir tutam tuzu
Çok görüp kaderim güldürmez bizi
Üzülmesin dertten gülsün de yüzü
Yârin ekmeğine bal olmadın mı
.................................................. ...............Kazim UZUN
Nerede, ateşin sönmez bitmezdi
Başın efil efil, rüzgar gitmezdi
Coşkun ırmak gibi suyun bitmezdi
Yarin kapısında mil olmadın mı?
.................................................. ...............Ertuğrul ŞAKAR
Gönül yağmur gibi düştün toprağa
Bir can veremedin kuşa, yaprağa
Düz yol durur iken girdin saprağa
Çalıda gizlenen Çil olmadın mı?
.................................................. ...............Ertuğrul ŞAKAR
Makûs kaderime boyun bükerken,
Rüyama girmiştin şafak sökerken,
Ümitsiz içimi saza dökerken,
İnleyen sazımda tel olmadın mı?
.................................................. ...............Mete YILDIZ
Senin aşkınla hep bu başım darda,
Sana kırgın gönlüm şimdi firarda,
Bana kış yaşattın kendin baharda,
İfil ifil esen yel olmadın mı?
.................................................. ...............Mete YILDIZ
En yüce sevdalar bahtına yarken,
Hasretin çölünde Leyla ararken,
Yolunda melekler, huriler varken,
Vefasız gözlere kul olmadın mı?
.................................................. ...............Mehmet NACAR
Yitik sevgilerin sonsuz yasında,
Yaşarsın ihanet ağlamasında.
Meçhule giderken, aşk deryasında,
Yârin binmediği sal olmadın mı?
.................................................. ...............Mehmet NACAR
Yolları yokuştur sevda yolunun
Naçar kaldım Yarab aciz kulunum
Bu kutlu davanın son yolcusuyum
Kalplerde gizli bir nil olmadın mı
.................................................. ...............Şaizer UZGUR
Seneler ayları, aylar günleri
Açıp ta kurudu ömür gülleri
Doldurdun virane boş gönülleri
Akıp ta çağlayan sel olmadın mı
.................................................. ...............Şaizer UZGUR
Kaderim deyip hep, ararım seni
Mecnunca çöllere, saldırdın beni
Beklemek hakkımdır, aşkı bilmeni
Gönül dergâhına, yol olmadın mı
.................................................. ...............Kerim BAYDAK
Alın yazım olmuş, aşkın kaderim
Şu fani dünyada, sensiz neylerim
Yanmışım harlarda, vallah beterim
Yaradan Mevla ya, kul olmadın mı
.................................................. ...............Kerim BAYDAK
Neyledim yâre ben, suçlu görüldüm
İlimden obamdan, ele sürüldüm
Sevdandan uzakta, öksüz gönüldüm
Öldüm de vicdana gel olmadın mı?
.................................................. ...............Nilüfer AYDUR
Aşk yerine pula, değer verdin ya
Dünyanın malına, tamah ettin ya
Gözümde yaşımdın, akıp gittin ya
Görüp de insana gel olmadın mı?
.................................................. ...............Nilüfer AYDUR
Bilirim karışık esmedin bir gün
Sebepli, sebepsiz küsmedin bir gün
İnsana sevgiden şaşmadın bir gün
Her zaman aranan bal olmadın mı?
.................................................. ...............Gürsel GÜVELOĞLU
Vefasız olanı, sevip de yanma
Arkadan vuranı minnetle anma
Cahile güvenip, sözüne kanma
Dostluğa uzanan dal olmadın mı?
.................................................. ...............Gürsel GÜVELOĞLU
Bir güzel uğruna kavruldun yanıp
Bir mecnun misali çöldeyim sanıp
Uyku tutmayınca gece uyanıp
Seher vaki esen yel olmadın mı
.................................................. ...............Hıfzı ÖZBEKMEZ (Final)

Su Gibi Şiir Grubu Şairleri

9 ŞUBAT
05-12-2007, 10:54 AM
Gelip büyüdüğüm yer,canı cehennem etti,
Ah başımı vurduğum taşlara canım yandı !
İçmediğim sigara bak beni verem etti,
Yar için ağladığım yaşlara canım yandı !

Dostlar için trenim şaşırdı da rayını,
Dostluklar peronunda alamadı payını.
Arkadaş kahvesinde içmem daha çayını,
Dostlar için yolduğum saçlara canım yandı !

Sevgi sekste boğulmuş,vefa yok olmuş,yitmiş,
Büyüklere gösterdik,saygı,boşuna gitmiş,
Ne büyük var ne küçük,bitmiş insanlık,bitmiş,
Dünkü bir karış çocuk,piçlere canım yandı !

İşte cami, işte bar,işte arkadaşlıklar;
Ne kadar paran varsa,itibarın o kadar !
Üç adım hücrelerde boşa geçmiş bak yıllar,
Dost için bulaştığım suçlara canım yandı !

Gerçek yüzleri görsem,dostluklara kanmazdım,
Bunlar da kim oluyor,adlarını anmazdım !
Ekmeğimi bölüştüm,ite versem yanmazdım,
Namerde yedirdiğim aşlara canım yandı !

9 ŞUBAT
05-12-2007, 11:02 AM
DİPSİZ KUYU

bedenimde dolaşan kan deyil acı bir sıvı

damarlarımı zorluyor delecekmiş gibi

içimde bir boşluk var

sanki dipsiz bir kuyu

duşuyorum ansızın boşluğa

zindandan farksız kuyunun dibi

düşdükçe düşüyorum içine

çıkamıyorum silkinipte düşlerimden

gerçekleri gördüm beni suçlarken

döndüm yine kendi benliğime

acı gerçeği gördüğümde zorda olsa

kabul etmek gerek

bedenim unutur ellerini

gözlerim kapanır belki

susar dilim hiç konuşmaz

ama yüreyim hiçmi hiç söz dinlemez

acıdan ölse bile kimseye eğilmez
_________________

Nefertiti
05-12-2007, 11:20 PM
Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
Nazım Hikmet Ran

Nefertiti
06-12-2007, 12:23 PM
BÖYLESİ HASRETİN ....

Kapıyı çaldım ses yok,içeri girdim sen,
seslendim usulca;nerelere saklandın?
Ve birden ürktüm sensizliğinden,
uçup gitti pencereden aklım.!.

Bırakıp gitmişsin öylece her şeyi,
sevmediğin halde dağınıklığın her türlüsünü.
Divanda sıcaklığını,aynada yüzünü unutmuşsun,
mutfağın bir köşesinde yanık Yemen türküsünü

ve iyi ki unutmuşsun silmeyi gözlerinin izini,
her odada kokun ve o çok sevdiğim hüznün
ve terliklerinin duruşu...ardından koşar gibi
terli,soluk soluğa ve öylesine üzgün.!..

Hemen elimin altında divandaki sıcaklığın,
diyorum;nereye gidebilir bir not bile bırakmadan.!.
Belki çarşıdasın,belki bir kahve içimi komşuda,
huyundur,uzak yerlere gitmezsin çiçekleri sulamadan.

Sıkıldım su içtim,televizyonu açıp kapadım,
aynadaki yüzünü öptüm,terliklerini düzelttim,
avuçlarıma yaydım divandaki sıcaklığını,
dedim;görülmemiştir böylesi hasretin.!

Oysa daha bu sabah uğurladın beni,
dedin:erken gelirsen sinemaya gideriz
belki dondurma yeriz sinema çıkışı
parka uğrar ev kaçkını kedileri severiz.

Birden sesi kapıda dönen anahtarın
döndürüyor uçup giden aklımı yuvasına
ve 'seni seviyorum' derken öptüğüm yanağın
bir kırmızı gül gibi düşüyor avuçlarıma..!..

Ruşen HAKKI

Nefertiti
06-12-2007, 06:02 PM
seni ada sahilinde rıhtımda hayal ettim
şimal rüzgarında dağılmış saçlarınla
denize derin derin bakıp
arada bir martıları süzerken

üzerinde siyah palton
ayağında deri çizmelerinle
gururlu mağrur duruyordun ama
belliki biraz kırılmışlığın kırgınlığın vardı

belki yaşadığın hayata,belki bir vefasıza
ağlamaklıydın ama belli belirsizdi
kıyıya vuran deniz örtüyordu göz yaşlarını
buruk kırılmış ve yanlız yüreğini

gözlerimi kısıp seni süzdüm dakikalarca
üşüyen ellerim ceplerimde
yanağım soğukla savaş halinde
aklım sana olan hayranlığımda

Alıntı

Nefertiti
07-12-2007, 11:41 PM
Çocukluk Mevsimi
Üç tekerlekli bisiklet hayalimi gazoz kapağı oynayan bir çocuğa sattım .
Onun yerine ,
Senin gelinlik, benim damat elbisesi giydiğimiz bir hayal aldım,
Akkonak Düğün Salonu'ndan...
Sabahları uyandığımda bir bardak süt içme alışkanlığımı ,
Bir sigara yakıp, efkarlı-efkarlı çekişime,
Siyah-beyaz televizyonda çizgi film izlemeye olan hevesimi,
Şiir ve politika programlarında izlenmeye feda ettim.
Anamın ağzından dinlediğim ninnilerle, masallarımı da farkına bile varamadan,
Arabesk ve Türk Halk Müziği'nin melodilerine......

Elimdeki alınterimin yarattığı kağıt parçası var ya !
Yani ekmek parası öğretti bana çocukluk mevsiminin çoktan geçtiğini...
Ben o mevsimdeyken,
Harman yerinin göleti karşısında Antalya'nın sahilleri ,
Hamamaltı Sokağı'nda kayak yapmanın karşısında da,
Uludağ'ın kayak merkezleri halt etmiş ! derdim ...
Belimdeki gerçek oyuncağın ağırlığı öğretti bana çocukluk mevsiminin çoktan bittiğini.
Namus davasını da doğadan, tabiattan öğrendim kendi, kendime...............

Her ne kadar pazardan alsa da babam meyvayı,
Çalı Dağı'nda , Şevket Emmi'nin kirazlarını çalıp ta yemenin tadı ayrıydı.
Ama ben herkes gibi kirazı sevmezdim.
Ben döngeli daha çok severdim.
O yüzden tek başıma giderdim hırsızlığa.
Ve her defasında kabak tadı verirdi Rahmetlik İsmet Emmi'nin köpekleri ...

Köyde bir bizim evimiz yoktu.
Küçücük köydü, bir bizim evimiz yoktu.
İki yılda bir dolaşır dururdu yükümüz mahalle aralarında, traktör römorklarında.
Utanırdım.......................
Lise yıllarımda ,
Her kahve bucağında babamın ayakkabı boyayışına utandığım gibi,
Zoruma giderdi.
Ondört yaşımda aşık olduğum kızların hiçbiri de bakmazdı bana belki de bu yüzden.
Ağlardım.
Ağlardım ama asla isyan etmezdim.
Her isyanın sonunda, hüsran olmak vardı bunu da bilirdim haa.
Beni Yaradan'a hamdetmeyi de o yıllarda öğrendim............................

Elimdeki alınterimin yarattığı kağıt parçası yok mu ?!
Yani ekmek parası öğretti bana çocukluk mevsiminin çoktan bittiğini...
Ben o mevsimdeyken,
Harman yerinin göleti karşısında, Antalya'nın sahilleri,
Hamamaltı sokağında kayak yapmanın karşısında da ,
Uludağ'ın kayak merkezleri halt etmiş ! derdim...
Belimdeki gerçek oyuncağın ağırlığı öğretti bana çocukluk mevsiminin çoktan geçtiğini.
Namus davasını da doğadan, tabiattan öğrendim kendi, kendime............

Ne İlkbahar-Yaz,
Ne Sonbahar-Kış .
Yalan, hepsi de yalan...
Gerçekte üç mevsimdir var olan ;
Çocukluk mevsimi,
Gençlik mevsimi,
Yaşlılık mevsimi.
İşte bir yıl koskoca insan ömrü....


Şair Hüsam

Nefertiti
07-12-2007, 11:47 PM
İskeleye giden caddeyi geçiyorum,
Köşeden ansızın bir otobüs dönüyor,
Adımlarım şaşırıyor,
Yanlış bir kaldırım taşına basıyorum,
Sendeliyorum.
Elin belimi kavrıyor,
Gövdemi gövdene çekiyor, beni sana yaslıyor.
Kollarının arası başımı döndürüyor,
Bu kentin içinde kayboluyorum,
Gözlerinde bulunuyorum.
Ya da bana öyle geliyor.

Yürüyorum...
Ne kadar zaman sürüyor,
Nerelerden geçiyorum bilmiyorum.
Neler düşünüyorum!
" şşşşş," diyor yanımda sesin,
Kulağımda ılık fısıltını duyuyorum,
" Seni seviyorum".
Ya da bana öyle geliyor.

Beşiktaş vapur iskelesinde,
Ayrı yollara dağılmayı bekleyen kalabalık.
Karmakarışık, darmadağınık.
Darmadağınsın, darmadağınım,
Sen bana karışmışsın, ben sana dalgın.
Vapur bekliyor,
Burada ayrılmalıyız.
Bu kalabalığın bir yerlerinde,
Ayrı adreslerde parçalanmalıyız.
Karşı kıyı seni çağırıyor,
Vedalaşmalıyız.
Bir ses içimde
" Bir dahası olmayacak" diyor.
Ya da bana öyle geliyor.

Bir yağmur düşüyor kirpiğimin ucuna,
Seni damlıyor.
Başımı tutup, dayıyorsun dudaklarına,
Saçlarımı ciğerlerin soluyor.
Yüreğimin derinine bir ezgi düşüyor,
Bir gitar teline vuruyor aşk adını.
" Kadınım," diyorsun" hayatımın kadını"
Sızıma sızın değiyor,
O ezgi "ayrılamam" diye ağlıyor.
Ya da bana öyle geliyor.


Necla Maraşlı

Nefertiti
09-12-2007, 02:30 PM
Derdimi Dökersem Derin Dereye

Derdimi dökersem derin dereye
Doldurur dereyi düz olur gider
Irakipler geldi girdi araya
Korkarım yar benden yoz olur gider

Ilgıt ılgıt yeller eser seherde
Yar beni düşürdü onulmaz derde
Yar ile buluşsak bir tenha yerde
Duyar düşmanlarım söz olur gider

Pervane ateşten sakınmaz canı
Uğruna koymuşum başı bedeni
Doldur tüfengini hedef al beni
Yaram doksan dokuz yüz olur gider

Veysel der çıkayım bir yüce dağa
Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa
Bir gün olur tenim düşer toprağa
Karışır toprağa toz olur gider

Aşık Veysel Şatıroğlu

Nefertiti
09-12-2007, 02:33 PM
Ala Gözlü Benli Dilber

Ala gözlü benli dilber
Bir gün gelsen bize doğru
Seni sevdim can u dilden
Çekme kendini naza doğru

Ne pervam var ne de perdem
Sanma beni hali bir dem
Söyler seni teller her dem
Kulak versen saza doğru

Asika zulfukar isen
Gulsende güle zar isen
Hakikatli bir yar isen
Ben geleyim size doğru

Gönülleri bir edelim
Gayrileri biz nidelim
İkimiz de bir gidelim
Yürüyelim ize doğru

Bir gün için feryadı zar
Bülbül eder her dem seher
Aç sinemi gel gör ne var
Arttı derdim yüze doğru

Kafi derdim bir derd katma
Veysel'i yabana atma
Kerem eyle çok uzatma
Kavuşalım yaza doğru.

Aşık Veysel Şatıroğlu

Nefertiti
09-12-2007, 02:37 PM
Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı

Sen bir ceylan olsan ben de bir avci
Avlasam collerde saz ile seni
Bulunmaz dermani yoktur ilaci
Vursam yaralasam soz ile seni

Kurulma sevdigim guzelim deyin
Baglanma karayi allari geyin
Ben bir coban olsam sen de bir koyun
Seslesem elime tuz ile seni

Koyun olsan otlatirdim yaylada
Tellerini yoldurmazdim hoyrada
Balik olsan takla donsen deryada
Dusursem toruma bez ile seni

Veysel der ismini koymam dilimden
Ayri dustum vatanimdan ilimden
Kus olsan da kurtulmazdin elimden
Eger gorsem idi goz ile seni

Aşık Veysel Şatıroğlu

Nefertiti
09-12-2007, 02:42 PM
Bir Derd Ehli Bulsam Derdim Söylesem

Bir derd ehli bulsam derdim soylesem
Iyi olmaz derdlerim halim n'olacak
Hekimler derdime derman bulamaz
Bir degil bes degil derd kucak kucak

El vurma yarama yaklasma kardas
Derdimi soylesem tukenmez bas bas
Icimde yaniyor tutunsuz ates
Ceset soba gibi kalbim bir ocak

Aşıklar alemde gülmez dediler
Akar göz, yaslarim silmez dediler
El elin derdini bilmez dediler
Kimler gelip hatırımı soracak.

Katlan bu cefaya sabreyle gönül
Bu dünyanın isi hep böyle gönül
Başından geçeni sen söyle gönül
Neler geldi geç oldu olacak

Veysel'in derdine bulunmaz çare
Etseler vücudun hem pare pare
Bir arzuhal sundum hakiki yare
O yar gelip yaralarım saracak

Aşık Veysel Şatıroğlu

Nefertiti
09-12-2007, 08:30 PM
Tuhaf Bir Gün


Bugün günlerden tuhaf bir gün.
Güneş ölü bir kalorifer gibi,
Dokunsam donacağım
Mevsim karışmış,
Aylardan Ağustos.
Kar yağıyor siyah siyah
Kaynayan denizlere.
Denizler boş,
Gemiler demir atmış caddelere.
Gökyüzü boş,
Uçaklar ard arda caddelerde taksicilik yapıyor
Kayısı ağacında kırmızı bir elma.
Gökdelenler kuş yuvası.., kükreyen kuşlara.
Bende bu şiiri yazıyorum, şiir tuhaf, gün tuhaf, ben tuhafım.
Tuhaf demek de tuhaf.
Ondan da öte bu gün,
Ondan da öte bu şiir,
Ondan da öte,
Ondan da,
Ondan,
On
9.8.7.6.5 tekrar başlıyor tuhaflıklar, saçmalıklar 1.2.3,
Sahibine attığı kemiği getirmesini emreden;
Kravatlı konuşan köpekler.
Kedileri kovalayan kırmızı fareler.
Camilerde ezan okuyan papazlar,
Kiliseler de günah çıkaran imamlar.
Sokakta top oynayan 80lik nineler,
Erkek istemeye giden kız evi.
Havada bulut yok, yağmur yağıyor altın çöp kutularına.
Kaldırımlar yürüyor insanların üzerinde.
Yeşilde duruyor, sarıda hazırlanıyor, kırmızıda geçiyor ama(KÖR) şoförler.
Saat da ters dönüyor güne uymak için,
Ve bitmeyen saçmalıklar bugünde
Saçmalıklar ler lar ler lar
Of Allahım of çıldıracağım,
Ve ardında sessiz bir ses uyanıyorum.
Neyse rüyaymış be ,uyandım ki yatak üstümde,
Kalktım pencereden baktım.
Ay sokağa inmiş insanlar uçuyor üstünde,
Ben uçuyorum.
Neyse seviniyorum,
Her şey uyanıkken gördüğüm bir rüyaymış
Ama ne rüya........


Arif Ayan

9 ŞUBAT
09-12-2007, 09:03 PM
Ufukta yeni bir bayram daha var
Kim bilir beni ne dertler bekliyor?
Her bayramda yağar zemheriden kar
Gelen her bayramda kalbim tekliyor.

Nice zorluklarla yapılan mekân
Burunlar yukarda kalmadı bakan
Dede, nineleri olur bir yakan
Bacada küller çok sırlar saklıyor.

Mezarların taşı şahit halime
Verilen sözlerse, gelmez elime?
Aynalar gülüyor şimdi kelime
Çekilen ahlarım ruhu paklıyor.

Menfaat mangası kurduk, konakta
Baykuş gagaladı yara yanakta
Hortumlar durmuyor eller çanakta
Üzüldükçe her gün kalbim tekliyor.

Eli öpülecek birini bulsam
Yanına oturup dersimi alsam
Şer göz hasedinden her an kurtulsam
Bayramlar hasreti hep itekliyor.

İstemem bayramlar artık gelmesin
Nice öksüzlerde yürek delmesin
Ben içten yanayım, kimse bilmesin
Bayramlar dertleri derde ekliyor.

Karga bülbül taklit etti, boş meydan
Kardeş kardeşi hiç görmüyor meyden
Çoğunun tekeri gitmiyor raydan
Dursunî sustukça, onlar ekliyor.

Dursun Yeşil

9 ŞUBAT
09-12-2007, 09:07 PM
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, “Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder.”
Demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; “Ben bilmem ki kızım.” dedi.
Bari okula sen götür dedim.
“Kızım, iş…” dedi.
Ben de bana ne dedim, ağladım.
“Kızım, ekmek” dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, “Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.

Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kâğıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook…

alıntıdır .

Nefertiti
10-12-2007, 09:34 AM
Düzenli Dünya

Bayılırım şu düzenli dünyaya
Kışı yazı
Baharı güzü
Gecesi gündüzü sırayla.
Ağaçların kökü içerde
Bütün ağaçların kökü içerde
Dalların başı yukarda
İnsanların aklı başında
Bütün insanların aklı başında
Beş parmak yerli yerinde
Baş işaret orta yüzük serçe.
Diyelim kalksa da serçe
Orta parmağa doğru yürüse
Ne haddine!
Yahut akasyanın biri
Başını toprağa daldırdığı gibi
Bir gezintiye çıksa
Merhaba kestane, merhaba çam
Selamün aleyküm, aleyküm selam
Kimsin nesin nerelisin derken
Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden
Bir uğultudur başlar rüzgarda
Kökü dışarda, kökü dışarda...
Yahut ne olur koca bir dağ
Baş aşağı gelsin...
Aman Allah göstermesin.
Bayılırım şu düzenli dünyaya
Altta ölüler
Üstte diriler
Gel keyfim gel!

Melih Cevdet Anday

mavigece
11-12-2007, 02:59 AM
Özlemine Çıkardım idam fermanı,
Sensizliği kurşuna dizeceğim birazdan...
Sokma aramıza okyanuslar ötesini,
Her nefesimiz bir umuttur unutma,
Geldiğin gün umut dolacak yüreğim...
Geldiğin gün nefes alacağım

alıntı

9 ŞUBAT
11-12-2007, 05:07 PM
Sabah Yeli Selam Eyle O Yare
Bizim Sevgimizi Azımsamasın
Tahir De Zühre’yi Böyle Severdi
Bir Başka Sevgili Lüzumsamasın!..

Güzellesin, Yeşillesin, Allasın
Her Ne Derdi Varsa Bize Yollasın
Canalıcı Gezer, Kendin Kollasın
Gözlenen Yolları Tozumsamasın!..

Bura Beyler Deresi, Bura Bey Dağı
Eridi Kalmadı Yüreğin Yağı
Bre Rüzgar Tez Uyandır Ahmağı
Varıp, Mezarını Kazımsamasın!..

Tahir Kutsi Makal

9 ŞUBAT
11-12-2007, 05:11 PM
Kamyondan indigim gün,
Tanittilar kahve arkadaslarimi,
Ilk çayi kaymakamdan içtim
Ilk sigarayi tapucudan
Pilavdan dönenin kasigi kirilsin diye,
O aksam oynadik ilk prafayi,
Kapigi bes kurustan
Yemekten sonra çalindi
En güzel plak serefime!
Dert yanarken gazetelerden
Dört günlük diye en yenisi,
Almaz oluverdik elimize.
Bir kasabanin da bulunur kendine göre
Taze havadisi;
Aksama dogru,
Selami Efendiyi dinle yetisir!
Çok geçmeden bizim de karisti
Dedikoduya adimiz
Benim de merhabasini kolladiklarim oluyor
Yer gösterip kahve ismarladiklarim.
Bile bile yenildigim de oluyor
Bizim muhasebeciye;
Maasimiz vilayet bütçesinden,
Pamuk ipligine bagli mesken bedelimiz
Geçinmeye geldik !
Girince Ihsan Efendi,
Söyle bir dogrulacaksin ister istemez
Biz seçmezsek de mutemedizdir.
Defter açmisiz dükkâninda
O bilir tutarini maasimizin,
Baskandir yüzde yüz bu seçimde
Arkasi dag gibi kaymakama dayali.
Kapi bir komsumuzdur,
Kurtarir bizim sokagi çamurdan
Hiç olmazsa köse basina
Iki fener olsun astirir
Kaymakam hos sohbet adam
Iyi bektasi fikralari bilir.
Hoslanmasak da güldürür bizi,
Karismaz girdisine çiktisina kimsenin,
Bayilir horoz dövüsüne
Cami avlusunda kazanilmis
Ne ünlü dövüsler biliriz!
Kendi havasinda Burhan Bey
Dayanamaz peynirli pideye;
Kimin yogurdu kaymakli
Kimin yagi kekik kokar,
Ona sor!
Isinin ehli adamdir severiz
Esnafa yikim olmadan,
Ayirir akla karayi...
Sunun surasinda kaç kisiyiz ki,
Iste geldik gidiyoruz,
Ne çikar kötülükten!
Gördün mü sorgu hakimini,
Dünya umurunda degil,
Nesine gerek elin bes keçisi.
Piket tam meslek oyunu
Kim demis dut yemis bülbül diye
Iste çözüldü dilinin bagi,
Yüzlük kâgit var elinde...
Bu kahvede geldi Bekir Efendi'nin
Emeklilik emri...
Çok is var daha onda.
Kim ne derse desin, aznifte yok üstüne
Bayilir dört koluna bu oyunun.
Nargilenin marpuçu bir elinde,
Iste öbüründe domino taslari
Sor, eliyle koymus gibi bilir,
Düses kimdedir...
Hele bak, bir domuzlugu var,
Hem dübese yirmi bes yazdiracak.
Hem baglayacak dört basi
Kolayina mi usta oldu
Tavlada ormancimiz;
Altinla ödedi her pulunu teker teker,
Kendi kapisindan iyi bilir, Se-yek kapisini
Plaka tutmasina
Hesab-i cariden fazla yatar akli
Banka müdürü'nün.
Hani Veznedar da yabana atilmaz
Bakma para sayarken
Iki de bir süngere yapistigina,
Sen hüneri kâgit düzerken gör!..
Kahveden yönetir nüfusçu'muz
Dogumla ölümü.
Can cigerdir Doktor'la;
Süphelidir yediklerinin ayri gittigi.
Baskâtibin çayi kitlamadir,
Kaymakam'in gözünün önünde,
Çay bardaginda çeker konyagi,
Yudum yudum çaktirmadan;
Küçük yer söz olur!
Hacizde olsa gerek icraci,
Bugünde bulunmadi yoklamada,
Hesabina çek iki çizgi daha,
Kaldirir
Köylere çikmis olacak,
Havalar da sogudu
Hayvani çift heybelidir,
Benzinsiz çikilmaz yola.
Hele dönsün, bir âlem yapariz
Komutan'in evinde;
Yeni plâklarimiz da var.
Heybeler bos dönecek degil ya,
Kizarmis iki tavuk olsun bulunur,
Arpaliktan dönüyor!

Rıfat Ilgaz

9 ŞUBAT
11-12-2007, 05:13 PM
Sen gidiyorsun ya isine yetismek için
Saçlarini, gözlerini, ellerini
Neyin varsa toplayip gidiyorsun ya
Her seferinde bir sey unutuyorsun sicak
Termometrede yükselen çizgi çizgi
Kim bilir nerelerde soguyorsun

Senin gözbebeklerin var ya kadin kadin gülen
Insan insan bakan gözbebeklerin
Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
Beni yiksa yiksa gözlerin yerle bir eder

Ne gelirse onlardan gelir bana
Çalisma gücü yasama direnci
Mutluluk gibi kazanilmasi zor
Mutluluk gibi yitirilmesi kolay

Bir açarsin ki mutluyum
Bir kaparsin her sey elimden gitmis.

Rıfat Ilgaz

9 ŞUBAT
11-12-2007, 05:30 PM
Burnu bir karış havada, gözü
yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.
Hele hele benim aşkımı
yerden yere vurup,
nasıl kırmıştı kalbimi zalim.
Dudaklarından dökülen acı sözleri;
öyle ki, bugün bile unutamadım.
Ne tebessümdü o , zehirden beter.
Her olayda içim paramparça,
gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.
Yorgun düşerdim onsuz geçen,
onunla dolu, koyu siyah gecelerden.
Pişmanlıktan kendime lanetler eder,
sevgimi söylediğim günü düşündükçe,
kaleme sarılıp yazardım ona nefretin
aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
Derdim ki; alın yazımdı,
onbeşimin çocuksu aşkıydı.
Nasıl da gülerdi canı istedi mi...
En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,
ardından bir uçurumun kenarına
yapayalnız bırakır giderdi.
Ben çaresiz, ben yorgun,
ben bıkkın bu sevdadan.
Ah bilirdi o insafsız,
diri diri yanardım o böyle yaptıkça...
Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda;
onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.
Ama o günlerde hayatımın amacı,
varolma gibi gelirdi bana.
Çocukluk mu, yoksa gençliğimin
safça tutkusu muydu bu
kölesiye bağlanış,
içten içe kopan fırtınalar,
bu delice yakarış?
Kimbilir, belki de
sevilmeye muhtaç bir kalbin
bitmek bilmeyen kaprisi...
Ondan hiçbir şey istememiştim.
Sadece sevgi...
Evet, şimdi yıllar sonra ben,
onu düşünüyorum ilk defa
kucağımda resimler, hatıralarla.
Hava yine soğuk, yine kasvetli
gözleri gözlerimde yine
sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım,
ağladım saatlerce.
Bu onun "ölüm yıldönümü"dür.
17'sinde toprakla kucaklaşan,
o zalimin hikayesidir anlatılan.
Bir melodidir kırık, umutsuz...
Doldururken sensizlik o an odayı
gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.
Bir feryat yankılanmıştı acı dolu
tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.
Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.
Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuşarak
yaklaştım sırasına;
"Sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin
Dileğince nefret et, alay et duygularımla Kızmam sana
Ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka.
Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.
Herşeyini özledim...
Allahım son defa göreyim yeter bana"
Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü
ta ki, ölümün o sinsi kokusunu
içimde duyana kadar.
Hıçkıra hıçkıra ağladım,
sıraya kazıdığın ismini öptüm.
Sonra, ona ait birşeyler bulmak için
aradım her köşeyi...
Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa,
rengi solmuş.
Yazı, onun yazısı.
Bir mektuptu, özenilerek yazılmış,
belki de çok emek verilmiş her satırına...
Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.
Korkakça, kaybolmasından korkarak,
acıyla okudum her cümleyi
kalbimde büyüyen bir özlemle...
Hele hele o ilk satırı...
Öyle ki, bugün bile unutamam,
okudukça ağlarım.
"İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş
bir tanem, AFFET BENİ !!!..."

ates
11-12-2007, 05:40 PM
Çok güzel bir yazı gözlerim doldu...


Ağır oluyormuş yaşanılan mutlulukların faturası
Hayat kalp kapına dayanıp söke söke alıyormuş her hatıranı
Taki borcunu ödeyene kadar...
Kalp kırık,yoksul ve umutsuz...
Mutluluğunu sağlayan bütün hatıralar çalınmış
Yerden yere vurulmuş...
Faturayı ödemiş ödemesine de
Ya o haczin yaralarını sarabilir mi bu kalp..?
Acı dolu bir sesle seslenirken hiç mi duymadın...
Ağır oluyormuş mutluluğun cezası...
Çekmekte sana kalıyormuş
Mutluluğu tadarken "BİZ"
Acısını yaşarken "BEN" oluyormuş
Tek başına kalakalıyormuşsun
Kırık dökük bir enkaz gibi...
Ağır oluyormuş mutluluğun faturası
Hemde çok ağır...
Ateş...

istanbul
12-12-2007, 10:21 AM
http://www.hikayeler.net/temalar/genel/Duygu/5.jpg


Şiirimin dili
Yorgun dağları kaldırmaya çalışmadın mı
Atlılarla çıktın yollara
Her defasında yorgun döndün
Savaşları anlatırken sevgiyi soktun kucağına
İhtilalleri sunmadın mı insanlara
Süsleyerek
Yalnızlıklara sarıldın yıllarca
Dağlara çıkardın insanları
Kurtuluşa sürükledin mitinglerde
Bir kadının dilinden döküldün
Namus ırz diye
Bir avuç suda boğacak kadar düşmanı
Doldurdun insanları canı burnunda
Yahya’nın koluna girmedin mi son yolculukta
Veli’yi götürdün İstanbul sevdasına
Hem sevdayım dedin hem türkü
Sevda türküsüyüm diyemedin bir türlü
Kaç yüz milyon defa yazıldın kâğıtlara ve kadınlara
Şimdi bir ölümdü ayrılıktı diye
Yaklaşıyorsun bana
Kurtuluşum yok ama
Şimdi yazıyorum bende
Ölümdü ayrılıktı diye


Dursun Ali Duran

istanbul
12-12-2007, 10:27 AM
http://img114.imageshack.us/img114/7492/maof27in4hy.gif

Bu kent! Bu sokaklar!

Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar...

Ahh... Hâlâ esaretin altında bu kent...

Yarım bırakılmış bir besteydin sanki
hiç kimsenin bilmediği.
Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi...

Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu.
Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma.
Gün seninle başlıyor bu kentte...
Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım,
müziğim, çantam, saatim... Her şey sen oluyor birden.
Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen...

Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen...

Gözümdeki görüntü sen..

Yüreğimdeki gürültü sen...

Hâlâ esaretin altında bu kent,
burada yaşamak sen... Ve gün senle bitiyor elbet...

Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk hayalin!

Ve artık yordu yüreğimi melodin..

Yeter! Sonu gelmedi mi bu esaretin?

Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgi senin eserin,
Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
Ve kurduğum en güzel hayal sensin.

Gül bahçesinde geçse de ömrüm ,
Senin üstüne gül koklamam gülüm!
Seni koklamak olsa da ölüm ,
İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm

Ne zaman tutsam ellerini,
Gözlerimin önünden mevsimler geçer.
Ne zaman gözlerin gözlerime değse
Samanyolundan bir yıldız düşer...

Dünya unutursa dönmeyi,
Rüzgar unutursa esmeyi,
Aşıklar unutursa sevmeyi,
Belki o zaman unuturum seni

Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine,
gözlerin zamansız takılırsa,
kulakların zamansız deli gibi çınlarsa
bil ki bir yerlerde özlemişsindir

Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek,
Ve hayatın tadı sabah kalktığımda,
Senin varolduğunu bilmek... Semadaki tüm yıldızlar sönünce,
Gözlerinde gecenin yalnızlığını hissedince,
İçten içe muhtaç olunca bir dost sohbetine,
Unutma ki seni düşünen bir var bu şehirde....

Hayallere dalıp gitmem ben,
Çünkü tek hayalim sensin benim!
Hiçbirşey isteyemem ben
Çünkü birtek istediğim sensin benim.

Aşkınla sararıp solacak kadar,
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
seviyorum desem inanırmısın ?

Belki hatıralar unutulup gidecek,
Belki bu sevgier yok olup eriyecek,
Ama şunu unutma,
Bu kalp sonsuza dek seni sevecek...

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma...

Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam,
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarla sensiz yaşayamam... *Sen benim gözlerimde saf bir gerçek,
Yüreğime bahar getiren bir çiçeksin.
Sen bedenimdeki yumuşak kudret,
Gönül bahçemde uçuşan bir kelebeksin..

Hafif hafif çiseleyen yağmurda kalırsan;
Saçlarını okşayan her tanede
BENİ HATIRLA !

Bugünde yarın da yüreğin kadar yanındayım ,
Kendini yanlız hissettiğinde
elini yüreğine koy..
ben hep oradayım!!

Kimbilir hangi akşam
güneşle beraber bende söneceğim,
Kimbilir hangi ellerden
son suyumu içeceğim,
Belki göremeden öleceğim
fakat yinede seni
'EBEDiYEN SEVECEĞiM'

Sahiller dalgayı nasıl beklerse,
Gökyüzü mehtabı nasıl özlerse,
Kuru topraklar suya nasıl hasretse,
Sende benim hasretimsin...

Güller hep ellerinde açsın,
ama dikenleri batmasın.
Sevda hep seni bulsun,
ama seni yaralamasın.
Mutluluk hep yüreğine dolsun,
ama beni unutturmasın..

alıntı-

istanbul
12-12-2007, 10:28 AM
SİZLERİ ÇOK SEVİYORUMM

Nefertiti
13-12-2007, 01:02 PM
büyütürüm
Çiçekler açmadan daha
Kuşlar, çığlıklar, aşk nağmeleri
Her şey sana, anlasana
Uzun bir gecenin ardından
Şöyle bir yanıma güneşi salsana
Bir de güzel söz söyle, ben öleyim
Her şey sana, anlasana
Hüzün var gözlerinde, bak olmadı böyle
Gülücüklerden biraz borç alsana
Aç, susuz kapında özlemliyim
Her şey sana, anlasana
Cevabı bilsen, ah cevabı bilsen
Gecesi bitmez birine sorsana
Yüreğime katar katar sen taşıyorum
Her şey sana, anlasana
Aşk bu olsa gerek, gerçek bu
Acısı benim olsun, bal sana
Sen bir bile istemedin, ben bin verdim
Her şey sana, artık anlasana!

Alıntı

Nefertiti
13-12-2007, 01:11 PM
Bugün,
Dudaklarımdan dökülen kimsesizliğim,
Gülkurusu rengine boyandı.
Emprimeden tayyörünü üzerine geçirip,
Gıcırdayan sokak kapısına vardı diye sensizliğim.
Buluştuğu için gözlerim gözlerinle,
Baldan tatlı artık bal rengi akşamüstleri.
Yüreğimde tutunup kalmış hüzünlerimi,
“Uğurlar ola” diye savdım gitti başımdan.
Nemleniyor kirpiklerim gayrı mutluluktan mıdır?
Gücenmesin ama eldivenlerim.
Isınıyor ellerim, avuçlarında olduğundan mıdır ???


İpek Nemutlu

biricik
13-12-2007, 01:53 PM
SABAH ÇAYI
Ağır ağır yudumlarken sabah çayımı,
Hayalinle yansıdı güneşin kızıllığı.
Arıyordum ufuklarda kısrak tayımı,
Kumsalı yalarken dalgalar usuldan!

Palmiyeler sıralıydı sahil boyunca,
Şezlonglarda gecenin büyüsü,
Çılgınlıklar yaşanmışken doyunca;
Yokluğunda,seyri bile acı gelir fasıldan!

Olmalıydın yanımda bu kadarken arzulu
Sensiz hiç de hoş değil denizin havası,
Onlar neşeliydi, bendeyse hüzün dolu;
Gözlüyorum, geleceksin diye asıldan!


Abdullah Aytekin

biricik
13-12-2007, 01:54 PM
Bana geceyi anlatırmısın?


hani karanlık perde gibi kaplar ya yeryüzünü,
ıssızlık çöker yalnızlığının üzerine,
evsiz barksız dolaşırsın ya ara sokaklarda,
işte o zaman matem rengini almıştır.

bana geceyi anlatırmısın?

ıssız bir rıhtımda,
rüzgâr savurur ya saçlarını,
dalgalar vurur birer birer, aynı zamanda şaşmadan yüzüne,
irkilirsin birden, içini bir soğuk kaplar.

bana geceyi anlatırmısın?

çaresizlik içinde bir parkta,
metelik yok ya cebinde,
kimsesiz kalmışsın ve
bir damla akar gözünden,
çökersin bir bankın üzerine,
zamana dayanırsın.

bana geceyi anlatırmısın?

karanlık bir odada kalmışsın,
ve daha çok ufaksın,
anlam veremezsin yaşadıklarına
sadece ağlarsın.

bana geceyi anlatırmısın?

hafakanlar basar ya işte öyle!
dert ırmağına dalmışsın,
türkü sen, çalan kahpe felek olsun.

bana geceyi anlatırmısın?

kötü bir rüyadan kalkarsın,
saniyeler içinde akarsın,
derin bir oh çekip, yaşamadığına sevinip,
rahatça yatarsın.

bana geceyi anlatırmısın?
şafak vakti sökmeden, karanlık gitmeden.


CAN KAMİL

9 ŞUBAT
13-12-2007, 03:01 PM
üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu
anlam olmak için yeterince çıplaktın
şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini
hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:
ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin
cihangir’i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir
üsküdar’dan o rüyaya baktım: maviydin
bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım
uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
burada içimize yağacaktır, inandım, mavi
bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin
nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa
ona inanıyorum, beni hatırılamasa da, biliyorum
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini…

bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!

Nefertiti
14-12-2007, 09:44 AM
Ne bekliyorsun

Yollar mı
___Sevdiğine gittiğin
Özlem mi
__Dokunmak istediğin
Yarın mı?
__Düş dediğin

Ek şimdi özlemi yollara
Düş zamanı hasretten
Bir omuz başı değil miydi istediğin
İki dize sohbette
Sarıl gönlünce

Şimdi
Tam zamanı olmanın
Şimdi
Onunla (!)


‘’Odam kireçtir benim’’.
Terin ilaç olmalı...

Nurten Altınok

Nefertiti
14-12-2007, 09:49 AM
SİZLERİ ÇOK SEVİYORUMM


Bizde seniiiiii::p

istanbul
14-12-2007, 10:15 AM
bronzcum çok teşekkürler..sevgiler karşılıklı:)


Bir garip Orhan Veli
http://img.blogcu.com/uploads/sefertasi_bogaz.jpg


Bir garip Orhan Veli'yim
Urumeli Hisarında
Veya Nazım Hikmet'im, soğukta yakasını kaldırıp paltomun
'Seviyorum Seni' diyerek şiir okuyorum...
Ben bir garip Orhan Veli'yim
Urumeli Hisarında; tarifsiz kederler içinde
Veya Nazım Hikmet'im dünyanın en güzel sesinden
Dinliyorum en güzel şarkısını dünyanın
Ve Istanbul'u dinler gibi gözlerim kapalı;
Bir kız dinliyorum; Orhan Veli misali
Veya Nazım Hikmet gibi diyorum:
'Istanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldanan bir şeyler gibi seviyorum seni'
Tıpkı.. tıpkı 'yaşıyoruz çok şükür der gibi! ....'

alıntı

9 ŞUBAT
15-12-2007, 12:50 PM
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Vedat Türkali

yaraligonul
16-12-2007, 01:04 PM
TABUT


Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?







Necip Fazıl KISAKÜREK

esin_29
16-12-2007, 02:27 PM
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..?
Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor.
Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın..
Şimdi sis içinde bütün dünya.
Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın,
çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi,
içimden bir ağaç köküyle devrildi.
Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor.
Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor .
Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde.
Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim.
Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme.
Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.
Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen..
gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor.
Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor...

Geceler boyu sabahlayıp uğruna,
boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim..
Yüreğimden mühürlendim sana..
Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna..
Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

Yoksun, gittin, tek başına koydun...
Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek..
yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum
.

Nefertiti
16-12-2007, 04:33 PM
BENİ BAĞIŞLA, SENİ SEVİYORUM

Beni bağışla aşkım, aşkımı hoşgör artık

Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum.

Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim

Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş

Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk

Acını esirgeme benden, ko sarınsın yüreğim

Ko giyinsin, ko kuşansın, ko örtünsün. Sonra

Beni bağışla aşkım, beni hoş gör, seni seviyorum.

Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni,

Hiç mi hiç sevemezsen eğer

Acımı bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum.

Bana öyle eğri bakma, ırak durma ellerden

De, kuytuma çekilirim, de karanlığa kavuşurum

Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı

Sarıp sarmalarım, dürüp bükerim

O an yüzün eğ benden aşkım, kaçır benden

Beni hoşgör, beni bağışla, seni seviyorum

Gün gelir, hayalin erişir karanlık yiter

Meyil verirsin bana, gün gelir

Şimdi çaresizim, yalnızım, kolum kanadım kırık

Beni bağışla aşkım, beni hoşgör, seni seviyorum

Seni seviyorum, yüreğim mutluluk selinde

Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor

Gülme bu korkulu gidişime, gülme bağışla aşkım

Beni bağışla, beni hoşgör, seni seviyorum.


Rabindranath Tagore

Nefertiti
16-12-2007, 04:39 PM
dost
velhasıl,
işte böyle üstadım,
bulut yakıp
yağmur ağlatıyoruz
ıslanıyor toprak
her yer hamur

keşke,
olsa öyle
tarlada başak,
başakta urgan,
urganda adam
adamda yürektir
doğuramadığım

velhasıl
is gider
toprak kurur
ıslanır adamlığım
kenarları ellerin kokan
ve senden kalan
buğulu sabah simididir
ortası dost yüzü bekleyen
susamlı yalnızlığım

ibibikleri bilirsin
kumrular kadar
dosttur söze
ve
aklım ne zaman düşse
o
dumanlı yüze,
kristof kolomb kadar
şaşkın bakarım
her ize
ilk defa benim bulduğum
kıymetinden çok geç,
haberdar olduğum
yeni bir dünyaydı
sende kalan
çocukluğum

dur hele dur
böl şu simidi
erzincan tulumu değil ama
bir rize çayı
içimizde gülebilsin
ve
diyelim ki eylüle
dost nisandır,
baharı bekler dağların beyaz soluğu,
bir kardelen bunları
ne bilsin
cemreler oynar ezberinden
öz yeter ki kabuğunu kırsın
zemheri belki yengeç olur yeniden

böl dostum
şu ortası gözlerimin
zalım karasını
böl dostum
bir çelik çomakta bıraktığım
ellerimin yarasını
böl dostum
şu kaç mevsimdir ermeyen
gönül meyvasını
böl ki
susamları kuşlara verelim
böl ki
yalnızlığı ipe serelim 7
böl ki
yakalım bulutları
böl ki
ısınsın
ardında unuttuğun
çocuk ellerin
belki bir gazoz içeriz sonra
işte bak;
cebimdedir halâ çamurlu misketlerin


Alıntı

mavigece
17-12-2007, 12:46 AM
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!


Can Yücel

mavigece
17-12-2007, 12:50 AM
Sana
Kapamadım kalbimin kapısını
Gülüşlerini unutmadım
Sen Düşlerimde olmadan nefes alamam ki

Rüzgârın yön değiştirdiği yerdeyim şimdi
Sensizlikteyim
Dudaklarımı aralayıp
Hep söylediğim kelimelerdesin
Özlemlerimde, hasretimde, yalnızlığımdasın
Uykularımın en yorgun zamanlarında
Uyanıp ansızın gece yarıları
Yüzüme düşen sensizliğin hüznündesin
Unuttum sanma,
Ben nerde yaşıyorsam sen ordasın

Sana ne yazsam
Ve ne kadar anlatamasam dostlarıma
Bir o kadar büyürsün içimde
Ve bir o kadar gizemli

Nefertiti
17-12-2007, 09:59 PM
Nan Gibi

Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını
An gibi aklımdasın

Gelir geçer gemiler
Belki sende geçersin diye
Bir kumru konar her sabah pencereye
Bir miladı taşır gece bir yıldız
Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı
Hani sarılırsın kendine
Hani aklın karışır
Bu bir divaneliktir gönül aha alışır
Ömrüm bitse ne çıkar
Can gibi aklımdasın

Gündür bu geçer gider
Belki bir şey kalmaz sanırsın
Yani bir sabah uyandığında
Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın
Her şey başka olacaktır
Başka bir otobüs başka bir gazete
Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın
Bir şafak vakti açınca gözlerini
Bir merhabayla
Yeniden kurulacak dünya
Ve sen her şafak
Nan gibi aklımdasın

Bazen bir şey geçer içinden insanın
En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey
Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel
Fasulyenin tadı yoksa
Şarkılar yakmıyorsa içini
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay
Mahallenin en güzel kızına
Denizin tuzu
Yalnızlığın bahanesi yoksa
bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına
zannetmeki ölmek zor
ölmek kolay kolay da
kan gibi aklımdasın

bu da geçer
her sabah kanayacak değil ya
bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın
biraz da helvası bizim bakkalın
senden ayırdığım üç beş zeytin
otururum sofraya
her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın
bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum
ve nasıl becerdiysem kahrolmayı
öyle unuturum
ekmek gibi nan gibi aklımdasın

Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını
An gibi aklımdasın
An gibi aklımdasın
aklımdasın...


İbrahim Sadri

Nefertiti
17-12-2007, 10:05 PM
Acaba ..

Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan

Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
Kedilerden örülmüş bir semte
Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği
Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
Belki de genç bir şairden ödünç alınan.

Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
Azıcık vakit kalmış
Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar
Gövdenin yazgıya başkaldırması mı
Ruhi Beyin
Başkaldırması mı yoksa

Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
Vaktinde anlamanın sevinci mi
Ya da biraz geç kalmanın
O gereksiz tedirginliği mi
Hangisi

Ama belli ki sonundayız her şeyin
En sonunda......

Edip Cansever

vurguni
18-12-2007, 08:26 PM
İnsandan Gelenler Çekilmiyor,


İnsan sofrasında birliğe geldik
Çıkarın pis yüzü silinmiyor dost
Toprağa tohumu serpelim dedik
Bahar gelmeyince ekilmiyor dost

Emek verip yokluk hırkası giydik
İnsanı kâmile hep boyun eydik
Tanrıdan gelene eyvallah dedik
İnsandan gelenler çekilmiyor dost

Güneşten korkarız düşe yatarız
Hırsızı soysuzu elde tutarız
Karanlık dehlize düşüp gideriz
Işık sızmayınca çıkılmıyor dost

Yoksullukla yüklü fakir çıkını
Sırlamış gidiyor herkes ırkını
Çok derinden kazmış zalim kökünü
Halklar bir olmadan sökülmüyor dost

Vurguni’yim oldum divane gezen
İnsandır insanı kahredip ezen
Yıkılası demek, le kötü düzen
Kavga verilmeden yıkılmıyor dost


abdullah oral

vurguni
18-12-2007, 08:29 PM
Duy Sesimi Ey Hayat


Uzak düşlere yükleyip sevdamı
Nereye böyle ey hayat
Avuntu bir ömrün sadakatine vurulmuşum
Kum saatini durdurmadan
Söyle nereye böyle.........
Söndürmeden-
Tenimde yaktığın özlem yangınını

Gülün içimdeki yansıması düşüyor aklıma
Gözyaşlarına dokuna bilir mi?
Sudaki kırılmalar.
Kaçamak bakışlara sarılmayan kol kırık

Öpmek zor-
Bir nefes gibi seni çekip gözlerime
Yüreğimin atışlarını dinle gör-
Ne kadar sensin.
Haydi, sıyrıl içindeki kalıplardan ey hayat.

Yağmur ol yağ toprağıma
Küme bulutlarımda sağanakları yaşa
Kon dudaklarıma kar tanesi gibi
Duy yüreğimin dokunuşlarını.
Duy sesimi ey hayat.


Abdullah Oral

9 ŞUBAT
21-12-2007, 02:43 PM
Bayram sabahında şafak sökmeden,
Kaldırır insanı gurbette bayram.
Herkes sılasına doğru giderken,
Soldurur insanı gürbette bayram.

Dostlar kucaklaşır, öpülür eller,
Bir selam getirmez sıladan yeller,
Garip diyarıdır şu gurbet eller,
Çürütür insanı gurbette bayram.

Bayram günlerinde kanar yaralar,
Yollara bakarak ağlar analar,
Garibin halinden garipler anlar,
Çürütür insanı gurbette bayram.

Taş yürekli dağlar kesti yolumu,
Kimselere diyemezdim halimi,
Şu sıla hasreti çözdü dilimi,
Söyletir insanı gurbette bayram.

Akşam oldu gün ufuktan aşıyor,
Hüzün damla damla kalbe düşüyor,
Kurtlar kuşlar bile bayramlaşıyor,
Ağlatır insanı gurbette bayram.

9 ŞUBAT
21-12-2007, 02:45 PM
Dostları Olmalı İnsanın
Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.
Oğuzkan Bölükbaşı

Nefertiti
21-12-2007, 11:55 PM
KİM SUSTURABİLİR

Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim?
Biz ki bu hasreti,
Semahların seyrinden alıp gelmişiz,
Biz ki onu sitemkar anaların
Kirpiğinden derlemişiz;
Süzülsün de acının derin izler bıraktığı
Gül yanaklardan,
Yere dökülsün istememişiz!

Bizim türkümüzü rüzgâr söyler her gece
Ay vurdukça parıldar,
Gün doğdukça hız alır.
Nevruz ateşleriyle sağaltarak
Çırpınan yarasını,
Can havliyle, kardaş,
Kan içinde bir kartal gibi,
Vadilere saldırır!

Türkülere ilişmeyin!
Türküler nehirdir, gecenin bağrına akar.
Fazla eşelemeyin kardaş,
Taşınca ne siperler kalır,
Ne dev barikatlar.
Deşmeyin diyorum... deşmeyin!..

Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim?
Biz ki nice amansız badirelerde,
Serden geçmişiz.
Biz ki, ilmikler boynumuza takılıyken bile
Türkü söylemişiz.
Sonra ırmak boylarında gövertip,
Körpe otların serinliğinde,
Dağlara emanet etmişiz!

Biz ki her yangının külünden,
Diri canlar yaratmışız.
Biz ki mazlumların defterine
Kanlı resimlerle sıralanmışız.
Banaz yaylasından Kerbela'ya
Kar götürsün turnalar!
Ölürüz sanma kardaş,
Dostun attığı gülden yaralanmışız...

Türküleri dövmeyin!..
Türküler gökyüzüdür, karanlığa yıldızlar çakar..
Üstümüze gelmeyin kardaş,
Namuslu bir delikanlının
Alnında kavga ışıldar!
İncitmeyin diyorum... incitmeyin!..

Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim?
Biz ki Karacaoğlan'ı aşkla,
Veysel'i toprakla yüceltmişiz...
Biz ki Köroğlu'nun narasıyla nice beyleri
Yere çökertmişiz!
Yine de masum bir bebek gibi,
Avuç-avuç sevdamızı,
Kalanlara vasiyet etmişiz...

Adam dediğin, sapına kadar yiğit olmalı,
Ne karıncayı incitmeli,
Ne de ozanları yakmalı...
Öyle sansar gibi pusu kurup
Punduna getirmek de neymiş?
Adam dediğin, kardaş,
Yüreği varsa eğer,
Getirip ortaya koymalı!..

Türküleri yakmayın!..
Türküler çiçektir, en umutsuz zamanlarda açar.
Kavgayı uzatmayın kardaş,
Yüzyıllardır tuz döke-döke
Çürüdü bu yaralar,
Kanatmayın diyorum... kanatmayın!..

Yusuf Hayaloğlu

Nefertiti
21-12-2007, 11:58 PM
Ah! mümkün olsa acıdan sevinç
sevinçten umut yapardım bölüp yüreğimi acılara
dünyadaki bütün çocuklara
sevgi satardım…

Ah! mümkün olsa
rüzgar olur eserdim bozkırlarda
dağ - bayır dolaşır,
usulca odalarına sızardım
çocukların...
üstlerini örter, alınlarından öper
sonra bir masal anlatır
usulca çekip giderdim...

Ah! Mümkün olsa
ağaç olurdum bozkırda
yeşerip her bahar
her yaz meyve verirdim çocuklara
sonra döküp yapraklarımı sonbaharda
rüzgarlarla savrulup giderdim…

Ah! mümkün olsa
ulu bir çınar olur,
baharı yaşardım dört mevsim.
yağmurlarla saçlarımı yıkar,
rüzgarlarla kurulardım…
sevgiden bir elbise giyip,
çocukları kucaklardım her kış!..

Ah! mümkün olsa
soğuk bir pınar olur
su verirdim bağrı yanmışlara
kinleri, kötülükleri siler
sevgiyle yıkardım yürekleri
akıp giderdim diyar diyar…

Ah! Mümkün olsa
toprak olur,
buğday yetiştirirdim bağrımda
gül olur açardım bağ - bahçe
yeryüzüne salardım kokumu…
yağmurun yağmadığı ülkelere
billurdan damlalar dökerdim gözlerimden…

Ah! mümkün olsa
dünyayı bir balon gibi çocuklara verirdim
güneş olur yeniden doğardım her sabah
masal olur rüyalar süslerdim
sevgi olur,
şefkatle kucaklardım çocukları
ağlatmazdım anaları…

Ah! mümkün olsa
savaştan barış
barıştan insan yapardım
acıdan sevinç
sevinçten umut
umuttan dostluk yapardım
kurşun yerine çocuklara
her sabah şiir atardım…

Nuri CAN

istanbul
22-12-2007, 10:18 AM
İzmir'im aşkımıza uyanmakta
Sabah olmuş, İzmir’de gün ışıldamakta
Günün ilk pırıltıları körfezden su içme telaşında
İmbat doğan günü özlemle selamlamakta
Sen bir tanem hala derin uykulardasın kollarımda

Aşkım uyansana, İzmir’de gün doğmakta.
Aşkım, baksana İzmir aşkımıza uyanmakta.

İzmir’im, bir düş şehrisin şimdi şu manzaranla
Karşımda duruyorsun İzmir, kollarımda ise aşkım yatmakta
İzmir’im ve Aşkım hala mahmur,
İki sevdiğim de hala derin uykularda

Aşkım uyansana, İzmir’de gün doğmakta.
Aşkım, baksana İzmir aşkımıza uyanmakta.

Güzelleri ve güzellikleri dillere destan Smyrna
Kıskandın mı aşkımı, hadi durma öyle mahzun; söyle bana
Sen ki her ikimizi de besledin koynunda yıllarca
Unuttun mu yoksa,
Sendin cazibenle rehberlik eden aşkımıza
Sendin beni kavuşturan beklediğim bu aşka


Ahhhhh ilk aşkım İzmir’im
Palmiyeleri altında kendimi aşka vurduğum
Kordon’unda aşkımla kadeh kaldırdığım,
Karşıyaka’da İzmir’in güllerini kokladığım
Bostanlı’sını başımda kara sevdayla adım adım arşınladığım
Sen değil miydin İzmir’im, haydi cevaplasana

Kıskanma hırçın amazonum, sakın mahzun olma
İnan senin kalbimdeki yerin bambaşka
Ama kollarımda aşkım var,
İzin ver de ne olur yaşayayım onu doya doya
Canım İzmir, kalbimdeki ilk yerini kaptırıverdin ona

Hırçın savaşçı dilber. Amazonların kraliçesi.
Tanrıça bakışlım, iyot kokulum.
Her gün aşık olduğum.
Karşımda sen; ilk sevdam,
kollarımda ise kalbimin sahibi yatmakta.
Haydi Sende silkinip uyan. Gücenme, darılma bana
Canım İzmir'im, aşkıma şahit ol, tüm güzelliğini ser yollarıma

Aşkım, hadi uyansana..... aç gözlerini de bak İzmir de gün doğmakta
Aşkım baksana, İzmir aşkımıza şahit,
Sanki bizlere mutlu mutlu göz kırpmakta,
Uyan hadi aşkım, uyan ve sarıl bana
Sarıl ki buu şahane manzaranın tadına
Varayım kollarında


Hülya Öner Karadayı

9 ŞUBAT
22-12-2007, 01:16 PM
Mister Dallas,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara'da 23 sente,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan
erkek,
ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeye, öldürülmeye hazır;
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı,
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz,
(her kaba uymak meselesi)
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla Mister Dallas,
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden
İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut,
bir çift ıskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var Mister dallas,
herhalde bunu sizden gizlediler.
Size yirmi üç sente sattıkları asker,
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak,
mevcuttu,
tuhafınıza gidecek,
mevcuttu
hem de çoktan mı çoktan
daha sizin devletin adı bile konmadan.
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela Mister Dallas,
yeller eserken yerinde sizin New York'un,
kurşun kubbeler kurdu o,
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
Halı dokur gibi yonttu mermeri
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var Dallas,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek
ve yarin yanağından gayri her yerde,
her şeyde,
hep beraber
diyebilmek için,
yürüdü peşince Bedrettin'in;
O, tornacı Hasan, köylü Memet, öğretmen Ali'dir,
Kaya gibi yumruğunun son ustalığı,
922 yılı 9 Eylül'üdür.
Dedim ya, Mister Dallas,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
Ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın,
yarın çok pahalıya mal olursa size
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.

16.07.1953

Nazım Hikmet Ran

esin_29
22-12-2007, 01:57 PM
Ah… çocuk!
vakitsiz açan ,bir çicçek tarlası gibi yüreğin
Beyaz kardelenler, sarı papatyalar
Bükmüş boyunlarını ip - ince boynundan
Güneşe bakıyorlar...

Her iç çekişte
Dünyanın bütün çiçekleri kanamada
Bütün kuşları havalanmada
Umudun evi yok, sevincin adresi
Neylersin çocuk...

ah…. çocuk!
vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
baharı mujdelesin yarınlara

Mümkünü yok artık, gittiğim her yere
Soluk yüzünü taşıyacağım
Ve seni her düşündüğümde
Çağımın utancını yaşayacağım ah! Çocuk

Nefertiti
22-12-2007, 10:56 PM
dünden kalan sıkıntı


Bugün içimde bir sıkıtı var dünden kalan

Ne bugünün tadı kalmış gönlümde

Nede yarının uslanmaz heyecanı yüreğimde

öylesine bir hayat taşımanın hevesiyle



Yollara bakıyorum sessizce

Bugün içimde bir sıkıntı var dünden kalan

Güneşin kızıllığı vurmuş gözlerime

ufkun derin izleri sarmış her yeri

gördüğüm süratler de kim

bende kimim?

Soruyorum Sonbaharın gelişine



Bugün içimde bir sıkıntı var dünden kalan

Kuşlar bir başka uçuyor derinlerde

Deniz bir başka dalgalanıyor sahillerde

Karanlık başka bir karanlık gecenin içinde

bir bulut gibi kaplıyor bütün bedenleri gizlice



Bugün içimde bir sıkıntı var dünden kalan

Anlatılmamış bir hikâyenin

söylenmiş bir şarkının

aldatılmamış bir yüreğin

hevesi ile yanmamın çekilmez acısı

aşk gibi

kavga gibi

sarmış yüreğimi

verem nöbetleri gibi



Bugün içimde bir sıkıntı var dünden kalan

Dışarıdaysa hafif bir yağmur

Bir arkadaş edasıyla yağıyor

Yağıyor sis kaplı caddelere

Yağıyor yavaş yavaş

Yağıyor yüreğime yüreğime...

murat saydam

Nefertiti
23-12-2007, 09:40 AM
Ibrahim Sadri - Adam Gibi
http://www.youtube.com/watch?v=LKs7C2boadM&feature=related

Nefertiti
23-12-2007, 02:44 PM
Yusuf Hayaloglu - Istanbul acilar kralicesi

http://www.youtube.com/watch?v=nYPAAGaMCMU

9 ŞUBAT
23-12-2007, 06:27 PM
Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık
Yağmurlu güvertedeki türküm
Sana yaklaşmaya vesiledir
Yoksa canım, seni unutmak için değil.
Senden sonra ancak anlaşılır
İnsanoğluna öğretilen yalanlar.
Senden sonra anlaşılır ancak
Boşluğu herşeyin.
Seninle beraberdir dolu kadehler
Şaraplar seninle aziz
Cigaralar seninle tüter
Ocaklar seninle yanar
Yemekler seninle yenir.

Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
Senden bahis açılmaya vesiledir.
Kınalıada, vapur, deniz, yunus
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
Niye böyle oldu
Neden kitapları severdim?
Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
Burada senin doğduğun bana malumdur
Yoksa sever miydim minareleri
Süleymaniye´yi?
Sen gavur olduğun halde.

Sait Faik Abasıyanık

Nefertiti
23-12-2007, 11:35 PM
ibrahim sadri -öylesine sevmiştim

http://www.youtube.com/watch?v=Pa0Z8zwBaNo

mavigece
24-12-2007, 01:41 AM
GELECEĞİM BAZEN , UYKUDAYKEN SEN

Geleceğim bazen , uykudayken sen

Beklenmedik uzak bir konuk gibi
Sokakta bir başıma koyma beni
Kapıyı sürgüleme üstümden.

Usulca girecek bir yere ilişeceğim
Bir zaman , karanlıkta , bakacağım yüzüne
Görüntün doyasıya dolunca gözlerime
Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim...

NİKOLA VAPTSAROV

mavigece
24-12-2007, 01:45 AM
Tahir'le Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu kefe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet

mavigece
24-12-2007, 01:46 AM
Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar.
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini,
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten.
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar.
Boşanır keder zincirlerinden
Sular, tersin tersin akar.
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar.
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken.
Çünkü, hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını.
Severken hiçbir böcek,
Hiç bir kuş yalnız değildir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.


Ataol Behramoğlu

Nefertiti
24-12-2007, 12:02 PM
uğur arslan
http://www.youtube.com/watch?v=PcSeQIbjbSQ&feature=related

9 ŞUBAT
24-12-2007, 12:20 PM
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım...

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Fabrika düdükleri ötmededir

Turgut Uyar

Nefertiti
25-12-2007, 09:27 AM
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
.....Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
.....Bir o yana
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
.....Yitirmiş öpücükleri,

Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır

Üşüyorum, kapama gözlerini...

AHMED ARİF

Nefertiti
25-12-2007, 05:31 PM
Yüreğim Dağlarda Kaldı

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
uzanıp çimenlerin üstüne
şiirler okumalıydık mavi ırmaklara
öpüp güneşi alnından sevdiğimizin
sisler aralanınca çekip gitmeliydik

şimdi bir dağ başında olmalıydık seninle
oturup bir gönül sofrasına,
dostluğa kadehler kaldırıp
içimizdeki yangını bölüşmeliydik
bir pınarın soğuk buğusuna daldırıp ağzımızı,
çatlayan dudaklarımızla hayatı öpmeliydik
sular aydınlanınca çekip gitmeliydik

bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
türküler söylemeliydik esen yellere
unutup acıyı, ayrılığı, gurbeti
hasreti içimizin yangınına gömmeliydik
kapılar kapanınca karanlığa
yollar aydınlanınca çekip gitmelidik

bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
ıssızda bağrını döven bir ırmak gibi
dizleri kanamış bir çocuk gibi doyasıya ağlamalıydık
çıkarsız dostluklar, kirlenmemiş sevgiler
ve dünyadaki tüm güzel şeyler adına
çirkinliklere, çirkefliklere dayanmalıydık
obalar sıralanınca karşı sırtlara
gün aydınlanınca çekip gitmeliydik

sen gülünce ne güzelde gülümserdi beyaz gül
nasıl da sevinçle gelirdi dağlara bahar
dallar tomurcuklanır, kuşlar öter, sular çağıldar
muştular bölüşmeye koşardı ardından çocuklar

bir kervan alıp giderdi başını bilinmeyen diyarlara

şimdi ne yana baksam gözlerin doluyor usuma ah
gelincikleri okşuyor ellerin
gülüşün ki, çiçeklerin bir başka adıydı karlı yamaçlarda
yitik bir mevsimin kıyısında kaldı anılarımız
savrulmuş ömrümüzün her yaprağında bir şiir sarardı

şimdi yoksun, rüzgarlar seni üşür, türküler seni söyler
her bahar gelişinde bir çiçek büker boynunu
bir menekşede açar gözlerin
büyür yüreğimin kıvrımlarında
sular ağıtlarla çağlayıp gider


şimdi hangi ırmak soğutur yürek yangınımı
hangi dağ bölüşür acımı, hangi pınar, hangi bahar
efkarımı hangi rüzgar dindirir
ırmağım sendin pınarım sen, dağım rüzgarım sen, baharım sen

Nui CAN

esin_29
25-12-2007, 05:48 PM
Sözlerim vardı senin bilmediğin gizli köşelerde söylediğim sözlerim.
Harflerim vardı yoluna halı gibi döşediğim..
Cümleler vardı senli cümlelerim..
Kelimelerim vardı sen olan kelimelerim.
Sıfatlarım vardı seni yüklediğim, öznelerim vardın senle başlayan,
Yüklemlerim vardı senle biten.
Sen bilmesende seni anlatan bir sürü dizelerim,mısralarım vardı...
İşte ben seni böyle sevdim sevgilim senden habersiz,
Seni sana anlatarak sevdim, her şeye seni katarak sevdim..!!

mavigece
26-12-2007, 02:58 AM
Farkında Olmadan...
Nasıl oldu anlayamadım aslında
Bir anda buldum kalbimi avuçlarında
Mutluluk gözlerindeydi sanki
Bu kadar kolay mıydı yaktın bakışlarınla

Farkında olmadan geldin girdin hayatıma
Tenine dokunmadan aşık ettin bir bakışınla
Farkında olmadan geldin girdin hayatıma
Bir bakışınla aşık ettin beni sana

Gözlerin neden hapis gök yüzüne
Neden tüm güzellikler sende
Gülüşün neden ateşten büyüyor.
Bak eriyorum mum gibi seninle

Farkında olmadan geldin girdin hayatıma
Tenine dokunmadan asık ettin bir bakışınla
Farkında olmadan geldin girdin hayatıma
Bir bakışınla değişti tüm dünyam...

esin_29
26-12-2007, 07:14 PM
Şimdi anladım bu şehrin neden bu kadar karanlık
ve sokakların neden bukadar ıssız olduğunu
bu şehirdesin bu gece yıldızlar bişbaşka ışıltı saçıyor sessiz sokaklar
şarkı söylüyor sanki.
Bu gece
içim içime sığmıyor geri döndün bu şehirdesin
her taraf yemyeşil el ele tutuşmuş volta atan sevgililer geldin geri
döndün özleminle yanan bu kalbime su serptin hayata bağladın beni yeniden
içimde solmuş mutluluk tomurcuklarını yeşerttin baştan
kulağımda senin mırıldanışın.
Gökyüzündeki yıldızım geri dönmüş
Seni düşlerimde görme ümidiyle dalamcam uykuların en derinine ve sabah
seninle gözgöze gelme umuduyla bakacam yeni günün doğuşuna
ve artık buğulu gözlerim gülecek yeni günün doğuşuyla
Geri döndün bitanem bu şehirdesin...

atomcekirdegi
26-12-2007, 10:42 PM
"Bazen hüzünse yaşamak, gölgenin hüznüme düştüğü yerdeyim..."

Parmak uçlarımdan kağıda sızan susup, yuttuğum iç çekişlerim. Sensizken sessizim ki yokluğunda bütün seslerim ıpıssız. Dilimin darağacında kurşuna dizdiğim cümleler senin, sustum, sustuğum bütün kelimelerden seni kustum. Boynu bükük paragraflar dizdim kağıtlara, yetim kalmış mısralar karaladım. Satır satır seni kanadım, elim yüzüm kıpkızıl, anlatmak istedim ayrılığa çıktı bütün kelimelerim...

Sen -di li geçmiş zamanım...
Başımda avuçlarım, avuçlarımda aklım içinden seni ayıkladım, içime terledi gözyaşlarım, yutkun(a)madım. Yüzüme vurdu yalnızlığımı yüreğim, kırıldım, kırıldıkça kırka yarıldım, topladım senden kalan kırk parça kırığımı yerine yamadım. Aklımdan ayıkladığım senimi yanıma aldım, ne soğuk işledi içime, ne yağmurdan ıslandım, Ay'ın aydınlatamadığı sokakları bir bir adımladım. Kaldırım taşlarıyla oyun oynadım ;

"seviyor-sevmiyor"
"özlüyor-özlemiyor"
"dönecek-dönmeyecek"

dönmeyeceğini söyleyen dönemeçte meyhaneye rastladım. Kapıyı araladım, şöyle gözden uzağa iki kişilik bir masa ayarladım. Her yerimden çıkarıp seni karşıma aldım. Bir kadeh sana, bir kadeh bana rakıyı ısmarladım;

içtim - seviyor
içtim - sevmiyor
içtim - özlüyor
içtim - özlemiyor
içtim - dönecek
içtim - dönmeyecek

her yudumda biraz daha arttı hasretin özlemin gözümden aktı, ağladım.

ağladım-bağırdım
bağırdım-ağladım

bütün şarkıları sana adadım;
Durma haydi şöyle derinden çal kemancı
" hangi kapıyı çalsam, elimde buruk acı"
Dilim lal oldu karşında konuşamadım, sustum, sustuğum her kelimeden ayrılık kustum;

"Ben artık en hazin şarkıların güftesindeyim
idama mahkum edildi bu yürek yine
kalemi kırık bir aşkın son demindeyim..."
Bir yanımı efkar bastı, öbür yanım zaten sarhoş. Hayaline daldı gözüm, ayır(a)madım.

Ayrılığın hesabını ödeyip usulca masadan kalktım, kolumu yavaşça koluna taktım.
Aydınlanmamış ıslak sokaklarda sabaha bir adım daha yaklaştım. Her adımda sen,
her adım sen, adım sen, sen, bomboş kaldırımlarda bir sen bir de ben.

YAĞMURR
26-12-2007, 11:04 PM
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrilik

--------------------------------------------------------------------------------

resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI

YAĞMURR
26-12-2007, 11:18 PM
SAKLA YAMALARINI KALBİM

ne gül
ne yarın!

gül,
küle karılmış günlerin tortusunda
yarın,
vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim...

insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim...

kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma...

YILMAZ ODABAŞI

Nefertiti
27-12-2007, 09:13 AM
AKŞAM ERKEN İNER

Akşam erken iner mahpusaneye.
Ejderha olsan kar etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.

Akşam erken iner mahpusaneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe.
Karşıda, duvar dibinde,
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekşe...

Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut, dalda kaysı.
Başlar koymağa hapislik.
Karanlık can sıkıntısı...
"Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,
Bense volta'dayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
Gülünç, acemi, çocuksu...

Vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada,
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki,
Geçer süngüler namluya.
Başlar gece devriyesi jandarmaların...

Hırsla çakarım kibriti,
İlk nefeste yarılanır cıgaram,
Bir duman, kendimi öldüresiye.
Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
Ama akşam erken iniyor mahpusaneye.
Ve dışarda delikanlı bir bahar,
Seviyorum seni,
Çıldırasıya

AHMED ARİF

Nefertiti
27-12-2007, 09:19 AM
HABERİN VAR MI TAŞ DUVAR?

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..

AHMED ARİF

Nefertiti
27-12-2007, 12:24 PM
BEDİRHAN GOKCE-BEYZA

http://www.youtube.com/watch?v=PxdHgkSfbBc

esin_29
27-12-2007, 05:47 PM
Dört duvar arasına hapis olmuş yüreğim...
Düşünüyorum...!!
Düşündükçe dalıyorum derinlere..
Yürüyorum tek başıma bakıyorum kalabalığa..
Bir telaş bir koşuşturma ..
Düşünüyorum neden bu telaş,koşuşturma..?
Dertleri farklı farklı kimbilir..!!
Değil mi bir avuç mutluluk için umudumuz..?
Yine kendimle başbaşayım..
Kalabalık içinde ama yalnızım..
Ne bir dost ne bir sevgili,
Anladım ki...
Kalabalık içinde yalnızmışım meğer...!!!


Bu şiir benim yorumlarınızı beklerim..

Nefertiti
28-12-2007, 02:06 PM
Fatih Kısaparmak...........
http://www.youtube.com/watch?v=PsE8LC3sH9s&feature=related

esin_29
28-12-2007, 06:55 PM
Geldiğin gün gideceğin günün habercisi..
gibiydi bazen,
ama sen hiç gitmedin yada gidemedin.
Aklımda kalan tek soru "gidemiyişinin
sebebi ben miydim?"
Ben ve Sen hiç bitmedi bu kelimelerin
sonu,
Ne yaşadığını Bilmemekti bu...
Ne yaşadığımı bilmeden yaşadım seninle,
hem de dolu dolu.
Yaralarımı kapatan bir sihir vardı sanki
bakışlarında.
Hem yaralanıyordum gözlerinle,
hem şifa buluyordum.
Benzerfi yoktu bu yaşama tarzının,
Ne yaşadığını bilmemekti bu...
Bir dost olurdun sen ;
sonu bitmeyen kelimeleri yorgunluğunu
saklayarak dinlerdin,
ağırlaştığında başım omuzlarını bulurdum
kendimi,
her sustuğumda hayata ilk hecem sen
olurdun.
Ne zaman bir gülücük bulsam sokakta sana
koşardım,
bir ağlayış senden habersiz.
Ellerim saçlarında şiir olurdu sen sen susardın.

Yüreğim hiç susmazdı sevdaların inadına.
Korkardım yinede yüreğimin sesini
duymadan.
O kadar yakınken bu kadar uzak olmak
sana.
Ben ne yaşadım seninle...?

istanbul
28-12-2007, 08:15 PM
Aşkın Büyüsü

Geceleri kopar, gönüllerde fırtınalar,
Yelkovan akrebi sensiz geceye kovalar,
Işıl gözlerden yaşlar mütemadiyen akar,
Sensizliğin acısı titretir uzaklardan...

Aşkın büyüsü denir, sevginin gerçeğine,
Girilmez ki canım sevginin derinliğine,
Aşkı can parçasıyla gece gündüz yaşarken,
Sevgilinin sözleri duyulur dudaklardan...

Aşkın cazibesi saklı kalmasın kalplerde,
Gönüller boşuna sevda matemi tutmasın,
Aşkın iksiriyle tanışsın zevkle bedenler,
Cennetin ışıltısı gelsin yüce ruhlardan...

Değmesin, aşk mabudeme başka kulun eli,
Ömür geçse de, bitmez bu sevdanın bedeli,
Ödemek kolay değil, aramızda canlar var,
Hasretin damlası dökülür o yanaklardan...

Alınyazısı deyip geçilir, çoğu zaman,
Yansan da, kavrulsan da, hiç değiştiremezsin.
Mahşere dek sürecek denir, dillerde her an,
Vuslatın uğultusu çınlar o kulaklardan...

Kaderimse çekerim denir, geçiştirilir.
Gönüllerde, umut çiçekleri soldurulur.
Başka bahara saklanır, bir kaçış sanılır.
Anıların sancısı, çıkar elbet ahlardan...

Bir daha yaşadıkça hayır denilmeyecek,
Sevgi dünyası hazırlanır, engin düşlerde.
Gönül bahçesinde diz çökülüp, yalvarılır,
Göz yaşların sel olur, gider hatıralardan...

Ne umutlar besler, can verir gibi seversin,
Canandan Mecnun olup, muradını istersin.
Leyla olur kalpler, hasretin kemeri takılır,
Sevdanın efsane olduğu o duvarlardan...

Mevla’nın verdiğini yaşamazsa gönüller,
Mevlana’da feyizle sema yapsa da eller.
Yunus dergahında kırk yıl sabır da çekseler,
Ahiretin kararı silinmez vicdanlardan...

Ulu cami çeşmesinden yeminle içildi,
Canana varınca, sözler boğaza dizildi,
Mahşere dek çekilecekler, alna yazıldı,
Umudun kısmet dendiği, kara yazgılardan...

Her şeyin en güzeli, hayırlı olanıdır.
Sarmaşık bile, güle aşık olup dolanır.
Bir ot kadar arzulu olamıyorsa kalpler,
Yaşananların aynısı, çalar şarkılardan...

Sevgiler yaşanmazsa, kalbe kıvılcım düşer,
Tatlı huzur hayali, gözyaşlarıyla söner,
Yürekte yaşatmak için yeminler edilir,
Bedenin bitişiyle, serpilir topraklardan...

Kullar hakkını, ne kadar da helal etseler,
Viran olmuş gülistana, rahmet de serpseler,
Sırat köprüsünde, hesabı sorulur elbet,
Ruhların merhametiyle kurtulur haklardan...

alıntı-

mavigece
30-12-2007, 03:55 AM
“Bazen yıldızları süpürürsün farkında olmadan
Güneş kucağındadır bilemezsin
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Ciğerinde kuruludur orkestra duymazsın
Uçar-gider koşsan da tutamazsın”
William Shakespeare

mavigece
30-12-2007, 05:17 AM
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel

mavigece
30-12-2007, 05:19 AM
Kovalamayın beni yatağa
Hiç uykum yok
Daha lafınıza karışacağım
Ortalığı dağıtacağım
Televizyonu kapatacağım
Ayçiçeği resmi yapacağım daha
Başparmağıma şiir okuyacağım
Islık çalacağım

Can Yücel

istanbul
30-12-2007, 09:04 AM
http://www.rehberist.com/images/istanbul.jpg

Saçlarını dağıtır rüzgar
Yedi tepe üzerinden
Hatıralar tarihin küllerini savurur
Kadın gibi kısrak gibi sarılayım gel ince beline
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından
Tüketilmiş yaşanmamış hediyelik hayatlar..
Ah bu evler pencereler, bu kapılar sokaklar..
Hüzün gibi, sevinç gibi, eskitilmiş zamanlar
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından
Minareler uzanmış gökyüzüne bağırır
Kara sevda nerelerden yüreğimi çağırır
Dua gibi, büyü gibi, ezberledim hasretini
Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından....

esin_29
30-12-2007, 09:41 AM
Sustum...!
Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...!
Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin...
İçimdeki volkanları boğarak sustum...!
Açmadım kimselere yüreğimi...!
Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum...!
Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum...!
Bir ah sürüp dudaklarıma...
Ne kadar susulacaksa, o kadar sustum !!!

9 ŞUBAT
01-01-2008, 10:10 AM
Bu rakıyı diyorum Cemal abi
bu rakıyı içmek seninle
Kars'a gitmek gibiydi

Senin şiirinde diyorum Cemal abi
rakı uzun içilirdi
Kars'a uzun gidilirdi

Senden sonra diyorum Cemal abi
Kars'a şiir gitmiyor
Kars kısa, rakı tatsız
senden sonra şiirde
her şey dibe çöküyor
anla, öyle yalnızız

Haydar Ergülen

Hiç
01-01-2008, 11:14 AM
Bu rakıyı diyorum Cemal abi
bu rakıyı içmek seninle
Kars'a gitmek gibiydi

Senin şiirinde diyorum Cemal abi
rakı uzun içilirdi
Kars'a uzun gidilirdi

Senden sonra diyorum Cemal abi
Kars'a şiir gitmiyor
Kars kısa, rakı tatsız
senden sonra şiirde
her şey dibe çöküyor
anla, öyle yalnızız

Haydar Ergülen


kars a dair bir şiir ne güzel :)

soguk kentin sıcak insanlarıyız...

9 ŞUBAT
01-01-2008, 12:12 PM
Birak haydi aglamayi,
Biraz sabret, sabret gülüm.
Geldi iste bahar ayi,
Biraz sabret, sabret gülüm.

Çökünce üstüne hüzün,
Geceye döner gündüzün,
Güler elbet bir gün yüzün,
Biraz sabret, sabret gülüm.

Sudur ki, sözün kisasi,
Her seyin var bir sirasi,
Bulunur derdin devâsi,
Biraz sabret, sabret gülüm.

Yagmur yagar, dolu yagar,
Mutsuzlugu umut bogar,
Gün dogmadan neler dogar,
Biraz sabret, sabret gülüm.

Mümtaz Beğen

esin_29
01-01-2008, 02:29 PM
Hüznün rengi gidişinin ayak sesleridir..!!
Gözlerim siyaha boyar baktığı her yeri
Günahlarım, sevaplarım, yalanlarım, dualarım,
Kalbimin sokaklarıdır içinde sen akan damarlarım.
Sabahlarımın ilk tangosunu başlatır tenimdeki nefesin.
Tehlikeli ve sonsuz mavidir her yerin..
Mevsimler değişir gece sabaha dönene dek..
Çarşı kalabalığında kaybolan çocuğun korkusudur,
Omuzunda yatan başı..
Bütün dillerde dua başlar içimden tanrıya.
Şiirlerimi adarım deniz akar yatağıma
Karanlığım kararlığım sırrım sığınağımsın yar;
Bir yüzü yalanken hayatın..
Aydınlığımsın yar,
Yar yaramsın,
Sızım sızım kanarım sana ben
Yanarım...
Mumların sıcak damarlarıdır gözyaşlarım
ağlarım..!!

Nefertiti
01-01-2008, 11:01 PM
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar...

Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...

Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.

Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...

Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.

Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...


Cezmi Ersöz

esin_29
02-01-2008, 07:15 PM
Yüreğimde bir hançer yarası var..
Seni gördükçe seni düşündükçe acıyan bir yara.!!
Çok uzaklarda olsanda seni sevmem imkansız değil
Sadece sana kavuşmak çok zor..
Öyle bir sevgi ki bu sen olmasanda var
İçimde yaşayan benimle büyüyen benim yarattığım.
Ve benimle yok olacak ama kimsenin bilmeyeceği bir sevgi
Senin beni sevebilme ihtimalin bile yok,
Ama yinde ben seni çok seviyorum..
Bu sevgi beni yalnızlığa bıraksada
Razıyım ben sırf senin hayalinle yaşamaya
Yanımda olmasanda olur hayalin olsun yeter..!!

Nefertiti
02-01-2008, 11:51 PM
Sen

Sen: Çamlı dağlarda ağaran şafak...
Sen: Duru göllerin nilüferisin.
Sen: Engin ovada sararan başak
Sen: Umut kaynağı, alınterisin...

Sen: Gökte yıldızsın, uykularda düş..
Sen: Yeşil ekinsin, sen beyaz gülüş
Sen: Mavi denizsin sise bürünmüş
Sen: Sevda sırrının düğümlerisin

Sen: Her güzelliğin canlı sergisi
Sen: Kalp yarasının emin sargısı
Sen: Benim dileğim hakkın vergisi
Sen: Gönlüme saklı aşk hançerisin.

Sen: Koyu gölgesin ,yaz sıcağında
Sen: Olgun meyvesin dal kucağında
Sen: Korsun alevsin aşk ocağında
Sen: Gadir Allah'ın şaheserisin

Sen: "Ben"sin, gel gör ki ben "sen " değilim
Sen: Benim düşüncem, ruhum ve dilim
Sen: Benim gözlerim, ayağım, elim..
Emin ol, sen bana benden berisin


Abdurrahim Karakoç |

esin_29
03-01-2008, 05:55 PM
Gömdüm seni ve yaşanmışlarımızı kuytu derinlerime...
Ansızın girivermiştin hayatıma,
Yalnız gecelerime..
Ve ansızın çıktın hayatımdan
Yok sayıyorum seni ve yaşadıklarımızı..


Bir gece bağırarak uyanıyorum,
Senin ismini sayıklıyarak ..
Yanıma geliyorsun tebesümünle,
Daha önceki gibi saçlarımı başlıyorsun,
taramaya sonra eline alıyorsun ve öpüyorsun...
Bende seni öpmek istiyorum ama yoksun..
Ağlıyorum...
Sessiz sessiz..usulca,derinden..

Yanımda olan meğer yalnızlığımmış
Ne kadar hasretmişim sana bir bilsen..
Ne kadar sevmişim seni ben..
Bilemessin sen bana çok uzaksın.
Farklı bir şehirde farklı biriyle..

Bende de senin özlemin ve yalnızlığın var..
Kolay unuturum sanmıştım.
Evin her yerinde senden bir iz bir dokunuş bir gülüş...
Unutamam...unutamıyacağım...

Sen giderken bir ölü bıraktın geride..
Şimdi dört duvar var.
Senden uzakta senden bir parça taşıyan ama
Bir Ölü...!!
ESİNDEN SEVGİLER..

9 ŞUBAT
04-01-2008, 11:11 AM
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır..

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır..

Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! ..
Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana…
Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım;
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır..

Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim…
Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan;
Ama güzeldi!..

Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!..
Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim…

Boyutları değişiyordu hayatımın…
Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum…
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!..

Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli…
O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!..
Toparlayamıyorum zihnimi…
Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
Seni koklamak için…
İçimdesin!

Hiç
04-01-2008, 02:16 PM
Gömdüm seni ve yaşanmışlarımızı kuytu derinlerime...
Ansızın girivermiştin hayatıma,
Yalnız gecelerime..
Ve ansızın çıktın hayatımdan
Yok sayıyorum seni ve yaşadıklarımızı..

....


Sen giderken bir ölü bıraktın geride..
Şimdi dört duvar var.
Senden uzakta senden bir parça taşıyan ama
Bir Ölü...!!
ESİNDEN SEVGİLER..

gonlune saglık, kendımden satırlar buldum şiirinde.

esin_29
05-01-2008, 08:42 AM
Seni sevmeyi sevdim
En uzak anlarımda sana dokunmayı
Sen varken yalnızlığımı
Uyandığımda seni arayan gözlerimi sevdim


Aynaya baktığımda boşluğu
Dalıp gittiğim anlarda sana sarılmayı
Dudaklarımdan süzülürken adın
Söylediğim şarkıyı
Kuruyan göz yaşlarımı
Kalbimin atışlarını
İmkansızda olsa duymanı istedim


Bir nefes uzağımdasın
Kulağımdaki tatlı tınısın
Gecelerimin aydınlığı
Parlayan yıldızımsın


Dedim ya birtanem
Seni sevmeyi sevdim ben...

9 ŞUBAT
05-01-2008, 10:00 AM
Sen yoksan neylesin sevdayı gönül
Aklımı çelemez senden başkası
Tenin çiğdem kokar, saçlarınsa gül
Yüzüme gülemez senden başkası…

Dermansız derdimi dinleyen sensin
Derdimle dertlenip, inleyen sensin
Bu garibi yalnız anlayan sensin
Hâlimi bilemez senden başkası…

Kara sevdan ile düşsem de dile
Canıma tak etse çektiğim çile
Bir ömür boyunca ağlasam bile
Gözyaşım silemez senden başkası…

Bakışın pınardan akan duru su
Sen sarı çiçeksin, ben bal arısı
Hasretle, özlemle, gece yarısı
Kapımı çalamaz senden başkası…

Gururumu yere serip bir anda
Beni can evimden vurup bir anda
Bin kere kalbimi kırıp bir anda
Gönlümü alamaz senden başkası..

Aşkınla dünya’yı eylesen de dar
Bü yürek uğruna canını adar
And olsun, toprağa girene kadar
Bana yâr olamaz senden başkası…

yitikyürek

9 ŞUBAT
05-01-2008, 10:29 AM
Uzaklardasın gülüm, bana yaban eldesin
Yüreğimde hüzünsün, aklımda tek sorusun
Sanma ki sahipsizsin, duamdasın, dildesin
Kem göz sana bakmasın, Mevla’m seni korusun…

Tebessüm eksilmesin ay’dan güzel yüzünden
Bal damlasın her daim, dudağından sözünden
Bakmaya doymadığım o sürmeli gözünden
Tek damla yaş akmasın. Mevla’m seni korusun…

Ayağına serilsin rengârenk bütün güller
Omzunda aşk şarkısı söylesinler bülbüller
Dilerim ömrün boyu nefret dolu gönüller
Karşına hiç çıkmasın, Mevla’m seni korusun…

Melekler huşu ile bakıp gülümsesin hep
Utansın gördüğünde, kıskansın seni edep
Yoluna set olmasın, hiçbir zor, hiçbir sebep
Hayalini yıkmasın, Mevla’m seni korusun…

Umutla dolsun evin, ol sevginin evdeşi
Üzerine doğsun hep mutluluğun güneşi
Senin de benim gibi kara sevda ateşi
Yüreğini yakmasın, Mevla’m seni korusun…

yitikyürek

ates
05-01-2008, 06:23 PM
Sustun
Sustum...
Sen susunca şarkılar da sustu
Karanlık mı çöktü
Yoksa bana mı öyle geliyor?
Peki ya gözlerin
ışık saçan gözlerin
Neden göremiyorum Artık
Bir hayal miydin yoksa sadece?
Bir anlık beni yoklayan
Ve şimdi de çekip giden
Gitme n'olur gitme...
Gücüm yok artık dayanmaya
Düşüpte kalkmaya...
Bittim artık bende

Nefertiti
05-01-2008, 11:09 PM
Ben bir kızım Anadoluda
doğmadan sönmüş yıldızım
anamın ak sütü gibiyim
suçsuzum günahsızım

doğmuşum ahırda, büyümüşüm yabanda
mektep yüzü görmemişim
satılmışım mal gibi, tarla gibi
al demişler almışım, kal demişler kalmışım
insan değilim yeryüzünde
çağımın gerisinde bırakılmışım
bahtsızlığım ezo gelinlerde türküleşmiş

ben bir kadınım Anadoluda
yoksuluk içinde yaşarım, yamalı giysiler içinde
baharımı yaşayamadan kararıp kalır düşlerim
kazma saplarındayım, buğday başaklarında
haziranın kırk derece sıcağında yoldaş olup erime
orak biçerim ağa tarlalarında
ellerim nasır, tabanlarım yarık
çatlak çatlak dudaklarım
demem kimseye niye çatladığını
küskünlüğüm kendime, küskünlüğüm hayata
küskünlüğüm dünyaya
küskünlüğüm ki, kavruk bir bozkır çiçeği

ben bir kadınım Anadoluda
yas içinde yaşarım, karalar içinde
her gün küçük çocuğumu kilitleyip evime
yanıma alıp kızamıklısını her sabah
belime bağladığım ekmek çıkınıyla
çapaya, çifte, oduna giderim
son çocuğumu tarlada doğurup
can veririm bozkırın kollarında
gelmez kimseler imdadıma

ben bir anayım Anadoluda
umudum harman yeri, saçlarım süpürge
yangınlı sevdaların yurdu yüreğim
bereket memelerimde savrulur
göğsümde beslenir Türkiye
kitaplar yazmaz beni şairler tanımaz
yalnızca bir simgeyim

ben bir anayım Anadoluda
ben bir bacıyım
yaralı bir yüreğim, paramparçayım
kah zincire vurulmuş köle, kah baştacıyım
kah gözyaşı, kah acıyım
ağıtlar dudağımda kanar, ırmaklar çığlığımda
taş olsam dayanırdım, toprak olsam dayanır
ama ben bir anayım
dağlarımca oğullarım, dallarımca kızlarım var

yaşlı bir çınarım ulu mu ulu
gövdem ihanetlerin izleriyle dolu
öfkem bu acıyı reva görenlere
duyun beni ey tanıyın beni
ben Zaza güzeli, ben Kürt kızıyım
ben Yörük esmeri, ben Laz gelini
her zulme boyun eğmiş, her acıya razıyım

ne kadar bağırsam da duyulmuyor sesim
Kıbele’yim ben, Helen’im, Belkıs’ım
Kezban’ım, Nergiz’im
Mezopotamya’yım, Likyalı prensesim
Fatma’yım, Emine’yim, Cankız’ım
namert ellerimle doğurdum sizi
duyun beni ey tanıyın beni
ben Anadoluyum Anadolu
gencecik ölümlerin yaslı gelini

Şiir Nuri CAN

esin_29
06-01-2008, 04:54 PM
Garip bi tadı var yalnızlığın…!!
Bazen acımasız ve vahşi,bazen buruk ve masum.
Bazen garip bir mutluluk bile veriyor yalnızlık,
Bazen de masa da ki tek tabak, tek bardak sıkıyor insanın canını…
En çok da geceleri, üşürken bir çift ayak, birbirine sürtüp ısıtmaya çalışırken Anlıyor insan yalnız olduğunu,
Ve o ayaklar ısınmaya çalışırken kendi başlarına,
Bi başınalığına o zaman kızıyor işte…!!

esin_29
07-01-2008, 08:02 PM
Sen giderken mevsim bahardı şimdi yalnız ayaz..!!
Yüreğim çırılçıplak sensiz üşümekte.
Utanırım söyleyemem özledim seni çok...
Senden kalan her yaşanmışlıklar bir hançer batırır yüreğime..
Gece olur kabuslar çöker üzerime..
Ardındansa sadece yalnızlık ve hüzün..!!

Sevdadan aşktan uzak...sitemkar sözler,
Yas tutar bu beden deli divane gönlüm..
Seni sevdiğim kadar sevmedin beni belkide
Sevseydin yalnız olmazdım şimdi kendimle başbaşa..

Senin ihtiyacın olduğunda yanındaydım hep..!!
Ya Sen..?
Nerdesin...?

Nefertiti
08-01-2008, 12:32 AM
Gizli Sevda

elin elime değmedi
gözün gözüme
ne de diz dize oturabildik
ihtimal ki
sen beni hiç tanımadın
ama
ömrümce seni sevdiğimi
çatıdaki serçeye
denizdeki balığa
ya da
balkondaki fesleğene
sorsan
söyleyecekler…!

Muharrem Çetinkaya

esin_29
08-01-2008, 06:42 PM
Çocukluğumu yaşadım bahar tadında.
Gerisi ise karanlık sevişlerden uzak hasret gülüşlere...
Benim sevdalarım vardı düşlerde saklı...
Hayallerim vardı sana dair seni anlatan...
Sustum...Söyleyemedim...!!

Sen yokken senin sevgini büyüttüm yüreğimde..
Sensizlik nedir bilir misin..?Bilemessin...!!
Uzaklarda... çok uzaklarda,ayrı şehirlerdeyken.
Şimdi beni düşünmeyebilirsin,özlemeyebilirsin,
Sıra sanada gelecek bir gün..
Buraya kadarmış diyip çekip gittin..

Bir kalemde beni sildiğin gibi ...
Bana yaşattığın anların acısının karşılığı olarak...
Yalnızlık..Çaresizlik..!!

Unuturum demiştim sana unuttum sevgilim
Öyle bir unutmak ki bir ömür sürecek...!!

Esinden Sevgiler..

9 ŞUBAT
09-01-2008, 12:20 PM
Şiire sordum şiiri
Dedi; En hoş dildir şiir
Ağlıyorsa mahzun biri
Uzatılan eldir şiir

Yâren çayında dem olur
Karlı dağda çiğdem olur
Gâhi ılık meltem olur
Gâhi karayeldir şiir...

Düşer ise bir ehile
Hesabı sorar cahile
Süfyân`a, Ebu Cehil`e
Kapkara eceldir şiir...

Aşkı yazan yârsızlar var
Utanmazlar, arsızlar var
Duygu çalan hırsızlar var
Onlara yâdeldir şiir...

Her mısrası ayrı murat
Çağlar, coşar Dicle, Fırat
Köroğlu`n da Ayvaz, kır at
Mağrur Çamlıbel`dir şiir...

Eğri yoldan doğruya sap
` Böyle emreylemiş Çalap`
Yunus`umda dertli dolap
Mevlânâ`da `Gel` dir şiir..

Yürütür aşkın izinde
Yüzdürür dert denizinde
Gelinimin ak yüzünde
El değmemiş tüldür şiir..

Sürdürür uzak diyâra
Mansur`u çektirir dara
Ulaşılmaz yıldızlara
Sevdalı gönüldür şiir...

Kini törpüler bu eğe
Erişir kutlu ereğe
Bir yürekten bin yüreğe
Atılan bir güldür şiir...

İçilir sevda tasıyla
İnler mazlumun yasıyla
Resulûllah hırkasıyla
Şaire ödüldür şiir...

yitikyürek

9 ŞUBAT
09-01-2008, 01:45 PM
Uzat ellerini, yok deme bana,
Sen de göreceksin ,mutluluk bende.
Aşkı içiririm kaynaktan sana,
Bir can olacağız, iki bedende…

Kanayan yaranı dindireceğim
Hazanı bahara döndürecegim,
Teninde ateşi söndürecegim,
Karanfil açacak o beyaz tende…

Hasreti vuslata vurdurur sevdam
Mecnun’u selama durdurur sevdam
Kaf dağına otağ kurdurur sevdam,
Anka’lar uçurur, bağ-ı gülşende…

Uzanıp Güneş’i aldım elime,
Ebem kuşağını sardım belime,
Mutluluk dilinde, bir tek kelime,
Coştur yüreğini , “ evet “ de sende…

yitikyürek

shyla48
09-01-2008, 04:58 PM
Teşekkür ederim canlarım. Ben şiire bayılırım. Nacizane kendimde yazarım. Beni tanımanız açısından bu şiirimi yazıyorum.
Çılgın aşık

Aşığım.
Çiçeğe, kelebeğe, böceğe
Yavruları severim
Fareyi, yılanı ayırmadan;
Aşığım filin iri cüssesine,
Timsahın keskin dişlerine,
Hırlama, Gürleme
Korkutamazsın beni
Aşığım.
Yediden yetmişe tüm canlılara.
Hata yapan, yapmayan
Dini olan, olmayan
İnsan olmayı başaran,
başaramayan herkese aşığım.
Aşığım.
Tanrım sana bile.

Süheyla Çalışkan

Nefertiti
10-01-2008, 11:54 AM
SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ ;

Adını duyduğumda titriyorum.
İçimdeki sevda telleri titriyor
Eriyorum su olup akacağım sanki
Su olsam da sana akmak için yol bulurum ben
Ayaklarının dibine göl olurum
Sen bu aşk suyu ile yıkanırsın
Seni düşünmediğim tek bir an yok bile
Senin hasretine tutsak oluyorum
Hasret dedim de,seni özlemenin
bu kadar zor olacağını bilmezdim.
Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin,
bedenimi sarıyor.
Hasretten şikayet etsem de aldırma sen
Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık
kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor.

Seni Seviyorum Çünkü
Yanındayken dört mevsim bahar oluyorum
Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum
Buram buram çiçek açıyorsun yüreğimde.
Kokunla başımı döndürüyorsun
Bir bahardan diğerine uzanırken zaman
sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum.
Çiçek dedim ya, Bir çiçek adı verseydim sana
papatya olurdun Tomurcuklarıyla dünyaya, insanlara
baharın geldiğini müjdeleyen papatya
iddiasız ama güzel,güzel ama kibirsiz

Seni Seviyorum Çünkü
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş
bir kıtanın topraklarında buluyorum
Adım adım dolaşıyorum seni
Sana ait ne varsa öğrenmek istiyorum
Keşfetmeye aç bir kaşifim ben
Ancak senin topraklarında doyuyorum hayata
Sana her gün yeniden aşık oluyorum
Bu aşka ben bile şaşıyorum
Ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor

Seni Seviyorum Çünkü
Her sabah kalktığımda bir günü daha
seninle geçirecek olmanın mutluluğunu
yaşatıyorsun bana Ben güne seninle başlıyorum
ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum
Gök kuşağının her tonunu gölgede bırakan
en parlak renksin sen Her şey senin rengini taşıyor
benim için ancak o zaman anlamlı oluyorsun

Seni Seviyorum Çünkü
Soğuk günlerde içimi ısıtan ceketimsin
Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı
İliklerime işleyerek esiyorsun
Her şeyde sen varsın.Nasıl olmayacaksın ki
sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin
Yüreğimin en derin köşesinde idin
Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun
Ve ben orada olduğunu fark edince
hak ettiğin yere çıkardım seni

Seni Seviyorum Çünkü
Hep benimlesin.Seni görmem için yüzüne
bakmam gerekmiyor.Gözümü kapatsam oradasın
Gördüğüm her sima aslında sensin.
Gözlerinin içindeki binlerce yıldız
gecenin karanlığını delip geçiyor
Sen bana bakarken ben kendimi
yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum
O yıldızların parlaklığında kaybediyorum
kendimi.Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim
aydınlığından.Güneş doğmasa,yıldızlar kaybolmasa diyorum
Ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda.
Bu kez daha parlak ve aydınlık çıkacaksın karşıma

Seni Seviyorum Çünkü
Saçların ellerimin arasında kayıp giderken
dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi
Her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor.
Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor,mutsuzluğu parçalıyor
Seni seviyorum çünkü,seni sevmeyi,sana dokunmayı,
seni dinlemeyi,sana bakmayı, seni koklamayı.
seninle paylaşmayı seviyorum.
Seni sen olduğun için seviyorum

Seni Seviyorum Çünkü
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken
ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum
Her sözcükten sonra durup tekrar düşünüyorum
Seni yeterince anlatabildim mi diye
Biliyorum ki yetmeyecek.Bu kadar sözcükten
sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım
SÖZCÜKLERİN BİTTİĞİ YERDE GÖZLERİME BAK
ONLAR BU SEVGİYİ ÇOK DAHA İYİ ANLATACAKTIR SANA!....

9 ŞUBAT
14-01-2008, 04:06 PM
Gelmesin yanıma başka bir konuk
Bu gece yalnızlık hesap soruyor
Ay yüzünü asmış, yıldızlar sönük
Sen değil, kederim beni sarıyor...

Gittin kokun kaldı hep buralarda
Sızlarsın açtığın tüm yaralarda
Dolaştım şöyle bir hatıralarda
Anılar ağlıyor, dünü yoruyor...

Hâlâ bekliyorum gelir diyerek
Kıyamaz, yâr hâlden bilir diyerek
Döner de yanımda kalır diyerek
Gözlerim yollarda seni arıyor...

Yine yürektesin, yine candasın
Titriyor bedenim, heyecandasın
Akrepler kırıldı, yelkovandasın
Umut imkânsıza saat kuruyor...

Yorgun yüreğimi sen yakıp gittin
Kirpikten süzüldün, ah akıp gittin
Bana hüzünleri bırakıp gittin
Bir de hayallerin, bende duruyor...

Gece de çekiyor benimle ahı
Olmuyor sabahı, inler siyahı
Alnıma dayanmış hasret silahı
Sensizlik insafsız, çekip vuruyor...

yitikyürek

Nefertiti
15-01-2008, 10:53 PM
Dokunsalar AĞLAYACAĞIM...

'İyi' demek adettendir ya !
'İyiyim' dedim…
Değilim...
Anlatılması zor bir duygu içimde ki..
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha
karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.
Birgün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum..
Birgün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum...
'Kime, neye konuşursan konuş' diyorum…
Yeter ki susma!
Hiçbir söz yetmiyor, beni 'bana' anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…
Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın.
Oysa ben iyiyim görünürde !
Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum...
Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı…
Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını.
Ve ben,
İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapılıyorum anlamadığım bir biçimde…
Sebebim yok.
Belki de çok…
Biliyorum;
Ben bile kendimi anlayamıyorken
anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte. .
Ben kendimi,
Görmüyorum
Duymuyorum
Ve bilmiyorum…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…

ALINTI

Nefertiti
15-01-2008, 10:55 PM
Yanlış Sevda

Yanlış sevdalara tutulduk,
Hep sonbahar solgunu bir sevgiydi bu,
Zaten kurumuştu içimizdeki çiçek,
Zaten suçlu sonbahar hüküm sürüyordu...
Ve biz camları geceyi yansıtan,
Sevgi kulübesinde uyurduk.
Biraz hüzünlü biraz mutlu,
Ama biraz ayrı kalsak
Yüreğimizden vurulurduk...

Bakışlarımız iz bırakırdı gözlerimizde,
Ellerimiz saçlarımızda gezinirdi.
Elâ gözlerimizde buğu, ağlamaya hazırdık.
Hâlâ kendimizde değildik nedense,
Ve yağmura karışırdı içimizdeki gözyaşları, ağlardık,
Geride bırakarak inanılmaz pişmanlıkları...

Yanlış sevdalara tutulduk,
Tütün kokusu karışmış gecelerde.
Hep sabrederdik,
Vakti gelince çiçek açacak ağaçlar diye...
Zamanın bitiğini bile bile.
Oysa o geceyi gündüzden ayıran çizgi,
Biliyorduk hasretin en koyu gölgesiydi.
Ve biliyordum ki,
Kendimize yabancıydı ellerimiz ve yüreğimiz,
Ve tutulduk birdenbire biz
Kırık-dökük yanlış sevdalara...
Ve biliyorum,

Mutluluğumuz yeniden hazırlanıyor vedalara...

Ahmet Beltekin

maviruzgar
16-01-2008, 11:15 AM
http://www.imageturk.com/img/45314e1b471405e362a21.jpg (http://www.imageturk.com/goster.php?res=45314e1b471405e362a21.jpg)

Nefertiti
17-01-2008, 11:46 PM
Ihlamurlar çiçek açtıgı zaman

http://www.youtube.com/watch?v=fv2SgjweEwk

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ay şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde yürümeden
Bebekler hayta, hayta yürümeden
Geleceğim diyorum geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Beklesen de olur beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana
Geleceğim diyorum takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüdü ankaydın elim tüylerine değdi
Sevda duvarını aştım sendeki bu tılsım neydi
Başka bir gezegenden de olsa dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Eski dikişler sökülürde kanama başlarda yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde kesin takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman


Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif

Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız

Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif

Ne güzellik ,ne tad var baharsız

Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana

Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman


Ihlamur çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sadığım ,sadığım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

* * *
İbrahim sadri

esin_29
19-01-2008, 11:16 AM
Uzaklarda bir adam sevdim Egeli...
Baktığım her yer onla dolu.
Adı neydi..?çaresizliğimin umudu..!
Adı neydi...?

Derindi manalıydı gözleri..
Kor parçaları gizlenmişti derinlerinde..
Gözlerine baktığımda yüreğim delinirdi..
Derinlerime derinlerime saklardım..!

Deli hoyrat rüzgardı yüreği...
Uzaklardan bir adam sevdim Egeli..
Beni ıssızlıığna aldı .
Adı neydi..?

Her sesi hoş çakal der gibiydi..
Her bakışı bırakma beni derdi..!
Bendese ne gidişler nede bitişler.."
Esinden Sevgiler..

Nefertiti
19-01-2008, 11:48 PM
Seni Yağmurdan Sonra Seveceğim

Şimdi git..
Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik..
Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarını bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Aynı şeyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....

Uğur Arslan

esin_29
20-01-2008, 10:57 AM
Kimseye değil küskünlüğüm Sadece şiir yazmak istedi canım
Kimseye kırgın değilim kendimden başka
Hem nasıl kızar ki insan
Yemyeşil bir bahar gününe

Bir kar tanesine yada
Nasıl susturur kuş cıvıltısını Nasıl kurutur İçindeki çocuksu sevinci...

Hepsi bu kadardır Gerisi laf kalabalığı
Gerisi anlamsız bir hayat hikayesi
Herkes aynı gözlerle bakar.
Farklı olsa da söylenenler Hep aynı sözler işitilir

Güneşin sarısına sıkışıp kalır
Yedi ayrı rengi evrenin
Yalancı bir mavinin gövdesine sıkışıp kalır
Cümle mahlukatı sonsuz denizlerin
Nefes almak Yemek, içmek kadar Sıradanlaştırılmıştır artık her şey

Hiçbir şarkı Hiçbir şiir
Ağlatamaz nasır tutmuş yüreklerimizi
Ağlayan bir çocuk gördüğümüzde
Başka yöne çevirmeye başlarız yorgun başımızı
İlk satırını heyecanla okuduğumuz kitap yarım kalır
Umursamazlık cüzzam illeti gibi Yavaş yavaş dökerken ruhumuzun etlerini

Aşk ve inanç Titreye titreye can verir kapımızda
Ölüm bile yitirir hüznünü artık
Ve hayat bize kendimizden başka kızacak Hiç kimseyi bırakmaz sonunda

Herkes kendi düş krallığının Acımasız diktatörüdür artık
Ve günden güne yükselir Saklandıkları kalelerin duvarları.
Ve ilk dalgada yıkılınca Kumdan yapılmış kaleleri

Kendi gerçeğiyle yüzleşir insan
Yani hayat bize küsecek kimse bırakmaz Kendimizden başka...

ates
20-01-2008, 01:12 PM
http://img482.imageshack.us/img482/6907/adszqf7.png

9 ŞUBAT
20-01-2008, 01:16 PM
gitmişim ben evden, o ev artık yabancı birinin
geride kalmalı, unutmalısın ne varsa sevdiğin
emek, hak, aile bağı, sadece bir kaç kelime
değeri yok gözünde, ne benim, nede kelimelerin…

senden duymak istedim, gerçekden böyle mi
içinden geçenleri söylerken sesin hiç titremedi
karşında oturan oğlun değil sanki yabancı biri
değeri yok gözünde, ne benim, nede kelimelerin…

şimdi bana yeni bir baba lazım
oğlum diyerek sıkı sıkı sarılacak
benim oğluma sarıldığım gibi…

seydi altındaglı .

9 ŞUBAT
20-01-2008, 01:26 PM
Yârenlerle sohbetin hazzını tattı gönül
Vuslata vardım yine sevgi güzergâhında
Istırabı, acıyı, kederi attı gönül
Yaramı sardım yine dostların dergâhında…

Yürekten selam verdim, candan selamlar aldım
Ney ile çağladım da, kemanla sessiz kaldım
Aşk-ı muhabbet ile yandım, fasıla daldım
Eriyen kardım yine dostların dergâhında…

Leyla ile mecnunun öyküsünü dinledim
Şirin ile ağladım, Ferhat oldum inledim
Şimdi ki sevdaların aslı yokmuş anladım
Çölde ki hardım yine dostların dergâhında…

Sedirde nargilemle, acı kahvemi içtim
Yunus’u okudular bittim, kendimden geçtim
Sevgiden libas giydim, nefrete kefen biçtim
Âleme yârdım yine dostların dergâhında…

Hilâl ile yıldıza yüzük taktım, sözledim
Rüzgârları üşüttüm, alevleri közledim
Düşlerimi öldürdüm, hayalini özledim
Hasreti vurdum yine dostların dergâhında…

Gece gülümsüyorken usul usul sabaha
Cemâlin düştü suya, yürek tutuldu ah’a
Yanağında gamzene, gözünde ki siyaha
Saati kurdum yine dostların dergâhında…

Ayrılığın vaktiydi, hazan çağırıyordu
Gökten nur yağıyordu, ezan çağırıyordu
Âlemleri rahmetle yazan çağırıyordu
Huzura durdum yine dostların dergâhında…

yitikyürek

Nefertiti
21-01-2008, 09:15 PM
Seni Neden Sevdiğimi Sorma Bana

Ah şu aklıma dolan manasız sözler...
Ne vakit ağlasam,ne vakit seni düşünsem gelirler...
Dağları del derler,çöllere düş derler.
Derler derler ama beni hiç düşünmezler...

Gökten yağmur boşalırdı yazın; dere gibi olurdu şehrin sokakları.
Bense o yağmurlarda ıslanırdım...
Kimse olmazdı sokaklarda ve caddelerde,yalnız ben ve yağmur...
Pencerelerde bana gülenler,parmaklarıyla beni işaret edenler üzmezdi beni...
Beni üzen yalnız sensizlikti...

Seni arardı gözlerim,nedense seni göremezlerdi.
Belki sen bu sonsuz pencerelerden birindeydin,
belki de yağmuru seyrediyordun.Yağmursa,beni seyrediyordu...

Ne yağmurlar gördü bu gözler,ne yağmurlar bu gözleri...
Deli dersen şaşırmam;
çünkü ne zaman yağmur yağdıysa sokaklarda benim ayak seslerim duyuldu...

Belki bilmezsin; yağmurunda bir şarkısı vardı.
Bilmem acaba onunda aklında nazlı bir sevgili mi vardı...
Benimse ne bir şarkım vardı ne de yüreğine dokunacak bir güzel sözüm...
Bir ıslık çalmayı bile beceremedim,anladım ki öksürmek kadar kolay değilmiş...
Biliyor musun ben hala parmaklarımla ıslık çalamıyorum...

O yaz günü ıslanmaları ne çabuk gelip geçti...
Ayakkabılar eskittim,yolları eskitemedim....
Eğer sonunda sen olsaydın en bitmez görülen yolları hiç düşünmeden teperdim emin ol...

Hep seni aradım durdum,bilmezsin senden başkasına yar diyemedim...

Bilmiyorum,belki de seni hiç göremeyeceğim...
Bilmiyorum neden seni sevdiğimi söylüyorum?
Bilmiyorum inan,yağmur sağnak sağnak yağarken,sokağa neden fırladığımı bilmediğim gibi...

Şimdi bir yağmur yağsa,ben yine fırlarım sokağa...
Tekrar gelirsen bana,yine söylerim; seni seviyorum derim...

Seni neden sevdiğimi sorma bana.
Ben biliyor muyum yağmuru neden sevdiğimi...

Alıntı

esin_29
24-01-2008, 06:54 PM
Bilmiyorsun..!
Gözlerim hep seni arıyor oysa...
Bir yağmur ıslatıyor beni hüzün sağnaklarında;
Bilmiyorsun!

Bilmiyorsun ki;
Ben hep öteleri göze alıyorum,
Öleceğimi bilsem de kavgamın sonunda...
Esiyorum deliveren rüzgarlarında,
Bilmiyorsun...

Aşk mı?
Sorduğun soru mu şimdi bana..!

Bilmiyorsun...
Ben her an sana dokunuyorum,
Hayal fotograflarımda.
Oyun bitti..!
Tek suçum; umutlarımın sönmesi,
Bir ihanet girdabında...

Bana öyle bakma..!

Bilmiyorsun..!
Nelerin özleminden, nasıl yorgun olduğumu.
Ah hiç bilmiyorsun;
Ben kavuşamadıklarımı dileniyorum;
Delilik kokan düş sokaklarında...

Nefertiti
25-01-2008, 03:10 PM
Mesela

ucuz,salaş bir yere gitmeli
şöyle deniz manzaralı
bir büyük rakı söylemeli
balıklardan barbunya,tekir
mezelerden
-kafana göre getir- demeli
haydari,arnavut pilaki
arada midye tava, kalamar
beyaz peynir ve kavun illaki

cam kenarı bir masaya oturmalı
örtüsü aydınlık desenli
İki kişilik mutluluk,salata tabağında
çiçeklerden unutma beni
bir sürü neden bulmalı bağışlanacak
kaçırmamalı gözlerini.

önce altlık yapmalı
kızarmış ekmek,tereyağıyla
sonra yemeli,içmeli
eller tutmalı elleri
hafiften gülümsemeli
omuza yaslanmalı bir saç
içimiz titremeli

canlı müzik de olmalı
ut,kanun veya tambur
eskimeyen eskilerden çalmalı
kağıt peçetelere yazıp şarkımızı
-biliyorsanız söylermisiniz-demeli
biraz hüzünlenmeli
şarkılara eşlik etmeli
sonra gülmeli yine,eğlenmeli
bir ufak rakı daha söylenmeli

camın önünde martılar uçuşmalı
yosunun kokusu,denizin sesi gelmeli
eksik yaşanmışlardan konuşmalı
olur olmaz şeylere gülmeli
anımsamalı,pişmanlık duymalı
sarhoş olmalı
garsonu çağırıp biraz sohbetlemeli
saçma sapan sorular sormalı
İlki sevdanın rengi olmalı,
sonra-tadı nasıldır- demeli
sesi,kokusu
sıcak mıdır yakar mı
serin mi,soğuk mu
ömür biçilmiş midir,ne kadar yaşar?
karides güveç çekmeli canımız
üzerinde eritilmiş kaşar

teşekkür edip söyleyip,çalana
bahşişi yüklü tutup
hesabı ödemeli garsona
şekersiz birer kahve içmeli
garsonla tokalaşıp,
-iki taksi çağırır mısın-demeli
kalkarken biraz sendelemeli
sonra kolkola girmeli
-bir gün yine- diye anlaşmalı
öpüşüp vedalaşmalı.......

alıntı

esin_29
25-01-2008, 06:04 PM
Şarkılar değil de
Hep kulaklar bitiyor,
Onarmak zordur.

Bir yürek üşümüş
Kapamış kapılarını,
Onarmak zordur.

Bir şey yitirilmiş
Hiç eskimeyecektir,
Onarmak zordur.

İnsanin içine düşen korku
Özgürlüğünden olmuştur,
Onarmak zordur

ÖlümÜ düşünmek yenilmek,
Sevmek ölümü yenmektir,
Onarmak zordur...

ÖZDEMİR ASAF

esin_29
29-01-2008, 06:31 PM
Bir zamanlar diyorum...düşlerim vardı..
Beni anlatan beni söyleten..!
Sustum..sustum..
Sakladım hep hazan mevsiminin derinine.
Hasretlerimi, aşklarımı..

Oysaki anlatmalıydım.
Canımı bir bıçak gibi yarıp geçsede..
Bakıyorumda hayat gözlerimi kapatıp açıncaya kadar geçmiş.
Yazık yazık..
Geçmez geçmeyecek derdim..
Şimdi mutsuzluğu,yalnızlığı ve yenilmişliği hayata
Anlatan iki çift göz var...
Esinden Sevgiler..

Nefertiti
04-02-2008, 05:25 PM
SABAHTI SOĞUKTU

Sabahtı soğuktu
Kahve rengi gözleri donuktu
Sanki bana bişey soracaktı
Hiç bakmadığı kadar
Bakışları yanıktı

Sabahtı soğuktu
Sanki yüreği bir çocuktu
Bana yüreğini açacaktı
Kimbilir belki de
Sevdasını anlatacaktı

Sabahtı soğuktu
Belli ki hikayesi kopuktu
Dokunsam ağlayacak
Dokunmasam fırlayacak
Sussam konuşacak gibiydi

Sabahtı soğuktu
Hırkasının altında sanki çocuktu
Söyleyecek çok şeyi olan
Ama söylemeye gücü olmayan
Güller bahçesinde soluktu

Sabahtı soğuktu sanki üşüyen bi çocuktu

alıntı

Nefertiti
06-02-2008, 02:55 PM
Hayal Ufuklarında Buluşalım

Yetmiyor artık kağıt üzerinde gelen sevgilerin;
acılarımı dindirmiyor kalem ile yazılan selamlar;
uçsuz, bucaksız tellerden gelen sesin hasreti bitirmyor......
mektuplarını uzun yaz ne olur...yalvarıyorum....
iki kelime sevgi sözcüğü yasamama yetmiyor....
ne giydiğini, ne yediğini, nereye gittiğini yaz;
her şeyini anlat bana, her dakikanı...her saniyeni;
sayfalarca yaz! günlerce, aylarca okuyayım;
bana bitmeyen baharların şarkısını söyle!
bana en büyük sevdaların öyküsünü anlat!
hiç okşayamadığım saçlarının telinden gönder!
avucunda beklettiğin, kokunu taşıyan bir karanfil yolla!
hüzünlü gönlüme bir avuç okyanus mavisi gönder!
senin kentine doğan günesin ışığını yolla gözlerime!
biliyorum bunlarda yetmeyecek!
bir süre avutacak, teselli edecek beni;
sensiz olmuyor artık!
duy feryadımı!
çınlasın kulakların!
kaldır o kalbinin üzerinde ki ağır taşı!
bırak duyguların özgürlüğüne kavuşsun!
bırak yüreğin doyasıya yasasın bu deli sevdayı!
bu gece gel bana! birleşsin ruhlarımız, kalplerimiz.....
ellerimi bırakayım avuçlarının sıcaklığına;
hiç dokunamadığım omuzlarına yaslayayım başımı;
hissedeyim gücünü, ateşini, sevgini, kalp atışlarını;
öyle ihtiyacım var ki sana ...simdi....bugün...ben tükenmeden gel!
müsaade et gözlerinin uçurumunda çırpınayım...........
bir kez de olsun gülüşlerin de kaybolayım.......
sinirinden, öfkenden korkayım, titreyeyim......
dokunuşun felaketim olsun, sana tutsaklığım olsun!
bırak dizlerinin dibinde yazılsın günahlarım!
bu gece gel! razıyım son nefesim ol! son haykırışım ol!
bak aksam oluyor...
yıldızlar gökyüzüne, aya kavuşacak!
beni böyle öksüz yavrular gibi boynu bükü bırakma!
yağmura susamış topraklar gibi sensizliğe mahkum etme!
sevmişim seni iste, daha önce hiç sevmediğim gibi;
uzaktan da olsa, saçlarını okşayamasam da .....bir bakışlık gel!
hadi gökyüzü aşkımızı kıskansın!
ay ışığını bize yaksın, bizi aydınlatsın!
yıldızları utandıralım!
hadi bulutlarda sevgiyle uçalım!
aşkım.....gel bu gece seninle
“hayal ufuklarında buluşalım“

Derya Yasemin

Nefertiti
06-02-2008, 02:58 PM
HAYATIN SIZILARI

Kuruyan dallar mı / Beni hüzünlendiren
Boşa geçen yıllar mı / Beni böyle üzen
Kimsem yok çevremde / Yalnızlığımı kaldıran
Beynim boz bulanık / Yıkılmış viranem
Umutlarım perişan / Sensizlik hüsran
Kalbim darma duman / Kalbim kaçak
Ortalıkta kalmamış sığınacak
Ne bir dost / Ne bir saçak
Ömür dediğin angarya / Gelip geçiyor nasılsa
Ne çok sevmeli / Ne de çok bağlanmalı
Ağacın yapraklarında saklı / Baharın ince sızıları
Rüzgar kesilince / Düşer tek tek yaprakları

Burhan Küçük

esin_29
09-02-2008, 09:59 AM
Bana biraz hüzün bırak
Sigaramda duman olsun
Bir mektupla resim bırak
Ağlamama sebep olsun

Bana biraz umut bırak
Yarama ilaç olsun
Bir yağmurlu bulut bırak
Yaşamama inanç olsun

Bana biraz acını bırak
Çekecek derdim olsun
Bir nedensiz adres bırak
Gidecek yerim olsun

Bana biraz gülüşünü bırak
Yüreğimde yerin olsun
Bir silahla kurşun bırak
Ölümüme neden olsun....!

YAĞMURR
10-02-2008, 09:00 PM
Takvim


Yıllar mı hızlandı yoksa?
Ne çabuk geçiyor upuzun günler geceler
Daha dün gibi derler ya hani
Meğer herkes kurarmış böyle cümleler...

Vakit geçmek bilmezdi oysa
Hangi ara koptu yaprak yaprak takvimler?
Akarken biriktir derler ya
Kasam boş, kalbim kırık, elde yine hüzünler...

Pişman çok pişmanım esasen
Ama çok korkuyorum ya reddersen
Gururdan mı nedendir artık
E sen gel kendini alt edersen

Evimi ocağımı, yuvamın sıcağını
Yarimin kucağını bıraktım
Her günahın tadına, dünyanın batağına
Batacağım kadar battım...

Meğer herkes tanışıyormuş birgün
Mutlaka gerçeğin ta kendisiyle
İnsan buna da alışıyormuş
İnsan dayanıyormuş bütün gücüyle

Ferhat Göçer

turkuaz
18-02-2008, 05:20 PM
DENİZİN BEKLEDİĞİ

Seni sevmek mor denizlerdi biraz
Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkılmalar ardında direnilen
Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz

Seni sevmek yaşamanın aşılmaz büyüklüğü
Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
Ve sığınıp ılık kıyı kentlerine bir akşam
Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü

Varılırdı daha saydam günlere isteseler
İsteseler yalnızlık giremezdi evlere
Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
Ve uçacak durmadan adasız denizlere

Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
Sana verdim geç diye bütün denizlerimi

AFŞAR TİMUÇİN

Nefertiti
21-02-2008, 10:55 PM
BİLSEM Kİ

Bu ayaklar benden hesap soracak,
Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak ,
Bu baş, bu eğilmez baş da öyle
Bazı sarhoş ,bazı yorgun
Her zaman bir yastığa hasret!
Bu ciğer de hesap soracak,
Esirgedim, güneşini, havasını
Bu ağız bu dişler, bu mide...
Ne ikram edebilirim ki bol keseden
Bu bilekler de hesap soracak,
Göz yumdum çektikleri eziyete.
Bilsem ki kimsenin parmağı yok
Bu sürüp giden işkencede;
Kılım bile kıpırdamadan bir sabah
Çekerdim darağacına çekerdim kendimi
Bilsem ki suç bende!..

RIFAT ILGAZ

Rosalie
21-02-2008, 11:21 PM
ucuncu sahsin siiri

gozlerin gozlerime degince
felaketim olurdu aglardim
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdigin vardi duyardim
cop gibi bir oglan ipince
hayirsizin biriydi fikrimce
ne vakit karsimda gorsem
oldurecegimden korkardim
felaketim olurdu aglardim

ne vakit mackadan gecsem
limanda hep gemiler olurdu
agaclar kus gibi gulerdi
bir ruzgar aklimi alirdi
sessizce bir cigara yakardin
parmaklarimin ucunu yakardin
kirpiklerini egerdin bakardin
usurdum icim urperirdi
felaketim olurdu aglardim

aksamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan icinde yatardi
limandan bir gemi giderdi
sen kalkip ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalirdin
hayirsizin biriydi fikrimce
guldu mu cenazeye benzerdi
hele seni kollarina aldi mi
felaketim olurdu aglardim
ATİLLA İLHAN

9 ŞUBAT
22-02-2008, 09:30 AM
ANLADIM


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

hercaii
22-02-2008, 02:52 PM
kimsesiz bir gökyüzüne
lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi…
çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
sahipsiz bir ölüm çığlığı,
masumiyeti sesimde eskiyen…
ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
yüreğimin sevda çukurlarında…
hadi yâr kendini al gecelerimden
al ve git!
zaten bir uzak düştü benimki;
ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
hani meçhul bir izbede seninle el ele…!
oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
bilmem hangi şehrin emanetçisinde
ve senden habersiz,
adından acılar türetiyorum şimdilerde…
dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
yaşamak soruyorsun!
yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…!
ve dinledikçe kendimi,
kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında…
ben kaçmak isterken her şeyden
gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
ve bizden çok uzakta
mevsim çömezi bir haziran
sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
gözlerinde bir mavi yangın
ve saçlarından dökülür martılar
Üsküdar’da pasaklı bir deniz kızının
sâhi martılar diyordu bir şair:
“martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
yağmasın diye kulelerde saklanan..!

işte böyle “can” dediğim:
yetim çocuklar hüznünde
kâhır yüklü gölgeme
çokça sahiplik etmişken bedenim,
yorgunluğun kıyısında
hüzün olup işlenmişim ömür gergefine…
çapulcu dillerin nazarında
sevdaya zûl libaslar giyinen,
uğursuzluk alâmeti koca bir hiç’miş adım…
ötesi yok!
gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
iki damla gözyaşıymış bedelim
ve soyunup benliğimden
elem üstüne elem giyinmiş
sana pervane yüreğim
gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
hiç ses etmemişim
meğer ne çok kedermiş
gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
lâkin sevmişim işte
her şeyden ve herkesten öte
sadece sevmişim seni…
ama sen kendini sök düşlerimden
sök ve git şimdi!
yolların koynunda
başımı yaslayıp ölümün yamacına
bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
sen kaç benim kalabalığımdan
ve bir intiharın şafağında
sesini sil şiirlerimden
olmasın dönüşü gittiğin yolun
kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
sonsuz bir gidişle
unutmalara aç yüreğini,
yüreğini toparla yüreğimden
cellat bayramı asılışlarda
nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
ve zamana not düşsün akreple yelkovan
yüzün kalbimin ortasında
yalnızlık yazgısı yemin olsun
ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
ben yine ben olurum…!
yağmurlu bir gökyüzü akşamı
hani olur ya!
düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
“ziyan ömürler kucağında
kendine has ölümler büyüten
bir deli çocuktu” dersin…
hadi git şimdi
git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...

kahraman TAZEOĞLU

hercaii
22-02-2008, 03:02 PM
Yalnızım
Çünkü sen varsın.
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
araz´a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum



sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

yorgun haliç´e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç



ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim

artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme







avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin araz´ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler

her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor



[align=right]beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum araz´ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum

en karanlık ceketimi giyiyordum
ışığa kördüm çünkü
şimdi ise güneşe ilerliyorum
dirilmek için

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
gecenin kör gözünden utanıyorum



gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
can kaybından ölüyorum
cenazemde namaz kılacağım
zan altındayım
yalanıma inanıyorum

yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime





üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim

yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
süsle beni ey aşk
geçtiğin yerleri öpüyorum

yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla



kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz




kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım

içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım



aşka...
rüzgara...
ayrılığa...
zamana...

eyvallah..
----:)

Şiir : Kahraman Tazeoğlu

YAĞMURR
23-02-2008, 03:17 PM
BU NE BİÇİM HAYAT..

Bu ne biçim Postacı
Üç defa çalıyor kapıyı
Bu ne biçim kel
Hem merhemi var
Hem sürmüyor başına
Bu ne biçim biçimler
İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
Memleket çok müsait buna
Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
Bir baktım Fahriye Abla!
Kırk yıllık bir rötar yapmış
Erzincan Treni
Ben gelmişim şu yaşıma
O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
Benimki ne biçim hayat
Uymuyor ne gördüklerime
ne duyduklarıma
ne okuduklarıma
Ben ne biçim benim
Ne kendime benziyorum
Ne başkalarına

MURATHAN MUNGAN

YAĞMURR
23-02-2008, 03:18 PM
FIRTINA..

Bak işte yaklaşıyor fırtına
Bak yine yükseliyor dalgalar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Şarkılar söylüyor çocuklar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Yeniden yanyana onlar

Ne geçmiş tükendi
Ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar

MURATHAN MUNGAN

hercaii
23-02-2008, 04:31 PM
SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

Nefertiti
24-02-2008, 05:42 PM
Ak Ve Kara
üstümüze örtünen gece
düşlerimiz gibi
ak ve kara
aç bir çocuk ağlamasına uyanır gibi
açıyor gözlerini üzerimize
telaşla

zaman
gece yarısı
ya da tan vakti
ne farkeder!
zaman
akrep ve yelkovan arası
asılı kalmış
can çekişen ruhların
azap saati

(ahh biz
kimsesiz
kalmışız bir başımıza
elimizin tersiyle itemediğimiz
yalnızlığımız
ve kahrolası yazgımızla)

ne bir adım öndeyiz şimdi
ne de bir adım geride
ruhumuz
melek ve şeytan arasında
ruhumuz
can pazarında
tam da vurulduğumuz yerdeyiz
içimizdeki cehennem ateşindeyiz yani

yüreğimiz ağzımızda
yüreğimiz ak ve kara

geceye dökülürken gözlerimiz
yalan ve yanlışa artar
öfkelerimiz
yeminlerimiz
ve tövbelerimiz
biz aslında
aşktan yana
sersefiliz
sevdaya kanarken yalnızlığımız
hep elimizde kalır
sel artığı
erozyonlu yüreğimiz
ve sevgilerimiz

ahh biz
sersefiliz

bir başına kalakalmış işte!
kahra baş koymuş
kıblesiz başımız
yazgı bahane

yüreğimiz ağzımızda
yüreğimiz kara...

SAADET UN

ates
24-02-2008, 06:21 PM
Bırak anlatayım sarhoşum öyle
Sarhoşu da geçtim n'olacak böyle
Hayatlar içinden hayat seçmişim
Hiç bi şey fark etmez kendimden geçmişim

Şair giden geminin ardından bakar ya
Bakar da kendini zora sokar ya
Bazen bi hiçin duası tutar ya
Çok uzaklarda o gemi batar ya

Ah beni unut bitir beni gidiyorum
Ya unuttum ya vazgeçtim bilmiyorum

Yarim ateş olmuş içinden geçmişim
Kim ektiyse ekmiş ama ben biçmişim
Hiç boşalmadıki bardak hep dolu
Her şeyin bi sonu yok başka yolu
Çamur-Sergüzeşt şarkısının sözleri

egeli
24-02-2008, 06:39 PM
Rüyamın Rüyası



Ne zaman gelir bilmem
Gönlümdeki baharım.
Ne zaman çırpınarak,
Uçacak gönül kuşum.
Kururken bir kardelen,
Açmayı beklemeden,
Kendisine kıyana,
O eğilmez başını,
Bir kızağın ardırdan
Ne zaman kaldıracak?
Yalan mı rüyalarım,
Düş mü görüyor rüyam?
Yoksa bu yalan dünya
Rüyamın rüyası mı?
Titretiyorsa beni,
Rüyamdaki sevgili,
O zaman nasıl yalan
Oluyor rüyalarım?

alıntı

egeli
24-02-2008, 06:41 PM
Büyüdükçe büyür, ayrılık, hasret
Yıllardır belime, vurursun gurbet
Bana, dedin ki hep, bitecek elbet
İçimde, ur gibi, durursun gurbet.

Bakmadın gözümden, akan yaşlara
Sektirdin beni de, taştan taşlara
Çevirdin yolumu, göçmen kuşlara
Yollarıma kapan, kurarsın gurbet.

Hayatı bağladın, kendi eline
Hayat bu diyerek, vurdun belime
Hece hece düştün, her gün dilime
Sokak sokak beni, ararsın gurbet.

Yıllardır ederim, feryadı figan
Elimizden düşmez, kalınca urgan
Bağrımın üstünde, olmadı yorgan
Geceyi gündüze, sararsın gurbet.

Asla güldürmedin, çatık kaşımı
Düğünde bayramda, döktün yaşımı
Param parça ettin, sabır taşımı
Tüm Ümitlerimi, kırarsın gurbet.

Umutları çaldın, bir şey koymadın
Nice insan yedin, yine doymadın
Bir kerecik olsun, beni duymadın
Daha yokmu diye, sorarsın gurbet.


Necati Keçel

birmelek
24-02-2008, 10:22 PM
(Nazım´ın son şiiri....)

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

Nazım Hikmet

kpss100
27-02-2008, 03:51 PM
Dost

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.


Cahit Külebi

Nefertiti
27-02-2008, 11:37 PM
Söyle Sazım - Fikret Kızılok

Kuzuya sordum derdimi meledi
Tilkiye sordum da yalan söyledi
Bülbüle açıldım ne kar eyledim

Bulamadım bir tek çare derdime
Arayıp sordum hep kendi kendime
Söyle sazım ne söylersin

Toprak ile dostluk kurdum tozuttum
Rüzgar ile dere tepe gezindim
Yağmur oldum şu dağlardan süzüldüm

Bulamadım bir tek çare derdime
Arayıp sordum hep kendi kendime
Söyle sazım ne söylersin

Bir yar sevdim ismi ile avundum
Doğru söze kıymet verdim savundum
Ben bu yüzden dokuz köyden kovuldum

Bulamadım bir tek çare derdime
Arayıp sordum hep kendi kendime
Söyle sazım ne söylersin

Nefertiti
27-02-2008, 11:41 PM
Ama Babacığım - Fikret Kızılok


Bir bakarsın oyuncağın kırılmış
Arkadaşın sana küsmüş darılmış
Kavga etmiş; kaşın, gözün yarılmış

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

Sendeki sen sana soru sorunca
Bir masalda kurt kuzuyu kapınca
Uçan balon ellerinden kaçınca

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

Sendeki sen sana soru sorunca
Ortaçağı galile'yi bilince
Okuduğun ince memed olunca

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

Oyunlarda mızıkçılık olunca
Terli terli soğuk suyu içince
Hastalanıp yataklara düşünce

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

Pırıl pırıl bir ilk bahar gününde
İlk aşkının gerçeğinde düşünde
Bir burukluk varsa eğer içinde

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

Yaşadığın, gördüklerin dışında
Mutluluğu kuytularda bulunca
Oysa herkes başka başka olunca

Yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
Böyle büyür çocuklar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil

mavigece
29-02-2008, 02:52 AM
Ben seni sevdim
Senin beni sevmeme ihtimaline karşı sevdim seni
Seni severken hiçbir karşılık beklemedim
Belki sadece, sadece beni sevmeni istedim
Ama sen başkasını sevdin…

Ben seni istedim
Senin benim yanımda olmama ihtimaline karşı istedim seni
Umutlarımı verdim sana, hayallerimi verdim,
Tek istediğim; sadece, sadece benimle olmandı.
Ama başkasını istedin…

Ben seni bekledim
Senin yanıma gelmeme ihtimaline karşı bekledim seni
Senden gelecek bir tek haberi umutsuzca bekledim.
Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı
Ama sen başkasını bekledin…

Ben seni aradım
Senin bana karşılık vermeme ihtimaline karşı aradım seni
Ne vakit görsem seni, titriyordum, bir heyecan kaplıyordu içimi,
Saklamıyordum gülüşlerimi,
Mutluluğum kalbimden bütün hücrelerime yayılıyordu.
"Ne güzel" diyordum. "Yaşamak ne güzel…"
Ama sen başkasını aradın…

Ben seni özledim
Sana kavuşamama ihtimali soğuk bir taş gibi dikilip dururken özledim seni
Sana dokunamamak yüreğimi böylesine acıtırken özledim seni
Senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Ama sen başkasını özledin…

Şimdi senden gelecek haberi umutsuzca bekliyorum,
Telefonun yanında kaç gece sabahladığımı hatırlayamıyorum
Ama yok, bir tek bir haber bile yok.
Beklemek ölüm gibi geliyor bana
Aslında ölüm fikri bana o kadarda garip gelmiyor artık.
Öylesine umutsuz kaldım ki ölümü tek çare olarak görmeye başladım.
Ölümle ilgili planlar yaparken bile
Senin geri dönme olasılığını çıkaramıyorum aklımdan.
İşte bu yüzden ÖLEMİYORUM

alıntı

mavigece
29-02-2008, 02:54 AM
Benden gördüğün sevgiyi
Sen gidip ele gösterdin
Ben güzel sözleri sana
Sen başkasına söyledin

Ben aşkınla acı çeker
Sen mutlu olur gülerdin
Ben sana canım dedikçe
Sende başkasına derdin

Ben gönlümü sana verdim
Sen gittin de ele verdin
Benden başkasını sevdin
Sanki murâda mı erdin


alıntı

9 ŞUBAT
29-02-2008, 10:13 AM
ellerinize saglık çok guzel hepside .

Nefertiti
29-02-2008, 01:12 PM
Bir Baska Dünyanin Penceresi -İlhan İrem

Birazdan bulutlar sönecek,
Birazdan isiklar gülecek,
Birazdan bir gün gibi,
Koca bir yasam bitecek... bitecek.........

Sevinçle keder,
Dogumla ölüm,
Kardestir gülüm.........

Bir gül açar ya,
Bir kus uçar ya,
Bir sey düser ya,
Dogumdur dogum......
Ölümdür ölüm..........

Bir ask biter ya,
Bir söz siler ya,
Bir yol gider ya,
Dogumdur dogum....
Ölümdür ölüm.........

Bir ay dogar ya,
Bir kar yagar ya,
Bir gün batar ya,
Dogumdur dogum.......
Ölümdür ölüm..........

Paramparça dagilan beyaz bulutlar gibi
Karistim gökyüzüne masalim sona erdi
Gözyasin topraklarda gülüsün yildizlarda artik
Neler oldu neler bitti ve biz neler anladik
Kulaklarda yalnizca bir fisilti
Yasadik.. yasadik.. yasadik........

YAĞMURR
03-03-2008, 03:00 PM
Acılar pişirdi duygularımı

Tencerede kaynayan sudan beter

Taş etti yüreğimi

Yapmacık, sevgisiz sevgiler.

Çocukluğumda bile

Tutan olmadı elimden

Anam çaresizdi

Babam insan mıydı yoksa

Anlamadım anlayamadım.

Oysa ne gariptim ne öksüz,

Yalnız ve umutsuz

Ne oynadım ne koştum

Daha on beşin de otuz beş ti yaşım.

Gençlik nasıl bir şey?

Arkasından baka kalmışım.

Kendi ağırlığımın yükü

Ezerken bedenimi

Kader yükledi üstüne

Sevgisizlerin hediyesi

Bende de çaresiz biri.

Bırakın gözlerim sizi izlesin

Gelmeyin üstüme dalgalar

Öfkeli ve haşin

Ellisinde tükenmiş bedenimi

Dinlendireyim diye

Uzak ve tenha bir yerde

Mart’ın ilk gecesi kıyıda

Gece karanlık gökte yıldızlar

Gelmeyin dalgalar

Yıkmayın düşlerimi.

Esse de soğuk rüzgâr

Üşüse de yorgun bedenim

Bir daha kim bilir ne zaman?

Düşlerimle baş başa

Sizde mi dalgalar?

Hiç olmazsa bir kere

Gelmeyin üstüme.



Ertuğrul TORUN

YAĞMURR
03-03-2008, 03:08 PM
Bir ipek kadar saf
ve yumuşaktı yaprağı...kardelenin
Kozasından çıkmayı bekler,
Saklanırdı toprağın altına
İhtişamlı güzelliğiyle...

Kar kadar saf ve mağrur
Bakarken dünyaya...karanlığın içinden
Hayat verirdi...beyaz yapraklarıyla
Toprağın can damarına...

Bir gün,
Sadece bir gün
Güneşi görebilmek uğruna
Açardı yüreğini,
Çıkarırdı topraktan
Tüm güzelliğini…nazlı edasıyla
Isıtırdı bakan yürekleri …soğuk kış gününde
ve derdi ki;
Kardelenler de yaşamayı bilirler…

9 ŞUBAT
03-03-2008, 03:10 PM
Gönül senin yanına, hangi kelamla varsın
Kalemlerin yazmakta zorlanacağı yârsın
Ağrı zirvesinde kar, İzmir’imde baharsın…

Dünya’nın göz bebeği,İstanbul’um gibisin
İstanbul’un yüreği, Anadolu’m gibisin…

Güle kara sevdalı Isparta kokulumsun
Sivas’ta Aşık Veysel, Bolu’da Köroğlumsun
Edebali çiçeği Malhun hatun soylumsun...

Gurbet elden sılaya eren yolum gibisin
Al bayrağa renk veren, Anadolu’m gibisin…

Bursa’da yüzyıllardır yıkılmayan çınarsın
Toros dağlarında ki karpuz kıran pınarsın
Erciyes’te ferahlık, İskenderun’da harsın..

Karadeniz’de hırçın yağan dolum gibisin
Buluttan sevgi sağan, Anadolu’m gibisin…

Eskişehir’de Yunus, Konya’da Mevlanamsın
Domaniç yaylasında yiğit Hayme anamsın
Karac’oğlan elinde mızrabım, bağlamamsın…

Anamın sıcak dizi, sağım,solum gibisin
Osmanlı’mın çeyizi, Anadolu’m gibisin

Ürgüp’te peri bacam, Rize’de kemençemsin
Kütahya’da Hilâle aşık olan gecemsin
Ölümüne sevdamsın, Vatanım,Türkiyemsin…

Aşk dolu yüreğimsin, elim, kolum gibisin
Mevla’mdan dileğimsin, Anadolu’m gibisin…

yitikyürek

basak
03-03-2008, 05:58 PM
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
her şeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun ara sıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun.

basak
03-03-2008, 05:59 PM
BİR BEYAZ SAYFADA SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin
Uçurtma mesela
Altına konabilir biri ötekilerden
Kısa olduğu için sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa bir ömrün üzerine

Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir
Senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden
Bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir güle bu kadar benzemenin
Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan
Ama anlayamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden ,açan solan, bere budak yok
Bir şiir istersin
İçinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir şey yok

Uzun bir yoldan geldim
Tedariksiz,katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her şeyi anlattım
Olan olmayan, acıtan sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Sever adım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine

Sana bakmak, suya bakmaktır
Sana bakmak, bir mucizeyi anlatmaktır
Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor;çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar,
Bahçıvanlar değil,tüccarlardır.
Sen öyle göz,sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır.

Bir tek söz kalır dişlerimin arasında
Ben sana gülüm derim ,gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim ,gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak,bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak,suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak,bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi
Anlatmaktır
Sana bakmak,Allah'a inanmaktır.
Yılmaz Erdoğan

turkuaz
03-03-2008, 06:35 PM
YAŞAMAK

Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde.


Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;

Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.





Orhan VELİ

turkuaz
03-03-2008, 06:36 PM
BU GECE
Adını yazdım bu gece,
Kaldırım taşlarının çamurlu suratına
Her harfinde bir çığlık yükseldi göğe doğru
Her harfinde bir yıldırım düştü yüreğime
Her harfinde bir damla gözyaşı bıraktı gözlerim
Kaldırımların çamuruna inat

Adını yazdım bu gece
Gökteki yıldızları toplayıp bir araya
Umarsız karanlığa inat gündüz ettim geceyi
Kaç milyon yıldızdan yazdım bilmiyorum
Adındaki bir heceyi

Adını yazdım bu gece
Ufuksuz okyanusların en derinlerine
Bütün kuşlar kanatlarını bana verdi
En bilinmedik denizlere
Senin adını yazayım diye

Adını yazdım bu gece
Yüreğimin en özel yerine
En diyarsız memleketlerde açan en nadide çiçekler gibi
yüreğimin en derinin de besleyecek
en güzel yerinde büyüteceğim seni

AHMET AKİF

butterfly
03-03-2008, 07:48 PM
UZAT ELLERİNİ

Firtinalar esti bugün icimde
Herseyi koparip aldilar bende
Artik bir eser kalmadi kalbimde
Seni yaziyorum
Duy, duy parcalara böldün beni
Hak etmedim bunlari yasamaya
Tastan yüregini yimisat biraz da
Gör, gör gözlerimden akan yaslari
Feryatimi duy
Cigliklar arasindayim,paramparca kalbim
Senin yüzünden
Nasil da vurdum duymaz bir insansin
Nasilda anlamiyorsun beni
Ucurumun kenarinda duruyorum bak
Uzat ellerini, düsüyorum derinlere
Son saniyeler hayal gibi geciyor
Zaman sanki durdu duracak
Rüzgari hissediyorum tenimde
Bosluga dogru adim adim
Yaklasiyor soguk karanlik kayalar
Hayatim geciyor gözümün önünden
Ve sonra.............
Sessizlik ,sessizlik,sessizlik!

mavigece
04-03-2008, 03:13 AM
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar : «Üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı.

Nazım Hikmet RAN

9 ŞUBAT
04-03-2008, 08:26 AM
Zaman İçinde Varlık

Varlığı hissettirmek,
Zamanı eline almak,
İstediğini yaptırmak,
Zamanla oynamak,
Zamanda kaybolmak,
Zaman içinde var olmak;
Berrak su gibi içilmek,
Temiz hava gibi çekilmek,
Damarda kan misali akmak,
Can gibi diri olmak,
Güneş gibi ısıtmak,
Gece gibi örtmek,
Yağmur gibi yağmak,
Toprak gibi çiğnenmek,
Taş atana gül vermek,
Sevmeyeni sevmek,
Gitmeyene gitmek,
Vermeyene vermek....
Zamana ayna olmak!

Kazım Öztürk

Nefertiti
05-03-2008, 10:21 AM
Hayat Nedir Anne?

benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım...
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! ..

suskun görünsem de,
fırtınalı ve mağrurdum anne.
bir mızrak gibi,
aynada hep dik durdum anne! ..
ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
leke sürmedim.
ama göğsümü çok hırpaladım,
kalbimi çok yordum...
ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü...
öpemeden bir bebeğin gidişini,
tükendi gitti çağım...
kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü...
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü...

sen beni göğsünde
hep acılarla mı soğurdun anne?
yoksa evlat diye,
koca bir taş mı doğurdun anne?
eziyet degilim, zahmet değilim,
musibet hiç değilim;
bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
doğurdun da beni,
ne ile yoğurdun anne?

benim hiç hayalim olmadı anne...
ne seni rahat ettirdim,
ne kendim ettim rahat...
BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!
kaybolmuş bir anahtar kadar
sahipsizim anne...
ne omuzumda bir dost eli,
ne saçımda bir şefkat...

say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne...
say ki ıslanmaktım, üşümektim,
say ki yağmurdum anne!
bunca yıldır gözyaşlarını,
hangi denizlere sakladın?
oy ben öleyim,
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ?

Nefertiti
05-03-2008, 10:34 AM
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum,
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal !..

gidiyorum..
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum...

gidiyorum..
başımda gam gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgelerimi
bütün hatıraları bırakıp geride
ardımdan çekip kapıyı usulca
başımı alıp gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.

hoşça kal suyundan çimdiğim dere,
kana kana içtiğim pınar,
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan...

9 ŞUBAT
05-03-2008, 10:53 AM
Eşimin Doğum Gününe

Bizimle hayatı paylaşan
Annelerin en güzeli
Hayallerimizi süsleyen
Acıları,sevinçleri yaşayan
Rahat yaşamamızı sağlayan

Hatırlarımda sen
Alın yazımda sen
Tutkularımda sen
Umutlu,mutlu yıllara
Nerede olursa olsun
Kızımızla beraber
Güzele.doğruya
Lakin sen varsın hep yanımızda
Unutmak mümkünmü
Doğum günün kutlu olsun karıcıgım .

basak
05-03-2008, 03:28 PM
Bak Bir Hayat Kayıyor

İşte şimdi bitti...
Artık bitti.
Gerçekten.
Yani bitmeli.
Tam on yıl sonra anladım,
Bitmesi gerektiğini.

Beklemiştim...
Belki seversin diye
Sevdin;
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Ama zaman göstermişti bana
Bunları yalan olduğunu
İnanmadım bunun olabileceğine
Yine de sevdim,inadına;

Bekledim...
Birkaç sene daha
Evet beklediğime deydi
Bu sefer gerçekten sevdi
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Sana gene kandım

Bekliyorum...
Öyle mi?
Sen öyle sanıyorsun
Artık her şey bana yalanlarını gösteriyor
Senin yalanlarını
Ve senin başlı başına bir yalan olduğunu

Evet...
Biliyorum sen de şaşırıyorsun
Herkes gibi;
İlk defa seni unutmaya çalışıyorum.
Unutacağım...
Artık başkası var
Gördüm artık yalanlarını

Bitti...
Unutacağım...
Artık başkası var...
Öyle mi?

alıntıdır...

9 ŞUBAT
06-03-2008, 03:04 PM
Kuzeyde toros dağları
Güneyde mavi sularıyla akdeniz
Doğudan batıya uzanmış..!
Tarih kokan bir şehir
Burası Adana..Çukurova
Memleketim benim..

Bu topraklarda doğdum..büyüdüm.
Bu şehirde sevdim..sevildim.

Kızgın yaz güneşi,
Temmuz,ağustos aylarında
Ateş gibi yakar ovayı.
Kimisi tarlalara koşar..
Kimisi sıcaktan sahillere..yaylalara kaçar..
Sessiz bir kente dönüşür..
Adeta Şehir..

Burası adana,çukurovam
Memleketim benim..

Batı yanı yitik diye
Acı çekse de Taşköprü
Çukurova'nın altında bir tarih yatar.
Bir yandan tüm zamanlara inat..!
Tumluda,yılankalede,toprakkalede
Tarih ayağa kalkar..

Ovaya hayat veren
İkiz kardeş gibi,
Bir yandan seyhan
Öbür yandan ceyhan akar.
Portakal limon bahçeleri
Bahar da mis gibi kokar..

Burası adana..çukurovam
Memleketim benim..

Melih Baki

mavigece
08-03-2008, 12:58 AM
ANACIĞIM

—Anneme ve bütün annelere—

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi .
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

mavigece
08-03-2008, 01:00 AM
VE KADINLAR
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,,
bizim kadınlarımız..

Nazım HİKMET

odenizci
09-03-2008, 03:53 AM
Her Gün Kadınlar Günü

Bak kadınlar günü bir güne sığmaz
Kadınların olmaz yılda bir günü
Bulut olmadan da hiç yağmur yağmaz
Benim için her gün kaDınlar günü

Kadını sen yılda bir gün hatırla
Onun haricinde doğra satırla
Utanmazsan çifte koş hem katırla
Benim için her gün kaDınlar günü

Rabbimin katında değerli kadın
Yılda bir keremi senin hem yadın
Kadındır her zaman kolun kanadın
Benim için her gün kaDınlar günü


Her gün işkence et aç, açık bırak
İnsanlık senden çok elbet çok uzak
İçkiyle,kumarla hep kurdun tuzak
Benim için her gün kaDınlar günü

Kadına dinimiz vermiş büyük hak
İnanmazsan açta hem Kuran’a bak
Kalbinde merhamet ateşini yak
Benim için her gün kaDınlar günü

Osman Karahasanoğlu
09.03.2008

9 ŞUBAT
09-03-2008, 09:36 AM
yalancı
zamansız bahar
yürümüş saçlarına
beyaz, pembe taçlar
erken açan, badem çiçekleri

tadın buruk bu sularda
daha on altı, on yedidir belki
buram buram henüz çağla kokmalısın
yeni yeni kiraz tomurcukları belirir dallarında
düşlerinde beyaz atlı bir prens
gelir alır aklını erken bahar
tutsun sevda dileklerin

ellerin, peri elleri, ince, uzun
bir dolgunluk patlamış göğsünde
iri iri çiçekler, zaman sarsıntıları
donmasın geç kırağılardan omuzun
derin gözlerin ilkbahar kıskacından
pembe, beyaz, yarı ay, yarı solgun
uçuşurken badem çiçekleri
arnavut kaldırımları serinler
yüreğinde taze anılar
gençlik hüznüne
şemsiyedir
bademli
yollar

Uzaklarda yahut çok yakınında
Belki de bembeyaz Datça'da
yüklü bir kara sevda gibi
bahara doğru açar
çatal yürek gibi
badem çiçekleri

Ali Akça

Nefertiti
09-03-2008, 01:07 PM
Merhaba....:) Aramıza hoşgeldin Osman Karahasanoğlu..Şiirin çok anlamlı..Eline sağlık
devamını bekliyoruz...;)

mavigece
09-03-2008, 07:05 PM
aramıza hoşgeldin osman...:) eline yüreğine sağlık...devamını bekleriz...;)

9 ŞUBAT
09-03-2008, 08:25 PM
aramıza hoş geldiniz denizci .

Nefertiti
09-03-2008, 11:35 PM
Bahar Çiçekleri Yeni Açmışken

Bahar Çiçekleri yeni açmışken,
Güneş sıcağını aşka saçmışken,
Karamsar bulutlar göğe kaçmışken,
Ayrılıp gitmeye erken değilmi.

Dağ yeni atarken karı göllere,
Yeniden düşürme beni çöllere,
Goncalar dönmek ister güllere,
Gülleri bırakmaya daha çok erken.

Ceylanlar bekler şimdi bizleri,
Bülbülden hazırdır şarkı sözleri,
Sevgi çiçeğinin yeşil gözleri,
Ayrılık demeye daha çok erken.

Yeniden vuslata açma yolları,
Düşmesin sarılan sevgi kolları,
Sevmedim bir türlü böyle sonları,
Aşkı bırakmaya daha çok erken.

Alıntı

Nefertiti
10-03-2008, 11:32 PM
Şimdilik avuçlarıma alamıyorum gül'ü

şimdilik avuçlarıma alamıyorum gülü,
dikenlerini avuçlayabiliyorum.
razı oluyorum can’ımın yanmasına;
can’ımı yakıyorum avuçlarımı sıkarak…/

ey benim sîne-i nurum,
ey benim nûr-u aynım,
ey benim sabrı cemîl’im,
ey avuçlarımı dikenlerine rağmen kendine toprak bildiğim gül’üm,
şimdilerde yakubî bir soluktur içime çektiğim,
dilimin kıyısına dokunan, bir baba yüreğinin niyazı kadar beyaz;
“artık bana güzel bir sabır yakışır!”
dilim, yusuf’umu besleyen bir dua için dokunur söze.
bir yusuf kuyumda ağlar, arşta yükselirken adı
bir yusuf nazarımdaki kıymetini bilmez, eza olurken ahvali sol yanıma…
bir yusuf, yusufluğunu bilmez;
ve ben korkarım bir hasetlik canına dokunur yusuf’un diye…
ben korkarım karanlık eza olur yüreğe diye…

ey benim derûnumdaki sevda,
yarınlarıma dair hüsn-ü zannım,
hatrına niyaza dokunur dilim her dem,
hatrına yüreğim buruk heyecanlar yaşar doğan günle,
hatrına boyun bükerim sevgili’ye,
hatırı sayılır olurum diye yar nazarında..

ey benim avuçlarımı kanatan sevda,
derinliğim kadardır avuçlarımda açtığın yara,
ne içimi imar ediyorsun sevinçle,
ne de sûretime mutluluğun resmini çizebiliyorsun.
ben üzerine titriyorum bir çocuk gibi,
büyümeni istiyorum,
büyütmeni istiyorum beni yâr nazarında..

ey benim lisanını hala anlayamadığım sevda,
sükûtun dağlar gibi içimde,
rengin gece misali.
leyl’im der susarım şimdilerde -sen gibi-,
yücelirim “yâr” makamına diye…

ey cemil’in letafeti,
yûsufî güzellikte değil sûretim
yakub kadar sabırlı da değilim,
ama bilirim ki içimde büyürsen;
sultanı olacağım bir beldenin.
gözlerim aydınlanacak,
aydınlık olacağım mısır’a..

ey içimdeki sevda,
içimin nil’i olursan, ereriz huzura;
can oluruz bir kurak beldeye…

-alıntı-

9 ŞUBAT
11-03-2008, 09:50 AM
İçimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
"Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye."

Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.

CAHİT SITKI TARANCI

9 ŞUBAT
11-03-2008, 05:04 PM
Gözümü yumdum karanlığa
Sessizliği dinledim sensiz zamanlarda
Yalnızlık alıştırmaları yaptım odamda
Kendime sözler verdim dönmemecesine
Hayatımla barıştım küsmemecesine

Oysa kabuslar ekmiştim hayal tarlalarıma
Sonsuz uçurumlar keşfetmiştim aklımda
Kansız bir ölümü seçmiştim
Bunun içindir ki gülüm seni sevmiştim

Sonu gelmiş bir filmin başrol oyuncusuydum
Vakti dolmuş bir günün gün batımı yolcusuydum
Ömrünü yitiren bir takvimin son kopan yaprağıydım
Umudunu yitiren polyanna ağıdıydım

Artık hepsi bitti
Gözümü yumdum karanlığa
Kendime sözler verdim dönmemecesine
Hayatımla barıştım küsmemecesine

Murat Uzun

9 ŞUBAT
12-03-2008, 06:40 PM
Senin için göğsümü batırdım dikenine
Yüreğimi kanatıp, sana güller getirdim
Hasretimle, özlemle, dokunmadan tenine
Bûselerimi katıp, sana güller getirdim...

Bir gül yaprağı için beklerken niceleri
Yalnız hayâlin ile paylaştım geceleri
Olmayan sabahlarda kederi, acıları
Gözlerinde uyutup, sana güller getirdim...

İçinde ben olmayan hayâl kurma ne olur
Artık ağlatma beni, artık kırma ne olur
Haydi sevgini söyle, haydi durma ne olur
Al, ellerimden tutup, sana güller getirdim...

Yıllar yılı bekledim, geçti gençlik çağım da
Viran oldu bağım da, yıkıldı otağım da
Gurbetin kucağında, çileli ocağımda
Aşkın nârıyla tütüp, sana güller getirdim...

Bir gün nazlı sevdiğim aşkı bilecek diye
Baktıkça, okşadıkça yüzü gülecek diye
Yüreğimden kopup da, sana gelecek diye
Gözyaşımla büyütüp, sana güller getirdim...

yitikyürek

birmelek
12-03-2008, 07:13 PM
Dünyada kiracı gibi değil,
yazlığına gelmiş gibi de değil,
yaşa dünyada babanın eviymiş gibi...
Tohuma, toprağa, denize inan,
insana hepsinden önce.
Kuruyan dalın, sönen yıldızın,
sakat hayvanın duy kederini.
ama hepsinden önce de insanın.
Sevindirsin seni cümlesi nimetlerin,
sevindirsin seni karanlık ve aydınlık,
sevindirsin seni dört mevsim,
ama hepsinden önce insan sevindirsin seni.

NAZIM HİKMET

9 ŞUBAT
13-03-2008, 02:35 PM
Yalnızlığın üstünü örtemezsin.Sen üşürsün , ruhun üşür.Sıcak bir nefese bir sese hasretsindir.. Yalnızsın ya, daha ne olsun

Hüzün kokar gece, hıçkırıklar duyulmaz.Yalnızlık boğar ,

Haykırışlar dört duvar arasına sıkışır

Sesini duyan yoktur.

Ağlama ,her şey yoluna girecek diyen ne bir ses

Nede sana destek olacak bir nefes vardır

Gece , gündüze inat kasvetli..Karanlıklara gebe, bilinmeze kucak açmış..Sessizlik şarkı söylüyor. �

Beklersin , gecenin bitmesini , birinin gelmesini ,telefonun çalmasını..

Yalnızsın ya

Kendi kendinle konuşur durursun..

Yalnızlığın üstünü örtemezsin.

Sen üşürsün , ruhun üşür.

Sıcak bir nefese sese hasretsindir

Yalnızsın ya , daha ne olsun

Düşünce dipsiz bir kuyuya düşer

Geçmişin hesabını yaparsın

Özlemlerin burun direğini sızlatır

Benliğin derinlerine saklanmış yüzleri anımsarsın.

Şimdi kimbilir neredeler

Dilinden düşüremediğin bir kelime hep vardır..

Keşke

İsteklerin dileklerin düşlerin hep o keşkeye bağlıdır sanırsın

Yalnızsın

Neden diye isyan edersin

Kimbilir belki kader , belki zorunluluk yada senin seçimin

En çok da gece insana koyar

Ruhunu daraltır hüzüne düşürür

Hüzün geceleri yoldaşındır

Karanlıklardan kaçarsın ,perdeleri sıkı sıkı örtüp

Üşüyen ruhunu sıkı sıkı sarmalayıp

Geceye dalarsın

Düşler başlar birbirini kovalamaya

O düşlerin varya , seni hayat bağlayan onlar değilmidirler

Bazen derin bir uykudan uyanıp silkelenirsin

Katıla katıla ağlarsın

Belki bir suçlu arasın

Kadere yanarsın

Yalnızsın ya ,ya daha ne olsun


Süreyya Türkoğlu

YAĞMURR
13-03-2008, 08:53 PM
OLAMAZ MI?


Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?

Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende, güzel bir ruh
kalbi bağlayamaz mı?

Hasret; Özlenenden uzak kalmak mıdır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; Para, mal çalmak mıdır?
Saadet çalmak, müthiş hırsızlık olamaz mı?

Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül, dalında solmaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah,
Gülüş, kurşun olamaz mı?

Viktor Hugo