9 ŞUBAT
01-01-2008, 05:00 PM
Dr. Tuncay Filiz
Dahiliye Uzmanı
Yeni bir yıla, üç haftalık bir yazı dizisiyle paylaştığımız vitaminler hakkında söyleyeceklerimizi aşağı yukarı tamamlayarak giriyoruz. Bu süre içinde, her şey de olduğu gibi vitaminler hakkında da ölçülü olmanın bilincini paylaştık. Ölçülü olmasını bilmediğimiz sürece, ister vitaminden ister mineralden gelsin, kuvvet ya da enerji kazandığımızı zannetmek, boş hayaldir. Aslında böyle durumlarda hayalden de öte, ödemek zorunda kaldığımız bedel, olası pek çok risklerdir. Hastalıktan kaçayım derken kendini hasta etmek vardır ya, işte aynen öyle.
Hayatın her alanında bu iş böyledir. Yani biyolojik olduğu kadar ruhsal, sosyal, siyasal olsun her şey ama her şey ölçü gerektirir. Ölçülü olmak zaten, kendini bilmek değil midir?
Ölçülü davranışlarımızın bizi olgunlaştırdığı, herkese yeten, barış ve özgürlük şarkılarını söyleyeceğimiz bir dünya adına hoş geldin 2008. Diliyorum ki bu yılın enerjisi, bizi zararlılardan temizlesin, bozmak isteyenlerden korusun. Aynen C Vitamininin yaptığı gibi.
C vitamini, suda eriyen vitaminler grubuna dahildir. Bu nedenle depo edilmez ya da çok az birikir. Antioksidan denilince E vitamini ile birlikte akla ilk gelen vitamindir. Hatırlamak bağlamında antioksidan etki, hücreler için zararlı olan maddelerin yok edilmesi demektir. İşte bu özelliği nedeniyle endüstride, pek çok yaş meyve ve sebzenin bozulmadan saklanması amacıyla C vitamini kullanılır.
C vitamini Askorbik Asit olarak da bilinir. Aslında bu vitamin bileşiği, bir tür şekerdir. Kaynatmak ya da pişirilmeye dayanaksızdır, çabuk dağılır ve etkisi ortadan kalkar. Eğer eksikliği konusunda kuşku var ise, haşlamamak kaydıyla taze sebze tüketimine öncelik verilmelidir.
C vitamini, dokuların desteği, oluşumu ve onarımında önemli bir vitamindir. Bu ne demektir? Dokularımız, özellikle kas ve iskelet sistemine ait dokularımız, bir ağ gibi örülmüş bağlarla birbirlerine bağlanmışlardır. Bu bağlara kollajen doku adı verilir. Bu, dokuların oluşumu için C vitamini temel bir gereksinimdir.
Kan hücrelerimizin yapımı için ince bağırsaklarımızdan demir emilimi şarttır. İşte C vitamini demirin bu emilimini kolaylaştırır. Dolayısıyla kansızlığın tedavisi üzerine olumlu etkisi vardır.
C vitamini de ince bağırsaklarımızdan emilir ve fazlası kısa sürede böbreklerimiz vasıtasıyla atılır.
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli işlevler yüklenir. Alerjiye karşı olumlu etkisinden söz edilse de alerjik hastalarda kullanırken yine de dikkatli olmakta yarar vardır.
C vitamini yetersizliğinde cilt ve cilt altı kanamaları, diş eti kanamaları oluşur. Pek çok hormonunun üretimi, sinir hücrelerinin faaliyetleri için C vitamini gereklidir.
Erişkin kadın ya da erkekte günlük C vitamini gereksinimi 60 mg kadardır. Yoğun bedensel faaliyet gerektiren işlerde çalışanlar, sigara ve alkol tüketenler, daha yüksek oranlarda C vitamini almalıdırlar. Bu miktar günde 500- 1000 mg'a kadar çıkabilir.
Antioksidan etkisi nedeniyle son derece güncel bir vitamindir. Bu etkisi özellikle akciğerlerde barizdir. Bu nedenle kronik akciğer hastalıklarında tavsiye edilir. Göz sağlığı üzerinde antioksidan etkisi vardır.
Soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara karşı vücut direncini yükseltmek amacıyla önerilir. Ancak bu etkisi fazla abartılmamalıdır. Çünkü soğuk algınlığını önlediğine dair kesin kanıtlar yoktur.
C vitamin denilince akla portakal, limon ve turunç gelir. Gerçekten de bu meyvelerde bol miktarda bulunur. Kuşburnu ve maydanozun hakkı da verilmelidir. Aslında taze olmak kaydıyla tüm sebze ve meyvelerde yeterince C vitamini vardır. Domates, ıspanak ve marul C vitamini depolarıdır.
Pazarlarımız, C vitamini yönünden her keseye hitap eden bir zenginlik ortamıdır. Her türden taze sebze ve meyve, günlük C vitamini gereksiniminizi karşılamaya yeter de artar.
Dengeli beslenen, sebze ve meyve tüketiminde ölçülü olan bir kişide C vitamini eksikliği kolay ortaya çıkmaz. Ciddi eksiklik ise Skorbüt adı verilen kanamalarla karakterize bir hastalığa neden olabilir. Bu hastalık, diş eti ve cilt altı kanamaları, eklemlerde şişlik ve ağrılarla karakterizedir. Skorbüt, 2500 yıl öncesi Hipokrat zamanından beri bilinmektedir.
Azı yarar, çoğu zarar
Sürekli ve yüksek dozlarda C vitamini kullanmak elbette zararlara yol açabilir. Özellikle mide asidini arttırabilir. Bu ise mide de yanma, ekşime, şişkinlik ve sancılara neden olabilir. Var olan bir gastrit ya da ülseri şiddetlendirebilir. Bu tür yakınmalar olursa C vitamini alımı durdurulmalıdır.
Böbrek taşı düşürenlerin de dikkatli olmasında yarar vardır. C vitamini alır iken idrarda yanma ve sızlama yakınmaları muhtemel kum ya da taş'a ait olabilir. Yüksek dozlarda C vitamininin, böbrek taşlarının oluşumunu arttırdığına dair kanıtlar mevcuttur.
Sürekli ve bilinçsiz C vitamini tabletleri kullanmak, geçmeyen ishallere neden olabilir.
Son söz: Tüm vitamin ve mineral tabletlerini kullanırken ölçülü olun. "Ama bu doğal ürün, bir zararı olmaz ki" türünden reklamlara kanmayın. Mutlaka doktorunuza danışın.
Ne yapmalıyız?
* Dengeli beslenin
* Taze sebze ve meyve tüketin
* Sigara içmeyin
Dahiliye Uzmanı
Yeni bir yıla, üç haftalık bir yazı dizisiyle paylaştığımız vitaminler hakkında söyleyeceklerimizi aşağı yukarı tamamlayarak giriyoruz. Bu süre içinde, her şey de olduğu gibi vitaminler hakkında da ölçülü olmanın bilincini paylaştık. Ölçülü olmasını bilmediğimiz sürece, ister vitaminden ister mineralden gelsin, kuvvet ya da enerji kazandığımızı zannetmek, boş hayaldir. Aslında böyle durumlarda hayalden de öte, ödemek zorunda kaldığımız bedel, olası pek çok risklerdir. Hastalıktan kaçayım derken kendini hasta etmek vardır ya, işte aynen öyle.
Hayatın her alanında bu iş böyledir. Yani biyolojik olduğu kadar ruhsal, sosyal, siyasal olsun her şey ama her şey ölçü gerektirir. Ölçülü olmak zaten, kendini bilmek değil midir?
Ölçülü davranışlarımızın bizi olgunlaştırdığı, herkese yeten, barış ve özgürlük şarkılarını söyleyeceğimiz bir dünya adına hoş geldin 2008. Diliyorum ki bu yılın enerjisi, bizi zararlılardan temizlesin, bozmak isteyenlerden korusun. Aynen C Vitamininin yaptığı gibi.
C vitamini, suda eriyen vitaminler grubuna dahildir. Bu nedenle depo edilmez ya da çok az birikir. Antioksidan denilince E vitamini ile birlikte akla ilk gelen vitamindir. Hatırlamak bağlamında antioksidan etki, hücreler için zararlı olan maddelerin yok edilmesi demektir. İşte bu özelliği nedeniyle endüstride, pek çok yaş meyve ve sebzenin bozulmadan saklanması amacıyla C vitamini kullanılır.
C vitamini Askorbik Asit olarak da bilinir. Aslında bu vitamin bileşiği, bir tür şekerdir. Kaynatmak ya da pişirilmeye dayanaksızdır, çabuk dağılır ve etkisi ortadan kalkar. Eğer eksikliği konusunda kuşku var ise, haşlamamak kaydıyla taze sebze tüketimine öncelik verilmelidir.
C vitamini, dokuların desteği, oluşumu ve onarımında önemli bir vitamindir. Bu ne demektir? Dokularımız, özellikle kas ve iskelet sistemine ait dokularımız, bir ağ gibi örülmüş bağlarla birbirlerine bağlanmışlardır. Bu bağlara kollajen doku adı verilir. Bu, dokuların oluşumu için C vitamini temel bir gereksinimdir.
Kan hücrelerimizin yapımı için ince bağırsaklarımızdan demir emilimi şarttır. İşte C vitamini demirin bu emilimini kolaylaştırır. Dolayısıyla kansızlığın tedavisi üzerine olumlu etkisi vardır.
C vitamini de ince bağırsaklarımızdan emilir ve fazlası kısa sürede böbreklerimiz vasıtasıyla atılır.
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli işlevler yüklenir. Alerjiye karşı olumlu etkisinden söz edilse de alerjik hastalarda kullanırken yine de dikkatli olmakta yarar vardır.
C vitamini yetersizliğinde cilt ve cilt altı kanamaları, diş eti kanamaları oluşur. Pek çok hormonunun üretimi, sinir hücrelerinin faaliyetleri için C vitamini gereklidir.
Erişkin kadın ya da erkekte günlük C vitamini gereksinimi 60 mg kadardır. Yoğun bedensel faaliyet gerektiren işlerde çalışanlar, sigara ve alkol tüketenler, daha yüksek oranlarda C vitamini almalıdırlar. Bu miktar günde 500- 1000 mg'a kadar çıkabilir.
Antioksidan etkisi nedeniyle son derece güncel bir vitamindir. Bu etkisi özellikle akciğerlerde barizdir. Bu nedenle kronik akciğer hastalıklarında tavsiye edilir. Göz sağlığı üzerinde antioksidan etkisi vardır.
Soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara karşı vücut direncini yükseltmek amacıyla önerilir. Ancak bu etkisi fazla abartılmamalıdır. Çünkü soğuk algınlığını önlediğine dair kesin kanıtlar yoktur.
C vitamin denilince akla portakal, limon ve turunç gelir. Gerçekten de bu meyvelerde bol miktarda bulunur. Kuşburnu ve maydanozun hakkı da verilmelidir. Aslında taze olmak kaydıyla tüm sebze ve meyvelerde yeterince C vitamini vardır. Domates, ıspanak ve marul C vitamini depolarıdır.
Pazarlarımız, C vitamini yönünden her keseye hitap eden bir zenginlik ortamıdır. Her türden taze sebze ve meyve, günlük C vitamini gereksiniminizi karşılamaya yeter de artar.
Dengeli beslenen, sebze ve meyve tüketiminde ölçülü olan bir kişide C vitamini eksikliği kolay ortaya çıkmaz. Ciddi eksiklik ise Skorbüt adı verilen kanamalarla karakterize bir hastalığa neden olabilir. Bu hastalık, diş eti ve cilt altı kanamaları, eklemlerde şişlik ve ağrılarla karakterizedir. Skorbüt, 2500 yıl öncesi Hipokrat zamanından beri bilinmektedir.
Azı yarar, çoğu zarar
Sürekli ve yüksek dozlarda C vitamini kullanmak elbette zararlara yol açabilir. Özellikle mide asidini arttırabilir. Bu ise mide de yanma, ekşime, şişkinlik ve sancılara neden olabilir. Var olan bir gastrit ya da ülseri şiddetlendirebilir. Bu tür yakınmalar olursa C vitamini alımı durdurulmalıdır.
Böbrek taşı düşürenlerin de dikkatli olmasında yarar vardır. C vitamini alır iken idrarda yanma ve sızlama yakınmaları muhtemel kum ya da taş'a ait olabilir. Yüksek dozlarda C vitamininin, böbrek taşlarının oluşumunu arttırdığına dair kanıtlar mevcuttur.
Sürekli ve bilinçsiz C vitamini tabletleri kullanmak, geçmeyen ishallere neden olabilir.
Son söz: Tüm vitamin ve mineral tabletlerini kullanırken ölçülü olun. "Ama bu doğal ürün, bir zararı olmaz ki" türünden reklamlara kanmayın. Mutlaka doktorunuza danışın.
Ne yapmalıyız?
* Dengeli beslenin
* Taze sebze ve meyve tüketin
* Sigara içmeyin