9 ŞUBAT
16-01-2012, 02:27 PM
Erkekler ağlamaz…
Erkekler korkmaz…
Erkekler kadın gibi gülmez…
Derken ortalık dul kadından geçilmiyor.
Zira erkekler genç yaşta Hakk’ın rahmetine kavuşuyorlar.
Siz hiç kapı komsusuna sabah kahvesine gidip karısını çekiştiren erkek
gördünüz mü?
Fare görünce bağıran?
‘Bu ara sinirlerim zayıf’ deyip habire ağlayan?
Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya.
Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle ‘Ağir ol
bakalım! ‘ diyoruz.
‘Ne alakası var mavi patikle? ‘ demeyin.
Mavi soğuk ve ciddi bir renktir.
Kime isterseniz sorun.
Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi.
Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir.
Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir:
-Sen erkeksin.
Erkek olmanın gerekleri vardır.
Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün.
Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı.
İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık.
Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz.
Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu
unutmamandır.
Misal, aşık oldun.
Sakın belli etme.
Bırak karşındaki yansın tutuşsun.
Sen ağır ol.
Molla desinler yeter ki âşık demesinler.
Misal, Sevgilinden ayrıldın.
Sakın ağlayıp sızlama.
Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün.
Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır.
Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor.
Misal, eve hırsız girdi.
Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz.
Kim boğuşacak adamla?
Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk patikleri?
Pembe.
Ya hırsızınkiyle seninki?
Mavi.
Kural, Mavililer boğuşacak.
Pembeliler bağıracak.
Herkes görevini bilsin.
Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü.
Misal, eşinle kavga ettin.
Ne yapacaksın?
Hiç.
İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın.
‘Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti’ diyemezsin.
Karın o esnada telefonun başında, bir kahve eşliğinde arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.
Misal, evde aniden bir böcek peydahlandı.
Kim gidecek üstüne?
Tabii ki sen.
Zira karının gitmesi hiçbir işe yaramaz.
Böcek renk körü mü?
Maviyle pembeyi ayıramaz mı?
Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar?
Ama mavi… Birrrrr.
Misal, savaşa gidilecek.
Kim gidecek?
Tabii ki Mehmetçik.
Sen hiç ‘Vatan sağolsun’ diye bağıran Ayşecik gördün mü?
Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında ‘Size baba diyebilir miyim
amca? ‘ diyordu.
Ve hatırladığım kadarıyla omzunda tüfek falan da yoktu.
Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.
Özellikle de seviyorken…
Şebnem Güler Karacan
Erkekler korkmaz…
Erkekler kadın gibi gülmez…
Derken ortalık dul kadından geçilmiyor.
Zira erkekler genç yaşta Hakk’ın rahmetine kavuşuyorlar.
Siz hiç kapı komsusuna sabah kahvesine gidip karısını çekiştiren erkek
gördünüz mü?
Fare görünce bağıran?
‘Bu ara sinirlerim zayıf’ deyip habire ağlayan?
Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya.
Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle ‘Ağir ol
bakalım! ‘ diyoruz.
‘Ne alakası var mavi patikle? ‘ demeyin.
Mavi soğuk ve ciddi bir renktir.
Kime isterseniz sorun.
Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi.
Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir.
Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir:
-Sen erkeksin.
Erkek olmanın gerekleri vardır.
Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün.
Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı.
İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık.
Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz.
Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu
unutmamandır.
Misal, aşık oldun.
Sakın belli etme.
Bırak karşındaki yansın tutuşsun.
Sen ağır ol.
Molla desinler yeter ki âşık demesinler.
Misal, Sevgilinden ayrıldın.
Sakın ağlayıp sızlama.
Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün.
Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır.
Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor.
Misal, eve hırsız girdi.
Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz.
Kim boğuşacak adamla?
Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk patikleri?
Pembe.
Ya hırsızınkiyle seninki?
Mavi.
Kural, Mavililer boğuşacak.
Pembeliler bağıracak.
Herkes görevini bilsin.
Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü.
Misal, eşinle kavga ettin.
Ne yapacaksın?
Hiç.
İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın.
‘Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti’ diyemezsin.
Karın o esnada telefonun başında, bir kahve eşliğinde arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.
Misal, evde aniden bir böcek peydahlandı.
Kim gidecek üstüne?
Tabii ki sen.
Zira karının gitmesi hiçbir işe yaramaz.
Böcek renk körü mü?
Maviyle pembeyi ayıramaz mı?
Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar?
Ama mavi… Birrrrr.
Misal, savaşa gidilecek.
Kim gidecek?
Tabii ki Mehmetçik.
Sen hiç ‘Vatan sağolsun’ diye bağıran Ayşecik gördün mü?
Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında ‘Size baba diyebilir miyim
amca? ‘ diyordu.
Ve hatırladığım kadarıyla omzunda tüfek falan da yoktu.
Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.
Özellikle de seviyorken…
Şebnem Güler Karacan