PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hümanist Yaklaşım :



9 ŞUBAT
28-10-2007, 01:29 PM
Hümanist yaklaşım, eski ve yeni yaklaşımları birleştirip bunların çağdaş yorumunu yapmaya çalışmıştır.



Hümanizme göre, her insan kendine göre bir değerdir ve her insan, birey olarak kendi davranışlarından sorumludur.

Bu çerçevede bilimin daha özelde Psikolojinin görevi bireyi denetim altına almak değil, onu özgürleştirmektir.

Hümanist yaklaşım insanın cansız bir nesne olmadığını, dıştan bakılarak anlaşılamayacağını ileri sürüp insanın iç gözlemle incelenmesi gerektiğini söyleyerek davranışçı ekole karşı çıkar.

Temsilcisi A. H. Maslow'dur.

Kaynak :http://www.xyeni.com

9 ŞUBAT
12-03-2008, 02:05 PM
Çağdaş bir psikoloji akımıdır. Kurucuları Gestaltçılardan etkilenmiştir. Varoluşçu felsefe akımının görüşlerini benimsemişlerdir. Bu yaklaşımın öncü ve temsilcileri Rogers, Maslow, Sartre, Charolette Bühler, Frankl, Binswagner’dir. Davranışçı ve psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır. Özellikle insanı ele alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzeninin yada iş örgütüdür, aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden, davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar etmeyecektir. Geçmiş yada gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir.

İnsan için bilim amaç değil, ancak araç olabilir. İnsanı tanırken dogmatik görüşlerden kaçınmak gerekir. İnsan davranışlarını denetim altına almak yerine, daha çok özgürlüğe yer verilmelidir. İnsanı anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için içgözleme baş vurmak zorunludur. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan bakılarak davranışları yordanamaz. Bu akım insanı inceleme yöntemini getirmiştir. Psikolojiyi bir bakıma yeniden felsefeye yaklaştırmıştır.
Psikolojinin amaçlarından biri insan davranışlarını kontrol etmektir. Oysa Hümanistik yaklaşımda olanlar, psikolojik kontrolün insanlığın zararına kullanılabileceği inancındadırlar. Örneğin, iyi insan yetiştirmek doğru amaç gibi gelebilir. Ancak bu konuda çok çeşitli görüşler ortaya atılabilir

donuşumkonagı.net

9 ŞUBAT
12-03-2008, 03:09 PM
Hümanist (İnsancıl) Yaklaşım çağdaş bir psikoloji akımıdır. Bu ekol psikolojinin insan boyutu ve psikoloji teorisinin insan bağlamı ile ilgilidir.
Davranışçı ve psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır. Özellikle insanı ele alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzeninin yada iş örgütüdür, aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden, davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar etmeyecektir. Geçmiş ya da gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir. İnsan için bilim amaç değil, ancak araç olabilir. İnsanı tanırken dogmatik görüşlerden kaçınmak gerekir. İnsan davranışlarını denetim altına almak yerine, daha çok özgürlüğe yer verilmelidir. İnsanı anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için iç gözleme baş vurmak zorunludur. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan bakılarak davranışları yordanamaz

Hümanistik psikoloji, davranışcı ve psikanalitik ekollerine reaksiyon olarak 1950’lerde ortaya çıkmıştır. Hümanistik yaklaşımın kökleri varoluşçu düşünceye dayanır (Kierkegaard, Nietzsche, Heidegger ve Sartre). Bazen de psikolojinin üç değişik ekolü içinde algılanır; davranışçılık, psikanaliz ve hümanizm. İlk ekol Ivan Pavlov’un şartlı reflex çalışması’ndan köklenerek Amerika’da Watson ve Skinner’in öncülük ettiği akademik psikolojinin kurulmasına neden olur. Abraham Maslow daha sonra davranışçılığa ‘Birinci Güç’ adını vermiştir. ‘İkinci Güç’ Freud’un psikanaliz araştırması ile başlayarak Alfred Adler, Erik Erikson, Carl Jung, Erich Fromm, Karen Horney, Otto Rank, Melanie Klein, Harry Stack Sullivan ile devam eden diğerlerinin ekolüdür.

Tüm bu teorisyenler içinde Hümanistik Psikolojinin temelini atanlar Abraham Maslow, Carl Rogers ve Rollo May’dir. Bu ekolün diğer temsilcilerinin arasında Roberto Assagioli, Medard Boss, R.D. Laing, Gritz Perls, Anthony Sutich, Erich Fromm, Kurt Godstein, Clark Moustakas, Lewis Mumford ve James Bugental sayılabilir.

Hümanistik Psikoloji’nin terapi yöntemleri şöyle özetlenebilir: (Aanstoos, Serlin & Greening, 2000 ve Rowan, 2001):
• Danışma: Rollo May’in Varoluşçu Psikoloji’si, Danışan Odaklı Terapi (Carl Rogers tarafından geliştirilmiştir), Evlilik veya Aile Terapisi
• Psikoterapi: Medard Boss’un Voroluşçu psikoterapisi, Gestalt Terapi (Fritz Perls tarafından geliştirilmiştir), Deneysel Psikoterapi, Vücut Çalışması, Psikodrama, Primal Entegrasyon, Psikosentez, Derinlemesine Terapi, Transpersonal Terapi
Grup Çalışması : Hümanistik-Varoluşçu Grup

Hümanistik terapinin amacı kişiye bütüncül bir tanım vermektir. Kişinin kendisini bir bütün olarak algılamasını sağlamayı hedefler, kendini gerçekleştirme (self-actualization) hedefindedir. Hümanistik düşünceye göre her birey,kendisini güçlü bir kişilik yapacak ve özalgısını sağlamlaştıracak bir takım beceriler ve kaynaklarla doğar. Bu ekolün ulaşmak istediği, kişinin bu beceri ve kaynaklarını kendisi için doğru olan alanlara yönelterek kullanmasıdır.

Hümatistik Psikolojiye göre, insan kendisinden, davranışlarından ve oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer ve anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisine düşer. Geçmiş ya da gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir. İnsan davranışlarını denetim altına almak yerine, daha çok özgürlüğe yer verilmelidir. İnsanı anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için terapist iç gözleme baş vurmak zorundadır. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan bakılarak davranışları yorumlanamaz. Bu akım insanı inceleme yöntemini getirmiştir. Psikolojiyi bir bakıma yeniden felsefeye yaklaştırmıştır.


donuşumkonagı.net

butterfly
13-03-2008, 03:08 AM
paylasım için tesekkürler

yildizkaymasi
13-04-2008, 02:24 PM
Güzel arastirma, kisacasi,
Bir insan ve ici. Kendini tanima, hal ve hareketlerini arastirma (öncelikle kendinin) Felsefe ile Psikoloji zaten birbirinden ayird edilmez bence.
pskolojisini iyi bilen kendince felsefe yapar.
Düsünmek en büyük alani kapliyor, düsünüp uygulamak.
Kendini bir bütün (hem ici hem disi hem davranislari) olarak algilamak, en önemlisi bu.

Ellerinize saglik paylasim icin.

rockkk
31-05-2008, 07:20 PM
pzt günkü rehberlik sınavımda çokk işime yarayacak bunlar :) mutlu oldum ;)

mithat
31-05-2008, 09:42 PM
maslov kolberg rojers ben ve zehra hümanistiz.hümanist olun ama hüma kuşu olmayın.hümanizm insan odaklı bir anlayıştır.dünya birey içindir.birey her şeyden önce gelir.bu akımı insana bakış açısı nedeniyle benimsiyorum.çağdaş bir yaklaşım

BRAVEHEART
16-02-2009, 02:19 PM
david hume dir bu akımın esas kuramcısı.

mmontessori
16-02-2009, 03:20 PM
hümanistik yaklaşımın temsilcilerini okusanız acaba neler düşünürsünüz

MariaAnt
17-02-2009, 01:05 AM
paylaşım için teşekkürler
özellikle kpssye hazırlanan arkadaşlar için yani benim gibi çok faydalı :)

bloody tears
05-04-2009, 07:11 PM
Hümanizmin Tarihi

Hümanizm Rönesansa, İslamiyetin Altın Çağı’na ve Antik Yunan kalıntılarına dayandırılabilir ve hatta humanist düşünce Buddha ve Konfüçyüs’te de görülebilir. Bunun yanında humanism terimi daha çok batı felsefesiyle bağlaşıktır. Hümanizm terimi 19. yüzyılın başlarında, 15. yüzyıl İtalya’sında klasik edebiyatla ilgilenen kimseler için söylenen umanista sözcüğünden kökenlenir.

Antik Yunanda Hümanizm

Milattan önce 6. yüzyılda yaşamış Miletus’lu Thales ve Colophon’lu Xenophanes kendilerinden sonrakiler için humanist düşüncenin yolunu hazırlamıştır. Thales “kendini bil'meyi dünyasının merkezine oturturken, Xenophanes döneminin tanrılarına inanmayı reddetmiş ve kutluluğu evrene ve evrendeki şeylere yüklemiştir. Sonra gelen ve ilk serbest düşünür olarak görülen Anaksagoras bilimsel yöntemlere katkıda bulunarak evreni anlamanın başka bir yolunu göstermiş oldu. Anaksagoras’ın öğrencisi Perikles de demokrasinin oluşumunu, özgür düşünceyi savunmuş ve etkilemiştir. Yazılarından çok azı bugüne gelebilmişse de Protagoras ve Demokritos da bilinmezciliği benimsemiş ve ruhani varoluşlarının doğaüstü bir varlıktan bağımsız olduğunu savunmuştur.

bloody tears
05-04-2009, 07:14 PM
Rönesans Hümanizm Çağı

Ortaçağ dinbiliminin görmezden geldiği insana dair edebiyatı, insanı konu alan bilimleri canlandırma amacı güden hümanizm anlayışının ortaya çıkması, Avrupa’nın Gutenberg sayesinde matbaayı tanıması ile aynı çağa rastlar. Bütün Avrupa’yı etkileyen hümanizm, para ve ticaret trafiğiyle birlikte fikir alışverişinin de hızlandığı kıtada, mekanik içinde olduğu kadar zamanı oda içinde bir iletişim ihtiyacı doğurdu. Yeniden gözden geçirilen Antikçağ bilgileri ( « Rönesans »), matbaa ve ulusal dillere veya Latince’ye aktarılan çeviriler aracılığıyla yayıldı. Mektup türü, ortaya çıkan yeni « edebiyat topluluğu »nun en belirgin özelliğiydi.

Ayrıca Antikçağ’da yüceltilen «dostluk » yeniden değer kazandı. Hümanizmin temelinde insanın«saygınlığı » fikri yatar. İnsan, doğada eşi benzeri bulunmayan bir varlıktır. Aydınlar bu temayı iki kaynaktan yola çıkarak keşfettiler. Kilise Babaları’nın yapıtlarını titizlikle incelediler. Öte yan dan pagan filozoflar Platon ve Aristoteles’te Ethika Nikomakheia («Nikomakhos’a Ahlak ») Hıristiyanlık öğretisine ters düşmeyen fikirler buldular.

Hümanistlerin insana güveni tamdır. Onlara göre insan, kendi kaderinden sorumludur. Kendi kendini tanıma yeteneği ve zorunluluğu vardır. Hümanistler, insanın yalnızca ölümden sonraki hayatı düşünmek yerine bütün benlikleriyle bu dünya üzerinde yaşamasını isterler. «Ben dünya vatandaşı olmak isterim » sözleri Erasmus’a aittir.

Din konusunda ise hümanistler, insanın kendi içindeki dine inanırlar, din kavramına özgür düşünceyle yaklaşırlar. Kilise’ye ve Kilise kurumlarına saygı duyarlar. Başta onları müttefikleri gibi gören Prostestan reformu yandaşları, bu yüzden hümanistleri hainlikle suçladı.

Hümanizm, tüm bilgilerin bir araya toplanmasından yanadır. Teknik ve sanat da dahil bütün konular, incelenme ye ve öğretilmeye layıktır. O dönemde ortaya çıkan dahiler aynı zamanda hem sanatçı, hem şair hem de mühendisti (Leonardo da Vinci, Michelangelo). Bu durumda el sanatları, çizim ve resim, soyut düşünce kadar saygın bir konum kazandı. Görüntü, bilginin aracı haline geldi. Resimli bilgiler, açıklamalı şemalar doğa bilimlerinin (anatomi) ilerlemesini sağladı.

Ancak bu açıklık arayışının yanı sıra hümanizmin, anlaşılmazlık ve kapalılık damgası vurduğu bazı bilgilere yaklaşımı dolaylıdır: örneğin soyut gerçekler, yeni başlayanlara şiir yoluyla anlatılır. (Michelangelo’nun soneleri). Hümanizm, Pagan kültürü ile Hıristiyanlık arasında olduğu kadar, her şeyi halkın seviyesine indirme isteği ile bazı gerçeklerin sadece seçkinlere ait olduğu duygusu arasında hassas bir denge kuran karmaşık bir düşünce akımıdır.

Théma Larousse

bloody tears
05-04-2009, 07:22 PM
açıklayıcı bbir fotoğraf