kharax
09-03-2011, 09:07 PM
NOT: Burada tüm yazdıklarım benim kişisel fikirlerimdir. Herhangi bir psikiyatrik eğitim almadım, almayı da düşünmüyorum :) Sadece 16 sene boyunca yaşadıklarımdan çıkardıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum... Ve cevaplarınızla daha da çok yazmayı ya da kişisel olarak yardım etmeye çalışmayı isterim... Ama tabii ki tıbbi yardım sizin asıl kaynağınızdır. Yazdığım herşey benim fikirlerimdir ve hiçbir şekilde bir arkadaş sohbetinden öteye düşünülmemelidir.
Saygılarımla....
* * *
Sevgili Arkadaşlar,
Öncelikle merhaba, böyle bir forumda olmak çok mutluluk verici.
Ben 33 yaşında herhangi ciddiyetli bir sağlık problemi olmayan bir iş adamıyım.
Son 16 senedir Agorafobili Panik Atak semptomları yaşıyordum. Bazen aylarca sürerken, bazen birkaç gün problem yaşatıyor, bazen iki üç yıl ortadan kalkıyor ama hep bir yerlerde, bir şekilde duruyordu.
İşim ve yaşamım gereği oldukça aktif olmak durumundayım. Otomobil kullanmalıyım, trafikte olmalıyım, uzun yol yapmalıyım, köprülerden geçmeliyim, uzun uçak yolculukları yapmalıyım, uzun toplantılara girmeliyim, gösteriler izlemeliyim, kalabalık ortamlarda konuşmalar yapmalıyım ve tüm bunlar sırasında bırakın kendimle ilgilenmeyi, işimi yapmalıyım vs vs...
Nasıl? Tam agorafobili panik atak hastasına uygun bir yaşam değil mi?
Neyse... Buraya, bu yaşamın üstesinden nasıl gelebildiğimi anlatmaya geldim.
Çünkü aynen yukarıdaki gibi yaşıyorum ve, yaşamak çok güzel. Her zaman güzeldi, agorafobili de, agorafobisiz de...
Bilmeyenler için, kısaca agorafobi; kalabalık, geniş, uzun, içinden çıkılamayacağı düşünülen alanlarda kalınca hızla devreye giren "çok komik" bir korku biçimidir.
Yanınızda ağzından salya akan adamlar, kadınlar salak salak çevrelerine bakınıp esnerken, ya da Cingoz Recailer, ortalığı keserken, siz kendi derdinizdesinizdir :)
Trafiğe yaklaştığınız anda bir panik atak nöbetine tutulabileceğinizden korkarsınız, köprülerden geçerken, bir panik atak nöbeti içerisinde kontrolünüzü kaybedip, ortalığı birbirine katacağınızdan korkarsınız, bir toplantıda kalkıp gitmek istediğinizde gidemeyeceğinizden, bir tiyatroda, sinemada, birçok insanın arasında kalmaktan, bir alışveriş merkezinden hiçbir zaman çıkmayacağınızdan korkarsınız...
Dünyayı size dar eden bu komik hastalığın çözümü önce içinizdedir. Bunu herkes söyler ama işin dahası var...
Fakat ben ilaç ta kullanıyordum. Günde 3*0.5mg Xanax + Günde 3-4 mg Stilizan. Şimdi azaltarak bitme konumunda...
Sitilizan bir antipsikotik, xanax ise hepinizin bildiği gibi bir ilaç.
İkisi de uyku yapmıyor, o yüzden rahatım. Fakat Xanax alıp 25 dakika sonra yatağınıza çekilirseniz, mışıl mışıl uyumanız ve uzun uzun uyumanız çok mümkün... Hatta harika rüyalar bile görebilirsiniz. Fakat Xanax bağımlılık yaratır, zaten yeşil reçetesiz alamazsınız. Ki olay ilaç filan değil, onlar sadece destek...
Şimdi olaya girelim.
[B]Unutmayın ki, hayatta sizin yaşadıklarınızın 10 katı daha kötülerini yaşamış olan insanlar var.
Hiçbir panik atak hastası, yaşamaktan korktuklarını yaşamamıştır. İlginç, değil mi? Hiç aranızda panik atak yüzünden korktuklarını yaşayanlar var mı? Açıkçası, bu imkânsız. Çünkü vücudunuz tam bir yüksek bilinç moduna giriyor panik atak modunda ve kendinizi aslında çok daha iyi kontrol ediyorsunuz. Vücudunuzda bir yerler, sizi kötü şeyler yaşamanızla alakalı olarak komik bir çocuk gibi uyarıyor. Düşünün ki Vakvak Amca size "Ooooo, çok kötü şeyler olucakk, çok kötü şeyler, bak şöyle olacak, ne yapcan şindiiikkkk???" diyor durmadan...
Ve biz de bundan korkuyoruz...
Bakın:
Öncelikle kafanızdan, intihar, ölüm, delilik fikirlerini atın. Bunlardan korkan hiçbir insan bunları yaşamaz, ecel dışında, sizin elinizde olmayan durumlardan kaynaklanan kazalar dışında bunlar yaşanmaz. Yani bunlara siz sebep olmayacaksınız ataklarınız anında. Çok nadir (binde bir) ve küçük durumlar dışında hiçbir zaman olmamıştır. Çünkü size bu atakları yaşatan vücudunuz aynı zamanda kendisini inanılmaz derecede korur.
İntihar etmekten korkan intihar etmez, delilikten korkan deli değildir... Bu kadar basit...
Bunları aklınızdan bile geçirmeyin, ilaçların prospektüslerinde yazan yüzlerce saçma sapan şeyi isterseniz okuyun ve gülün geçin. Onlar sizi değil, milyonda bir karşılaşılan durumları anlatıyor.
Bir psikiyatra gidin, ilaçlarınızı alın ve yolunuza devam edin. Hızla etkilerini hissedeceksiniz ama asıl etkilerini bir iki hafta içinde yaşayacaksınız.
Fakat ilaçlarınız elinizde, psikiyatr size bir kaç telkinde bulundu filan vs.
Siz ne yapacaksınız, asıl önemli olan bu.
EN ÖNEMLİSİ: ZAMANINIZ ÇOK DEĞERLİDİR!!! BOŞUNA HARCAMAYIN!!!
Birincisi: KORKTUKLARINIZDAN KAÇMAYIN... ONLARI KUCAKLAYIN... Bu bir canavara sarılmaya çalışmak gibi, bir ejderhayı sevmek gibi sanki, değil mi... Ama şunu bilin ki bizler, yani panik atak yaşayan dünyadaki 300.000.000 yetişkin insan, DÜNYANIN EN CESUR İNSANLARIYIZ. Çünkü bu ataklarla yaşıyoruz ve çok güçlüyüz. Bunun farkına varın... Ve aslında o bir canavar değil, bildiğimiz Vakvak Amca, kafasında bir canavar maskesi olan tatlı bir çocuk... Yani bizim güzel benliğimiz, içgüdülerimiz... :)
İkincisi: Arkadaşlarınıza yaşadıklarınızı anlatmaktan çekinmeyin, yaşadıklarınızı kendinize saklamayın. Çevrenizde kim varsa onunla konuşun, hiç kimse yoksa, terapi gruplarına, psikologlara gidin, inanamayacağınız kadar çok insanın bunlarla uğraştığını bilin. Siz çok kalabalık bir ortamdayken, arka sıranızdaki ya da alışveriş merkezindeki, ya da toplantıdaki, ya da trafikteki bir başka kişi büyük ihtimalle bizim gibi komik kaygıların etkisi altında. Anlatılmayacak hiçbir sorun yoktur. Sosyal hayat bizi susturmaya zorlar. Siz susmayın... Anlatın... Bir bakacaksınız, en yakınlarınız da bunları bir şekilde yaşamış ya da yaşar gibi olmuş.
Üçüncüsü: Siz büyük ihtimalle çok akıllı ve çok düşüncelisiniz. Yoksa böyle hisleri hissetmezdiniz. Bu yüzden farklı ve üstünsünüz.
Dördüncüsü: Hayatınızda önemli ve büyük acılar yaşamış ve bunları içinize atmak zorunda kalmış olabilirsiniz... Ben de yaşadım... Bağıra çağıra küfredin yaşadıklarınıza... Ve hayata bağlılığınızı bozmayın. Çünkü karanlık sislere girenler ancak güneşe çıkabilirler... Çıktıklarında da daha tecrübeli, daha özel ve daha değer veren insanlar olurlar...
Beşincisi: BİR MACERA YAŞIYORSUNUZ. Her zaman eğlenceli bir film değil tabii ki bu macera, kaygısı, korkusu da var... Ama şunu düşünün... O kaygıyı, paniği yaşadığınız anda, birisi size "bu panik geçecek, yeter ki sen şu Aslanla dövüş" deseler, dövüşmez misiniz? Ne kadar üstün bir güce sahip olduğunuzun, Allah'ın size ne kadar büyük bir güç bahşettiğinin farkında mısınız? Siz diğerlerinin kaygısız, paniksiz yaşamına özeniyorsunuz belki, ama unutmayın, onlar, gerçek bir korku yaşadıklarında, sizin kadar tecrübeli olmayacaklar... Siz, şu anda alev alev yanan bir evin içindeki bir bebeği kurtarabilecek kadar kuvvetlisiniz, azimlisiniz, güçlüsünüz aslında... İçinizdeki Vakvak Amca'nın sizi aksine ikna etmesine izin vermeyin. Bu yüzden, ona sarılın, onu itmeyin...
Altıncısı: Diyelim ki Vakvak Amca sizi ikna edecek gibi, o zaman, Vakvak Amca'dan ENN FAZLASINI İSTEYİN!! Ve ona bir süre tanıyın... 15 saniye... 15 saniyede CEHENNEMİ YIKSIN KARŞINIZA, yüzündeki canavar maskesiyle... 15'ten geri sayın, kendinize değil, Vakvak Amca'ya... "Hadi yavrum", diyin, "Getir ne getireceksen", "Hadi sıkıysa ortalığı dağıt", "kalbim patlasın çarpmaktan, arabalara çarpayım, köprülerden uçayım, uçak düşsün, toplantıdakilere rezil olayım, sinemada insanlar bana garip garip baksın, çığlıklar, kıyametler kopsun, hadi çabuk ol ama, çok zamanım yok!!"
Yedincisi: Vakvak Amca'ya zamanı yavaş yavaş sayın... 15..........14...........13...........12.......... ...11...........10..........(Hadi Vakvak, çabuk ol, içimi baydın, nerede hani kalbim, vücudum hala yerinde, tek parça, hmmm??? Ne oldu? Yemedi mi yavrum benim?...........5..........4...........3......... ..2..........1,5...........1.......... ve............0................
Yemin ederim ki, Vakvak Amca bir b.k yapamayacak... Yapamadı, ben biliyorum... Hiçbir zaman yapamadı... Çünkü aslında o sizsiniz, ve o sizi çok seviyor...
Saygılarımla....
* * *
Sevgili Arkadaşlar,
Öncelikle merhaba, böyle bir forumda olmak çok mutluluk verici.
Ben 33 yaşında herhangi ciddiyetli bir sağlık problemi olmayan bir iş adamıyım.
Son 16 senedir Agorafobili Panik Atak semptomları yaşıyordum. Bazen aylarca sürerken, bazen birkaç gün problem yaşatıyor, bazen iki üç yıl ortadan kalkıyor ama hep bir yerlerde, bir şekilde duruyordu.
İşim ve yaşamım gereği oldukça aktif olmak durumundayım. Otomobil kullanmalıyım, trafikte olmalıyım, uzun yol yapmalıyım, köprülerden geçmeliyim, uzun uçak yolculukları yapmalıyım, uzun toplantılara girmeliyim, gösteriler izlemeliyim, kalabalık ortamlarda konuşmalar yapmalıyım ve tüm bunlar sırasında bırakın kendimle ilgilenmeyi, işimi yapmalıyım vs vs...
Nasıl? Tam agorafobili panik atak hastasına uygun bir yaşam değil mi?
Neyse... Buraya, bu yaşamın üstesinden nasıl gelebildiğimi anlatmaya geldim.
Çünkü aynen yukarıdaki gibi yaşıyorum ve, yaşamak çok güzel. Her zaman güzeldi, agorafobili de, agorafobisiz de...
Bilmeyenler için, kısaca agorafobi; kalabalık, geniş, uzun, içinden çıkılamayacağı düşünülen alanlarda kalınca hızla devreye giren "çok komik" bir korku biçimidir.
Yanınızda ağzından salya akan adamlar, kadınlar salak salak çevrelerine bakınıp esnerken, ya da Cingoz Recailer, ortalığı keserken, siz kendi derdinizdesinizdir :)
Trafiğe yaklaştığınız anda bir panik atak nöbetine tutulabileceğinizden korkarsınız, köprülerden geçerken, bir panik atak nöbeti içerisinde kontrolünüzü kaybedip, ortalığı birbirine katacağınızdan korkarsınız, bir toplantıda kalkıp gitmek istediğinizde gidemeyeceğinizden, bir tiyatroda, sinemada, birçok insanın arasında kalmaktan, bir alışveriş merkezinden hiçbir zaman çıkmayacağınızdan korkarsınız...
Dünyayı size dar eden bu komik hastalığın çözümü önce içinizdedir. Bunu herkes söyler ama işin dahası var...
Fakat ben ilaç ta kullanıyordum. Günde 3*0.5mg Xanax + Günde 3-4 mg Stilizan. Şimdi azaltarak bitme konumunda...
Sitilizan bir antipsikotik, xanax ise hepinizin bildiği gibi bir ilaç.
İkisi de uyku yapmıyor, o yüzden rahatım. Fakat Xanax alıp 25 dakika sonra yatağınıza çekilirseniz, mışıl mışıl uyumanız ve uzun uzun uyumanız çok mümkün... Hatta harika rüyalar bile görebilirsiniz. Fakat Xanax bağımlılık yaratır, zaten yeşil reçetesiz alamazsınız. Ki olay ilaç filan değil, onlar sadece destek...
Şimdi olaya girelim.
[B]Unutmayın ki, hayatta sizin yaşadıklarınızın 10 katı daha kötülerini yaşamış olan insanlar var.
Hiçbir panik atak hastası, yaşamaktan korktuklarını yaşamamıştır. İlginç, değil mi? Hiç aranızda panik atak yüzünden korktuklarını yaşayanlar var mı? Açıkçası, bu imkânsız. Çünkü vücudunuz tam bir yüksek bilinç moduna giriyor panik atak modunda ve kendinizi aslında çok daha iyi kontrol ediyorsunuz. Vücudunuzda bir yerler, sizi kötü şeyler yaşamanızla alakalı olarak komik bir çocuk gibi uyarıyor. Düşünün ki Vakvak Amca size "Ooooo, çok kötü şeyler olucakk, çok kötü şeyler, bak şöyle olacak, ne yapcan şindiiikkkk???" diyor durmadan...
Ve biz de bundan korkuyoruz...
Bakın:
Öncelikle kafanızdan, intihar, ölüm, delilik fikirlerini atın. Bunlardan korkan hiçbir insan bunları yaşamaz, ecel dışında, sizin elinizde olmayan durumlardan kaynaklanan kazalar dışında bunlar yaşanmaz. Yani bunlara siz sebep olmayacaksınız ataklarınız anında. Çok nadir (binde bir) ve küçük durumlar dışında hiçbir zaman olmamıştır. Çünkü size bu atakları yaşatan vücudunuz aynı zamanda kendisini inanılmaz derecede korur.
İntihar etmekten korkan intihar etmez, delilikten korkan deli değildir... Bu kadar basit...
Bunları aklınızdan bile geçirmeyin, ilaçların prospektüslerinde yazan yüzlerce saçma sapan şeyi isterseniz okuyun ve gülün geçin. Onlar sizi değil, milyonda bir karşılaşılan durumları anlatıyor.
Bir psikiyatra gidin, ilaçlarınızı alın ve yolunuza devam edin. Hızla etkilerini hissedeceksiniz ama asıl etkilerini bir iki hafta içinde yaşayacaksınız.
Fakat ilaçlarınız elinizde, psikiyatr size bir kaç telkinde bulundu filan vs.
Siz ne yapacaksınız, asıl önemli olan bu.
EN ÖNEMLİSİ: ZAMANINIZ ÇOK DEĞERLİDİR!!! BOŞUNA HARCAMAYIN!!!
Birincisi: KORKTUKLARINIZDAN KAÇMAYIN... ONLARI KUCAKLAYIN... Bu bir canavara sarılmaya çalışmak gibi, bir ejderhayı sevmek gibi sanki, değil mi... Ama şunu bilin ki bizler, yani panik atak yaşayan dünyadaki 300.000.000 yetişkin insan, DÜNYANIN EN CESUR İNSANLARIYIZ. Çünkü bu ataklarla yaşıyoruz ve çok güçlüyüz. Bunun farkına varın... Ve aslında o bir canavar değil, bildiğimiz Vakvak Amca, kafasında bir canavar maskesi olan tatlı bir çocuk... Yani bizim güzel benliğimiz, içgüdülerimiz... :)
İkincisi: Arkadaşlarınıza yaşadıklarınızı anlatmaktan çekinmeyin, yaşadıklarınızı kendinize saklamayın. Çevrenizde kim varsa onunla konuşun, hiç kimse yoksa, terapi gruplarına, psikologlara gidin, inanamayacağınız kadar çok insanın bunlarla uğraştığını bilin. Siz çok kalabalık bir ortamdayken, arka sıranızdaki ya da alışveriş merkezindeki, ya da toplantıdaki, ya da trafikteki bir başka kişi büyük ihtimalle bizim gibi komik kaygıların etkisi altında. Anlatılmayacak hiçbir sorun yoktur. Sosyal hayat bizi susturmaya zorlar. Siz susmayın... Anlatın... Bir bakacaksınız, en yakınlarınız da bunları bir şekilde yaşamış ya da yaşar gibi olmuş.
Üçüncüsü: Siz büyük ihtimalle çok akıllı ve çok düşüncelisiniz. Yoksa böyle hisleri hissetmezdiniz. Bu yüzden farklı ve üstünsünüz.
Dördüncüsü: Hayatınızda önemli ve büyük acılar yaşamış ve bunları içinize atmak zorunda kalmış olabilirsiniz... Ben de yaşadım... Bağıra çağıra küfredin yaşadıklarınıza... Ve hayata bağlılığınızı bozmayın. Çünkü karanlık sislere girenler ancak güneşe çıkabilirler... Çıktıklarında da daha tecrübeli, daha özel ve daha değer veren insanlar olurlar...
Beşincisi: BİR MACERA YAŞIYORSUNUZ. Her zaman eğlenceli bir film değil tabii ki bu macera, kaygısı, korkusu da var... Ama şunu düşünün... O kaygıyı, paniği yaşadığınız anda, birisi size "bu panik geçecek, yeter ki sen şu Aslanla dövüş" deseler, dövüşmez misiniz? Ne kadar üstün bir güce sahip olduğunuzun, Allah'ın size ne kadar büyük bir güç bahşettiğinin farkında mısınız? Siz diğerlerinin kaygısız, paniksiz yaşamına özeniyorsunuz belki, ama unutmayın, onlar, gerçek bir korku yaşadıklarında, sizin kadar tecrübeli olmayacaklar... Siz, şu anda alev alev yanan bir evin içindeki bir bebeği kurtarabilecek kadar kuvvetlisiniz, azimlisiniz, güçlüsünüz aslında... İçinizdeki Vakvak Amca'nın sizi aksine ikna etmesine izin vermeyin. Bu yüzden, ona sarılın, onu itmeyin...
Altıncısı: Diyelim ki Vakvak Amca sizi ikna edecek gibi, o zaman, Vakvak Amca'dan ENN FAZLASINI İSTEYİN!! Ve ona bir süre tanıyın... 15 saniye... 15 saniyede CEHENNEMİ YIKSIN KARŞINIZA, yüzündeki canavar maskesiyle... 15'ten geri sayın, kendinize değil, Vakvak Amca'ya... "Hadi yavrum", diyin, "Getir ne getireceksen", "Hadi sıkıysa ortalığı dağıt", "kalbim patlasın çarpmaktan, arabalara çarpayım, köprülerden uçayım, uçak düşsün, toplantıdakilere rezil olayım, sinemada insanlar bana garip garip baksın, çığlıklar, kıyametler kopsun, hadi çabuk ol ama, çok zamanım yok!!"
Yedincisi: Vakvak Amca'ya zamanı yavaş yavaş sayın... 15..........14...........13...........12.......... ...11...........10..........(Hadi Vakvak, çabuk ol, içimi baydın, nerede hani kalbim, vücudum hala yerinde, tek parça, hmmm??? Ne oldu? Yemedi mi yavrum benim?...........5..........4...........3......... ..2..........1,5...........1.......... ve............0................
Yemin ederim ki, Vakvak Amca bir b.k yapamayacak... Yapamadı, ben biliyorum... Hiçbir zaman yapamadı... Çünkü aslında o sizsiniz, ve o sizi çok seviyor...