PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çalışan İnsana saygı:



Nefertiti
16-12-2007, 03:32 PM
6. İnsana Saygı Ödülleri sahiplerini buldu
KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 15.02.2007 10:54:00
Kariyer.net tarafından verilen 6. İnsana Saygı Ödülleri bu yıl 26 farklı sektörde dağıtıldı. İnsan kaynakları alanında yürütülen başarılı çalışmaların ödüllendirilmesini hedefleyen İnsana Saygı Ödülleri, Kariyer.net’in ana sponsorluğunu üstlendiği 12. İnsan Kaynakları Zirvesi kapsamında düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. Törende aynı zamanda İK alanında “En İyi Tasarımlı İlan Ödülü” de verildi.

Türkiye’nin ilk ve tek istihdam platformu olan Kariyer.net tarafından verilen “6. İnsana Saygı Ödülleri” ile “En İyi Tasarımlı İlan Ödülü”, 12. İnsan Kaynakları Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen bir törenle sahiplerini buldu. Bu yıl 26 farklı sektörde verilen İnsana Saygı Ödülleri, insan kaynakları alanında yürütülen nitelikli çalışmaların teşvik edilmesini hedefliyor. İnsana Saygı Ödülleri, Kariyer.net’te ilan yayınlayan firmaların, bu ilanlara yapılan başvuranları cevaplama oranlarına göre veriliyor. Ödül kapsamında aynı zamanda en çok başvuru alan firma ve Kariyer.net kullanıcılarının seçtiği bir firma da ödüllendiriliyor. “En İyi Tasarımlı İlan Ödülü” ise online olarak sunulan İK hizmetlerinde yenilikçi yaklaşım ve yaratıcılığı teşvik etmek hedefiyle veriliyor.

Kariyer.net’in ana sponsorluğunu üstlendiği 12. İnsan Kaynakları Zirvesi kapsamında “6. İnsana Saygı Ödülleri” ile “En İyi Tasarımlı İlan Ödülü” için düzenlenen törende bir konuşma yapan Kariyer.net Genel Müdürü Pembe Candaner şunları söyledi: “İnsana ve çalışana saygı her zaman birinci önceliğimiz olmalı. Bunu mutlaka ön planda tutmalıyız. Adayların yaşadığı en büyük sıkıntılarından biri, başvuru yaptıkları firmalardan olumlu ya da olumsuz geribildirimi her zaman alamamaları. Ancak bu konuda son derece hassas hareket eden kurumlar da var. Kariyer.net olarak İnsana Saygı Ödülleri aracılığıyla bu gibi firmaları teşvik etmeyi amaçlıyoruz

Alıntı

Nefertiti
16-12-2007, 03:36 PM
İŞLETME VE YÖNETİM ANLAYIŞI ( I )

Adına ne derseniz deyin.
Patron, işveren, sermaye sahibi ya da burjuva...
Marxist jargona (terminoloji) ait bu kavramları kullandığım için peşin hükümlü (!)olmayın.
İki gün sürecek yazı dizimizi sonuna kadar okuyun ve kararınızı ondan sonra verin.
İşte adını her ne koyarsanız koyun, saydığımız kavramların yönetici sıfatıyla en tepede olduğu bu sistem kâr maksimizasyonu ilkesine göre hareket eder.
Yani tüm patronlar, işverenler, kârlarını en çoklaştırmak, nihai olarak da daha fazla para kazanmak isterler.
Bunun elbette farklı yolları vardır.
Düşük ücretle sigortasız işçi çalıştırmaktan tutun, çalışanın emeğinin hakkını, alnının teri kuruduktan sonra vermeye kadar...
Unutulmaması gereken husus, bir işletmeyi ayakta tutan kişilerin çalışanlar olduğu gerçeğidir.

Ve işletmeyi ayakta tutan kişiler ne kadar güçlü olurlarsa, işletme de o şiddette güçlü olacaktır.

Bazı işletme sahipleri, maiyetinde ( bağlı olarak) çalışan kişilere daha az ücret vererek, ya da onlarla üç beş kuruşun hesabını yaparak, kârlarını artırma yolunda bayrağı kimseye kaptırmazlar.
Her kim olursa olsun, gözbebeklerinde dolar işaretleri belirmeye başlamışsa, o kişinin yanında çalışmak ve öyle bir yönetim anlayışına tahammül etmek oldukça güç olacaktır.
Bir patron ya da işletme sahibi bu şekilde davranabilir.
Bunu da, 'nasılsa piyasada işsiz çok, biri gider biri gelir' mantığıyla yapabilir.
Bu tip işletme sahiplerine 'bindiği dalı kesen patronlar' gözüyle bakılabilir.
Çünkü bir işletmede, mümkün olduğunca paternalist ilişkiler ağı örülmelidir.
Paternalizm, yani * işçi-işveren ilişkilerinin, bir aile yaşamındaki gibi karşılıklı saygı ve sevgi ile otoriteye dayalı kurallar çerçevesinde yürütülmesi gereğini savunan anlayış. *
Tanımı dikkatle bir daha okursanız, paternalizm de, sui-istimal (kötüye kullanım) edilecek bir husus olmadığını göreceksinizdir.
Çünkü, tasviri yapılan tüm bu ilişkilerin, otoriteye dayalı kurallar çerçevesinde yürütülmesi gerektiği hassaten (özellikle) vurgulanmaktadır.
Bu sayede saygı sevgi korunurken, çalışanın gevşemesi ya da işini savsaklaması ihtimali de, tanımda verilen, 'otoriteye dayalı kural' koşulu ile bertaraf edilecektir.
Ama sakın, 'çok sayıda işçi çalıştıran iş yerlerinde bu mümkün olamaz, çünkü mesela 1000- 1500 işçi çalıştıran büyük firmalar bunu nasıl uygulayacaklar ?' diye düşünmeyin.
Öyle ya, bir işletme sahibi, bu kadar çok sayıda kişi ile
nasıl olacakta paternalist bir ilişki kurabilecektir diye düşünebilirsiniz.
Bu zor bir şeydir.
Doğru.
Ancak zaten **1000 işçiden fazla işçi çalıştıran fabrika sayısı Türkiye’de yalnızca 171' dir.**
Mamafih (bununla birlikte), rahmetli olmadan önce, fabrikalarının birinde Sakıp Sabancı’yı işçilerinin nasıl da kucaklayıp, havaya kaldırdıklarını hatırlayın.
Demek ki olabiliyormuş...
Bu sayede hem çalışanlar, hem işletme, hem de üretilen mal ve hizmetlerin niceliği (adedi) ve niteliği (kalitesi) yönünden ülke ekonomisi kazanmaktadır.
Bir sonraki yazımızda bu konuyu işlemeye devam edeceğiz.

Bibliyografya :


İNSANA SAYGI
Ishizaka, saygı sayesinde insanları kazanabileceğimizi düşünüyor "Müşteriye saygı, çalışana saygı, dağıtana saygı... Her kiminle muhatapsanız ona saygı." Böylelikle, karşınızdakinin kendisine önem verildiğini hissetmesi sağlanıyor ve aynı şekilde, aynı oranda size saygı besliyor. Kısacası dinleyip, anlayıp, çözüm için elinizden gelenin en iyisini yaptığınızda karşınızdakini kazanmış oluyorsunuz.

9 ŞUBAT
17-12-2007, 10:54 AM
işletmelerde en önemli eksik insana çalışana karşı yapılan eksiklik
bir işletme sadece patrondan muteşekkil degildir , patron sadece yatırımı yapan ve yönetendir , oysa en önemli dişli uretendir ureten olmadıkça o işletme atıl kalmaktan asla kurtulamaz .
bir işletme ne kadar verimli çalışırsa kar oranıda o kadar artar , ama verimli çalışma sadece kullanılan ekipman ve elemanların çalışmasıyla saglanamaz en önemli faktor çalışanın mutlulugu yaptıgı işten zevk alması ve işyerini kendi iş yeri gibi gormesiyle saglanır ,
yoksa ne yaparsanız yapın bir noktadan sonra ileriye gidemezsiniz asla , o yuzdende onları mutlu edicek şeylere önem vermeli ve ne kadar degerli olduklarını hissettirmeliyiz ,
her zaman ilke edindigim bir soz var
'' kazanmak istiyorsam önce elemanıma kazandırmalı , mutlu etmeliyimki bende kazanayım ''
böyle duşundugum surece kazanacagıma eminim , egerki sadece sizin çalışmanızla iş yurumuyorsa birilerine kazandıracaksınızki onların urettikleriyle siz dahada çok kazanabilesiniz ,
tum çalışan ve patronlara mutluluk huzur dolu çalışma ortamı dilerim .