PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yine aynı yere döndüm...



nonick
11-11-2010, 10:21 PM
Merhabalar,

Foruma 2 dakika önce üye oldum fakat nereye gideceğimi bulmakta zorluk çekmedim. Aslında bu kendime karşı bi sitem de olsa, en sonunda benimle aynı derdi paylaşan yada en azından bu derdi anlayabilecek insanları bulmak hakikaten çok hoşuma gitti.

Hastalığımın kalıcı bir teşhisi konmuş olamasa da (son 7 senede 10 kadar doktora gittim ve okb,major depresyon, manik depresif bozukluk, sosyal fobi, ve belki de şimdi adı aklıma gelmeyen bir sürü teşhis ve kutu kutu ilaç) yaşadığım şeyin insanlardan kaçmak olduğunu gayet iyi biliyorum.

Siteye ilk girdiğimde okuduğum bir arkadaşın problemi (wc olayı) geçen seneye kadar bende de vardı hem de akıl almaz yoğunlukta. Bunun ne kadar utandırıcı olduğunu herkes tahmin eder. Ortamları terk edebilmek için söylemediğim palavra kalmamıştı. Neyse ki şimdi onu atlattım ama hayata karşı umutsuzluk, insanlara olan güven eksikliğim (arkamı ne zaman dönsem benimle birilerinin alay ettiğini hissedişim), kendimi beğenmeme ve sevmeme...hepsi çok boğucu olmaya başladı.

26 yaşıma geldim ve hala üniversiteyi bitirmeye uğraşıyorum.

Beynim artık çok yoruldu, zaten düşüncelerim arasındaki kopukluktan da anlaşılıyordur sanırım.

Sadece biraz konuşmaya ihtiyacım var. Yazının soğukluğuyla da olsa...

Tekrar merhaba...

nonick
12-11-2010, 09:46 AM
Ergenlik yıllarımdan bu yana pek birşeyle ilgilendiğim söylenemez. Öyle özel bir yeteneğenim yok. Sıradanlaşmanın, susmanın ve durgunluğun son noktasıyım ben.
Aslında çok kaliteli okullarda okudum, hala da okuyorum ama kendimi bomboş bir insan gibi hissediyorum.

İşin açıkçası ben ilkokuldan ergenliğe girinceye kadar çok çalışkan düzgün bir öğrenciyken, ergenlik sonrası içine kapanık, kendini göstermekten hep kaçınan biri oldum. Çünkü o zaman küçüklüğümden beri benimle dalga geçenlerin ne kadar haklı olduklarını gördüm. Büyük küçük herkesin acaip bir küçümsemeyle baktığı bi insandım. Farkındaydım bunun ama pek önemsemiyordum. Ta ki yıllarca benimle ilgilendiği söylenen bir kıza 17 yaşımdayken açılana dek. Öyle bir dalganın, öyle bir aşağılamanın mağduruymuşum ki...bunu da anladıktan sonra artık hayatta güvenmek isteyeceğim kimse kalmadı...gözlerindeki o alaycı ifadeyi...bir zafer kazanmış hali gözümün önünden asla gitmedi...üniversiteyi kazandım, birilerine yaklaşıp kendime güvenimin tekrar gelmesini istedim ama çok şiddetli şekillerde anladım ki benimle alakadar olan hocalr bile bana tahammül sorunu yaşıyor. sınıfın içinde bir garip yaratık gibi yalnız başımayım, aynen tüm dünyada yalnız olduğum gerçeği gibi...okula bir dönem gidip bir dönem gitmemeye başladım...insanların bana karşı tavrı çekilmez boyuttaydı...aslında görünürde kimsenin yaptığı birşey yoktu...doktora giderdim sen yanlış anlıyosun, algında bozukluk var falan derlerdi ben tekrar, bir sevinçle (sorun bende değil de algımdaymış, ilaçlarla düzeldi mi herşey hallolacak sanırdım) yine girerdim ama tam bir çöküntü halinde geri döndüm hep. Aileme okula gidiyorum diye yalan söyleyip gider parklarda deli gibi oturur akşama kadar herşeye içimden lanetler okurdum. İntihar düşüncelerimin en yoğun olduğu dönemdi sanırım.

sonra sınıfa dahi giremez hale geldim. kendimden utancım öyle bir boyuta geldi ki. tabi arkadaş sandığım insanların da benimle ölesiye dalga geçmesi çok katkı sağladı. yahu öğrencisinin bile dalga geçtiği ve alındığı anlaşılmasın diye ağzını bile açmayan bi adam oldum çıktım.

Ailem de sağolsun beni tam bir gerizekalı yerine koyup elimden tutup üniversiteye götürmeyi denediler. doktorlara götürdüler.

peki böyle mi omalıydı. o densiz benimle yıllarca alay edip cümbür cemaat gülüşürlerken neredeydi akılları. ben bu konularda hadi bişi bilmiyodum, onlar neden müsaade etti.

yıllarca bunun kavgasını yaptık. ve inanın bana bu öyle bir dalga geçme ki, zaten uzaktan akraba olduğu için beni bütün sülaleye de rezil ediomuş. kimse de bişi sölemio. ya önemsemiyorlar yada bunu yapmaktan zevk alıyorlardı. utangaç, içine kapanık bir çocuktum ki hala öyleyim çünkü ne zaman açılmaya çalışsam tokat gibi yüzümde patlayan tecrübeler edindim.

yıllarca sessizce dalgaları devam etti. sen de kimsin dercesine yapılanları unutmam mümkün deil. aslında unutmaya çalıştım, birini bulup beni sevmesini istedim, bana kendimi sevdirsin diye ama olmadı. öyle aşırı derecede çirkin bir adam deilim ama sanırım biraz aptal görünüyorum. a.öl. yi kazandığımda "bu nasıl yapmış" diyenlere alışkındım, snra üniyi kazanınca "ummadık taş baş yarar" diyenlere de alıştım ama bir türlü kendime alışamdım. o yıllardan sonra bana söylenen her iyi zannettiğim şeyin tam manasıyla insanların benim üzerimde sarkastik konuşma sanatı uygulamasından başka bişey olmadığı kanısına vardım. insanları bu kadar kafana takma diyecekseniz...onu da düşündüm...ama siz muhatap olmasanız bile birşeyler canınızı öyle sıkıyo ki.

şu anda kpssye hazırlanmam gerekirken, ben hala "yaşamak mı?" diye soruyorum kendime. aleme maskara olmuş bir budala, umursanmayan bir et parçası olarak yaşamak mı?

bunları buaraya yazıp başkalarının moralini de bozmak istemiyorum ama uzun zamandır gerçek anlamda konuştuğumu hissediyorum. Bana bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ederim. Hoşbulduk.

devhis
12-11-2010, 11:11 AM
hoşgeldin ikizim bu da gelir bu da geçer..

elmaelma
12-11-2010, 11:28 AM
evet güzel yamış kendini tam anlamıyla anlatmışsın bende sana benzer şerler yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum tecrübelerin kötü olmalı yaşarken ama anlatması beş satır sürüyor bende pek bi yere çıkamadım umarum hayatın normale döner ailenin düşüncesi senin hakkında değişir bir gün yada ailen senin hakkında öyle düşünmüyor belkide içinde bulunduğum durum sana öyle gösteriyor yaşamak ölümü düşündüm ama şimdilik yaşamak kendine uğraş bul zaman geçir buda gelir geçer

nonick
12-11-2010, 11:54 AM
hoşgeldin ikizim bu da gelir bu da geçer..

çok teşekkür ederim, sanırım doktorumun "sosyalleşme ihtiyacı" dediği olayı burdan bir nebze de olsa karşılayabilirim. Çünkü farkettim ki mutlaka birileriyle etkileşim halinde bulunmalıyım yoksa zihnim kendi anıları içinden iğrençlikleri bulup çıkarmakta ve beni onlarla mücadeleye zorlamakta çok usta olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.
Ama doktorlara kızgınım aslında...Topluma karışman gerek demekten başka birşey yapmadılar bu zamana kadar. Zaten problem de orda...Madden birilerinin arasında olmak onlarla herhangi bir bağ kurmaya yetmiyor. Farklı birşey gerekiyor ama bunu asla çözemedim. Hele şimdi yaşıtlarımın -hatta benden 10 yaş küçüklerin- umursamaz, had-hudud bilmez, anlayış ve saygıdan uzak davranışları çok yıpratıcı oluyor.
Ben bir özürlüyüm. Sosyal özürlü. O görünmeyen insani uzamlardan biri yada birkaçı bende mevcut deil.

Her problemin çözümü, her ne kadar, kendi içinde gizliymiş gibi görünse de sosyal-fobi (ben buna aslında sosyal-nefret diyorum) yanıtları başkalarının gözünün içinde yada arkasında gizli bir sorular yumağı gibi geliyor bana. Ve genelde cevaplar insanı tatmin etmekten çok kafasını karıştırmaya yarıyor.

İlgilendiğin için teşekkür ederim! (benimle aynı durumda olduğun içinse çok üzüldüm ama sen kabullenmiş ve bunu düzeltme yolunda biri gibisin:). umarım en kısa zamanda doğru yolda bir karakter ikizin olur).

nonick
12-11-2010, 12:02 PM
evet güzel yamış kendini tam anlamıyla anlatmışsın bende sana benzer şerler yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum tecrübelerin kötü olmalı yaşarken ama anlatması beş satır sürüyor bende pek bi yere çıkamadım umarum hayatın normale döner ailenin düşüncesi senin hakkında değişir bir gün yada ailen senin hakkında öyle düşünmüyor belkide içinde bulunduğum durum sana öyle gösteriyor yaşamak ölümü düşündüm ama şimdilik yaşamak kendine uğraş bul zaman geçir buda gelir geçer

İnsanın duygularını, kınanmadan, eleştirilmeden gerçek manasıyla birileriyle paylaşmasının bu kadar güzel olduğunu hiç bilmezdim. Beni anlamanıza çok sevindim.
Aynen söylediğiniz şekilde, yaşadıklarımı anlatmak 5 satır sürüyor ve çok saçma geliyor insana ama her kelimenin her harfinin her sesine belki bir paragraf yazıyormuşum gibi geliyor bana. Tabi içinde bulunduğum ruh halinden dolayı.

İyi dilekleriniz için teşekkür ederim.

nonick
12-11-2010, 07:10 PM
"İşteöyle", teskin edici sözlerin için minnettarım. Aslında problemim de tam orda. Yani daha önce derdimi paylaştığım herkes de aynı "kıskanma" yada beni "kendi düzeylerine" indirgemeye çalışma dürtüsünden bahsettiler hep fakat ben bir türlü ikna olamıyorum. Yine kandırılan yada kendini kandıran aptal olmaktan ödüm patlıyor. Ama yaşamaya devam ediyorum, tabii kendimi nefretle güdüleyerek. İnsanın sonuçta nasıl olursa olsun bir duyguya ihtiyacı var; eğer pozitif olmazsa negatif olması da hiç değilse sabah yataktan kalkmak için sebep veriyor insana.

Aşırı dercede kötü hissetsem de kendimi, hayata devam etmeye kararlıyım. Sizlerle konuşmaktan da çok hoşlanıyorum. Umarım hep böyle devam eder.

Ne garip di mi? İnsanın, kendi mahvolmuşluğunu bile paylaşabilmesine sevinmesi...:)

Tekrar tekrar teşekkürler herkese...

balık
12-11-2010, 07:22 PM
işteöyle'nin sorduğu soruyu ben de sormak istiyorum, bunun kendince olan cevabını merak ediyorum: "neden senle dalga geçsinler?"
Bu "sana öyle gelen" bir şey mi yoksa açıktan açığa bunu yapanlar mı var? Varsa da emin ol sayıları "sana öyle gelenler" kadar çok değildir.
Sosyal zorlanmanı çok iyi anlıyorum. Geçen yıl ben de insanların, ufacık çocukların ve hatta hayvanların öyle hemen nasıl da kolaycacık kaynaşıp ilişki kurabildiklerini, insanlarla konuşmak aralarına girmenin onlar için nasıl da nefes almak kadar doğal olduğunu bir türlü anlayamazdım. Depresyonun en ağır kısmındaydım sanırım.. Depresyona bundan girmemiştim ama içinde bulunduğum ruh hali kulağıma, sosyal yönden diğerlerinde olan bende olmayan bir şey olduğunu, tüm insanlardan farklı olduğumu, hatta insanlarda olan bir şeyin bende olmadığı söylüyordu. Bunu beynim söylüyordu, senin de beynin söylüyor. Kendine zaman vermelisin. Tüm yükleri bir anda atman, tüm olumsuz şeyleri bir anda unutman mümkün olmayacak. Ama zaman geçtikçe daha az düşündüğünü göreceksin. Tüm diğer insanlar gibi günlük hayatın tozuna dumanına karıştığını göreceksin.. Kendinle ilgili algıların geçmişten başlayıp öyle bir kötüye gitmiş ki.. İnsanların belki de gerçekten algı bozukluğu yüzünden yanlış anladığın tavır, hareket ve akıllarında okuduğun düşüncelerini öyle bir doğrulatmışsın ki kendine, benliğine özgüvenine büyük darbeler vurmuşsun.. Bunu en baştan yapmayacaktın gibi bir şey söz konusu olamaz ama bunu bundan sonra "yapmamaya çalışabilirsin" İnsanların sana davranış şekilleri zamanda kafanda oturmuş ve bunların kendine mantıklı bir açıklamasını yapmışsın. Aptalım, sevilmeyen sadece dalga geçilebilen bir insanım ve çevremdeki tüm insanların tavırları bu nedenle böyle, bana yaklaşımlarının asıl sebebi bu.. İyi şeyler söylemeye çalışanlar da aslında dalga geçilecek bir insan olduğum için sadece dalga geçmenin tadını çıkarıyorlar bunları söyleyerek.. Bu algıdaki yanlışlıktan çok, zaman içinde, yıllarca kendinde oluşturduğun olumsuz tutumun bir sonucu. Kendine karşı acımasız olmaya alışmışsın, insanlarn belki de hiç o niyette olmayan davranışları ile kendine etiketler yapıştırmışsın.. Psikologları sevmem aslında ama, psikolojik rahatsızlıklarda (depresyon, sosyal fobi örneğin, bu tür özgüven sorunu olan hastalıklarda) kendini etiketlemenin büyük payı olduğunu söylerler..

Yaşadıklarını kendimce yorumlamaya çalıştım, pek bir yardımım dokunmaz sanırım ama sana kendine zaman vermeni önerebilirim.. Her şeyde olduğu gibi bunda da zaman etkili bir ilaç, çevrende olumlu uyarıcılar bulundurmaya çalış.. Yalnız da olsan bir şeyler yap, kendini dinlemek yerine sinemaya git tek başına.. Filmler izle, kendini unutmak rahatlatacaksa seni, bunu da yap.. Zaman zaman sevdiğin bir işe bir aktiviteye öyle bir kaptır ki kendini, tüm dünya yokmuş, yaptığın iş varmış gibi hisset, nefes aldır ruhuna.. Seni ne rahatlatıyorsa işte.. Ben örnek veriyorum.. Umuyorum yakın zamanda toparlamaya başlarsın, hemen olmasa da kendine zaman vermeyi asla ihmal etmezsin umarım.. İyi akşamlar, kendine iyi bak.

sobel68
12-11-2010, 07:44 PM
Merhaba...
Yıldız Burkovik ismini duymuşsundur belki. Uzun yıllar sosyal fobik olarak yaşamış ama yıllar öncesinde bu sorununu aşmış çok başarılı bir psikolog... O'nun bu başarısı gösteriyor ki sosyal fobi çözümlenmeyecek bir sorun değil. Yıldız Burkovik'in de önerdiği br çözüm var: EFT... Belki bu yöntemi sen de duymuşsundur. EFT ile ilgili birçok kitap var, ayrıca bu konuda kurslar da düzenleniyor. Bir denemeni tavsiye ederim. Sevgiler...

nonick
12-11-2010, 08:32 PM
Balık, emek harcadığın, benim için kafa yorduğun, deneyimlerini paylaştığın ve önerilerin için çok saol. Evet, bu "dalga geçme" durumunu açıklamam lazım.

Ama birazdan dışarı çıkmam lazım. Döndüğümde uzun uzun anlatıcam.

sobel68
12-11-2010, 08:56 PM
Nonick,
İlk mesajımda açıklayamadığım bir durumu şimdi açıklayacağım: Senin yaşadıklarının çok benzerini ben de yaşadım. Hayatımın hemen hemen tümü sosyal fobiyle mücadele içinde geçti. Şu an 42 yaşındayım. Ve hala bu sorunun izerini taşıyorum. Ama öncesine göre çok daha iyiyim. Sen henüz çok gençsin. Benim gibi yıllarını bu sorunla boğuşarak geçirmen gerkmiyor. Çünkü son yıllarda psikoloji alanında büyük yenilikler ortaya çıkmaya başladı. Artık psikolojik sorunların çözümünde tek alternatif, terapi ve ilaç değil... İlk mesajımda önerdiğim EFT yöntemi sosyal fobi ve diğer pekçok psikolojik sorunun çözümünde mucizeler yaratıyor. Ben kitaplardan ve İnternet'ten araştırdım ve inanılmaz sonuçlara vardım. Sen de bir araştır istersen. Eğer araştırmaların sonucunda denemeye karar verirsen sadece kitaplarla yetinme, mutlaka bir kursa git. Eğer senin yaşlarında olsam ben hiç düşünmez, hemen o kurslardan birine yazılırdım. Belki yaşıma rağmen bir gün ben de yazılırım, kimbilir? Ama önceden dediğim gibi son yıllarda önceye oranla kendimi çok daha rahat hissettiğimden şimdilik pek de gerek görmüyorum buna. Ama senin için durum farklı. Daha önünde koca bir hayat var. Ve benim gibi sadece psikologlarla görüşüp ilaç kullanarak senelerini kaybetmeni istemem. Hiç değilse tavsiyemi biraz olsun düşün, olur mu? Sevgiler...

Minnie
12-11-2010, 09:17 PM
EFT de terapilerde kullanılan bir çeşit yöntem. Eğer kişinin dokunmaya karşı bir duyarlılığı yoksa kullanıyorum bende öneririm.

nonick
12-11-2010, 11:23 PM
Sobel68 büyüğüm,
Bu kadar faydalı bir yöntemse tabii denemek isterim. Bayramdan sonra psikiyatristim beni bir psikoloğa yönlendirecek, onunla konuşup tavsiyenizi tartışıcam.

Size de büyük geçmiş olsun. Umarım en kısa zamanda var olan ufak tefek sorunlarınızdan da kurtulursunuz. İlginiz ve öneriniz için teşekkür ederim.

nonick
12-11-2010, 11:25 PM
EFT de terapilerde kullanılan bir çeşit yöntem. Eğer kişinin dokunmaya karşı bir duyarlılığı yoksa kullanıyorum bende öneririm.

Gerçeği söylemek gerekirse, ben bu tip enerji olaylarına hep soğuk baktım ama denemekte fayda var sanırım.

İlgilendiğiniz için teşekkür ederim.

sobel68
12-11-2010, 11:54 PM
Nonick,
İşin içine "enerji" girince insanın aklı karışıyor haklı olarak. Sanki doğa üstü birşeylerden söz ediliyor gibi geliyor. Ben de başta bu nedenle bayağı temkinli yaklaştım EFT'ye. Ama bu konuda kitaplar okuyup iyice bilgi sahibi olunca anladım ki EFT son derece bilimsel bir yöntem. Bedendeki "akupunktur noktaları"na 5-6 kez hafif bir şekilde iki parmağınla vurma esasına dayanıyor. Bu vuruşların nedeniyse, fiziksel ya da psikolojik herhangi bir sorunda vücuttaki enerji akışının bozulması... EFT yönteminde, enerjinin akupunktur noktalarından geçtiğine inanılıyor. Bu noktalara vurarak da enerji akışını yeniden düzene sokuyoruz. Burada ne kadar anlatsam, seni ikna etmem mümkün değil. Çünkü anlattıklarımın ilk bakışta kulağa çok saçma geldiğini biliyorum. EFT hakkında kapsamlı bir araştırma yaparsan söylediklerimin parapsikolojiyle en küçük bir ilgisi olmadığını anlayacaksın. Tabii yine de son karar senin... İyi geceler...

nonick
13-11-2010, 12:53 PM
Bendeki alay ediliyormuşum hissi (ki bu gerçek) sadece tek bir olaydan kaynaklanmayan, çok sayıda olayın üstüste gelmesiyle geliştirdiğim aşağılık psikolojisinden kaynaklanıyor.

İlki lisede yatılı okulda yaşadıklarım, çaresizliğim ve yanımda bana destek olacak, beni ciddiye alacak kimsenin olmamasıydı. Babamın beni orada bırakırken "sana artık biz bakamıyoruz, bundan sonra devlet bakacak" şeklinde, o yaştaki bir çocuğu mahvedecek sözleriyle başladı ve etrafımdaki herkesten kötü durumda olduğum düşüncesiyle sonlandı.

Yıllar sonra lise bitip eve döndüğümde, evde kalmak bile istemiyordum, midem bulanıyodu. İstenmediğim, bir fazlalıkmışım gibi görüldüğüm bir yerde kendimi rahat hissetmem zaten abes olurdu. Sonradan çok uğraştılar beni kendilerine ısındırmaya, aslında ben de uğraşmadım deil ama olmadı, kendimi bir türlü ikna edemedim.

Burdan başlayan olaylar birbirini izledi. Artık herkese katı davranan, kimseyi önemsemeyen biri olmuştum ki bunu da sonradan farkettim çünkü yaşantıma göre herşey normal görünüyordu. Yalnızlığımı farketmemse başkalarının nasıl iyi anlaştıklarını anlayıp gıpta etmemle başladı. Artık ailemle aramda manevi olarak pek birşey hissetmiyordum. Hergün bağrış çağrış olan bir evde bu pek mümkün deil. Bir sıcaklık görürüm ümidiyle ilk mesajımda bahsettiğim, bana ilgi gösteren ve herkesinde hakkında "bak bu kız çok iyi biri, senden de hoşlanıyo" dediği kıza açılmaya karar verdim. Ağzım tutulsaydı, ellerim kırılsaydı, beynim dursaydı da ona onu sevdiğimi söylemeseydim. Şimdi buradan bakılınca başkalarının dolduruşuyla hareket etmişsin diyeceksiniz ama insanın içinde zerre kadar dahi bir his olmasa böyle bir işe girişmez. Cevap aklımı başımdan aldı. Meğerse yıllarca utangaç, kimseyi kırmak istemeyen, herkesle iyi geçinen çocuğu kafaya alıyorlarmış. Dedim ya bu konularda hiç bir şey bilmezdim (hoş hala da bilmiyorum ya). Kabullenmekte öyle zorlandım ki. Tam bir meczup halini almıştım.

Ömrü boyunca ailesi tarafından da, sonradan anladığım kadarıyla başkaları tarafından da hor görülen bir insanın, insan olduğunu anlama çabasını, onu mahvedecek şekilde bitirmek onu öylesine mutlu etti ki gülüşünü asla unutamıyorum. İşte ondan sonradır ki, elleri titreyen, gerçekle yalanın arasındaki farkı anlayamayan, hayata ve insanlara küskün biri oldum.

Üniversite benim için yeni bir hayattı. Yaşama tutunmak için herkesten fazla ihtiyacım vardı. Alınganlığımın da etkisi altındayken hocaların terslemeri, arkadaşlık kurma çabalarımın hep geri tepmesi beni oradan da soğuttu. Sonra okuldan ve evden uzaklaştım.
Hayat içinden çıkılmaz bir hal aldı. Kimseyle konuşmadın mı derseniz. Evet konuştum. Doktora gittim, durumumdan bahsettim. Doğal süreç içinde düzelmesini beklediler ama bu asla olmadı. Uzaktan duyduğum ve yüzüme karşı söylenen insanın yarasına tuz basan sözler, davranışlar beni tekrar dışarı itti. Kendimi hiç bir işe yaramayan bir parça çöp gibi hissetmeye başladım. Halbuki eskiden kimsenin sözlerini umursamazdım, ben yoluma bakardım.

Ve işte böyle. Hep insanın iyi olarak doğduğuna ve çevresi tarafından ne şekilde yönlendirilirse o tarafa meylettiğine inandım. Sonra okuduğum pedagojiyle ilgili kitaplarda da bunun doğruluğunu gördüm. Ben anlayışsız, kendini bilmez insanların eseriyim. İstediğim sadece bir güzel sözdü belki de ama bunun için yalvarmam mı gerekiyordu.

Hayatıma şöyle dönüp bakıyorum da. Tam bir pislik çukuru gibi. Başkaları söyledi diye öyle mi olmam lazım. Tabi ki hayır ama hani birine 40 sefer deli dendiğinde deli olurmuş ya, aynen öyle kendimi bir hiç olarak gördüm hep çünkü çevremdekiler öyle davrandılar.

Buna isyan etmeyi denedim ama direncim 1-2 sene sürdü. Nefret, hem de tüm insanlıktan nefret çok yıpratıcı oluyor.

Bana sonraları "herkes kötü de bir sen mi iyisin? neden insanlara yaklaşmıyosun" dediler. Burada anlatmam belki çok uzun sürecek hadiseler yaşadım. Ve şu anda hepsi beynime birikiyor.

Halbuki gelecekle ilgili planım bu muydu. Çok hırslıydım. Şimdiyse hiç birşey umrumda değil gibi geliyor.

Gerçeklik algımı yitirdim. Benden hissetmeyen bir insan olmamı bekliyorlar; olamıyorum. Şu içimdekileri söküp atamıyorum. Gözümün içine bakıla bakıla gurumla oynanmasını hazmedemiyorum.

O olaydan hemen sonraydı. Otobüste dalgın, mutsuz bir şekilde eve gelirken çok güzel, bilmem hangi fen lisesinde okuyan bir kız yanaştı bana. Kitabıma bakmak istediğini söyledi, konuştuk biraz. Normalde son durakta inerim ben. O benden 2 durak önce inerken ben burda iniyorum dedi ve sen de gel dercesine bir bakışı vardı. ama ben kesinlikle yanlış yorumlamış olmalıyım diye düşündüm. ya beni otobüs karanlık olduğu için tam olarak görememişti yada o da beni rezil etmek istiyor diye düşündüm.

bunun gibi bikaç olay daha oldu ama mutlaka yine kandıracaklar, kalan 2 kuruşluk gururumu da heba edecekler diye hepsinden kaçtım. sonra "garip" yada "çatlak" diye anılan biri oldum.

İşte "gerçek" nedir hala emin olamıyorum ve bu beni kahrediyor. İstediği kadar etrafımda kalanlar sen şölesin, bölesin desinler. Bu muallaklık beni delirtmek üzere.

Ve bu konudaki başarısız değerlendirmem, hayatımın her safhasına yansıdı. Konuşmaktan bile korkar oldum. Çünkü belki de ağzımdan ne çıktığını bile anlayamıyordum ben. Ben ne bilirdim ki. Tam bir gerizekalıydım belki de.

Neyse çok canım sıkıldı. Okumak isteyen olursa diye yazdım.

balık
13-11-2010, 08:14 PM
Zor bir süreç geçirmişsin... Her şey için ilk önce geçmiş olsun...
Küçüklüğünde bazı olaylarla başlayan ve devam eden, anlayışsız, insanlıktan uzak insanlarla ilişkilerin sonucunda kendine karşı olumsuz bir tutum oluşturmuşsun...
Olayların ayrıntılarını tam olarak bilmiyorum...Örneğin kıza açılman konusunda, kız dahil herkesin senle dalga geçtiğini birebir birinin ağzından duydun mu?
Şu var ki, insanın güveni yıkıldığı zaman toparlaması zor oluyor...Seni anlıyorum çok iyi...
Ama gene de, insanların bir insanla dalga geçmek için bu kadar iştahlı olabileceğini kabullenmek istemiyorum...Bu kadar adi ve düşüncesiz olabileceklerini.
Ama diyorum ya, güvenini kaybettin mi artık her insan her hareket her söz bi mayın kadar tehlikelidir...İnsan kendi türünden korkmaya başlar, yalnızlığa yakınlaşır...
Aslında ne diyeceğimi bilmiyorum biliyor musun...Teselli etmek gelmiyor içimden, teselliye ihtiyacı olan bir insan değilsin. Olumlu yaşantılara ihtiyacın var belki sadece... Buna hepimizin ihtiyacı var...Ben düzeltmeni umuyorum...Bir şekilde bir yerinden başlayıp, zaman da alsa, mücadele de gerekse düzeltmen için adımlar atmanı umuyorum...
Geçmiş olsun tekrar...Kendine iyi bak.

nonick
15-11-2010, 06:57 PM
Zor bir süreç geçirmişsin... Her şey için ilk önce geçmiş olsun...
Küçüklüğünde bazı olaylarla başlayan ve devam eden, anlayışsız, insanlıktan uzak insanlarla ilişkilerin sonucunda kendine karşı olumsuz bir tutum oluşturmuşsun...
Olayların ayrıntılarını tam olarak bilmiyorum...Örneğin kıza açılman konusunda, kız dahil herkesin senle dalga geçtiğini birebir birinin ağzından duydun mu?
Şu var ki, insanın güveni yıkıldığı zaman toparlaması zor oluyor...Seni anlıyorum çok iyi...
Ama gene de, insanların bir insanla dalga geçmek için bu kadar iştahlı olabileceğini kabullenmek istemiyorum...Bu kadar adi ve düşüncesiz olabileceklerini.
Ama diyorum ya, güvenini kaybettin mi artık her insan her hareket her söz bi mayın kadar tehlikelidir...İnsan kendi türünden korkmaya başlar, yalnızlığa yakınlaşır...
Aslında ne diyeceğimi bilmiyorum biliyor musun...Teselli etmek gelmiyor içimden, teselliye ihtiyacı olan bir insan değilsin. Olumlu yaşantılara ihtiyacın var belki sadece... Buna hepimizin ihtiyacı var...Ben düzeltmeni umuyorum...Bir şekilde bir yerinden başlayıp, zaman da alsa, mücadele de gerekse düzeltmen için adımlar atmanı umuyorum...
Geçmiş olsun tekrar...Kendine iyi bak.

Balık, doğru söylüyosun, olumlu birşeyler yaşamam, paylaşmam gerek ama hangi kafayla. Aslında ben bu karamsar ruh haliyle yaşamaya alıştım sayılır ama son zamanlarda gözlerimdeki kararma, düşüncelerimin bulankılığı, aradığım kelimeleri bulamamak, unutkanlık, vb. o kadar canımı sıkmaya başladı ki anlatamam.

Sadece bir tek şey istiyorum: kitabımı elime aldığımda yada bir film izlerken gözlerim kararmasın, başkalarının düşünceleri beynime hücum etmesin. Çünkü şu an tek yaşama sebebim okumak.

Depresyonun fiziksel etkilerini azaltacak bir ilaç yok mu acaba? Doktorum şu an için normal olduğunu söyledi.

Yıllardır bunu atlatmak için uğraşıyorum, umarım hep birlikte başarırız.

balık
17-11-2010, 07:15 PM
Balık, doğru söylüyosun, olumlu birşeyler yaşamam, paylaşmam gerek ama hangi kafayla. Aslında ben bu karamsar ruh haliyle yaşamaya alıştım sayılır ama son zamanlarda gözlerimdeki kararma, düşüncelerimin bulankılığı, aradığım kelimeleri bulamamak, unutkanlık, vb. o kadar canımı sıkmaya başladı ki anlatamam.

Sadece bir tek şey istiyorum: kitabımı elime aldığımda yada bir film izlerken gözlerim kararmasın, başkalarının düşünceleri beynime hücum etmesin. Çünkü şu an tek yaşama sebebim okumak.

Depresyonun fiziksel etkilerini azaltacak bir ilaç yok mu acaba? Doktorum şu an için normal olduğunu söyledi.

Yıllardır bunu atlatmak için uğraşıyorum, umarım hep birlikte başarırız.

Depresyonun ilk dönemlerinde bu sıkıntıları yaşaman normaldir. Bende de sürekli baş dönmesi olurdu, düşünce bulanıklığı aynı şekilde, bunun yanında konsantrasyon bozukluğu ve senin dediğin gibi bir şey okurken, izlerken kısacası bir şeyle ilgilenirken kafama üşüşen düşünceler, geçmişten görüntüler, utanç duyduğum anlar...Önceden utanç duymasam da o anlar aklıma gelince kendmi kötü hissederdim utanç duyardım...

Depresyonun fiziksel belirtilerini azaltacak ilaç sanırım gene antidepresanlar oluyor. Depresyonun hafiflemeye başladıkça bu sıkıntıların da hafifleyecektir. Yaşadığın bazı şeyler de ilaçların yan etkilerine bağlı olabilir. Doktoruna güven derim (en azından bu konuda:) Beslenmene dikkat et bir de, depresyonda iştah genel olarak kaçtığı için bu belirtilerin yetersiz beslenmeden de olabilir biraz. İlaçların sana uygunluğu konusunda, dozu ve hem depresyonun hem ilaçların etkileri konusunda doktorunla tekrar konuşabilirsin. Belki doz veya ilaç ayarlaması yapar. Bu arada sakın bu belirtileri azaltmak için kendi başına ilaç kullanma :) Uyumak veya konsantre olmak vs için örneğin.. Onların faydadan çok zararı oluyor. Belki kullanmazsın da söyleyeyim dedim :D Geçmiş olsun :)

goffee
17-11-2010, 08:43 PM
O düşünceler sadece sen onu yaşattıgın sürece var.
Birgün başkalarının her düşündügüne deger vermenin hayatını yaşamana engel oldugunu farkedince başkalarının düşüncelerine deger vermemeyi ögreneceksin.

bpac41
18-11-2010, 12:42 AM
Aynısı banada oldu her zaman her yerde tek başımayım 1 tane arkadaşım var o da okula gelmediği zaman sadece sınıfta oturup diğerlerinin ne yaptığını izliyorum sanırım çok okul değiştirmemden kaynaklandı bu olay ve ya ben öyle diyerek kendimi soyutluyorum hatalarımdan her neyse banada kocaelinin en iyi 2. anadolu lisesini kazanınca herkes bu çalışmayla bu nasıl kazandı dediler daha 4-5 ay önce şimdi ise herkes orayı kazandı da dersleri nasıl olcak bide ingilizce kursuna yazılmış sanki bişey öğrenebilicek diyo aslında inglizcem gayet iyi her yıl yurdışına çıkarım 15 yaşımda olmama rağmen 12 kere dünyanın farklı ülkeleri gördüm yaşam tarzları eğitim sistemleri tabi türkiye ye gelince jetlack oluyosunuz sanki o düzeni bırakıp yine aynı yaşama gelmişsiniz...Öte yandan insanların alaycı tavırları beni hiç olmadığım bir yere sürükle İNTİKAM şu anda ise tek düşündüğüm şey EGOM ve insanlardan İNTİKAM almak aslında çocukken hiç öyle biri değildim ama zamanla farklı tecrübelerle insanlar bu noktaya geliyomuş bunu öğrendim şimdi aynaya bakıyorumda gözümde ki gülücük merhamet sevgi yerini egoist intikam manyağı bir canavara bırakmış... kendime güvenim hiç kalmadı yaptığım matematik sorularını bile "acaba şansa mı buldum?" diyorum ders çalışırken hep aklıma insanların sözleri geliyo ve hepsinin cenazesine katılmak için sabırsızlanıyorum diyorum kendime sonra gece yatağa yattığımda kendimi düşünüyorum ne oldu da böyle oldu 1 saat belki 2 saat sonra dalıyorum uykuya yine aynı rutine devam şuanda nedense çok nefret doluyum bütün insanlara karşı bi yandanda yunus emrenin sözü geliyo "yaradılanı severim yaradandan ötürü" yaptığım çok yanlış bişey gibi geliyo ama inan ki şuanda çok rahatladım hiç arkadaşım olmadığından olsa gerek bunları hep kendi kendime anlatıyodum beni gerçekten rahatlattın cevap gelmesede pek umrumda olmaz nasıl olsa alışığım ama yinede teşekkür ederim...

nonick
18-11-2010, 10:12 PM
"bpack41" hissettiklerini ne kadar anladığımı söylesem de çok manasız olacağını biliyorum ama 15 yaşında bunlarla tek başına uğraşman ne kadar doğru sence? İyi bir okulda okuduğunu yazmışsın, bu tip okulların profesyonel rehber öğretmenleri de vardır ve inan bana onlar senin için orada. Bunları bildiğinden hiç şüphem yok fakat bir şey daha biliyorum ki o da öğrencinin rehberliğe yadırganacağı yada işe yaramayacağı korkusuyla gitmediğidir.Ama şundan da emin ol sen istemediğin sürece orada konuşulanları senden ve rehber hocadan başkası bilemez ve birşey ifade etmeyeceğini düşünsen de seni dinleyen birinin olması bile iyidir. kendim yapamadığım şeyleri başkasına söyleyemediğimden, salla başkalarının dediklerini diyemicem ama bi dene istersen:) kendine iyi davran...

nonick
18-11-2010, 10:27 PM
O düşünceler sadece sen onu yaşattıgın sürece var.
Birgün başkalarının her düşündügüne deger vermenin hayatını yaşamana engel oldugunu farkedince başkalarının düşüncelerine deger vermemeyi ögreneceksin.

Haklısın, hayatı başkalarının kurallarıyla yaşamak çok saçma. Ama bir türlü kendi hayatımın başrolünde olduğumu hissedemiyorum...bu zamana kadar hep başkalarının hayatlarında figüranlık yapmışım, şimdi benim sıram diyorum ama bu sefer de filmi beğenmiyorum, kara mizahtan hep nefret ettim.

Bendeki bitkinlik de sanırım depresyon+anemi den kaynaklanıomuş. Aslında tahmin etmiştim... insan 100 kilodan 70 kiloya 6-7 ayda düşüyosa mutlaka bi problem vardır. bayram geçsin bi doktora gidicem. zaten ömrüm doktorlar ve eczaneler arasında geçiyo.

benden şimdilik bu kadar. kendinize iyi bakın...

moonchild
20-11-2010, 03:14 AM
bende bi dönem buna benzer bişey geçirdim üniversiteye ilk başladığm yıl,hoş seninkiyle kıyaslanamaz bile ama anlatayım..

insanlardan korkuyordum kızladan özellikle.herkez benle alay ediyor diye düşündüğüm zamanlar oldu,insanların dediklerine karşı hemen alınganlık gösterebiliyrdum sözlerinde fesatlık arayarak kendi kendime senaryolar yazıp moralimi bozuyorudum.

şimdi bu sorun yüzde doksan bitti.fazla duygusal olmamak,insanları fazla önemsememek,dediklerinde illakine birşey aramamak , çok insan tanımak lazım

belkide seni yakın görüp şaka yaptıklarını sandılar ha ne dersin? benim ev arkadaşım hergün bana mal der mesela,ben şmdi dünyanın en mal insanıyım gibi birşey düşünmüyorum neden şaka oldugunu biliyorum samimi oldugunuda bide bu açıdan düşün.

moonchild
20-11-2010, 03:20 AM
bir fahişeyle beraber ol,derdin tasan kalmaz

ciddiyim.psikolojik sorunların altında üreyememek vardır,çoğunluk öyledir.bu doğanın nesil dünyaya getiremiyorsan elenirsin uyarısıdır.

nonick
20-11-2010, 02:53 PM
şaka...samimiyet...asıl kopuş noktam bunlar benim... şaka olduğunu sandığın şeyler gerçek, gerçek olduğunu düşündüklerin de yalan çıkınca, insan tamamen hayata bakışını değiştiriyor...şu an herhangi bir kaygım yok, çünkü hayattan pek bi beklentim kalmadı... benimle yıllarca alay eden oro... evlendi, boşandı, belki şimdi başkasına satmıştır kendini ama benim hayatım hep yerinde sayıyo... işte insana en çok koyan da bu oluyo ve senin gözünün içine baka baka yapılıyo bunlar, bilerek, senin ezilip büzüldüğünü görüp sevinerek... belki de hiç umursamıyordur... lanet olsun tanrı denilenin şeyin adalet anlayışı buysa ben böyle adaletin içine sı...

fahişe olayına gelince, düşünmedim deil aslında ama zaten kapkara olan içimi daha da karartır diye korkuyorum. pislikler yüzünden daha da iğrençleşmekten korkuyorum... lanet olsun, bugün kendimi bo. gibi hissediyorum.

moonchild
20-11-2010, 06:00 PM
şaka...samimiyet...asıl kopuş noktam bunlar benim... şaka olduğunu sandığın şeyler gerçek, gerçek olduğunu düşündüklerin de yalan çıkınca, insan tamamen hayata bakışını değiştiriyor...şu an herhangi bir kaygım yok, çünkü hayattan pek bi beklentim kalmadı... benimle yıllarca alay eden oro... evlendi, boşandı, belki şimdi başkasına satmıştır kendini ama benim hayatım hep yerinde sayıyo... işte insana en çok koyan da bu oluyo ve senin gözünün içine baka baka yapılıyo bunlar, bilerek, senin ezilip büzüldüğünü görüp sevinerek... belki de hiç umursamıyordur... lanet olsun tanrı denilenin şeyin adalet anlayışı buysa ben böyle adaletin içine sı...

fahişe olayına gelince, düşünmedim deil aslında ama zaten kapkara olan içimi daha da karartır diye korkuyorum. pislikler yüzünden daha da iğrençleşmekten korkuyorum... lanet olsun, bugün kendimi bo. gibi hissediyorum.



ne diyim bu iş kendinde biter.tavsiyemi dikkate al derim,merak etme derdin tasan kalmaz test edildi onaylandı.hiç olmadı daha az stresli olursun.