PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Utangaçlık ve Sosyal Fobi arasındaki İlişki.



9 ŞUBAT
13-08-2010, 02:26 PM
Utangaçlık sorunu olan kişi birileriyle birlikteyken bu kaygıyı nasıl gidereceğine değil, “ne kadar çok kaygılı” olduğuna konsantre olur.

Sosyal Kaygı: utangaçlık iç içe yaşanan yoğun ve rahatsız edici bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak durum, aptal duruma düşme, onlar tarafından reddedilme yada yetersiz görülme korkusudur.

Utangaçlık sorunu olan kişi birileriyle birlikteyken bu kaygıyı nasıl gidereceğine değil, “ne kadar çok kaygılı” olduğuna konsantre olur. Böylelikle kaygısı daha da artar ve bir kısır döngüye girmiş olur. Bakalım aynı zamanda zihninden geçen otomatik düşünceler nelerdir:

- Kendimi aptal durumuna düşüreceğim,

- Söyleyecek hiçbir şey bulamayacağım, donup kalacağım,

- Eğer ağzımı açarsam sesim bir tuhaf çıkacak,

- Kalbim fena halde çarpıyor, ya kalp krizi geçirirsem,

- Çok tuhaf görünüyor olmalıyım,

- Bir kaçabilsem,

- Kendimi kontrol edemeyeceğim,

- Kızaracağım, titreyeceğim.

Önemli olan bu düşüncelerin gerçekçi algılar üzerine oturtulmamış, tam tersi, mantık dışı bir korkuya temellendirilmiş olmalarıdır. Çünkü herkesin onları seyrettiğine, zayıflıklarını yada yetersizliklerini yakalamaya çalıştıklarına inanır ve kaygının kısır döngüsü arttıkça düşünceler de iyice çarpıtılır.

Utangaçlık sorunu olan kişilerin mantık dışı 4 temel inançları şunlardır:

1. Bir sosyal toplantıda uzun süre durup beklerseniz, iyi bir şey olur.
Bu inanç sohbet başlatmak korkusuyla geliştirilir. Oysa ki, iki kişinin tanışması yada konuşması için en az bir kişinin çaba göstermesi gerekir.

2. Diğer insanlar sosyal etkinliklere davet edildikleri için şanslıdır.
Çok yanlış. Tam tersi bu bir şans işi değildir. Sosyal olarak aktif olan insanlar, başkaları ile tanışmak ve onlarla zaman geçirmek için çaba gösterirler, kulüplere üye olurlar, başkalarını bir şeyler yapmak için davet ederler.

3. Nerede olursam olayım sosyalleşebilme olanağım hep aynı olacaktır.
Bu çaba göstermemek için başka bir bahanedir. Oysa bir çok sosyal kulübün insanları bir araya getirmek gibi bir işlevi vardır. Etkinliklerine katıldığınız zaman kendinizi birileriyle birlikte bir şeyler yaparken bulursunuz.

4. Biri bana karşı ilgisiz görünüyorsa o kesinlikle beni sevmiyordur ve hiçbir zaman sevmeyecektir.

Bu inanç boş yere kendinizi insanlardan çekmenize ve yalnızlık hissetmenize yol açar. Biri sizinle ilgilenmediyse bu sizi sevmiyor anlamına gelmez. Sevgi zaman ister ve bir şeyler paylaştıkça gelişir.

Halbuki utangaç olan insanlar bu mantık dışı inançlarının yerine gerçekçi olan inançlar koyabilseler utangaçlıklarını yenme konusunda güzel bir başlangıç yapmış olurlar. Bunlar;

Sosyal bir ortama girince herkes biraz kaygı yaşar, bu nedenle bir şeyleri başlatmadan önce tamamen rahatlamayı bekleyemem.

Olmadığım biri gibi davranmama gerek yok. Bu beni daha da kaygılandırıyor.
Başkalarının beni çok acımasız eleştireceğini düşünüyorum. Gerçekte kendime karşı acımasız olan benim.

Sosyal becerileri çok gelişmiş kişiler de her zaman % 100 başarılı değiller. Bu nedenle bir etkileşim istediğim gibi iyi gitmezse çok üzülmemeliyim.

Sosyal kaygı utangaç olmayan insanlar tarafından da yaşanır. Ancak bu kişiler kaygılarını farklı bir biçimde yorumladıkları için kısır döngüye girmezler. Utangaçlık sorunu olanlar bu kaygıyı kendi kişiliklerinin bir parçası olarak görürler. Diğerleri ise bir duygu olarak değerlendirirler ve “aynı ortamda kim olsa aynı duyguyu yaşardı” diye düşünürler.

Bu yorumlama farklılığı utangaç olmayan kişilerin kendilerine güvenlerinin daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle bu kişiler sosyal ortamdaki başarılarının kendilerinden, başarısızlıklarının ise dış etkenlerden kaynaklandığını düşünürken, utangaç kişiler tam tersine, sosyal ortamdaki başarısızlıklarının kendilerinden kaynaklandığını, başarının ise ortam sayesinde gerçekleştiğini düşünürler

Aktuel Psikoloji

Hydra
13-08-2010, 07:25 PM
Önemli olan bu düşüncelerin gerçekçi algılar üzerine oturtulmamış, tam tersi, mantık dışı bir korkuya temellendirilmiş olmalarıdır. Çünkü herkesin onları seyrettiğine, zayıflıklarını yada yetersizliklerini yakalamaya çalıştıklarına inanır ve kaygının kısır döngüsü arttıkça düşünceler de iyice çarpıtılır.



Düşünceler gerçekçi algılar üzerine oturmadığı halde bile beynimizin gösterdiği reaksiyonlar benim hep ilgi alanıma girmiştir.

ararat
13-08-2010, 08:53 PM
Utangaçım,sosyal fobiğim en önemlisi de isteksizim.Biri bir şey sormasa kırk yıl konuşmam.Yere bakarak yürüyorum biri görüp içinden ne çirkin kız diyecek diye .üff ne zor şey...

nakşidil
14-08-2010, 01:32 AM
Düşünceler gerçekçi algılar üzerine oturmadığı halde bile beynimizin gösterdiği reaksiyonlar benim hep ilgi alanıma girmiştir.

peki düşünceler gerçekçi algılanmasada beyin yinede tepki veriyormu.?tam olarak hatırlamıyorum ama bir yerde izledim sanırım aklımızdan birkere bile olumsuz birşey geçirdiğimizde onu yapmamayı tembihlesek bile beynimize tam aksini yaparmış diye doğrumu?sizce.....sevgimle....dua ile....

nilaynil
14-08-2010, 01:33 AM
[QUOTE=ararat;83178]Utangaçım,sosyal fobiğim en önemlisi de isteksizim.Biri bir şey sormasa kırk yıl konuşmam.Yere bakarak yürüyorum biri görüp içinden ne çirkin kız diyecek di
ye .üff ne zor şey...

Hiç yer bakarak yürüme dimdik yürü ,ben de beğenilmediğimi düşünüyorum ama yürürken yere bakmıyorum, her şey güvende bitiyor (söyleyenede bak) biliyorum bunu ama uygulayamıyorum ne kızlar gördüm yanındaki erkek arkadaşlarını gördüğümde şaşar kalırdım nasıl oluyo diye çünkü özgüvenleri çok yüksek o kızların

Hydra
14-08-2010, 02:23 AM
peki düşünceler gerçekçi algılanmasada beyin yinede tepki veriyormu.?tam olarak hatırlamıyorum ama bir yerde izledim sanırım aklımızdan birkere bile olumsuz birşey geçirdiğimizde onu yapmamayı tembihlesek bile beynimize tam aksini yaparmış diye doğrumu?sizce.....sevgimle....dua ile....

Düşünce kafamıza girdiği zaman beynimiz salgıladığı nörotransmitter maddeler ile düşüncenin gerçekçiliğini yargılamaktan öte değerlendirmeye başlar.Yani olursa ne olur olmazsa ne olur der?Beyin içinde bulunduğu durum sağlıklıysa yani depresyon panik atak bi polar manik durumlar yoksa değerlendirme aşamasını hakkıyla yapar.

Düşünce dediğimiz şey gerçekçi algılara bürünmese bile yukarıda anlattığımın tam tersi olarak fikir üretmeye başlar.Mesele aşık olmadığınız birini düşünün ona aşık olduğunuzda muhtemel getirileri değerlendirmeye başladığınızda beyinde dopamin salgısı artar ve beyin düşünmeye başlar.Bittabi bu kimyasallar bakımından sıkıntılı olan bireylerde beyin dopamin salgısını serotoninle düzenleyemez ve işte o zaman psikolojik durumlar başlar.

Beynimiz tam aksini yapacak kudrette değil fakat aksini yaptırmaya çalışma kudreti sahibidir.Çok sinirlendiğiniz bir insanı düşünün.günlük hayatta yeri gelince elimden gelse bir kaşık suda boğarım dediğinizi hayal edin.[ki demişsinizdir].Bu durumda bir rahatlama hissedersiniz.İşte bundan ötürü beyin yapmamayı uygun gördüğümüz durumları yapmış gibi rahatlama hissini verebilir.

Özetle öz değerlendirme mekanizması beynimizidir.Beynimize yön veren biziz fakat yön verme organımız yine beynimizdir:)


Saygılar

9 ŞUBAT
14-08-2010, 05:41 PM
Çekingenlik ,utangaçlık hemen hemen bir çogumuzun yaşadıgı tatdıgı duygulardır ne yazıkki .Bunda kendimize olan özguven eksikliginin buyuk etkisi vardır .

Bunu aşabildigimiz takdirde buyuk olasılıkla çekingenlik ve utangaçlıkla başedebiliriz .

Yıllar once bende oldukça çekingen ,biriydim .Ama ilginç bir şekilde bu çekingenligimi atlattım .

Bunu aşmak için hafta sonları pazar'a gider evin alışverişini yapardım böylece tanımadıgım insanlarla konuşur iç içe olurdum veya otobus duragı ,garaj veya sinema gibi insanların sık oldugu yerlere gider ,sanki bir yerlere gidecekmiş veya sinemaya girecekmiş gibi davranıp elimden geldigince onlara bir şeyler sormaya ,insanlarla mumkun olabildigince konuşmaya çabalardım .

Bu çabam bana çok şey kazandırdı buyuk olçude çekingenligimi atlattım ,şimdilerde çok nadir çekingen davranıyorum .Ama artık en azından artık kendimi tanıdıgımdan eskisi gibi degilim .Artık benim için ilk adımı atmak onemli o ilk adımı attıgım anda artık kimse beni engeleyemez kafamda ne varsa yaparım .

Birde şunu ilke edindim ,diyelimki yeni bir spor yapıyorum veya yeni bir işle ugraşıyorum ,dogal olarak başarısız olmam normal ,eskiden olsa kendime kızıp o işten vazgeçerdim .

Ama şimdi artık oyle degilim ,kendi kendime ''sanki onlar analarının karnındamı ogrendiler ''diye duşunup gunun birinde benimde onların seviyesine gelecegimi duşunup ,yaptıgım hatalar karşısında asla utanmıyorum .

Onun yerinde nerde hatalıyım dogrusu ne diye onu inceleyip ona gore davranıyorum .

Hydra 'nında dedigi gibi her şey bize ve beynimize baglı ,çekingenim utangaçım diye asla duşuncelerinizden hayallerinizden vazgeçmeyin .

Hydra
14-08-2010, 06:08 PM
Benimde bir arkadaşım vardı.Hastanede tanıdık arkadaşıma gösterdim.Oda fikir yürütsün diye.Hekim arkadaşın tavsiyesi şu oldu:
Kantinde direk başka kişilerin masasına git ve oturabilir miyim de?
Dolayısıyla küçük küçük çabalayarak üstesinden gelinebiliniyor.
Uzaktan bakınca bir başkasına masana oturabilir miyim demek zor gibi gelir ama bence bir defa denendikten sonra yani kendimize çizdiğimi dar kalıptan bir defa çıktıktan sonra gerisi geliyor.