PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çocuklukta Ayrılma Kaygısı



Selina
03-07-2010, 07:23 PM
Ayrılma kaygısı, kişinin bağlılık figürünü kaybetmesi ve ayrılması gerektiği bir durum ile yüz yüze kalındığında veya böyle bir şeyin olabileceği sezinlendiğinde ortaya çıkan olumsuz duygulanımdır.


Önemli birinin ayrılmasına gösterilen tepki genelde 6 aydan sonra kendini gösterir. Normal ayrılma kaygısı 18 aylık iken doruğa yükselir, okul öncesi çağa doğru kaygı düşer. Üç yaş civarında çocuğun ayrılmayı bilişsel olarak algılama kapasitesi gelişmiş ve bunun geçici olduğu fikri yerleşmiştir, aynı zamanda da yanında olmadığı zaman da annesinin içsel resmini koruyabilme kapasitesini geliştirmiştir.


Kültürel farklılıklar da ayrılma kaygısının gelişiminde rol oynar. Bebeğin anneyle çok yakın fiziksel yakınlığının desteklendiği, genel de yalnız annenin bebek bakımını üstlendiği ve yabancıyla temasın az olduğu kültürlerde ayrılmaya gösterilen tepki daha erken ve daha yoğun olduğu görülmektedir.


Bağlılık davranışı, ayrılma tepkisi ve birleşme davranışı birçok şekilde olduğu gibi öğrenilmiştir. Bağlılık ve keşfetme davranışı arasındaki denge, bebeğin kendisinin gitmesine izin vermesi ile bebeğin kendisini annesine bırakması arasındaki dengedir. Etrafı keşfetmek için anneden uzaklaşan bebek anneye ulaşılabilir olduğunu bilmesi, annenin ayrılığında ise çocuk anneye ulaşılabilme olasılığının düştüğünü böylece tanıdık olmayan çevrenin daha tehdit edici olabileceğini hisseder, bu nedenle ayrılık süresi çocuğun dayanabileceği, ihtiyaçlarının tekrar karşılanacağı ve annenin geri dönebilirliğini öngörmesi ile ayrılığa dayanma gücü artacaktır. Fakat bu sürelerin uzaması ve çocuğun keşif süreci sonunda geri döndüğünde ihtiyaçlarını karşılayan anneyi bulamadığı durumlarda çocuk ayrılığı protesto edecek keşif isteği yerini bağlılığa bırakacaktır. Ayrılık süresi 6 aydan fazla ise çocuk anneye tekrar bağlanma geliştiremez.


Ayrılma kaygısı çocuğun bağlandığı figürden (çoğunlukla anneden) ayrıldığında yaşından beklenenden fazla bir ayrılık kaygısı gösterdiğinde patoloji sayılmaktadır. Patolojik bir şekilde ayrılma kaygısı yaşayan çocuk:



- Bağlandığı kişiden ayrıldığında nerede olduklarını,ne yaptıklarını bilmek isterler.

- Kendi başlarına evden ayrılmak istemezler.

- Geceleri ebeveynlerinin yatağında uyumak isterler.

- Evden ya da bağlandıkları kişiden ayrıldıklarında sosyal olarak geri çekilme, apati, üzüntü veya oyuna,işe konsantre olamama davranışları gösterirler.

- Yaşlarına göre hayvan, canavar, karanlık, hırsız, kaçırılma, trafik kazası gibi korkuları bulunabilir.

- Ölüm ve ölme ile ilgili düşünceleri yoğundur.

- Ayrılma sırasında öfke gösterip ayrılmaya zorlayan kişilere saldırabilir.

- Genellikle talepkar, sınırları zorlayan ve devamlı olarak dikkat isteyen çocuklardır.

- Depresif duygu durumları vardır. Süreç içinde majör depresif bozukluğa dönüşebilir. Ayrıca ilerde panik bozukluğa taban oluşturabilir.


Bu çocukların aile yapısında anne aşırı kaygılı ve kaygılıdır. Anneler genellikle fobik özeklikler taşır. Baba genellikle pasiftir, çocuğu anne arasındaki patolojik ilişkiden habersizdir, kendisi de bir şekilde anneye bağımlıdır.



Tedavi olarak; çocuk ayrılmayla baş ederken kendisini rahatlatacak yöntemler üzerinde durulmalı, bağımsızlığı ödüllendirilmelidir. Kısa ayrılıklarla duyarsızlığın geliştirilmesi üzerinde durulur. Aynı zamanda aile de çalışma içine alınmalı, annenin kendi bağımlılığıyla ilgili çalışılmalı babanın evin içindeki gücü ve çocuk üzerindeki etkinliğinin artırılması üzerinde çalışılır.

kaynak

Hydra
04-07-2010, 11:26 PM
Bende bir kitapta;
''İlk üç yaşta, çocuk anasının geçici ayrılığına birkaç hafta dayanabilir.Bebeklik çağında bu ayrılığın bir haftayı geçmemesi doğru olur.Dört beş yaş çocukları, tanıdık bir kimse yanında, ana ayrılığına bir iki ay süreyle katlanabilirler.Bu ayrılık kalıcı bir iz bırakmaz.Ancak çocukların tepkileri çok değişiklik gösterebilir.Bu ana ile ilişkisinin sıkılığına yanında kalacağı kimseyle önceden iyi ilişkisinin doğru olup olmayışına göre değişir.'' diye okumuştum.

Bebeklerde ilk üç ay içerisinde geri dönme noktasında bebeğin eski neşesine geri döndüğü tespit edilmiş.Üç ayı geçerse toparlanmasının güç olduğu görülmüş.
Yine araştırmalara göre; Kendisi anne sevgisinden yoksun büyümüş olan maymunda annelik yeteneğinin gelişmediği tespit edilmiş.
Anneden yoksun kalan çocukların gelişim geriliği yaşadığı tespit edilmiş.(Öksüz yuvalarında yapılan araştırmalar sonucu)
Demek ki öz deyiş doğru ''Anasız kuzu koç olmaz !''

dogruluk
21-07-2011, 11:37 AM
işte benim sorunum bu

17 aylıkken ailesinden 2 ay uzakta yaşamak zorunda kalan bir bebeğin başına neler gelir? Bunlar nasıl düzeltilebilir? Benim aklıma gelen oyaşa geri dönmek ve o çocuğun yaşadığı sorunları düzeltmek. Buda hipnoz regresyon yada timeline terapi yada aile dizilimi, gittikçe daha ruhsal yerlere kayıyorum, daha teknik ve kesin çözümü yokmu bu işin?

Hydra
21-07-2011, 04:25 PM
Bahsettiğiniz kişi kim?